2 Şubat 2008 Cumartesi

NÜKLEER SANTRAL KURULMALI MI?

Ülkemizde son 20–25 yıldır nükleer santral kurulması tartışılıyor. İlk kez AKKUYU’ da kurulmasına karar verilmişti. Nükleer santrale karşı yıllar boyu yapılan mücadeleler sonunda Başbakan Bülent ECEVİT, projeyi iptal etmişti. Şimdi AKP iktidarı nükleer santralin Sinop’ a kurulmasını kararlaştırdı. Ve bunun için TBMM de kabul edilen yasa cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından bir kez daha görüşülmek üzere iade edildi. Bu yasa tasarısı şimdi yeniden TBMM görüşülmeye başlandı. Büyük olasılıkla kabul edilecek ve cumhurbaşkanınca onaylanacak.

Santral karşıtları; özellikle ağır metal atıklarından yola çıkarak bir ülkede nükleer santral yapılmasının gelecek kuşakları doğrudan ve sonu olmayan bir radyasyon tehdidine mahkum etmek anlamına geldiğine dikkat çekiyor.

Santral taraftarları ise; enerji açığının altını çiziyor ve elektrik yoksa gelecek de yok diyor.

Bilim insanlarının açıkladığına göre ; Dünya üzerinde halen 32 ülke 443 nükleer santralde yılda toplam 370 bin megavatt yani dünya elektrik enerji üretiminin yüzde 18'ini üretiyor. Ancak bu santraller her yıl toplam 12 bin ton nükleer atık üretiyor. Başta Avrupa ülkeleri etrafa yaydıkları radyasyon çok ölümcül olduğu için topraklarında nükleer atık istemiyor. Nükleer atıklar çevreye çok uzun 300 yıl aralıksız radyasyon yayıyor. Son rakamlara göre ortalama bir nükleer santral yaklaşık 3-5 milyar dolara mal oluyor, yılda yaklaşık 11 milyar kilovat saat enerji üretiyor. Ama yılda ortalama 60 metreküp radyoaktif atık bırakıyor. Atıkların ortadan kaldırılması ise ortalama 38 milyon Euro' ya mal oluyor. Avrupa'da ki 145 nükleer santralden çıkan 12 bin ton atık toprak altında ve her yıl bin 730 ton yeni atık oluşuyor. Alman Nükleer Enerji Kurumu atıkları güvenli olarak ortadan kaldırmak için yıllık 30-35 milyon Euro harcıyor.

Dünyadaki 443 nükleer santralin yıllık uranyum ihtiyacı 65 bin ton. Dünyanın toplam uranyum rezervi ise 11 milyon ton yani 100 yıl yetecek düzeyinde. Ama bu miktarın sadece 3 milyon tonunun topraktan çıkarılması ekonomik, kalan kısım ya toprağın çok derininde veya okyanusların altında.

Türkiye'nin en kuzey noktası İnce burun Feneri'nin önüne NÜKLEER SANTRALİN soğutma tesisi yapılacak. Buranın 20 bin dönümlük bölümü çam ormanı olduğundan binlerce ağaç kesilecek. Yaklaşık 5 bin dönümlük alanda bulunan 2 köyün taşınması gündeme gelecek. Aynı zamanda yaban hayatı koruma alını da olan bölgedeki binlerce hayvan santralden etkilenecek.

Sinop'taki sivil toplum kuruluşları santralin yapılmasına izin vermeyeceklerini belirterek referandum yapılmasını istiyor. Türkiye genelindeki bazı sivil toplum örgütleri ve sendikalar, Greenpeace üyesi ve nükleer karşıtı 2 bine yakın yabancı ile de iş birliği yaparak santralın yapılacağı yerde tabutların taşınacağı bir eylem gerçekleştiriyor. Nükleer Santral Platformu Sinop'ta uzun yıllardır böyle bir santral kurulmasının hep gündemde olduğunu belirterek, "Biz sağ olduğumuz sürece bunun yapılması ve çalıştırılması mümkün olmayacaktır" diyor.

Nükleer santral kurulursa doğanın katledilmesi, her yıl katlanarak artan ve milyonlarca insan üzerinde devamlı ölüm tehlikesi yaratacak nükleer atıklar ne olacak? Halbuki doğayı katletmeyen, insanlar üzerinde hiçbir tehlike yaratmayan, devamlı kendini yenileyen ve asla bitmeyen dünyamızda yeterli enerji kaynakları var.

Rüzgar enerjisi. Jeotermal enerji, Güneş enerjisi gibi.

Rüzgâr türbinlerinden herhangi bir çevre kirliliği olmaz. Bir rüzgâr türbinini yapmak ve çalıştırmak için gerekli olan enerjiyi geri kazanmak için sadece iki ya da üç ay yeterli olacaktır. Rüzgârdaki enerji sürdürülebilir hiç bitmeyen bir kaynaktır.

Danimarka elektrik tüketiminin %31.1'ini rüzgar enerjisi ile elde etmekte, 2008 de bunu yüzde 40 a yükselmesini beklenmektedir.

Rüzgar enerjisi doğada bol bulunan bedava bir enerji kaynağıdır. Bakım ve onarım masrafları da yok denecek kadar azdır.

Enerjilere dönük teknoloji üreten Almanya AG Şirketi'nin Türk ortağı ŞEYHMUZ ÖZMEN; “Almanya’nın Nükleer reaktörlerini 2020'ye kadar kapatma kararı aldığını, Atom enerjisinin yerine alternatif olarak yılda 12 bin megavatın üzerinde rüzgar enerjisi elde edildiğini, Türkiye rüzgar enerjisi için çok uygun, rüzgar enerji üretiminde Türkiye treni kaçırmamalı, Rüzgar enerjisi ile birlikte sanayi ve turizmin de gelişecek, bağımlı kalmaktan kurtulacak, rüzgar enerjisi dönük çalışmaya hemen başlarsa 20 yılda enerji ihraç eden ülkelerden olur, Ege Bölgesi buna çok müsait. Alman işadamları rüzgar enerji teknolojisini Türkiye'ye getirmek ve yatırım yapmak istiyor, hazine garantisi istenmiyor, Türkiye satın alma garantisi verdiği anda yatırımlar başlar. Türkiye, tek kuruş harcamadan enerjide Avrupa lideri olur" diyor.

Rüzgar enerjisi boldur. Toplam elektrik enerjisi tüketiminin Türkiye’de en az iki mislinin rüzgardan sağlanabileceğini bilim adamları öngörmektedir.

Antakya, Bandırma, Bergama, Bodrum, Bozcaada, Çanakkale, Çeşme, Çorlu, Gökçeada, İnebolu, Mardin ve Sinop rüzgar enerjisince zengin yörelerimizdir. 2007

Hiç yorum yok: