<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851</id><updated>2011-08-28T04:21:19.193-07:00</updated><title type='text'>MERHABA</title><subtitle type='html'>İBRAHİM BAYTAK YAZILARI</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>340</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-9105342219309261219</id><published>2011-05-16T11:59:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T12:00:02.615-07:00</updated><title type='text'>EFSANE</title><content type='html'>BAŞBAKAN NEDEN KILIÇDAROĞLU İLE&lt;br /&gt;EKRANA ÇIKMIYOR?&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan AKP genel başkanı olduktan sonra 2002 seçimleri öncesi, &lt;br /&gt;CHP lideri BAYKAL ve diğer parti liderleri ile birlikte TV ye çıktı. Kimse ona “SEN ÇIRAKSIN” demedi.&lt;br /&gt;Başbakan olduktan sonra hep tek başına ekrana çıkıyor.&lt;br /&gt;Deniz BAYKAL defalarca davet etti çıkmadı. &lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU, her gün mitinglerde  meydan okuyor “yüreğin varsa karşıma çık” diyor. &lt;br /&gt;Başbakan “sen daha çıraksın, ben artık usta oldum, sende ustalaş öyle gel” diyor.&lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU diyor ki;&lt;br /&gt;Ben TV de ekrana çıktığımda izleyenler, &lt;br /&gt;Miting yaptığımda gelenler, &lt;br /&gt;CHP üyeleri veya CHP ye oy vermeyi düşünenler oluyor.&lt;br /&gt;Ben sizin ve hükümetiniz hakkında birçok eleştiri yapıyorum, bir çok iddiada bulunuyorum. &lt;br /&gt;İzleyenler CHP li ve CHP ye oy verecek kişiler olduğu için bana inanıyorlar. &lt;br /&gt;Siz TV de ekrana çıktığınız da izleyenler, &lt;br /&gt;Miting yaptığınızda gelenler,&lt;br /&gt;AKP üyeleri veya AKP ye oy vermeyi düşünenler oluyor.&lt;br /&gt;Siz benim ve partim hakkında birçok eleştiri yapıyor, bir çok iddiada bulunuyorsunuz. &lt;br /&gt;İzleyenler AKP li ve AKP ye oy verecek kişiler olduğu için size inanıyorlar. &lt;br /&gt;Gelin birlikte sizin istediğiniz TV ye, Sizin istediğiniz gazetecilerle” çıkalım.&lt;br /&gt;O zaman AKP, CHP veya başka partili halkın, seçmenlerin büyük çoğunluğu bizi izler. &lt;br /&gt;Ben sizin partiniz hakkında eleştirilerimi, yanlışları doğruları, ülkenin sorunlarını söyleyeyim.&lt;br /&gt;Partimizin programını, projelerini, iktidara gelince neler yapacağımı anlatayım.&lt;br /&gt;Sizde eleştirilere yanıt verin.&lt;br /&gt;Benim ve partim hakkında eleştirileriniz dile getirin.&lt;br /&gt;Projelerimizi, programımızı eleştirin.&lt;br /&gt;Ben sizin eleştirilerinize yanıt vereyim.&lt;br /&gt;Programda hazır bulunacak gazeteciler bize soru sorsunlar.&lt;br /&gt;Onları yanıtlayalım.&lt;br /&gt;Halk, seçmenler bizim ve partilerimiz hakkında daha sağlıklı karar verirler.&lt;br /&gt;Seçmen size inanırsa oyunu size ve AKP ye verir.&lt;br /&gt;Seçmen bana inanırsa oyunu bana ve CHP ye verir, diyor.&lt;br /&gt;Başbakan kabul etmiyor.&lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU’NU küçümsediğini belirterek “sen daha çıraksın, usta olunca gel” diyor.&lt;br /&gt;Bu güne kadar başbakan TV ye hep yalnız çıktı.&lt;br /&gt;Hatta bazı gazetecileri, bazı konularda soru sorulmasını istemiyormuş.&lt;br /&gt;Başbakanı TV ye çıktığında izlediğimizde “hep görüyoruz” gazeteciler rahat değiller.&lt;br /&gt;İstedikleri gibi rahatça soru soramıyorlar.&lt;br /&gt;Hatta geçen yıl Ali KIRCA’YI “böyle soru sorulur mu?” diye azarladığına tanık olduk.&lt;br /&gt;Doğrusu, Başbakan, KILIÇDAROĞLU ve BAHÇELİ birlikte TV ye çıkmasıdır.&lt;br /&gt;Eğer başbakan bütün ısrarlara rağmen KILIÇDAROĞLU ile TV ekranına çıkmıyorsa;&lt;br /&gt;Seçmen BAŞBAKAN kendine güvenmiyor diyecektir.&lt;br /&gt;Eleştirilere yanıt veremeyeceği için çıkmıyor diyecektir. &lt;br /&gt;Ahmet HAKAN diyor ki; &lt;br /&gt;Kemal KILIÇDAROĞLU’NUN “çık TV ye tartışalım, &lt;br /&gt;Hodri meydan” demesine yüz vermiyorsunuz.&lt;br /&gt;Seçimin  favorisi olan bir liderin, ana muhalefet lideriyle tartışma programına çıkıp,&lt;br /&gt;Durumu riske etmek istememesini anlayışla karşılayabiliriz. &lt;br /&gt;Hatta “sen ikinci ligdesin” şeklinde cevabınızı da “iyi laf çaktı ama” diye beğenebiliriz.&lt;br /&gt;Ancak sizin “kontrol altında tutulabilecek gazeteciler” ile TV programına çıkma stratejinizin ters etki yaratabileceğinizi bilmenizi isterim.&lt;br /&gt;Kemal KILIÇDAROĞLU, “herkesin sorularını cevaplamaya hazırım” diye meydan olurken,&lt;br /&gt;Sizin “sadece seçtiklerimin sorularına cevap veririm” şeklinde tutum izlemeniz,&lt;br /&gt;“TAYYİP ERDOĞAN EFSANESİNİ BESLEYEN NEDENLER” listesini yerle bir ediyor.&lt;br /&gt;Haberiniz olsun. (12.05.2011 – hürriyet gazetesi)&lt;br /&gt;Ben de kesinlikle öyle düşünürüm.&lt;br /&gt;Eğer başbakan ERDOĞAN, KILIÇDAROĞLU’NUN karşısına çıkmazsa ne düşünürsünüz?&lt;br /&gt;Kendi bileceği iş mi dersiniz?&lt;br /&gt;Yoksa AHMET HAKAN  ve benim gibi;&lt;br /&gt;Kendine güvenemiyor, korkuyor, &lt;br /&gt;Onun için KILIÇDAROĞLU’NUN karşısına çıkamıyor diye mi düşünürsünüz? &lt;br /&gt;13.05.2011 – İbrahim BAYTAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-9105342219309261219?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/9105342219309261219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=9105342219309261219' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/9105342219309261219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/9105342219309261219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/efsane.html' title='EFSANE'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-8891479988108293019</id><published>2011-05-16T11:57:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:58:56.805-07:00</updated><title type='text'>GARANTİ OY</title><content type='html'>DÜN “2007”, BU GÜN, &lt;br /&gt;YARIN “12 HAZİRAN 2011”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yapılan bütün araştırmalar sonucunda vatandaşın en önemli sorunun; &lt;br /&gt;İŞSİZLİK, YOKSULLUK, GELİR DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİK, YOLSUZLUK&lt;br /&gt;GELECEKTEN UMUTSUZLUK Olduğu anlaşılıyor. &lt;br /&gt;Ama, başbakan farklı düşünüyor.&lt;br /&gt;Ülkemiz ekonomisi büyüdü, dünyanın 17. büyük ekonomisi olduk, milli gelirimiz arttı, İhracatımızın 120 milyar dolar, Kişi başına milli gelir 10.000 dolar oldu. Enflasyon düştü, her şey ucuzladı, alım gücü arttı, &lt;br /&gt;Çiftçi, köylüye çok büyük teşvikler verdik, hepsi halinden memnun,&lt;br /&gt;Memur, işçi, emekliyi enflasyona ezdirmedik diyor.&lt;br /&gt;Yandaş medya her gün bunları yazıp söylüyor. Başbakan, bakanlar, AKP sözcüleri her gün TV ekranlarında, Ekonominin ne kadar iyi, borsanın, araba satışlarının, ihracatın ne kadar arttığını, ballandıra, ballandıra anlatıyorlar.&lt;br /&gt;Medyada yer alan bütün anketlerde; AKP oyu % 45 – 50 ve yine tek başına iktidar.&lt;br /&gt;CHP oyu % 25 – 27, MHP ise barajın biraz üstünde olacak. &lt;br /&gt;Böylece, AKP iktidar olacak inancı insanların zihnine yerleştiriliyor.  &lt;br /&gt;Seçmenlerin büyük çoğunluğu; İŞSİZ, YOKSUL, GELECEKTEN UMUTSUZ. Herkes bunun sorumlusunun 8 yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisi olduğunu biliyor. Öyleyse neden yine AKP ye oy versin?&lt;br /&gt;Güvenilir olarak bilinen A-G araştırmasına göre  PARTİLERİN KEMİKLEŞMİŞ OYLARINI şöyle;&lt;br /&gt;Milli görüş oyları “AKP – SP” % 12-13, &lt;br /&gt;“Ancak AKP iktidarı zamanında menfaat sağlayan, durumu düzelen hatta eskiden ayakkabı alacak parası yokken bu gün cipe binen % 5-6 oranında asla AKP yi terk etmeyecek seçmen var.” &lt;br /&gt;Sol “CHP-DSP” % 18-20, MHP % 8-9, BDP % 5-6&lt;br /&gt;Yine araştırmaya göre, seçmenler kararını, Seçimler öncesi, kendi ekonomik durumuna, Sorunların çözümünde hangi partinin vaatlerinin gerçekçi olduğuna, Hangi partinin programını inandırıcı bulduğuna bakarak oy veriyor. &lt;br /&gt;Bu durumda AKP oylarını % 50 gösteren anketlerin hiç biri doğru değil.&lt;br /&gt;Diyorlar ki, 2007 seçimlerinden önce de seçmen AKP iktidarından şikayetçiydi.&lt;br /&gt;O zamanda seçmen yeni bir iktidar arayışı içindeydi. &lt;br /&gt;Cumhuriyet mitinglerine milyonlarca kişi katılıyor, &lt;br /&gt;Ülkenin her yerinde çiftçi mitingleri oluyordu. &lt;br /&gt;Şehit cenazelerinde bakanlar protesto ediliyordu.&lt;br /&gt;Buna rağmen seçimlerde AKP ye % 47 oy verip onu iktidar yaptı.&lt;br /&gt;Doğru ama iktidar alternatifi bir parti yoktu. &lt;br /&gt;Tek iktidar alternatifi CHP genel başkan DENİZ BAYKAL, İktidarı eleştiriyor ama, halkın derdine, sorunlarına çözüm getirmiyordu. CHP ye oy verin iktidar yapın demiyor,Hatta oylarımız artacak ama milletvekili sayımız daha da düşecek diyordu. Seçmen baktı ki CHP iktidar olmak istemiyor,&lt;br /&gt;Çaresiz yine AKP ye oy vermek zorunda kaldı. &lt;br /&gt;Ama bu gün farklı.&lt;br /&gt;Başbakanın “ KANAL İSTANBUL” dışında hiçbir projesi yok.&lt;br /&gt;Ama CHP yeni lideri KEMAL KILIÇDAROĞLU önce partinin kadrolarını yeniledi. &lt;br /&gt;Sonra bütün ekonomistlerini bilim insanlarının “GERÇEKÇİ” bulduğu İŞSİZLİĞİ, YOKSULLUĞU, bitirecek, onlarca projelerini hazırladı. Halka sorunları nasıl çözeceğini  “41 VAAD” olarak anlatıyor.&lt;br /&gt;Kimse yatağa aç girmeyecek, Yoksulluk kader değildir, Aile sigortası getireceğim diyor. Medya yer vermiyor ama, KILIÇDAROĞLU Ankara’da oturmuyor. Anadolu’yu karış, karış geziyor. &lt;br /&gt;Bütün bu değerlendirmelerle A-G araştırmasını birlikte dikkate alırsak;&lt;br /&gt;Milli görüş oylarının en yükseğini 1995 seçimlerinde RP aldı “% 21,38” birinci parti oldu. İşte AKP taban “garanti” oyu en fazla “1995 RP ye ait” % 21,38 oydur. AKP iktidarı sırasında  zengin olan asla AKP yi terk etmeyecek denilen % 5-6 seçmeni de eklersek, bu gün AKP GARANTİ OYU “en fazla” % 27,&lt;br /&gt;”2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi oylarına bakıldığında;&lt;br /&gt;CHP GARANTİ OYU % 23, MHP GARANTİ OYU % 14 dür. Diğer parti oyları da % 10 dur. &lt;br /&gt;Öyleyse % 26 oranındaki bir seçmen kitlesi hangi partiye oy vereceğine, Seçimler öncesi, kendi ekonomik durumuna, Sorunların çözümünde hangi partinin vaatlerinin gerçekçi olduğuna, Hangi partinin programını inandırıcı bulduğuna bakarak oy verecek. &lt;br /&gt;Bu durumda 12 haziran 2011 seçimlerinde, hangi parti seçmeni daha iyi ikna ederse % 26 dan en fazla payı alacak.&lt;br /&gt;SON SÖZ :&lt;br /&gt;SEÇİMLER SONUCU, AKP TEK BAŞINA İKTİDAR OLABİLECEĞİ GİBİ, CHP DE OLABİLİR. &lt;br /&gt;Bu günden hangi partinin birinci veya iktidar olacağı kesinlikle söylenemez.&lt;br /&gt;İktidarı anketler belirleyecek olsa SEÇİMLERE NE GEREK VAR? 29.04.2011–İbrahim BAYTAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-8891479988108293019?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/8891479988108293019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=8891479988108293019' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8891479988108293019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8891479988108293019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/garanti-oy.html' title='GARANTİ OY'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-8696615906035083370</id><published>2011-05-16T11:56:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:57:36.313-07:00</updated><title type='text'>HİÇ DEĞİŞMEDİLER</title><content type='html'>HİÇ DEĞİŞMEDİLER &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2002 seçimlerinde "BİZ DEĞİŞTİK" dediler.  &lt;br /&gt;Halkın tamamını kucaklayacağız dediler. &lt;br /&gt;Yoksulluk, yolsuzluk ve işsizliği ancak biz önleriz dediler. &lt;br /&gt;Halk diğer partilere ders vermek için onlara oy verdi. &lt;br /&gt;Tek başlarına, anayasayı bile değiştirecek bir çoğunlukla iktidar oldular. &lt;br /&gt;2007 seçimleri geldi çattı.&lt;br /&gt;Ancak 5 yıla yakın iktidarlarında hiç değişmedikleri görüldü ama,  &lt;br /&gt;Devletin bütün kademelerinde örgütlendiler. &lt;br /&gt;Ayni zamanda iş adamı olan MEDYA patronlarına baskı yaparak başarısızlıklarını gizleyip, her şeyi toz pembe göstermeğe çalıştılar. &lt;br /&gt;İstikrar var, işsizlik, enflasyon düştü dediler. &lt;br /&gt;Ulusal gelir arttı 5500 dolar oldu dediler. &lt;br /&gt;Köylüye ucuz kredi verdik herkes halinden memnun dediler. &lt;br /&gt;İşçi, kamu çalışanını pahalılık karşısında ezdirmedik dediler. &lt;br /&gt;Küçük esnafa ucuz kredi verdik dediler. Refah arttı dediler. &lt;br /&gt;AB ye gireceğiz, demokratikleşeceğiz dediler. &lt;br /&gt;Medya her gün onların propagandasını yaptı. &lt;br /&gt;AB, ABD, küresel sermaye ve yerli ortakları bu iktidarın devamını istiyorlardı. &lt;br /&gt;Yerli büyük sermaye, yabancı sermaye ile ortaklıklar kuruyor varlıklarını kat ve kat arttırıyorlar. &lt;br /&gt;Özelleştirme ile cumhuriyet ile özdeşleşmiş dev kuruluşları yok pahasına alıyorlar. &lt;br /&gt;Ama onlar zenginleştikçe halkın büyük çoğunluğu daha da yoksullaşıyordu. &lt;br /&gt;Seçimde bu iktidar giderse, değirmenin suyu kesilecekti.&lt;br /&gt;AB, ABD, küresel sermaye ve yerli ortakları var gücü ile AKP yi desteklediler. &lt;br /&gt;Halkın gözünü boyamak için  200 e yakın milletvekili aday yapılmadı, &lt;br /&gt;Eski solcuları, bilinen, tanınan kişileri, kadınları aday yaptılar, vitrini yenilediler.&lt;br /&gt;Medyada öyle bir propaganda bombardımanı başlattılar ki; &lt;br /&gt;AKP sivil siyaseti savunan, demokrasi aşığı, AB ye tam üyeliğini ancak onlar sağlar,&lt;br /&gt;Vesayet “asker, yargı, sivil” rejimini yıkamadıkları için istedikleri yasaları çıkaramıyor,&lt;br /&gt;İstedikleri gibi dindar Cumhurbaşkanı seçemiyorlardı. Mağdurdular. &lt;br /&gt;Vesayet rejimini yıkmak, milli iradeyi egemen kılmak için, seçimlerde daha fazla oy istediler. &lt;br /&gt;12 mart, 12 eylül dönemi mağduru, tanınmış yazar, gazeteci solcu, sosyalist ama şimdi değişmiş, liberal 2. Cumhuriyetçi, AB destekçisi olmuş kişilerin de desteğini de sağladılar.  &lt;br /&gt;Medya ve anketlerle halka "AKP iktidar olacak" inancını yaydılar. &lt;br /&gt;(2007 seçimleri öncesinde böyle yazmıştım.) &lt;br /&gt;AKP yinede  22 temmuz 2007 seçimlerinde iktidar olamazdı.&lt;br /&gt;Vatandaş AKP yerine yeni bir iktidar arayışı içindeydi, &lt;br /&gt;Cumhuriyet mitinglerine milyonlarca kişi katılıyor, &lt;br /&gt;Ülkenin her yerinde çiftçi mitingleri oluyordu. &lt;br /&gt;Şehit cenazelerinde bakanlar protesto ediliyordu.&lt;br /&gt;Ama tek iktidar alternatifi CHP genel başkan DENİZ BAYKAL, &lt;br /&gt;İktidarı eleştiriyor ama, halkın derdine, sorunlarına çözüm getirmiyordu. &lt;br /&gt;CHP ye oy verin iktidar yapın demiyor,&lt;br /&gt;Hatta oylarımız artacak ama milletvekili sayımız daha da düşecek diyordu.&lt;br /&gt;Seçmen baktı ki CHP iktidar olmak istemiyor, çaresiz yine AKP ye oy vermek zorunda kaldı. &lt;br /&gt;Ama BU GÜN durum farkı.&lt;br /&gt;İktidar alternatifi CHP ve yeni lideri KILIÇDAROĞLU var.&lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU partinin kadrolarını yeniledi.&lt;br /&gt;Sorunların çözümü için projeler hazırladı.&lt;br /&gt;İŞSİZLİK, YOKSULLUK bitirecek, &lt;br /&gt;Kimse yatağa aç girmeyecek, &lt;br /&gt;Yoksulluk kader değildir diyor. &lt;br /&gt;Aile sigortası getireceğim diyor.&lt;br /&gt;İktidar olduğu zaman yapacaklarını “41 VAAT” adı altında açıklıyor.&lt;br /&gt;Çok daha önemlisi, Ankara’da oturmuyor. Anadolu’yu karış, karış geziyor. &lt;br /&gt;Başbakan bu gün ne yapıyor?&lt;br /&gt;Türkiye’yi değil Arap ülkelerini geziyor. &lt;br /&gt;O ülkelerin halkı için demokrasi, insan hakları istiyor. &lt;br /&gt;Onların açlık, yoksulluk sorunlarının çözümünü istiyor. &lt;br /&gt;Ama ülkemizde demokrasi gelişecek, İŞSİZLİK, YOKSULLUK bitecek demiyor.&lt;br /&gt;YOKSULLUK BAKANLIĞI kuracağız diyor.&lt;br /&gt;Daha fazla oy verin, anayasayı istediğim gibi değiştireyim,&lt;br /&gt;Başkanlık sistemini getireyim diyor.&lt;br /&gt;Dahası AB ve ABD artık alacaklarını aldı. AKP ve başbakanının gerçek niyeti de anlaşıldı.&lt;br /&gt;Eskisi kadar başbakana, AKP destek verilmiyor.&lt;br /&gt;Seçmen bu sefer de AKP yi iktidar yapar mı? 14.04.2011 – İbrahim BAYTAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-8696615906035083370?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/8696615906035083370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=8696615906035083370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8696615906035083370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8696615906035083370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/hic-degismediler.html' title='HİÇ DEĞİŞMEDİLER'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6323805958448066366</id><published>2011-05-16T11:54:00.002-07:00</published><updated>2011-05-16T11:55:44.681-07:00</updated><title type='text'>HA DAYIBAŞI, HA TAŞERON</title><content type='html'>HA DAYIBAŞI, HA TAŞERON &lt;br /&gt;Büyük, paralı, iktidarlara yakın müteahhitler devletten ihale ile veya doğrudan “yol, köprü, okul, hastane gibi” yapmak üzere  iş alır. Fakat işi kendi yapmaz. Paranın bir kısmını cebine atar. Kalan para ile işi yapması için başka birine “TAŞERONA” devreder. Yıllardır uygulandığı için bunu herkes bilir. &lt;br /&gt;Hükümet 2003 yılında “4857 sayılı iş kanunu” ile “Yasada ismi ALT İŞVEREN” TAŞERONLUK SİSTEMİNİ getirdi. TAŞERONLUK SİSTEMİ tarımda uygulanan DAYIBAŞILIK SİSTEMİNİN yasal hale getirilmiş halidir. &lt;br /&gt;DAYI BAŞI veya TAŞERON, aldıkları para “ODUN KESİCİSİNE , HIH” diyenin istediği, aldığı paradır.  &lt;br /&gt;DAYIBAŞILIK NEDİR?&lt;br /&gt;Kırsal kesimde yaşayanlar, köylüler, çiftçiler çok iyi bilir. Çok uzun yıllardan bu yana tarım işçiliği “amelelikte” uygulanan bir yöntemdir. Doğu ve güney doğu bölgesinde büyük toprak sahiplerinin “KÖY, TOPRAK AĞALARI” arazilerinde çalışanlara “YARICI veya MARABA” denir. &lt;br /&gt;Ülkemizde diğer bölgelerde büyük toprak sahipleri olsa da “AĞALIK, YARICI, MARABA” uygulaması yoktur. Büyük çitliklerde bazen yanaşmalar, kahyalar olsa da “AMELE” çalıştırırlar. &lt;br /&gt;EGE de tarım ürünleri tütün, pamuk, zeytin, tahıldır. İş nisan ayında tütün ekimi ile başlar, ardından tütün ve pamuk çapası, orak, tütün kırma, ardından pamuk toplama, o bitince zeytin toplama işi vardır. Bu nedenle çalışma mevsimi daha uzun sürer. Çalışanlar daha fazla kazanır. Artık tütün ekimi, çapası, pamuk çapası ve toplama işleri makine ile yapılıyor. İnsan iş gücüne artık çok ihtiyaç yok.&lt;br /&gt;KARADENİZ de fındık ve çay, ÇUKUROVA da pamuk, narenciye işi vardır.&lt;br /&gt;Büyük toprak “çiftlik” sahiplerine AMALEYİ, DAYIBAŞILAR  bulur. &lt;br /&gt;DAYIBAŞININ defterinde, köyünde, hatta çevre köylerde amale alacağı aileler kayıtlıdır. Her ailede çalışabilecek, büyük, çocuk, kadın, yaşlı  kaç nüfus var bilir. Onlar dayı başının malıdır. Her yıl tarımda hasat mevsiminde, onlara iş bulacaktır. &lt;br /&gt;DAYIBAŞILIĞIN yazılı kuralları yoktur. Her şey geleneklere göre yapılır. DAYIBAŞI hiç çalışmaz, hatta çoğu zaman işçilerin başına bile gitmez, adamını gönderir. Patrondan verdiği amele sayısına göre belli bir ücret alır. Ayrıca her işçinin yevmiyesinden pay alır. &lt;br /&gt;Hiç çalışmadan, her yıl hasat zamanı çalıştırdığı kişilerin tamamının kazandığından fazla kazanır.&lt;br /&gt;TAŞERONLUK NEDİR?&lt;br /&gt;Devlet kurumlarında çok değişik görevler yapılmaktadır. Bu görevlerde çalışanların hepsinin iş güvenceleri vardır. İşçilerin, sigortası, sosyal hakları, grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları vardır. &lt;br /&gt;AKP hükümeti 2003 yılında, işçiyi, “büyük olasılıkla  DAYBAŞILIK sistemini örnek alarak” TAŞERONLUK SİSTEMİNİ getirdi. &lt;br /&gt;Başta belediyeler, olmak üzere devlet kurumlarının hepsinde çalışanların çoğu “BU İŞLERİ ARTIK ÖZEL SEKTÖR YAPACAK, ELEMANA İHTİYAÇ YOK” diye işten çıkarıldılar, başka kurumlara verdiler.&lt;br /&gt;Özel sektör durur mu? Onlar sendikadan şikayetçi idiler. Bunu fırsat bilip iş yerlerini böldüler, parçaladılar, işerin çoğunu yine kendilerinin kurduğu TAŞERON firmalara taksim ve devrettiler.&lt;br /&gt;TAŞERON hesabına çalışanların çoğu asgari ücretle çalışıyor, genelde paralarını gününde alamıyorlar. İş güvenceleri, izin ve sosyal hakları yok. TAŞERONUN işyeri ile sözleşmesi bitince çalışanlar işsiz kalıyor. TAŞERON FİRMA PATRONU işçilerin kıdem tazminatını ödemeden çekip gidiyor. &lt;br /&gt;Aslında TAŞERONLUĞU uzun, uzun anlatmağa gerek yok. Herkes nasıl olduğunu biliyor. Hastanelerde, belediyelerde, “özelleştirilmeden önce” TELEKOMDA” TEDAŞ’DA,  TAŞERON İŞÇİLERİNİ” görüp biliyoruz.   &lt;br /&gt;“TEMİZLİK İŞÇİLERİ, GÜVENLİKÇİLER, SU, ELEKTRİK SAATLERİNE BAKAN, PARASINI TOPLAYANLAR” büyük KENTLERDE çok DEĞİŞİK işlerde çalışanlar hep TAŞERON HESABINA çalışıyorlar. &lt;br /&gt;Hükümet emeklilik yaşını 65 yaptı. Ama devlet kurumları bile işi TAŞERON  FİRMAYA verirken çalışanların genç olmasını genelde  50 yaşının altında olması şartı getiriyor.&lt;br /&gt;TAŞERON, DEVLETTEN ALDIKLARI PARANIN büyük kısmını kendine, azını çalıştırdığı işçiye veriyor. Genelde işçiden kestiği vergileri VERGİ DAİRESİNE,  yine işçiden kestiği sigorta primlerini bir kısmı hiç, bir kısmı zamanında yatırmıyor.&lt;br /&gt;Anayasamıza göre, “devlet” ülkeyi yöneten hükümetler insanların refah içinde yaşamasını sağlamak, herkese, yaşına, cinsiyetine ve gücüne göre iş sağlamak, bütün çalışanlara insanca yaşayacak bir ücret, “dünya çalışma örgütü İLO kurallarına uygun” çalışma şartları ve iş güvencesi sağlamak zorundadır.&lt;br /&gt;Anayasada çalışanlar lehine var olan hakların hiçbiri TAŞERONLUK SİSTEMİNDE yoktur.&lt;br /&gt;TAŞERONLUK KALKMALIDIR.&lt;br /&gt;DEVLET İÇİN İNSAN ÖNEMLİDİR. TAŞERONLUKTA ise insan değil kar önemlidir. &lt;br /&gt;Aslında TAŞERONLUK kalkınca devlet daha karlı çıkar. Bunu hesaplamak hiç de zor değildir.&lt;br /&gt;Örnek olarak; &lt;br /&gt;Devlet hastanelerinde temizlik işi yapan TAŞERONU düşünelim. İhaleye giren TAŞERON FİRMA hastanelerin nerede olduğunu, kaç işçi çalıştıracağını, işçiye ödeyeceği ücreti, kullanacağı temizlik malzemelerini, araç gereci, ödeyeceği, sigorta primlerini, vergileri, kullanacağı araçtaki benzini, işçiye vereceği elbiseyi, velhasıl her şeyi kalem, kalem hesaplar. Bunun üstüne kendi kar payını da koyar. Şu kadar paraya bu işi yaparım der. Kar edemeyecekse işi almaz. İşi alınca firma yetkilileri işyerlerine bile gitmez. Bütün işlerini maaşlı adamları yapar.&lt;br /&gt;Devlet TAŞERON uygulamasından vazgeçse, TAŞERONUN cebine attığı kar payını işçiye verebilir. Çalışandan kesilen sigorta primleri, vergiler zamanında ödenir.&lt;br /&gt;TAŞERONLUK SİSTEMİ NEDEN GETİRİLDİ? &lt;br /&gt;Sağ partiler iktidarlarda hep özelleştirmeleri savunmuşlardır.  AKP de onlardan farklı değildir. 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olunca 24 ocak 1970 ve IMF politikaları gereği “devletin neyi var, neyi yok” satmayı düşünüyordu. Ancak devletin bütün işyerlerinde memurların iş güvencesi, işçilerin SENDİKALARI vardı. Bu durumda özelleştirmeye çıkarsa özel sektör almazdı. İşveren ucuza işçi çalıştırmak isterdi. &lt;br /&gt;12 eylül 1980 anayasası sendikaların ve emekçilerin birçok haklarını tırpanlamıştı ama, sendikalar var olduğu sürece ileride yine güçlenir, daha fazla ücret, sosyal haklar isteyebilirlerdi. İşte bu nedenle TAŞERONLUK  ve 4 /C SİSTEMLERİNİ  ve getirdi. &lt;br /&gt;Kısa sürede görüldü ki, TAŞERONLUK ve 4 / C uygulaması kölelik sistemidir. &lt;br /&gt;İnsan haklarına aykırıdır. &lt;br /&gt;Kendimiz, çocuğumuz, torunumuz için 4 / C ve TAŞERONLUK SİSTEMİNE HAYIR.&lt;br /&gt;Tüm çalışanlara, GREVLİ, TOPLU SÖZLEŞEMELİ SENDİKAL HAKLARA EVET. &lt;br /&gt;Hangi parti 4 / C ve TAŞERONLUK SİSTEMİNİ KALDIRILACAĞIM diyorsa, &lt;br /&gt;Tüm çalışanlara GREVLİ, TOPLU SÖZLEŞEMELİ SENDİKAL HAKLAR vereceğim diyorsa,&lt;br /&gt;OYLARIMIZ O PARTİLERE OLMALIDIR. 25.03.2011 – İbrahim BAYTAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DERBİ MESEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“HIH” DİYENİN PARASI&lt;br /&gt;Adam odun kesiyormuş. &lt;br /&gt;Birisi gelmiş tam karşısında oturmuş. &lt;br /&gt;Odun kesen bütün gün uğraşmış, emek sarf etmiş, ter dökmüş ve yorulmuş.&lt;br /&gt;Karşıdaki adam da iş bitinceye kadar karşısında oturmuş, sesini çıkarmadan beklemiş.&lt;br /&gt;İş bitince işveren “odunu kestiren” gelmiş, odun kesene parasını vermiş. &lt;br /&gt;Baştan bu yana kenarda sessizce oturan kişi kalkmış, yanlarına gelmiş.&lt;br /&gt;Bu paranın yarısı benim demiş.&lt;br /&gt;Odunu kesen de, kestiren de şaşırmış.&lt;br /&gt;Odunu bu kesti, sen ne parası istiyorsun? Diye sorduklarında,&lt;br /&gt;O BALTAYI HER SALLADIĞINDA BEN DE “HIH” DEDİM.” &lt;br /&gt;“Bu paranın yarısı benim” demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISSADAN HİSSE . Sizce de, DAYIBAŞI veya TAŞERONUN  aldığı para ODUN KESENDEN, HIH diyenin istediği ve aldığı “HAK EDİLMEMİŞ” para değil midir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6323805958448066366?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6323805958448066366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6323805958448066366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6323805958448066366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6323805958448066366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/ha-dayibasi-ha-taseron.html' title='HA DAYIBAŞI, HA TAŞERON'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6579071822139114421</id><published>2011-05-16T11:54:00.001-07:00</published><updated>2011-05-16T11:54:44.112-07:00</updated><title type='text'>KADINLAR</title><content type='html'>DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bütün kadınlar emekçidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımız ücret karşılığı bir işte çalışmasalar da evde, yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik her türlü işi onlar yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele kırsal bölgelerde, tarla işi, evde hayvanlara bakmak hep onların işidir. Mirastan pay bile verilmez kadınlara. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden önemlisi çocuk bakmak da en önemli görevleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek taciz eder, tecavüz eder suçlu kadındır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev kadınları, ekonomik bakımdan eşlerine bağlı olduğundan çoğu bütün zorluklara, dayağa, hakarete katlanmak zorundadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki işlerin %66’sını kadınlar, % 34’ünü erkekler yapıyor, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’nunu erkekler % 90’nını alıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki mal varlığının % 99 u erkeklerin, sadece % 1’i kadınların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirlerde evli kadınların % 18’i, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADIN HAKLARI NEDEN KUTLANIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin NEW YORK kentindeki COTTON tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1857 yılında daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermeye başlıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların talepleri seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlerin yeniden düzenlenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verdikleri mücadeleler sonunda talep ettikleri haklar verilmeyince, 8 Mart 1857 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak 40.000 kadın dokuma işçisi greve giderler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronlar ve polisler bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek için grevdeki kadınları fabrikaya kilitlerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrikada yangın çıkar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçmayan, kaçtığı halde fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayan 129 kadın işçi yanarak ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş milletler (BM) 1975 yılını “DÜNYA KADINLAR YILI” ilan etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BM 16 aralık 1977 günü aldığı bir kararla da, bu olayın meydana geldiği 8 MART gününü “DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” olarak kutlanmasına karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde BM kararı gereğince 1975 de “KADIN YILI” yaygın ve kitlesel olarak solanlarla birlikte sokaklarda kutlandı, kadın kongresi yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1978 yılından itibaren de 8 mart “DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” olarak kutlanmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 askeri darbesinden sonra 4 yıl kadınlar günü anma ve kutlaması yasaklanmıştır. Yine e bu yıllarda küçük gruplarca mütevazı kutlamaları yapıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 dan sonraki yıllarda kadın kuruluşlarının artması ile beraber daha büyük katılımlarla kutlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik, hukuk devleti olduğu söylenen, anayasa ve yasalarında “kadın ve erkeğin eşit” olduğu yazan ülkemizde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan “kadın erkek eşit olamaz” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“TÖRE CİNAYETLERİ, KADINLARA DAYAK, TACİZ” olaylarının yaygın olması ve bunlara caydırıcı cezaların bulunmaması, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi ve bunun “dinen caiz olduğunun söylenmesi”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın hak ve özgürlüklerinin sadece “BAŞÖRTÜSÜ” olarak görülmesi kabul edilemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin kadına yaptığı taciz ve tecavüzlerde “SUÇUN BİR KISMININDA KADINDA OLDUĞUNUN” söylenmesi utanılacak bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen artık kadınlarımız haklarını elde etmek için daha fazla mücadele ediyor. Artık bir çok erkek de kadın haklarını kabul ediyor ve kadınlarımıza mücadelesinde destek veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de daha fazla kadın vekil olması toplumda büyük oranda kabul görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kadınlarımızın günleri kutlu olsun. 07.03.2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE KADINLAR&lt;br /&gt;Ve kadınlar,&lt;br /&gt;bizim kadınlarımız:&lt;br /&gt;korkunç ve mübarek elleri,&lt;br /&gt;ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle&lt;br /&gt;anamız, avradımız, yarimiz&lt;br /&gt;ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen&lt;br /&gt;ve soframızdaki yeri&lt;br /&gt;öküzümüzden sonra gelen&lt;br /&gt;ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız&lt;br /&gt;ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki&lt;br /&gt;ve karasabana koşulan&lt;br /&gt;ve ağıllarda&lt;br /&gt;ışıltısında yere saplı bıçakların&lt;br /&gt;oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan&lt;br /&gt;kadınlar,,&lt;br /&gt;bizim kadınlarımız..&lt;br /&gt;Nazım HİKMET&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6579071822139114421?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6579071822139114421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6579071822139114421' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6579071822139114421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6579071822139114421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/kadinlar.html' title='KADINLAR'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7891950912450269583</id><published>2011-05-16T11:53:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:54:02.051-07:00</updated><title type='text'>KARIN DOYURMAK, BESLENMEK</title><content type='html'>KARIN DOYURMAK, BESLENMEK&lt;br /&gt;İnsana ilk öncelikli görev onu yaşatmaktır. Yaşaması için su, ve karnını doyuracak gıdaya ihtiyacı vardır. Sonra başını sokacak bir evi olması gerekir. &lt;br /&gt;İnsanlar karnını ne ile doyuracaktır? Nasıl bir konutta oturacaktır?&lt;br /&gt;Geliri az olan insanların karın doyurması büyük oranda “EKMEK” iledir. İnsan “EKMEK ve SU” ile yaşamını devam ettirebilir. Muhakkak arada makarna, pirinç, bulgur, patates, fasulye en ucuz gıdaları, yetiştiği ve ucuz olduğu aylarda sebze, meyve, bazen peynir, süt yumurta, zeytinde yenir. Ancak bu gıdalar düzenli değil bulunduğunda yenir. Dar gelirlinin en ağırlıklı gıdası “EKMEKTİR.” Ekmeğin yanında yenen her şey “KATIKTIR:” &lt;br /&gt;Ama insanın karın doyurması değil beslenmesi gerekir.&lt;br /&gt;İnsanların sağlıklı yaşayabilmesi için sadece karın doyurmaya değil beslenmeye, hem de “SAĞLIKLI BESLENMEYE” ihtiyacı vardır. Eğer bazı gıdalar alınmazsa insan bünyesi, vücudu savunmasız kalır. &lt;br /&gt;Peki “BESLENME, SAĞLIKLI BESLENME” nasıl olur?  &lt;br /&gt;Beslenme daha anne karnında iken başlamalıdır. Anne doğumdan önce ve sonra iyi beslenmelidir. İyi beslenemeyen annelerin bebeğe verecek sütleri hem az, hem de besleyici olmadığı halk arasında bile bilinir. &lt;br /&gt;Çocukların zeka, beyin gelişiminin % 70 – 80 i anne karnından çocuk 7 yaşına gelinceye kadar şekillendiği artık bilinmektedir. Yapılan bütün araştırmalar gelir düzeyi düşük ailelerde yetersiz beslenen çocukların zekalarının “iyi beslenen çocuklara göre” da düşük olduğu ve bunun ileride telafi edilemediği anlaşılmıştır. &lt;br /&gt;Bu nedenle çocukların “KARNININ DOYMASI DEĞİL” iyi beslenmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Beslenmede, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar açısından en önemli ilk besin PROTEİNLERDİR. Protein kaynakları, “et ve et ürünleri, yumurta, süt ürünleri (peynir, yoğurt v.b.), baklagiller, tahıl ürünleridir. &lt;br /&gt;Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere;&lt;br /&gt;İnsanın “anne karnından itibaren” büyümesi, gelişmesi için bazı besinlerin alınması şarttır. Sağlıklı gelişme, büyüme ve özellikle zeka gelişimi için dengeli beslenme şarttır. &lt;br /&gt;Eğer iyi beslenemezsek büyükler de, çocuklar da vücudu hastalıklara dayanıklı, dirençli olmadığından kolayca hasta olur, tedavide hastalıkları kolay atlatamazlar. &lt;br /&gt;İnsanlar “SAĞLIKLI BESLENMEK” için parayı nereden bulacaktır?&lt;br /&gt;Demokratik toplumlarda bu görev “DEVLETE” verilmiştir. &lt;br /&gt;Peki devlet kimdir?&lt;br /&gt;Devlet ülke yönetiminde görev alan herkestir.&lt;br /&gt;En başta milletin vekillerinden oluşan meclis, ve onun çoğunluğuna dayanan  “HÜKÜMET” Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlardır. &lt;br /&gt;Onların göreve getirdiği, müsteşarlar, genel müdürler, vali, kaymakam, ve devlette en küçüğünden en büyüğüne kadar görev yapan devlet memurlarıdır. &lt;br /&gt;Belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyeleridir.&lt;br /&gt;Yargıdır. Anayasa mahkemesi, Yargıtay, Sayıştay, Danıştay, yerel mahkemelerde görev yapan yargıç ve savcılardır.&lt;br /&gt;TRT genel müdürü ve çalışanlarıdır. Bağımsız, özerk kurumların başkan ve yöneticileridir.&lt;br /&gt;Kısaca vatandaştan toplanan vergilerden maaşını alan, görevi vatandaşa hizmet etmek olan herkes devleti temsil eder.&lt;br /&gt;Devlet adına çalışan bu kişilerin hepsinin yetki, görev ve sorumlulukları, uymak zorunda oldukları kurallar “ANAYASA ve YASALARDA” belirtilir. Kimse anayasa ve yasalarda belirtilmeyen yetkileri kullanamaz. Kullanırsa suç işler.&lt;br /&gt;DEVLET makinesinin en tepesinde “tarafsız” bir cumhurbaşkanı vardır. Görevi devletin bütün kurumlarının uyum içinde çalışmasını sağlamak, aksaklıklar varsa bunları tespit edip başta başbakan olmak üzere kurumları uyarmaktır.&lt;br /&gt;Ülkeyi yöneten hükümettir. Başbakan hükümetin başı olarak ülkenin ve insanların refah içinde yaşamasını, adaleti sağlaması görevidir. &lt;br /&gt;Bunun için yeni yasalara ihtiyaç varsa hükümet yeni yasa tasarılılarını hazırlar ve meclise getirir, meclis görüşür, tartışır aynen veya değiştirerek kabul eder.&lt;br /&gt;Bütün anayasalarda “Devletin yani ülkeyi yöneten hükümetlerin” temel amaç ve görevi; &lt;br /&gt;Herkese, yaşına, cinsiyetine ve gücüne göre iş sağlamaktır. &lt;br /&gt;Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanları özel olarak korumaktır.&lt;br /&gt;Bütün çalışanlara dinlenme, ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık izin hakkını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Emeği karşılığı insanca yaşayabileceği yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri almaktır.  &lt;br /&gt;Her geçen gün çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almaktır.&lt;br /&gt;Herkesin, sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamaktır. &lt;br /&gt;Herkesin konut sahibi olmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Herkesin eğitim hakkından adil ve eşit şekilde yararlanmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Bütün bunlardan başka;&lt;br /&gt;Çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, işsizleri korumak, işsizliği önlemek için ekonomik tedbirleri almak, çalışma barışını sağlamaktır. Herkes, sosyal güvenlik hakkına sağlamaktır. Şehit, gazilere onların dul ve yetimlerini korumaktır. Sakat, yaşlı ve özürlülerin korunması, toplum hayatına uyum sağlaması için tedbirleri almaktır. &lt;br /&gt;Vatandaş olarak bizler anayasa ve yasalarda var olan bu haklarımızı başta hükümet ve devleti yönetenlerden istemeliyiz. &lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri hepsi bizim oylarımızla  o görevlere gelmektedirler. Onlara “neden yapmadın” diye sormalıyız. &lt;br /&gt;Eğer görevde iken bu hesabı soramıyor, sormamıza izin vermiyorlarsa tek silahımız “OY” ile sandıkta hesap sormalıyız.&lt;br /&gt;Eğer bunu da yapmıyor, yapamıyorsak, yine bu kişilere oy veriyorsak, &lt;br /&gt;Bu bozuk düzen aynen devam edecektir. &lt;br /&gt;Sırtını iktidara, devleti yönetenlere dayamış bir avuç insan ülkenin hatta dünyanın bütün zenginliklerinden yararlanacak etrafı yüksek duvarlarla çevrili, korumaların beklediği, havuzlu, tam konforlu villalarda, lüks bir yaşam içinde, kuş sütü dahil her türlü dünya nimeti ile beslenirken, bir ayakları ülkede, bir ayakları dünyanın en uzak ülkelerinde gezerken, çocuklarını en iyi okullarda okutup, yurt dışına ihtisasa gönderip devletin en üst kademelerinde görev almalarını sağlarken, kısaca söylemek gerekirse dünyada “CENNETE GİBİ” yaşarken, &lt;br /&gt;Biz milyonlarca işsiz, yoksul, dar gelirli, yeşil kart, yıllın belli zamanlarında makarna, pirinç, kuru fasulyeden oluşan gıda torbaları, soğuktan üşümeyelim diye kalitesiz kömürleri almak için devlet kapısında yalvarmaya devam ederiz. &lt;br /&gt;Bu durumda bütün suç kimdedir? 13.03.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7891950912450269583?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7891950912450269583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7891950912450269583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7891950912450269583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7891950912450269583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/karin-doyurmak-beslenmek.html' title='KARIN DOYURMAK, BESLENMEK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-33189949723488747</id><published>2011-05-16T11:52:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:53:14.306-07:00</updated><title type='text'>PASTA</title><content type='html'>PASTAYI BÜYÜTMEK, PASTAYI BÖLÜŞMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da yaşayanlar içinde en zengin % 1 ile en fakir % 1 arasındaki gelir farkı 322 kata çıkmış. Ülke düzeyinde ise bu oran 236 kat olmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda en üst düzeydeki birinin evine ülke çapında ayda 7.5 milyar TL, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da 10.5 milyar TL girerken en yoksulun evine ayda 32 milyon TL giriyormuş. (5.10.2000 Sabah Gazetesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El konulan 8 bankanın temizlenmesi için 7.5 milyar DOLAR harcanacakmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu para ile ülkemizin değişik yörelerine 160 FABRİKA yapılabilirmiş. (05.10.2000 Necati Doğru)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1960 lı yıllarda "önce pastayı büyütelim" diyordu ülkeyi yönetenler. Şimdi pasta büyüdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak pastadan ülke nüfusunun çoğuna kırıntılar kalıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık içinde yokluk çekiliyor kısacası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok az sayıdaki kişiler süper zengin iken, çoğunluk dar gelirli ve yoksul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki yanlış yapılmış, pasta büyütülürken nasıl paylaşılacağını da hesaba katmak gerekiyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi pastanın başına çöreklenenler kendi paylarından bir gram bile vermek istemiyorlar. Üstelik pasta her büyüyüşünde eski payları oranında pay alıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bu pastadan fazla pay alandan yani çok kazananların çoğundan, Devlet vergi de alamıyor. SSK, Bağ-Kur primlerini toplayamıyor. İşadamlarına verdiği kredilerin birçoğunu geri alamıyor. Üstelik batık bankaların borçlarını da üstleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu borçlar, zar zor küçük esnaf ve dürüst işadamlarından toplanan vergilerle ve ücretli kesimden alınan vergilerle ödeniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergiler toplanamıyor, toplanan vergiler borç faizlerine, batık bankaların temizlenmesine harcanınca, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, hastane yapamıyor, okul yapamıyor, adalete, eğitime, sosyal güvenliğe yeterli pay ayıramıyor, yol yapamıyor, baraj yapamıyor, su getiremiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olunca ek vergiler konuyor, hizmetler için vatandaştan bağış adı altında para alınıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasta paylaşımında adil olmak için gerekli yasalar çıkarılmaz, çok kazandığı halde vergi vermeyenden vergi alınamazsa, Devlet yapması gereken hizmetleri yapamaz, huzur, istikrar sağlanamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜTÜN BU ADALETSİZLİKLERİ ÖNLEMENİN TEK YOLU "HUKUK" DUR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer adil bir hukuk sistemi uygulanırsa, yasalar çağdaş ve demokratik hukuk kurallarına uygun ve adil olursa, bu hukuk kuralları ve yasalar herkese ayrıcalıksız uygulanırsa, &lt;br /&gt;- kimse banka batıramaz, kimse yolsuzluk yapamaz, kimse rüşvet alamaz, kimse trafik canavarı olmaz, kimse ihalelerde, özelleştirmelerde kimseyi kayıramaz, &lt;br /&gt;- Kimse hak etmediği göreve gelemez, &lt;br /&gt;- Kimse hiçbir suçu yokken görevinden alınamaz, görev yeri değiştirilemez, &lt;br /&gt;- Başarılı olmayan siyasetçi yıllarca seçim kazanamaz, milletvekillerini liderler değil halk belirler, &lt;br /&gt;- Başta okullar olmak üzere kimseden bağış alınmaz. &lt;br /&gt;- Bütün işler toplanan vergiler ve devletin diğer gelirlerinden gönderilen ödeneklerle yapılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yine de bunları yapanlar olursa ve bu kişiler kim olursa olsun cezalarına da katlanmak zorunda kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, adil bir hukuk sisteminde, &lt;br /&gt;- Bizlerde torpil yapamayız, &lt;br /&gt;- Kaçak inşaat yapamayız, &lt;br /&gt;- Suçlarımıza af isteyemeyiz, vergi, SSK, Bağ-Kur affı bekleyemeyiz, &lt;br /&gt;- Çete kuramayız, &lt;br /&gt;- Mahkemelerin verdiği kararlara itiraz edemeyiz, &lt;br /&gt;- Hak etmediğimiz hiçbir şeyi elde edemeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bunları göze alır, hangi partili olursak olalım, siyasetçilerden torpilden önce ADİL BİR HUKUK SİSTEMİ istemedikçe ve hukukun hakim kılınması sağlanamadıkça bir şeylerin düzeleceğini beklemek hayal olur. (2000)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 YILINDA DURUM BUYMUŞ. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 YILINDA YAPILAN SEÇİMLERDE HALK BU DURUMDAN SORUMLU OLDUĞUNA İNADIĞI PARTİLERİ SANDIĞA GÖMDÜ. SEÇİMLERDE ANAYASAYI BİLE TEK BAŞINA DEĞİŞTİRECEK BİR ÇOĞUNLUKLA AKP TEK BAŞINA  İKTİDAR YAPTI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU GÜN 2002 DEN DAHA FAZLA;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İŞSİZLİK, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOKSULLUK, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GELİR DAĞILINDAKİ ADALETSİZLİK,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOLSUZLUK YOK MU? 01.03.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-33189949723488747?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/33189949723488747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=33189949723488747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/33189949723488747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/33189949723488747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/pasta.html' title='PASTA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-59971383360225917</id><published>2011-05-16T11:51:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:52:30.094-07:00</updated><title type='text'>TELEFON DİNLEME</title><content type='html'>BÜYÜK BİRADER &lt;br /&gt;Ülkemizde, DİNLEME, İZLEME, TAKİP ancak; “4422 SAYILI ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KANUNUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK” gereğince yapılmaktadır.&lt;br /&gt;Buna rağmen günümüzde bir çok kişi her türlü haberleşmesinin “özellikle telefonlarının”  dinlendiğini düşünüyor hatta buna inanıyor. &lt;br /&gt;YASA DIŞI YOLLA DİNLEME&lt;br /&gt;Ülkemizde yasa dışı yollarla, telefon veya ortam dinlemesi yapabilecek teknoloji üretimi yok. Hepsi “ithal” yurt dışından satın alınıyor. Bu malzemeleri kim yurt dışından getirmiş, kimlere satmış kolaylıkla izlenip, denetlenebilir. &lt;br /&gt;Yasa dışı dinlemeleri kim yapıyor kolayca belirlenir.  &lt;br /&gt;Ancak çok daha vahim olan bir iddia var ki;&lt;br /&gt;Resmi kurumlar “özellikle emniyet güçleri, polis” tarafından getirilen, kayıtlara girmeyen, bu aletlerle yasa dışı dinlemeler yapıldığı, bunları MEDYA SERVİS EDİLDİĞİ.&lt;br /&gt;İlk olarak hükümetin bu koynu araştırması, gerçekten böyle bir şey varsa önlenmesi, yapanların en ağır şekilce cezalandırılması gerekir.&lt;br /&gt;MAHKEME KARARI İLE DİNLEMELER VE İZLEMELER&lt;br /&gt;Eğer; Güvenlik güçleri “polis, jandarma” çıkar amaçlı bir suç şebekesinin, suçlarının kanıtlanmak için dinleme dışında başka bir yöntem olmadığını anlamışsa, “4422 YÖNETMELİK” gereği C. Savcısına başvurur. C. Savcısı kanıtları değerlendirir, o da buna inanırsa “dinleme ve izleme” yapmak için “dinlenecek örgüt üyelerinin kimliği, telefon numara bilgilerini belirterek mahkemeye başvurup dinleme, izleme izni alınır. Bütün bunlar için gizlilik kurallarına tam olarak uyulur. İzin 3 ay için verilir. ancak  iki defa üçer ay uzatılabilir.&lt;br /&gt;Dinleme ve izleme sonucu  suçlu olmadıkları açığa çıkarsa C. Savcısının yazılı emri ile son verilir. C. Savcısının denetimi altında ve en çok 10 gün içinde güvenlik güçlerince yok edilir. &lt;br /&gt;Ancak bir çok kişi “YASA VE YÖNETLİKLERE UYULMADIĞINI” söylemekte, bu güne kadar yapılan bir çok olayı buna kanıt olarak göstermektedir.&lt;br /&gt;İtiraz ve yakıma konuları;&lt;br /&gt;Emniyet güçlerinin bu yasalara dayanarak “özellikle iktidara muhalif” siyasetçi, gazeteciler, hatta yargıç  ve savcılar, dahil birçok kişiyi dinlemekte ve izlemekte olduğu inancıdır.&lt;br /&gt;Emniyet güçleri dinlenmek istediği kişilerin bir suça karıştığı konusunda hiçbir belirti, kanıtı olmadığı halde mahkemelerde dinleme izini için başvurmakta, izin talebinde yasa ve yönetmelikte belirtilmesi gereken hususların hiç birinin yer almadığı, dinlenip, izlenmesi için izin istenen kişinin çoğu zaman adının dahi yazılmadığı, kime ait olduğu açıklanmayan değişik kişilere ait çok sayıda telefon numaralarının ve bilgilerin yazıldığı, izin veren yargıçlar da “yasalarda aranan şartlar olmadığına bakmadan” yargıçların istenen izinleri verdiği iddiaları yaygınlaşmıştır. &lt;br /&gt;Bu şekilde alınan izinlerle yapılan dinleme ve izlemeler sonucu, insanların özel yaşamına girilmekte,  elde edilen bilgiler suç olsun olmasın bazı medyaya organlarına sızdırılmakta, bu dinleme ve izlemeler sonucu insanlar göz altına alınıp, evine işyerine onlarca emniyet gücü ile baskınlar yapılıp aranmakta, suç unsuru olup olmadığı tespit edilmese bile el konulan belgeler daha sonra incelenecek denilerek, suçları dahi açıkça söylenmeden emniyet, savcılık sorgulanıp mahkemeye sevk edilmekte ve çoğunlukla tutuklanmaktadırlar. &lt;br /&gt;İlk günler insanlar “muhakkak bir suçları var ki bunu yapıyorlar, bana neden bir şey olmuyor” diye düşündüler. Bu uygulamaları devam ettirenler, insanlar olaya hep böyle bakacak dediler. Ama bir zaman geldi ki;&lt;br /&gt;“Bir bardak suya mürekkep damlatın, bana mısın demez. Bunu tekrarlayın hep mürekkebi yutar. Mürekkebi damlatan kişi bunun devamlı böyle olacağını sanır. Ta ki son damlaya kadar. Son damlada su masmavi oluverir. (kaynak ÖZDEMİR İNCE) &lt;br /&gt;Bu olaylarda da insanlar son damladan sonra gördü ki suy mavileşiverdi. Suyun mavileşmesi ile insanlar bütün bu yapılanların hukuka, insan haklarına uygun olmadığı, yarın kendisinin de başına gelebileceğini düşünmeye başladı. Suçlu ilan edilen, tutuklanan kişilerin, kanıtları gizlemesi, kaçması ihtimali hiç olmadığı, halde tutuklanması da inandırıcı gelmemeye başladı. &lt;br /&gt;Tutuklanan insanların aslında suçsuz olabileceği, iktidara muhalefet eden kişilerin sindirmek, korkutmak için yapıldığı, bütün bu hukuksuzluklar yargı kararı ile ve yasalara göre yapılıyor olsa da iktidarın rolünün olabileceğine her geçen gün daha fazla kişi inanmaya başladı.&lt;br /&gt;BÜTÜN BUNLARI YAPAN, YAPTIRAN “BÜYÜK BİRADER” KİM? &lt;br /&gt;GEORGE ORWELL, daha 1949 yılında “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” adlı ürkütücü bir kitap yazmış. &lt;br /&gt;"Her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu, belirsiz ve muhalefetsiz bir toplumu, gerçeklerin, doğruların saptırıldığı, konuşma özgürlüğünün yok edildiği modern dünyanın kurulabileceği tehlikesini görmüş ve bu tehlikeye karşı yürekten uyarı yapmış böyle bir modern dünyayı protesto etmiş. &lt;br /&gt;Bu kitapta anlatılanlar günümüze ait bir günlük gazeteden alıntı mı diye düşünmeden edemiyor insan. Günümüzde yetkililerin kulağının büyüdüğü, büyütüldüğü bir dönem yaşamıyor muyuz?&lt;br /&gt;ORWELL,  Türkiye'yi 60 yıl önceden anlatmış adeta. Bu gün "Büyük birader bizi sadece gözetlemiyor, hepimizi dinliyor!"demek daha doğru olsa gerek. &lt;br /&gt;“Dinleyen herkes aynı zamanda dinlenir, büyük birader her zaman değişebilir. &lt;br /&gt;Bazı eylemler vardır ki başlatma yetkisini bu gün siz elinizde tutabilirsiniz yada tuttuğunuzu sanabilirsiniz. Ama bitirme, sonlandırma yetkisine sahip olamadığınızı unutursunuz. &lt;br /&gt;Ne güzel sözdür, "Dinleyen kendini dinler," derler. &lt;br /&gt;Basit, sıradan, günlük bir olay kulaktan kulağa ulaşınca anlamı tamamen değişir ve bir kavgaya yol açar. Dinleme kavramı hem trajik hem komiktir. Bu gün bizi dinleyen ve izleyen büyük biraderin FOUCHE'NİN hayatını okursa, kullanma, kullanılma kavramının çift yüzlü kesici özelliğini belki düşünür. (Kaynak: DOĞAN HIZLAN’IN “Büyük birader kim” başlıklı 26.02.2009 tarihli yazısı) 26.02.2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-59971383360225917?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/59971383360225917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=59971383360225917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/59971383360225917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/59971383360225917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/telefon-dinleme.html' title='TELEFON DİNLEME'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-258249356783013691</id><published>2011-05-16T11:50:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:51:41.921-07:00</updated><title type='text'>NASIL İDARE EDİLMEK İSTERSİNİZ?</title><content type='html'>NASIL İDARE EDİLMEK İSTERSİNİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada bütün ülkeler birbirinden farklı, tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullara sahiptir.&lt;br /&gt;Yüzlerce yıldır varlığını, bütünlüğünü devam ettiren değişik yönetim biçimlerini görmüş ülkeler, yılların verdiği tecrübe ile,&lt;br /&gt;20. yy ortalarından itibaren kendilerine en uygun “yönetim – rejimleri” benimsemişlerdir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;PARLAMENTER DEMOKRASİ ; &lt;br /&gt;Bu güne kadar denenmiş en demokratik sistemdir. &lt;br /&gt;Her 4 veya 5 yılda bir genel ve yerel seçimler yapılır. &lt;br /&gt;Halk kendilerini yönetecek vekillerini ve kendini yönetmesini istediği partileri seçerler.&lt;br /&gt;Toplumun bütün kesimleri değişik siyasi partiler, sendikalar, meslek odalarında örgütlenmiştir.&lt;br /&gt;Herkes örgütleri eli ile yada kendisi düşünce, fikir ve görüşlerini serbestçe dile getirir.&lt;br /&gt;Kimse dini, inancı, ırkı, fikri, ve düşüncesi nedeniyle hor görülemez. Herkes yasalar önünde eşittir.&lt;br /&gt;Halkın tüm kesimlerinin gerçek temsilcilerinden oluşan bir “tek veya iki dereceli” meclis,&lt;br /&gt;Meclis çoğunluğuna dayanan  “başbakan ve bakanlardan” oluşan hükümet,&lt;br /&gt;Meclis ve iktidardan tamamen bağımsız ve tarafsız yargı,&lt;br /&gt;Meclis çoğunluğu tarafından seçilen ve yetkileri sembolik, kısıtlı bir cumhurbaşkanı vardır.&lt;br /&gt;Bu sistemin gücü “YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI” olarak kuvvetler ayrılığını benimseyen bir anayasa” ve demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan SİYASİ PARTİLERDİR.  &lt;br /&gt;Hükümet, mecliste çoğunluğu oluşturan bir veya birden fazla parti tarafından kurulur.&lt;br /&gt;Hükümet ülkeyi yönetirken kesinlikle anayasa ve yasalara uyar. &lt;br /&gt;Meclis, hükümetin tasarı olarak getirdiği veya milletvekilleri tarafından getirilen kanun tekliflerini görüşür aynen veya değiştirerek kabul veya ret eder.&lt;br /&gt;Meclis tarafından kabul edilen yasaları cumhurbaşkanının veto yetkisi vardır. &lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı, muhalefet partileri veya belli sayıda milletvekili kabul edilen yasaların “anayasaya aykırı” olduğunu iddia ederek anayasa mahkemesine götürülebilir. Anayasa mahkemesinin kararı kesindir.&lt;br /&gt;Anayasa değişikliğinin nasıl olacağı yine anayasada belirtilmiştir. &lt;br /&gt;MİLLİ İRADE; hiçbir zaman meclis çoğunluğu bulunan partinin iradesi değildir. &lt;br /&gt;MİLLİ İRADE; Demokratik yollarla, eşit koşullarla yapılan seçimler sonucu, toplum bütün kesimlerinin temsil edildiği “MECLİSİN TAMAMI” dır.&lt;br /&gt;Meclis ayni zamanda hükümetin bütün yaptıklarının “icraatlarının” denetim organıdır. &lt;br /&gt;TEHLİKE NEDİR? &lt;br /&gt;Adaletsiz seçim sistemi bir partiye, mecliste hak etmediği bir çoğunluk getirebilir. Bu parti bunu fırsat bilerek devamlı iktidarda kalmak TEK PARTİ veya ADAM DİKTATÖRLÜĞÜ kurmak isteyebilir.&lt;br /&gt;İktidar partisi lideri, parti yetkili kurullarının bütün yetkilerini kendinde toplayabilir. Bu yetkileri ile önce parti üst yönetimini, sonra il, ilçe yönetimlerini kendi yandaşlarından oluşturabilir.&lt;br /&gt;Seçimlerde, milletvekili, belediye başkanı kim olacak, kim bakan olacak o karar verir. Bütün bu kişiler artık sadece liderin dediklerini yapacaktır. İktidar “BAŞBAKAN” meclis çoğunluğu ile istediği yasaları çıkartabilir. Devletin bütün kadrolarına istediği ve her dediğini yapacak kişileri getirebilir. Hatta istedikleri kişiyi cumhurbaşkanı da seçebilirler.  &lt;br /&gt;Kim olursa olsun, itiraz eder, istenileni yapmazsa anında partiden atılacak veya görevden alınacaktır.&lt;br /&gt;Böylece “YARGI” dışında devletin bütün kurumları iktidar “BAŞBAKAN’IN” emrine girmiş olacaktır. &lt;br /&gt;Bütün bunları başardığı taktirde, YARGIYI” da kontrol hatta emrine almak isteyecektir.&lt;br /&gt;Hatta zamanla bunların çoğunu da başarmış bulunabilir.&lt;br /&gt;DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEMİ benimsemiş, her şeye rağmen bunu uzun yıllardır korumuş bir ülkede halk, tehlikeyi görecek, özgür seçme ve seçilme hakkı elinden alınmadan, yapılan ilk seçimlerde,&lt;br /&gt;“TEK PARTİ veya TEK ADAM DİKTATÖRLÜĞÜNE” asla izin vermeyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKANLIK SİSTEMİ:&lt;br /&gt;Dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarına uygun “BAŞKANLIK” rejimleri mevcuttur. &lt;br /&gt;Başkanlık sistemin en iyi ABD de uygulanır. “200 yılı aşkın süredir anayasa ve kurallar değişmemiştir” &lt;br /&gt;Yürütme “İKTİDAR” başkandır. Yasama “TEMSİLCİLER MECLİSİ VE SENATODAN” oluşan KONGREDİR. Üyeleri partili olsalar da kişisel olarak seçimlere katılan ve doğrudan halk tarafından seçilen milletvekili ve senatörlerden oluşmaktadır. Başkan Kongreyi feshedemez.&lt;br /&gt;Başkan 4 yıllığına yardımcısı ile birlikte seçilir. Ayni kişi en fazla 2 kez başkan seçilebilir ve ülkede koşullar ne olursa olsun bu süre ve kural  değiştirilemez.   &lt;br /&gt;Başkan seçilebilmek için dört anayasal koşul vardır: ABD'de doğmuş olmak, ABD vatandaşı olmak, 35 yaşında veya üstünde olmak, Son 14 yıldır ABD'de ikamet ediyor olmak.&lt;br /&gt;Başkan, hükümet üyelerini “BAKANLARI” atar. Bakanlar kongre üyesi bile olsa üyelikleri düşer. Hükümeti senato üyeleri onaylar. Bakanlar Kongreye karşı sorumlu değildir. Sadece başkana karşı sorumludur. Başkan istediği bakanı azledebilir. Hükümet toplantılarında son ve kesin söz Başkana aittir. &lt;br /&gt;Gerek duyulan yasalar kongre tarafından çıkarılır. Başkan çıkan yasaları “VETO” edebilir. &lt;br /&gt;Başkan kendi politikalarını uygulayacak kadroları bürokratik kademelere atayabilir. Ancak yüksek dereceli memurların atamalarında senatonun onayı aranır.&lt;br /&gt;Başkan silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Silahlı kuvvetlerin nasıl nerede ne zaman hangi biçimde kullanılacağına karar verir. En küçük rütbeli subaydan en yüksek rütbelisine kadar hepsini başkan atayabilir.&lt;br /&gt;Yüksek Mahkeme başkanı başkan tarafından atanır ama senato tarafından onaylanması gerekir. Başkan yargıçları görevden alamaz. Ömür boyu seçildikleri için tarafsız ve bağımsızdırlar. &lt;br /&gt;Başkan kararlarına karşı çıkamaz, uygulamıyorum diyemez. Yüksek Mahkeme, ABD'de en yüksek yargı, aynı zamanda temyiz organıdır. &lt;br /&gt;Dış politikada Başkan önemli kararları bizzat kendisi alır. Başkanın yabancı devletlerle imzaladığı anlaşmalar ve büyükelçi atamalarında Senatonun onayı gerekir. &lt;br /&gt;ABD'de sisteminin temeli,  “Temsilciler Meclisi ve Senatodan” oluşan KONGREDİR. &lt;br /&gt;Bütçenin kabulü, federal hazine çıkış ve girişler, mali yasaların yapılması tamamı ile kongreye aittir. &lt;br /&gt;Kongre; isterse başkanın bazı yapmak istediklerini engellemek için harcamalarına engel olabilir.&lt;br /&gt;Komisyonları mahkeme gibi davranır. Hatta başkan hakkında suçlama yapabilir. Başkanı, vatana ihanet, zimmetine para geçirme veya diğer cürüm yada ağır suçlar nedeniyle itham edip, yargılayabilir. &lt;br /&gt;TEHLİKE NEDİR? &lt;br /&gt;Bu sistem ABD dışında bütün ülkelerde DİKTATÖRLÜĞE dönüşmüştür.&lt;br /&gt;Latin Amerika ülkeleri, Afrika, Avrasya ülkelerinde de uygulanmaktadır. &lt;br /&gt;Bu ülkelerde başkanlar seçimle gelmiş olsalar da kısa sürede bütün yetkileri kendilerinde toplar, meclis, yargı ve ordu başkanın kontrolüne geçer. &lt;br /&gt;Yıllar geç tikçe ülkede özgürlükler kısıtlanır, baskı rejimi oluşur, yolsuzluklar artar. &lt;br /&gt;Her 4  yılda bir seçimler yapılsa da hep % 80 – 90 gibi büyük bir çoğunlukla başkan ve partisi kazanır. &lt;br /&gt;Belli bir süre sonra halk artık dayanamaz ve ayaklanır. Ancak hiçbir zaman muhalefete izin verilmediği için başkan devrildiğinde yerini dolduracak bir parti, lider bulunmaz. Ülkede kargaşa ve huzursuzluk baş gösterince hemen ORDU devreye girer. Ya darbe yapıp ordu komutanı başkanın yerine geçer veya ordu geçici olarak yönetimi üstlenir ve seçimler sonucunda yeni başkan seçilir. Ama değişen hiçbir şey olmaz. Çünkü yeni başkanda halkın değil egemen güçlerin temsilcisidir. Çark bu şekilde devam eder. &lt;br /&gt;TIPKI BU GÜNLERDE MISIR, GEÇMİŞ YILLARDA LATİN AMERİKA ÜLKELERİ ve UKRAYNA’DA” OLDUĞU GİBİ.” Filipinler, Endonezya’da da durum farklı değildir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARI BAŞKANLIK SİSTEMİ: &lt;br /&gt;Başkanlık ve parlamenter sistemin karışımıdır. Yürütme gücü halk tarafından seçilen devlet başkanı ile meclis güvenine dayanan hükümet başkanı arasında paylaşılır. Fiili olarak ise yürütmenin başı devlet başkanıdır. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği parlamenter sistem olarak tanımlanabilir. &lt;br /&gt;Başkanlık sisteminden farkı yürütme organının iki başlı olmasıdır. Yani tek bir başkan yoktur yürütme organı olarak, başkanın görevini (yürütme görevi) bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanı üstlenmiştir. &lt;br /&gt;Başkanlık sisteminden bir diğer farkı ise yürütme organının bir kanadı olan bakanlar kurulunun, yasama organının “meclis” güvenine dayanmasıdır. Bu durumda yasama organı, mevcut bakanlar kurulunu güvensizlik oyu ile görevden alabilir. &lt;br /&gt;İstikrarlı bir yönetim biçimi denilir, bu doğrudur.&lt;br /&gt;Bu sistemi uygulayan ülkeler, Fransa, Çin, Rusya’dır. &lt;br /&gt;TEHLİKE NEDİR? &lt;br /&gt;Parlamenter demokratik sistemdeki tehlikelerin aynisi bu sistemde de vardır. &lt;br /&gt;Fransa’da sorunsuz uygulanan bir sistem ÇİN ve RUSAYA’ da TEK ADAM yönetimine dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ OLARAK:&lt;br /&gt;Bu sistemlerden birini uygulayan bir ülke başka bir sistemi benimsemek isterse, anayasasında köklü bir değişiklik yapması gerekir. &lt;br /&gt;Bunu yaparken de ülkede ayrılıklara, iç kavgalara hatta bölünmelere neden olabilir. &lt;br /&gt;Sizce en iyi hangi sistemdir? &lt;br /&gt;Nasıl idare edilmek istersiniz?  13.02.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-258249356783013691?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/258249356783013691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=258249356783013691' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/258249356783013691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/258249356783013691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/nasil-idare-edilmek-istersiniz.html' title='NASIL İDARE EDİLMEK İSTERSİNİZ?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1062389275568089262</id><published>2011-05-16T11:49:00.000-07:00</published><updated>2011-05-16T11:50:32.335-07:00</updated><title type='text'>ERDEM NEDİR?</title><content type='html'>ERDEM NEDİR?&lt;br /&gt;Erdem kavramı, felsefe tarihinin başlangıcından beri yer almıştır. &lt;br /&gt;Sözlük anlamları, Ahlakın övdüğü, iyi, alçak gönüllü, yiğit, doğru, faziletli v.b niteliklerdir.&lt;br /&gt;İnsanın yaşamın anlamı ise; "erdemli olmak" mutluluk yaşamın temel amacıdır ancak mutluluğa ulaşmak için erdemli olmak gerekir. Erdemli olmak ise ancak bilgi sahibi olmakla mümkündür.&lt;br /&gt; KIBRIS’LI ZENON: Mutluluk için Erdemli olmanın şart olduğunu söyler.&lt;br /&gt;EPİKUROSCULUK’ da,"komşun farkına vardığında utanacağın bir şey yapma" der.  &lt;br /&gt;Bilgi insanı erdemli yapar. Çünkü ahlaki olarak doğru davranmayı sağlayan şey bilgidir. Ahlaki doğruluk erdemli olmakla birdir. İyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarında görülen topluma, yere, zamana göre farklılıklar erdem kavramının da farklı şekillerde düşünülüp anlaşılmasını getirmiştir. &lt;br /&gt;ERDEM; İyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilettir. İnsanın ruhsal olgunluğudur.&lt;br /&gt;BÜYÜK DÜŞÜNÜRLERE GÖRE ERDEM NEDİR?&lt;br /&gt;FARABI: Kişiyi erdemli kılan Tanrı'dır.&lt;br /&gt;FRİEDRİCH HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir.&lt;br /&gt;KALLIKES: Erdem, güçsüzün işine gelendir.&lt;br /&gt;SPINOZA: Erdem akla uygun davranmaktır.&lt;br /&gt;ARISTIPPOS: Erdem, haz almada ölçülü olmaktır.&lt;br /&gt;IMMANUEL KANT: Erdem bir içgüdü işi değil bir akıl işidir.&lt;br /&gt;SCHOPENHAUER: Erdem denmeye değer tek eğilim acımaktır.&lt;br /&gt;FRİEDRİCH NIETZSCHE: Erdem, insanın insanüstüne ulaşmak için harcadığı çabadır.&lt;br /&gt;DESCARTES: Erdem düşünce ölçüsünü kullanmaktır. İyi sandığımız şeyleri işlemekte gösterdiğimiz karardan ibarettir.&lt;br /&gt;MAHAVIRA: İnsan, hiçbir canlı varlığa kötülük yapmadan yaşamalıdır. Çok sıkı bir perhiz yapmalı, mümkünse çıplak gezmelidir. Aç kalarak ölmek en büyük erdemdir.&lt;br /&gt;SOKRATES: Tek kesinlik, erdem bilgisindedir. Erdem öğrenilir. Kişiler bilmedikleri için kötüdürler. Erdem birdir, bölünmez, ayrılmaz. Erdem insanın kendini bilmesi, tanımasıdır.&lt;br /&gt;VOLTAIRE: Erdem, benzerine iyilik etmektir.&lt;br /&gt;HUTCHESON:  Erdem bir eğilimdir, iç güdüdür.&lt;br /&gt;ORIGENES: Erdem, Tanrı karşısında ölçülü olmaktır.&lt;br /&gt;JOSEPH BUTLER: Kişinin kendi kendinin yargılamasıdır.&lt;br /&gt;GEULINCX: Erdem, Tanrı'nın düzenine boyun eğmektir.&lt;br /&gt;MAX STIRNER: Erdem, kendi isteklerime benim uygunluğumdur.&lt;br /&gt;BERKELEY: Erdem, sonsuz güçlü ruhun idrak ettirdiği bir fikirdir.&lt;br /&gt;LEIBNIZ: Erdem bir zorunluluktur şu halde erdemsizlik mümkün değildir.&lt;br /&gt;SAMUEL CLARKE: Erdem nesnelerin doğal niteliklerine uygun davranmaktır.&lt;br /&gt;SARTRE: Hiç bir şey kişi oğlunu, kendinden, kendi benliğinden kurtaramaz.&lt;br /&gt;FRİEDRİCH NIETZSCHE: Erdem, insanın insanüstüne ulaşmak için harcadığı çabadır.&lt;br /&gt;KONG FU TSEU: İnsanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. Bunun içinse erdem gerekir.&lt;br /&gt;GOTAMA: İnsan yüreğinden yaşamak isteğini çıkartmalıdır, ancak yok olarak acıdan kurtulabilir...&lt;br /&gt;KSENOFANES: Varlık her şeydir. Değişiklik görünüşten ibarettir, gerçekte değişen hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;FRANCİS BACON: Erdemler ülkesini yöneten Süleyman Evi bir başka adıyla Altı Günlük İşler Koleji'dir.&lt;br /&gt;MACCHIAVELLI: Sözünde durmak büyük bir erdemdir, ama bütün büyük işleri sözünde durmayanlar başarmışlardır.&lt;br /&gt;EMPEDOKLES: Devinim bir gerçektir ama oluş diye bir şey yoktur. Sevgi sonunda tiksinmeyi yenecektir. Sevgi Tanrı'dır...&lt;br /&gt;HERAKLEITOS: Evren, yaratmayla yok olmanın sonsuza kadar birbirini kovalamasıdır. Her şey ancak karşıtların kavgasından&lt;br /&gt;doğar...&lt;br /&gt;PARMENIDES: Varlık eğer var olmaya başlamışsa, ya bir varlıktan ya da bir yokluktan çıkıyor demektir. Üçüncü bir oluş düşünülemez. Varlık eğer bir varlıktan çıkıyorsa, kendi kendini doğurmuş oluyor ki bu da &lt;br /&gt;yeni bir şey olmaması demektir. Varlığın yokluktan çıkması akla uygun değildir. Varolan değişmez. Çünkü değişmek ya bir varlığa ya da bir yokluğa geçmek demektir. Bu kuruntudan ötürü akıl için bir birlik olan evren, biz insanlara ikililik olarak görünüyor...&lt;br /&gt;MONTAIGNE: Biz insanlar, kendimizi kötülemede gösterdiğimiz zekayı hiç bir yerde göstermeyiz. Kafamızın o herşeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir. İnsanı öldürmek için gün ışığında geniş meydanlar ararız. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev onu öldürmesini bilmekse bir çok erdemleri içine alan bir şereftir.&lt;br /&gt;Sizce ERDEM nedir? 05.02.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1062389275568089262?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1062389275568089262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1062389275568089262' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1062389275568089262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1062389275568089262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/05/erdem-nedir.html' title='ERDEM NEDİR?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7427951680971088635</id><published>2011-02-05T09:49:00.001-08:00</published><updated>2011-02-05T09:49:38.769-08:00</updated><title type='text'>TORBA</title><content type='html'>TORBA YASA&lt;br /&gt;Adı TORBA YASA, çünkü içinde ne istersen ne ararsan var. Torbanın içinde birbiri ile ilgisi olmayan birçok yasal düzenlemeler var. &lt;br /&gt;TORBANIN içinde, eylem yapan CHP ve DİSK, KSK, TMMOB, TTB gibi emek örgütlerinin de karşı çıkmadığı, hatta desteklediği bir çok yasal düzenleme var.&lt;br /&gt;Ancak, TORBANIN içinde ayni zamanda,&lt;br /&gt;İşçi, memur, stajyer ve tüm çalışanların “EMEKÇİLERİN” bu güne kadar kazanılmış haklarını elinden alan yasa değişiklikleri de var.&lt;br /&gt;EMEKÇİLER işte bunlara karşı çıkıyorlar. &lt;br /&gt;AKP ye oy veren, destekleyenler TORBA YASAYA karşı çıkan eylem yapan EMEKÇİLERE kızıyorlar. &lt;br /&gt;Kızıyorlar ama eğer yasalar aynen kabul edilirse, onlarda nasiplerini alacaklar. &lt;br /&gt;AKP, CHP, MHP veya başka bir partiye oy vermiş bile olursan ol,&lt;br /&gt;Hangi inançtan , düşünceden, etnik kimlikten olursan ol,&lt;br /&gt;Ülkemizin hangi bölgesinde, il, ilçe, kasaba veya köyünde oturuyor olursan ol,&lt;br /&gt;İster daha yeni doğmuş veya ilköğretimde, orta öğretimde, üniversite okuyor olursan ol,&lt;br /&gt;İster bu gün işsiz ol, ister düşük, ister yüksek ücretle çalışıyor ol,&lt;br /&gt;Karşı çıkılan yasalar kabul edilirse, herkesin ama herkesin,&lt;br /&gt;Bu güne kadar var olan eskiden kazanılmış haklarının bir kısmı elinden alınacak, gasp edilecektir. &lt;br /&gt;HANGİ YASALARA İTİRAZ EDİYORLAR?  NE İSTİYORLAR?&lt;br /&gt;1 - Deneme süresi ilk defa işe girenler için eskiden 2 ayken şimdi 4 ay olacak. &lt;br /&gt;“Deneme süresi düşürülmelidir” diyorlar.&lt;br /&gt;2 - Stajyer uygulaması genişletilmekte, eskiden Stajyerlik ücretleri 229 TL iken şimdi 178 TL düşürülecek. eğer işyerinde çalışan 20 kişiden azsa stajyer ücreti 100 TL den daha az olacaktır.&lt;br /&gt;Meslek yüksek okulu (MYO),  Meslek lisesi ve çıraklık okulu öğrencileri aynı kategoride, iş öğrenimi adı altında, daha kuralsız ve düşük ücretle stajyer olarak çalıştırılacak, emek, alın teri sömürüsü artacak. &lt;br /&gt;“Stajyer ücretleri düşürülmesin, MYO öğrencileri için stajyer ücretleri artsın, stajyer öğrencilerin hepsi insani koşullar altında iş öğrenebilecekleri ortamların hazırlansın” diyorlar. &lt;br /&gt;3 - Resmi olarak bile 3 milyon işsiz varken işsizlik ödeneğinden sadece 170 bin kişi faydalanıyor. İşsizlik Fonu prim gelirlerinin yarısı taşeron firmalara, özel İstihdam Bürolarına verilecek.  &lt;br /&gt;“İşsizlik Fonu sadece işsiz maaşlarının ödenmesi için kullanılsın, yağmalanmasın” diyorlar.&lt;br /&gt;4 - Belediye işçileri norm kadroda bile olsa, “İhtiyaç fazlası” ilan edildikleri taktirde, Milli Eğitim veya Emniyet teşkilatının taşra teşkilatlarına gönderilecektir. Atandıkları yere 5 günde başlamazlarsa işlerini kaybedecekler. İşçiyi yollayan belediye 5 yıl boyunca yeni kadrolu işçi alamayacak. &lt;br /&gt;İşçi ihtiyacı olursa taşeron ile anlaşacak. Taşeronlaşma yaygınlaşacak. &lt;br /&gt;“kazanılmış hakların gasp edilmesin” diyorlar.&lt;br /&gt;5 - Kriz döneminde, şirketlerin çalıştırdıkları işçilerin ücretleri işsizlik Fonundan ödendi.  Şimdi yasa değişecek, ülkede hiç kriz yokken bile şirket her dara düştüğünde ücretsiz izinler, kısa çalışma ödeneği devreye girecek. Bu uygulamanın olduğu işyerlerinde işten çıkartmalar kolaylaşacak. &lt;br /&gt;“Bu yasa geri çekilsin, iş güvencesinin kapsamı genişletilsin” diyorlar.&lt;br /&gt;6 - Şirketler artık daha az devamlı işçi çalıştıracak. İşçiye ihtiyacı olursa uzaktan, evden, çağrı üzerine çalışma yaygınlaşacak. Bu uygulamalarda primler eksik yatırılacak. Sağlık için eksik primleri, “emeklilik ve işsizlik fonu” için bile işçi cebinden prim yatıracak.  &lt;br /&gt;“Kısmi çalışma azaltılsın, primler tam yatırılsın, işçilere fazladan yük getirilmesin” diyorlar.  &lt;br /&gt;7 - Turizm sektöründe azami iki ay olarak belirlenmiş denkleştirme süresi dört aya çıkacak. Bu uygulama ile fazla mesaiden kaynaklı haklar gasp edilecek. &lt;br /&gt;“Hak kayıplarına yol açan denkleştirme uygulaması kaldırılmalıdır” diyorlar.&lt;br /&gt;8 - Torba Yasa ile kamuda esnek istihdam artık yasal hale getirilmektedir. Kamu emekçisi birkaç farklı kurumda, 8 saatlik mesai dışında farklı şekillerde çalıştırılabilecek, insan faktörünü göz ardı edilecek.   &lt;br /&gt;“İnsanı değil işi korumayı getiren bu uygulamalar kabul edilemez” diyorlar. &lt;br /&gt;9 - Kamu emekçileri, istekleri dışında, kurum içi ve kurumlar arasında, &lt;br /&gt;6 aydan 1 yıla kadar görevlendirilebilecek. Sürgün kural haline gelecek.  &lt;br /&gt;“Yandaş sendikaları güçlendirecek, sürgün yasalaşacak bu uygulama geri çekilsin” diyorlar. &lt;br /&gt;10 - Özel sektörde 10 yılın üzerinde yöneticilik yapmış kişiler, kamu kurumlarının başına getirilecekler. Böylelikle kamu yararı ilkesinin yerine, piyasa koşullarına uyum sağlanmaya çalışılacak. Özel sektör zihniyeti kamuyu yönetilecek. &lt;br /&gt;“Kamu hizmetlerini, kâr amacı değil kamu yararı esas alarak sürdürmek gerekir. Kamu kurumlarını ticarethaneye dönüştürecek bu uygulama kabul edilemez” diyorlar. &lt;br /&gt;11 - İşyeri denetimlerini iş müfettişlerinin yerine çalışma bakanlığının memurları yapacak. İşçi daha korumasız hale gelecek. Böylelikle kamuda nüfuzu olan, denetimden kaçabilecek. İşçi mağdur edilecek. &lt;br /&gt;“Bu teklif geri çekilmelidir” diyorlar. &lt;br /&gt;NEDEN BU KARDA KIŞTA, EVİNDEN BARKINDAN AYRILIP ANKARA’DA EYLEM YAPIYOR, COP, SOĞUK SU, BİBER GAZI YİYORLAR? &lt;br /&gt;“KAZANIRLARSA BİZE DE FAYDASI OLACAK, EYLEME KATILAMADIK AMA KALBEN DESTEKLİYORUM” DEMEMİZ GEREKMEZ Mİ? 03.02.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7427951680971088635?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7427951680971088635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7427951680971088635' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7427951680971088635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7427951680971088635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/torba.html' title='TORBA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5337818083695498496</id><published>2011-02-05T09:48:00.000-08:00</published><updated>2011-02-05T09:49:03.419-08:00</updated><title type='text'>TEK BAŞINA</title><content type='html'>% 50 OY, 367 DEN FAZLA MİLLETVEKİLİ&lt;br /&gt;Bu seçimler bütün partiler için önemli.&lt;br /&gt;Başbakan için ise çok, çok daha önemli.&lt;br /&gt;Üstelik başbakana sadece iktidar olmak da yetmiyor. &lt;br /&gt;Seçimlerde % 50 den fazla oy, 367 den fazla milletvekili çıkaracak, &lt;br /&gt;Anayasayı istediği gibi değiştirecek, &lt;br /&gt;Başkanlık sistemini getirecek. &lt;br /&gt;Ülkenin ilk halkoyu ile seçilmiş başkanı olacak, &lt;br /&gt;2017 bir daha seçilecek TÜRKİYE’ yi  2023 e kadar TEK BAŞINA yönetecek. &lt;br /&gt;AKP 8 yıllık iktidarında.&lt;br /&gt;“YOKSULLUK, YOLSUZLUK, YASAKLAR” kalkmamış. &lt;br /&gt;Milyonlarca kişi işini, işyeri olan işyerini kaybetmiş.  İş bulma umudu da yok. &lt;br /&gt;Her ile bir üniversite kuruldu ama üniversiteyi bitiren gençlere bile iş yok.&lt;br /&gt;Henüz işini kaybetmemiş, zar, zor iş bulup çalışanların çoğu sigortasız, &lt;br /&gt;sosyal güvencesiz, iş güvenceleri yok. Haksız yere işten atılanlar hak arayamıyor. &lt;br /&gt;İşsizlik parası çok az ve almak da çok zor.&lt;br /&gt;Ülkemiz zenginleşti, kişi başına milli gelir 15.000 dolar oldu diyorlar. &lt;br /&gt;Ama kimse bu zenginlikten hiçbir pay alamıyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik daha artmış. &lt;br /&gt;Herkes konuşmaktan korkuyor. Kimse fikir ve düşüncelerini özgürce söyleyip yazamıyor. &lt;br /&gt;İnsanlar telefonlarının dinlendiğini düşünüyor. Korku toplumu oluşmuş.&lt;br /&gt;Anayasa 12 eylül referandumu ile değişti. &lt;br /&gt;Darbeciler, işkenceciler, faili meçhul cinayetlerin fail ve azmettiricilerinden hesap sorulmadı.&lt;br /&gt;Söz verildiği gibi yargı, bağımsız, tarafsız olmadı. İktidara daha da bağımlı hale geldi.&lt;br /&gt;Vatandaşın istediği yargı reformu, davalarının mahkemelerde kısa sürede bitmesiydi yapılmadı.  &lt;br /&gt;Suç “Yüksek yargıda” diyerek onu da yasal değişiklik yaparak iktidarın denetimine alacaklar. &lt;br /&gt;Partilerde lider sultası sona ermedi. &lt;br /&gt;Millet kendini temsil edecek vekilini yine kendi belirleyemiyor.&lt;br /&gt;Ülkemizde, insanlarımız 4 yıl öncesine göre;&lt;br /&gt;Daha zengin değil. Daha mutlu değil. Geleceğinden daha umutlu değil. Daha özgür değil. &lt;br /&gt;İktidarda olanlar, akrabaları, eş, dost ve yandaşları  zenginleşirken, &lt;br /&gt;Ülkede işsizlik, yoksulluk, delir dağılımındaki adaletsizlik artmış. &lt;br /&gt;Herkes hatta zenginler, sanayici, ihracatçı, iş adamları bile halinden memnun değil şikayetçi.  &lt;br /&gt;Toplumun her kesiminden durumundan şikayet eden milyonlarca kişi varken,&lt;br /&gt;AKP kimden ve nasıl % 50 den oy alacak? 367 den fazla milletvekili nasıl kazanacak?&lt;br /&gt;Başbakan hem partisinde hem de ülkede bu gün tek adam.&lt;br /&gt;Bakanların hiçbiri kendine karşı çıkamıyor,&lt;br /&gt;Milletvekilleri, başbakanın isteği dışında özgürce konuşamıyor, oy kullanamıyor,&lt;br /&gt;Kimin milletvekili, belediye başkanı, il başkanı, ilçe başkanı olacağına,&lt;br /&gt;Hatta kimin Cumhurbaşkanı, kimin meclis başkanı olacağına başbakan karar veriyor.&lt;br /&gt;Yasama, Yürütme den sonra yargı da artık bağısız ve tarafsız değil.&lt;br /&gt;ABD ve AB ülkelerinin desteği halen devam ediyor.&lt;br /&gt;Devletin en üst kadroları, &lt;br /&gt;Valiler, kaymakamlar ve en küçük devlet kurumlarının yöneticilerinin çoğu iktidara yakın kişiler.&lt;br /&gt;Partinin, çalışan aktif, genç, “erkek, kadın, yetişkin” kadroları var.&lt;br /&gt;Seçimler için para sorunları da yok. Devletin her türlü olanaklarını seçimlerde kullanabiliyor,&lt;br /&gt;Medya “gazete ve TV” büyük oranda yandaş. &lt;br /&gt;Diğer medya guruplarının patronları ayni zamanda iş adamı, iktidarla iyi geçinmek zorundalar. &lt;br /&gt;İktidar veya başbakana en küçük bir eleştiri bile hoş karşılanmıyor. &lt;br /&gt;İşte bunu çok iyi bilen AKP ve başbakan;&lt;br /&gt;Yandaş medya desteği, sık, sık yaptırılan özel anketler ve TUİK istatistikleri ile, &lt;br /&gt;MAĞDUR rolünü hala devam ettirebiliyorlar,&lt;br /&gt;İktidara, başbakan ve bakanlara  “SUİKAST, KOMLO” teorileri üretip milleti inandırabiliyorlar, &lt;br /&gt;Başarıları sahiplenip, başarısızlıkları  “CHP, muhalefet, yargı, ordu, medyaya” yıkabiliyorlar, &lt;br /&gt;AKP nin rakipsiz olduğu, yine “AKP,  TAYYİP” kazanacağını, &lt;br /&gt;CHP kesinlikle iktidar olamayacağı, MHP’nin baraj sınırında olduğu,&lt;br /&gt;Türkiye’nin AKP iktidarında, daha GÜÇLÜ, daha SAYGIN olduğu, &lt;br /&gt;Krizin teğet geçtiği, İhracatımızın arttığı, dış borcumuzun kalmadığına, &lt;br /&gt;İŞSİZLİĞİN azaldığı, ENFLASYONUN düştüğü, &lt;br /&gt;ÜLKENİN ZENGİNLEŞTİĞİ, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR ARTTIĞINA,&lt;br /&gt;Milleti inandırıp yine oylarını alabileceklerini düşünüyor.&lt;br /&gt;AKP bunu başarabilir mi? &lt;br /&gt;2007 seçimleri öncesinde de milyonlarca kişi, işçi, memur, köylü, çiftçi , esnaf,&lt;br /&gt;Toplumun bir çok kesimi şikayetçiydi. &lt;br /&gt;Yurdun her yerinde Cumhuriyet ve çiftçi mitingleri yapılıyordu. &lt;br /&gt;Üstelik AKP devleti bu kadar ele geçirememiş, başbakan tek adam değildi. &lt;br /&gt;Kendisine destek veren medya olsa da bu günkü kadar güçlü değildi.&lt;br /&gt;Buna rağmen seçmen oyunu, CHP ye değil de neden AKP ye verdi? &lt;br /&gt;Başbakan ve AKP yöneticileri çok biliyorlar ki, &lt;br /&gt;2007 de seçmen her şeye rağmen AKP ye oy verdi ise, nedeni AKP nin başarılı olması değildi. &lt;br /&gt;Seçmen 2007 seçimlerinde güven veren iktidar alternatifi olacak bir parti bulamadı. &lt;br /&gt;AKP nin iktidar alternatifi ve rakibi olan CHP lideri DENİZ BAYKAL iktidar olmak istemiyordu.  &lt;br /&gt;Ankara’nın dışına hiç çıkmıyor, seçim zamanı bile en fazla 20 miting yapıyor, &lt;br /&gt;Seçim otobüsünden inip halkın yanına bile gitmiyordu. &lt;br /&gt;Ama bu gün CHP lideri KEMAL KILIÇDAROĞLU.&lt;br /&gt;Anadolu’yu adım, adım geziyor. &lt;br /&gt;İnsanların neden yoksullaştığını, neden işsiz kaldığını, &lt;br /&gt;Neden tarımın, hayvancılığın yok olduğunu, &lt;br /&gt;Yolsuzlukları, büyük şehirlerde imar rantını, özelleştirmeleri, &lt;br /&gt;İnsanların din, inanç gibi kutsal duygularının nasıl kullanıldığını, &lt;br /&gt;Dini inanç ve etnik kimlikleri kullanılarak nasıl oylarının alındığını, &lt;br /&gt;İşçinin, esnafın, memurun, çiftçi, köylü, sanayici herkesin sorunlarının neden kaynaklandığını,&lt;br /&gt;Nasıl çözüleceğini anlatıyor, insanları inandırıp ikna ediyor, desteğini alıyor. &lt;br /&gt;İşte bu gerçek AKP ve başbakanın hayallerini gerçekleştirmesi yolunda en büyük engel.&lt;br /&gt;Bu seçimlerde AKP ne yaparsa yapsın, &lt;br /&gt;% 50 oy alması, 367 milletvekili çıkarması bir hayal olduğu gibi,  &lt;br /&gt;AKP nin tek başına iktidar olması,&lt;br /&gt;Hatta birinci parti bile mümkün görünmüyor. 27.01.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5337818083695498496?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5337818083695498496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5337818083695498496' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5337818083695498496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5337818083695498496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/tek-basina.html' title='TEK BAŞINA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-3107032293969500062</id><published>2011-02-05T09:45:00.000-08:00</published><updated>2011-02-05T09:47:56.559-08:00</updated><title type='text'>41 VAAD</title><content type='html'>41 VAAD&lt;br /&gt;Ülkemizde en yakıcı sorunlar neler? &lt;br /&gt;“İŞSİZLİK, YOKSULLUK, ADALETSİZ GELİR DAĞILIMI ve YOLSUZLUK” değil mi?&lt;br /&gt;Toplumun büyük çoğunluğu olarak bizlerin çözülmesini istediğimiz bu sorunları “Anayasayı bile değiştirecek bir çoğunlukla” iktidar olan partiler bile çözmediler veya çözemediler. &lt;br /&gt;Yeni CHP genel başkanı olan KILIÇDAROĞLU “BİZ İKTİDAR OLURSAK” bu sorunları çözeriz diyor. &lt;br /&gt;Sorunların ne olduğunu ve yapılması gerekenleri 41 başlıkta topluyor. &lt;br /&gt;Hemen itiraz ediyorlar. “ÇÖZEMEZ, KAYNAK NEREDE?” Diyorlar.&lt;br /&gt;Ancak “41 VAADE” bakarsak bir çoğunda “KAYNAK, PARA, PUL” istemiyor. &lt;br /&gt;ÖRNEĞİN;&lt;br /&gt;Hak ve özgürlükleri genişleten ve güvence altına alan bir Anayasa yapılacak,&lt;br /&gt;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve DGM'lerin yerine getirilen “özel yetkili mahkemeler” kaldırılacak, &lt;br /&gt;Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu, Atatürk'ün vasiyetine uygun olarak eski konumuna getirilecek,&lt;br /&gt;Medya özgür ve bağımsız olacak,&lt;br /&gt;Özel yaşamın gizliliği güvence altına alınacak,&lt;br /&gt;Telefon dinleyen, korku imparatorluğu yaratanlardan hesap sorulacak,&lt;br /&gt;Faili meçhul cinayetler aydınlatılarak, devletin içindeki çeteler ortaya çıkarılacak,&lt;br /&gt;YÖK kaldırılacak, üniversiteler bilimsel, yönetsel ve mali özerkliğe kavuşturulacak,&lt;br /&gt;Üniversite yönetimlerinde gençlere söz ve karar sürecine katılma hakkı sağlanacak,&lt;br /&gt;Üniversitede yurt sorunu en geç iki yıl içinde tümüyle çözülecek, Harçlar kaldırılacak,&lt;br /&gt;Temsilde adalet ilkesini yok eden yüzde 10 seçim barajı kaldırılacak,  &lt;br /&gt;Siyasi Partiler Yasası demokratikleştirilecek, lider sultasına son verilecek,&lt;br /&gt;Seçim yasaları değiştirilerek, liderlerin değil, milletin kendi milletvekilini seçebilmesi sağlanacak,&lt;br /&gt;Kadın ve gençlerimizin siyasette temsili artırılacak,&lt;br /&gt;Milletvekili dokunulmazlıkları, kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılacak,&lt;br /&gt;Siyasi Ahlak Yasası çıkarılacak, &lt;br /&gt;Milletvekilleri ve parti yöneticilerin mal bildirimleri İNTERNET’ e yayınlanacak herkes görecek,  &lt;br /&gt;Siyaset için harcanan tüm paraların ne kadar olduğu ve nereden geldiği belli olacak, &lt;br /&gt;Hükümet harcamalarını inceleyen “Kesin Hesap Komisyonu” başkanı muhalefet partisinden olacak, &lt;br /&gt;Kamu İhale Yasası AB standartlarında uygun olacak,  &lt;br /&gt;GAP’ a ayrılan kaynaklar başka yere harcanamayacak ve GAP en kısa sürede bitirilecek,  &lt;br /&gt;Güney Doğu'daki mayınlı arazilerde mayınlar temizlenip topraksız köylülere verilecek,  &lt;br /&gt;Yerli, yenilenebilir “RÜZGAR, JEOTERMAL” enerji kaynaklarına öncelik verilerek, dışa bağımlılık sona erdirilecek,&lt;br /&gt;Çevre talanına “DUR” denilecek, &lt;br /&gt;2/B arazilerinin mülkiyet sorunu çözülüp, arazileri kullanan orman köylüsüne bedelsiz  verilecek, &lt;br /&gt;Bilim ve teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli bir ekonomik kalkınma hedeflenecektir.  &lt;br /&gt;Kentler için “Rant yasaları değil, kent yasaları” çıkarılacak, &lt;br /&gt;Bunları yapmak için “KAYNAK, PARA” gerekir mi? &lt;br /&gt;“KAYNAK, PARAYA” gerek duyulan  vaatlerde var.&lt;br /&gt;Bunlardan biri “AİLE SİGORTASI” dır. &lt;br /&gt;Demokratik, sosyal hukuk devletinde, bütün herkese iş bulmak, insanların geçineceği kadar bir gelir sağlamak devletin görevidir. Eğer devlet herkese iş bulamıyorsa o zaman sosyal devletin gereği herkese “ZORUNLU İHTİYAÇLARINI” karşılayabileceği bir para vermek zorundadır. Bu “Aile sigortasıdır.” &lt;br /&gt;Ülkemizde de aile sigortası yasası 1971 yılında TBMM de kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiş. Ancak bu güne kadar hiçbir parti, hükümet bu yasayı uygulamamış. &lt;br /&gt;Aile sigortası nasıl uygulanacak?&lt;br /&gt;Yardımlar, kömür, gıda paketi “makarna, şeker, çay” şeklinde değil, muhtaç ailede kadının adına açılan bir banka hesabına para yatırılarak yapılacak. Kadın her ay başı gidip banka hesabından parayı alacak. Kimse onun yardım mı, maaş mı aldığını bilmeyecek. Ayrıca yardımlar “memur maaşı, asgari ücret” arttıkça artacak. &lt;br /&gt;İşsiz, yoksul insanlar yardım için artık iktidar partisinin yöneticilerinin, valinin, kaymakamın insafına kalmayacak. Kimse seçimde bizim partiye oy vermezsen yardım alamazsın diyemeyecek. Yardımlar bazı ailelere az, bazı kişilere çok verilmeyecek.&lt;br /&gt;Peki bunun için kaynak nereden bulunacak?&lt;br /&gt;Aile sigortasını bu şekilde açıkladıktan sonra KILIÇDAROĞLU;&lt;br /&gt;Bunun için de “kaynağa gerek yok. Bu gün yardımlar çok değişik kanallardan yapılıyor.  Biz bunları tek elden yapacağız. Böylece yeni bir kaynağa hiç gerek kalmayacak” diyor.&lt;br /&gt;Bu yardımlar ne zamana kadar yapılacak? &lt;br /&gt;“Her aileden en az bir kişi sigortalı bir işe girinceye kadar” diyor. &lt;br /&gt;“Kaynağı neden bulacaksın?” Denilen vaatlerden biri de;&lt;br /&gt;Kamuda taşeron işçilik kaldırılarak, taşeron işçiler ILO normlarına göre kadrolu yapılacak olması.  &lt;br /&gt;Bu konuda da diyor ki;&lt;br /&gt;Devlet kurumlarında çalışan taşeron işçiler için MÜTEAHHİDE  para ödenmiyor mu? &lt;br /&gt;Bu paranın büyük kısmı Müteahhit’e kalıyor. Parayı müteahhit’e değil doğrudan işçilere ödeyeceğiz.&lt;br /&gt;Diğer vaatlere gelince;&lt;br /&gt;İşsizlik sigortası fonu, amacına yönelik olarak kullanılacak, &lt;br /&gt;Kamuda 4/B ve 4/C uygulamalarına son verilecektir&lt;br /&gt;Emeklilere milli gelir artışından pay verilecektir&lt;br /&gt;Emeklilerin beklediği intibak yasası çıkarılarak, emekliler arasındaki eşitsizlik giderilecektir. &lt;br /&gt;Tarım ve çiftçi desteklenecek, mazotta ÖTV kaldırılarak, mazot fiyatı yarıya indirilecektir.  &lt;br /&gt;Doğu ve Güneydoğu'da seçilmiş yatırımlara, sıfır faizli ve uzun vadeli kredi verilecektir. &lt;br /&gt;Doğu ve Güneydoğu'da işsizlik sorunu doğrudan devlet yatırımları ile  çözümlenecektir. &lt;br /&gt;Üreticinin baş tacı olduğu bir ekonomik düzen kurulacaktır.  &lt;br /&gt;Ekonomi sıcak paraya değil, çalışana, üretene alın terine teslim edilecektir. &lt;br /&gt;Türkiye 2023 yılında bölgesinde lider, dünyada oyun kurucu konuma taşınacaktır.&lt;br /&gt;CHP iktidar olursa bunları yapar mı?&lt;br /&gt;Öncelikle biz bunların yapılmasını istiyor muyuz? &lt;br /&gt;Yoksa bütün bunlara gerek yok mu diyoruz?&lt;br /&gt;Bu güne hiçbir parti “ki bazıları Anayasayı bile değiştirecek bir çoğunlukla iktidar oldukları halde ” bu sorunları çözmediler veya çözemediler. &lt;br /&gt;Bu sorunlar çözülemediği gibi “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, GELİR ADALETSİZLİĞİNDEKİ EŞİTSİZLİK ve YOLSUZLUKLAR” daha da arttı.&lt;br /&gt;Hangi partinin iktidar ocağını, bizi yöneteceğini seçimlerde verdiğimiz oylarla bizler belirliyoruz. &lt;br /&gt;Seçimlerde doğru seçim yapmaz, doğru partiyi iktidar yapmaz isek “YAKINMAYA, SIZLANMAYA, ŞİKAYET ETMEYE” hiç hakkımız olamaz. 09.01.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-3107032293969500062?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/3107032293969500062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=3107032293969500062' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3107032293969500062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3107032293969500062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/41-vaad.html' title='41 VAAD'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5302234156985920112</id><published>2011-02-05T09:41:00.002-08:00</published><updated>2011-02-05T09:45:02.612-08:00</updated><title type='text'>YILBAŞI</title><content type='html'>YILBAŞI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her YILBAŞINDA milyonlarca kişi yılbaşını kutlar. &lt;br /&gt;Aile fertleri bazen birkaç yakın dost bir araya gelip yenir, içilir, müzik dinlenir dans edilir, oyunlar oynanır. “tombala her zaman en tercih edilen oyundur.”&lt;br /&gt;TV kanallarında yılbaşı eğlence programları izlenir. &lt;br /&gt;Her aile maddi gücüne göre yemekler, tatlılar yapar, meyve ve çerez alınır bazen birkaç aile bir araya gelir eğlenilir. İçki içen içer içmeyen içmez. &lt;br /&gt;Yeni bir yıla sağ, sağlıklı esen girildiği için herkes mutludur. &lt;br /&gt;Arkadaş ve dostlardan yılbaşı kutlama telefonları gelir veya telefon edilerek kutlanır. &lt;br /&gt;Biraz maddi gücü olanlar eğlence düzenleyen lokal, otel ve gazinolara gider. &lt;br /&gt;Zengin, sonradan görmüş, ne oldum ve gösteriş budalası, sanatçı denilen bazı kişiler  çok küçük bir azınlığın pahalı otel ve gazinolarda içki, dans ve her türlü çılgınca eğlenmeleri TV ve gazetelere günlerce gösterilince sanki herkes YILBAŞINI böyle kutluyor gibi bir algı yaratılıyor.  (Sade vatandaşın sade kutlamaları hiçbir zaman MEDYADA yer almadı, almaz.)&lt;br /&gt;Her yeni yıl “özellikle, yoksul, dar gelirliler, işsizler için” yeni bir umuttur.&lt;br /&gt;Ama son yıllarda;&lt;br /&gt;Bırakın çalışarak, alın teri ve emeği ile zengin olup refaha kavuşmayı,  &lt;br /&gt;İş bulmak, eve ekmek götürmek, yoksulluktan kurtulmak umudunu kaybedildikçe, &lt;br /&gt;“İŞSİZLİK, YOKSULLUK” azalacağına arttıkça,&lt;br /&gt;Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olunca;&lt;br /&gt;YENİ YILIN UMUDU çok büyük ikramiyesi için MİLLİ PİYANGO bileti oldu.&lt;br /&gt;Sadece yılbaşında da mı? &lt;br /&gt;Her pazartesi 10 numara, çarşamba 5 + 1, perşembe süper LOTO, cumartesi sayısal LOTO çekilişlerine, her hafta sonu toto, her ayın 9, 19, 29 unda milli piyango, her gün at yarışları, bir de iddia halkın umudu artık.&lt;br /&gt;Kazanamayanlar, bu gün olmadı yarın, yarın olmadı haftaya çıkabilir umudunda. &lt;br /&gt;Bu nedenle bir çok kişi cebindeki son parayı da bu kumarlara  yatırıyor. &lt;br /&gt;Hele bilen çıkmazda ikramiye devir ederse! &lt;br /&gt;Herkes daha da hırslanmakta. İkramiye ne kadar çoğalırsa oynayanlarda artmakta.&lt;br /&gt;UMUT MEHMEDİN EKMEYİ YE BABAM YE.&lt;br /&gt;İşte bu nedenle YILBAŞI MİLLİ PİYANGOSUNDA İKRAMİYESİ o kadar büyük oluyor.&lt;br /&gt;Bu yıl ikramiye 35 milyon TL, eski para ile 35 trilyon TL. Ülkemizde asgari ücret 600 TL, devlet memuru maaşı ortalama 1.500 TL olduğu düşünülünce”  en zenginlerinin bile başını döndürecek kadar büyük bir para. &lt;br /&gt;Hele evine ekmek götürmekte bile zorlanan, işsiz ve iş bulmaktan bile umutsuz insanları bu ikramiyenin onda biri bile çıksa çıldırtmaz mı?&lt;br /&gt;Halkın kurtuluş umudu devlete, ülkeyi yöneten hükümete değil de piyango ver çekilişlere bağlaması  iktidarların da işine geliyor. &lt;br /&gt;Halk hükümete, yetkililere “NEDEN YOKSULUZ, İŞSİSİZ, NEDEN BAZI KİŞİLER ÇOK ZENGİN BEN ÇOK YOKSULUM, NEDEN DEVLET ZENGİNLEŞİYOR, BAZI KİŞİLER ZENGİNLEŞİYOR AMA BEN DAHA DA YOKSULLAŞIYORUM?” diye daha az sordukça, umudunu “ŞANS OYUNLARINA – KUMARA”  bağladıkça alabildiğince yaygınlaştırıp teşvik ediliyor. &lt;br /&gt;Üstelik “TOPLANAN PARANIN YARISINI KAZANANLARA VERİLİYOR.” &lt;br /&gt;Yarısına vergi, fon, hayır kurumlarına vereceğiz diye el konuyor. &lt;br /&gt;ADALET VE KALKINMA PARTİSİ yöneticileri, üyeleri ve oy verenlerinin büyük kısmı “KUMAR VE FAİZİ HARAM” dedikleri halde 8 yıldır “piyango, kumar dedikleri çekilişler” azalacağına daha da artıyor. &lt;br /&gt;Ama insanların evlerinde sade bir şekilde YILBAŞI kutlamasına “GÜNAH, İSLAMA AYKIRI” diyorlar.    &lt;br /&gt;Yeni yılda yapılacak seçimler sonucu demokrasi, hukuk ve insan haklarına saygılı bir iktidar için vatandaş olarak üzerimize düşen görevi yerine getireceğimiz umudu ve,&lt;br /&gt;Barış ve kardeşliğin egemen olması dileği ile;&lt;br /&gt;YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN. 01.01.2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOEL NEDİR? YILBAŞI NEDİR?&lt;br /&gt;Dünyada bir çok ülkede “ülkemizde dahil” yaygın olarak “MİLADİ” takvim, &lt;br /&gt;Arap ülkeleri ile bazı İslam ülkeleri ise “HİCİRİ” takvim, kullanmaktadır. &lt;br /&gt;Bu takvimlerin esası, dayanağı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİCRİ TAKVİM;&lt;br /&gt;İslam peygamberi Muhammet’in, MEKKE’ den MEDİNE’ ye hicretini (göçünü) başlangıç kabul etmiş, AY’ ın dünya çevresinde dolaşmasını esas almış olup, ” 20 eylül 622  yılını başlangıç “MİLAD” kabul eden “HİCRİ ŞEMASİ”  ve ”16 temmuz 622 yılını başlangıç “MİLAD” kabul eden “HİCRİ KAMERİ” takvimdir.&lt;br /&gt;Osmanlı imparatorluğu sırasında önce HİCRİ TAKVİM daha sonra “1 MART” yılbaşı kabul edilen MALİ TAKVİM  kullanılmıştır. &lt;br /&gt;HİCRİ TAKVİMDE her yıl 10 gün fark olmaktadır. Doğum günleri kişisel, Kandil ve Ramazan, kurban bayramları gibi  dini kutlama günleri bile her yıl 10 gün farklı olması bundandır. &lt;br /&gt;Türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra “mali takvime göre 26 kanun – ı evvel 1341 26 aralık 1925 kabul edilerek 1 ocak 1926 tarihinde MİLADİ TAKVİME kullanılmaya başlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLADİ TAKVİM;&lt;br /&gt;Dünyanın kendi ve güneşin etrafında düzenli bir şekilde döndüğü bilimsel olarak kanıtlanınca, hesaplandı, kitaplındı;&lt;br /&gt;Dünyanın kendi etrafın da dönme süresi 24 saat, &lt;br /&gt;Dünyanın güneş etrafında dönme süresi 365 gün 6 saat kabul edildi. &lt;br /&gt;Buna göre, bir yılda sapma sade 6 saattir. 6 saatli sapma 4 yılda bir şubat ayının 29 gün olması ile dengelendi. &lt;br /&gt;Dünyanın kendi etrafında ve güneşin etrafında dönmesi sırasında dünyanın güneşe bakan yüzüne göre “gündüz ve gece”, mevsimler belirlendi.&lt;br /&gt;4 ekim 1582 de bu hesaplamalara göre . MİLADİ TAKVİM, yapılırken MİLAD olarak İSA PEYGAMBERİN  doğduğu yıl “MİLAD  kabul edilmiştir &lt;br /&gt;Ancak İSA’ nın doğuşu MİLADİ takvime göre 1 ocak değil NOEL olarak kutlanan 26 aralıktır. &lt;br /&gt;Ermeni kilisesi ve ORTADOKS kiliselerine göre NOELİ 7 ocakta kutlamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5302234156985920112?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5302234156985920112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5302234156985920112' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5302234156985920112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5302234156985920112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/yilbasi.html' title='YILBAŞI'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2958623222737699688</id><published>2011-02-05T09:41:00.001-08:00</published><updated>2011-02-05T09:41:54.952-08:00</updated><title type='text'>KİM BU TRAFİK CANAVARI?</title><content type='html'>KİM BU TRAFİK CANAVARI?&lt;br /&gt;Dünyada 7 kıtada en gelişmiş ülkelerin her birinin otomobil markaları var. Sadece kendi ülkelerinde değil birçok ülkede fabrikalarında her çeşit otomobil, otobüs, kamyon, TIR ve daha birçok araç üretiliyor. &lt;br /&gt;Ama bu gelişmiş ülkelerin hiç birinde ulaşım ağırlıklı olarak “KARAYOLU” değil.&lt;br /&gt;Bu ülkelerde şehir içi ulaşım toplu taşım araçları “METRO, BELEDİYE OTOBÜSLERİ, DENİZ VE NEHİRLERDE GEMİ” ağırlıkta.&lt;br /&gt;Şehirler arası ulaşım HAVA, DENİZ ve ELEKTRİKLİ HIZLI TREN ile yapılıyor. &lt;br /&gt;Karayolları trafik kurallarına uygun. Yollarda işaretler, çizgiler, tabelalar tam.  Araçlar en fazla 10 yaşında.&lt;br /&gt;Trafik elektronik olarak ve polis tarafından çok sıkı denetleniyor. Ölümlü kazalara neden olanlar ağır hapis cezası alıyorlar. Para cezaları ise çok ağır. Dahası ceza alanlar izleniyor. Trafiğe çıkamıyor.&lt;br /&gt;Şehir içinde otopark sorunu yok. Her konut veya işyerinin yeteri kadar park yeri var. &lt;br /&gt;Bu nedenle o ülkelerde;&lt;br /&gt;TRAFİK CANAVIRI yok.&lt;br /&gt;PEKİ BİZDE NASIL?&lt;br /&gt;Cumhuriyetimizin ilk 10 yılında kendi öz gücümüzle, dışarıdan hiç borç almadan YURDUN DÖRT BİR YANINI DEMİR AĞLARLA ÖRDÜK. &lt;br /&gt;Özellikle doğu ve güney doğu Anadolu bölgelerinin sert kışları nedeni ile trenler en uygun ulaşım aracı idi. &lt;br /&gt;Ama 1950 den sonra “DIŞ BORÇ” almaya başladığımızda TREN unutuldu. &lt;br /&gt;Çünkü borç ve kredi veren ülkeler “VERDİĞİMİZ BU PARALARLA BİZİM TRAKTÖRLERİMİZİ, OTOMOBİLLERİMİZİ, OTOBÜS ve KAMYONLARIMIZI” alacaksınız diyorlardı. &lt;br /&gt;METRO komünist işi diyorlar, bize MOSKOVA METROSUNU örnek gösteriyorlardı.&lt;br /&gt;PARİS, TOKYO, LONDRA, NEVYORK gibi daha bir çok batılı ülkelerdeki metrolardan hiç söz etmiyorlardı.&lt;br /&gt;Yolumuz yoktu. Petrolümüz yoktu. Araçların yedek parçasını üretemiyorduk.&lt;br /&gt;Araçlarımız yürütmek için bunları da dışarıdan almamız, bunun içinde döviz gerekiyordu. &lt;br /&gt;Sanayimiz yoktu. İhracatımız tarıma dayalı idi. Kazandığımız az bir döviz de petrole, yedek parçaya gitmeye başladı. &lt;br /&gt;Paramız yetmedikçe yeni borçlar aldık. Ve borçlarımız arttıkça dışa bağımlı hale geldik.&lt;br /&gt;Hala akıllanmadık. Yine varsa yoksa karayolu. &lt;br /&gt;Şimdi ülkemizde, otomobil, otobüs, kamyon, traktör her türlü araç ve bunların yedek parçaları üretiliyor ama hepsi yabancı ülkelerin malı olduğu için patent hakkı ödüyoruz. &lt;br /&gt;Dahası enerjimiz de dışarıdan alınan DOĞAL GAZ ve PETROLE bağımlı. &lt;br /&gt;Yıllık ihracat gelirimiz petrol ve doğal gaz parasına bile yetmiyor.&lt;br /&gt;Dünyanın en pahalı akaryakıtını biz kullanıyoruz.&lt;br /&gt;Büyük şehirlerimizdeki METRO yapımı bir türlü bitmiyor. Raylı sistem yok denecek kadar az.&lt;br /&gt;Boğaza daha birinci köprü yapılırken, “Yapmayın, yarın ikinci, üçüncü köprü gerekecek. Hem doğayı katledeceğiz hem de imar yağması olacak” demişlerdi. Kimse dinlemedi. &lt;br /&gt;Dedikleri aynen oldu. Deniz altından yapılan demiryolu yanına yine karayolu yapılıyor. Halbuki 2, 3, 4 ve daha fazla hatlı hızlı tren veya metro yapılsa ulaşım çok daha kolay ve rahat olmaz mı?&lt;br /&gt;"DUBLE YOLLAR, OTOBANLAR yaptık diye övünüyoruz. Ama bu yolların hiç biri dünya standartlarına uygun değil. İşaretler, kontrol ve denetimler yeterli değil. Çukurlar, yamalarla dolu. &lt;br /&gt;Trafik cezaları “BÜTÇEYE GELİR” diye düşünülüyor. Trafik kurallarına uymayanların araç kullanmaları engellenemiyor. Ölümlü kazalarda bile caydırıcı cezalar yok. &lt;br /&gt;Ehliyeti olmayanlar, ehliyetine el konulan sabıkalı sürücüler araba kullanıyor. Araç kullanamayacak kadar sakat olanlar bile yıllarca ehliyetsiz araç kullanıyor. Ancak kaza yapınca bu durum meydana çıkıyor ve çok az bir ceza ile kurtuluyorlar. Sonra yine araba kullanmaya devam. &lt;br /&gt;Trafikteki araçlarımızın bir çoğu yaşlı “hatta 40 – 50 yaşında” araçlar var. Bakımları düzenli yapılmıyor. &lt;br /&gt;Bu araçlar hem havayı kirletiyor, hem kazaya neden olma riskleri çok fazla. &lt;br /&gt;ENERJİDEN ULAŞIMA VE ISINMAYA KADAR HER ALANDA PETROL KULLANILMAKTADIR. &lt;br /&gt;Bunun için PETROL giderimiz artmakta. Petrol fiyatları arttıkça iğneden ipliğe her şey zam yapılmakta.&lt;br /&gt;Ülkemizin doğal kaynakları “JEOTERMAL VE RÜZGARA” dayalı enerji için yatırımlar neden yapılmaz?&lt;br /&gt;ÜLKEMİZDE 10 YIL ÖNCE YAPILAN VE YAYINLANAN ARAŞTIRMAYA GÖRE, &lt;br /&gt;Biler trafik kurallarına uymayı "ZAMAN KAYBI" olarak görüyormuşuz. &lt;br /&gt;Trafik kurallarına, kişilik zaaflarımız, ihmalimiz, adamsendeciliğimiz, kaba cesaretimiz, bilgisizliğimiz, hız merakımız, ciddiyetsizliğimiz, kural tanımazlığımız nedeni ile uymuyormuşuz.&lt;br /&gt;Yüksek eğitimli özel araç sürücüleri, taksi ve otobüs sürücülerine göre trafik kurallarını daha çok çiğniyormuş.&lt;br /&gt;Kazaların % 98 zi sürücü, yolcu ya da yaya olarak insan unsurundan kaynaklanıyormuş.&lt;br /&gt;Ülkemizde otobüs firması ve otobüs sayısı, AB üyesi ülkelerin toplam otobüs firması toplamından fazlaymış. &lt;br /&gt;Yolcu taşımacılığının % 96 sı, yük taşımacılığının % 89 u karayolu ile yapılıyormuş. &lt;br /&gt;Karayolları genel müdürlüğüne bütçeden ayrılan pay 1980 li yıllarda % 13 iken yer yıl artmamış azalmış. &lt;br /&gt;Sürücü belgesini yeni alanların kazalar içindeki payı ilk yıl %30, ikinci yıl 17, üçüncü yıl 11 imiş. &lt;br /&gt;Büyük şehirlerde meydana gelen kazalara daha çok kırsal bölgelerden göç ederek gelenler karışıyormuş. &lt;br /&gt;Karayollarında işaret levhalarının % 30 u çalınıyor, kurşunlanıyormuş.&lt;br /&gt;Trafik kazaları genellikle düz yollarda ve kavşaklarda meydana geliyormuş.&lt;br /&gt;Şehirlerde OTOPARK SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ trafik güvenliği açısından büyük önem taşıyormuş. &lt;br /&gt;Şehir içi polisleri gündüz mesailerinin % 30 unu hatalı park yapan araçların kaldırılması için harcıyormuş&lt;br /&gt;TRAFİK POLİSLERİMİZE GELİNCE;&lt;br /&gt;Haksız baskılara maruz kaldığından kural çiğneyenlere toleranslı davranıyormuş. &lt;br /&gt;Düşük ücret almaları rüşvet riskini arttırıyormuş. &lt;br /&gt;Yasal yetkilerini kendi kişisel güçleri olarak algılıyorlarmış. &lt;br /&gt;Ülkemizdeki trafik görevlisinden dörtte biri hiçbir trafik kursu almamış.&lt;br /&gt;KOMİSYONUN ÖNERİLERİ &lt;br /&gt;RTÜK' ün kapatma cezası verdiği TV ler cezalı oldukları sürelerde trafik eğitimi programı yayınlasın.&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, üst düzey yöneticiler, KIRMIZI IŞIKTA DURARAK örnek olmalı.&lt;br /&gt;Ülkemizde karayolu taşıma kanunu yoktur, biran önce çıkarılmalıdır.&lt;br /&gt;Süre açısından uçakla yarışacak bir demiryolunun olması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;Bir yılda 5 kez ışık ihlali, hatalı sollama, aşırı hız yapan sürücüler, PSİKOTEKNİK DENETİMDEN geçsin. &lt;br /&gt;Ağır suçtan hüküm giyenler, trafik kuralına uymamış olanlar OTOBÜS İŞLETMECİSİ olamasın. &lt;br /&gt;Araçların plakası, taşıt yerine taşıt sahibine verilerek taşıt yerine sahibi izlensin.&lt;br /&gt;Park yeri göstermeyen kişilere araç satılmasın.&lt;br /&gt;Yol kenarlarını manava çeviren satıcıların ticari faaliyetleri engellensin.&lt;br /&gt;Ülke genelinde tekbir acil yardım telefonu kullanılsın.&lt;br /&gt;Kim dinledi? &lt;br /&gt;TBMM gece yarılarına kadar çalışıyor. &lt;br /&gt;YILDA 40 – 50 BİN KİŞİNİN ÖLÜMÜNÜ veya SAKAT KALMASINI önleyecek yasayı neden çıkarmıyorlar?&lt;br /&gt;TRAFİK CANAVARI işte bunu yapmayan siyasi iktidarlardır.&lt;br /&gt;TRAFİK CANAVARI  trafik kurallarına uymayan, uymayanları uyarmayan bizleriz. 11.12.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2958623222737699688?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2958623222737699688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2958623222737699688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2958623222737699688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2958623222737699688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/kim-bu-trafik-canavari.html' title='KİM BU TRAFİK CANAVARI?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6970351374577753886</id><published>2011-02-05T09:40:00.000-08:00</published><updated>2011-02-05T09:41:02.081-08:00</updated><title type='text'>ÖĞRETMENLER GÜNÜ</title><content type='html'>ÖĞRETMENLER GÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş savaşı kazanıldıktan ve cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk, “ESAS SAVAŞ ŞİMDİ BAŞLIYOR, BU SAVAŞ CEHALETE KARŞI VERİLECEK OLAN SAVAŞTIR” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet ilanından bu yana 87 yıl geçti. Cehaletle savaşı kazanamadık. Çünkü 1950 den sonra, eğitime ve öğretmenlerimize yeterli önemi vermedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy enstitülerini kapattık. 1980 den sonra da öğretmen okullarını kapattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutsal, çok önemli ve saygın bir meslek olan öğretmenliği bu günkü durumuna getirdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yapılan ankette; öğretmenlerin % 79.9'unun kredi kartı borcu,  % 68.8'inin banka kredi borcu var. Yani geçim sıkıntısı çekiyor. % 30.2 si öğretmen olduğu için pişmanmış. Aslında bu sorunlar ülkemizin bütün çoğunluğunun sorunudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili öğretmelerimiz “ÖZELLİKLE İLÖĞRETİM OKULU ÖĞRETMENLERİMİZ”; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün sorunlarınızın çözümü için demokratik haklarınızı kullanarak mücadele etmelisiniz. Bu sizin en temel hakkınızdır. Ancak kesinlikle ve kesinlikle, atandığınız yeri, kadronuzu, maaşınızı ve daha birçok sıkıntılarınızı mazeret göstererek, izin, rapor alarak çocuklarımızı eğitimden mahrum bırakmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle yapmakla cezayı masum çocuklarımıza ödetirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir araştırma sonucunda ise; 41 yaşından üzeri öğretmenlerin öğrencilerini sevdiği, 20-25 yaş arası öğretmenlerin sevmediği anlaşılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili genç öğretmenler. Çocukları sevmiyorsanız öğretmenlik yapmayın. Ülkemizin geleceği çocuklara ve ülkemize zarar verirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy enstitüsü ve öğretmen okulu mezunları öğretmenlerle konuşun.  Nasıl yetiştirildikleri, ne sıkıntılar çektikleri ve çocukları nasıl eğittikleri konusunda bilmediğiniz çok şey öğreneceğinizden eminim. Bu köy öğretmenlerden biri de CEYHUN ATUF KANSU dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 41 yıl önce 1969 yılında Bergama lisesi ilk mezunlarını verdi. O yıl şiir yarışması yapılmıştı. BERKAY arkadaş onun  “DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ” şiirini okudu ve birinci oldu. “Ben han duvarları şiirini okumuştum. BERKAY arkadaş şiiri o kadar güzel ve içten okumuştu ki, benimde oyum olsa ona verirdim.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir köy öğretmeninin çocukları, öğrencilerini nasıl sevdiğini çok güzel anlatan ve her öğretmenler gününde okunan bu şiiri bütün öğretmenlerimize “özellikle genç öğretmenlerimize” “ÖĞRETMENLER GÜNÜ” hediye olarak kabul etmelerini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum&lt;br /&gt;Bütün çiçeklerini getirin buraya,&lt;br /&gt;Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,&lt;br /&gt;Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün köy çocuklarını getirin buraya&lt;br /&gt;Son bir ders vereceğim onlara,&lt;br /&gt;Son şarkımı söyleyeceğim,&lt;br /&gt;Getirin, getirin... ve sonra öleceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,&lt;br /&gt;Kaderleri bana benzeyen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,&lt;br /&gt;Geniş ovalarda kaybolur kokuları...&lt;br /&gt;Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizi, hepinizi, gelin görün bizi,&lt;br /&gt;Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,&lt;br /&gt;Bacımın suladığı fesleğenleri,&lt;br /&gt;Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,&lt;br /&gt;Avluların pembe entarili hatmisini,&lt;br /&gt;Çoban yastığını, Peygamber çiçeğini de unutmayın,&lt;br /&gt;Hepsini, hepsini bütün çiçeklerini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,&lt;br /&gt; Ben bir bahçe suluyordum gönlümden,&lt;br /&gt;Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,&lt;br /&gt;Ne güller fışkırır çilelerimden,&lt;br /&gt;Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,&lt;br /&gt;Korkmadım, korkmuyorum ölümden,&lt;br /&gt;Siz çiçek getirin, yalnız çiçek getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Baharda Polatlı kırlarında açan,&lt;br /&gt;Güz geldi mi Kop dağına göçen,&lt;br /&gt;Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,&lt;br /&gt;Muş ovasından, Ağrı eteğinden,&lt;br /&gt;Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden,&lt;br /&gt;Çiçek getirin, çiçek getirin örtün beni,&lt;br /&gt;Eğin türkülerinin içine gömün beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;En güzellerini saymadım çiçeklerin,&lt;br /&gt;Çocukları, öğrencilerimi istiyorum,&lt;br /&gt;Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,&lt;br /&gt;Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,&lt;br /&gt;O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek,&lt;br /&gt;Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,&lt;br /&gt;Seni beni yalnız örtecek, yalnız örtecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Okulun duvarı çöktü altında kaldım,&lt;br /&gt;Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,&lt;br /&gt;Yaz, kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,&lt;br /&gt;Çile çektim, yalnız kaldım ama yaşadım,&lt;br /&gt;Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir,&lt;br /&gt;Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,&lt;br /&gt;Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,&lt;br /&gt;Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,&lt;br /&gt;Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,&lt;br /&gt;Beni bilse, bilse çiçekler bilir, dostlarım,&lt;br /&gt;Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,&lt;br /&gt;Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.&lt;br /&gt;CEYHUN ATUF KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün öğretmenlerin “ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ”  kutlarım. 23.11.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6970351374577753886?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6970351374577753886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6970351374577753886' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6970351374577753886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6970351374577753886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2011/02/ogretmenler-gunu.html' title='ÖĞRETMENLER GÜNÜ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5805696710371283920</id><published>2010-11-21T11:31:00.002-08:00</published><updated>2010-11-21T11:33:11.431-08:00</updated><title type='text'>KADIN HAKLARI</title><content type='html'>KADINLARIN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ&lt;br /&gt;Kadınlarımızın, Anayasamızda, yasalarımızda, insan hakları evrensel beyannamesinde, aile hayatında, çocuklar üzerinde erkeklerle eşit hakları vardır. &lt;br /&gt;Ülkemizde kadınlarımıza bir çok hak ve özgürlükler verildiğinde dünyada ve Avrupa’da bir çok ülkede yoktu.&lt;br /&gt;Kadınlarımıza bu haklar 29 ekim 1923 de “CUMHURİYETİN İLANI” ile anayasa ve yasalarla verilmeye başlanmıştır. Nezihe MUHİTTİN tarafından "KADINLAR HALK FIRKASINI" kurmuş, 1909 tarihli seçim kanunu geçerli olduğundan partiye valilikçe izin verilmemiştir.  3 mart 1924 de TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU ile kızlar da erkeklerle eşit eğitim görmeye başladı. 1926 yılında “MEDENİ KANUN” kabul edilerek Kadınlara erkeklerle “MİRASTAN” eşit pay alması sağlandı. 1930 yılında çıkan Belediye Yasası ile kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı. Ancak ilk kadın belediye başkanı 1950 yılında Mersin’de Müfide İLHAN seçildi. 1933 de kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi. 1934 de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. İlk kez 1935 seçimlerinde 17 kadın milletvekili oldu. 1936 da çıkan iş Kanunu ile kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi. İlk kadın bakan 1971 de Türkan AKAYOL, ilk kadın vali 1989 da Muğla’da Lale AYTAMAN oldu.&lt;br /&gt;Kadınların “ANAYASA, YASALARDA” bu hakları var ama günümüzde hala küçücük kızlar başlık parası için babası yaşındaki erkeklerle evlendiriliyor, Erkeler 4 kadınla evlenebiliyor, erkek izin vermezse evden çıkamıyor, BERDEL, TÖRE cinayetleri yine var. &lt;br /&gt;Erkekler kadınlarımızın, kızlarımızın  “BAŞ ÖRTÜSÜ–TÜRBAN” hakkını savunuyor da neden diğer haklarını hiç gündeme getirmiyor? Hatta kadınlara “ANAYASA VE YASALARLA” verilmiş haklarını kullanmalarına izin verilmiyor? Anayasaya, yasalara bakmayın “ULEMAYA SORALIM, DİNİMİZ NE DİYORSA ONU YAPALIM” diyenler “kadın erkek eşitliğine değil “erkek egemenliğine” inanıyor ve bunu savunuyorlar.&lt;br /&gt;FATİH ÇEKİRGE diyor ki;&lt;br /&gt;Başörtüsü meselesi eğer bir özgürlük meselesi olarak alınacaksa ki ben böyle alıyorum. O zaman olayı yalnızca “dindar kızların okuma özgürlüğü” olarak ele almamak gerekiyor. Çünkü özgürlük inançlara bölünemez. Başı örtülü kız elbette üniversitede okumalı. Ama bunu dindarların zaferi ve bir rövanş gibi sunarsan hata edersin. Başörtülü kızın üniversiteye girmesine yönelik düzenleme tek başına olmamalı. &lt;br /&gt;Önce soralım neden “başörtüsü için ayrı bir düzenleme” isteniyor? Neden, temel hak ve özgürlükler açısından “Özgür Üniversite” adı altında daha geniş bir düzenleme önerilmiyor? Neden 12 Eylül ürünü YÖK’ü kaldıran, üniversiteye demokrasiyi getiren, yani üniversite yönetimlerinin seçilmesini sağlayacak bir düzenleme aranmıyor? Bugün üniversitenin tek sorunu başörtüsü değildir. Üniversitelerde özgürlük yoktur. Üniversitelerde bilimsel özgürlük de yoktur. &lt;br /&gt;Üniversitelerde öğrencilerinin çok büyük bir bölümü yurt bulmakta zorlanırlar. Ve maddi sıkıntı çekmektedirler. Biz 30 sene önce üniversitede coplanıyorduk. Çocuklar hâlâ üniversite kapısında pankart açtı diye coplanıyor.&lt;br /&gt;Üniversite öğrencileri arasında “fırsat eşitliği” yoktur. İller arasında eğitim ve sosyal hayat açısından uçurumlar vardır. Üniversitelerde eğitimin yanı sıra, hobi, spor, sosyal faaliyetler yok olmuştur. Eskiden üniversite takımları yarışırdı. Müzik yarışmaları, halk oyunları, ligler olurdu. Şimdi mezarlık sessizliği var. &lt;br /&gt;Öğrencilerin siyasetle uğraşmaları hâlâ tehlikeli olarak görülmektedir. 18 yaşını geçmiş öğrenci oy kullanır. Ama öğrenci derneklerinde siyasi görüş bildiremez. Her 4 üniversite mezunundan birisi işsizdir. &lt;br /&gt;Bir yandan özgürlük diyeceksiniz. “12 Eylül’ü tasfiye edelim” diyeceksiniz. Diğer yandan 12 Eylül ürünü YÖK’ten genelgeler yayınlamaya devam edeceksiniz. Bu olmaz. &lt;br /&gt;Bir yasak, o yasağı koyan kurumun talimatlarıyla kaldırılamaz. Bu yüzden YÖK denilen o yasakçı kurum üniversitelerin başından alınmadığı sürece, ne başı bağlı ne de başı açık kızların orada özgürlüğü olmaz. 25.10.2010–Hürriyet gazetesi&lt;br /&gt;Bir de Mehmet TEZKAN’ a bakalım.  &lt;br /&gt;Türbanın kadınları sosyal hayata, iş hayatına sokacak önemli bir işlevi olduğu söyleniyordu. Modern mahremdi ve kadının evden çıkmasını sağlayacaktı, Sağladı mı? Anadolu türbana büründü. Çoğu kentte neredeyse başı açık kadın görmek zorlaştı. &lt;br /&gt;O kadınlar iş hayatında, kentin sosyal hayatında yerini aldı mı? Yani türban görevini yaptı mı? Türban özgürlüktür, özgürleşmedir denilmişti. Anadolu’da kadın daha özgürleşti mi? Türban sayesinde erkeklerle konumunu eşitledi mi? Muhafazakâr kentlerde hoşgörü arttı mı? &lt;br /&gt;Türbanlı nerede daha mutlu, nerede daha rahat, nerede daha özgür? Kendi mahallesinde dolaşırken mi? Öteki mahallenin kafesinde otururken mi?&lt;br /&gt;Kadın, 20 yıl önceki Trabzon'da, Siirt' de, Erzurum'da, Kars' da, Kütahya'da mı kent hayatının içindeydi, bugün mü? Kadınlı erkekli oturmalar, sohbetler 20 yıl önce mi daha fazlaydı, şimdi mi? Türbanlı okuldan, çalışıyorsa işyerinden erkek arkadaşıyla kentin muhafazakâr mahallesindeki çay bahçesinde oturabilir mi? Rahat, rahat sinemaya gidebilir mi? Akşam türbanlı arkadaşıyla yemeğe çıkabilir mi? Nasıl karşılanır? &lt;br /&gt;Türban özgürlüktür diyenlerin şu soruya yanıt vermesi lazım; muhafazakârlaşma kadına özgürlük getirdi mi? &lt;br /&gt;AKP 45 ilde 70 bin kişi üzerinde araştırma yapmış. Neden hayır verdiler sorusuna yanıt aranmış. En büyük etken yaşam kaygısıymış. Anadolu’da estirilen muhafazakârlaşma politikasına bazı yöreler direniyor. AKP ne dese inandırıcı olamıyor. &lt;br /&gt;Çünkü biliyorlar Anadolu’daki birçok kent çok değişti, değiştirildi, çok farklılaştı. &lt;br /&gt;Gelin, evet ve hayır oylarının yüksek olduğu birkaç kenti birlikte gezelim. Sokaklarda dolaşalım, kahvelerde oturalım, lokantalarında yemek yiyelim, kutsal mekânları ziyaret edelim, gördüklerimizi yazalım.&lt;br /&gt;Evetçi yöreler mi daha özgürlükçü, daha hoşgörülü, daha demokrat; Hayırcı yöreler mi birlikte tespit edelim. Milliyet - 15 Ekim 2010&lt;br /&gt;CHP genel başkan yardımcısı Umut Oran da diyor ki;&lt;br /&gt;Ülkemiz cinsiyet eşitsizliğinde 136 ülke içinde 125’inci sırada. Türkiye’de kadının işgücüne katılma oranı % 26, AB ortalaması yüzde 60, kadın eşitsizliğinde &lt;br /&gt;Özel sektöre niye girmiyor başörtüsü? Kim engelliyor özel sektörde başörtülü kadının çalışmasını? İslam’ i holdinglere gidin, başörtülü ne kadar kadın var bir araştırma yapın. Neden acaba sekreterler, yöneticiler kadın değil veya olanların neden başları kapalı değil? Onların artık gazeteleri var, bankaları var. Oralarda acaba başı kapalı insanlar çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Orada bir yasak var mı? &lt;br /&gt;Yok. Demek ki bu başka bir şey.&lt;br /&gt;Başörtüsü yada türban eğitim özgürlüğüne giriyor. Ama insan hak ve özgürlüğü dediğimiz zaman o kadar çok eşitsizlik, o kadar çok hak ihlali, o kadar çok mağduriyet var ki. Türban eğer insan hak ve özgürlüklerinin eğitim temelinde sıkıntısıysa bu da ele alınmalı. Ama kadın hakları deyip sadece bu ele alınmamalı. Sadece bu ele alındığı zaman samimi olmuyorsunuz. &lt;br /&gt;Yani siz kadına özgürlük tanımıyorsunuz. Siz orada kadını da bu siyasete alet ediyorsunuz. &lt;br /&gt;Eğer kadınların hak ve özgürlükleri, eğitimde eşitsizlik tartışılacaksa bunu bir bütün olarak tartışalım. Yani başlıkların içinde 100 madde varsa kadının eşitsizliği ile ilgili, niye tek madde alınıp kullanılıyor?&lt;br /&gt;Başbakan “ben hukuk, tanımam, Danıştay’ı dinlemem, Anayasa Mahkemesi’ne de, AİHM’ e de bakmam” diyor, “Diyanete bakarım” diyor. Türbanı namazla bir tutuyor, “Takmamak cezadır” diyor. &lt;br /&gt;SİZCE KADINLARIN BAŞÖRTÜSÜ – TÜRBAN TAKMASINI SAVUNAN ERKELER, GERÇEKTEN, KADINLARIN HAK VE  ÖRGÜRLÜĞÜNÜ MÜ SAVUNUYORLAR? 29.10.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5805696710371283920?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5805696710371283920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5805696710371283920' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5805696710371283920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5805696710371283920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/kadin-haklari.html' title='KADIN HAKLARI'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7878026229157358814</id><published>2010-11-21T11:31:00.001-08:00</published><updated>2010-11-21T11:31:49.923-08:00</updated><title type='text'>İLK ANAYASA</title><content type='html'>ANAYASA FİKRİ NASIL DOĞDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Anayasa fikri KRAL, PADİŞAH, SULTAN gibi ülke yönetiminde tek söz sahibi olan kişilerin yetkilerini sınırlandırılması düşüncesinden doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamenter demokrasiye geçildikten sonra, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarı eline geçiren partilerin, muhalefetin, farklı düşüncede olanların, azınlıkların haklarını güvence altına almak, siyasi iktidarın keyfi yönetimlerini sınırlandırmak için gerek duyulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasalar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman, azınlıkta, zayıf olanın haklarını güçlü olandan korumak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarların çıkaracağı yasaların uymak zorunda olduğu temel ilkeleri gösterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yasa, uygulama ya da başka bir kural anayasaya aykırı olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yönüyle ANAYASALAR,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun bütün kesimlerin ortak görüş ve katkıları ile oluşmuş, temel yasadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASALARININ TEMEL AMACI,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi yönetenlerin, siyasi iktidarların gücünü, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARTTIRMAK DEĞİL, KISITLAMAK, SINIRLANDIRMAKTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede ekonomik, maddi gücü olanların sayıları azdır. Ancak bu azınlığın siyasi iktidar üzerindeki gücü çok fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke çoğunluğunu oluşturan ama sendikalar, meslek örgütlerinde örgütlenip haklarını savunamayan, taleplerini siyasi iktidarlara duyuramayan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dar gelirli, emeği ile geçinen, işçi, memur, küçük esnaf, köylü, az topraklı veya topraksız çiftçi, işsiz, yoksul, özürlü, yaşlı, savunmasız,  insanları,” yani halkın, milletin, hak ve hukukunu “siyasal iktidar üzerinde gücü fazla olan zenginlerden korumak içindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik anayasaların vaz geçilmezi “hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ilkesi, şeffaflık, laiklik, sivil toplum kuruluşları ve demokrasi kültürünü” kapsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü iktidarın sahip olduğu güç ve yetkiler tek bir elde toplanmamalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜÇ “YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ORGANLARI” ARASINDA DAĞITILMALIDIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbiri diğerinin yetki alanına giremez. Ancak her zaman son sözü hukuk söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetler ayrılığı ilkesinin anayasada güvence altına alınması ve etkin bir şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulus egemenliğin sahibi olarak burada hukukun bir esasıdır. Anayasa ulusun iradesinin kalıba dökülmüş halidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürlükte olan Anayasa bir darbe sonucu yapılmış yasakçı bir anayasa olabilir. Bu nedenle Anayasanın tümden veya demokratik olmayan hükümlerinin değişmesi gerekebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar toplumun bütün kesimleri ile uzlaşarak yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidardaki siyasi parti, “benim çoğunluğum var, istediğim değişiklikleri yaparım” der, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetler ayrılığı, hukuk devletini zayıflatan, yargıyı siyasi iktidara bağımlı hale getiren bir anayasa veya değişiklikler yapmak isterse buna hepbirlikte “HAYIR” denmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASALAR NASIL ÇIKTI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk anayasa, 1787 yılında ABD de siyasi iktidarın yetkilerinin sınırlandırılması, keyfi yönetimin önlenmesi için düşüncesi ile doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra Fransa’da 1789 yılında büyük devrimden sonra kralın iktidarını sınırlamak için bir belge olarak Anayasa yapılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa kavramı 1920’lerden sonra tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Siyasi iktidarını yetkilerini sınırlayan, anayasa ve yasalarla güvence altına alınan kişisel özgürlükleri korumak için hukuki kuralları haline gelmiştir. Ayni zamanda devletin yönetim yapısını gösteren bir belge olarak kabul görmüştür.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız devriminden etkilenen Hollanda’da 1789 da, İspanya’da 1812 de, İsviçre’de 1815 de, Belçika’da 1830 da, Danimarka’da 1850 de, Prusya’da 1850 de, Kuzey Almanya’da 1867 de anayasalar kabul edilmiştir. Meksika 1857, Arjantin 1860, Brezilya 1891 de anayasalar yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı zamanında ilk anayasa KANUNİ ESASİDİR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerici, demokrat kesimlerin baskısı sonucu II. ABDÜLHAMİT izin verince 7 Ekim 1876 da MİTHAD PAŞA başkanlığında 28 kişilik bir komisyonca hazırlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.12.1876 da KANUNİ ESASİ “İLK ANAYASA” ilan edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanuni Esasi119 madde idi. İlk 5 maddesi padişahın haklarını sayıyordu.  Padişahın kişiliği kutsal olacak ve yaptıklarından dolayı kimseye karşı sorumlu olmayacaktı. Hanedanın en yaşlı kişisi halife olacak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi idare edecek hükümetin bakanlarını atamak, azletmek, meclisi toplamak veya dağıtmak padişahın yetkisindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maddeler kişi hak ve özgürlükleri ile ilgiliydi. Kişi hakları yasalarla korunuyordu. Hakimler azledilemeyecekler, mahkemeler aleni olacak, kimse mahkemelere müdahalede bulunamayacak, her hakkını yasalarda izin verilen her yöntemle hakkını savunacaktı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi yöneten hükümet üyeleri için YÜCE DİVAN kurulacaktı. &lt;br /&gt;Memurlar yasalara aykırı hareket etmedikçe ve çok zorunlu olmadıkça işlerine son verilmeyecekti. Kanuna aykırı emri yapmayan memur sorumlu olmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclis üyeleri, düşüncelerini söylemekte, oturumlara katılıp katılmamak konusunda özgürdü. Ancak Kanuni esasiye aykırı hareket, ihanet, rüşvet ile suçlanır ve ceza alırlarsa üyelikleri düşecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın yetkileri II. ABDÜLHAMİD’ in yetkilerinden daha fazla olduğu anlaşılmakta. 12.07.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7878026229157358814?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7878026229157358814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7878026229157358814' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7878026229157358814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7878026229157358814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/ilk-anayasa.html' title='İLK ANAYASA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1626921377850278612</id><published>2010-11-21T11:28:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T11:30:59.746-08:00</updated><title type='text'>NE İSTİYORUZ</title><content type='html'>NE İSTİYORSUN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş güvencesi istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aş istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanca yaşayabileceğin bir ücret istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını sokacak bir konut istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuk, adalet istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim hakkı istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalandığında parasız tedavi istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandığında kimseye muhtaç olmak istemiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğruları yazan, söyleyen özgür basın istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hakları istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarının, torunlarının geleceği daha iyi olsun istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör olmasın, kimse ölmesin, kardeşçe yaşamak istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylü mutlu, çiftçi mutlu, işçi mutlu, memur mutlu, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, erkek, yaşlı, genç huzur içinde olsun istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen istiyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ NE YAPMAK GEREK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kimin milletvekili olacağına LİDER değil MİLLET karar verecek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilleri liderin değil milleti dinleyecek, onların istediklerini yapacak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partiler yasası değiştirecek, % 10 seçim barajını düşürülecek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidarlardan bağımsız, tarafsız, kısa sürede karar verecek adil bir yargı olacak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜZ KIZARTICI SUÇLARDA; “irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, hileli iflas ırza tecavüz, ,sarkıntılık, kız, kadın ve erkek kaçırmak, fuhşa tahrik, zimmet gibi” DOKUNULMAZLIKLAR kaldıracak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları kim yapacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZİM SEÇECEĞİMİZ MİLLETVEKİLLERİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman 7 ay sonra genel seçimler yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizden oy istemek için, ilçenize, köyünüze, mahallenize, işyerinize, kapınıza gelen siyasetçilere;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yapacak mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmayacak mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yapacağına söz vermeyen partilerin HİÇBİR DEDİKLERİNE KULAK ASMA.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara “BİZDEN SİZE OY MOY YOK” deyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bunlar yapılmadıkça;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediklerinin hiç biri  gerçekleşmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YOKSULLUK, İŞSİZLİK, YOLSUZLUK ve GELİR DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİK” önlenemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEMORATİK, SOSYAL HUKUK DEVLETİ OLAMAZ. 11.11.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALUK'UN İNANCI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaratıcı güç var, ulu ve ak pak,&lt;br /&gt;kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzü vatanım, insan soyu milletimdir benim,&lt;br /&gt;ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;&lt;br /&gt;dünya dönecek cennete insanla, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,&lt;br /&gt;ben buna Tevrat'la, İncil'le, Kuran'la inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekmil insanlar kardeşi birbirinin... Bir hayal bu!&lt;br /&gt;Olsun, ben o hayale de bin canla inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,&lt;br /&gt;bir an için dedelerimi unuttum da, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlık&lt;br /&gt;kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardından&lt;br /&gt;aydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklın, o büyük sihirbazın hüneri önünde&lt;br /&gt;yok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,&lt;br /&gt;patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir, bir&lt;br /&gt;yumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,&lt;br /&gt;bilim gücüyle olacak ne olacaksa... İnandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEVFİK FİKRET&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1626921377850278612?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1626921377850278612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1626921377850278612' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1626921377850278612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1626921377850278612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/ne-istiyoruz.html' title='NE İSTİYORUZ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6086947870165319935</id><published>2010-11-21T11:27:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T11:28:32.688-08:00</updated><title type='text'>70 CENT</title><content type='html'>70 SENT &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ülkemizde bu kadar çok işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk varken, insanlar geleceklerinden kaygılı iken AKP nasıl iktidarda kalabiliyor? Bütün seçimleri nasıl kazanıyor? Yargıyı İktidara bağımlı hale getirmek için yaptığı anayasa değişikliği referandumunda nasıl oluyor da halkın desteğini alabiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce 24.03.2008 tarihli Vatan gazetesinde MİNE ŞENOCAKLI’ ya “ERDOĞAN’I 10 YIL ÖNCE UYARMIŞTIM” diyen eski Adalet bakanı Şevket KAZAN  ne diyor ona bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜLEYMAN DEMİREL NASIL BAŞBAKAN OLDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vehbi Koç’u çağırıyorlar Amerika’ya. Çağıran da ROBERT COMMER, daha sonra Türkiye’ye büyükelçi olarak gelen, ODTÜ’de arabası yakılan COMMER. Koç, gidiyor. COMMER diyor ki, “Adalet Partisi bu seçimle, 1965’te tek başına iktidar olacak. Ama partinin genel başkanı RAGIP GÜMÜŞPALA vefat etti. Genel başkan kim olacak? “ Vehbi Koç, ”Koca Reis“ diyor. Koca Reis, Saadettin Bilgiç! COMMER, ”Olmaz. O milliyetçi muhafazakâr. Bizim işimize gelmez“ diyor. ”Peki kim olacak?“ diye soruyor Koç. ”Bizim biraderlerden DEMİREL!” Koç, ”Halk oy vermez ki, o bürokrattır” diye karşı çıkıyor. “O sizin bileceğiniz iş” diyor COMMER, Vehbi Koç’u gönderiyor. Koç geliyor, önce DEMİREL’ le görüşüyor, kimlik tespiti yapılıyor. Kırsal kesimin başına geçecek ya, “İSLAM KÖYLÜ, ÇOBAN SÜLÜ” diyorlar. Halkın da hoşuna gidiyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAYYİP ERDOĞAN NASIL BAŞBAKAN OLDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktı ki, DEMİREL’ i Vehbi Koç işbaşına getirmiş. Ha, demek ki Türkiye’de başbakan olmak için hem AMERİKA’ nın hem de sermayenin desteğine ihtiyaç var. Peki, Amerika’nın desteğini sağlamak için ne yapmak lazım, bizi Koç’a götürecek adam lazım. Koç’a götürecek adam kim? Önce Korkut ÖZAL ve CÜNEYT ZAPSU. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar Demokrat Partiyi kurdular, hazırladılar. ‘Fazilet Partisi kapanırsa Erdoğan hemen başına geçsin’ diye. ZAPSU aynı zamanda TÜSİAD üyesi. TÜSİAD’ a götürdü Erdoğan’ı, hatırlayacaksınız ECZACIBAŞI’ nın evinde toplantı bile yapıldı. Bunlar da sonunda Koç’a kadar uzanmanın peşrevleri oldu... Sonunda Erdoğan’a icazet verildi, gitti Amerika’ya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika, başbakan olmasına karşılık ondan beş konuda söz aldı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - Ben Irak’ı işgal edeceğim. Sen bana yardım edeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - ANNAN Planı’nı Kuzey Kıbrıs’a kabul ettireceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 - Seni Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı yapacağım. Burada sana tarihi görevler var, bu görevleri yerine getireceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - IMF ile çalışacaksın. Tabii AB ile de beraber olacaksın.“ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsine “Baş üstüne!” dedi Erdoğan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların garantisi alındıktan sonra Erdoğan’ın başına bir güzel KİPA giydirdiler. Bir de böyle işlemeli kırmızı CÖBBE gibi bir şey... Ne uğruna, ”Siz beni yeter ki Türkiye’ye başbakan yapın!“ Ondan sonra bir baktık ki TAYYİP başka bir TAYYİP!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP 8 yıllık iktidarında ABD nin 4 madde halinde istediklerini yaptı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadık gördük. AKP ve başbakan, ABD tüm isteklerinin, AB nin birçok isteğini yerine getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, başbakandan memnun. Ama ABD nin daha ORTADOĞU, AVRASYA ve AFGANİSTAN’ da işi bitmedi. Başbakan ABD, AB ve Küresel sermayenin isteklerini yerine getirdiği sürece desteği devam edecek.  Arkasını sağlama alan başbakan ülkede tek adam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, ülkemizin durumu nasıl?   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan,”IMF den borç almıyoruz, döviz sıkıntımız yok, dünya ekonomik krizi bizi teğet geçti, işsizlik ABD ve AB de bile bizden fazla” diyor. Acaba doğru mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhracatımız gelirimiz 120 milyar, turizm gelirimiz 20 milyar, ithalatımız ise 170 milyar, dolar. Her yıl verdiğimiz açık 30 – 40 milyar dolar.  Bu 30 – 40 milyar doları nereden buluyoruz? Dış borç faizlerini nasıl ödüyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek faizli, uzun vadeli “hazine bonosu, devlet borç senetleri” satıyoruz. Kolayca satabilmek için onlardan bir lira bile vergi alınmıyor.  “Ama asgari ücretten % 15 vergi alınıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yeni doğan çocuk 15.000 dolar borç ile doğmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası, 8 yıl içinde, Anadolu’nun dört bir tarafına dağılmış Devlete yani kamuya, yani bizlere ait cumhuriyet kurulduğundan bu yana 85 yılda kurduğumuz dev fabrikalarımız, işletmelerimiz ve bunlara ait milyonlarca metrekare arazi ve arsalarımız, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EBK, ETİBANK, ERDEMİR, TÜPRAŞ, ŞEKER FABRİKALARI, SEKA, TEKEL, PETKİM, SÜMERBANK, TCDDY, ZİRAİ DONATIM KURULU VE TRAKTÖR İŞLETMESİ, “FABRİKA, İŞLETMELER VE ARAZİLERİ İLE BİRLİKTE”, TERSANELER, TRABZON, DİKİLİ, KUŞADASI LİMANLARI, GERKONSAN, TAKSAN,  BURSA GAZ,  THY, ETİ GÜMÜŞ,  BAKIR İŞLETMELERİ, TÜGSAŞ, TÜMOSAN,  İGSAŞ, TÜRK TELEKOM,  OTELLER, ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARI, DOĞAL GAZ ÜRETİME AİT 9 SANTRAL, ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN HEPSİ,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçları devlete, alacakları alan kişiye ait olmak üzere yerli yabancı para babalarına, iktidar yandaşlarına  “SATILDI.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok fabrika ve işletmeyi yüzlerce dekar kıymetli arsa ve arazileri için aldılar. Belediyeler imar değişikliği yaptı kıymetleri 15 – 20 kat arttı. Alanlar verdiklerinin kat ve kat fazlasını kazandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın sabah yabancılar borsadaki paralarını alıp gidebilir. Hazine bonolarımızı almaktan vaz geçebilirler. Bir anda 70 DEĞİL 7 SENTE BİLE MUHTAÇ olabiliriz. Üstelik satabileceğimiz dev tesislerimiz, fabrikalarımız, işletmelerimiz, arazi ve arsalarımız da artık yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 yılında başbakan DEMİREL “70 SENTE MUHTACIZ” demişti. Ama o gün bu günkünden zengindik. Çünkü AKP iktidarının sata, sata bitiremediği dev fabrika ve tesislerimiz vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra satabileceğimiz “yasaları çoktan çıkarıldı” ormanlarımız, Güneydoğu sınırındaki mayınlı araziler, ve akarsularımız kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu gerçeklere rağmen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan 2011 seçimleri sonrası yine tek başına “hem de büyük çoğunlukla” iktidar olmayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de ki çoğunluğu ile “BAŞKANLIK SİSTEMİNİ” getirmeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012 ve 5 yıl sonra 2017 yılında 2. Kez halk oyu ile “DEVLET BAŞKANI” seçilmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları yapabilmesi ancak ve ancak bizim oylarımıza bağlı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ne diyorsunuz? Seçimlerde buna izin verecek miyiz? 20.10.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6086947870165319935?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6086947870165319935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6086947870165319935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6086947870165319935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6086947870165319935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/70-cent.html' title='70 CENT'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2301171801544275960</id><published>2010-11-21T11:26:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T11:27:28.249-08:00</updated><title type='text'>KİM ÇALDI</title><content type='html'>SORU “NEREDE BENİM 15 MİLYARIM?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan diyor ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borsaya bak, borsaya. Rekor üstüne rekor kırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en büyük 20 ülkesinden biriyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz teğet geçecek demiştim kimse inanmıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankalarımız sapasağlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhracatımız rekor kırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik bütün veriler ülkemizin zenginleştiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bütün bunlar doğru ise;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi verilere göre bile hala işsizlik var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden yoksulluk var? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden yeşil kartlı sayısı artıyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden insanlar sosyal yardımlara, kömüre, her ay dağıtılan yiyecek  yardımlarına, iftar çadırlarında karnını doyurmaya muhtaç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden köylünün arazilerinin çoğu bankalara ipotekli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden esnaf SGK na primini, vergi dairesine vergisini ödeyemiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden her geçen gün kredi kartı mağdurları artıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz ekonomisi büyüyor, ülkemizin milli geliri artıyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi başına yıllık gelir 10.000 dolar “15.000 TL” olmuşsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman 4 kişilik bir ailenin yıllık geliri 15.000 TL * 4 = 60.000 TL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ailenin aylık  geliri 5.000 TL olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gerçek böyle değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde milyonlarca kişinin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllık geliri asgari ücretin yarısı kadar bile olmadığından “YEŞİL KARTI” var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca kişi sigortasız çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanların büyük çoğunluğu asgari ücret alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLLİ GELİRDEN BİZİM ALACAĞIMIZ PAYI BİRİLERİ HİÇ EDİYOR, YANİ ÇALIYOR.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bu bizim hakkımızı gasp edenler? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu hırsızlar yakalanmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler fakirleşip, yoksullaştıkça kimler zengin oluyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin milyoner sayısı Ağustos ayı itibariyle geçen yılın aynı dönemine göre 3 bin 664 kişi artarken, yurtiçi ve yurtdışı milyonerlerin bankalarda tuttukları mevduat ise 59 milyar 264 milyon TL  artmış. Bizler yoksulaştıkça birileri zenginleşiyor demek ki. Peki nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakanımız “BORSA REKOR KIYIYOR”  diyor ya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borsadan kimlerin para kazandığını Şükrü KIZILOT çok güzel anlatıyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“DPT’ni derlediği verilere göre, Türkiye’deki sıcak para stokunun haziran sonu itibariyle, yüzde 61.4’ü borsada, yüzde 27.3’ü devlet iç borçlanma senetlerinde, yüzde 10.4’ü de mevduatta “bankalarda” değerlendirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, sıcak para girişi devam etti ve yurtdışı yerleşiklerin haziran sonunda borsada 56 milyar dolar değerindeki sıcak para 5 Ekim itibariyle yaklaşık 75 milyar dolara çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’ye EURO veya DOLAR getirip TL ye çevirdikten sonra borsada değerlendirenler yaşadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gün önce 10 milyon dolar bozduranlar, 6 Ekim 2010’da 13 milyon 630 bin dolar aldılar. Yani yaklaşık 3,5 ayda dolar cinsinden yüzde 36,2 kar ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200 gün önce EURO bozdurup borsada değerlendirenler, 200 gün içinde yüzde 29.2 kar ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankada, bono ya da devlet tahvilinde parası olanlar 9 ayda “dolar olarak” % 11, “EURO olarak” % 16 kar ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asgari ücretten bile % 15 vergi alınırken ülkemizde bu kadar çok kar edenler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE KADAR VERGİSİ ÖDEDİLER? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SIFIR. YANİ HİÇ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yanlış okumadınız, borsada bu kadar kar edenler 1 TL, 1 dolar veya 1 EURO dahi vergi ödemiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YASA BÖYLE DİYOR DA ONUN İÇİN EFENDİM!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizi yöneten siyasi iktidar TBMM kolayca değişiklik yapabilecekken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BU YASALARI NEDEN DEĞİŞTİRMİYOR? 10.10.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2301171801544275960?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2301171801544275960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2301171801544275960' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2301171801544275960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2301171801544275960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/kim-caldi.html' title='KİM ÇALDI'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4826728893695927395</id><published>2010-11-21T11:24:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T11:26:12.406-08:00</updated><title type='text'>BIRAKINIZ</title><content type='html'>BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ GEÇSİNLER !&lt;br /&gt;Anayasamıza göre “demokratik, sosyal ve hukuk devletiyiz.” &lt;br /&gt;Ama, referandum sonucu kabul edilen anayasa değişikliği ile “hukuk devleti” kaldı mı? &lt;br /&gt;Yasamaya iktidar çoğunlu parti lideri “başbakan” egemendi, yargı da iktidara bağımlı hale gelmedi mi? &lt;br /&gt;Ülkemizde anayasamızda yazmasa da fiilen “başbakanlık” rejimi olmadı mı? &lt;br /&gt;Başbakan,&lt;br /&gt;“YARGI BİZE ENGEL OLUYOR, AYAĞIMIZDAKİ PRANGALARI ÇÖZÜN.” Demiyor muydu?&lt;br /&gt;Referandum sonucu anayasa değişikliği kabul edildi.&lt;br /&gt;Anayasa mahkemesi ve HSYK yargıçlarının çoğu iktidarın istediği kişilerden oluşacak. &lt;br /&gt;Bu durumda,&lt;br /&gt;Anayasa mahkemesi iktidarın çıkardığı yasaları iptal eder mi? &lt;br /&gt;İktidarın, belediyelerin veya kamunun uygulamalarının bir çoğuna iptal davası açılsa bile iptal edilir mi? &lt;br /&gt;Bundan sonra; &lt;br /&gt;Bu güne kadar kamu yararı olmadığı için, ucuza satılmak istendiği için satılamayan ne değer varsa “limanlar, akarsular bile” yerliye, yabancıya ucuz pahalı satılabilir. &lt;br /&gt;Hatta bize ait taşınmazlar “tarla, bağ, bahçe, ev ” her şey, maden yasası, kentsel dönüşüm, yatırım diye elimizden alınacak, parası olanlara devredilebilir. &lt;br /&gt;Daha şimdiden İstanbul’da bir milyon bina yıkılacak diye yazdı gazeteler. &lt;br /&gt;Sözde gecekondular alınacak, depreme dayanıklı hale getirilecek. &lt;br /&gt;Ama bu dönüşüm yapıldıktan sonra oralarda kimler oturacak? &lt;br /&gt;Elinden evi arsası alınanlara verilen para ile ev alabilecekler mi? &lt;br /&gt;LİBRALİZM, “devlet gücünün sınırlandırıldığı, özel teşebbüse olanak sağlar” diye bilinir. &lt;br /&gt;Hukukun üstünlüğünü savunur ama bu sistemde hukuk devamlı zengini varlıklıyı korur. &lt;br /&gt;Bu sistemin sloganı “BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ GEÇSİNLER” dir. &lt;br /&gt;Bu sistemde küçük işletmelere yer yoktur. &lt;br /&gt;Her şey ulusal ve uluslar arası sermayenin sahibi olduğu büyük şirketlerin “fabrikalar, işletmeler, arazilerin “tarla, bağ, bahçe” elinde toplanır. &lt;br /&gt;Her geçen gün varlıklar el değiştirir. Varlıklı, zengin sayısı azalır, yoksul sayısı artar. &lt;br /&gt;Özgürlükler sermaye sınıfı “zenginler, büyük toprak sahipleri” için sınırsızdır.&lt;br /&gt;Sade vatandaş, “esnaf, küçük toprak sahibi, işçi, memur, emekçiler” için özgürlükler kısıtlıdır. &lt;br /&gt;Aslında dünyamızda uygulanan liberal sistem acımasız kapitalist bir düzendir.&lt;br /&gt;İşte ülkemizde 1950 de “küçük ABD olacağız” diye başlanmış olan, &lt;br /&gt;Turgut ÖZAL’ ın 24 ocak 1980 kararları, bunu uygulamak için sendikaların, emekçilerin haklarının elinden alınması için, büyük sermaye ve ABD tarafından desteklenen 12 eylül 1980 askeri darbesinden sonra bu sistem kurulmaya çalışılıyor.&lt;br /&gt;Üstelik bize “demokrasi, özgürlük getiriyoruz, yasakları kaldırıyoruz, darbelerden hesap soracağız” diyerek oylarımızı alıp “ bunları yapıyorlar. &lt;br /&gt;Tabi ki, bu değişimler bir günde olmuyor. &lt;br /&gt;Kurbağayı “bizi” kaynar suya atmıyorlar. &lt;br /&gt;Suyu yavaş, yavaş ısıtıyorlar ki, haşlanacağımızı, her şeyimiz kaybedeceğimizi anlamayalım.&lt;br /&gt;Yine de bazı şeylerin değiştiğini görüyoruz ama anlam vermiyoruz. &lt;br /&gt;Birlik olmamıza izin vermedikleri için, ellerinde tuttukları devlet gücü ve parasal kaynaklarla eşit olmayan koşullarda yapılan seçimlerle devamlı iktidara geliyor ve “millet bize yetki verdi, bütün bunları millet iradesi ile yapıyoruz” diyorlar. &lt;br /&gt;Yani zengin azınlık için, dar gelirli yoksul çoğunluk aleyhine yaptıklarına her şeye böylece meşruiyet “yasallık” kazandırıyorlar. &lt;br /&gt;Çocuklarımız hatta torunlarımız çok daha kötü günler görecek. &lt;br /&gt;Bizim yaptığımız hataların cezasını onlar çok daha ağır yaşayacak.&lt;br /&gt;Ne yazık ki, ülkemizde bu sistem bizim oylarımızla adım, adım kuruluyor. (2010)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4826728893695927395?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4826728893695927395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4826728893695927395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4826728893695927395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4826728893695927395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/birakiniz.html' title='BIRAKINIZ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4502988086189363747</id><published>2010-11-21T11:22:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T11:24:23.283-08:00</updated><title type='text'>PRANGA</title><content type='html'>PRANGA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniyor ki referandumda CHP başarısız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktikleri, söylemleri yanlıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasayı anlatmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliği % 58 oyla kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir mazerete sığınmadan söylemek gerekir ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi AKP ve “özellikle başbakan” referandumda başarılı olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun bütün kesimlerine “güçlüyüm, hala rakipsizim” mesajı vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Başbakan yakındığı PRANGALARINDAN da kurtulacağına göre hiçbir mazereti olmaması gerekir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“ANAYASA MAHKEMESİNİN ve HSYK” üyeleri 30 gün içinde belirlenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben “diğer 24 madde için yasal düzenlemelerin yakın zamanda yapılacağını sanmıyorum.” Ancak millet verdiği sözleri yerine getirmesini bekleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında başta medya olmak üzere toplumun önemli kesimi çok iyi bilmektedir ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet olanakları sonuna kadar kullanılmış, toplumun bütün kesimlerine baskı uygulanmış, hatta tehdit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonuç önemlidir. İktidar partisi ve başbakanın dediği olmuş anayasa değişikliği halkoyu ile kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP nin yeni genel başkanı KEMAL KILIÇDAROĞLU başarısız demek de yanlıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 20 yıldır CHP tarafından Anadolu ihmal edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerde dahi en fazla 20 ile gidilmiş, halkla temas kurulmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP lideri DENİZ BAYKAL ana muhalefet partisi olmayı başarılı görmüş, iktidar olmak gibi bir derdi olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’da, CHP nin bir çok yerde tabela örgütü vardır. Seçimlerde bütün sandıklarda görevlendirecek kadar bile üyesi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti üyelerinin iktidar olmak, AKP ye alternatif olmak gibi bir umudu da yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bir örgüt ve yapıda hem de Referandum arifesinde KILIÇDAROĞLU genel başkan oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün enerjisi ve çabası ile hantal, yıllardır çalışmayan parti yönetimine ve örgüte  bir hareket, özgüven, enerji verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu kadar kısa sürede daha fazlası yapılabilir miydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal KILIÇDAROĞLU toplumda bir rüzgâr yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Anadolu insanı CHP ve KILIÇDAROĞLU’ nu izleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti ekonomik programına, “işsizlik, yoksulluk için ne yapacağına” Kürt ve terör sorunun çözümü için “üçüncü yol olarak adlandırılan” programa bakacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU’ nun seçim olmayan zamanlarda da iline, ilçesine, köyüne gelmesini bekleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar yeter mi?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşrada bütün parti yönetimleri aktif olacak. Parti politikalarını çok iyi öğrenecek, özümseyecekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini liderden veya parti üst yönetimlerinden beklemeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerelde iktidar olunan Belediyeler, il genel meclisleri başarılı olmak zorundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge milletvekilleri ile devamlı ilişki kurmak, yörelerinin sorunlarının TBMM de gündeme getirilmesi sağlamalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl, ilçe başkanları “bana rakip olur diye düşünmeden” siyasi, toplumsal konularda çalışmaları olan, ilçenin sevilen, sayılan dürüst, saygın, kültürlü, bilinçli kişileri ile ilişki kurulmalı, partiye kazandırılmalı, onların görüş ve düşüncelerinden yararlanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları salonlara çağırıp panel, seminer, konferanslar yapmak yerine, köylerde, mahallelerde, işyerlerinde insanların ayağına gidilmelidir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu şekilde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın güveni kazanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar alternatifi olunabilir. 14.09.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4502988086189363747?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4502988086189363747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4502988086189363747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4502988086189363747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4502988086189363747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/11/pranga.html' title='PRANGA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6335282922088540647</id><published>2010-08-27T03:48:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:49:38.918-07:00</updated><title type='text'>MİLLETE HESAP VERENLER !!!!!</title><content type='html'>MİLLETE HESAP VERENLER !!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan bunu devamlı neden söylüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek istiyor ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz iktidarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi kim iktidar yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse her yaptığımız “MİLLET YARARINADIR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefet bize engel olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danıştay, Yargıtay, Anayasa mahkemesi karışmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarımız “MİLLET YARARINA” değilse halk bizi seçimlerde zaten cezalandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çok tehlikeli bir düşüncedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi ile, hukuk devletinde böyle düşünce olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman “ANAYASA, YASALARA” ne gerek var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet siyasetçilerden hiç hesap sordu veya sorabildi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer başbakan, milletin hesap sormasından “SEÇİM KAYBETMEYİ” kastediyorsa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hesap sormak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim kaybeden, nice başbakan ve bakanlar, bütün siyasetçilerin bu güne kadar yaptıkları hep yanına kar kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasetçiler yasaları öyle çıkarıyorlar ki, yargılansalar bile bir şekilde ceza almaktan bir şekilde kurtuluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da “ALIM AÇIK, VERİLEMEYECEK HESABIM YOK” diyorlar.09.02.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6335282922088540647?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6335282922088540647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6335282922088540647' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6335282922088540647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6335282922088540647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/millete-hesap-verenler.html' title='MİLLETE HESAP VERENLER !!!!!'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6021950092445552445</id><published>2010-08-27T03:47:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:48:33.556-07:00</updated><title type='text'>CHP VE SOLUN İDEOLOJİSİ.</title><content type='html'>CHP VE SOLUN İDEOLOJİSİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorlar ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer CHP sol bir parti ise, Devletçilikten vaz geçip milletin yanında olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söyleyenlerin “solun bireyci değil toplumcu” olduğunu bildiğine eminim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol, bireylerin zenginleşmesini değil toplumun zenginleşmesi için çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol ideolojiye göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toplumda bir avuç zengin, milyonlarca işsiz, aç, yoksul - fakir varsa o toplumda hukuksuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkınma planlı olarak devlet eliyle yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke zenginleştikçe sadece bir avuç insan değil bütün vatandaşlar zenginleşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her toplumun kendi kaderini belirleme hakkı vardır ama ayrılık değil birlikte olmak savunulur. Bütün dünya işçileri birleşin der. Enternasyonalizm solun ideolojisidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol ideolojide en kutsal değer EMEKTİR. “BÖYLE BİLİNE.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama CHP sosyalist, hatta ideolojik olarak sosyal demokrat bir parti bile değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal devleti, sosyal adaleti, hukuk devletini, demokrasiyi, ırk, din, dil, kültür ayrımı gözetmeden bir arada yaşamayı, ÜNİTER DEVLETİ savunan “İSMET İNÖNÜ’NÜN” dediği gibi” ortanın solu, halkçı sol, demokratik sol” bir partidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman, zaman farklı söylem ve politikaları dinlendirmiş olsa da CHP nin asıl ana politikası budur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel sermayeye karşı değildir. Toplumda sosyal adaleti savunmaktadır. Yoksulluğun ve zenginliğin az çok dengeli bir şekilde paylaşılmasını hedeflemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP İKTİDAR OLAMAZ DİYENLERE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP genel başkanlığına Kemal KILIÇTAROĞLU seçilince, milyonlarca vatandaşta ilk seçimde “CHP İKTİDAR OLACAK” inancı belirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ve yandaşlarını da bir telaş sardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi CHP iktidar olamaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi olsa bile başaramaz diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden iktidara olamayacağını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar olsa bile neden başarılı olamayacağını günlerdir yazıp, TV de tartışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bula, bula eleştirecek yeni aldığı gömleği buldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 yıllık iktidar döneminde ülkemizdeki en zenginlerden bile zengin olan AKP yöneticileri, belediye başkanları ve iktidar yandaşlarını, deniz fenerini yolsuzluğunu görmezden gelenler utanmadan “500 TL lik gömlek giyip yoksulları nasıl koruyacak” diye TV de ciddi, ciddi saatlerce tartışıyorlar. Taraf, yandaş gazetelerinin köşelerinde her gün yazıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne kadar fazla yazarlar veya konuşurlarsa CHP ye halkın desteği daha da fazla artıyor. 30.05.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6021950092445552445?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6021950092445552445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6021950092445552445' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6021950092445552445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6021950092445552445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/chp-ve-solun-ideolojisi.html' title='CHP VE SOLUN İDEOLOJİSİ.'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1092461797409554502</id><published>2010-08-27T03:46:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:47:49.194-07:00</updated><title type='text'>ANAYASA FİKRİ NASIL DOĞDU?</title><content type='html'>ANAYASA FİKRİ NASIL DOĞDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Anayasa fikri KRAL, PADİŞAH, SULTAN gibi ülke yönetiminde tek söz sahibi olan kişilerin yetkilerini sınırlandırılması düşüncesinden doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamenter demokrasiye geçildikten sonra, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarı eline geçiren partilerin, muhalefetin, farklı düşüncede olanların, azınlıkların haklarını güvence altına almak, siyasi iktidarın keyfi yönetimlerini sınırlandırmak için gerek duyulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasalar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman, azınlıkta, zayıf olanın haklarını güçlü olandan korumak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarların çıkaracağı yasaların uymak zorunda olduğu temel ilkeleri gösterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yasa, uygulama ya da başka bir kural anayasaya aykırı olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yönüyle ANAYASALAR,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun bütün kesimlerin ortak görüş ve katkıları ile oluşmuş, temel yasadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASALARININ TEMEL AMACI,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi yönetenlerin, siyasi iktidarların gücünü, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARTTIRMAK DEĞİL, KISITLAMAK, SINIRLANDIRMAKTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede ekonomik, maddi gücü olanların sayıları azdır. Ancak bu azınlığın siyasi iktidar üzerindeki gücü çok fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke çoğunluğunu oluşturan ama sendikalar, meslek örgütlerinde örgütlenip haklarını savunamayan, taleplerini siyasi iktidarlara duyuramayan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dar gelirli, emeği ile geçinen, işçi, memur, küçük esnaf, köylü, az topraklı veya topraksız çiftçi, işsiz, yoksul, özürlü, yaşlı, savunmasız,  insanları,” yani halkın, milletin, hak ve hukukunu “siyasal iktidar üzerinde gücü fazla olan zenginlerden korumak içindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik anayasaların vaz geçilmezi “hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ilkesi, şeffaflık, laiklik, sivil toplum kuruluşları ve demokrasi kültürünü” kapsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü iktidarın sahip olduğu güç ve yetkiler tek bir elde toplanmamalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜÇ “YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI ORGANLARI” ARASINDA DAĞITILMALIDIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbiri diğerinin yetki alanına giremez. Ancak her zaman son sözü hukuk söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetler ayrılığı ilkesinin anayasada güvence altına alınması ve etkin bir şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulus egemenliğin sahibi olarak burada hukukun bir esasıdır. Anayasa ulusun iradesinin kalıba dökülmüş halidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürlükte olan Anayasa bir darbe sonucu yapılmış yasakçı bir anayasa olabilir. Bu nedenle Anayasanın tümden veya demokratik olmayan hükümlerinin değişmesi gerekebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar toplumun bütün kesimleri ile uzlaşarak yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidardaki siyasi parti, “benim çoğunluğum var, istediğim değişiklikleri yaparım” der, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetler ayrılığı, hukuk devletini zayıflatan, yargıyı siyasi iktidara bağımlı hale getiren bir anayasa veya değişiklikler yapmak isterse buna hepbirlikte “HAYIR” denmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASALAR NASIL ÇIKTI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk anayasa, 1787 yılında ABD de siyasi iktidarın yetkilerinin sınırlandırılması, keyfi yönetimin önlenmesi için düşüncesi ile doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra Fransa’da 1789 yılında büyük devrimden sonra kralın iktidarını sınırlamak için bir belge olarak Anayasa yapılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa kavramı 1920’lerden sonra tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Siyasi iktidarını yetkilerini sınırlayan, anayasa ve yasalarla güvence altına alınan kişisel özgürlükleri korumak için hukuki kuralları haline gelmiştir. Ayni zamanda devletin yönetim yapısını gösteren bir belge olarak kabul görmüştür.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız devriminden etkilenen Hollanda’da 1789 da, İspanya’da 1812 de, İsviçre’de 1815 de, Belçika’da 1830 da, Danimarka’da 1850 de, Prusya’da 1850 de, Kuzey Almanya’da 1867 de anayasalar kabul edilmiştir. Meksika 1857, Arjantin 1860, Brezilya 1891 de anayasalar yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı zamanında ilk anayasa KANUNİ ESASİDİR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerici, demokrat kesimlerin baskısı sonucu II. ABDÜLHAMİT izin verince 7 Ekim 1876 da MİTHAD PAŞA başkanlığında 28 kişilik bir komisyonca hazırlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.12.1876 da KANUNİ ESASİ “İLK ANAYASA” ilan edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanuni Esasi119 madde idi. İlk 5 maddesi padişahın haklarını sayıyordu.  Padişahın kişiliği kutsal olacak ve yaptıklarından dolayı kimseye karşı sorumlu olmayacaktı. Hanedanın en yaşlı kişisi halife olacak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi idare edecek hükümetin bakanlarını atamak, azletmek, meclisi toplamak veya dağıtmak padişahın yetkisindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer maddeler kişi hak ve özgürlükleri ile ilgiliydi. Kişi hakları yasalarla korunuyordu. Hakimler azledilemeyecekler, mahkemeler aleni olacak, kimse mahkemelere müdahalede bulunamayacak, her hakkını yasalarda izin verilen her yöntemle hakkını savunacaktı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeyi yöneten hükümet üyeleri için YÜCE DİVAN kurulacaktı. &lt;br /&gt;Memurlar yasalara aykırı hareket etmedikçe ve çok zorunlu olmadıkça işlerine son verilmeyecekti. Kanuna aykırı emri yapmayan memur sorumlu olmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclis üyeleri, düşüncelerini söylemekte, oturumlara katılıp katılmamak konusunda özgürdü. Ancak Kanuni esasiye aykırı hareket, ihanet, rüşvet ile suçlanır ve ceza alırlarsa üyelikleri düşecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın yetkileri II. ABDÜLHAMİD’ in yetkilerinden daha fazla olduğu anlaşılmakta. 12.07.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1092461797409554502?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1092461797409554502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1092461797409554502' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1092461797409554502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1092461797409554502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/anayasa-fikri-nasil-dogdu.html' title='ANAYASA FİKRİ NASIL DOĞDU?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1533897280026996179</id><published>2010-08-27T03:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:46:33.469-07:00</updated><title type='text'>İKTİDARA YÜRÜMEK (2)</title><content type='html'>İKTİDARA YÜRÜMEK (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidara yürümek kolay ama bunu başarmak kolay mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım ki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ülkemizde en örgütlü ve en çalışkan partisi AKP”  8 yıldır iktidarda. TBMM de anayasayı bile değiştirecek bir çoğunluğa sahip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP, 8 yıllık iktidarında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların din ve kutsal inançları oy için kullanılmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarikatlar, cemiyetler, toprak ağalığı “feodal yapı”, kullanılarak, insanların yoksullukları ve çaresizlikleri kullanılarak, iş, aş yerine sadaka ve yardımlarla avutulup oy alınmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte kardeşçe yaşamak, varken etnik yapılar kullanılarak insanlar ayrıştırıp düşmanlıklar körüklenmeye çalışılmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM çoğunluğuna dayanılarak istedikleri yasaları çıkarıp, istedikleri görevlere yandaşlarını atayıp, ülkenin bütün kurumları ele geçirilmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yaparken her yolu mubah sayılmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordu hakkında karalama kapmayası açılıp, suçlu, suçsuz çeşitli nedenlerle muvazzaf veya emekli generaller cezaevine konulmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarın istediğini yapmayan savcılar, istediği gibi karar vermeyen yargıçlar üzerinde Adalet bakanlığı emrinde olan müfettişlerle baskı kurulmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ele geçiremediği yüksek Yargıyı da kontrol altına alabilmek, ele geçirmek için Anayasa değişikliği yapılmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar yapılırken milyonlarca kişi tarafından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke bağımsızlığı, demokratik laik cumhuriyeti tehlikeye düşüyor, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet, gittikçe fakirleşiyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluk, açlık, işsizlikle birlikte yolsuzluk artıyor, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi yetkilileri ve yandaşları ülke menfaatlerinden çok şahsî menfaatlerini, siyasi emelleri için kullanmaktan çekinmiyor, zengin oluyorlar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden daha vahim, insanların doğruları öğrenmesini engellemek için yandaş medya kuruluyor, iktidara biat etmeyen medya üzerinde baskı kuruluyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediklerini yapmayan, iktidara en küçük bir eleştiri getiren vergi denetimleri ile cezalandırıp susturuluyor, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye her gün haykırılmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar olurken dost ve müttefik olduğumuz, bize “Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, Venedik kriterlerini” uygulayın diyen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, Orta doğudaki çıkarları için,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB, istediklerini yaptırabilmek için iktidar partisi ne yaparsa yapsın hoş görmedi mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu kötü gidişe, milyonların şikâyetine, ülkedeki adaletsizliğe rağmen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca kişi AKP ye alternatif bir parti olmadığını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYKAL liderliğindeki CHP nin de iktidar alternatifi olamadığına inanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam umutlar kesilmişken umulmadık bir şey oldu ve halkın umutları yeşerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal “bir komplo nedeni ile de olsa” CHP genel başkanlığından istifa etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP genel başkanlığı için milyonlarca kişinin ilk aklına gelen kişi KEMAL KILIÇDAROĞLU idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurultay halkın bu isteği doğrultusunda CHP genel başkanlığına KEMAL KILIÇDAROĞLU’ nu seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KEMAL KILIÇDAROĞLU sadece CHP de değil ülkede bir umut oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küskünler partiye dönmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa SARIGÜL “rüzgârı direnemedi zorunlu olarak da olsa” partiyi kurmaktan vaz geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bunlar da değil. AKP den umdu kesip çaresiz milyonlarca kişi için CHP bir umut kapısı odu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP nin en üst kadrolarından en alt kadrolarına kadar bir hareketlenme başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bir şey yapmak, partiyi iktidara taşımak için bir görev almaya koşuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KILIÇDAROĞLU parti içi dengeyi sağladıktan sonra ülke gezilerine çıkıp, İl, il, ilçe, ilçe geziyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nin ülkeyi nasıl yoksulaştırdığını, gelir adaletsizliğini bütün yanlışlarını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP iktidar olursa ne yapacaklarını anlatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerin yıllardır kopuk olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB ülkeleri, ABD yetkilileri ile görüşüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalist enternasyonal ile soğuyan ilişkileri yeniden kuruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya da açılıyor. Türkiye’de işlerin hiç de AKP nin dediği gibi olmadığını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar yapılıyor olsa bile iktidar olmak yine de o kadar kolay değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi seçimlerde ele geçirdiği kaleleri “devlet kurumlarını” kullanacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düzenden memnun olanların, küresel sermayenin, özelleştirmelerden pay alanların, AKP iktidarında zengin olanların, tarikat, cemaat liderlerinin büyük oranda desteğini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta medya olmak üzere toplumda çok daha fazla baskı oluşturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emrindeki güvenlik güçlerini de muhalefet yapanlara baskı için kullanacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu özellikle güney doğu Anadolu bölgesi illerinde CHP adaylarına her türlü zorluk çıkarılacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim sandıklarında oyların sayılmasında, seçim sonuçlarında çeşitli oyunlar oynanacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki seçimler çok zorlu geçecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıldan hiç çıkamamak gerekir ki, “Ülkemizde en örgütlü ve en çalışkan partisi AKP”  dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarın yollarında çok fazla diken ver. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidara gelmek için bu dikenlerin tek, tek temizlenmesi gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ama çok çalışmak gerek. 25.06.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1533897280026996179?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1533897280026996179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1533897280026996179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1533897280026996179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1533897280026996179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/iktidara-yurumek-2.html' title='İKTİDARA YÜRÜMEK (2)'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7816054020445624022</id><published>2010-08-27T03:44:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:45:39.668-07:00</updated><title type='text'>İKTİDARA YÜRÜMEK</title><content type='html'>İKTİDARA YÜRÜMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU olunca toplumda bir iktidar rüzgârı yakalandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hiçbir parti sadece genel başkanın rüzgârı ve çabası ile iktidar olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette lider yapması gerekenleri yapacak. Ülkeyi karış, karış gezecek. Parti meclisi, MYK ve uzmanlarla parti politikalarını, iktidara geldiklerinde sorunları nasıl çözeceklerini belirleyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir partinin iktidara olabilmesi için bunlar yetmez.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel başkanından en alt yöneticisine, sade üyesine hatta o partiye umut bağlamış oy verecek seçmene kadar herkese görev düşmektedir. Herkesin çalışması, alın teri dökmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partilerimizin hepsi lider partisi olduğu, parti içi demokrasi olmadığı için her şeyi liderden bekliyoruz.  Partinin en üstünden en altına kadar bütün yöneticileri hatta sade üyeleri herkes liderin ağzına bakıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi dinlesen “Milletvekili, belediye başkanı, il başkanı, ilçe başkanı herkes “LİDERİN DEDİKLERİNİ” tekrar ediyor. Kendiliklerinden farklı bir şey yapamıyor,  söylemiyor, aslında söyleyemiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü kokuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hiç kimse hiç bir göreve seçimle gelmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lider getiriyor. Lider beğenmediği kişinin üstünü çiziyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle CHP 20 yıldır büyüyemedi, iktidar olmak bir yana iktidar alternatifi bile olamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle CHP 1999 da baraj altında kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bütün suçu liderde aradı, onu suçlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında suç tek başına liderde değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP de 20 yıldır bu gidişe hiç kimse, kişisel olarak “iyi, dürüst, demokrat olanlar” bile “vicdanları sızlasa da” ses çıkarmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilleri, belediye başkanları, il, ilçe başkanları veya bu görevlere gelmek isteyenler bile “lider adımı çizmesin diye” sessiz kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti seçimlerde başarısız olunca da hiç kimse “bizde de bir kusur, suç var” demedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bunu aklına bile getirmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİ CHP DE YENİ BİR SAYFA AÇILDI. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YENİ BİR LİDER, YENİ BİR GENEL BAŞKAN VAR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi 8 yıllık AKP iktidarında yoksullaşan çaresiz yığınlarda bir umut belirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP bu şansı çok iyi kullanılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖYLEYSE İKTİDAR OLMAK İÇİN NE YAPILMALI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes görevini yapmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerelde iktidar olunan Belediyeler, il genel meclisleri başarılı olmak zorundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse görevden alırlar, adımı çizerler, beni aday göstermezler diye korkmadan parti içi demokrasiden taviz vermemeli, korkup susmamalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim hangi görevde ise görevini hakkı ile dürüstçe yapmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlçe başkanlarının ilçesine bağlı, bütün mahalle ve köylerde, “tarım, sanayi, emekli, esnaf, memur, işsiz, yoksul” kimlerin hangi sorunları var bilmelidir.  İlçesinde uçan kuştan haberi olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel ve bölgesel basın devamlı izlenmeli, haber, yorum ve eleştiriler dikkate alınmalıdır. Yerel basın ile halka ulaşılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kesimlerle bire bir ilişki kurarak partisinin politikalarını liderin sözlerini tekrarlayarak değil, “KENDİ SÖZCÜKLERİ İLE” yerel sorunlara ağırlık vererek parti politikalarını anlatmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel sorunlar değil TOPLUMSAL sorunlara ağırlık verilmedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadaka, iyilik, kendi cebinden yardımlar yaparak değil, insanların “vatandaş olarak” devlet kurumlarında hak, hukuk aramalarına yardımcı olunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlçe yönetimleri, “mahalle ve köylerde” insanların sorunları hakkında devamlı güncel raporlar almalı, belediyeye,  il başkanlıklarına, bölge milletvekillerine, parti genel merkezine bu raporlar ulaştırılmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge milletvekilleri ile devamlı ilişki kurulmalı, ilçe sorunlarının gerektiğinde TBMM de gündeme getirilmesi sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlçe başkanlığı olarak, siyasi, toplumsal konularda çalışmaları olan, ilçenin sevilen, sayılan dürüst, saygın, kültürlü, bilinçli kişileri ile ilişki kurulmalı, onların görüş ve düşüncelerinden yararlanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları salonlara çağırıp panel, seminer, konferanslar yapmak yerine, köylerde, mahallelerde, işyerlerinde insanların ayağına giderek onların sorunları hakkında bilgi alınmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara “bize oy verin, bütün sorunlarınızı çözeceğiz” demek yerine, insanların ne yapmaları gerektiği anlatılmadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel olarak hiçbir şey yapılamayacağını, sendika, mesleki örgütler, “meslek odaları, ziraat odası gibi” ile sahip çıkılıp, savunulabileceği anlatılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik ve demokratik taleplerinin karşılanması ve sorunlarının çözümü için siyasi partilere üye olmaları,  partilerin en alttan en üste kadar bütün kademelerinde görev almaları gerektiği anlatılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakınan her kese “iktidar partisi temsilcilerine bunları sordunuz mu? Ne yanıt verdiler? Diye sorulmalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP anayasayı bile değiştirecek bir çoğunlukla 8 yıldır iktidar olduğu halde suçu hep neden muhalefete CHP de aradıkları sorulmalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partide en alttan en üste bütün görevlere seçimle gelinmesi savunulmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olursa olsun seçim dışında yargı kararı olmadan görevden alınmaya karşı durmalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta milletvekilleri olmak üzere, belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyelerinin kim olacağının üyelerce belirlenmesini gerektiğini “önce kendimiz benimseyip kabullenmeliyiz.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle adayların ilden, merkezden atanmasını “bizi görevden alacaklarını, aday olmamızı engelleyeceklerini bilsek bile” kabul etmemeliyiz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi genel başka liderden beklemek yanlıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes çalışmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel başkan KILIÇDAROĞLU ne diyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıktan aydınlığa hep beraber çıkacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞCESİNE.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep birlikte çalışmadan güzel günler göremeyeceğiz. 11.06.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7816054020445624022?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7816054020445624022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7816054020445624022' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7816054020445624022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7816054020445624022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/iktidara-yurumek.html' title='İKTİDARA YÜRÜMEK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4708730514618297040</id><published>2010-08-27T03:43:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:44:36.947-07:00</updated><title type='text'>GERİ DÖNÜŞÜ YOK</title><content type='html'>GERİ DÖNÜŞÜ YOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal’ın 1999 seçimlerinde parti baraj altında kalınca istifasından sonra geri dönmesi doğru değildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 değil ama 2007 seçimlerinde başarısızdı, çekilmesi gerekiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bütün partilerde olduğu gibi CHP de, de parti içi demokrasi olmadığından hiç kimse Baykal’ın karşısına aday olacak desteği bulamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların bilincinde olarak partililer CHP de ki bu durumu kabullenmek zorunda kaldılar. İktidar alternatifi başka bir parti de olmadığından bütün güçleri ile CHP desteklendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kurultayda da aday olacaktı. Partililer bunu da çaresiz kabullenmişti. CHP ye destekleri devam ediyordu devam edecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam kurultaya gün sayılırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim, niçin ve neden yaptı bilinmez  “o kaseti yayınladı.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MYK üyelerinin “İSTİFA ETME” sözlerini dinlemedi CHP genel başkanlığından istifa etti ve aday olmayacağını açıkladı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde istifaya zorlanmasını “Baykal karşıtları bile” ayıpladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal’ın bu davranışı halk tarafından saygı ile karşılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, milletvekilleri, delegeler, parti yöneticileri, il, ilçe örgütleri “GERİ DÖN” diyorlar. Gençler “GERİ DÖN” diye kapısının önünde açlık grevi yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Baykal en doğrusunu yaptı. Ve artık geriye dönüş yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günden sonra geri dönüp aday olmaya karar verirse istifasının “OYUN” olduğu söylenecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem kendi saygınlığı yok olacak hem de partiye büyük zarar verecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal’ın geriye dönüşü yok ama son olarak yapacağı en büyük hizmet şudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz biliyoruz ki, delegeler, bütün parti yönetimi Baykal’ın kontrolünde olduğu için kimse aday olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal parti tabanına, halkın beklentisine kulak vermeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Kemal KILIÇTAROĞLU olmak üzere aday olmak isteyenlerin önünü açmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti örgütündeki gücünü kullanarak kurultayın demokratik bir yarış şeklinde geçmesi için elinden geleni yapmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçilen başkan ve yönetimine de tecrübe ve birikimleri ile yardımcı olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim düşüncem budur. 14.05.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4708730514618297040?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4708730514618297040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4708730514618297040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4708730514618297040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4708730514618297040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/geri-donusu-yok.html' title='GERİ DÖNÜŞÜ YOK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4192848808665831694</id><published>2010-08-27T03:38:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T03:42:54.831-07:00</updated><title type='text'>UMUTLAR YEŞERDİ</title><content type='html'>1999 seçimlerinde CHP baraj altında kalınca Baykal istifa etti. Ama 1,5 yıl sonra geri döndü.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 seçimlerinde CHP % 19 oy aldı. 6 ay önce kurulan AKP % 34 oyla, iktidar oldu. Baykal başarılıyız dedi. İstifa etmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 seçimlerinden önce köylü, işçi, memur halk iktidara tepkili, “cumhuriyet mitinglerine” milyonlar kişi katılmışken seçimlerde CHP % 21, AKP % 47 oy aldı. Baykal başarılıyız dedi istifa etmedi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün partilerde olduğu gibi CHP de, de parti içi demokrasi yok. Baykal’ın karşısına aday çıkamıyor. Partililer çaresiz CHP de ki bu durumu kabullenmek zorunda kaldılar. CHP desteklemeye devam ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen baktım ki bu seçimlerde de değişen bir şey olmayacak. Baykal ve CHP halka “İKTİDARA GELECEK” umudu vermiyor, kurultayda Baykal yine seçilecek Baykal ve tanıdığım milletvekillerine 17.01.2010 tarihinde aşağıdaki mektubu yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DENİZ BAYKALA MEKTUBUMDUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En geç 1 yıl sonra yapılacak seçimlerde AKP iktidarı sona erecek. Siz en eski siyasetçilerden birisiniz ve yaşınız 70 i buldu. İnşallah daha çok uzun yıllar sağlıklı olarak yaşarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede her konuda sizden hiçbir üstünlüğü olmayan birçok kişi başbakan oldu. Ancak ilk seçimlerde sizinde başbakan olabilme şansınız çok kuvvetli. Üstelik CHP seçimleri kazanır ve iktidar olursa, Sadece başbakan değil, belki 2012 yılında cumhurbaşkanı da olabilirsiniz. Böylece 2016 yılına kadar siyasi yaşamınız devam edecek, Hem de siz “Türkiye siyasi tarihine BAŞBAKAN ve CUMHURBAŞKANI” olarak geçeceksiniz. Bunun için her Salı günü TRT 3 den canlı yayınlanan “GRUPDA YAPTIĞINIZ” konuşmalar dışında da biraz daha fazla çaba harcamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın BAYKAL; Eğer CHP nin iktidar, siz de başbakan olmak istiyorsanız lütfen biraz gayret ederseniz göreceksiniz ki iktidar olmak için siz 1 adım attıkça halk 3 adım atacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer CHP nin iktidar sizin başbakan olacağına inancınız yoksa veya ben başbakan veya cumhurbaşkanı olmak istemiyorum diyorsanız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman seçimlerden önce yakında yapılacak kurultayda lütfen aday olmayınız. Genel başkanlığına ve yönetim kadrolarına, CHP yi iktidar yapacaklarına inanan kişiler gelsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar yaptıklarınız için de size bütün CHP örgütü teşekkür etsin ve sizi de CHP nin onursal genel başkan payesi ile ödüllendirsin. Lütfen bu düşünce ve inançta olan başta CHP seçmeni olan milyonlarca kişinin sözlerini dinleyin ve saygı gösterin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara baktım Baykal biraz hareketlendi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz umutlandım.  05.04.2010 tarihindeki yazımda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYKAL bu kez iktidarı istiyor. İl, il kongrelere gidiyor. Başbakan, Sivas’ın ötesine geçemiyor diyordu. Van’a gitti. Kıyamet kopmadı. Çok da güzel oldu. Diğer illere de gidip, bu güne kadar uygulanan politikaların yanlış olduğunu söyleyecek. İlk seçimlerde görülecektir ki, doğu ve güneydoğu illerinde; AKP ve BDP oylarının bir kısmı CHP ye gelmiş. Umudum pek yoktu ama şimdi inanıyorum ki; Baykal ilk seçimlerde iktidar olmak istiyor.  Diye yazmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında umut etmekten başka bir şeyde gelmiyordu elimizden. Çünkü bütün il, ilçe başkanları, kurultay delegeleri Baykal diyor başka bir şey demiyordu. Bu kurultayda Baykal tek aday olacaktı. Karşısına aday çıksa bile delegeden yeterli destek alamayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partililer bunu da çaresiz kabullenmişti. CHP ye destekleri devam ediyordu devam edecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam kurultaya gün sayılırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim, niçin ve neden yaptı bilinmez  “o kaseti yayınladı.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal, MYK üyelerinin “İSTİFA ETME” sözlerini dinlemedi. Herkesle helalleşti, CHP genel başkanlığından istifa etti ve aday olmayacağını açıkladı.  Bu şekilde istifaya zorlanmasını “Baykal karşıtları bile” ayıpladı. Baykal’ın bu davranışı CHP üyeleri ve halk tarafından saygı ile karşılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama birde baktık ki milletvekilleri, delegeler, parti yöneticileri, il, ilçe örgütleri “GERİ DÖN” diyorlar. Gençler “GERİ DÖN” diye kapısının önünde açlık grevi yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günden sonra geri dönüp aday olmaya karar verirse istifasının “OYUN” olduğu söylenecek. Hem kendi saygınlığı yok olacak hem de partiye büyük zarar verecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu kimse aklına bile getirmiyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında CHP üyelerinin halkın gönlünde bir aday vardı. Herkes KEMAL KILIÇTAROĞLU diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Baykal’a rağmen aday olmak zordu. Öyle bir hava estiriliyor ki “Baykal varken aday olmak” CHP ye hatta ülkeye ihanet etmek gibi olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam bu sırada beklenmeyen bir şey oldu. Herkesin kızdığı, hizipçi dediği, Baykal’ın kadim dostu dediği ÖNDER SAV devreye girdi. İl başkanları toplantısından bir gün önce KEMAL KILIÇTAROĞLU adaylığını açıkladı, Önder SAV ve 65 kadar milletvekili KILIÇTAROĞLU’ na desteğini açıkladı. Ertesi gün il başkanları da KILIÇTAROĞLU’ na destek verince “CHP nin bölüneceğini, parçalanacağını, güçsüz kalacağını” umanların oyunu bozuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün HALKIN UMUTLARI YEŞERDİ. Halkın isteklerine kulak tıkayan, AKP iktidarı gidecek, Kemal KILIÇTAROLU başbakan olacağı CHP iktidarı gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve AKP panik içindeler. Alternatifimiz yok diyenler şimdi telaş içinde. Küçümsüyorlar, yapamaz diyorlar, kaynak nerede diyorlar kimse dinlemiyor bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama görüyorlar ki CHP ilk seçimde tek başına iktidar olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 yıllık iktidarlarında,  yaptıklarının,  yolsuzlukların hesabını sorulacak korkusuna kapıldılar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes yaptıklarının hesabını yargıya verecekler. Bunu engellemek artık mümkün değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bundan korkuyorlar. Ancak Korkunun ecele faydası yok. 27.05.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4192848808665831694?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4192848808665831694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4192848808665831694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4192848808665831694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4192848808665831694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/08/umutlar-yeserdi.html' title='UMUTLAR YEŞERDİ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4104609079812579817</id><published>2010-05-27T11:54:00.000-07:00</published><updated>2010-05-27T11:55:41.075-07:00</updated><title type='text'>KIMLERE DOKUNULUR?</title><content type='html'>KIMLERE DOKUNULUR? &lt;br /&gt;KİMLERE DOKUNULMAZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı “SORUMSUZ”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilleri ise “DOKUNULMAZ” dır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilleri ister seçilmeden önce, ister seçildikten sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İRTİKÂP, RÜŞVET, HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK, SAHTECİLİK, İNANCI KÖTÜYE KULLANMA, YALAN YERE TANIKLIK, YALAN YERE YEMİN, HİLELİ İFLAS IRZA TECAVÜZ, ,SARKINTILIK, KIZ, KADIN VE ERKEK KAÇIRMAK, FUHŞA TAHRİK, ZİMMET,” gibi “YÜZ KIZARTICI” suçları işlemiş olsa bile yargılamak bir yana mahkeme ifadesini bile alamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan hep diyor ya; “Sadece bizim mi dokunulmazlığımız mı var? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunulmazlıklar kalkacaksa hepsi birden kalksın.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKMAYIN SİZ BAŞBAKANIN BÖYLE DEDİĞİNE. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü ülkemizde milletvekilleri dışında “belediye başkanları dâhil” hiç kimsenin dokunulmazlığı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ, BAŞBAKAN NEDEN BÖYLE DİYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM çoğunluğuna sahip partinin başkanı Başbakan olur. Başbakan bakanları kendi partisinden seçer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet uygun kişiler arasından devletin üst düzey bürokratlarını “müsteşar, genel müdür, vali, kaymakam gibi” atamalarını yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst düzey bürokratlar kendilerine bağlı alt düzey “bölge müdürü, şube müdürü gibi” devlet yöneticilerini atarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarda taşrada diğer devlet memurlarının atamalarını yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu hiyerarşik düzen içinde ister üst düzey, ister en alt kademedeki memur ister belediye başkanı olsun hepsi “HÜKÜMETİN değil DEVLETİN MEMURUDUR.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar görevlerini “ANAYASA ve YASALARA” uygun yapmak zorundadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu devlet memurları veya belediye başkanlarının bir suç işlediği hakkında iddia veya şikâyet varsa;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amiri “başbakan, bakan, genel müdür, vali, kaymakam, şube müdürü” o kişi hakkında soruşturma açmak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçu işleyen kişinin görevinin büyüklüğüne, suçun önemine göre soruşturma için bir muhakkik veya müfettiş görevlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma sonucu suçlu bulunursa ya disiplin cezası alır veya ilçe, il idare kurulu, genel müdürlük veya bakanlık disiplin kurulu tarafından mahkemede yargılanmasına karar verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasalarımıza göre kanunsuz bir emir “ne kadar üst amirden” gelirse gelsin yerine getirilmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak memur bilir ki böyle bir emri dinlemez o işi yapmazsa görevden alınacak veya sürgün edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yaparsa kendisine görev veren amir onu koruyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yine o memur bilir ki “BAL TUTAN PARMAĞINI YALAR” atasözüne göre verilen emri yerine getirirse kendisi de hem bu gün hem gelecekte karlı çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle verilen emri yerine getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak memur / belediye başkanı amirinin, bakanın, başbakanın veya parti yöneticilerinin verdiği emri yerine getirdiğinden, dolayı suçlanıyorsa ve soruşturma sonucu ucu amirine, başbakan, bakan veya parti üst düzeydeki yöneticiye kadar dayanacaksa ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE O ZAMAN O MEMUR / BELEDİYE BAŞKANI DOKUNULMAZ OLUR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü amiri onun hakkında soruşturma izni vermez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde amir izin vermediği için idare mahkemesinden soruşturma veya yargılama izni alınmaktadır. Ancak buna da memurun bir üst mahkemeye itiraz hakkı vardır. Soruşturma veya yargılama kararı çıkması için uzun bir süre geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılama, temyiz derken yıllar geçer. Böyle suçlar için af çıkarılmasa bile çoğu kez dava zaman aşımına uğrar. Kimse ceza almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılanacak kişi çok üst düzey görevde olan biri, iktidar partisine çok büyük faydası olan işleri yapmış veya büyük yolsuzluk iddiaları söz konusu ise,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası ucu hükümet veya iktidar partisini yöneticilerinden birine kadar uzanıyorsa o kişinin ilk seçimde milletvekili yapılıp “DOKUNULMAZLIK” zırhına bürünmesi sağlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“MİLLETVEKİLLERİ HARİCİNDE” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin dokunulmazlığı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakanın dokunulmazlığı var dediği kişiler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“SİYASİ İKTİDARLARIN” yasal olmayan isteklerini yapan bu nedenle “SİYASİ İKTİDARLARIN KORUDUĞU” için “DOKUNULAMAYAN” bu kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar için anayasa veya yasa değiştirmeye gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidarlar anayasa ve yasalara göre ülkeyi yönetir, devlet memurlarına yasa dışı işleri yapmaları için emir vermez ve baskı yapmazsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yinede suç işleyen bir memur olursa onun hakkında dürüstçe bir soruşturma ve adil yargılama yolu açılırsa hiçbir bürokratın “DOKUNULMAZLIĞI” olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun da olabilmesi için “MİLLETVEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIĞININ” kesinlikle kaldırılması gerektiği çünkü yolsuzlukların hepsinin ucunun siyasetçilere dayandığı için “YOLSUZLUK YAPANLARDAN HESAP SORULAMADIĞI” yıllardır söylenip yazılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün iktidarlar döneminde böyle olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara rağmen her türlü sürgün ve cezayı göze alıp görevini dürüstçe yapan her kademeden memur ve müfettişlerimiz her zaman olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günde vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer onlar olmasa bu gün medyada yer alan yolsuzluk dosyaları olur muydu? 08.05.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4104609079812579817?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4104609079812579817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4104609079812579817' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4104609079812579817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4104609079812579817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/05/kimlere-dokunulur.html' title='KIMLERE DOKUNULUR?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1711697986631847555</id><published>2010-05-27T11:53:00.000-07:00</published><updated>2010-05-27T11:54:39.217-07:00</updated><title type='text'>ULUSAL EGEMENLİK - MİLLİ İRADE</title><content type='html'>ULUSAL EGEMENLİK - MİLLİ İRADE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ULUSAL EGEMENLİK NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal egemenlik bağımsızlıktır ve kayıtsız şartsız millettedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin kara, deniz ve hava sınırları ile yabancı ülke temsilciliklerimiz yani bayrağımızın dalgalandığı her yer egemenliğimize dâhildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsız bir ülke diğer ülkelerle karşılıklı çıkarlar için anlaşmalar yapabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak her ne şekilde olursa olsun hiçbir ülke iç işlerimize karışamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin yeraltı ve yer üstü zenginlikleri başka bir ülkeye tahsis edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; Boğazlarımızdan geçiş için komşu ülkelerle anlaşma yapabiliriz ama boğazlarımızın yönetimini hiçbir ülkeye devredemeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyesi olduğumuz NATO ya verdiğimiz üsse, ülkemiz asker, sivil görevlilerimizin girmesine yasak konmasına, üssün bizim iznimiz olmadan kullanılmasına izin verilemez.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan, Irak, İran, Suriye gibi komşu ülkelerle anlaşmalar yapabiliriz. Ama bunu hiçbir zaman başka ülkelerin zorlaması ile değil kendi ulusal çıkarlarımız için yaparız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet, ulusal egemenliğini sadece “HÜKÜMET ELİYLE DEĞİL” anayasanın koyduğu esaslara göre “YETKİLİ ORGANLAR ELİ İLE” kullanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet – ulus egemenliğini kullandığı organlar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“TBMM”, hükümet ve Yargıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulus – Millet egemenliğini kullanan organlar hiçbir surette, yetkilerini, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİÇBİR KİŞİYE, ZÜMREYE veya SINIFA BIRAKAMAZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusun – milletin yetkilerini devir ettiği hiçbir organ, kurum veya kişi ANAYASADA KENDİSİNE VERİLMEYEN HİÇBİR YETKİYİ KULLANAMAZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst bürokratlar, valiler, genel müdürler, müsteşarlar, bölge müdürleri tüm kamu görevlileri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet tarafından göreve getirilir ama onlar hükümet adına değil anayasa ve yasalara göre  “DEVLET ADINA” görev yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM; yasa yapma, hükümeti denetleme ve diğer yetkilerini hiçbir zaman hiçbir kurum veya kişiye devredemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargı yetkisi de yüksek ve yerel “BAĞIMSIZ MAHKEMELERCE” kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli iradeyi temsil etse bile TBMM tarafından çıkarılan hiçbir yasa “ANAYASAYA AYKIRI” olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkarılan yasaların anayasaya aykırı olup olmadığına yine anayasada belirtilen usullere göre başvurulması durumunda “ANAYASA MAHKEMESİ” karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLLİ İRADE NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudan ulusun “milletin” elinde bulunan iradedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusun – milletin temsilcilerini belirleyeceği seçimlerde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet kendini temsil edeceği vekillerini kendisi belirlemişse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partiler eşit koşullarda yarışmış ve seçimler demokratik şekilde yapılmışsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün partiler aldıkları oy oranı kadar MECLİSTE temsil ediliyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman TBMM si “MİLLİ İRADE”  temsil ediyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 1983 yılından bu yana yapılan hiçbir seçim sonucu milli irade TBMM ne yansımamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  1983 yılından bu güne yapılan seçimler, Anayasa ve yasalara uygun yapılmış genel seçimler sonucu TBMM oluşmuş olsa da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partiler yasası demokratik olmadığı, Millet kendi temsilcisini kendisi belirlemediği için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerde tüm partiler eşit koşullarda yarışmadığı için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim yasası demokratik olmadığı, yüksek seçim barajı olduğundan genel seçimler sonucu MECLİS, partilerin aldıkları oyları ile ayni oranda temsil edilmediği için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM nin de, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de çoğunluğu bulunan AKP nin de,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“MİLLİ İRADEYİ” yansıttığı söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Yoksul, zengin işçi, memur, işveren, köylü, şehirli, dağdaki çoban, profesör, cumhurbaşkanı ve başbakan herkesin oyu da eşittir” diyenler, “bence de eşittir” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden, “MİLLİ GELİRDEN ALACAKLARI HAKLARI DA EŞİT OLMALIDIR” demiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLGİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde 1950 yılından bu güne seçim sonuçları “partiler, aldıkları oy oranları ve çıkardıkları milletvekili sayıları” aşağıda gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950, 1954 ve 1957 seçimleri “ÇOĞUNLUK SİSTEMİ” bir ilde hangi parti 1 oy bile fazla almışsa o ilin bütün milletvekillerini o parti çıkarıyordu. Milletvekili sayısı da sabit değildi. Ülke nüfusu, sayısı arttıkça ülkenin ve ilin milletvekili sayısı artıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950: Toplam 487 milletvekili. DP % 52,68 oy 408, CHP % 39,45 oy 69 milletvekili &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1954: Toplam 541 milletvekili. DP % 57,5 oy 502, CHP % 35,29 oy 31 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1957: Toplam 602 milletvekili. DP % 47,91 oy 424, CHP % 41,12 oy 178 milletvekilli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1961 ve 1965 seçimleri “bir oyun bile değerlendirildiği “NİSBİ ARTIK SEÇİM SİSTEMİ”  TBMM si 450 milletvekili ve 150 senatör toplam 600 kişi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1961: CHP % 36,74 oy 173, Adalet partisi (AP) % 34,80 oy 158, CKMP % 13,96 oy 54 ve YTP % 13, 73 oy 65 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1965: AP % 52,87 oy 240, CHP % 26,75 oy 134, MP % 6,26 oy 31, YTP % 3, 72 oy 19, TİP % 2,97 oy 14, CKMP % 2,24 oy 11 ve 1 bağımsız milletvekilli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1969 yılından 1980 yılına kadar “NİSBİ” seçim sistemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1969: AP % 46,55 oy 256 CHP % 27,37 oy 143, MP % 3,22 oy 6, YTP % 2,18 oy 6 TİP % 2,68 oy 2, MHP % 3,03 oy 1, GP % 6,58 oy 15 ve 13 bağımsız milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973: CHP % 33,29 oy 185, AP % 29,82 oy 149, DP % 11,89 oy 45, MSP % 11,80 oy 48, CGP % 5,26 oy 13, MHP % 3,38 oy 3, TBP % 1,14 oy 1 ve 6 bağımsız milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1977: CHP % 41,39 oy 213, AP % 36,89 oy 189, DP % 1,85 oy 1, MSP % 8,57 oy 24, CGP % 1,87 oy 3, MHP % 6,42 oy 16 ve 4 bağımsız milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1983: 3 partinin katılmasına, izin verildi. Ülke barajı % 10, ilin çıkaracağı milletvekili sayısına göre “% 50 ye varan yüksek çevre barajları” 400 milletvekili,&lt;br /&gt;ANAP % 45,14 oy 211 HP % 30,46 oy 117, MDP % 23,27 oy 71 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1987: Yasaklar kalktı. Milletvekili sayısı 450.&lt;br /&gt;ANAP % 36,31 oy 292, SHP % 24,74 oy 99, DYP % 19,14 oy 59 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991: Tercihli oy “her il veya seçim çevresinde çıkaracağı milletvekili sayısının 2 katı aday gösterildi. Seçmen isimlerin üzerine mühür basarak tercih yaptı.” &lt;br /&gt;DYP % 27,23 oy 178, SHP % 20,75 oy 88, ANAP % 24,01 oy 115, RP % 16,88 oy 62, DSP % 10,75 oy 7 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1995:  Tercih kaldırıldı. Milletvekili sayısı 550 oldu. &lt;br /&gt;RP % 21,38 oy 158, ANAP % 19,65 oy 132, DYP % 19,18 oy 135, DSP % 14,64 oy 76, CHP % 10,71 oy 49 milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999: DSP % 22,19 oy 116, ANAP % 13,22 oy 86, DYP % 12,01 oy 85, MHP % 17,98 oy 129, FP % 15,41 oy 111 ve 8 bağımsız milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002: AKP % 34,43 oy 365, CHP % 19,41 oyla 177 ve 3 bağımsız milletvekilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007: AKP % 46,58 oy 341, CHP % 20,88 oy 112, MHP % 14,27 oy 71 ve 26 bağımsız milletvekilli kazandılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1711697986631847555?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1711697986631847555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1711697986631847555' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1711697986631847555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1711697986631847555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/05/ulusal-egemenlik-milli-irade.html' title='ULUSAL EGEMENLİK - MİLLİ İRADE'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-3734043402759485994</id><published>2010-04-11T12:00:00.002-07:00</published><updated>2010-04-11T12:01:26.213-07:00</updated><title type='text'>İKTİDAR NE YAPIYOR?</title><content type='html'>VATANDAŞ NE İSTİYOR?&lt;br /&gt;İKTİDAR NE YAPIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB STANDARDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Askere AB standardına evet ama &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Siyasi partilere, seçimlere, adalete, hukuka, çalışanların örgütlenme ve hak aramasına, dokunulmazlıklara, yolsuzlukla mücadeleye, yani "sivillere de" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; AB STANDARDI İSTİYORUZ. &lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇILIM, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP, açılım yapıyorum dedi. Neyi açacağını söyleyemediği için destek bulamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılım olmadı şimdi Anayasayı değiştirip “yargıyı demokratik hale getireceğiz” diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişince ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti kapatma zorlaşacak “hatta imkânsız olacak”, Anayasa mahkemesi, HSYK na üyelerini TBMM, Cumhurbaşkanı “aslında iktidar partisi” belirleyince bağımsız ve tarafsız yargı mı olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, vatandaşa ne faydası olacak?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaş kendi vekilini kendimi seçecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim barajı % 10 dan örnek aldığımız, AB ülkelerinde ki % 3 olmasa bile % 5 e inecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çalışanlara  “GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLAR” verilecek mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOKUNULMAZLIKLAR “YÜZ KIZARTICI SUÇLAR” İÇİN yani, AB ülkelerinde olduğu gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“IRZA TECAVÜZ, ,SARKINTILIK, FUHŞA TAHRİK, ZİMMET, İRTİKÂP, RÜŞVET, HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK, EVRAKTA SAHTECİLİK, İNANCI KÖTÜYE KULLANMA, YALAN YERE TANIKLIK ve YEMİN, HİLELİ İFLAS” gibi suçlar için bile kalkacak, YOLSUZLUK YAPANLARDAN hesap sorulacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK sona erecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraksız köylüye toprak mı dağıtacaklar? Fabrikalar kurup işsizlere iş mi yaratacaklar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşın davaları mahkemelerde daha çabuk mu sonuçlanacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa amaçları muhalefet partilerinin dediği gibi, iktidarı kaybettiklerinde yargılanmaktan korktukları için “YARGIYI KONTROL ALTINA ALMAK MI?” &lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZETECİLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışma programlarını devamlı izliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer programda CHP ve MHP ve diğer muhalefet partilerinin lider veya temsilcileri katılıyorsa acımazsıca sorguluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna itirazım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama programda başbakan veya AKP yetkilileri olunca neden ayni soruları soramıyorlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkudan olmasın? &lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATSAYI MESELESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MESLEK LİSELERİ ve İMAM HATİP LİSELERİ derslerinde fark var mı?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam hatip liselerinde “imamlık” meslek dersi yanında normal liselerde görülen bütün “sosyal, fen, yabancı dil” dersleri okutuluyor. İmam hatip liselerinde staj yok. Devamlı ders görüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer meslek liselerinde ağırlıklı meslek dersleri var. Öğrenciler belli kurumlarda, fabrikalarda veya okuldaki atölyelerde haftada 3, 4 gün staj yapıyor. Yani hem okuyup hem çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eğer "KATSAYI" meslek liseleri ve normal liselerde eşitlenirse &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ve sadece bu İMAM HATİP LİSELERİNE  yarayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer meslek lisesi mezunlarına hiç bir faydası olmadığı gibi meslek dalındaki okula girebilmesi daha da zorlaşacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunun için katsayı eşitliğini sadece imam hatip liseleri istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖK ve Hükümet, eğitimciler bunu çok iyi biliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖK ve iktidar halktan gerçeği gizleyip “MESLEK LİSELERİ” için istiyoruz diyorlar.&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VİZE KALKMIŞ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAMERUN’ un da eklenmesiyle Türkiye'ye vizeyi kaldıran ülke sayısı 59'a yükselmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 59 ülkeler hangileri imiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANTİGUA-BARBUDA,  ARJANTİN,  ARNAVUTLUK, BAHAMALAR, BARBADOS, BELİZE, BOLİVYA, BOSNA-HERSEK, BREZİLYA, EKVADOR, EL SALVADOR, FAS, FİJİ, FİLİPİNLER, GUATEMALA, GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ, GÜRCİSTAN, HAİTİ, HIRVATİSTAN, HONDURAS, HONG KONG, İRAN, JAMAİKA, JAPONYA, KAMERUN, KARADAĞ, KAZAKİSTAN, KIRGIZİSTAN, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ, KOLOMBİYA, KORE CUMHURİYETİ (GÜNEY KORE), KOSOVA, KOSTA RİKA, LİBYA, LÜBNAN, MAKAU ÖZEL İDARE BÖLGESİ, MAKEDONYA, MALDİVLER, MALEZYA, MAURİTUS, NİKARAGUA, PAKİSTAN, PALAU CUMHURİYETİ, PARAGUAY, ST. VİNCENT-GRENADİNES, SİNGAPUR, SOLOMON ADALARI, SRİ LANKA, SURİYE, SVAZİLAND, ŞİLİ, TANZANYA, TAYLAND, TRİNİDAD-TOBAGO, TUNUS, TUVALU, URUGUAY, ÜRDÜN, VENEZUELA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizeyi kaldıran ülkeler arasında AB ülkeleri ve ABD var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika, Asya, Güney Amerika ülkeleri ve Avrupa’dan küçük, yoksul, geri kalmış hatta bazısı Müslüman, birçoğunun bizimle ilgisi ve işi olmayan bu ülkeler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakanımızın devamlı “dünyanın 17. büyük ekonomisi, uyguladığı politikalar ile güçlü dünyada sözü dinlenen bir ülke”  dediği Türkiye’ye son 7, 8 yıl içinde nasıl ve neden vize koymuşlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve biz neden hiçbir şey yapmamış, yapamamışız. Şimdi vizeyi kaldırıyor diye seviniyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sevinmek değil bu durumdan hicap “utanç” duymamız gerekmez mi?10.04.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-3734043402759485994?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/3734043402759485994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=3734043402759485994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3734043402759485994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3734043402759485994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/04/iktidar-ne-yapiyor.html' title='İKTİDAR NE YAPIYOR?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1097310451129167331</id><published>2010-04-11T12:00:00.001-07:00</published><updated>2010-04-11T12:00:45.433-07:00</updated><title type='text'>ANAYASA YAPMAK</title><content type='html'>DEMOKRATİK (SİVİL) ANAYASA YAPMAK için&lt;br /&gt;BAŞBAKAN SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A SAMİMİ ÖNERİMDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa tümden değil de sadece bazı maddelerde değişiklikler olacaksa kesinlikle bu günkü gibi olmaz. TBMM de uzlaşma ile olur. Diyelim inat edildi, 330 üzeri oyla kabul edildi, referanduma gidildi. % 35 evet, % 65 hayır çıkarsa ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya 1000 hatta 100 oy farkla kabul veya ret edilirse ne olacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma yoksa değişiklikten vaz geçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gerçekten samimi iseniz, gerçekten “DEMOKRATİK (SİVİL) ANAYASA” yapmak istiyorsanız, önümüzdeki seçimlerde milletvekili seçimleri ile birlikte “150 – 200 KİŞİLİK ANAYASA YAPACAK BİR MECLİS” için de seçimler yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda önerimi 25.08.1997 tarihinde Sayın Ecevit’e yazmıştım. O gün yapılamadı, bu gün siz yapın ve tarihe geçin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda Sayın Ecevit’e gönderdiğim mektubumda kendimce nasıl olacağını açıkladım. Saygılarımla. 23.03.2010 - İbrahim BAYTAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın BÜLENT ECEVİT&lt;br /&gt;Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun her kesimi ve bütün partiler tarafından 1982 anayasasının değiştirilmesi gerektiği dile getiriliyor. Hatta hiç sivil anayasa yapamadığımız söyleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de bir yasanın bile çıkarılması çok güç oluyor. Mecliste uzlaşma ile ve uzun bir çalışmayı gerektiren anayasa değişikliği yapmak çok zor, neredeyse olanaksız.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle yeni bir sivil anayasa yapılabilmesi nasıl olur diye düşündüm. Bulduğum yöntemi size iletmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 yılında büyük olasılıkla genel seçimler olacak. Hatta, yerel seçimlerinde yenilenmesi mümkün. Koalisyon programına göre seçim yasası da değişecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben diyorum ki; bu seçimlerle birlikte 100 ila 200 arasında birde anayasa yapmak üzere anayasa meclisi de seçilse ve bu meclis anayasayı en baştan yapsa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunun için anayasada bazı değişiklikler yapılması gerekecek. Ancak bütün siyasi partiler yeni ve sivil bir anayasa yapılmasına taraftar olduğuna göre anayasa değişikliği ve buna dair yasanın çıkarılmasında uzlaşma sağlanabilir. Üstelik bu anayasa meclisine seçilecek temsilciler yine siyasi partiler tarafından aday gösterilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız, seçilecek meclise önerilecek kişilerin toplumun belli kesimlerini belli oranlarda temsil şartı getirilmelidir. Örneğin seçilecek kişiler il temsilcileri değil genel (ülke) temsilcisi olacak. Her parti sendikalardan, odalardan, üniversitelerden, meslek kuruluşlarından v.b. den belirlenecek sayılarda aday göstermeli ve bu meclisin bu şekilde oluşması yararlı olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa meclisi 1 yıl içerisinde yeni bir anayasa yapıp, bu mecliste salt çoğunlukla onaylandığı takdirde halkoyuna sunulabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer halkoyu ile kabul edilirse, bu kez anayasa meclisi tüm yasaları yeni baştan ele alıp yeni anayasa uygun güncel şekilde yeniden yapılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun içinde anayasa meclisi örneğin 1 yıl daha çalışabilir. Yasaların da yeniden yapılmasından sonra yapılması gereken tüzük ve yönetmelikler hazırlanır ve bunların da tamamlanmasından sonra anayasa meclisinin görevi sona ermiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için bazı teknik konular var ki yasa hazırlanırken uzmanlar bunlar için çözüm bulabilir. &lt;br /&gt;Örneğin anayasa meclisi ve TBMM ilişkileri (benim önerim anayasa meclisinin tamamen bağımsız olmalı) anayasanın kabulünden sonra yasalar yapılırken hangi anayasaya göre uygun hareket edileceği v.b.  uzmanlar ve siyasi partiler bunları aralarında tartışıp çözüm bulacaklardır. Yeter ki özünde sivil bir anayasa yapılmasında anlaşmaya varılabilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde veya benzeri bir çözüm olmadığı takdirde ne bu günkü nede ileride oluşacak TBMM sinin yeni ve sivil bir anayasa yapması mümkün olmayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle ben bu yöntemi uygun olarak benimsedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer başka bir yolu varsa onlar denensin ve gerçekleştirilsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılar sunar, başarılar dilerim. 25.08.1997 - İbrahim BAYTAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1097310451129167331?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1097310451129167331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1097310451129167331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1097310451129167331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1097310451129167331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/04/anayasa-yapmak.html' title='ANAYASA YAPMAK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-765489954701876113</id><published>2010-04-11T11:59:00.001-07:00</published><updated>2010-04-11T11:59:56.060-07:00</updated><title type='text'>DOST ACI SÖYLER</title><content type='html'>KUSURA BAKMA BAŞKAN &lt;br /&gt;DOST ACI SÖYLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş yıldır Belediye meclis üyesi idin.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En az son 3 yıldır gönlünden belediye başkanı olmayı geçiriyordun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyenin işleyişini, personelini, borcunu, harcını, öncelikle yapılacakları biliyordur dedik. Bu işi yaparsa bu yapar dedik ve destekledik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sen Bergama belediye başkanı oldun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk izlenim çok önemliydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer göreve başladıktan sonra kısa sürede, para, pul istemeyen, insanların ufak da olsa bazı sıkıntılarına son verecek işleri yaparsan, insanlar “İŞTE FARK GÖRÜLDÜ, BU BAŞKANDA İŞ VAR” diyeceklerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç yerleşti mi, büyük ve zor sorunlar çözülmedi diyenlere “dur canım biraz zaman tanı, elinde sihirli değnek mi var” diyecekler olacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunu başaramadın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreve başladın 1,5 ay geçti. Her gün “başkan ne yapıyor?” diye insanlar soruyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende “biraz zaman tanıyın” diyordum herkese. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de bütün iyi niyetimle size yazdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş yıl da göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Ayrıca “ilk izlenim” çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akif ERSEZGİN ilk yılındaki uygulamaları ile insanlarda kötü izlenim bıraktı. Özellikle son 3 yılında güzel şeyler yaptığı halde ilk yılki kötü izlenimini kafalardan silemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raşit ÜRPER, güçlü ve tek parti iktidarı arkasında iken, dahası gerçekten trilyonlarca para yardımı alıp trilyonlarca borç da yaptığı halde seçimi kaybetti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü beceriksizdi. Halktan kopuktu. Halk Bergama’yı rezil ettiğini konuşuyor o “ben Bergama’yı ayağa kaldırdım” diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin arkanda hükümet desteği yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akif ERSEZGİN gibi “babamı dinlemem” deme. Yapılan öneri ve fikirleri dinle. İyi niyetli eleştirilere açık ol. Araştır. Son karar yine senin, ister uygula, ister uygulama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların arasına gir. Arada bir normal küçük bir esnafa habersiz, tek başına git çayını iç. Ara sıra bir kahveye, parka git. Ayda bir 20 – 30 dakikanı buna ayırmakla belediyenin işleri nasılsa aksamaz. Halk ile dertleş. İnsanlar neleri konuşuyor, senin yüzüne söylenmeyenleri araştır, güvendiğin kişilerle konuş ve öğren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sen belli sürelerde halka açıklama yapmaz, bilgi vermez isen fısıltı gazetesi ile öyle kötü dedikodular yayılır ki ağzınla kuş tutsan bunların doğru olmadığına kimseyi inandıramazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın yoluyla, bildiri dağıtarak veya düzenli olarak her ay NİKE gazetesini çıkarıp dağıtarak halka “neleri yaptın, neleri neden yapamadın, kısa vadede neleri yapmayı amaçlıyorsun” açıkla. Dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç tınmadın, değişen hiçbir şey olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok kişi “başkandan ses seda çıkmıyor? Ne yapıyor diye sormaya daha da fazla başlayınca bir daha vatandaşların yakınmalarını sana iletmek için “SAYIN BAŞKAN SES VER.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreve başlayalı neredeyse 3 ay oldu. Kermes de geçti. Artık çık ortaya. Ne yapıyorsun? Ne düşünüyorsun? İnan herkes merak ediyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba yanlış yapar mıyım? Hatalı davranır mıyım? Birde şuna sorayım. Biraz bekleyeyim. Deme hakkın yok. Elini taşın altına sokacaksın. Emrini vereceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik felç olmuş, otopark sorunu devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırımlar işgal altında. Esnaf yollara taşmış.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöpler çok kötü toplanıyor. Çöp arabaları “kamu hizmeti yapıyoruz” diye trafiğin en sıkı zamanında yol ortasında duruyor. Cadde ve sokaklarda kâğıtlar, naylon torbalar havada uçuşuyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kınık garajını açma sözü verdiniz. Dikili ve YUNT dağ araçları için garaj sözü verdiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana caddede ızgaralarda her gün birkaç motosiklet kayıyor, kaza sonucu birkaç kişi yaralanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim öncesi verdiğin sözler hiç konuşulmuyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar için, meclis üyelerinizle, müdürlerinizle, personelinizle, danışmanlarınızla çözüm aradınız mı diye sormuştum.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca tüm iyi niyetimle, lütfen ama lütfen, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama halkının umudunu boşa çıkarma. Daha vaktim çok, 5 yıllık sürem var diyorsan yanılırsın. Ne yapacaksan ilk yıl hatta ilk aylarda yapacaksın. Sonra bir dahaki seçimi düşünüp oy hesabı yaparsın. Ne yapacaksan bu günlerde göster yapacaklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu, şu işleri şu kadar zamanda, şunları şu kadar zamanda yapacağım de. Yapamadıklarını, herhangi bir zorlukla karşılaşıyorsan onları halka açıkla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sesini duymak istiyoruz. Bergama’yı daha güzel ve yaşanır bir kent olarak görmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvendiğimiz dağlara kar yağdırma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine sizden bir ses çıkamadı başkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanınıza geldim. Sizden randevu istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’yı konuşmalıyız dedim, 6 ay geçti halen hiç sesin çıkmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreve başladığından bu güne bir yıl geçti sayın başkan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verdiğin sözler unutulmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakma sayın başkan, “DOST ACI SÖYLER.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime sorarsan sor, Bergama,  bu gün bir yıl öncesinden hiç de farklı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyenin İNTERNET sitesi bile yenilenemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinin çok zor olduğunu da biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese “acele etmeyin, notunuzu 4 yıl sonra verin” diyorum ama işler gerçekten “ÇOK YAVAŞ YÜRÜYOR” başkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her geçen gün “sana güvenen, kazanman için çalışan, destek veren” insanlar umutsuzluğa kapılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursun başkan “BERGAMALILARIN” güvenini boşa çıkarma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2014 yılında bu günkünden çok daha güzel ve yaşanabilir bir Bergama olsun. 10.03.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-765489954701876113?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/765489954701876113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=765489954701876113' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/765489954701876113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/765489954701876113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/04/dost-aci-soyler.html' title='DOST ACI SÖYLER'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7533032614994885258</id><published>2010-04-11T11:57:00.000-07:00</published><updated>2010-04-11T11:58:59.255-07:00</updated><title type='text'>YÜKSEK MAHKEME YARGIÇLARI</title><content type='html'>YÜKSEK MAHKEME YARGIÇLARI &lt;br /&gt;BÜROKRAT DEĞİLDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün demokratik hukuk devletlerinde olduğu gibi ülkemiz anayasası “KUVVETLER AYRILIĞI, ilkesini benimsemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasama, Yürütme ve yargının hiç birinin diğerine üstünlüğü yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç biri diğerinin görev alanına ve yetkisine karışamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak her zaman son sözü “kararı” “YARGI” söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürütme “TBMM” tarafından çıkarılan yasaların, Anayasaya uygun olup olmadığına “başvuru yapıldığında” Anayasa mahkemesi karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlar kurulu kararlarının, bakanlıklar, resmi kurumlar tarafından çıkarılan genelge, talimatların, tüzük ve yönetmeliklerin, tüm resmi kurumların, belediyelerin bile yaptığı uygulamaların, anayasa ve yasalara uygun olup olmadığına, kamu yararı bulunup bulunmadığına Danıştay, Bölge idare mahkemeleri “YARGI” karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet ve resmi kurumların harcamalarının anayasa ve yasalara uygun yapılıp yapılmadığını Sayıştay “YARGI” denetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerin anayasa ve yasalara uygun, adil yapılıp, yapılmadığına “Kİ SEÇİMLERDEN 3 AY ÖNCE İÇ İŞLERİ, ADALET ve ULAŞTIRMA BAKANLARI İSTİFA EDER, YERLERİNE TARAFSIZ KİŞİLER GÖREVE GELİR” Yüksek seçim kurulu “YARGI” denetler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa ve yasalara aykırı hareket eden, “YOLSUZLUK ve ADALETSİZLİK yapan “başbakan, bakan, müsteşar, büyükelçi, vali, savcı, yargıç, Genelkurmay başkanı, ordu komutanı, emniyet genel müdürü, sade vatandaş” kim olursa olsun, yargılayıp “SUÇLU veya SUÇSUZ” olacağına karar verecek olan  “YARGIDIR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle ”YARGININ TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ” olması gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün demokratik hukuk devletlerinde böyledir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hukuk olmazsa demokratik olamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜRÜTME; yani TBMM içinden çıkan “HÜKÜMET.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASAMA; “TBMM” yani iktidar veya muhalefeti oluşturan 550 milletvekilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün ülkemizde yasama ve yürütme iç içe geçmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü ülkemizde siyasi partiler ve seçim yasası antidemokratiktir. Kimin milletvekili olacağına halk değil liderler karar verdiğinden milletvekilleri  “MİLLETİN” değil liderlerin sözüne göre davranmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle milletvekilleri “kendilerine Anayasal hak olarak” verilen denetim yetkisini kullanamıyor, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de çoğunluğu oluşturan iktidar partisi milletvekillerinin oyu ile “YÜRÜTME – HÜKÜMET” denetlenemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik hukuk devletinde olması gereken eşit üç kuvvetten ikisi YÜRÜTME – HÜKÜMET ve DENETİM yetkisi iktidar partisi daha doğrusu başbakanda toplanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün tam olarak iktidarın kontrolüne girmeyen sadece “YÜKSEK YARGI;  “ANAYASA MAHKEMESİ, YARGITAY, DANIŞTAY, SAYIŞTAY” kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasalara göre müfettişler adalet bakanlığına bağlı, yargıç ve savcıların sicillerinin tutulması Adalet bakanlığı yetkisindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle aslında Yüksek yargı dışında kalan yargıç ve savcılara zaman, zaman iktidar partileri isteklerini yaptırabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar büyük gücü elinde bulunduran iktidar bununla da yetinmeyip şimdi “yüksek yargının, hâkimler ve savcılar yüksek kurulunun yetkilerini de kendi eline geçirmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu açıkça söyleyemedikleri için “YARGI REFORMU” yapalım diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi millet iktidar yaptı, her türlü yetkiyi verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse TBMM den istediğimiz yasayı çıkarırız, her istediğimizi yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefet partileri bize engel çıkarmamalı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek yargı “Danıştay, Yargıtay, Anayasa mahkemesi” bize engel olmamalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkardığımız yasalar “ANAYASAYA MAHKEMESİNDE” iptal edilmemeli,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız atamalar, verdiğimiz kararlar “Danıştay veya mahkemelerce” iptal etmemeli,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yaptıkları zaman  “MİLLET EGEMENLİĞİNE” karşı gelmiş olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarımız “MİLLET YARARINA değilse halk bizi seçimlerde zaten cezalandırır” demekteler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir Demokratik hukuk devletinde böyle bir şey olamayacağını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet bakanı da, başbakanda, cumhurbaşkanın da yargıya karışamayacağını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarın tek görevinin yargının adil ve tarafsız olması için bütün ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu da çok iyi biliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen Yargıyı Adalet bakanına bağlı, “YÜKSEK MAHKEME YARGIÇLARINI” Adalet bakanlığının bürokratları gibi göstermek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“REFORM” yapacağız diye nasıl bir anayasa bir değişiklik yapmak istiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa mahkemesi üyelerini TBMM seçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâkimler ve savcılar yüksek kurulu (HSYK) yani savcı ve yargıçların göreve alınması, terfisi, tayini, yüksek yargıya üye seçilmesini yapacak kurulun üyelerini TBMM si seçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok masum ve demokratik görülen bu isteklerin arkasındaki amaç nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de çoğunluk kimde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek mahkeme yargıçlarını TBMM seçerse, kimi seçer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı, YÖK başkanını nasıl seçti ise, Üniversite rektörlerini nasıl belirliyorsa TBMM de yüksek yargıya seçilecek yargıçları, savcıları kendine yakın kişileri seçmeyecekler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, Cumhurbaşkanı iktidar partisinden, TBMM başkanı iktidar partisinden seçilmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de çoğunluğu da iktidar partisinde. İktidar partisi milletvekilleri başbakanın sözünden dışarı çıkamıyor.  Başbakanın her dediğini itirazsız yerine getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer iktidar partisinin istediği gibi anayasa değişikliği yapılırsa, yüksek yargı da siyasi iktidara emir kontrolünde olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün iktidar partilerinden biri çıkar, Anayasa ve yasaları değiştirerek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimde barajı % 25 e çıkarır, seçimleri 10 yılda bir yapılmasına karar verir, basın ve TV lar da muhalefetin söylediklerinin yazılıp söylenmesini yasaklarlarsa,  Muhalefet partilerinin TBMM de dahi söz hakkını kaldırırlarsa kim ne yapabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar hiçbir iktidar bunları yapamadı ise sadece ve sadece “YARGININ İKTİDARIN KONTROLÜNDE OLMAMASINDADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ülkemizde tam bir demokrasi, hukuk devleti olması için anayasa ve yasalarda değiştirilerek “REFORM” yapılacaksa;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce siyasi partiler ve seçim yasası demokratik hale getirilmeli, dokunulmazlıklar kaldırılmalı, tüm çalışanlara grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek gösterdikleri AB ülkelerinde olduğu gibi “TARAFSIZ, BAĞIMSIZ” bir yargı sağlanmalıdır. 20.02.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7533032614994885258?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7533032614994885258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7533032614994885258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7533032614994885258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7533032614994885258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/04/yuksek-mahkeme-yargiclari.html' title='YÜKSEK MAHKEME YARGIÇLARI'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1021793011215406446</id><published>2010-02-07T13:34:00.001-08:00</published><updated>2010-02-07T13:34:55.917-08:00</updated><title type='text'>SENDİKALI OL</title><content type='html'>SENDİKALI OL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olursan ol “SENDİKALI” ama muhakkak “GREVLİ ve TOPLU SÖZLEŞME HAKKI OLAN” sendikalı ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendika hakkı “ANAYASA ve YASALARLA” sana verilen bir haktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalı olunca sadece sen kazanmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkende kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanlar sendikalı olunca;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir işyeri kayıt dışı olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse sigortasız çalıştırılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığın ücret gerçek ücretindir. SGK (SSK) primin gerçek ücretinden yatırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl kıdemine göre ücretli yıllık iznin olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile yardımı, çocuk yardımı, doğum, ölüm yardımı gibi sosyal yardım ve hakların olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma saatlerin bellidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla mesai saatin bellidir, fazla mesai yaptığında ücretini alırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaderin, işverenin iki dudağı arasında değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“TOPLU SÖZLEŞME” hakkın vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü “SENDİKAN” vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sendikalı değilsen, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir işveren istesen bile sana hakkını kendiliğinden vermez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla ısrar edersen “DIŞARIDA SENİN ALDIĞIN ÜCRETTEN DAHA AZI İLE ÇALIŞACAK MİLYONLARCA KİŞİ VAR, İSTEMİYORSAN BIRAK GİT” der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynunu büker işine devam edersin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü işini bıraktığında bu ücretle bile iş bulamayacağını bilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sendikalı isen, toplu sözleşme yapma hakkın varsa? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendika, İşyerinin büyüklüğüne, kazancına göre, göre toplu sözleşme zamanı ücret ve sosyal hak ister. Çünkü hiçbir işçi ve sendika işyerinin kapanmasını, işsiz kalmayı istemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen işveren istediğin ücret ve diğer sosyal hak taleplerini vermez ve uzlaşmadan kaçınırsa kullanabilecek “GREV HAKKIN” vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalı isen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştığın işyerlerinde kazalara karşı bütün önlemler alınır. En tehlikeli iş yerlerinde bile kaza ve ölümler en aza iner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşveren seni nedensiz yere işten çıkaramaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalı bir işyeri kayıt dışı olamaz. Bu nedenle devlete vergi verir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanlar sigortalı yani sosyal güvenceli olunca, onların bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocukları, ana ve babaları da sigortalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman yeşil kart olmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet yeşil kart için ayırdığı paraları gerçekten ihtiyacı olan “yaşlılar, muhtaçlar, sakat ve özürlüler” için kullanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Okul, hastane, yol” yapmak için kullanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimsenin “DEVLETTEN DE OLSA” sadakaya ihtiyacı olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidara gelen partiler “sana yardım yapıyorum” diye kimseden oy isteyemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SGK (SSK) geliri artar. SGK ve Devlet bütçeleri açık vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin geliri arttığında yeni iş olanakları kolaylıkla yaratılır, işsizlik azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke kalkınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin bir işi, düzgün bir geliri olduğundan tüketim de artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylü, çiftçinin ürünü daha fazla para eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esnaf daha çok kazanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalı olursan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin geleceği hakkında da söz hakkın olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sendikalı isen ister iktidar, ister muhalefet olsun siyasi partilere “İŞÇİ, EMEKÇİ” yani ücretlilerin haklarını korumak, geliştirmek için baskı yapabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle ayni sorunları olan diğer iş kolundaki sendikalarla anlaşıp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz için iç veya dış yanlış politikalara, hep birlikte, dur diyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru politikalara destek verebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin doğal kaynaklarının işletilmesini sağlayabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal kaynakların ülke içinden bazı kişilere veya yabancılara peşkeş çekilmesine izin vermezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin dev sanayi tesislerinin üç paraya satılmasına, milyonlarca kişinin “İŞSİZ VE AÇ” kalmazsına dur diyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasiye, hukuk devletine, yolsuzluklara karşı durabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sendikasız olursan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan her şeye kahrolursun ama elinden bir şey gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi parti iktidar ise onun milletvekili, il ve ilçe başkanlarının, belediye başkanlarının peşinden;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AMAN BANA, OĞLUMA, KIZIMA İŞ” diye koşturursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşim yok, aşım yok bana “YİYECEK YARDIMI VER” diye koşturursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta oldum, sosyal güvencem yok “YEŞİL KART” diye koşturursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seçim geldiğinde seni bu durumda bırakan ayni partiye, “KÖMÜR, BİR TORBA YİYECEK” veriyor diye yine oy vermek zorunda kalırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden? Diyenlere de; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DÜZEN DEĞİŞMEZ, BİR BENLE NE OLUR? Dersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sen sendikalı olmazsan bu düzen değişmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sendikalı olmazsan tek başına kalırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sendikalı olursan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YALNIZ OLMADIĞINI MİLYONLARCA KİŞİ OLDUĞUNU” görürsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil olmayan düzen değiştirebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK” önleyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke zenginleşince, bu zenginliği bir avuç kişi paylaşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin zenginleşmesinden herkes eşit pay alır, gelir dağımı adil olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olursan ol,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “SENDİKALI ama GREVLİ TOPLU SÖZLEME HAKKI OLAN SENDİKALI” ol. 06.02.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1021793011215406446?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1021793011215406446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1021793011215406446' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1021793011215406446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1021793011215406446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/02/sendikali-ol.html' title='SENDİKALI OL'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7507436657199078042</id><published>2010-02-07T13:33:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T13:34:07.608-08:00</updated><title type='text'>YENİ ANAYASA</title><content type='html'>YENİ ANAYASA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anayasayı beğenen yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük çoğunluk “EVET DEĞİŞMELİ” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ayni kişiler Anayasanın tamamının da,  bazı maddelerin de değişik yapılmasına da HAYIR diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ NEDEN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü anayasayı değiştirecek olanların samimiyetine güvenmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski anayasadan daha iyi, daha demokratik bir anayasa yapacaklarına inanmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasada “DEMOKRATİK AÇILIM” için değişiklik yapacağız diyorlar. Peki öyleyse;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - SİYASİ PARTİLER YASASI DEĞİŞECEK Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk, kendi vekilinin kim olacağına karar veremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye başkanı, il genel meclisi, adayı kim olacak ona bile lider karar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta partinin il veya ilçe başkanı kimin olacağına da lider karar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekili, belediye başkanı, il genel meclisi üyesi, partinin il başkanı, ilçe başkanı halkın isteklerini değil parti liderinin dediklerini yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ama “SİYASİ PARTİLER YASASI” değiştirilmiyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 – SEÇİM YASASI DEĞİŞECEK Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim barajı % 10 o kadar yüksek ki insanlar istemese de barajı geçecek büyük partilere oy veriyorlar. Barajı aşmak için bazı partiler ilkesiz seçim ittifakları yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek aldığımız, AB ülkelerinde baraj en fazla % 5. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partiler yasal olarak seçim ittifakı yapabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama “SEÇİM YASASI”  değiştirilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 – SENDİKALAR VE İŞ GÜVENCESİ YASASI DEĞİŞECEK Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikasız işçi güçsüzdür. Hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Sigortasız çalıştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zam isteyince işten atılır. İş yerinde iş güvencesi yoktur sık, sık iş kazalarında birçok işçi hayatını kaybeder. Ölen işçinin yakınlarına işveren tazminat bile ödemez. Tazminat alabilmek için yıllarca yargıda uğraşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel işçileri sendikalı olmasaydı bu mücadeleyi yapabilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanlara  “GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLAR” verilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 – DOKUNULMAZLIKLAR “YÜZ KIZARTICI SUÇLAR” İÇİN yani, AB ülkelerinde olduğu gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlak düzeninin şiddetle reddettiği, toplumun çok büyük ahlaki tepkiler gösterdiği “IRZA TECAVÜZ, ,SARKINTILIK, KIZ, KADIN VE ERKEK KAÇIRMAK, FUHŞA TAHRİK, ZİMMET, İRTİKÂP, RÜŞVET, HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK, SAHTECİLİK, İNANCI KÖTÜYE KULLANMA, YALAN YERE TANIKLIK, YALAN YERE YEMİN, HİLELİ İFLAS” gibi suçlar için bile kalkmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 – YÖK YASASI DEĞİŞMİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 – YARGIYI REFORMU YAPILACAK MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıyı bağımsız, siyasi iktidarların etkisinden kurtaracak demokratik değişiklikler yerine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılmak istenen değişiklikle Anayasa mahkemesi, Yargıtay, Danıştay yani üst yargının bile siyasi iktidarların kontrolüne girmesi amaçlanıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 – MEDYA “RADYO – TV” YASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILIP MEDYA SAHİPLERİNİN AYNİ ZAMANDA DEVLETLE İŞ YAPMASI ENGELLENMİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yapılacak anayasa değişikliği halkın bu sorunlarına çözüm getirmeyecekse, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi vekilini yine kendisi seçemeyecekse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek baraj nedeniyle,  yine eskiden olduğu gibi ya istemediği partiye oy verecek veya milyonlarca oy çöpe atılacaksa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanlara grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar verilmeyecekse, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “YÜZ KIZARTICI SUÇLAR” için bile dokunulmazlıklar yine devam edecekse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteler kendi rektörünü seçemeyecek, YÖK kalacaksa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar medyaya her türlü baskıyı yapacak, ayni zamanda iş adamı olan medya sahipleri devletten ihale alabilmek için halkın gerçek dert ve sorunlarına yer gazete ve TV lerin de yer vermeyecekse, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer veren medya sahipleri iktidar tarafından en ağır şekilde cezalandırılacaksa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK sona ermeyecekse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YOLSUZLUK YAPANLARDAN hesap sorulamayacaksa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl  “DEMOKRATİK AÇILIM” olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE neden “EVET” diyelim? 28.01.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7507436657199078042?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7507436657199078042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7507436657199078042' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7507436657199078042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7507436657199078042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/02/yeni-anayasa.html' title='YENİ ANAYASA'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5772251747061184005</id><published>2010-02-07T13:32:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T13:33:13.645-08:00</updated><title type='text'>MESLEK ODALARI</title><content type='html'>MESLEK ODALARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik ülkelerde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun bütün kesimleri örgütlüdür ve hukukun üstünlüğü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanlar, “işçi, memur” sendikalarda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarımla uğraşanlar tarım kooperatiflerinde, ziraat odalarında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük esnaf ve sanatkârlar meslek odalarında, örgütlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kesimler ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kesimlerin beklentileri ve çıkarları birçok konuda ortaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örgütler kendi “ekonomik, demokratik” hak ve çıkarlarını savunurlarken ayni zamanda ülkemizdeki  “barışı, kardeşliği, bir arada yaşamayı, demokratik, laik hukuk devletini de” savunurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bir kez “demokratik hukuk devleti ilkelerinden çıkılmasına sessiz kalınırsa ülkedeki herkes zarar görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer meslek odalarının başta üye kayıtları, seçme ve seçilme haklarında demokratik kurallara uyulmazsa, hukuku saygı gösterilmezse işlevlerini yerine getiremezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyelerle yönetim arasında kopukluk olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyeler yönetime güvenmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetime gelenler yetkilerini kendi çıkarları için kullanırlar ve ne yaparsa yapsınlar hiçbir zaman kimseden hesap sorulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde meslek odaları işlevlerini yerine getiriyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyelerinin sorunları için bir şeyler yapılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyeler, oda yönetimlerine sorunlarımıza çözüm bulacağına güvenip inanmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok oda da seçimi eski başkanlar yine kazanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan çok başarılıdır, üyeler ayni kişiyi defalarca başkan seçebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun antidemokratik bir tarafı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba ülkemizde başkanlar defalarca başarılı oldukları için mi seçiliyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçıncı kez seçilmiş olursa olsun, kaç yaşına gelirse gelsin genelde bir çoğu başkanlıktan neden ayrılmak istemiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni hizmet aşkı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi yönden bir menfaati mi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasette, bürokraside ve halk arasında belli bir saygınlık kazanmak için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük esnaf ve zanaatkârların, “bakkallar, lokantacılar, demirciler, terziler, berberler v.b” meslek odalarında demokratik işleyiş var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu odalarına üye olma zorunluluğu olmasa kaç kişi üye olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün bu meslek odaları devlet dairesi gibi çalışmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu odalar “kayıt tutma, evrak verme ve bu işlerin her biri için (aylık veya yıllık aidatlar dışında ) ücret alan bir kurum halinde değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyelerce çeşitli adlar altında alınan bu paraların nerelere harcandığı denetlenebiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetimler üyelerinin ekonomik ve demokratik hakları için ne yapıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlerde oda seçimleri yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oda seçimlerinde ayni mesleği fiilen yapanlar, vergi mükellefliği devam ettiren ve en az 6 aydır oda üyesi olanlar seçme ve seçilme hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimden önce, seçme ve seçilme hakkına sahip üyelerin listesini askıya çıkaracak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üyelerin serbestçe bu listeleri inceleyip, itiraz etme hakkı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama oda yönetimleri bu kurallara tam olarak uyuyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye listeleri herkesin görüp inceleyebileceği yer ve süre askıda kalıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seçimden sonra en çok itirazlar ve şikâyetler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - Mesleğini yapmayı bırakmış, vergi mükellefliğinden ayrılmış kişiler listelerde yer alıyor.  Yönetime muhalif bazı üyeler listede yer almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - Üye olan olmayan birçok kişi seçimlere yakın eski tarihle üye yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 – Üyeler listeleri, ismim var mı? İsmi olanlar gerçekten seçme ve seçilme hakkına sahip bu mesleği yapan kişiler mi?” serbestçe incelenemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta seçimler oluyor, genellikle eski başkan tekrar seçiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listelere ve seçim sonuçlarına mahkemeye itiraz edilse bile, yargılama sonucunda “kongrenin iptaline karar verilse bile” itirazlar, temyiz derken o zamana kadar yeni seçim süresi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse de bir ceza almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle “KÜÇÜK ESNAF VE ZANAATKÂR ODALARI” yeni haklar elde edemiyor, hatta daha önceden elde ettikleri hakları ellerinden alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eczacılar birliğinin yaptığını yapamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde demokratik hukuk devleti tam olarak yerleşemiyor. 20.01.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5772251747061184005?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5772251747061184005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5772251747061184005' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5772251747061184005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5772251747061184005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/02/meslek-odalari.html' title='MESLEK ODALARI'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7878939943983154376</id><published>2010-02-07T13:31:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T13:32:22.282-08:00</updated><title type='text'>LİNÇ</title><content type='html'>LİNÇ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir kasabada bir cinayet işleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı biri cinayet zanlısı olarak gözaltına alınıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk zanlıyı linç etmek istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet görevlileri dirense de kalabalık binada yangın çıkarılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karışıklıkta zanlı kaçıyor ama halk onun yandığını düşünüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaylar olduğu sırada kasabada film çeken ekip bütün olayları görüntülediğini anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüntüler delil kabul edilip linç girişimine katılanların yüzlerce kişi hakkında “toplu halde linç girişimi ile öldürme suçu” nedeni ile dava açılıyor ve yargılama başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışkırtıcılar, en önde olanlar için en ağır ceza istenirken tüm katılanlar içinde az veya çok cezalandırılmaları isteniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yıllar önce bir filmde seyretmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru olanı da budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kendini hem yargı, hem cellât yerine koyanlara ses çıkarılmaz, hatta iyi yapmışlar diye düşünürsek yarın ayni şey bizim başımıza da gelmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas olayları da linç değil miydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada bulunanların görüntülerini TV de izlemedik mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç kişiyi cezalandırdık? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler basın toplantısı yaparken saldıranların hangisi yakalanıp yargıya götürüldü? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler adliye önünde bile zanlıları linç etmek, dövmek için saldırdığında hangisi güvenlik güçlerince yakalanıp, yargıya taşındı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik saldırı sırasında kameralar çalışıyor ve akşam biz TV de izliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kameralardan tespit edilip katil yakalanıyorsa linç girişiminde bulunanlar tespit edilip yakalanamaz mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu yapılmadığı gibi  “POLİS LİNÇ ETMEK İSTEYEN HALKIN ELİNDEN KURTARDI” deniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişinin suçlu olup olmadığına, eğer suçlu ise ne ceza alacağına yargı karar verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linç her zaman kalabalıklarla yapılmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde “MEDYA LİNÇ” bir çok kişiyi etmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, hiç biri ceza alıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer iktidarın aleyhine yazılıp söylenmişse hemen dava açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yandaş medya ise kimse bir şey yapabiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşhane baro başkanına, Danıştay yargıçlarına linç girişimini kim başlattı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu saldırının sorumlusu olarak kimler gösteriliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIRANK DİNK hakkında Türklüğe hakaret ettiği nedeniyle dava açılmıştı. Yargılanırken linç etmeğe hazır topluluklar adliye kapısında bekleyip fırsat bulsa parçalayacaklardı. Basında neler yazıldı hep okuduk. Gelen mektup ve elektronik posta ile gelen tehditlerden şimdi haberimiz oldu. Bunların bir kısmını da yetkililere ulaştırdığı anlaşıldı. Yargılanma sürecinde sadece ülkemizde değil bütün dünyada bu davanın izlendiği de biliniyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen koruma verilmediği de açığa çıktı. “bizden koruma istemedi”  gerekçesini ileri sürenler acaba şimdi hiç olmazsa vicdanlarında suçluluk duyuyorlar mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi “HIRANK DİNK’İ ”  kimin öldürdü diyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onu düşman gibi gösteren, basın, medya, kişi ve kurumlar, onu korumakla sorumlu olan yetkililerin onun öldürülmesinde az veya çok payı yok mu?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra yapılacak iş nerede neden olursa olsun, gerçekten suçlu bile olsa herhangi bir kişi ve topluluğa linç girişiminde bulunanlara, öldürülmesi, cezalandırılması için teşvik, destek, telkinde bulunanlara en ağır cezaların verilebilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu yasalar istisnasız herkese uygulanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün tetikçilerin 18 yaşından küçük çocukların, bu cinayetleri kendi kişisel fikir ve düşüncesi ile yapmayacağı açık değil mi? HIRANT DİNK’ i öldüren tetikçi, 17 yaşında bir genç gazetelerde yazanlardan, TV de söylenenlerden, internette okuduklarından etkilenecek, Trabzon’dan İstanbul’a gelecek, gazeteyi bulacak HIRAN DİNK’ i vuracak. Buna kim inanır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet güçleri rüşvet var diye resmi kurumlara, uyuşturucu satılıyor diye belli işyeri ve sokaklara gizli kamere koyuyor. 3 – 5 ay bazen daha uzun süre izliyor ve sonunda suçluları yakalıyor. Solcu örgütlerin içine ajan sokuluyor. Birçok kişinin telefonları dinleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu cinayetleri işleyen kişilerin, yaşadıkları çevreler, görüştükleri kişiler, gittikleri yerler neden gözetlenmiyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden “LİNÇ GİRİİŞİMİNDE” bulunanların tespiti ve yargıya çıkarılması için bu sistemden yararlanılmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç zaman geçirmeden linç girişiminde bulunanlara en ağır cezalar getirilmeli ve uygulanmalıdır. 09.01.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7878939943983154376?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7878939943983154376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7878939943983154376' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7878939943983154376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7878939943983154376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/02/linc.html' title='LİNÇ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2347685065593445943</id><published>2010-02-07T13:30:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T13:31:19.152-08:00</updated><title type='text'>HİPNOTİZE OLMAK</title><content type='html'>HİPNOTİZE OLMAK !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM nin toplam milletvekili 550.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salt çoğunluk yani yarıdan bir fazlası 276.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa çıkarmak için kaç milletvekili oyu gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de hazır bulunan milletvekillerinin bir fazlasının oyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama TBMM nin çalışması için 184 milletvekili ve yasa çıkarmak için 139 milletvekili oyu yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarda bulunan AKP nin TBMM de kaç milletvekili var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salt çoğunluktan çok fazla 338 milletvekili var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası komisyonlarda da çoğunlukları var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle yasa tasarı ve tekliflerinden istediğini ilk sıraya alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de öncelikle görüşülmesini sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefet partilerinin bütün engellemelerine rağmen İstediği yasayı istediği gibi ve istediği zaman çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediği yasaları çıkarırken;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM aralıksız, tatil, gece gündüz demeden çalıştırmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çıkarmak istemediği yasalar olunca suçlu belli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEK SUÇLU, BAŞTA ANA MUHALEFET CHP OLMAK ÜZERE MUHALEFET PARTİLERİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsteseler Anayasada değişiklik yapamazlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasada değişiklik yapmak için TBMM de kaç milletvekili oyu gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Referandumsuz yürürlüğe girmesi için 367 oy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama 330 oy ile de anayasa değişikliği yapılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için TBMM de kabul edildikten sonra referandum “halkoylaması” yapılır, çoğunluk evet derse anayasa değişikliği yürürlüğe girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılında AKP, “Cumhurbaşkanını halk seçsin” diye TBMM ne anayasada değişiklik teklifi verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de 367 milletvekili oyu sağlanamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk oylaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve anayasada değişiklik bu şekilde yürürlüğe girmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi AKP istemediği için birçok yasayı değiştirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemediği için anayasada değişiklik yapmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama halka dönüp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve bakanlar, AKP yönetici ve milletvekilleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun suçlusu “başta ana muhalefet CHP olmak üzere muhalefet partileri” diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, buna insanları nasıl inandırıyorlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerindeki devlet ve medya gücü ile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta TRT olmak üzere yandaş medya ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan boşuna mı medyaya saldırıyor, baskı uyguluyor, onu yazmayın, bunu söylemeyin diyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç yandaş medyada “GAZETE ve TV” iktidar partisini, AKP ve başbakanı eleştiren bir yazı gördünüz veya söz duydunuz mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların tek görevi iktidar ve AKP ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin hepsi doğrudur, hiç yanlışı yoktur. “YOKSULUĞUN, İŞSİZLİĞİN, YOLSUZLUĞUN” engellenememesinin, “DEMOKRATİK AÇILIMIN” yapılamamasının nedeni, tek suçlusu başta ana muhalefet CHP olmak üzere tüm muhalefet partileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yandaş medyanın görevi buna halkı inandırmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar bunu çok iyi başardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AÇ, İŞSİZ, EVSİZ, GELECEĞİNDEN UMUTSUZ” milyonlarca kişi onlara inandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisine, başbakana kızmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYKAL ve CHP,  BAHÇELİ ve MHP, PARLAMENTO İÇİNDE VEYA DIŞINDA TÜM MUHALEFET PARTİLERİNE KIZDI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seçimde milyonlarca kişi “İPNOTİZE OLMUŞ” gibi oylarını AKP ye veridi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba önümüzdeki seçimlerde - başta ana muhalefet CHP ve diğer muhalefet partilerinin tüm hata ve yanlışlarına rağmen” sonuç farklı olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yaparsa yapsın, AKP iktidarı sona erecek. 03.01.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2347685065593445943?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2347685065593445943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2347685065593445943' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2347685065593445943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2347685065593445943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/02/hipnotize-olmak.html' title='HİPNOTİZE OLMAK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5322872337587970816</id><published>2010-01-04T06:32:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T06:33:30.843-08:00</updated><title type='text'>KURTULUŞ İÇİN TEK UMUT</title><content type='html'>KURTULUŞ İÇİN TEK UMUT &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılda daha güzel günler göreceğimizi umudu kaç kişi taşıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar o kadar umutsuz ki yarın bile ne olacağını bilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar ülkemizi yönetenlerden umudu kestikçe, çalışarak, alın teri ve emeği ile refaha kavuşmak,  yoksulluktan kurtulma umudunu kaybettikçe, her geçen gün “İŞSİZLİK, YOKSULLUK” azalacağına arttıkça zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olduğu için insanlar “YOKSULLUKTAN KURTULMANIN TEK YOLU, UMUT” olarak şans oyunlarını görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi günleri10 numara, Çarşamba 5 + 1, Perşembe süper loto, Cumartesi sayısal loto, her hafta sonu toto, her ayın 9, 19, 29 unda piyango, her gün at yarışları, bir de iddia. İşimiz hep kumar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik iktidarda olan parti AKP yöneticileri faizi, kumarı “Müslüman” inancına göre haram demiyorlar mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türban takanda, takmayanda, oruç tutanda, hacısı da,  devlet eliyle kumar oynasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter ki; Memur, işçi, işsiz, yoksul iktidardan bir şey istemesin, işsizliğinden, yoksulluğundan, gelir adaletsizliğinden hükümeti sorumlu tutmasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çocukluğumda, hatta daha 20 – 25 yıl öncesine kadar böyle değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman da ülkemiz zengin değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zengini da az, fakiri çoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelir uçurumu bu kadar büyük değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zengin olanların sayısı çok azdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, fabrikatör, tüccar, büyük toprak sahibi kişilerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirlerdeki zenginlerin nasıl yaşadıklarını görmez bilmezdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sıra gazetelerde haklarında bazı haberler çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlçe, kasaba ve köylerdeki zengin veya varlıklı kişiler de bizim gibi yaşardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki evleri biraz daha iyi, yedikleri yemekler bizden farklıydı ama bizimle bir aradaydılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz vakurdular. Az konuşurlardı. İnsanlar onlara saygı gösterirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak onlar da zenginim diye insanlara tepeden bakmaz, fakirleri hor görmezlerdi. (Doğu ve güneydoğu Anadolu’da toprak ağalarından söz etmiyorum. Bu ülkemizin bu gün de halen kanayan yarasıdır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarını koleje göndereni de vardı, bizimle ayni okula da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakirlerinde bir umudu vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar “ben zengin olayım başkasına beni ilgilendirmez” diye düşünmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce ülkem zengin olsun, bu zenginlikten bana da pay düşer diye düşünürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın bu günden iyi olacağına inanırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların umudu vardı “okuyup adam olacağım” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakir ve zeki çocuklar devlet yatılı okullarında okuyabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek okulunu, üniversiteyi bitirenler iş bulabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torpil olmadan başarılı olanlar devlet kademelerinde yükselebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse çok zengin olmak hayali de kurmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kanaatkârdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalan, çırpanı, rüşvet alanı, yolsuzluk yapanı vardı ama çok azdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı yolsuzluk, rüşveti açığa çıkanlar utancından sokağa çıkamaz, terki mekân ederdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişileri bilen, tanıyanlar onların yüzlerine bakmaz, selam bile vermezlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, şimdi böyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu kadar çok işsiz, yoksul var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden insanlar geleceğinden umutsuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl oldu da bu günlere geldik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ülkemiz zenginleşti diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en zengin, en kalkınmış 20 ülkesi içinde 17. yiz diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin geliri bilmem kaç yüz milyar dolar oldu diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi başına milli gelir 10 milyar dolar diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gel gör ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde her yıl milyonlarca kişi işsiz kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanların çoğu sigortasız ve sendikasız, hiç birinin iş güvencesi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun sorumlusu kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bu gün değil, yıllardır “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUĞU” önleyemeyen partileri ve liderleri oylarımızla hep iktidar yaptığımız için olmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solcu, komünist oy vermeyin dediler, sendikalaşmaya izin vermediler, insanların bir araya gelmesini engellediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylarımızı hep aldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendileri zenginleştikçe, bizler yoksullaşmadık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günde ayni oyun oynanmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle yeni yıla ancak ve ancak “MİLLİ PİYANGONUN BÜYÜK İKRAMİYESİ” hayali ile giriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük ikramiye de ya bir kişiye veya en fazla 4 kişiye çıkacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya geriye kalanlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen barış ve kardeşliğin egemen olması dileği ile yeni yılınız kutlu olsun. 31.12.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5322872337587970816?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5322872337587970816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5322872337587970816' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5322872337587970816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5322872337587970816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/kurtulus-icin-tek-umut.html' title='KURTULUŞ İÇİN TEK UMUT'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-1806060057320149181</id><published>2010-01-04T06:31:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T06:32:45.163-08:00</updated><title type='text'>SORUMLU KİM?</title><content type='html'>SORUMLU KİM?&lt;br /&gt;İki gün önce Bursa Mustafa Kemal paşa ilçesinde maden ocağındaki GRİZU patlaması nedeni ile 19 işçi göçük altında kaldı ve hayatını kaybetti.&lt;br /&gt;Gazetelerin yazdığına göre maden ocağının “ARAMA RUHSATI” varmış. İŞLETME RUHSATI bile alınmamış.&lt;br /&gt;Yani kaçak çalışıyormuş. Bakan diyor ki “araştırma yapılacak, kusur varsa ceza kesilecek.” &lt;br /&gt;Maden işletme ruhsatı bile olmayan madende başka kusur olsa ne olacak, olamasa ne olacak? Bundan birkaç yıl önce İstanbul’da bir fabrika yanmış, onlarca işçi ölmüştü. Araştırma sonucu anlaşıldı ki; işyeri bile kaçakmış. Yine İstanbul Tuzla’da her yıl meydana gelen kazalar sonucu birçok işçinin hayatını kaybettiği gemi söküm atölyelerinin çoğu kaçakmış. Bunlar gibi yüzlerce binlerce kaçak işyeri yok mu? &lt;br /&gt;Bu işyerlerinin çoğunun kapısında;&lt;br /&gt; “ALLAH KORUSUN – BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM” yazar. Yani orada çalışan işçilerin iş güvenliği “ALLAHA” kalmış. Kayıtlı olan birçok işyerinde bile çalışan işçilerin birçoğu da sigortasız, sosyal güvencesi olmadan, kaçak çalışıyor. Bakan diyor ki; İş güvenliği olmayan iş yerlerinde çalışanlar şikayet etsin. Sigortasız çalışanlar şikayet etsin. Nasıl etsinler?&lt;br /&gt;Madenin kaza araştırma için 6 ay kapatılacağı haberi duyulunca bile işçilerin yürekleri cız diyor. &lt;br /&gt;Çünkü madenin 6 ay kapatılması demek işçilerin 6 ay eve ekmek bile götürememesi demek. &lt;br /&gt;İşsizliğin kol gezdiği bir ülkede bir iş bulmuşlar. Evlerine ekmek götürecek kadar olsun bir ücret alıyorlar. &lt;br /&gt;Ölümle burun buruna olduklarını biliyorlar. &lt;br /&gt;Bu gün arkadaşları, yarın kendilerinin ölebileceğini de biliyorlar. &lt;br /&gt;Ama iş güvenliğimiz yok; &lt;br /&gt;Sigortamız yok; Sendikaya girmemize iş veren izin vermiyor diye şikayetçi olsalar, Anında kapının önüne konacaklarını,  &lt;br /&gt;İşsiz kalacaklarını, &lt;br /&gt;Evlerine ekmek götürebilecekleri bir iş bulamayacaklarını da çok iyi biliyorlar.&lt;br /&gt;İktidar bile “ücret artışı istemeyin, aldığınız paranın yarısına çalışacak milyonlarca işsiz insan var” demiyor mu? &lt;br /&gt;ADALET VE KALKINMA PARTİSİ, 7 yıldır iktidarda ve bizlerden oy isterken “İŞSİZLİK, YOKSULLUK ve YOLSUZLUĞA” son vereceğim dememiş miydi? &lt;br /&gt;Bu gün ülkemizde halkın “ TOPLU İĞNE başı KADAR” bir sorunu varsa AKP iktidarının; GEÇMİŞ İKTİDARLARI, MUHALEFETİ, İŞVERENİ, İŞÇİYİ KİMSEYİ AMA KİMSEYİ SUÇLMAYA HAKKI YOK. &lt;br /&gt;Bunun TEK SORUMLUSU KENDİSİDİR. Kendileri ve yandaşları 7 yılda KARUN gibi zengin olurken 72 milyon insanı sadaka vererek bundan sonra kandırıp oyalayamaz. 14.12.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-1806060057320149181?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/1806060057320149181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=1806060057320149181' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1806060057320149181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/1806060057320149181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/sorumlu-kim.html' title='SORUMLU KİM?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4365726491583057819</id><published>2010-01-04T06:30:00.002-08:00</published><updated>2010-01-04T06:31:41.655-08:00</updated><title type='text'>YARGI ve YARGIÇLAR</title><content type='html'>YARGI ve YARGIÇLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi ile yönetilen “veya yönetildiğini söyleyen” her ülkede kuvvetler ayrılığı ilkesi “YASAMA – YÜRÜTME – YARGI” benimsenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkelerde her zaman en son sözü “YARGI” söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, AB gibi demokrasinin kökleşmiş olduğu söylenen ülkelerde yüksek yargı üyelerini “PARLAMENTO” seçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD de yüksek yargının en üst yargıcını ABD başkanı seçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama atadıkları bu yargıçlar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman atayan parti veya kişilerin yandaşları değil, uzun yıllar, bilgisi, tecrübesi, anayasa ve yasalara bağlılığı ve verdiği adil kararlarla ülkede herkes tarafından kabul gören kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 5 yıl önce ABD seçimlerinde kimin başkan olacağına YÜKSEK YARGI karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD de “muhalefet partisinin ve rakibi başkan adayının telefonlarını dinletti diye NİKSIN, yalan söyledi diye “bir kez yalan söyleyen başka zaman da söyler diye” CILINGTIN”  hakkında kendi atadıkları yargıçlar tarafından soruşturma açılıp yargılandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse de “OLMAZ BÖYLE ŞEY” demedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü “HUKUK BİR DEFA UYGULANMAZSA” başkası da ayni şeyi yapar” diye düşündüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik bir ülkede, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidar isterse halkın oylarının % 70 ini alarak iktidara gelmiş olsun, yetki ve uygulamaları yürürlükteki ANAYASA VE YASALARLA sınırlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamentonun çıkardığı yasaların Anayasaya uygun olup olmadığını “ANAYASA MAHKEMESİ”, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidarın aldığı kararların, uygulamaların yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığını “BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ ve DANIŞTAY”,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı harcamaların yasalara uygun olup olmadığını “SAYIŞTAY” denetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani en son karar mercii YARGIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEMOKRATİK, HUKUK DEVLETİNDE BU DURUMDAN HİÇ KİMSE ŞİKÂYETÇİ OLMAZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik, hukuk devletinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - YASALAR ADİL VE EVRENSEL HUKUK KURALLARINA UYGUN OLMALIDIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - YARGI BAĞIMSIZ, anayasa ve yasalara karşı taraf, bütün fikir, düşünce, dini inanç ve ırklara herkese karşı TARAFSIZ ve ADİL OLMALIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik hukuk devletinde, hak arayan herkes “YARGIYA BAŞVURUR.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, halkın yargıya güveni yoksa o ülke nasıl “HUKUK DEVLETİ OLABİLİR?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkede herkes, her kurum bilerek veya istemeden yanlış karar verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış kararı “MAHKEMELER, YARGIÇLAR, HATTA EN ÜST YARGI KURUMLARI” vermiş olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yinede hakkımızı arayacağımız yer bir üst YARGIDIR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARGI NASIL TARAFSIZ OLUR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıçlar, siyasi iktidarın kontrolünde olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verdiği karalar sonucu soruşturma, sürgün, terfi korkusu olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargının, çalışacağı yer, teknik donanım ve personel yönünden bir eksiği olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıda görev alan herkesin “yargıç, savcı ve diğer personel” maddi yönden bir sıkıntısı olmayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargının, bütçeden ayrılan payı siyasi iktidarın iki dudağı arasında olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıç ve savcıların atama, yükselmelerinde ve tayinlerinde siyasi iktidar söz sahibi olmayacak, adil bir sistem oluşturulacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek yargıda görev alanların seçimlerinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O güne kadar verdiği kararlarda, liyakat, başarı bilgi, tecrübe, anayasaya bağlılık ve verdiği adil kararlar ülkede herkes tarafından kabul edilmiş kişilerden olacak şekilde bir DEMOKRATİK sistem olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıçların verdiği kararlar veya uygulamaları hakkında şikâyetler olursa, bu konuda yine onların üstü yargı kurumu ve yargıçlar söz sahibi olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkede;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürütme “hükümet” yasama “parlamento çoğunluğu” iç içe girmişse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası siyasi partiler ve seçim yasası demokratik olmadığı için parlamentonun kimlerden oluşacağına siyasi parti liderleri karar vermekte ise, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda yürütme ve yasama tek başına “BAŞBAKANIN” kontrolündedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele siyasi iktidarın istediği yasaları istediği gibi çıkaracak hatta anayasayı bile değiştirecek bir çoğunluğu varsa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, siyasi iktidar, demokratik veya değil anayasa ve yasaları istediği gibi değiştirip, istediği kişileri istediği görevlere kolaylıkla getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin bütün kademelerinde örgütlenip, “çıkardığı yasalara uygun, ama hukuka ve demokrasiye aykırı” uygulamaların olduğu despot tek parti iktidarı kurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta güçlü devletlerin isteklerine hep “EVET” diyerek onların güçlü desteği ile iktidarda kalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkisinde olan polis gücü ile ülkede korku imparatorluğu oluşturmak isteyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin büyük çoğunluğu işsiz, yoksul, devletin şefkatine muhtaç ve cahil olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların din, inanç gibi kutsal değerlerini kullanarak onları kandırıp her seçimde oylarını alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın “gazete ve TV” leri kontrolüne geçirebilir veya aleyhine yazıp konuşmalarını baskı ile engelleyerek “HALKIN DOĞRULARI ÖĞRENMESİNİ” engelleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin bütün kadrolarına kendi yandaşlarını getirebilir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete ve TV lerde aleyhine tek bir söz ve yazı çıkmasına izin vermeyip, sadece kendi propagandasını yaptırabilir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece gerçekleri bilmeyen halk her seçimde o partiye oy verdiğinden iktidarını uzun bir zaman sürdürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu siyasi iktidarın Anayasa ve yasalara aykırı hukuksuz uygulamalarına dur diyebilecek tek kurum yine “YARGIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, iktidarda hangi parti olursa olsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasiye, insan haklarına, hukuka, adalet ve özgürlüklerimize sahip çıkmak için  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARGI ve YARGIÇLARIN, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİYASİ İKTİDARLARIN KONTROLÜNE GEÇMESİNE KESİNLİKLE İZİN VERMEMELİYİZ. 21.11.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4365726491583057819?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4365726491583057819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4365726491583057819' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4365726491583057819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4365726491583057819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/yargi-ve-yargiclar.html' title='YARGI ve YARGIÇLAR'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6067874558281546470</id><published>2010-01-04T06:30:00.001-08:00</published><updated>2010-01-04T06:30:49.375-08:00</updated><title type='text'>TRAFİK RAPORU</title><content type='html'>TRAFİK RAPORU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmaya göre, Türk'ler trafik kurallarına uymayı "ZAMAN KAYBI" olarak görüyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik canavarı olmamızın nedeni, kişilik zaaflarımız, ihmalimiz, adamsendeciliğimiz, kaba cesaretimiz, bilgisizliğimiz, hız merakımız, ciddiyetsizliğimiz, kural tanımazlığımızmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayni araştırmaya göre, yüksek eğitimli özel araç sürücüleri, taksi ve otobüs sürücülerine göre trafik kurallarını daha çok çiğniyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik polisleri haksız baskılara maruz kaldığından kural çiğneyenlere toleranslı davranıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşük ücret almaları rüşvet riskini arttırıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasal yetkilerini kendi kişisel güçleri olarak algılıyorlarmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki trafik görevlisinden dörtte biri hiçbir trafik kursu almamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazaların % 98 zi sürücü, yolcu ya da yaya olarak insan unsurundan kaynaklanıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde otobüs firması ve otobüs sayısı, AB üyesi ülkelerin toplam otobüs firması toplamından fazlaymış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolcu taşımacılığının % 96 sı, yük taşımacılığının % 89 u karayolu ile yapılıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karayolları genel müdürlüğüne bütçeden ayrılan pay 1980 li yıllarda % 13 iken gün geçtikçe daha da azalmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM TRAFİK ARAŞTIRMA KOMİSYONU tarafından aylarca yapılan araştırmalara göre; &lt;br /&gt;— Sürücü belgesini yeni alanların kazalar içindeki payı ilk yıl %30, ikinci yıl 17, üçüncü yıl 11 imiş. Bu nedenle 1 - 2 yıl geçici sürücü belgesi verilmesi, bu süre sonunda sicili temiz çıkarsa sürekli ehliyet almağa hak kazanması önerilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Büyük şehirlerde meydana gelen kazalara daha çok kırsal bölgelerden göç ederek gelenler karışıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Karayollarında işaret levhalarının % 30 u çalınma ve kurşunlanma gibi nedenlerle her yıl zorunlu olarak değiştiriliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Trafik kazaları genellikle düz yollarda ve kavşaklarda meydana geliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Şehirlerde OTOPARK SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ trafik güvenliği açısından büyük önem taşıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Şehir içi polisleri gündüz mesailerinin % 30 unu hatalı park yapan araçların kaldırılması için harcıyormuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOMİSYONUN ÖNERİLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— RTÜK' ün kapatma cezası verdiği TV ler cezalı oldukları sürelerde trafik eğitimi programı yayınlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Valiler ve üst düzey yöneticiler, KIRMIZI IŞIKTA DURMA ayrımsız örnek olarak katılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Ülkemizde karayolu taşıma kanunu yoktur, biran önce çıkarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Süre açısından uçakla yarışacak bir demiryolunun olması kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Bir yıl içerisinde 5 kez kırmızı ışıkta geçen, hatalı sollayan, hız kuralına uymayan sürücüler, psikoteknik denetimden geçsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Otobüs işletmecisi olacaklarda ağır suçtan hüküm giymeme, trafik kuralını ihmal etmemiş olma şartı aransın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Araçların plakası, taşıt yerine taşıt sahibine verilerek taşıt yerine sahibi izlensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Park yeri göstermeyen kişilere araç satılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Yol kenarlarını manava çeviren satıcıların ticari faaliyetleri engellensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— Ülke genelinde tekbir acil yardım telefonu kullanılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu araştırma sonuçları 10 yıl önce yayınlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisi dikkate alındı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'ya yürüyen babaya verilen sözler, her gün onlarca kişinin trafik terörüne kurban giderek yaşamını yitirmesi ve sakat kalması bile TBMM den trafik yasasının çıkmasını sağlayamıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partilerimiz, milletvekillerimiz, Belediyelerimiz bu kadar duyarsız mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsteseler bir tatil yapmaz birkaç saat içerisinde bu yasayı çıkaramazlar mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyeler her mahalleye en az bir otopark yapamaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yapmıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba neden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duruma tepki göstermemiz, tepki verene destek olmamız için bizim de illa bir yakınımızı trafik terörüne kurban vermemiz mi gerek? 13.11.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6067874558281546470?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6067874558281546470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6067874558281546470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6067874558281546470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6067874558281546470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/trafik-raporu.html' title='TRAFİK RAPORU'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-3866300267086622899</id><published>2010-01-04T06:29:00.001-08:00</published><updated>2010-01-04T06:29:48.545-08:00</updated><title type='text'>19 YIL ÖNCE</title><content type='html'>19 YIL ÖNCE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde “Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, Turgut Özal’ın ziyaretinden 19 yıl sonra bu kente gelen ilk cumhurbaşkanı” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 yıl önce cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL, Tunceli’yi ziyaret ettiğinde ben Tunceli kadastro Müdürü olarak görev yapıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 ay önceden Cumhurbaşkanının Tunceli’ye geleceği belli olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özal, 1983 ve 1987 seçimlerini kazanarak tek başına güçlü bir iktidarın başbakanı olarak görev yapmış şimdi de 12 Eylül 1980 darbesinin generalinin yerine cumhurbaşkanı olmuştu. Üstelik başbakanlığı kendi sözünden çıkmayacak bir kişiye bırakmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle çok güçlü bir konumdaydı. Sözüne kimse itiraz edemez, her sözü emir kabul edilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle Valide haklı olarak kaygı ve telaş vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunceli hükümet konağı o zaman merkezde ALPDOĞAN mahallesinde (sonradan MOĞOLTAY mahallesi oldu.) iki katlı eski askeri kışla binasındaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye, Emniyet müdürlüğü ve Jandarma garnizonu hükümet konağının etrafında bulunmaktaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir meydanı da bu binaların önünde bulunan park (Atatürk heykeli de bu parkın içindeydi) ve ana cadde idi. Bankalar, öğretmen evi de bu meydanın etrafındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valilik, hükümet konağının üst katındaydı. Burada büyükçe bir toplantı salonu vardı. Cumhurbaşkanına brifingin burada yapılmasına karar verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valilik, Defterdarlık, Emniyet ve ilgili diğer resmi kurum yetkilileri neler yapılmalı konularında toplantılar yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masraflar için ödenekler seferber edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet konağında boya, badana ve temizlik yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konak içindeki bütün birimlere temizlik ve diğer konularda talimatlar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brifing salonuna tek parça halıfeks alınıp serildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel masa –sıralar, özel kağıt, bloknot, kalem ve kalemlikler alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brifing için özel renkli cam Malatya’dan getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vali brifing sırasında söyleyecekleri ve nasıl davranacağı konusunda günlerce provalar yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler yiyeceği, içeceği öğrenildi. Hiçbir yiyecek ve içecek açık olmayacaktı. Cumhurbaşkanı bir şey yiyeceği veya içeceği sırasında onun önünde korumalar tarafından açılacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet konağında çalışan herkese “cumhurbaşkanının geldiği gün” hükümet konağına giriş kartı dağıtıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı geldiğinde Tunceli’de ki bütün resmi kurum müdürleri olarak bizler alt kattaki toplantı salonunda hazır bekleyecektik. Elimizde kurumumuza ait sorulduğunda anında yanıt verilecek ve gösterilecek her türlü bilginin olduğu dosyalar olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 11.00 de personele izin verilecek ve brifingten sonra Cumhurbaşkanı “eğer meydanda kalabalık varsa” konuşma yapacağından şehir meydanında olmaları söylenecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah hükümet konağına geldiğimde kapıda sivil polisler vardı. Hepsi de yabancı idi. Giriş kartım olduğundan kolayca girdim. Odama gittiğimde kapımda yine bir sivil polis vardı. Bana kibarca günaydın dedi ve benimle beraber odama girdi. Bir çay söyledim. Çayını içtikten sonra teşekkür etti ve koridora çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrendiğime göre sabah erkenden birçok oda aranmış, hükümet konağı dışında olan resmi kurum müdür ve amirleri giriş kartı olmadığı için hükümet konağına girememiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 10.00 “memurlara izin verin” emri gelince herkesi serbest bıraktık. Daire Müdürleri elimizde dosyalar toplantı salonunda toplandık. Dışarı çıkmamız yasaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerce orada hiçbir şeyden habersiz bekledik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra şehir meydanından alkış ve haykırışlar duyulmaya başladı. Bir müddet sonra o seslerde kesildi. Ne olduğundan hiç haberimizde yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saat sonra Köy Hizmetleri Müdürü telsizi ile dışarıdaki elemanını aradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladık ki; cumhurbaşkanı 1 saat kadar önce helikopter ile Tunceli’den ayrılmıştı. Bundan bizim de, kapımızda nöbet tutan polislerinde haberi yoktu. Bunu onlara söyledik. Polislerde bunun doğru olduğunu anlayınca bizi azat ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı çıkınca öğrendik ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL, geldiğinde meydanı dolu görünce hemen konuşma yapmış. Daha sonra brifing salonuna geçmiş. Kısaca validen bilgi alıp, birkaç soru sorduktan sonra, yanına valiyi de alarak helikopter ile Ovacık ilçesine gitmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brifinge katılmak için hazır bekleyen diğer müdür ve amirlerde arkasında araçları ile yola çıkmışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanının gelişi ve gidişi en fazla 1 – 1,5 saate olup bitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin bize haber vermek aklına gelmemiş. 30 – 40 kişi elimizde dosyalarla saatlerce boşuna beklemişiz. Ne cumhurbaşkanını görebildik ne de sesini duyabildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte 19 yıl önce cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL Tunceli ziyareti böyle oldu. 06.11.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-3866300267086622899?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/3866300267086622899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=3866300267086622899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3866300267086622899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3866300267086622899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/19-yil-once.html' title='19 YIL ÖNCE'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6687238733397099538</id><published>2010-01-04T06:28:00.001-08:00</published><updated>2010-01-04T06:28:57.522-08:00</updated><title type='text'>AKP Yİ BİTİRMEK</title><content type='html'>AKP Yİ BİTİRMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP yi ancak,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Suçu hep başkasına atması, Darbe ve AKP yi bitirme planı iddiaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Önleyemedikleri “İŞSİZLİK, YOKSULLUK ve YOLSUZLUKLAR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-DP ve ANAVATAN partisinin birleşmesinden sonra güçlenecek ve barajı geçecek bir merkez sağ parti (DP) bitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Suçu hep başkasına atması, Darbe ve AKP yi bitirme planı iddiaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk bu konuda ne düşünüyor, ne diyor? Halk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ülkemizde bir askeri darbe olabileceğine inanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nin devletin bütün kademelerine kendi yandaşlarını getirdiğini düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bütün bu iddialar için kim doğru söylüyor, kim yalan buna karar veremiyor. Ayrıca ne olursa olsun askerin, ordunun yıpratılmasına karşı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bundan önce de defalarca “darbe yapacaklar, dindar cumhurbaşkanı istemiyorlar, demokrasiye karşılar, AB ye girmemizi engelliyorlar” dediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk onlara inandı oy verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstedikleri kişiyi cumhurbaşkanı yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstedikleri kişiyi meclis başkanı yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunlar yetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine karşı olan herkesi “demokrasi düşmanı, darbe yanlısı” ilan ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerce kişinin sabahın köründe evini bastılar, gözaltına aldılar, tutukladılar. Haklarında dava bile açılmadan aylarca hapiste tutuldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama 2 yılı aşkın bir güre geçti bu iddialar halen kanıtlanamadı. Davalar devam ediyor, insanlar hapishanede çile çekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de “AKP yi devirme planları yapıldı” iddiaları gündemde.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medya bu haberleri ülkede yer yerinden oynuyormuş, bütün insanlar “DEMOKRASİ ELDEN GİDİYOR” diye ayağa kalkmış gibi veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak halkın arasına girseler görecekler ki bu haberle medyada ne kadar çok verilirse verilsin, gazetelerde ne kadar büyük puntolarla çıkarsa çıksın “HALK İLGİSİZ.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası halkın büyük çoğunluğu “Anayasayı bile değiştirecek bir çoğunlukları var, istedikleri her yasayı çıkarıyorlar, bu iddialar doğru olsa bu güne kadar her şeyi açığa çıkarırlardı” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Önleyemedikleri “İŞSİZLİK, YOKSULLUK ve YOLSUZLUKLAR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan, biz 3 ( Y ) ile “YASAKLAR, YOKSULLUK, YOLSULLUK” mücadele edeceğiz diyordu hiç birini yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel kriz gelmeden önce var olan yoksulluk ve işsizlik 2 ye katlandı. Başbakan “bize teğet geçecek” dedi. Doğru, zengine, varlıklıya, bankada parası olana kriz teğet geçti. Ama milyonlarca vatandaşı tam kalbinden delip geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuzluklar önlenemedi. İktidara yakın olanlar kısa sürede zengin oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasakların ise hiç biri kalkmadığı gibi korku imparatorluğu oluştu. Herkes telefonun dinleniyor mu korkusunu taşımaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yinede bütün bunlar AKP yi bitirmeye yetmez. Çünkü 2007 seçimleri öncesinde de benzer yakınmalar vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlara varan insan CUMHURİYET MİTİNGLERİNE katılmış AKP iktidarını protesto etmişti. Başta kara denizde fındık üreticileri olmak üzere ülkemizdeki çiftçiler ayaklanmış AKP iktidarının tarım politikalarını protesto etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama seçimlerde AKP oyunu arttırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neden böyle oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü AKP den memnun olmayan eski merkez sağ parti seçmenlerin gidecek bir partisi yoktu. Toplumda öyle bir hava estirilmişti ki, CHP laik yani dinsizdi. MHP ise ırkçı, milliyetçi idi. Kendileri ise dindardı. Siyaseti herhangi bir çıkar için değil halka hizmet için, Allah için yapıyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki büyük sermaye AKP iktidarından şikâyetçi değildi. Özelleştirmelerden, imar rantlarından payını alıyordu. Dünyada ekonomide bahar havası vardı. AKP iktidarını devam ettirebilmek için AB nin her dediğini yapıyordu. Başka bir parti aramaya ne gerek vardı? Bu nedenle bütün güçleri ile AKP yi desteklediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise iş adamları AKP iktidarından korkuyor. TÜSİAD a başkan bulunamıyor. İktidarı biraz eleştirenlere vergi denetmenler gidiyor. Korkuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-DP ve ANAVATAN partisinin birleşmesinden sonra güçlenecek ve barajı geçecek bir merkez sağ parti (DP).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP den memnun olmayanların oyu CHP ve MHP ye gitmeyebilirdi ama eğer DYP – ANAVATAN PARTİSİ birleşir ve merkez bir sağ parti olursa AKP en azından tek başına iktidar olamazdı. 2007 seçimleri öncesi “artık bileşti denilen” olay birden son buldu. Birileri tarafından anlaşma ve birleşme engellendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün birleşme engellenemeyecek bir kararlılıkla devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nin ne yapmak istediği, gerçek yüzü açığa çıktı. Eğer merkez sağdaki birleşme DP de sağlıklı olarak devam ederse ilk seçimde AKP iktidarı sona ereceği gibi barajın altına dahi düşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ABD yi de unutmamak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD 7 yıldır AKP iktidarına destek veriyorsa, ORTADOĞU, AFGANİSTAN ve AVRASYA da yapmak istedikleri için ihtiyacı olduğundandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Türkiye de AKP değil başka bir parti iktidarda olsa idi, ABD Irak, Afganistan ve Avrasya ülkelerinde yaptıklarının hiç birini yapamazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD yine de ayni şeyleri yaparsa % 99 zu Müslüman olan bir ülke kamuoyu Müslümanlar bombalanıyor, katlediliyor diye ayağa kalkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, AKP iktidarını destekleyerek onun yardımlarını aldı, hem de, milyonlarca Müslüman yaşlı, genç, çoluk, çocuk insanı katlettiği gibi işkenceler yaptı, AKP iktidarda diye “dindarız, Müslüman’ız” diyen hiç kimseden ses çıkmadı.  ABD nin yaptıklarına karşı çıkan solcular ise güvenlik güçlerince coplandı, tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye de AKP den başka hiçbir parti bunu yapmazdı. ABD ye, Irak ve Afganistan işgali için ve bu milyonlarca insanın bombalanarak öldürülmesi için ABD destek vermezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle ABD bundan sonra da AKP iktidarının yine devamını isteyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bıçak kemiğe dayandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP den umut kesildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhakkak bir yolu bulunacak, iktidardan gitmemek için elindeki iktidar olanaklarını ve devlet gücünü kullanan AKP iktidarı, ABD desteği olsa da ilk seçimlerde son bulacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün yaptıklarının hesabı da muhakkak sorulacaktır. 29.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6687238733397099538?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6687238733397099538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6687238733397099538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6687238733397099538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6687238733397099538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/akp-yi-bitirmek.html' title='AKP Yİ BİTİRMEK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4422534611524357412</id><published>2010-01-04T06:27:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T06:28:01.447-08:00</updated><title type='text'>ZENGİN OLMAK!</title><content type='html'>ZENGİN OLMAK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zengin olmayı kim istemez? Yediğin önünde, yemediğin ardında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmak yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harca, harca para bitmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğin yere istediğin zaman gidersin. İstediğini istediğin zaman alısın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat nasıl zengin olunur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar paran varsa zengin sayılırsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar "her mahallede bir milyoner" sloganı ile oy toplanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık 5.000 – 10.000 TL paran olanlar bile zengin sayılmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyangoda en büyük ikramiye büyüdükçe büyüyor. Sayısal loto da verilen ikramiyeler arttıkça loto oynayan o kadar çok oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık alın teri ile para kazanmak modası geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocuklarımın boğazından haram lokma geçmedi" sözü unutuldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müteahhitlerin yaptığı evler yıkılıyor, binlerce kişi ölüyor, vicdan azabı duyulmadığı gibi suçu kimse sahiplemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftçinin ürünü para etmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergiler zamanında ödenmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyeler, işverenler işçilerden kestikleri paraları SSK ya, verdileri vergi dairesine ödemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuzluklar, rüşvet önlenemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa sürede zengin olanların nasıl zengin olduğu bilinse bile ayıplanıp, kınanacağına "BRAVO, İŞİNİ BİLİYOR. KISA SÜREDE KÖŞEYİ DÖNDÜ" diye hayranlık duyuluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes gemisini kurtarmağa bakıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarına ne olduğunu düşünmüyor, umursamıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV de sanatçı denilen kişilerin çamur banyoları, aşk hayatları, evleri, çılgınlıkları hayranlıkla izlenip onlara özeniliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu paraları nereden buluyorlar? Sorusunu kimse aklına getirmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyangodan, lotodan büyük para kazandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakınımızdan miras kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız işten yüklüce bir para geçti elimize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmak, bu parayı üretime yatırmak aklımıza bile gelmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parayı yüksek faize, repoya, borsaya, devlet tahviline, dövize, altına yatırıp sırt üstü yatmak, hiç çalışmadan paramızla para kazanmak, gününü gün etmek, kazancı zevk ve sefada harcamak hayali kuruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu şekilde zengin olmak ve bu şekilde yaşamak hayalleri kuruyorsak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle zengin olmaya, böyle yaşamağa karşı çıkmıyorsak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuksuzluktan, dokunulmazlıktan, yakınmıyorsan, Deniz fenerinden, imar rantından, EĞER ALINTERSİZ, KAZANIP ZENGİN OLMAKTAN yana isen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düzenden, hayat pahalılığından, işsizlikten, yolsuzluktan, iç borçtan, dış borçtan, kısaca hiçbir şeyden yakınmağa hakkımız yok. 13.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4422534611524357412?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4422534611524357412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4422534611524357412' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4422534611524357412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4422534611524357412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2010/01/zengin-olmak.html' title='ZENGİN OLMAK!'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5145524247316562625</id><published>2009-10-02T12:57:00.001-07:00</published><updated>2009-10-02T12:57:42.004-07:00</updated><title type='text'>BİZİM ÇOCUKLARIMIZ</title><content type='html'>BİZİM ÇOCUKLARIMIZ&lt;br /&gt;50 yaşın üzerindeki bizlerin anne ve babalarının çoğu cahil veya en fazla ilkokul mezunuydu. &lt;br /&gt;O yıllarda Ortaokul, özellikle lise mezunu parmakla gösterilirdi. Memurların bile çok azı lise mezunuydu. &lt;br /&gt;Anne ve babalarımız bizi canlarından çok sevdiklerini bilirdik. Okumamızı isterlerdi. Meslek öğrenmemizi isterlerdi. &lt;br /&gt;Fakat yazın tarlada, babamızın işyeri varsa onun yanında veya bir esnafın yanında çırak olarak çalışırdık çoğumuz. &lt;br /&gt;Çalışmayanlar ailesinin durumu çok iyi olanlarla bazı memur çocuklarıydı. O zamanlar memurların durumu şimdikinden kat be kat iyiydi. &lt;br /&gt;Okul zamanı geldiğinde de okula giderdik. &lt;br /&gt;Babamızdan, annemizden, öğretmenlerimiz ve ustalarımızdan dayak yerdiğimiz olurdu. &lt;br /&gt;Ama bu dayaklar acımasızca, dövülmeler değildi. &lt;br /&gt;Gerçi enderde olsa acımasız öğretmen ve ustalar olurdu. &lt;br /&gt;Babamızdan, annemizden, aile büyüklerinden, ustamızdan, öğretmenlerimizden korkar ama onlara saygıda kusur etmezdik. &lt;br /&gt;Onların yanında konuşamazdık. &lt;br /&gt;Babamızın gelirini bilir almaya gücünün yetmeyeceği bir şey isteyemezdik.  &lt;br /&gt;Onlar alırsa giyer, ne alırsa yerdik. &lt;br /&gt;Zorunlu olarak bir istediğimiz olursa annemize söylerdik.&lt;br /&gt;Öğretmenlerimizden, ustamızdan en küçük bir şikâyet ve sızlanmamızda “kim bilir ne yaramazlık yapmışındır” derlerdi. &lt;br /&gt;Ama bizler çocuklarımız çok el üstünde tuttuk, tutuyoruz. &lt;br /&gt;Her istediklerini yaptık. &lt;br /&gt;Onlar üzülmesin, yorulmasın, memnun olsun diye elimizden gelen her çabayı gösterdik. &lt;br /&gt;Bulduk, buluşturduk arkadaşlarından eksiği kalmasın istediklerini dedik.  &lt;br /&gt;Onlardan bir şey istemedik, hiç bir iş yaptırmadık. &lt;br /&gt;Arkadaşları ile gezip tozmalarına karışmadık, harçlıksız bırakmadık. &lt;br /&gt;Bizden daha iyi sigaraları içtiler, pahalı diye bizim hiç girmediğimiz, girmeye cesaret edemediğimiz Cafe, bar veya diskoya gittiler. &lt;br /&gt;Yazın biz işyerinde, tarlada çalışırken onlar arkadaşları ile kamplara gittiler. &lt;br /&gt;Markalı giydiler. &lt;br /&gt;Biz, onlar okuyor diye gurur duyduk.&lt;br /&gt;Ama bir çoğumuz yine de yaranamadık.&lt;br /&gt;Hep daha fazlasını istediler.&lt;br /&gt;Bazı istediklerini almaya gücümüz yetmeyince bize kızdılar.&lt;br /&gt;Bizi suçladılar. “Para yok” deyince “bul” dediler.&lt;br /&gt;Hatta bize isyankâr oldular.&lt;br /&gt;Ama “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK, ADALETSİZLİK ve GELİR DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİK” neden oluyor? Diye düşünmediler, duyarsız ve sesiz kaldılar. &lt;br /&gt;Bu ülkede sanki yoklar. &lt;br /&gt;Diploma aldığında da “neden iş bulmadım?” diye sormuyorlar. &lt;br /&gt;İş bulamayınca suçu yine babalarında arıyorlar. &lt;br /&gt;Bekir COŞKUN diyor ki; &lt;br /&gt;Ülkemizde, &lt;br /&gt;Üniversiteli ilgisiz. Ülkedeki sorunları umursamıyor bile. Siyasi partilerle ilgilenmiyor, sağdan soldan bihaber. Seçimlerde oy vermiyor, vermeyi de düşünmüyor. &lt;br /&gt;Ülke, dünya, çevre sorunları hakkında hiçbir fikri yok. Çoğu işsiz, harçlığını bile babası veriyor. &lt;br /&gt;İş bulup çalışanların da çoğu sigortasız. &lt;br /&gt;Şanslı veya torpilli olanlar asgari ücretle ve sigortalı çalışsa da sendika, iş güvencesi yok.&lt;br /&gt; Ama cep telefonu hem de kameralısı var. Babası en ucuz sigarayı içerken, o sigaranın en iyisini, en pahalı olanını içiyor. &lt;br /&gt;Markalı giyinip kızlı erkekli park, pastane, disko artık neresi olursa gidiyor, eğleniyor. &lt;br /&gt;Kitap, gazete okumak, TV, radyoda haber dinlemek yok. Hayat pahalılığı, enflasyon, sosyal güvenlik onlar için bir şey ifade etmiyor. &lt;br /&gt;Haksız mı?&lt;br /&gt;BABA&lt;br /&gt;Evimizin direği &lt;br /&gt;Altın gibi yüreği &lt;br /&gt;Eşek gibi çalışır&lt;br /&gt;Sanki sağmal ineği.&lt;br /&gt;Ona biz BABA deriz &lt;br /&gt;O getirir, biz yeriz &lt;br /&gt;Bulamayız dünyada &lt;br /&gt;Onun gibi bir keriz.&lt;br /&gt;Varlık, yokluk bilmeyiz &lt;br /&gt;Sıramızı vermeyiz &lt;br /&gt;Siparişler gelmezse &lt;br /&gt;Babamızı sevmeyiz. &lt;br /&gt;Hasta oldum diyemez &lt;br /&gt;Biz doymadan yiyemez &lt;br /&gt;Ne mankafa varlıktır &lt;br /&gt;Yeni bir şey giyemez.&lt;br /&gt;Etrafını sararız &lt;br /&gt;Köpek gibi dalarız &lt;br /&gt;Dediklerimiz olmazsa &lt;br /&gt;Anamızı salarız. &lt;br /&gt;YOKSA SUÇLU ÇOCUKLARIMIZDA DEĞİLDE BİZ MİYİZ? 26.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD DE HAUSTON KENTİNDE HER EVE POLİS TARAFINDAN DAĞITILAN ŞU BİLDİRİYE BAKTIĞIMIZDA BİRAZ DAHA GERÇEKÇİ OLABİLİRİZ. &lt;br /&gt;— DAHA KÜÇÜKKEN ÇOCUĞA İSTEDİĞİ HER ŞEYİ VERMEĞE BAŞLAYIN, BU ŞEKİLDE O, HERKESİN ONUN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK ZORUNDA OLDUĞUNA İNANACAKTIR. &lt;br /&gt;— KÖTÜ SÖZLER SÖYLEDİĞİ ZAMAN GÜLÜNKİ, BÖYLECE O KENDİSİNİN AKILLI OLDUĞUNA İNANACAKTIR. &lt;br /&gt;— ONA DÜŞÜNMEYİ VE BEYNİNİ KULLANMAYI HİÇ ÖĞRETMEYİN. 21 YAŞINA GELİNCE KENDİ KARARLARINI KENDİSİ VERSİN DİYE BEKLEYİN. &lt;br /&gt;— YERDE BIRAKTIĞI HER ŞEYİ KALDIRIN. KİTAPLARINI, AYAKKABILARINI, KIYAFETLERİNİ, ONUN İÇİN HER ŞEYİ SİZ YAPIN Kİ, O BÜTÜN SORUMLULUKLARINI BAŞKALARINA YÜKLEMEĞE ALIŞSIN. &lt;br /&gt;— ONA İSTEDİĞİ KADAR HARÇLIK VERİN Kİ, HİÇBİR ZAMAN KENDİ PARASINI KAZANMANIN NE OLDUĞUNU ÖĞRENEMESİN. &lt;br /&gt;— YİYECEK, GİYECEK KONFORLA İLGİLİ BÜTÜN ARZULARINI YERİNE GETİRİN Kİ, İSTEDİKLERİNE ULAŞMAK İÇİN ÇALIŞMAK GEREKTİĞİNİ ÖĞRENMESİN.&lt;br /&gt;— BÜTÜN BUNLARI VE BENZERLERİNİ YAPARAK YETİŞTİRDİĞİNİZ ÇOCUĞUNUZDAN BİR GÜN ÖZÜR DİLEYİN. &lt;br /&gt;— AMA ONU FELAKET DOLU BİR HAYATA HAZIRLADIĞINIZ İÇİN KENDİNİZE DE TEŞEKKÜR ETMEYİ UNUTMAYIN.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5145524247316562625?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5145524247316562625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5145524247316562625' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5145524247316562625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5145524247316562625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/10/bizim-cocuklarimiz.html' title='BİZİM ÇOCUKLARIMIZ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6312943304713932961</id><published>2009-10-02T12:55:00.000-07:00</published><updated>2009-10-02T12:57:02.575-07:00</updated><title type='text'>DOSTLAR, ARKADAŞLAR</title><content type='html'>DOSTLAR, ARKADAŞLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 40 – 50 yıl önce, Türkiye nüfusu bu kadar çok değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirler bu kadar büyük ve kalabalık değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama, kale mahallesinden eski İzmir garajına kadardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar mahallelerinde, işyerlerinde, çarşıda, kahvehanede, parkta birbirini bir gün görmese ertesi gün muhakkak görürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer göremez ise “sorar soruşturur, sağ, esen” olduğunu öğrenirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlar, arkadaşlar, haftada en az bir kez ailecek birbirlerine gider gelirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman telefon,  araba yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen kış demeden, yaz demeden küçük çocuğunu kucağına, omzuna alır demircilerden, şadırvanda aile ziyaretine giderdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailecek parkta buluşur çay, meşrubat içip sohbet ederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin derdi, sorunu varsa söylemesine gerek yok, arkadaşı anlar hemen ne gerekiyorsa “para, pul, angarya” yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olunca, çocuğu olunca, bir yakını ölünce, dara düşünce dostlar arkadaşlar yanındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olan, çocuğu olan, bir yakını ölen, dara düşen dostlarının arkadaşlarının yardımından hiç gocunmazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirdi ki onlardan birinin başına da ayni şey gelse o da aynisini yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şimdi öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Bergama ve kentler büyüdü. Bergama’da yerleşim ılıcaya kadar uzandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar birbirini görmüyor, birbirinden haber almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün sabit veya cep telefonlarımız, e-maillerimiz, arabalarımız var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama telefonun tuşlarına dokunup, okey oynamaya gitmek için bindiğimiz araba ile evine uğrayıp günlerce, haftalarca hatta aylaca görüp haber alamadığımız arkadaşımıza, dostumuza “seni uzun süredir göremedim, nasılsın?” diyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu neden yapamıyoruz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bizlikten çıkardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bencil yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Köşeyi dön de nasıl dönersen dön” deyip köşe dönmeciliğe alıştırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendinden başka kimseyi düşünme” dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Düşeni kaldırmaya uğraşma, bir tekmede sen vur” dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, elalemden sana ne?” dediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimiz bir tarafa savrulduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçim derdi, çoluk, çocuk, okul bitince çocuklara iş derdi birbirimizden parçalandık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük şehirlerde apartmanlarda ayni katta kapıları bitişik evlerde oturanlar birbirini tanıyamaz duruma geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlçemizde, kasabamızda da olsak her birimiz kendi derdimizin peşine düştük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acımasız bir düzende kendi derdimizle uğraşmaktan arkadaşımızı, dostumuzu arayıp soramaz olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün duyduk ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle arkadaşımız, okul arkadaşımız, askerlik arkadaşımız, iş arkadaşımız hastalanmış, günlerce, aylarca hasta yatmış ve ölmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hastalığından ne de ölümünden haberimiz bile olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunun nedeni acımasız “kapitalist sistem.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak, hukuk tanımayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayabilmek için kimseye acımayacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden başkasını düşünmeyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini kurtarmak, zengin olmak için ne yaparsan mubah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeş, arkadaş, dost hiç önemli değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistem devam ettiği müddetçe insanlıktan da çıkacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp, vicdan, insanlıktan bir haber olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, bu duygulara bağlı kalırsak yok olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahlar ne için yapılıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerini korumak için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldürmeyin beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, ne yapalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİMSENİN DİN, DİL VE KÖKENİ NEDİR DİYE BAKMADAN HERKESİN EŞİT OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ, ADİL DEMOKRATİK, EVRENSEL HUKUKUN EGEMEN OLDUĞU, SOSYAL BİR HUKUK DEVLET İÇİN NE GEREKİYORSA YAPMAYA NE DERSİNİZ? 25.09.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6312943304713932961?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6312943304713932961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6312943304713932961' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6312943304713932961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6312943304713932961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/10/dostlar-arkadaslar.html' title='DOSTLAR, ARKADAŞLAR'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-3331153804574321363</id><published>2009-10-02T12:54:00.000-07:00</published><updated>2009-10-02T12:55:31.817-07:00</updated><title type='text'>BERGAMA’NIN İŞGALİ</title><content type='html'>BERGAMA’NIN İŞGALİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVR anlaşması imzalanıp, ülkemiz “İNGİLİZ, FRANSIZ, İTALYAN ve YUNANLI” arasında paylaştırılınca, Yunan askeri İzmir’i işgal etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra Yunan işgal kuvvetleri İzmir’den Bergama’ya doğru ilçe ve köyleri işgal etmek için yürümeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah ve onun hükümeti “işgal kuvvetlerine, Yunan ordusuna direnmeyin, askerler silahlarını teslim etsin” demiş olsa da bazen siviller, bazen serbest kalan subaylar belli bölgelerde işgaline karşı direniş kuvvetleri oluşturuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’ya da bir subay geliyor. Bergama’nın eşrafı “sözü geçen kişiler” ile görüşüyor ve ikna ediyor. “İŞGALE KARŞI DİRENİLECEK.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine gençlerden bir direniş gurubu oluşturuluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’nın girişinde “EĞRİGÖL TEPESİNDE” mevzileşerek, Yunan askerinin  işgale karşı konulacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözcüler işgalci yunan askerlerinin yaklaştığını bildirince, subay komutasında EĞRİGÖL tepesinde geceden mevzi alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Bergama’da zenginlerden bazı kişiler (ülkemizde bir çok yerde olduğu gibi) padişahımız “direnmeyin” dedi diye buna karşı çıkanlarla, “Yunan ordusu güçlü, arkalarında İngiliz devleti var. Biz onlarla baş edemeyiz. Şimdi direnip durdursak bile daha güçlü gelirler ve hepimiz cezalandırıp, malımızı mülkümüzü elimizden alırlar” diye diren ilmesine karşı çıkıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece gizlice EĞRİGÖL tepesine giderek orada bulunan Bergama’ lı gençleri ikna ederek direnişten vaz geçiriyorlar. Bununla da kalmıyorlar subayı tutuklatıp, hapsediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün de Yunan işgal kuvvetlerini Bergama’nın girişinde karşılayıp onlara hoş deldiniz diyorlar. Subayı da onlara teslim ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Bergama hiçbir direniş olmadan işgal ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunan ordusu tarafından esir alınan o subay bir süre sonra hapisten kaçıyor. Tekrar kurtuluş ordusuna katılıyor ve kahramanca kurtuluş savaşı boyunca savaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 eylül 1922 de işgalci Yunan ordusu  İzmir’de denize döküldü ve İzmir işgalden kurtarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Bergama, Manisa tarafından gelen ordumuz tarafından işgalden kurtarıldı. 13 eylülde Soma, 14 eylül 1922 de, de Kınık ve Bergama işgalden kurtuldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi durumlar bütün ülkelerde olmuştur, olur ve halen olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler şahsi çıkarlarını ve canlarını korumak için düşmanla bile anlaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk bağımsızlık mücadelesine başladığında “biz 7 düvelle baş edemeyiz” demediler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları İngiliz, bazıları ABD mandası “SÖMÜRGESİ” olalım demediler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ATATÜRK hiçbir manda ve himayeyi kabul etmedi, Anadolu’da halkını işgale karşı direnişe ikna etti, düzeni bir ordu kurdu, yoktan var etti, bütün halkı “BAĞIMSIZLIK” konusunda bir araya getirdi ve düşmanı ülkemizden kovaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne İngiliz, ne Fransız, ne İtalyan ve nede ABD bizimle baş edemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş alanlarında kazandığımız özgürlük savaşını masa başında almak istediler ama yine ATATÜRK ve İSMET İNÖNÜ buna izin vermediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Atatürk ülkeyi “hiçbir şahsi çıkar hesabı olmayan ve can korkusu duymayan” gençliğe emanet etti. Bunun içinde gençliğe bir hitabe yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Türk Gençliği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk cumhurbaşkanıdır. Tek partili dönem yani kendi kurduğu, başbakan ve bakanlarını kendisinin atadığı CHP iktidarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat 1933'te Bursa Ulu cami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk farkındadır ki, Türkiye’nin “ÇAĞDAŞ ÜLKELER” seviyesine gelmesi, kalkınıp zenginleşmesi, aydınlık refah devleti olması için yapılan devrimleri anlamayan, kendi çıkarlarının ülke çıkarlarından üstün tutanlar bu günde vardır, yarında olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin geriye gitmemesi için uyanık olmak, kazanımlara sahip çıkmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk şikayet eden olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük yada en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.&lt;br /&gt;Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği! Der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk haklı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce bu sözler bu gün içinde geçerli mi? 12.09.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-3331153804574321363?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/3331153804574321363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=3331153804574321363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3331153804574321363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3331153804574321363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/10/bergamanin-isgali.html' title='BERGAMA’NIN İŞGALİ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-8744088326013646205</id><published>2009-10-02T12:44:00.000-07:00</published><updated>2009-10-02T12:54:03.444-07:00</updated><title type='text'>DEMOKRATİK AÇILIM</title><content type='html'>DEMOKRATİK AÇILIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızda 7 kıtada yüzlerce binlerce ırktan, kökenden insan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara derili, sarı derili, kızıl derili, beyaz renklileri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek Tanrılı, çok Tanrılı, inançlı, inançsız yüzlerce, belki binlerce inançta insan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızdaki 7 kıtada küçük, büyük 200 belki daha fazla ülke var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama dünyada sadece  iki sınıf  “EMEK ve SERMAYE” sınıfı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermaye sınıfı yani zenginler, yani üretim araçlarını “FABRİKA ve BÜYÜK  TOPRAK SAHİPLERİ” kendi ırk, din ve inancından bile olsa hangi ırktan, dinden, inançtan, soydan olursa olsun hiç fark etmez sömürüsünü devam ettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta farklı ırk, din, ve inançtan “SERMAYE SAHİPLERİ, ZENGİNLER” sömürülerini devam ettirmek için, düşman olsalar dile “EMEĞİ İLE GEÇİNENLERE KARŞI” işbirliği yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemin adına “KAPİTALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ” denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemde “HAK, HUKUK, ADALET” hep parası olanlar, zenginler için vardır. “ZENGİN İŞİNİ DAĞ BAYIR AŞIRIR, FAKİRİN İŞİ DÜZ YOLDA ŞAŞIRIR”  sözü tamda bunun için söylenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu sömürü düzeni varsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir dağılımı adaleti yoksa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin zengin olması, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli gelirin “10 BİN HATTA 50 BİN DOLAR” olması da, emekçiler için hiç fark etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli gelirden bazı kişiler ayda 10, 20 hatta 200.000 TL pay alırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişilerin ayda eline 200 TL bile geçmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede milyonlarca kişi zenginlerin veya devletin hayır kurumlarının vereceği  sadakaya muhtaç durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk diz boyudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir ülkede “DEMOKRATİK AÇILIM” yapılacaksa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir ülkede “IRK, DİN, CİNSİYET” ayrımı ortadan kaldırılacaksa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir ülkede “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK” önlenecekse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir ülkede “HUKUK EGEMEN KILINACAKSA”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, ülkede “KAPİTALİST SİSTEME” son vereceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ülkede “HUKUKU” egemen kılacaksın, hukukun bağımsız olmasını sağlayacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman ülkede ister iktidar ister muhalefet, “SİYASETİN HUKUKA MÜDAHALESİNİ” tamamen önleyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasetçilerin, ister milletvekili olmadan önce, ister daha sonra yüz kızartıcı “YANİ HIRSIZLIK, YOLSUZLUK, RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK” gibi suçları varsa bu suçlardan, dokunulmazlık zırhına bürünüp adaletten kaçmasını önleyecek, yargılanabilmelerini  sağlayacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede, tüm kesimlerin “ÖRGÜTLENMESİ ve HAK ARAMASININ” önündeki yasal engelleri ortadan kaldıracaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çalışanlara “GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLAR” vereceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalara,  üniversite öğretim üyesi ve öğrencilerine hatta kamu görevlilerine yani herkese tüm örgütlü bütün kesimlere, herkese “SİYASET YASAĞINI” kaldıracaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yapmadan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜRK AÇILIMI DA”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“TÜRK AÇILIMI” da yapamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“DEMEOKRATİK AÇILIM” İSE HİÇ YAPAMAZSINIZ. 31.08.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-8744088326013646205?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/8744088326013646205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=8744088326013646205' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8744088326013646205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8744088326013646205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/10/demokratik-acilim.html' title='DEMOKRATİK AÇILIM'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5880856787024037489</id><published>2009-08-14T11:46:00.002-07:00</published><updated>2009-08-14T11:47:54.092-07:00</updated><title type='text'>ANAYASA YAPMAK</title><content type='html'>ANAYASA YAPMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlükleri kısıtlayan yasakçı 1982 anayasanın bir çok maddesi bu güne kadar değişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yinede halkın büyük çoğunluğu (bende) yeni bir anayasa yapılmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANCAK BU ANAYASA NASIL VE KİMLER TARAFINDAN YAPILACAK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ANAYASALARI” nasıl ve  kim yapar?,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “ANAYASALARI” yapıldığı sırada ülke yönetimde egemen olan “ERKİ ELİNDE BULUNDURAN” güçlerin siyasi düşüncelerini yansıtır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - 1921 ve 1924 ANAYASALARI, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, o günün koşullarına ve tek parti iktidarına uygun olarak yapılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok partili döneme geçildikten sonra Demokrat parti 1950 yılında, tek parti dönemindeki seçim yasasına göre TBMM de aldığı oy oranının çok üstünde  bir çoğunlukla iktidar oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemde anayasada kuvvetler ayrımı ilkesi yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkarılan yasaların “ANAYASAYA” uygun olup olmadığına karar verecek “ANAYASA MAHKEMESİ” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarda olan partinin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı harcamalarını denetleyecek “SAYIŞTAY” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı haksız uygulamaları denetleyen “DANIŞTAY” yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM de çoğunluğu elinde bulunduran DP istediği gibi davranıyor, istediği yasaları çıkarıyor, devlet bütçesini istediği gibi, istediği yerlere harcayabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefeti kısıtlayabiliyor, basın üzerinde baskı kurabiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 – 1961 ANAYASASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde demokrasi yok oluyor, tek parti diktatör yönetimine gidiliyor diye 27 mayıs 1960 da askeri müdahalesi ile DP iktidarı devrildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetime  “ASKERLERDEN OLUŞAN MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ” geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜNİVERSİTE, SENDİKA, MESLEK ODALARI, HUKUKÇU BİLİM İNSANLARINDAN ve toplumun bütün kesimlerinden, oluşan bir “ANAYASAYI YAPACAK BİR KURUCU MECLİS” oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurucu meclis, 10 yıllık tek parti iktidarında olanları dikkate alarak,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidarlar çoğunluğum var, istediğini yaparım demesin,  Anayasa ve yasalara aykırı hareket edemesin, bir daha çok partili demokrasi kesintiye uğramasın diye anayasada “KUVVETLER AYRILIĞI” ilkesi benimsendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkarılan yasaların Anayasaya  aykırı olup olmadığını denetlesin diye “ANAYASA MAHKEMESİ, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi iktidarların keyfi uygulamaları olmasın diye DANIŞTAY, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet bütçesinin yasalara uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlesin diye SAYIŞTAY,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel mahkeme kararlarını denetlesin diye “YARGITAY” kurulmasına karar verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurulacak fabrikalar siyasi iktidarların istedikleri yere değil, ülkenin dengeli bir gelişme ve kalkınması için uygun olan yerlere kurulsun, insanlar iş bulmak için doğup büyüdükleri yerleri terk etmesin diye “DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI (DPT)” kurulması öngörüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidara gelen siyasi parti kendi çıkarları için kullanmasın, halk gerçekleri öğrensin, RADYOLAR (o zaman TV yok) tarafsız olsun, siyasi iktidarlar müdahale edemesin diye “TRT ÖZERK” oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BASIN”  tarafsız olsun, doğruları hiç çekinmeden yazsın diye “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ” benimsenerek, “BASIN HÜRDÜR, SANSÜR EDİLEMEZ” diye anayasaya hükmü kondu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanların haklarını koruyan “GREVLİ, TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLARI” kabul edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraksız köylü için “TOPRAK REFORMU”  öngörüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sosyal güvenlik yasası” kabul edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk anayasada yer alan haklarına sahip çıkmaya, kullanmaya başlayınca, o güne kadar devlet olanakları ile zengin olan ve ülke yönetiminde yıllardır söz sahibi olan “FABRİKA SAHİPLERİ, SERMAYE KESİMİ, TOPRAK AĞALARI, ŞIH VE ŞEYHLER” bundan memnun olmadılar. Kendilerinin destekleyip iktidar yaptığı AP iktidarda olsa bile anayasa ile verilen hakları demokratik bir dönemde geri alamayacaklarını anlayınca,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 mart 1971 askeri muhtırası ile, AP iktidarının devrilmesini sağladılar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BU 1961 ANAYASASI HALKIMIZA ve ÜLKEMİZE BOL GELDİ” dediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAYASA ve YASALARDA” kendi istedikleri değişiklikleri yapacak bir hükümet kurdurdular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ülkede sıkıyönetim ilan edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi - emekçi önderleri, aydın, sanatçı, bilim insanı demokrat binlerce kişi cezaevlerine  atıldı, işkencelerden geçirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bütün bu baskı, sindirme ve işkenceler halkı yıldırmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan ilk seçimlerde, “12 MART ASKERİ DARBESİNE KARŞI ÇIKAN, DEMOKRASİYİ ve EMEKÇİ HAKLARINI” vaad eden CHP en fazla oyu alıp birinci parti oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün baskı ve sindirmeyi, “MİLLİYETÇİ CEPHE HÜKÜMETLERİ” ile bile başaramayınca, ülkemizde terör, kimliği meçhul cinayetler ve anarşi alabildiğine arttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bahane edip “ülkemizde can güvenliği kalmadı diyerek  “12 EYLÜL 1980 de  ASKERİ DARBE” yapıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamento ve siyasi partiler kapatıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü demokratik hakkın kullanılması, hak arama yasaklandı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 mart 1971 askeri muhtırasından çok daha kötü bir şekilde yine işçi - emekçi önderi, aydın, sanatçı, bilim insanı demokrat binlerce kişiyi cezaevlerine  atıldı, işkencelerden geçirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 – 1982 ANAYASASI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “ASKERİ KONSEY” tarafından yeni bir anayasa yapmak üzere “DANIŞMA MECLİSİ” oluşturuldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak arama ve örgütlenmeyi olanaksız kılan tamamen “YASAKÇI BİR ANAYASA” yaptırıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa halk oylamasına sunulurken aleyhine konuşmak yasaklandı. Anayasa “HAYIR” denirse askeri yönetim devam edecek denildi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk, aleyhte konuşmak yasak olduğu, doğruları öğrenemediği ve “askeri yönetim devam etmesin” diye anayasaya evet oyu verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasakçı anayasanın bir çok maddesi siyasi partilerin uzlaşması sonucu 1990 dan sonra değiştirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak anayasada hala daha anti -  demokratik hükümler yer almakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 – YENİ SİVİL ANAYASA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün “AKP, SİVİL ÖZGÜRLÜKÇÜ YENİ BİR ANAYASA” yapalım diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki nasıl yapılacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP diyor ki; TBMM de yapılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski TBMM başkanı sayın Köksal TOPTAN, yeni bir anayasayı TBMM değil “YENİ ANAYASAYI KURUCU MECLİS YAPMALIDIR” demişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acaba bunun için mi yeniden TBMM başkanlığına aday gösterilmedi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün, siyasi partiler ve seçim yasası demokratik mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son seçimlerde parlamento “TBMM” partilerin aldıkları oya göre demokratik bir şekilde mi oluştu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer % 10 barajı olmasa, seçim yasası demokratik olsaydı, 22 temmuz 2007 seçimlerinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nin aldığı % 47 oy ile TBMM de bu gün 338 milletvekili değil 258 milletvekili olacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani tek başına iktidar bile olamayacaktı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik 27 mart 2009 yerel seçimlerinde oyu % 38 e düştü ki, bu tüm seçmenlerin 1 / 3 nün oyudur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin milletvekili olacağına liderler değil parti üyeleri karar verseydi, şu anki milletvekilleri yerine “her partide” belki de başkaları milletvekili olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişiler liderlerinin değil halkın taleplerine göre hareket edeceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün aldığı oy oranı ile TBMM de hak etmediği bu çoğunluğu sahip olan AKP sanki gerçekten “HALKIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNU TEMSİL EDİYORMUŞ” gibi yeni bir anayasayı yapmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “DEMOKRATİK BİR SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM YASASI YOKSA, KİMİM MİLLETVEKİLİ OLACAPINA HALK DEĞİL LİDERLER KARAR VERİYORSA, % 10 SEÇİM BARAJI VARSA, BAZI PARTİLERE HER YIL “SEÇİM ZAMANI 2 KAT” DEVLET BÜTÇESİNDEN TRİLYONLARCA PARA AKTARILIYORSA, OY ALMAK İÇİN İKTİDAR PARTİLERİ YSK NU BİLE DİNLEMEDEN  DEVLET OLANAKLARINI KULLANIYORSA”  seçimler sonucu parlamento demokratik bir şekilde oluşabilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bütün bunlar olmasa bile “YENİ BİR ANAYASA” parlamento tarafından değil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partilerin temsilcilerinin de olduğu ama çoğunluğunu “üniversiteler, meslek odaları, demokratik kuruluşlar” toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği bir kurucu bir meclis tarafından yapmalıdır. 13.08.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5880856787024037489?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5880856787024037489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5880856787024037489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5880856787024037489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5880856787024037489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/08/anayasa-yapmak.html' title='ANAYASA YAPMAK'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6226757964698097424</id><published>2009-08-14T11:46:00.001-07:00</published><updated>2009-08-14T11:46:31.748-07:00</updated><title type='text'>BENCE OY KAYBEDECEK !</title><content type='html'>BENCE OY KAYBEDECEK !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİGARA gerçekten çok zararlı kötü bir alışkanlık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sigarayı bırakmasa idim ya sürünüyordum veya ölmüştüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapalı “kahvehane, lokanta” gibi yerlerde sigara içildiği için giremiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle sigara yasakları benim için iyi oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi sigarayı bırakmış olanlar ve içmeyenlerde bu yasakları desteklediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu yasaklar tavizsiz uygulanırsa ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklar nedeni ile tiryakiler sigara içmekten vaz mı geçecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa yasaklar için iktidara tepki mi gösterecekler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklardan memnun olmayan “hem de sayıları milyonları bulan” insanlarda var.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİGARA TİRYAKİLERİ;  Sigarayı bırakmak istediği halde bırakamayanlar, ne pahasına olursa olsun sigara içmeye devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAHVEHANE ÇALIŞTIRANLAR; Mahalle kahvelerine genelde sade vatandaşlar, işsiz, orta ve düşük gelirli kişiler gider. Çünkü, maddi durumları elvermediği için gidecek başka yerleri yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya evde oturup TV seyredecekler veya kahvehaneye gidip birkaç el okey veya kağıt oynayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvehaneye sadece oturmaya gelenler en fazla 1 veya 2 şer çay içerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama oyun oynarlarsa en fazla 30 dakika süren her parti (oyun) için en az 4 çay parası verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bazı kahvehanelerde hem bir şey içmek zorunludur hem de her saat için para alınır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi mevsim yaz. Tiryakiler oyuna ara verip dışarıda sigara içebiliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki kışın nasıl olacak? Yağmur, kar yağdığında, soğuk havalarda dışarı nasıl çıkacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer müşteriler kahvehanede sigara içemiyorsa gitmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvehanelerin çoğu kapanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda sadece kahvehane sahipleri değil buralarda çalışanlarda işsiz kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayni durum “DERNEK, SENDİKA LOKALLERİ” için de geçerli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LOKANTACILAR ; Bizde sigara tiryakilerinin  bir sözü vardır. “İSTER FAKİR OL İSTER FUKARA, YEMEKTEN SONRA İSTER BİR CUGARA” ama şimdi lokantada yemekten sonra sigara içemeyecekse lokantaya gidenlerin sayısı azalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele birde içkili lokanta ise sadece yemek için değil, ailesi, eşi, dostu ile hem birkaç duble içecek hem sohbet edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama içki ve sohbet sigarasız olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sigara yasaksa neden lokantaya gelip içki içsin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRAHANELER ; Birahane deyip geçme. Bütün maçlar şifreli kanallarda izleniyor. Bütün  birahaneler hatta bir çok kahvehane şifreli yayına abone ve bunun için her biri yılda 10 – 15 bin TL para ödüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol maçı için bile olsa maçı seyrederken eğer sigara içemeyecekse neden gelsin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle ülke çapında KAHVEHANE, LOKANTA SAHİPLERİ VE ODALARI VE ÇALIŞANLARI yasağa “hatta kendileri sigara içmiyorsa bile” karşı çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa çıkarken çok söylendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sigara içmeyenler için ayrı bir bölüm oluşturulsun” dendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak hiç dikkate alınmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sigara sağlığa zararlı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu kendimden biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse içmesin. İçenler bıraksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kendimden biliyorum ki, “sigarayı bırakmak da o kadar kolay değil.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa çıkarıp hatta Anayasaya hüküm koyup “sigara içmek yasak” demekle insanlar bu kötü alışkanlıklarından hemen vaz geçemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. MURAT bile bunu başaramamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu yasaklar iktidar partisi AKP ye ve “her dediğimi herkes itirazsız yapmak zorunda” diye düşünen sayın Başbakana “eksi” yazacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP ilk seçimde çok ama çok oy kaybettirecek. 25.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6226757964698097424?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6226757964698097424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6226757964698097424' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6226757964698097424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6226757964698097424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/08/bence-oy-kaybedecek.html' title='BENCE OY KAYBEDECEK !'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-8310530290963512757</id><published>2009-07-24T02:36:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T02:37:13.134-07:00</updated><title type='text'>HERKESİN OYU EŞİTTİR</title><content type='html'>HERKESİN OYU EŞİTTİR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, herkesin oyu eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin anayasa ve yasalarına göre de seçme hakkını kazanmış herkesin “OYU EŞİTTİR.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer “EŞİT DEĞİLDİR” diyenler varsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ÖLÇÜ” nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin oyu fazla kimin oyu daha az değerdedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma, yazması olmayanların mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kadınların mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev kadınlarının mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylülerin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az haber dinleyenlerin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete okumayanların mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki diyelim herkesin oyu eşit değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylar hangi terazide tartılacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi oyun ne kadar değerde olduğuna kim, nasıl karar verecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik bir ülkede, kim olursa olsun, seçme hakkına sahip herkesin oyu eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, erkek, okumuş, cahil, köylü, kentli, işçi, memur, esnaf, sanayici, alevi, suni, Hıristiyan, Budist veya dinsiz herkesin ama herkesin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“OYU EŞİTTİR”  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amma, seçmenler oyunu kullanırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediği siyasi partiye özgürce oy veremiyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim yasasında yüksek barajlar olduğu için “nasılsa benim partim barajı geçemez” diye kaygı duyarak kendi partisi  yerine en güçlü olan partiye oy vermek zorunda kalıyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın üzerinde “SANSÜR VARSA” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete ve TV ler “yani medya” özgürce ülkede gelişen olaylar hakkında seçmenlere doğru haber veremiyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partiler ve seçim yasası demokratikse değilse, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lider sultası varsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin milletin vekili olacağına parti liderleri karar veriyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet kendi vekilinin kim olacağına kendi karar veremiyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçmenler; “kendi istediği partiye” değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Toprak ağası,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şıh, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemaat lideri veya bir örgütün,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”OY VER” dediği partiye oy veriyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar kocasının veya aile büyüğünün istediği partiye oy vermek zorunda kalıyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın büyük çoğunluğu, “İŞSİZ, YOKSUL, YARDIMA MUHTAÇ” durumda da, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi devlet kesesinden bu kişilere çeşitli yollarla belli yardımlar yapıyor ve partisine bu şekilde oy alıyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YSK dahil hiçbir kurum bunu engelleyemiyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasada, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” Dediği halde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı partiler buna uymuyor, insanların dini ve dince kutsal sayılabilecek değerlerini kullanarak oy alıyor ve bu durum engellenemiyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEÇİMLERDE KESİNLİKLE HERKESİN OYU EŞİTTİR,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amma sorarım size&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU SEÇİMLER DEMOKRATİK MİDİR? 08.07.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-8310530290963512757?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/8310530290963512757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=8310530290963512757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8310530290963512757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/8310530290963512757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/07/herkesin-oyu-esittir.html' title='HERKESİN OYU EŞİTTİR'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-9078871805295622787</id><published>2009-07-04T10:42:00.002-07:00</published><updated>2009-07-04T10:43:30.468-07:00</updated><title type='text'>YÜZ GÜN DOLDU.</title><content type='html'>Bergama belediye başkanlarının hepsi “çok başarılı olduklarını, çok iyi hizmet yaptıklarını” söyleseler de ikinci kez seçilemiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 yılda sadece Sefa taşkın 2 dönem üst üste seçildi. Ama 3. kez seçilemedi. Bir daha denedi yine seçilemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akif ERSEZGİN başarılı belediye başkanı idi. Ama ikinci defa seçilemedi. Göreve başladığı ilk günlerde herkesi azarlaması, “babamı bile dinlemem” demesi, etrafındaki herkesi “beceriksiz hatta çıkarcı” görüp “kimseye güvenmemesi” çok kötü izlenim bıraktı. Özellikle son 3 yılında güzel şeyler yaptığı halde bu izlenimler unutulmadı ve 2. kez seçilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkasında güçlü ve tek parti iktidarı varken, yol arkadaşı Cumhurbaşkanı iken, dahası iktidardan büyük para yardımı alıp,  çok daha fazla da borç da yaptığı halde RAŞİT ÜRPER seçimi kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aday olduklarında her zaman “EKİPTEN” söz etseler de her zaman BAŞKANLAR’IN dedikleri olur. Kendilerinin başkan olduğunu, her zaman son sözün kendilerinde olduğunu “BÜYÜK REİSİN KENDİLERİ OLDUĞUNU” en yakınına dahi bunu kabul ettiremez ise başarılı olamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RAŞİT ÜRPER’ de, Belediye başkanı “büyük reis” olamadı, belediyeyi o değil “dışarıdan gelen danışman” yönetti. Arkasında iktidar gücü olmasa aldığı oyların yarısını bile alamazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçimde belediye meclisimiz çok demokratik bir şekilde oluştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar 12 muhalefet 13. çoğunluk ancak başkanın oyu ile sağlanabiliyor. Bu nedenle meclisten geçecek bütün kararların uzlaşma ile geçmesi gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaş mazeret dinlemez. Seçildiğinin ertesi günü sorunları birer, birer hem de kısa sürede çözmeni ister. İnsanlar akın, akın tebrike geliyor, başkan personelle, birim amirleri ve müdürler ile toplantı bile yapamadı,  demez. “Daha bir işe bile el atmadı” derler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde her yerde Belediye başkanının en büyük sorunu “İŞSİZLİK.” Başkana tebrik için gelenler bir yandan da “İŞ” istiyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir önemli sorun da Belediyelerin borçları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aday olduklarında da bu sorunları biliyorlardı. Mazeret üretme hakları olamaz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yeni seçilen Başkanların; “Acaba yanlış yapar mıyım? Birde şuna sorayım, biraz bekleyeyim” demek, “PROJE, plan, para, bütçe, borç, alacak” hesapları ile günler hatta aylarca uğraşma hakkı yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkanlar ellerini taşın altına sokacak. Yapılması gereken zamanında yapılmazsa, “vatandaş “BUNLAR BU İŞİ BECEREMEYECEK” damgasını hemen yapıştırıverir. Bu inanç zihinlere bir yerleşti mi ağzınla kuş tutsan kolay, kolay değişmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle ilk izlenim çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için işe, para, zaman ve zorluk yaratmayan birkaç olumlu işten başlanıp, verilen sözlerden bir kaçı yerine getirebilir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Bergama’da söz verilen “Semt pazarları, Kınık, Dikili ve YUNTDAĞ garajları, ” açılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırım işgalleri engellenebilir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöp arabaları “kamu hizmeti yapıyoruz” diye trafiğin en sıkı zamanında yol ortasında duruyor. (Ayni şeyi yol kenarındaki çiçekleri sulayan tankerlerde yapıyor.) Cadde ve sokaklarda kağıtlar, naylon torbalar havada uçuşuyor. Bu konuda çöp toplama şirketi uyarılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana caddede ızgaralarda her gün birkaç motosiklet kayıyor, kaza sonucu birkaç kişi yaralanıyor. Buna geçici bir çözüm bulunabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafiğin yoğun olduğu mahallelerde yolların gidiş – geliş (tek yön) uygulamasına geçilmesi için  çalışma yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, para, pul istemeyen benzer sorunlar için zaman kaybetmeden bir şeyler yapılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman da çabucak geçiyor. 100 gün geçti bile. Beş yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gündür ne yaptınız, ne düşündünüz vatandaş bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama halk hala size inanıp, güveniyor. İyi niyetle sizin (başkan ve tüm meclis üyeleri) sorunların çözüleceğinizden çok umutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın başkan ve sayın meclis üyeleri, “Lütfen ama lütfen, İnsanların size güvenini boşa çıkarmayın”. 27.06.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-9078871805295622787?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/9078871805295622787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=9078871805295622787' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/9078871805295622787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/9078871805295622787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/07/yuz-gun-doldu.html' title='YÜZ GÜN DOLDU.'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7489500222283269182</id><published>2009-07-04T10:38:00.000-07:00</published><updated>2009-07-04T10:39:51.925-07:00</updated><title type='text'>KAT MÜLKİYETİNE NASIL GEÇİLMELİ?</title><content type='html'>İbrahim BAYTAK&lt;br /&gt;Emekli Kadastro Müdürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 kasım 2009 tarihine kadar “KAT MÜLKİYETİNE”  geçilmez ise bağımsız bölüm başına 1.000 TL ceza alınacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaş şaşkın ve ne yapacağını bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şunu kesin olarak öğrendikle ki; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “KAT MÜLKİYETİNE” kesinlikle tek başlarına geçemezler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAT İRTİFAKI NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapunun niteliğinde “ARSA” yazıyorsa, bu arsa üzerinde yan yana veya apartman olarak bulunan binalarda birden fazla bağımsız bölüm (işyeri veya mesken) varsa ( “…. Arsa paylı, …kat, … şeklinde hangi bağımsız bölümün kime ait olduğu” belirtilmiş ise, (ve bunların tamamının inşaatı tamamlanmış ve yapı kullanma izin belgeleri alınmış olsa hatta tüm bağımsız bölümlerin her birinin tapu maliki ayni kişi olsa da) o tapu “KAT İRTİFAKI” tapusudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAT MÜLKİYETİ NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Tapunun niteliğinde “… katlı apartman” veya “…. Adet bloktan oluşan işyeri, mesken veya apartman” yazıyorsa,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapuda ayrıca “…. Arsa paylı, …kat, … bağımsız bölüm, “mesken veya işyeri” yazıyorsa tapumuz “KAT MÜLKİYETİ” tapusu demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNEMLİ NOT: Kat mülkiyeti tapularında arsanın m² si, arsa payı yazmasına rağmen “işyeri veya mesken” bağımsız bölümün brüt veya net m² si yazmamaktadır. Bunun kat mülkiyeti tapusunda kesinlikle bulunması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kat Mülkiyetine geçmek için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O imar parselinde “arsada”, imar planına uygun olarak 3, 4, 5 veya daha fazla katlı (veya yan yana) bir veya birden fazla bina ve bu binalardaki bütün “iş yeri veya mesken” bütün bağımsız bölümler tamamlanıp yapı kullanma izin belgeleri (oturma ruhsatları) alınmış olması, Kadastro müdürlüğünce arsa üzerindeki bina veya binaların ölçüsünün yapılmış, Tapu Sicil Müdürlüğünce “CİNS DEĞİŞİKLİĞİ” yaptırılmış olması gerekir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kat irtifakından “KAT MÜLKİYETİNE” geçmek için “CİNS DEĞİŞİKLİĞİ” yapılması, bunun içinde o parsel üzerinde bulunan bina veya binalarda tapu sahibi olanların hepsinin imzası olması gerekir. “Veya hepsi bir kişiye bu işlemlerin yapılması için vekalet vermesi” gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi tapu sahibi ölmüş, kimi başka ilde hatta bazısı yurt dışında olabilir. Bu nedenle hak sahiplerinin bir araya gelmesi veya bir kişiye vekalet vermesi çok zordur. Bu durumda “KAT MÜLKİYETİNE GEÇMEK” mümkün olamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse bu işi kolaylaştırmak lazımdır. PEKİ NASIL?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadastro yaparken mahalle veya köylerin onayını aramaz. Kadastro müdürlükleri (son yıllarda ihale ile verilen müteahhitler) tarafından kadastrosu yapılmayan mahalle ve köylerin kadastrosu yapılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra taşınmazların o yıl ki emlak beyan değerlerine göre “kadastro harçları” belirlenir. Bu kadastro harçları vergi daireleri tarafından mal sahiplerinden tahsil edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer “KAT MÜLKİYETİNE” geçiş zorunlu hale getirilecekse bu yöntem en iyi yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyelerde “YAPI KULLANMA İZİN BELGESİ ALMIŞ” taşınmazlar belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden “KAT İRTİFAKI” tesis edilmiş ama “KAT MÜLKİYETİNE GEÇİLMEMİŞ” taşınmazlar belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu taşınmazların kadastro Müdürlüğü (veya ihale yolu ile harita mühendisleri, müteahhitlere) cins değişikliği için ölçümleri yaptırılır. Eğer ölçüm işleri müteahhit ve serbest çalışan harita mühendislerince yapılmış ise kontrolleri kadastro müdürlüğü tarafından yapıldıktan sonra dosyalar “CİNS DEĞİŞİKLİĞİ ve KAT MÜLKİYETİNE GEÇİLMEK ÜZERE” Tapu Sicil Müdürlüklerine gönderilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten bu taşınmazda kat irtifakı kurulmuş olduğundan, hangi bağımsız bölüm kimin adına kayıtlı olduğu bellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre “KAT İRTİFAKLARI, KAT MÜLKİYETİNE” dönüştürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masraflarda “kadastro harçları gibi” “CİNS DEĞİŞİKLİĞİ ve KAT MÜLKİYETİ HARCI” olarak mal sahipleri adına tahakkuk ettirilerek tahsili için Vergi daireleri yetkili kılınabilir. 07.06.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7489500222283269182?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7489500222283269182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7489500222283269182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7489500222283269182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7489500222283269182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/07/kat-mulkiyetine-nasil-gecilmeli.html' title='KAT MÜLKİYETİNE NASIL GEÇİLMELİ?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7631503720624037979</id><published>2009-07-04T10:37:00.000-07:00</published><updated>2009-07-04T10:38:50.483-07:00</updated><title type='text'>DP VE 27 MAYIS</title><content type='html'>Hiçbir zaman demokrasiye “demokratik olmayan yollarla” yapılan müdahaleler savunulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak günümüzde “özellikle 1980 den sonra” 1950 – 1960 yılları arasında DP iktidarında ekonomi, demokrasi, özürlükler konusunda hiçbir sorun yaşanmamış, durup dururken albay, binbaşı hatta yüzbaşı rütbesindeki askerler tarafından gizlice örgütlenip DP iktidarını darbe ile görevinden uzaklaştırılmış gibi anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde başta AKP olmak üzere (adını DP olarak değiştiren) DYP ve ANAP kendisini 1950 – 1960 yıllarında iktidar olan DEMOKRAT PARTİ (DP) nin devamı sayıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki 27 mayıs 1960 askeri müdahalesi “bazıları devrim bazıları darbe diyor” neden oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu birde benden yorumsuz olarak dinleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1946 yılına kadar ülkemizde tek parti iktidarı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939 yılında başlayan ve 1945 yılında biten 2. dünya savaşında 50 milyon insan ölmüş, Avrupa harabeye dönmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşa girmediğimiz halde “her an savaşa girebiliriz veya işgale uğrayabiliriz diye seferberlik ilan edildiğinden” ülkemizde de çok yokluk ve sıkıntı çekildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş bittikten sonra 1946 yılında TBMM de “Çiftçiyi topraklandırma kanununu (TOPRAK REFORMU) görüşülürken CHP milletvekilleri “DP yi kuran CELAL BAYAR, ADNAN MENDERES, REFİK KORALTAN ve FUAT KÖPRÜLÜ” bu yasaya karşı çıktılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP den ayrılıp “DEMOKRAT PARTİYİ (DP)” kurdular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sloganları da “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” di.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP, özgürlük, bolluk, demokrasi vaat ettiği için, CHP tek parti iktidarının baskılarından, yokluklardan  yakınan herkes “hatta solcu, komünistler bile” DP ye destek verdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak esas destek Doğu ve güney doğu Anadolu da ki “TOPRAK REFORMUNA KARŞI OLAN” büyük toprak sahipleri ile, Atatürk zamanında çıkarılan yasalarla güçlerini yitiren tarikat, cemaatlerden geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda ülke nüfusunun % 60 – 65 şi köylerde oturuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950 genel seçimlerinde DP tek başına iktidar oldu. DP % 52 oy alıp 408 milletvekili, CHP % 39 ol alıp 69 milletvekili çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Celal BAYAR cumhurbaşkanı, Adnan MENDERES başbakan oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş sırasında her an lazım olur diye bütçede bol miktarda para vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD nin istediğini yapıp KORE’ ye asker göndermemiz karşılığı “NATO” ya girdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD bize sınırsız krediler açtı. Ülkede bir bolluk başladı. Halk memnundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1954 yılına kadar ülkede pek bir şikayet olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1954 yılında yapılan seçimlerde DP % 57, 502 milletvekili, CHP % 35, sadece 31 milletvekili çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 1954 den sonra borçların ödemesi zamanı gelince, yeni borç da alınamayınca, dahası söz verilen özgürlük ve demokrasi vaatleri yerine getirilmeyince şikayetler artmaya başladı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasiyi genişletmek bir yana iktidar baskıları daha da arttırmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti içinde de anlaşmazlıklar çıktı ve partiden ayrılanlar Hürriyet Partisini (HP) kurdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP baktı ki ekonomi bozuk, muhalefet serleşiyor seçimleri bir yıl önce, 1957 yılında  yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçimlerde DP % 48 oy 424 milletvekili, CHP % 41 oy 178 milletvekili, Cumhuriyetçi millet partisi (CMP) 4 ve HP 4  milletvekilliği kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP , CHP den % 7 oy fazla aldığı halde 3 katı milletvekili çıkarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Deniliyor ki; bu yasa CHP zamanında çıktı. Evet doğru, ancak demokrasi vaat eden ve büyük çoğunlukla iktidar olan DP, 7 yıl içinde bu anti demokratik seçim yasasını değiştirip daha demokratik bir seçim yasası çıkarmadı? Bunu hiç kimse dile getirmiyor. İ.B)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP iktidarının tüm baskı ve çabalarına rağmen oyu % 50 nin altına düşmüştü. Siyasi tartışmalar daha da sertleşti. 1958 yılından sonra ödemeler yapılamaz, borçlar ödenemez oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacaklı ülkelerle birlikte KONSORSİYUM kuruldu. İstikrar tedbirleri alındı, (ZAM) yapıldı. İşsizlik ve iflaslar arttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Lirasının değeri düşürüldü. Doların değeri 2, 80 TL den 9,02 TL oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Adnan MENDERES ekim 1958 de “muhalefetin kin ve husumet içinde olduğunu bunun için “VATAN CEPHESİNİN” kurulacağını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyolarda her gün “VATAN CEPHESİNE katılanlar” diye isimler okunmaya başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefete baskılar devamlı artmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar gazetelere kağıtlar devlet kurumlarınca veriliyordu. Hükümet basını susturmak için kendi yandaşı gazetelere istedikleri kadar kağıt veriyor, muhalif basına ise vermiyordu. Dahası muhalif basının ilanlarını da kesmeye başladı. Bunlarda yetmezse muhalif gazeteler kapatılıyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1959 yılında CHP lideri İsmet İNÖNÜ önce Uşak’ da, daha sonra İzmir, İstanbul ve Ankara’da saldırıya uğradı. Kargaşa ortamı gittikçe arttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1960 yılına geldiğimizde CHP genel başkanının yurt gezileri engellenmek isteniyor, muhalif yazarlar tutuklanıyor, basına sansür uygulanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Menderes “odunu aday göstersem seçtiririm”, DP gurubunda da “siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz” diyordu. Seçim kazanınca TBMM de çoğunluk olunca her şeyi yapabiliriz diye düşünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP iktidarı CHP yi “ihtilal yapmak istiyor” diye suçluyordu. Bu nedenle “MUHALEFET, BASIN HAKKINDA SORUŞTURMA YAPMAK, GAZETE KAPATMAK, MUHALİF DÜŞÜNCEDE OLANLARI TUTUKLAMAK” dahil geniş yetkiler verilen “TAHKİKAK KOMİSYONU” kuruldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı çıkan CHP lideri ismet İNÖNÜ’ ye 12 oturum TBMM ne katılmama cezası verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP milletvekilleri buna tepki gösterdi diye TBMM den zorla çıkarıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM deki bu kargaşa sokağa yansıdı. 28 – 29 nisan 1960 da İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencileri gösteriler yaptı, (o zaman üniversiteler sadece bu 2 ilde vardı) olaylar çıktı. Üniversiteler kapatıldı ve bu şehirlerde sıkıyönetim ilan edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DP li gençler MENDERES’ e bağlılık için 5 mayıs 1960 da Kızılay da gösteri yapacaktı. Ancak muhalif gençlik 555 k parolası ile geceden Kızılay meydanını doldurdu. 21 mayıs 1960 harbiye öğrencileri Ankara’da sessiz yürüyüş yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Menderes “kışkırtmalara kulak asmayın derken, İzmir, Bergama ve Manisa’da CHP yi suçlayan konuşmalar yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bergama’ya geldiğinde Zübeyde hanım ilk okulu 4. sınıfında okuyordum. Bizi ve bütün öğrencileri karşılamak için yol kenarına çıkarmışlardı. Bergama Tekstil fabrikasının açılışı için gelmişti. Açık bir arabada caddeden geçiyor, yol kenarındaki insanlar alkışlıyordu. Büyük bir kalabalık vardı. İ.B)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaos, sokak çatışmaları ve 27 mayıs 1960 sabahı radyoda “ALPASLAN TÜRKEŞ” tarafından okunan bildiride “MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ADINA ÜLKE YÖNETİMİNE EL KOYDU” diyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇIKLAMA:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, yaşı 60 ve daha yukarı olanlar gerçeği biliyoruz çünkü yaşadık. Yaşı daha küçük olanlarının baba ve dedeleri de biliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne pahasına olursa olsun DP ve MENDERES’ i sevenler o günde vardı bu günde hala var. Ama onlarda biliyorlar ki yukarıda anlatılanlar doğru. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle 1950 – 1960 yılları arası 10 yıllık DP iktidarını bir de ben anlatmak istedim. Kaynak olarak da tarihler ve bazı olaylar için İNTERNETTE ÖZGÜR ANSİKLOPEDİDEN yararlandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik yazarların kitaplarını, değişik ansiklopedileri araştırırsanız gerçeği öğrenmek hiç de zor değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, DP yi masum, demokrasi ve özgürlük savunucusu olarak anlatıp TV de konuşanların, basında yazanların doğruları söylemediğini görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde şu hususlar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 mayıs 1960 müdahalesini “demokrasiye vurulan darbe” diye yerden yere vuruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 mart 1971 askeri sol darbesi yapılacaktı, engellendi diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama 9 martı engelleyenlerin 12 mart 1971 faşist askeri muhtırasını neden söylemiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM ni ortadan kaldıran, tüm partileri kapatan 12 eylül 1980 askeri darbesine neden sessiz kalıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 mayıs 1960 askeri yönetimince kurulan kurucu meclisin yaptığı anayasanın çok demokratik olduğunu herkes kabul ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 mart 1971 muhtırasından sonra bu anayasa ile verilen hak ve özgürlükleri kimler ortadan kaldırdı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül 1980 darbesinden sonra yaptırılan 1982 anayasasının tamamen baskıcı ve faşist bir anayasa olduğunu kimse neden dile getirmiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer darbelere karşı isek hepsine karşı olmamız gerekmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm cezasına kendimi bildim bileli karşıyım. Hiçbir zaman “düşmanım dahi olsa” sallandıracaksın bunları demedim, diyenlere de karşı çıktım. Bunun çözüm olamayacağını anlattım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 mayıs 1960 dan sonra başbakan ve bakanların idamına karşı çıkanlar, bunu suç olarak görenler 12 marttan sonra asılan 3 fidan ”DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN, HÜSEYİN İNAN”  için ayni şeyi söylüyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 eylül faşist yönetimi sırasında idam edilenler “ki bir tanesi yaşı küçük olmasına rağmen idam edildi” neden hiçbir şey demiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrat olabilmek için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi için istediği her şeyi başkası içinde istemek, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyin başkasına da yapılmamasını istemek ve bunun için mücadele etmek demektir. 31.05.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7631503720624037979?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7631503720624037979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7631503720624037979' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7631503720624037979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7631503720624037979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/07/dp-ve-27-mayis.html' title='DP VE 27 MAYIS'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-3173235644121410830</id><published>2009-05-23T11:31:00.001-07:00</published><updated>2009-05-23T11:31:51.809-07:00</updated><title type='text'>SAYIN BELEDİYE MECLİS ÜYELERİMİZ</title><content type='html'>“Bergama’nın ilk öncelikli sorunu nedir?”diye kime sorsanız çoğunluk “İŞSİZLİK” diyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ama işsizlik sadece Bergama’nın değil bütün ülkemizin sorunu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Bergama ve ülkemizde işsizlik küresel krizden önce de en büyük sorundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette belediyeler bu sorunun çözümü için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu sorunun çözümü esas merkezi iktidarın “AKP nin” görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyelerin çözmesi gereken esas sorunlar “YEREL SORUNLARDIR.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’yı daha güzel, daha yaşanabilir, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşım – trafik – otopark sorunu çözülmüş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tertemiz, tarihi ve doğal güzellikleri ön plana çıkmış, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre sorunları olmayan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin görmek isteyeceği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’da doğup yaşayanların, iş veya başka gerekçelerle Bergama’yı terk etmeyeceği bir kent yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görev sadece başkan ve onun partisi meclis üyelerinin görevi değil, belediye meclis üyelerinin tamamının görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten meclis üyelerinin her biri bu nedenle aday olamadılar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birinin Bergama sorunları ve çözüm önerileri hakkında belli düşünceleri yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçimde belediye meclisimiz çok demokratik bir şekilde oluştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar 12 muhalefet 13. çoğunluk ancak başkanın oyu ile sağlanabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP li bir üye olmasa veya karara katılmasa çoğunluk sağlanamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle meclisten geçecek bütün kararların uzlaşma ile geçmesi gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum ki başkan ve meclis üyelerinin tamamı Bergama’nın yararına olan bütün kararlara katılacak ve destek verecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP ve AKP ve DP li meclis üyeleri meclise gelen her konuda sırf muhalefet olsun diye ”HAYIR” demeyeceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP li meclis üyeleri de sırf başkan veya çoğunluk istiyor diye her karara “EVET” demeyeceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak meclis üyelerimizin görevi sadece meclis veya komisyonların gündemine gelen konuların görüşülmesinde görüş belirtmek ve oy vermek değildir, olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün meclis üyelerimiz Bergama’da ve değişik mahallelerde oturmakta, değişik yerlerde iş yerleri bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birinin Bergama’nın değişik mahallesinde oturan, iş yeri olan akrabası, arkadaşı, dostu vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle kendilerinin bizzat gördüğü, bildiği bir çok sorun olduğu gibi akraba, dost ve arkadaşlarının kendilerine ilettiği bir çok sorundan haberdar oldukları ve olacakları muhakkaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle sorunların başkan tarafından meclise getirilmesini beklemeden, gördükleri, duydukları “kişisel olmayan” yerel sorunları meclis gündemine getirmeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla da kalmayıp, bu sorunların çözümü için kendi görüşlerini, önerilerini gündeme getirmeleri, komisyon kurularak uzman veya bu iş için bilgi ve önerilerin alınması ve çözülmesi için ellerinden geleni yapmaları gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sade vatandaşlara düşen görevde “BAKALIM NE YAPACAKLAR?” diye sessiz kalmak, başarısız olurlarsa 5 yıl sonra oy vermeyip cezalandırmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevimiz, Başkan ve meclis üyelerine vaatlerini hatırlatmak, çözüm için çaba harcamaları için onları uyarmak olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez biraz umudum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan ve tüm meclis üyelerinin iyi niyetli olduklarına inanıyorum ve bütün kalbimle bu inancımın doğru çıkmasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yanılmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan ve meclis üyelerimize Bergama’nın sorunlarının çözümünde başarılar diliyorum. 22.05.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-3173235644121410830?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/3173235644121410830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=3173235644121410830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3173235644121410830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/3173235644121410830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/05/sayin-belediye-meclis-uyelerimiz.html' title='SAYIN BELEDİYE MECLİS ÜYELERİMİZ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-401642476748333780</id><published>2009-05-23T11:30:00.000-07:00</published><updated>2009-05-23T11:31:17.151-07:00</updated><title type='text'>NEDEN ONBİNLER UĞURLADI?</title><content type='html'>Türkan SAYLAN öldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenazesi için Devlet töreni yapılmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedava otobüsler kaldırılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık, her hangi bir devlet görevi de yapmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendika başkanı değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TİSK, TÜSİAD; TOBB başkanı, yönetim kurulu üyesi değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek odası başkanlığı da yapmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük iş adamı, holding patronu veya bir holding de üst düzey yönetici de değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir medya patronu değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir gazetede ünlü bir yazar da değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara rağmen cenazesini yurdumuzun her köşesinden gelen, okumuş, cahil, zengin yoksul, her kesimden on binlerce insan uğurladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki cenazesine neden  on binlerce kişi katıldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu uğurlarken on binlerce kişi neden göz yaşı döktü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdi TÜRKAN SAYLAN? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin on binlerce kişi cenazesine katılmış, göz yaşı dökmüştü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca siyasette önemli görevlerde bulunmuş, ülke yönetiminde söz sahibi olmuş, kaç kişinin ölümünde “devlet veya partisi” organizasyon yapılmasa  cenazesine kendiliğinden yurdun dört bir köşesinden ve her kesimden bu kadar çok insan katılır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi büyük sermaye veya holding sahibinin ölümünden sonra, yakınları tarafından bir organizasyon yapılmasa, çıkar ilişkileri bulunmasa cenazesine, kendiliğinden yurdun dört bir köşesinden ve her kesimden bu kadar çok insan katılır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde düşünmemiz gereken en önemli konu bu olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan SAYLAN’ ın neler yaptığı, neden bu kadar çok sevildiği medyalarda anlatılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlardan anlıyoruz ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan SAYLAN; yüreği, bütün benliği SEVGİ ile dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kendini, çocuklarını, ailesini, yakınlarını düşünmüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgisini bütün insanlarla  paylaşmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle de yardıma muhtaç olduğu halde yaralanamayan insanlar için bir şeyler yapmak için çabalayan, günlerini işi dışında vaktini onların sorunlarını çözmek için çabalayan bir insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan SAYLAN, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde insan sevgisi olan, yardıma hazır insanları ortaya çıkarmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara, ihtiyacı olanlara, yardım için illa para şart olmadığını göstermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi gücü olan kimileri para vermiş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi yardıma muhtaç kişilerin belirlenmesinde görev almış, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi de yardımların yerine ulaşmasında hiçbir çıkar düşünmeden gönüllü olarak görev yapmış.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler de her gün veya haftada bir birkaç saatimizi ayırarak da bir şeyler yapamaz mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş vakitiz yok mu? Neden olmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz TÜRKAN SAYLAN  olamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ömrümüzün sonunda onun kadar “VİCDANIMIZ RAHAT, BU DÜNYADA YAPMAM GEREKEN HER ŞEYİ YAPTIM” diyerek huzurlu bir şekilde gözlerimizi kapatabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan iyiliklerin taktir edildiğini TÜRKAN SAYLAN’ ın cenazesinde hepimiz gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta  yaşamı boyunca ona iftiralar atanların, onun için kin kusanların bile utançla başlarını önlerine eğdiklerinden eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKAN SAYLAN için atılan iftiralara inanan milyonlarca masum insanın “bütün söylenenler yalanmış” dediklerine, bundan sonra iftiracılara inanmayacaklarına eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan SAYLAN’ ı unutmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir benle ne olur” demeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilelim ki bizim gibi milyonlar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu hala görüp anlayamamışsak yüreğimizde bir şey “SEVGİ YOK” demektir. 19.05.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-401642476748333780?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/401642476748333780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=401642476748333780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/401642476748333780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/401642476748333780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/05/neden-onbinler-ugurladi.html' title='NEDEN ONBİNLER UĞURLADI?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2475935523840430900</id><published>2009-05-23T11:29:00.000-07:00</published><updated>2009-05-23T11:30:32.652-07:00</updated><title type='text'>DEMOKRATİKLEŞEBİLİR MİYİZ?</title><content type='html'>Bizi içinize alın diye AB ye yalvardık, her istediğinizi yaparız dedik. &lt;br /&gt;AB (Avrupa Birliği) bize şartlarını söyledi. AKP iktidarı da bu şartları kabul etti ve anlaşmaya imzayı attı. Sanki o anda AB ye girmişiz gibi tüm ülkede davullarla kutlamalar yapıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden bu yana körler ve sağırlar bile anladı ki, AB bizi içine almayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen biz AB ye girecekmiş gibi, AB sanki bizi “zamanı belli olmasa bile”  içine alacakmış gibi görüşmeler yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü AB bize istediklerini yaptırabilmek için “SİZİ ALMAM” demiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP de iktidarda kalmak için AB ve ABD desteğini kaybetmemek için onların isteklerini yerine getirmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP 3 yıl öncesine kadar bazı istekleri yerine getirdi ama artık bundan sonrasını yapmak kolay değil. Hatta imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bazı istekler var ki AB istememiş olsa bile “DEMOKRATİKLEŞMEK, YOLSUZLUKLARI ÖNLEMEK” açısından zaten bizim yapmamız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarının istese bile yapamayacağı AB talepleri neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hangi partileri kapatılacağına Anayasa mahkemesi değil TBMM çoğunluğu karar versin. Laikliğe aykırı davranan partiler kapatılmasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Azınlıklar (Rum ve Ermeniler) mülkleri geri verilsin. Azınlıklara dinsel özgürlükler tüm yükümlülükler yerine getirilsin, HEYBELİADA RUHBAN OKULUNUN yeniden açılsın ve “EKÜMENİK PATRİK” unvanının kullanımına izin verilsin, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Güney Kıbrıs Rum hükümetinin tüm Kıbrıs’ı temsil ettiğini kabul edin, onlara bütün liman ve hava alanlarınızı açın. Kıbrıs da bulunan Türk askerlerini çekin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ermeni soykırımını kabul edin. Ermenistan sınır kapısını açın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- DTP milletvekilleri, LEYLA ZANA ile birlikte DTP üyesi 53 belediye başkanı görüşlerini açıkladığı için dava açılması yanlış, davayı sona erdirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Genel kurmay milli savunma bakanlığına bağlansın. İster iç ister dış güvenlik söz konusu olsun asker hiçbir şeye karışmasın. Siyasi iktidara bağlı olsun ve onların her dediğini yapsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Türk Ceza Yasasının 301. maddesindeki değişikliğin yeterli değil, bu madde ile diğer kısıtlayıcı maddelerin tamamen kaldırın.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarının yapmak istemediği AB talepleri neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mali sorumluluk ve şeffaflık sağlanması amacıyla kamu yönetimini ve personel politikalarında reform yapılması, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ile teftiş sistemi hususlarında yargının diğer devlet kurumlarından bağımsız olmasının sağlanması. HSYK ’nın yargının bütününü temsil etmesinin sağlanması; Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun çıkarılması, İstinaf mahkemelerinin kurulması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kapsamlı yolsuzlukla mücadele stratejisi oluşturulması; uygulamanın izlenmesi için bir merkez kurulması. Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri hakkındaki yönetmeliğin uygulanması, hükümlerin seçilmişler, yargıçlar, akademisyenler ve askeri personeli kapsayacak şekilde genişletilmesi; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Parlamenter dokunulmazlığının sınırlandırılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşkence ve Kötü muameleye karşı ‘sıfır tolerans’ ilkesi doğrultusunda önlemlerin eksiksiz uygulanması. Türkiye’nin eylül 2005’te imza koyduğu İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi’nin Ek İhtiyari Protokolünü onaylaması. Kolluk kuvvetlerinin işkence ve kötü muamele konusundaki eğitimlerinin sürmesi; Suçun cezasız kalmaması için iddialara ilişkin faillerin belirlenip cezalandırılmasını sağlayacak şekilde etkili soruşturmalar yürütmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet İçermeyen düşüncelerini açıkladıkları için haklarında dava açılan ya da hüküm giyen kişilerin durumlarının düzeltilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİHS içtihatlarına uygun şekilde dernek kurma ve barışçı toplantı yapma özgürlüğüne ilişkin reformlar uygulansın. Güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanması önlensin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partilere yönelik mevzuat AB standartlarına uyularak demokratikleştirilsin. Türk sivil toplumunun Avrupa’daki muadilleriyle iletişiminde engel kalmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namus suçları da dahil şiddet eylemlerine karşı önlemler alınması. Tüm büyük şehir belediyelerinde sığınma evleri oluşturulması. Kadının, eğitim, iş, siyaset alanındaki varlığının ve rolünün artırılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk Hakları Yasasının tam anlamıyla uygulanması; çocuk işçiliğinin ve sokak çocuklarının durumunun iyileştirilmesi çabalarına devam edilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP bunların hiç birini yapmıyor çünkü yapmak işine gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, Demokratikleşme, AB istiyor diye;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti kapatmayı zorlaştıracak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ANAYASA MAHKEMESİNİN ÜYELERİNİ” kendi belirleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta anayasa mahkemesi olmak üzere bütün yargının üst yönetimlerinde bulunan savcı ve yargıçların kimler olacağına kendisinin karar vermesinin yolunu açacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarından hiç kimse hesap soramasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliklerini yapmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana muhalefet partisi CHP, “Anayasa mahkemesinin 11 üyesinin 10 u tarafından LAİKLİĞE AYKIRI DAVRANIŞALARIN ODAĞI OLAN AKP” nin demokratikleşme için değil sadece kendisi için değişiklik yapar” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliğine destek vermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP li meclis başkanı Köksal TOPTAN bile, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YENİ BİR ANAYASAYI BU MECLİS YAPAMAZ. YENİ BİR ANAYASAYI YAPMAK İÇİN BİR KURUCU MECLİS GEREKİR” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum böyle iken sorarım size;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB ve AP nin bizden öncelikle istedikleri ülkemiz çıkarlarına uygun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB 10, 20, 30 hatta 50 yıl sonra bile bizi içine alır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve AKP demokratik bir anayasa yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP anayasa değişikliği için “benden destek yok” derken haksız mı? 06.05.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2475935523840430900?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2475935523840430900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2475935523840430900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2475935523840430900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2475935523840430900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/05/demokratiklesebilir-miyiz.html' title='DEMOKRATİKLEŞEBİLİR MİYİZ?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7136100531571205371</id><published>2009-05-23T11:27:00.000-07:00</published><updated>2009-05-23T11:29:32.556-07:00</updated><title type='text'>BERGAMA LİSESİ MEZUNU OLARAK GÖREVİMİ YAPTIM</title><content type='html'>BERGAMA LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİNİ kurduk, geçen yıl bizden 20 yaş küçük kardeşlerimize “Tanju ÇELİK, Mahir BULUT, Şevki ATİK, Zafer TÜRKDOĞAN, ve Müjdat KOR’ a  devrettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BERGAMA LİSESİ, 2009 yılında 40. Mezununu vereceği için 40. yıl anısına bir yemek düzenlemek istedik. Dernek başkanı ve yöneticileri ile görüştük, kabul ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak / 2009 dan itibaren İNTERNETTE http://www.kuzeyege.net/ de duyuru yaptık. Herkes; “Tanıdığı, adres ve telefonunu bildiği iletişim kurabileceği arkadaşına, öğretmenlerimize ulaşarak yemeğe katılımın sağlamasında kendini görevli saymalıdır” dedik. Son 20 günde yoğun çabalarımızla gece yemeğe 200 e yakın arkadaşımızın katılmasını sağladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluğunu aldığımız, 24 nisan 2009 Cuma günü düzenlenen geceyi “İbrahim BAYTAK, İlker GÜLEN ile bize yardımcı olan Adnan ESENTÜRK’ ün çabaları ile organize ettik. Dernek başkanı Tanju ÇELİK’ de resmi işlemleri yerine getirdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki gecemiz daha iyi, daha kaliteli yemek ve müzik olan bir yerde yapılabilirdi. Ancak ekonomik krizin, işsizliğin yoğun olduğu bu günlerde daha kaliteli bir organizasyona biz dahil bir çoğumuzun katılması mümkün olmazdı. Bizim amacımız eğlenmek kadar yıllardır görüşmemiş okul arkadaşlarımızın görüşmesi ve hasret gidermesiydi. Bu nedenle maddi durumu yetersiz kişilerin de katılabileceği sade bir yemek düzenledik. İnanın yine de bir çok kişi katılmak istediği halde maddi olanaksızlık nedeni ile geceye katılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm eksik ve yanlışlarımız, daha iyi bir organizasyon yapamadığımız için katılanlardan ve davet için ulaşamadığımız arkadaşlardan özür dileriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BERGAMA LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİNİ 2002 yılında kurmak istediğimde kimse kurucu üye olmak istemiyordu. Kuruluş için 9 kişi bulamadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle  derneği 7 kişi ; İbrahim BAYTAK, İlker GÜLEN, Nazmiye OVACIK, Emin AKBAŞ, İsmet BAYTAK, Mehmet Emin AKAR ve Atilla YILDIRIM ile birlikte kurduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernek olarak 4 kez yemek düzenledik. Bütün yemekleri İbrahim BAYTAK, İlker GÜLEN ve Adnan ESENTÜRK  ile birlikte organize ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çabalarımıza rağmen Bergama lisesi bu günkü müdürü hiçbir idarecisi ve öğretmeni bizimle iş birliği yapmadı. Israrlı davetlerimize rağmen, düzenlediğimiz yemeklere hiçbiri katılmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BERGAMA LİSESİ ESKİ YERİNE TAŞINMALIDIR” kampanyasına da duyarsız kaldılar, bunun için 1000 civarında imza topladık, yardımlarımıza kulak tıkadılar hiçbir katkıları olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi müdürü ve idarecileri, Dernek olarak bizi düzenledikleri hiçbir etkinliğe hatta mezuniyet günlerine bile çağırmadılar. Yaptığımız hiçbir etkinliğe yardımcı olmadılar. Derneği kurduğumuzda “ayni zamanda okul koruma derneği başkanı iken” okul bahçesine o yılkı mezuniyet gününde bizzat kendim çukurunu kazarak diktiğim ağaca bir gün bile su vermedikleri için  kuruttular. Her mezuniyette bir ağaç dikme geleneğini hayata geçirmek istediğimize ilgisiz kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gecenin düzenlenmesinde de Bergama lisesi müdür ve öğretmenlerinin hiçbir katkısı olmadı. Buna rağmen okul müdürü ve 10 öğretmenin bu gecemize gelmelerine sevindik. Kendilerini saygı ile karşıladık. Okul müdürünün uzun bir konuşma yapmasına saygı gösterdik. Bir öğretmenin şiir okumasını alkışladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu misafirperverliğimizi istismar ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki geceyi kendileri “Bergama lisesi müdür ve idarecileri” düzenlemiş gibi bütün programın kontrolünü almaya, “GECEYE EL KOYMAYA KALKTILAR.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla da kalmadılar, geceyi Bergama lisesinin düzenlediği, resmi bir toplantıya çevirip, mikrofonu eline alan bir öğretmen “kibarca yapılan tüm uyarılara” rağmen mikrofonu bırakmayıp, Bergama Lisesi müdürü ve personeline övgü yağdırmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geceyi bizler, “Bergama lisesi müdür, idareci ve öğretmenleri” için değil BERGAMA LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ adına düzenlemiştik. Geceyi kimsenin sahiplenmesine izin veremezdik ve izin veremedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama Lisesi müdür ve öğretmeleri, BERGAMA LİSESİNİN geçmişine bir baksınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi daha ilk mezununu verdiği 1969 yılından itibaren yıllarca, Bergama’nın en başarılı lisesi, üniversite sınavlarında ülkede başarıları ile dereceye giren bir lise idi. Herkes çocuğunu Bergama lisesine kayıt yaptırmak için torpil arardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki  yaklaşık 10 yıl öncesine kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi son 10 yılda ne durumda? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden artık insanlar çocuklarını kayıt için ilk tercih olarak Bergama Lisesine gelmiyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi bütün mezunları olarak Bergama lisemiz “hatta ortaokulumuz ile” gurur duyuyoruz. Her zaman var olması ve başarılı olmasını istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi müdür ve personeli övülmek ve taktir edilmek istiyorsa iyi öğrenciler yetiştirsinler, okulun başarılarını arttırsınlar. O zaman göğsümüz kabarsın, hep birlikte okulumuzla gurur duyalım. O zaman Müdür, idareci ve tüm öğretmenlerini omuzlarımızda taşıyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman Bergama lisesi müdür, idareci ve öğretmenleri istesinler BERGAMA LİSESİ içinde bir gece düzenleyelim.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece boyu eksik ve yanlışlarımız olmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunun nedeni benim yalnız kalmamdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yemeğin organizasyonuna büyük emek veren İlker GÜLEN “Babasının hastalığı nedeni ile çok istemesine rağmen” geceye katılamadı. Onun geceye katılmasını sağladığı bir çok arkadaş hep onu sordular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında o gelebilmiş olsa idi hiçbir aksaklık da yaşanmazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecede ne gibi eleştiriler aldık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Müzik sesi yüksek, birbirimizi duyamıyoruz” dediler, haklıydılar, uyardık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama lisesi müdürünün ilk mezunlardan sadece 10 kişiye çiçek vereceğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaydan bizim hiç haberimiz yoktu. Galiba geceyi sahiplenmek için yaptılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bile olsa hatalı olduğumu kabul ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk öğrenci ve mezunlardan ve öğretmenlerden sadece 10 kişiye çiçek vermenin diğer arkadaş ve öğretmenlerimizi kıracağını, gücendireceğini düşünemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında lise müdürünün bu talebini ret etmem gerekirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapmadığım için hatalıyım bu nedenle tüm arkadaşlardan ve öğretmenlerimizden özür dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece boyu başka bir eleştiri ve bir yakınma gelmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğe katılan arkadaşlarımız memnundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geceyi düzenlediğimiz için teşekkür ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra görev dernek yönetiminde görev alan genç arkadaşlarımızda. Günahı ile, sevabı ile biz BERGAMA LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİNİ kurduk, bu güne getirdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl önce de Bayrağı yeni kuşağa devir ettik. Görev ve sorumluluk artık onlarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BERGAMA LİSESİ MEZUNU arkadaşlarıma ve öğretmenlerimize saygı ve sevgilerimi sunar, uzun ve sağlıklı bir yaşam dilerim. 26.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7136100531571205371?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7136100531571205371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7136100531571205371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7136100531571205371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7136100531571205371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/05/bergama-lisesi-mezunu-olarak-gorevimi.html' title='BERGAMA LİSESİ MEZUNU OLARAK GÖREVİMİ YAPTIM'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2928302969588183850</id><published>2009-05-23T11:13:00.000-07:00</published><updated>2009-05-23T11:27:14.663-07:00</updated><title type='text'>RAŞİT ÜRPER seçimi neden kaybetti?</title><content type='html'>Sayın RAŞİT ÜRPER Bergama’nın en şanslı belediye başkanı idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk seçildiği zaman “SINIF ARKADAŞI” sayın Abdullah GÜL başbakan, daha sonra da cumhurbaşkanı idi. Partisi AKP tek başına ve anayasayı bile tek başına değiştirecek kadar güçlü bir şekilde iktidarda idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu avantajlarına rağmen başarılı olamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’da yaşayan her kes Belediye başkanından memnun olmadı. Kendisine yapılan tüm uyarılara kulaklarını tıkadı. İyi niyetle  “yanlış yaptın” diyenlere inanmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman “trilyonları harcadım, Bergama’yı ayağa kaldırdım” diyordu. Yeniden belediye başkanı seçileceğine de kesinlikle inanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği ilk defa Başbakan Tayip ERDOĞAN geldiğinde anladı. En fazla 5.000 kişi alacak cumhuriyet meydanının yarısı boştu. Bunu Başbakan da, RAŞİT ÜRPER! de Bergama’da kör, sağır, taraflı, tarafsız herkes gördü. Ama RAŞİT ÜRPER yine de bu gerçeği görmedi, veya görmek istemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama seçim sonucunda bu gerçek inkar edilemeyecek şekilde görüldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Trilyonları   harcayıp, Bergama’yı ayağa kaldırdığını” söyleyen sayın RAŞİT ÜRPER sadece seçimleri kaybetmekle kalmadı, üçüncü sıraya düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu çok ama çok acı bir durum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf arkadaşım RAŞİT ÜRPER’ in bu duruma düşmesine üzüldüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ben kendisini bütün iyi niyetimle daha en başta defalarca mektupla, gazetelerde yazdığım yazılarımla  uyarmıştım. Beni çağırıp konuşacağını söylemesine rağmen bunu yapmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi seçimi CHP kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet GÖNENÇ belediye başkanı oldu. 05.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2928302969588183850?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2928302969588183850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2928302969588183850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2928302969588183850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2928302969588183850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/05/rasit-urper-secimi-neden-kaybetti.html' title='RAŞİT ÜRPER seçimi neden kaybetti?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2911610917990620340</id><published>2009-04-30T09:03:00.000-07:00</published><updated>2009-04-30T09:04:02.717-07:00</updated><title type='text'>KÖY ENSTİTÜLERİ</title><content type='html'>KÖY ENSTİTÜLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK, kurtuluş savaşının kazanılmasından, EMPERYALİST ÜLKELERİN ANADOLU'DAN kovulmasından sonra esas savaşın CEHALETE karşı olacağını söylemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca ağaların, beylerin, kara cüppeli hoca ve şeyhlerin insafına terk edilmiş cahil bırakılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle CEHALETİN yenilmesi, Anadolu insanının en kısa zamanda ve en iyi şekilde eğitilmesi için KÖY ENSTİTÜLERİ açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahil ama öğrenmeye susamış, zeki kız, erkek köy çocukları kendi okullarını kendileri yapacak, okuyacak, araştıracak, öğrenecek ve daha sonra kendileri gibi öğrenmek isteği ile yanıp tutuşan gençleri eğitmek için köylere gidecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy enstitülerinde bu gençler, köylünün her ihtiyacına çözüm olabilecek bilgilerle donatılıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım, inşaat, el sanatları, müzik, resim ve daha birçok konuda eğitiliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sadece okuyarak değil ayni zamanda yaparak öğreniyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'nun ücra bir köyünde öğretmenlik yaparken, soracak yardım isteyecek kimse yokken gerek duyulabilecek her şeye donanımlı hale getiriliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten çoğu Anadolu köy çocukları idi. Köylülerle birlikte yaşıyor, onlarla dertleşiyor, ihtiyaçları olduğunda onların yanında oluyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma yazma, araştırma ve sorgulamayı öğrendikleri gibi, plan, proje çizebiliyorlar, inşaat ustalığı yapabiliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarına sıraları kendileri yapıyor, körüğün başına geçip, demire şekil veriyor, nal, çapa, pulluk yapabiliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçlara aşı yapıyor, tarlaların sürüyor, her türlü ürünün hasadını yapabiliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha iyi mahsul alabilmek için hangi ürünün nasıl ekilip nasıl bakılacağını, hastalıklardan nasıl korunacağını, insan ve hayvanlar hastalandığında, yaralandığında ilk yardımı biliyor, iğne yapmasını hatta ebeliği öğreniyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl ve ilçeye uzak üstelik yolu olmayan Anadolu köylerinde her an karşılaşabilen sorunlara çözüm olabilecek bilgilerle donanmış olarak köylülerle birlikte yaşıyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanları cehaletti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar kalem tutan askerlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Türkiye Cumhuriyetin bekçileriydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyeti koruyacak, yaşatacak, ülkede yönetimini devir alacak zeki, bilgili, zihni hür, vicdanı hür insanlar yetiştirmek için eğitiliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi görev aşkı ile yanıp tutuşuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolu bile olmayan, her tülü mahrumiyet içinde kıvranan köylere gitmekten çekinmiyor, gocunmuyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her biri nerede cehalet varsa nerede öğrenmek için yanıp tutuşan insanlar varsa oraya gitmeğe hazırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu köylüsünü yıllardır sülük gibi emenler köy ve toprak ağaları ve onlarla birlikte cahil halkı hurafeler, yalan yanlış din bilgileri ile aldatan yobaz ve softalar gençlerin eğitilmesini istemiyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorlardı ki, köylüler, gençler kız ve erkekler okur, öğrenirlerse, kanlarını emen, sülükleri sırtlarından söküp atacaklar, bu güne kadar kendilerine anlatılanların doğru olmadığını, kandırıldıklarını hepsinin yalan, hurafeler olduğunu anlayacaklar, toprak ağaları  ve yobazlar egemenliklerini devam ettiremeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle, yıllarca uğraştılar, didindiler, yalan ve iftiralarla cahil halkın dini duyguları da kullanıp sonunda Köy enstitülerini kapatmayı başardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o güne kadar köy enstitülerinden yetişen ÖĞRETMENLER yıllarca Anadolu gençliğini aydınlatmağa devam ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlığı sevmeyen karanlık güçler boş durmadı. Bu aydınlanmayı engellemek için imam hatip okullarını icat ettiler. Buralara fakir köy çocuklarını alıp çağdaş eğitim yerine din ağırlıklı olarak eğittiler. Atatürk, demokrasi, laiklik, çağdaş eğitimi kötülediler. Kız çocuklarının önce başlarını sonra bütün bedenlerini “dinimiz böyle diyor” diye kapattırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen okullarını kapattılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen okulları kapandıktan sonra, inançlı bir eğitimci olarak yetiştirilemeyen öğretmenler Anadolu’ya, köylere tayin olduklarında gitmeyip torpil ile batıya, büyük şehirlere tayin yaptırdılar. Bunu başarıncaya kadar izin ve raporla günlerini geçirdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok Anadolu köy okulu öğretmensiz, cahil kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenlerin bir çoğu öğrencileri ile okul dışında hiç ilgilenmedi, hatta görev yaptığı ilçe, kasaba veya köyde oturmadı, öğrencilerinin baba ve anaları hiç tanışmadı. Eğitim ezberciliğe dayalı hale getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer köy enstitüleri kapanmasaydı, Anadolu’nun en ücra köylerinde gençler eğitilmiş, CEHALET ortadan kalkmış olsaydı; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün “HAYDİ KIZLAR OKULA” kampanyasına gerek duyulur muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük kızlar zorla evlendirilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarımız ikinci sınıf vatandaş olur muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkek birden fazla kadınla evlenebilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namus davası için genç kızlar, kadınlar öldürülür müydü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE bu durumda olur muydu? 22.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2911610917990620340?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2911610917990620340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2911610917990620340' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2911610917990620340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2911610917990620340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/koy-enstituleri.html' title='KÖY ENSTİTÜLERİ'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7856307087609140578</id><published>2009-04-30T08:55:00.000-07:00</published><updated>2009-04-30T09:03:12.093-07:00</updated><title type='text'>1 MAYIS</title><content type='html'>1 MAYIS İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde 1976 yılına kadar, 1 MAYIS İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜ kutlamaları yasaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçiler "1 mayıs günü" gizli yerlerde, kırlarda toplanır, kutlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neden yasaktı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar hep "BİR BENLE NE OLUR?" mazeretine sığınırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama mitinglerde, 1 mayıslarda TEK BAŞLARINA OLMADIKLARINI GÖRÜRLER. Birlikte, örgütlü olduklarında güçlü olacaklarını görür ve anlarlar. Haklarını almak için, sendikanın, örgütlenmenin, birlikte aramanın şart olduğuna inanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ülkelerde egemen güçler örgütlenmeyi, sendikalaşmayı ve "1 MAYIS KUTLAMALARINI" işte bunun için yasakladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın teri ile geçinen, sermaye olarak emeğinden başka bir şeyi olmayan, ama hiçbir zaman emeğinin hakkını almayan, insanca yaşayamayan emekçiler, 1 mayıs da alanlara çıktıklarında anlarlar ki tek başlarına değiller. Kendileri gibi milyonlar var. Kendilerine güvenleri gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirleri tanımadıkları yoldaşları ile konuşurlar, dertleşirler. Ortak sorunlarını birbirlerine anlatırlar. Ne yapmaları gerektiğini tartışırlar. Birbirleri ile yardımlaşma ve dayanışma içinde olmaya söz verirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte egemen güçler, işçi ve emekçileri çok ucuza ve kötü koşullarda çalıştırıp çok kar eden patronların bu işine gelmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendika, 1 mayıslar işçilerin birlikte alanlara çıkması onların işine gelmez. İşçilerin birlik ve dayanışması onları korkutur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi ve emekçilerin başka ülkelerdeki işçi ve emekçilerle buluşması, dayanışma içinde olması ENTERNASYONALİZME, 1MAYIS kutlamalarına yıllarca işte bunun için yasak konuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde ilk defa 1976 yılında DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (DİSK) 1 mayıs işçi bayramını alanlarda kutlamaya karar verdi. 1976 1 mayıs günü İstanbul TAKSİM meydanında 100 binden fazla emekçi vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egemen güçler, patronlar bunu görünce korktular. Bunun için işçilerin birlik ve dayanışması, onların 1 mayıslarda alanlara çıkması engellenmeliydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1977 yılı 1 mayısında İstanbul TAKSİM alanında 500 bin kişi vardı. DİSK başkanı KEMAL TÜRKLER kürsüde konuşurken alana kurşun yağdırıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜ 1 MAYISI eşleri ve çocukları ile kutlamaya gelmiş insanların paniği sırasında alana panzerler girdi. Kimi kurşunlarla kimi panzerlerle kargaşa sırasında çoğu polis panzerleri ile ezilerek 36 emekçi öldü. Bunu yapanlar asla bulunamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca 1 mayıslarda alanlara çıkılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zamandan bu yana milyonlarca emekçi sigortasız ve sendikasız çalıştırılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zamandan bu yana işçi ve emekçiler daha yoksul. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekleri patronun iki dudağı arasında. Hele şimdi birde kriz olunca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bir yıl önce "1 MAYIS, işçi ve emekçilerin birlik ve dayanışma günü tatil olsun" diyenlere "ÜLKEMİZ EKONOMİSİ TRİLYONLARCA ZARAR EDER" diye kaşı çıkan siyasi iktidar şimdi 1 mayıs gününü tatil yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yine1 MAYIS, "İŞÇİ ve EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜNÜN TAKSİMDE, KUTLAMASINA" izin vermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 mayıs 2008 TAKSİME çıkmak isteyen emekçileri sendika binasından bile çıkmasına izin vermedi yine "TAKSİM YASAK" diyor. Yine ayni şeyleri yapacağını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde kesinlikle işçi, emekçiler, demokrasi güçleri sindirilemeyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle işçi, emekçi ve demokrasi güçleri "1 MAYIS İŞÇİ ve EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜNÜN TAKSİMDE, KUTLAMA YASAĞINI KALDIRTACAKTIR." 18.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7856307087609140578?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7856307087609140578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7856307087609140578' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7856307087609140578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7856307087609140578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/1-mayis.html' title='1 MAYIS'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-2189871608045124366</id><published>2009-04-30T08:54:00.000-07:00</published><updated>2009-04-30T08:55:05.481-07:00</updated><title type='text'>İNSAF</title><content type='html'>İNSAF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşın insafı yoktur. Mazeret dinlemez. Seçildiğin belli olur olmaz hemen kolları sıvamanı, birer, birer hem de kısa sürede sorunları çözmeni ister. Ülkemizde işlerin böyle yürümediğini  çok iyi bildikleri halde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye başkanlığı seçimleri 29 mart 2009 da yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçlar 02 nisan 2009 da kesinleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazbatalar 03 nisan 2009 da alındı, ayni gün devir teslim yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makamına oturan başkan ve göreve gelen meclis üyeleri ilk toplantılarını 06 nisan 2009 Pazartesi günü yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada belediye başkanına kutlamalar başladı. Vatandaş akın, akın tebrike geldi, hala gelmekte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan yeni seçilmiş. O da gururlu. İçi görev aşkı ile yanıyor ama tebrike gelinmesi, iltifat edilmesi de hoşuna gidiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adayken, seçmenden oy isterken seçileceğine inanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şimdi seçildi. İş ciddiye bindi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikleri kabul ederken, bir yandan da verdiği sözler, yapacakları aklından bir, bir geçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafası karışık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl güç bir göreve geldiğinin, işin ciddiyetinin yeni, yeni farkına varmaya başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz irkiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba başarabilir miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden kafasından kötü düşünceleri atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başaracağım. Ben kendime güveniyorum” diye geçiyor kafasından. İçine ferahlık geliyor, rahatlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikler bir, iki, üç, beş gün devam edip uzayınca kafasından “iyi güzel de bu ne kadar devam edecek? Ben ne zaman işe başlayacağım?” diye geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş böyle devam ederse çalışmak mümkün değil. Vatandaşı kırmak da yanlış. En iyisi “tebrikleri, kutlamaları kısıtlamak. Önümüzdeki hafta günün belli saatlerinde kutlamaların devam edeceğini duyurmalı” diye düşünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşları ile konuşup, görüşüyor, onlara; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha personelle, birim amirleri ve müdürler ile toplantı bile yapamadım. Özel kalem, danışmaya, halkla ilişkilere güvenilir kişileri bile getiremedim. Belediyeye gelen vatandaş, daha girişte “AK MASA” yazmasa da ayni düzenin devam ettiğini görüyor. Aklından “bak değişen hiçbir şey yok. Ayni tas ayni hamam devam ediyor diye düşünüyordur. Hele kötü niyetliler, muhalifler daha neler diyor bilinmez.” Diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclis üyesi arkadaşları da ona hak veriyorlar. “Bunu halka duyurmalı. Belki bazı kişiler eleştirecek, kızacak ama çoğunluk bize hak verecektir” diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce seçim broşürlerimizdeki verdiğimiz sözler ne? İlk başta neler yapabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta ve uzun vadede neler yaparız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir program yapalım, halka açıklayalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer söz verdiğimiz sürede bazı işleri tamamlayamazsak nedenlerini halka açıklayalım. &lt;br /&gt;Vatandaş bizim iyi niyetimize inanırsa hoş görür. Diye karar veriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun ama umutlu, moralleri düzelmiş, sanki her şeyi şimdiden başarmışlar, bütün sorunları çözmüşler gibi mutlu olarak toplantıya son veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut fakirin ekmeği. Vatandaş böyle olmasını umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm iyi niyeti ile başkan ve meclis üyelerinin de iyi niyetine tüm kalbi ile inanmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçmen seçimde başka adaylara oy vermiş olsa da bu günden sonra büyük çoğunluk seçim sonuçlarına saygılı. Seçilenlerin iyi niyetli, dürüst ve başarılı olmasını istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen sözlerin yerine getirilmesi. Daha güzel bir Bergama istiyor. 10.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-2189871608045124366?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/2189871608045124366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=2189871608045124366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2189871608045124366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/2189871608045124366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/insaf.html' title='İNSAF'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-637426905492898225</id><published>2009-04-30T08:51:00.000-07:00</published><updated>2009-04-30T08:54:15.490-07:00</updated><title type='text'>RAŞİT ÜRPER seçimi neden kaybetti?</title><content type='html'>RAŞİT ÜRPER seçimi neden kaybetti? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın RAŞİT ÜRPER Bergama’nın en şanslı belediye başkanı idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk seçildiği zaman “SINIF ARKADAŞI” sayın Abdullah GÜL başbakan, daha sonra da cumhurbaşkanı idi. Partisi AKP tek başına ve anayasayı bile tek başına değiştirecek kadar güçlü bir şekilde iktidarda idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu avantajlarına rağmen başarılı olamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’da yaşayan her kes Belediye başkanından memnun olmadı. Kendisine yapılan tüm uyarılara kulaklarını tıkadı. İyi niyetle  “yanlış yaptın” diyenlere inanmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman “trilyonları harcadım, Bergama’yı ayağa kaldırdım” diyordu. Yeniden belediye başkanı seçileceğine de kesinlikle inanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği ilk defa Başbakan Tayip ERDOĞAN geldiğinde anladı. En fazla 5.000 kişi alacak cumhuriyet meydanının yarısı boştu. Bunu Başbakan da, RAŞİT ÜRPER! de Bergama’da kör, sağır, taraflı, tarafsız herkes gördü. Ama RAŞİT ÜRPER yine de bu gerçeği görmedi, veya görmek istemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama seçim sonucunda bu gerçek inkar edilemeyecek şekilde görüldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Trilyonları   harcayıp, Bergama’yı ayağa kaldırdığını” söyleyen sayın RAŞİT ÜRPER sadece seçimleri kaybetmekle kalmadı, üçüncü sıraya düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu çok ama çok acı bir durum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıf arkadaşım RAŞİT ÜRPER’ in bu duruma düşmesine üzüldüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ben kendisini bütün iyi niyetimle daha en başta defalarca mektupla, gazetelerde yazdığım yazılarımla  uyarmıştım. Beni çağırıp konuşacağını söylemesine rağmen bunu yapmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi seçimi CHP kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet GÖNENÇ belediye başkanı oldu. 05.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-637426905492898225?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/637426905492898225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=637426905492898225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/637426905492898225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/637426905492898225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/rasit-urper-secimi-neden-kaybetti.html' title='RAŞİT ÜRPER seçimi neden kaybetti?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7909864714747208517</id><published>2009-04-07T13:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T13:39:33.520-07:00</updated><title type='text'>İLK İZLENİM</title><content type='html'>Yeni belediye başkanı ve meclis üyelerinin ilk günlerde en büyük sorunu ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - Ülkemiz genelinde olduğu gibi ilçemizde de en büyük sorun işsizlik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyelerin asli görevleri olmadığı halde vatandaşlar çaresiz belediyelerden işsizlik sorununa çare bulmasını bekliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle belediye başkanı göreve gelir gelmez tebriklerle birlikte ilk başvurular hep “İŞ” konusunda oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek yeni belediye başkanı gerek başta CHP li olmak üzere bütün belediye meclis üyeleri üzerinde “tanıdık, eş, dost, arkadaşların” kendileri, çocukları, tanıdıkları için belediyede işe girme konusunda büyük baskıları olacak hatta şimdiden bu baskılar olmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye başkanı başta meclis üyeleri olmak üzere kimseyi darıltıp, gücendirmeden bu baskıları nasıl göğüsleyecek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni belediye başkanımızın ilk sınavı bu konuda olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - Belediyenin borçları, Bergama’nın yıllardır artarak devam eden sorunları ve son 5 yılda yapılan yanlışlar nedeni ile başkan ve meclisin işi gerçekten çok ama çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan 5 yıldır belediye meclis üyesi olduğu için belli bir tecrübesi muhakkak vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oy isterken bir çok sözler verdiler. Bir çok projelerden söz ettiler. Ama bunları gerçekleştirmek için zaman gerekiyor. Umarım sözünde durur, başarılı olur ve verdiği sözlerin, projelerin bir çoğunu 5 yıl içerisinde gerçekleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ilk izlenim çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle ilk günlerde “hatta ilk kararlar, uygulamalar” verdiği sözleri yerine getireceğine dair insanlarda bir umut, inanç, bir izlenim verebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için, para, zaman ve zorluk yaratmayan birkaç olumlu iş yapılıp, verilen sözlerden bir kaçı yerine getirebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; Meclisin ilk toplantısında “SEMT PAZARLARININ” açılması, “ESKİ KINIK GARAJININ” tekrar faaliyete geçirilmesi, hatta mezbahayı taşımadan bile onun bahçesinin “DİKİLİ, YUNTDAĞ” araçları için garaj olarak kullanıma açılması başlatılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük yakınmalara neden olan çöplerin daha iyi toplanması sağlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ÇAMLI PARK VE GÜLÜSTAN PARKINI “ki kermes de yakın” çay bahçesi haline getirebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırımların esnaf tarafından işgali “kısmen de olsa” önlenebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşın yakındığı bir çok konuda başka benzer bazı uygulamalar için kararlar alınabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar yapılabilirse, Vatandaşta “BUNLAR BU İŞİ BAŞARACAK”  izlenimi oluşacaktır ki bu ilk izlenim çok ama çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç yerleşti mi, büyük ve zor sorunların çözümü için vatandaş yeni belediye başkanı ve yönetimine zaman tanıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok bunlar yapılmaz, “PROJE, PLAN, PARA, BÜTÇE, BORÇ, ALACAK” hesapları ile uğraşılır, uzun süre hiçbir yeni uygulama yapılamazsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaş “BUNLAR BU İŞİ BECEREMEYECEK” damgasını hemen yapıştırıverir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç zihinlere bir yerleşti mi ağzınla kuş tutsan kolay, kolay  değişmez. 05.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7909864714747208517?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7909864714747208517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7909864714747208517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7909864714747208517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7909864714747208517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/ilk-izlenim.html' title='İLK İZLENİM'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-5053282722296803274</id><published>2009-04-07T13:37:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T13:38:30.500-07:00</updated><title type='text'>KARTOPU</title><content type='html'>Seçimler geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim kazandı? Kim kaybetti? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi partiler ve medya bunu tartışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak parti iktidarının oyu azaldı. Ancak azalma 2004 yerel seçimleri ölçü alınarak mı hesap yapılacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa 2007 milletvekili seçimlerine göre mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRİNCİ BÖLÜM &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi seçimin oy oranına göre yapılmış olursa olsun, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AK PARTİ İKTİDARI” Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, bazı vali, kaymakam ve devletin bürokratları yetkilerini, devlet devletin bütün olanaklarını Ak Parti için kullanmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara rağmen iktidarın oyları önemli oranda düştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası özellikle İstanbul!da kanıtlı, belgeli çalınan oy, değiştirilen seçim tutanakları iddiası ile seçim sonuçlarına itirazlar yapıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de İstanbul’un bazı ilçelerinde sayım hatta seçimler yeniden yapılacak. Belki belediye başkanları, büyük şehir belediye başkanı değişecek, değişmese bile oy oranlarında AK parti aleyhine değişiklikler olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve AK PARTİ iktidarı bundan sonra “BEN HER İKİ KİŞİDEN BİRİNİN OYUNU ALIYORUM” diyemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke genelinde toplam seçmen sayısı 48.033.247.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oy kullanan seçmen sayısı 41.001.512&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli oy sayısı 40.101.516.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak partinin aldığı oy 15.487.822 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçerli oylara göre AK partinin oy oranı“% 38,76” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak toplam seçmen sayısına göre oy oranı  % 32,24 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani AK parti “her 2 kişiden birinin değil her 3 kişiden birinin” oyunu almış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK PARTİ, çağdaş, batılı, özgürlükçü, demokrat ve AB yanlısı olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gerçekten çağdaş bir yaşamı savunan, öğrenim düzeyi yüksek kesimlerin oyunu alamadığı bu seçimlerde çarpıcı bir şekilde açığa çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan “biz tüm ülkenin partisiyiz” dese de bu seçimde görüldü ki, her bölge, il ve ilçeden oy alsalar da güçlü olduğu yerler iç, doğu ve güneydoğu Anadolu. Yani kırsal kesim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölgelerdeki seçmenlerden oy isterken “çağdaşlık, demokrasi ve özgürlük” söylemlerini kullanıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği, Ak Parti ve başbakanı destekleyen ABD ve AB de görüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak hala daha Afganistan, Irak ve Orta Doğu politikaları için ihtiyaçları olduğundan, anlaşılacağı üzere AK parti iktidarına, ABD ve AB nin desteği bir müddet daha devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖRDÜNCÜ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANAP, nasıl 12 eylül gibi bir ara dönem partisi olarak 2 dönem tek başına iktidara geldi, yıllar geçtikçe küçüldü, bir müddet sonra koalisyonlarla iktidar gücü ile ömrünü devam ettirdi ve şimdi yok olmak üzere ise, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK PARTİ  de 28 şubat ara döneminin partisi olarak büyük bir oy oranı ile iktidara geldi, 2007 de oyunu arttırdı ise de şimdi inişe geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük kayıplar “KARTOPU” gibi hızla büyüyecek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki 2011 de değil ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle 2015 de ülkemiz siyasi hayatında AK PARTİ ya olmayacak, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde ANAP ın olduğu gibi, AK parti de anketlerde “DİĞERLERİ”  bölümünde gösterilen bir parti olacaktır. 31.03.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-5053282722296803274?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/5053282722296803274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=5053282722296803274' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5053282722296803274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/5053282722296803274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/kartopu.html' title='KARTOPU'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-4768843709275656579</id><published>2009-04-07T13:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T13:37:39.604-07:00</updated><title type='text'>BAŞKASI GELSİN</title><content type='html'>Cumhurbaşkanı sayın Abdullah GÜL, 2004 yerel seçimleri öncesinde başbakan iken Bergama’ya geldiğinde; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“RAŞİT ÜRPER, İstanbul’da üniversiteden bizim arkadaşımız, kendisine kefilim onu seçerseniz Bergama’ya iyi hizmet eder, biz de her konuda  yardımcı oluruz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine, “Bergama, güzelleşecek, kalkınacak, işsizlik sona erecek, biz ve çocuklarımız iş aramak için Bergama’dan başka illere gitmek zorunda kalmayacağız" diye  seçmenler RAŞİT ÜRPER’ e oy verdi belediye başkanı yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RAŞİT ÜRPER Bergama’ya seçilen en şanslı belediye başkanı oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü partisi “Ak Parti” anayasayı bile değiştirecek çoğunlukla iktidardaydı. Başkanın sınıf arkadaşı sayın Abdullah GÜL, önce başbakan sonra başbakan yardımcısı, sonra da Cumhurbaşkanı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama HEYHAT.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın başkan RAŞİT ÜRPER “ trilyonlar harcadık, Bergama’yı ayağa kaldırdık” dese de hiç kimse bunun farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’ya gelen trilyonlar kimin cebine aktı? Kimler yararlandı? Bilinmez, ama sade vatandaşların hiç biri aktığı söylenen trilyonlardan da, yapıldığı söylenen hizmetlerden de zırnık yararlanamadı. (İhalelere kimler girdi? Kimler kazandı, Bergamalı mı yabancı mı?) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’da 5 yılda yapılan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana cadde de cam gibi kaygan ızgaralardan memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir içinde tamamı kazılıp yapılan yol ve kaldırımlardan memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir içi trafikten memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir – Çanakkale çatısına taşınmasını dört gözle beklediğin şehirler arası garajdan memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komşu ilçelerden ve köylerden gelen otobüs ve münübüslerin İlçe merkezine girmesinin yasaklanmasından memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Pazar yerinden memnun musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylarca halkın şikayetlerine kulak tıkadıktan sonra seçimlere bir hafta kala semt pazarı açmasında başkanın samimiyetine inanıyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜMERBANK TEKSTİL FABRİKASI Belediyemize devredildi diye davul zurna çalıp tören düzenlemedi mi? Fabrikayı çalıştıracağım, işe alacağım diye 10 binden fazla kişiden dilekçe almadı mı? Fabrikayı kiraladığı kişi çalıştırdığı işçilerin parasını vermeden kaçmadı mı? Hatta  250 bin TL elektrik parasını da borç takmadı mı? Elektrik paraları bizim paralarımızla ödemek zorunda kalmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bergama’ya gelen sayın Başbakanının trilyonlar harcayarak yaptığını söylediği ve açılışını yaptığı  98 (yazı ile - DOKSAN SEKİZ)  tesisin gerçek olduğuna inanıyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılışını yapmaya geldiği tesislerin gerçek olmadığını Bergama Cumhuriyet meydanının boş olduğunu görünce başbakanda anlamış olmalı ki; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan gider gitmez fısıltı gazetesi çalışmaya başladı “başbakanın Belediye başkanı RAŞİT ÜRPER’ e bu kadar insan mı toplayabildin? Hiç mi çalışmadın? Sana trilyonlar gönderdik, bu paraları ne yaptın? “ dediği söylentileri yayıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söylentileri belediye başkanı “YALAN, Başbakan mitinge değil tamamlanan tesisleri açmaya geldi dedi. Kimseye duyuru yapmadık,  insanlar kendiliğinden geldi” dese de buna kimseyi inandıramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki gerçekten Bergama’ya trilyonlar geldiyse başkan bu paraları nereye harcadı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yılda hangi 98 büyük yatırım ve hizmetleri yaptı? Bergama’nın hangi cephesini nasıl değiştirdi? Bergama’yı nasıl ayağa kaldırdı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim broşürüne bakıyoruz (Tamamı zaten 15 – 20 tane) yaptım dediklerinin çoğu eski başkan zamanında yapılmış. Gerisi nerede? Kimse bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ŞİMDİ DE, HİZMETE DEVAM, YAPTIKLARIMIZ YAPACAKLARIMIZIN TEMİNATIDIR” Diye yeniden bizden oy istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıklarından memnunum, Bergama’yı ayağa kaldırdı diyen var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben duymadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 mart 2009 yerel seçimlerinde anlaşılıyor ki Bergama seçmeni büyük oranda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “MACERAYA DA, AKP ye de RAŞİT ÜRPER’E OY YOK” DİYECEK. 24.03.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-4768843709275656579?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/4768843709275656579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=4768843709275656579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4768843709275656579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/4768843709275656579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/baskasi-gelsin.html' title='BAŞKASI GELSİN'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-7253043727223501060</id><published>2009-04-07T13:34:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T13:36:38.335-07:00</updated><title type='text'>KULAĞINI ÇEKİVER</title><content type='html'>Çocukken, verdiğimiz sözü tutmaz, ders çalışmaz, tembellik eder, yalan söyler, söz dinlemez, yaramazlık yaparsak, konu, komşu, tanıdıklar, öğretmenimiz büyüklerimize, annemize, babamıza, “ŞUNUN KULAĞIĞINI BİRAZ ÇEKİVER” derlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan “uyarmak” da , gerçekten “kulağı çekmek” de anlaşılırdı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Parti iktidara gelirken “YOKSULLUK, YOLSUZLUK ve YASAKLARI” ortadan kaldıracağına söz vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki verdiği sözü tuttu mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK PARTİNİN iktidar olduğu yedi yılda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluk bitti mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa her geçen gün arttı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşi, sosyal güvencesi olmayan, yeşil karta muhtaç insan sayısı her gün artmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl belediyelerin, sosyal yardım vakıflarının yardımlarına muhtaç insan sayısı artmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazanlarda işten çıktığında iftara yetişemeyenler için kurulan “iftar çadırları” her yerde ve sayıları her geçen yıl artarak artık yoksulların boğazından “SICAK BİR YEMEK GEÇSİN” diye kurulmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD de başlayan ve bütün dünyayı saran küresel kriz görüldüğünde “KRİZ GELİYOR” bizi de vuracak dediklerinde, Başbakan “bizi vurmaz, teğet geçer, hatta biz karlı çıkarız demedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi “teğet geçti mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce işveren ve yüz binlerce işçi işlerini kaybetmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarı yoksulluğu önleyemediği, küresel de olsa krizin etkilerini önlemek duyarsız kaldığı için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK PARTİYE, yerel seçimlerinde oylarımızı vermeyerek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KULAĞINI ÇEKELİM Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuzluklar bitti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet yönetiminde ihale ve özelleştirmelerde, belediyelerde yine ihale ve imar uygulamalarında  yolsuzluklar artmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar yanlısı bazı kişiler kısa sürede köşeyi dönmedi mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginleşmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan deseler de, çevremizde, ilçemizde, ilimizde yolsuzluklara tanık olmuyor muyuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyada her gün yeni bir yolsuzluk haberlerini görüp okumuyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuzlukları açığa çıkan bürokrat ve Belediye başkanları, “başbakan, bakan veya  amirleri” izin vermediği için yargılanabiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişileri yargılayabilmek için Danıştay’dan izin alınması, dava açılması derken bir kısmı milletvekili olarak dokunulmazlık zırhına bürünmüyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kısmı zaman aşımına uğrayıp cezadan kurtulmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz verip “yolsuzlukları” da önleyemediği için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylarımızı vermeyerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK PARTİNİN, 29 mart yerel seçimlerinde “KULAĞINI ÇEKELİM Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasakları kaldırdı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca yasa çıkarıp “kendileri ve yandaşları dahil bir çok yolsuzluk yapanları, suçluları” af etmediler mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, tüm çalışanlara grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı verdiler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kesimlerin, işçi, memur, çiftçi, emekli her kesime örgütlenme hakkı verdiler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet güçlerine sınırsız telefon dinleme hakkı verip insanların haberleşme özgürlüğünü bile ellerinden almadılar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarı, başbakanı, bakanları en küçük bir eleştiri yapanları karakola çekmediler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partiler yasasını değiştirip lider sultasını sona erdirdiler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim yasasını değiştirip kendi vekilimizi kendimizin seçmemizi sağladılar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargının siyasetçilerin etkisinden kurtulması için yargı reformu yaptılar mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz verip “yasakları” kaldırmadıkları için; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; AK PARTİNİN, 29 mart yerel seçimlerinde “KULAĞINI ÇEKELİM Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarının bu yerel seçimlerde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kulağını çekmez, eğer oylarımızla cezalandırmaz isek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak, muhalefet, basın, yalan söylüyor yalan yazıyormuş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizlik yokmuş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuzluk yokmuş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklar bitmiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bütün yaptıklarım doğruymuş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bütün yaptıklarımı millet destekliyormuş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben en iyisini biliyormuşum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben en iyisini, en doğruyu biliyormuşum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demeyecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçim iktidarı değiştirmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylarımızı AKP dışında başka bir partiye verirsek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan (zaten AKP demek başbakan demek) demek ki ben bazı şeyleri yanlış anlamışım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki bazı şeyleri bana doğru söylememişler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki milletin gerçekten sorunları varmış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşın yakındığı sorunları araştırıp çözüm aramaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu seçimde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarı ve başbakanı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylarımızı esirgeyerek “KULAĞINI ÇEKMEZ İSEK” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen oylarımızı yine AKP ye verirsek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün yaptıkların doğru, işsiz, yoksul da kalsak senin suçun yok demiş olmaz mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarından ve başbakandan oylarımızı esirgersek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun, yasakların devam etmesinden, gelir dağılımı adaletsizliğinden, siz sorumlusunuz, siz  hatalısınız demiş olmaz mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan ve AKP iktidarının,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KULAĞINI ÇEKELİM Mİ? ÇEKMEYELİM Mİ?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 mart 2009 seçimlerinde bütün bunları düşünerek oy vereceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ve kime “İKTİDAR VEYA MUHALEFETE” oy verirsek verelim, seçimden sonra yakınmaya, sızlanmaya hakkımız olamayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 29 mart 2009 yerel seçimlerinde AKP iktidarından ve başbakandan oylarımızı esirgediğimiz halde yine sorunlarımıza duyarsız kalırsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En geç 2011 de “iktidarı belirleyecek” millet vekili genel seçimleri olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman “BEN SENİ 29.03.2009 DA UYARDIM, AMA SEN ANLAMADIN” diyerek iktidardan al aşağı etmek hakkımız olacaktır. 20.03.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-7253043727223501060?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/7253043727223501060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=7253043727223501060' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7253043727223501060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/7253043727223501060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/04/kulagini-cekiver.html' title='KULAĞINI ÇEKİVER'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-6629258362175886660</id><published>2009-03-14T05:10:00.000-07:00</published><updated>2009-03-14T05:11:02.581-07:00</updated><title type='text'>NASIL BİR BERGAMA?</title><content type='html'>Bu güne kadar her zaman her şeyden belediye başkanlarını sorumlu tuttuk. Ama başarı veya başarısızlıkta başkan ile birlikte ayni oranda meclis üyelerinin de payı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar görev yapan belediye başkanlarımız hep başarı ile görev yaptıklarını, ilçemizi kalkındırıp geliştirdiklerini söylerler. “Yemin etse karnı ağrımaz” derler. Muhakkak bazı iyi, yararlı işler yapmışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dedikleri gerçek ise bu gün hala neden “İLÇEMİZDE BU KADAR SORUN VAR?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık söz verip yapmamak olmamalı. Verdiği sözleri tutmayandan hesap sormalıyız. Bunu sadece 5 yılda bir seçimden seçime değil, görev yaptıkları süre içerisinde verdikleri sözleri hatırlatarak yapmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bütün adaylar bol, bol sözler veriyorlar. Yeni seçilecek belediye yönetiminden benim isteklerimin çoğu içinde bütün adaylar söz veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki biz  Nasıl bir Bergama istiyoruz? Göreve gelecek yeni belediye başkan ve meclis üyeleri ne yapmalı, neleri yapmamalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim istediklerimi inanıyorum ki Bergama’da yaşayan herkes istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bundan sonra başkanlarımız “yollarımız ve kaldırımları” zorunluluk olmadıkça kazıp yeniden yapmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İçinden çıkılmaz hale gelen şehir içi trafik sorununa acilen çözüm bulunsun. Trafiğin yoğun olduğu mahalle aralarındaki yollarda tek yön uygulamasına geçilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kaldırımlar esnafların işgalinden kurtarılsın. Yayaların kullanımına açılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Geçici çözümlerle birlikte hiç vakit geçirmeden TRAFİK SORUNUNA kalıcı bir çözüm için şehir merkezi ve trafik akışının ve araç sayısının yoğun olduğu mahallelerden başlanarak SEMT OTOPARK yapımına başlansın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En az 3 SEMT PAZARI kurulsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yeni otobüs garajında yazıhaneler yeniden ihaleye çıkarılsın. Başka firmalarında gelmesi için (gelecek firmalardan İzmir – İstanbul – Ankara’ya sefer koyma şartı aransın) gerekiyorsa 3 – 5 yıl çok düşük bedeller istensin. Eğer yine de firmalar gelmezse BELEDİYE tarafından İzmir’e günde en az 3 OTOBÜS seferi konulsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- KINIK, TURANLI, GÖÇBEYLİ, BÖLCEK tarafından gelen yolcu otobüs ve münübüsleri için eski Kınık garajı tekrar açılsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- DİKİLİ, ALİAĞA, AYVALIK tarafından gelen otobüs ve münübüsleri için de Adnan Menderes bulvarı üzerinde uygun bir yere garaj yapılsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Belediye tarafından en kısa zamanda bir düğün salonu yapılsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Belediye tarafından bir tiyatro ekibi – topluluğu kurulsun. Ayda en az bir tiyatro oyunu sahnelensin. Ayrıca bu tiyatro ekibi – topluluğu kasaba ve köylerde de bu oyunları sahnelesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İlçemizde kesinlikle bir sinema olsun. Bu gerçekleşinceye kadar hiç olmazsa ayda bir kez olsun ödül almış filmlerden biri düğün salonunda izletilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Belediye bir ekmek fırını açsın.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ÇAMLI PARK, GÜLÜSTAN PARKI, AKASYA PARKI ve BAHRİYE ÜÇOK PARKLARININ çay bahçesine dönüştürülmeli ve çalıştırılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- TÖREN, TOPLANTI, MİTİNG gibi özel durumlar ve şehrin güzel görünümü için İlçemiz kesinlikle bir ŞEHİR MEYDANINA kavuşturulmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;- Artık ayıp. Yıllardır bütün Belediye başkan adayları Fevzi Paşa mahallesindeki “ÇÖPLÜĞÜ KALDIRACAĞIZ” diye söz verdi ama hiç biri sözünü tutmadı. Bu kez bu söz tutulmalı. Bir çöp atık ve arıtma merkezi muhakkak kurulmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kurtuluş mahallesindeki tarihi SİT kapsamındaki bütün evler restore edilmeli,  pansiyona dönüştürülmeli, bu mahallede yeşillik içinde kafe, müzik, alışveriş ve eğlence yerleri oluşturularak turizme açılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Merkezde bir çok mahallede halihazır ve imar planlarının yanlışlığı nedeni ile inşaat yapılamamaktadır. Bu mahallelerde imar sorununa çözüm bulunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- JEOTERMAL ve RÜZGAR enerjisinin yaygınlaşması için her türlü çaba gösterilmelidir. İlçemizde bacalı – dumanlı sanayi ile değil, “TURİZM, TARIMA” yatırım yaparak işsizlik sorunu çözüm aranmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- TİYELTİ, ÇAKIRLAR, GEYİKLİ DAĞI bölgelerinde çok büyük içinde akarsuların, göllerin, hayvanat bahçesi, çeşitli ağaç ve bitki örtüsünün, piknik ve dinlenme yerlerinin olduğu bir doğal park yapılmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bergama;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, yol, trafik sorunu olmayan temiz, huzurlu, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her mahallesinde, çocuklar için oyun alanları, gençleri için semt sahaları, parklar, çay bahçeleri olan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentin her mahalle ve semtin planlı, sanat değeri olan mimari projeleri, yerleşimi, kat sayısı, yolu, yeşil alanı, binaların arsalarda nasıl yerleşeceği belirlenmiş ve özenle bu kurallara uyulmuş, cadde ve sokaklarında trafiğin rahatça işlediği,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alt yapı sorunu olmayan, yağmur yağdığında yolların dere olmadığı, cadde ve sokakların her yıl kazılıp yeniden yapılmadığı, kaldırımları esnafın işgal etmediği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonlarında rahatlıkla ailecek doğa ile baş başa huzur içinde dinlenebileceği park ve piknik alanları olan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİR KENT NEDEN OLMASIN?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum ki böyle bir kent 5 – 10 yılda kurulamaz. Ama gelecek için planlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye başkan ve meclisimiz bu planları yapsın, halk oyuna sunsun, kabul edilirse başlansın, 5 yılda ne kadar yapabilirse yapılsın. (Belediyenin günlük asli görevlerini de eksiksiz yerine getirmek şartı ile.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden seçilirlerse devam ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer seçilemezlerse yeni belediye başkan ve meclisi kaldığı yerden devam eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görev parti, kişi, ideolojik olarak görülmesine, hiçbir şekilde durdurulmasına izin verilmemeli geleceğin Bergama’sını kurmak için kalan yerden devam edeceğine söz vermeyen kişileri seçmemelidir. 14.03.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/312392396862479851-6629258362175886660?l=ibrahimbaytak58.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/feeds/6629258362175886660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=312392396862479851&amp;postID=6629258362175886660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6629258362175886660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/312392396862479851/posts/default/6629258362175886660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ibrahimbaytak58.blogspot.com/2009/03/nasil-bir-bergama.html' title='NASIL BİR BERGAMA?'/><author><name>ibrahim baytak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00511256753575388417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_OoJfchL5FGM/R5TxNF9jgwI/AAAAAAAAAA0/oj_5lESPaTY/S220/ibrahim1%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-312392396862479851.post-276912082639765600</id><published>2009-03-14T05:09:00.000-07:00</published><updated>2009-03-14T05:10:04.161-07:00</updated><title type='text'>YURTTAŞLIK DERSİ</title><content type='html'>Bizim zamanımızda ortaokulda haftada bir gün YUTTAŞLIK DERSİ vardı. Bu derste bize bir ülke yurttaşının en başta gelen görevlerinin “ASKERLİK YAPMAK, VERGİ ve OY VERMEK” olduğu öğretilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlik yapacaksın, çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu gün savaş olmayabilir, yurtta ve dünyada barışı savunuyoruz ama ileride bir savaş çıkacak olursa hazırlıklı olmalıyız. Askerlik ve vatan savunmasını öğrenmeliyiz.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi vermeliyiz, çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen vergilerle devletimiz okul, hastane, yol, fabrikalar yapar. Ülkenin kalkınıp gelişmesi için gerekli işleri yapar. Vergimizi düzenli verirsek, devletimiz o kadar çok kalkınır zenginleşir ve bizde refah toplumu oluruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seçimde oy vermeliyiz, çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi ile yönetiliyoruz. Bizler yurttaş olarak bizi yönetmeleri için temsilcilerimizi seçiyoruz. Eğer oy kullanmaya gitmezsek demokrasi ve halkın TBMM de temsil edilmesi tam olarak sağlanmamış olur.” Diye öğretildi. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Şimdi de böyle mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlik;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde bazı kişiler sağlam oldukları halde askerlik yapmamak için sahte çürük raporu almıyor mu? Birçok kişi “BEDELLİ ASKERLİK”  yasası çıkarmaya uğraşmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi vermek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz ekonomisinin yarısı “KAYIT DIŞI” denilmiyor mu?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğer memur, işçi isen vergin daha eline geçmeden kesiliyor. Eğer küçük esnaf veya sanatkarsan, vergi mükellefi olmak zorundasın. 3 kuruş bile kazansan vergi isterler. Ama bir çok büyük sermaye ve iş sahibi vergi ya hiç vermez veya yıllarca biriktirir, sonunda faizlere af ödemeye uzun vadeli taksitler gelir öyle öderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oy vermeye gelince;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seçimde seçmenlerin en az % 15 şi oy kullanmaz.  Oyların % 10 u geçersiz çıkar. Böyle olunca toplam seçmenin % 30 unu alan partinin oyu % 40 hatta 50 çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün ülkemizde demokrasimiz gelişemiyor. Ülkemiz kalkınamıyor. YOKSULLUK, İŞSİZLİK ve YOLSUZLUK sona ermiyor hatta artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginler, tuzu kurular, gemisini yüzdürenler, bu düzenden memnun olan, her geçen gün daha zengin olan iş adamı, büyük toprak  sahipleri, siyasetçiler, bu gidişten hiç şikayetçi değiller hatta çok memnunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama her geçen gün daha yoksul olan, durumu daha kötüleşen, işçi, memur, küçük esnaf ve sanatkar, az topraklı ve topraksız köylü – çiftçi ise şaşkın, geleceğinden umutsuz, ne yapacağını bilemez durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az da olsa bir ücret alarak çalıştığı, sosyal güvencesi olmadığı halde bir işi varken daha kriz bile gündemde değilken işsiz kalan, kişilere 29 mart yerel seçimlerinde, “BAŞKA ALTERNATİF Mİ VAR? SEN YİNE İKTİDAR PARTİSİNE OY VER” diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 1,5 yıl önce 2007 seçimlerinde seçmenler bu sözlere inandı. “DURUMUM DAHA KÖTÜ OLUR DİYE” iktidar partisi AK PARTİYE oy verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ne oldu?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Parti verdiği sözleri tuttu mu?  Oyu daha da artınca kimseyi dinlemez olmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben milletten yetki aldım her şeyi yaparım, bana kimse karışamaz demeye başlamadı mı? YSK kararlarını bile umursuyor mu? Suçu hep başkasına atmıyor mu? Başta muhalefet partileri CHP ve MHP ve medyayı suçluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki iktidar partisi kendi medyasını oluşturmadı mı? Devletin TRT kanalları hep onun propagandasını yapmıyor mu? Kendi istedikleri yasalar, kararlar olunca hiç engel tanıyor mu? Muhalefet partileri ne yaparsa, ne kadar engellemeye çalışırsa çalışsın “TBMM deki çoğunluğu ile” istediği yasaları çıkarmıyor mu? İstediklerini yapmıyor mu? Yaptıklarından veya yaptırdıklarından yasal olmasa da hesap sorulabiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama iş vatandaşın istediklerine gelince suçlu belli “MUHALEFET ve MEDYA.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse 29 mart yerel seçimlerinde sandığa muhakkak gitmeliyiz. Ancak iktidar partisine oy vermek için değil. Ona ders vermek için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclisteki partilere de güvenmiyor, inanmıyorsak, hiç iddiası olmayan başka bir partiye de olsa oy vermek için. Böylece iktidar partisinin oy oranı hak ettiğinden fazla olmasın.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisinin kafasına dank etsin ki “SEÇMENİ ARTIK KANDIRAMIYORUM, ONUN SESİNE KULAK VERMEZSEM BİR DAHAKİ SEÇİMDE BANA HİÇ OY VERMEZ” diye korksun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakirin, fukaranın, gurabanın artık sadaka ile kandırılamayacağı
