26 Ocak 2008 Cumartesi

KİMLER İŞ GÜVENCESİ YASASINA KARŞI?

EMEK PLATFORMU İş Güvencesi Yasasının bir an önce çıkarılması için çaba harcarken,

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Türkiye Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV), İş Dünyası Platformu. Bunlarla birlikte bildiriye Türkiye esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TEK), Türkiye ziraat Odaları Birliği (TZOB) "çıkarılmasın" diye bildiri yayınlıyorlar.

Bir çok eksikliğine rağmen İŞ GÜVENCESİ YASASI ne getirdi?

1-İşveren işten attığı herkese gerekçesini bildirecek ve bunu ispat edecek.
2-İşten atıldıktan sonra dava açan işçi haklı bulunursa ek tazminat alacak.
3-Irk, din, dil, cinsiyet ve mezhep nedeniyle işçinin işine son verilemeyecek.
4-Taşeron işçi, kadrolu işçi ile ayni işi yaparsa ayni ücreti alacak.
5-İşçi 1 yıl çalışınca izin hakkı kazanacak. İşçi deneme süresi 2 ay olacak.
6-İşyerinde işverene yada arkadaşına sataşan, yetenekleri için yalan söyleyen, işverenin güvenini kötüye kullanan, hırsızlık yapan, 7 günden fazla hapis cezası alan, mazeretsiz 2 gün işe gelmeyen, uyarıldığı halde işini yapmayan, 30 günlük ücreti ile ödenmeyecek miktarda hasar yaratan işçi tazminatsız işten atılacak.

Aslında bu bildirinin altına Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonun imzası olmamalı idi. İmzaladılar çünkü, üyelerinin çoğunluğu küçük esnaf ve sanatkar, ama üst yönetimlerinde büyük işadamları var.

Ziraat Odalarının imzası olmamalıydı, imzaladılar çünkü üyelerinin çoğu az topraklı hatta hiç topraksız küçük çiftçi, ama örgütün üst yönetiminde büyük toprak sahipleri var.

Son ekonomik krizde 100 binlerce işçi işten çıkarıldı. Acaba iş güvencesi yasası olsaydı bu kadar çok işçi işten atılabilir miydi?

Krizden önce de işçiler haklarını istediğinde, ücret artışı istediğinde önderlik eden işçileri işveren işten atılıyordu.

Fakat eskiden işçiler önderleri için mücadele eder, gerekiyorsa greve çıkardı. Şimdi ise "bizde işten atılırız" korkusu ile sessiz kalıyorlar. Çalışanların çoğu sigortasız, sendikasız, düşük ücretle çok ağır çalışma şartlarında ve hiçbir sosyal güvencesi olmadan çalışıyor. Ne yazık ki bu şekilde çalışanların çoğunun İŞ GÜVENCESİ YASASI' ın dan haberleri bile yok.

Sendikalı işçiler "biz çok kişiden rahatız, sendikalıyız, ücretimiz yüksek, sosyal güvencemiz var, başımızı ne diye derde sokalım, işten atılırım" diye korkuyor, parmağını bile kıpırdatmıyor. Sendikalar verilmeyen haklarını almak için bile grev veya eylem yapamıyorlar. Bir çok iş kolunda zaten grev yasaklanmış. Bir çok grev kararı Bakanlar kurulu kararı ile erteleniyor. Sendikalar çoğu zaman buna memnun oluyor. Çünkü grev kararı alınca işyerinde üretim ve çalışma durmuyor. Çalışacağım diyen çalışıyor, taşeron işçi çalıştırabiliyor. Sendikalar greve, eyleme de karar veremiyorlar çünkü kaç kişi katılacak bilemiyorlar.

Sendikalar siyasi partilerden, sendika başkanları parti liderlerinden farklı değil. Onlarda değiştirilemiyor. Onlara da güvenilmiyor. 1 mayıslarda, mitinglerde, toplantı, panel, seminerlerde bir çok sendika destek verdiği halde üyeleri yani işçiler gelmiyor. Emeklilik yaşını arttıran yasa işçi, memur, esnaf, çiftçi herkesi ilgilendirdiği, sağcı, solcu, işçi, kamu çalışanı tüm sendikalar, esnaf, çiftçi örgütleri destek verdiği halde Ankara Kızılay da ki mitingde 400 bin kişi ancak vardı.

Birçok kişiye bunları anlatsan "ben evime bir lokma ekmek götürme derdindeyim" diyor. "Siyasetle ilgilenmiyorum, hepsi birbirinin ayni, seçimde sandığa bile gitmeyeceğim, gitsem de boş oy atacağım" diyor.

Sendika, meslek örgütü seçimlerine gitmemekle şikayetlerimiz sona mı erecek?

Seçimlerde oy vermeğe gitmezsek, gidip de boş oy verirsek durumlar düzelecek mi?

Eğer çıkarımızın nerede olduğunu bilmiyorsak, haklarımızı almak için kılımızı kıpırdatmıyorsak, hak aramaktan korkuyorsak, geleceğimize hakkında karar veren sendika ve milletvekili seçimlere beni ilgilendirmez diyor gitmiyorsak, haber dinlemiyor, gazete okumuyor, gözümüzün önünde yapılan haksızlıklara sessiz kalıyorsak, bana kimseden fayda yok, bana ne diyorsak, kimseye kızmaya, hiçbir şeyden şikayet etmeye hakkımız yoktur. (2002)

Hiç yorum yok: