26 Ocak 2008 Cumartesi

ÖLÜM ORUÇLARI

Ülkemizde yıllardır cezaevlerinde, kaç isyan çıktı, her isyanın bastırılmasında kaç kişi öldü bilmiyorum.

Cezaevlerine silah, uyuşturucu, cep telefonu ve birçok yasaklanmış şeylerin girmesi, tüneller, firarlar, sayım sorunları gibi Cezaevlerinin güvenlik sorunu da çözülemedi.

F tipi cezaevleri ile soruna çözüm bulunacağı söylendi ve bu cezaevleri yapıldı.

Buna karşılık başta barolar olmak üzere birçok kişi ve kurum F tipi cezaevlerine karşı çıktı. Cezaevinde direnişler oldu. 100 lerce kişi ölüm oruçlarına başladı. Bütün görüşmelere rağmen anlaşma sağlanamayınca denildi ki "ölüm oruçlarına yatanlar örgüt baskısı ile bunu yapıyorlar."

30 kişinin ölümü ile sonuçlanan, adına "hayata dönüş operasyonu" denilen bir müdahale ile cezaevlerine girildi. Mahkumlar F tipi cezaevlerine nakil edildi. Ancak ölüm oruçları sona ermedi. Katılanların sayısı daha da arttı.

Ölüm oruçlarının başlamasından 60 günden fazla zaman geçince ve ölümler gerçekleşmeyince bu kez de "ölüm orucuna yatanlar gizli, gizli yiyorlar" denilmeğe başlandı.

Ancak bu gün ölüm orucunda ölenlerin sayısı 14 ü buldu. Art arda gelen ölümler yurt dışında da gündeme gelince, baroların da tekrar devreye girmesi ile, görüşmelere yeniden başlandı. Şimdi, terörle mücadele yasasında değişiklik yapılarak, günün belli saatlerinde mahkumların ortak kullanım alanında bir araya gelmesi sağlanacak.

Peki bu değişiklik 14 kişi ölmeden neden yapılmadı?

Başka ülkeler bu sorunlarını nasıl çözmüşler? Biz yıllardır neden çözememişiz?

Bu güne kadar yaşanan cezaevi sorunlarında ve ölümlerde, bütün sorumluluk yıllardır bu sorunu çözemeyen yetkililerde değil mi?

Başta Adalet bakanlığı olmak üzere yeni ölümler olmadan bir çözüm bulunması ve bu çözümün bir daha böyle sorunlar yaşanmaması için kalıcı olmasını diliyorum. (2001)

Hiç yorum yok: