Eskiden 1960 - 70 li yıllarda, özellikle askere gelmeden önce sivil ehliyeti olan çok az kişi vardı. Bu nedenle ehliyeti olanlar acemi eğitiminden sonra 15 günlük kursa katılırlardı. Askerde bu kursun adına kısaca "KAPI KURSU" denirdi. Çünkü bu kişiler tecrübeli şoför kabul edilir genelde komutan şoförü olurlardı Komutan araca bineceği zaman şoför kapıyı açar, sol eli ile kapıyı tutarken, sağ eli ile selam verir, komutan araca bindikten sonra kızla koşar ve araca binerdi. Komutan ineceği zamanda aracı durdurur durdurmaz hızla kapıdan iner aracın arkasından dolaşır, kapıyı açar, selam durur ve komutanın inmesini beklerdi. Askerlikte disiplin çok önemli olduğu için bunlar normal karşılanırdı.
Başbakan, Bakanların, siyasette mevki sahibi olmuş kişilerin makam araçlarına nasıl inip bindiğini TV de görünce hep askerlik aklıma geliyor.
Fakat sivillerin bunu çok abarttığını görüyorum. Bir yere gidecekleri zaman daha araçta kimse yokken makam araçlarının etrafı korumalarla doludur. Yola çıkıldığında makam aracın önünde ve arkasında koruma görevlilerini taşıyan bir çok araç. Geçecekleri yolların saatler öncesinden trafiğe kapatılması. Kırmızı ışıkta durulmaması, hız limiti olmaması. Biri yanlarına yaklaşmağa kalksa hemen korumalar tarafından engellenmesi. Sanki her yerde onları kötülük yapacak, öldürecek, sabotaj yapacak insanlar hazır ve nazır sanırsınız.
Hadi bunlar güvenlik nedeni ile yapılıyor diyelim. Oturup kalkarken sandalyelerini bile kendileri çekmezler. Eğer toplantı gizli değilse sonuna kadar arkalarında birkaç koruma bekler. Törenlerde güvenlik çemberi oluşturulur, kimseyi yaklaştırmazlar. Sanki ömürleri boyunca hep böyle yaşamışlar.
Hiç biri de halinden şikayetçi değil.
Merak ettiğim bir husus daha var.
Eskiden yaptıkları bazı şeyleri acaba hiç özlemiyorlar mı?
Sinemaya, tiyatroya gitmeyi, Birkaç arkadaş bir araya gelip briç, satranç, maça kızı oynamayı, Arada bir de olsa birkaç dost, pikniğe, gazinoya, denize gitmeyi, Birkaç kadeh içip dertleşmeyi, şarkı söyleyip oynamayı, nara atmayı, çocukları ile konuşmayı hiç özlemiyorlar mı?
Demek özlemiyorlar ki, demek böyle bir yaşam, önlerinde el bağlanması, her sözlerine emredersiniz denmesi, lüks içinde yaşamak demek çok zevkli ki hiç biri "yoruldum, yaşlandım, birazda hayatımı yaşayacağım" demiyor. Elinden gelse ömür boyu bu şekilde olmak için her şeyi yapıyor.
Kim bilir haklı olabilirler.
Bizler böyle şeylerle hiç karşılaşmadığımız için garip karşılıyoruz. Belki bizlerde öyle makamlara gelsek ayni şeyleri yaparız, kim bilebilir? (2003)
27 Ocak 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder