27 Ocak 2008 Pazar

SENDİKA

İşçiler sendika hakkını nasıl elde etti? Düşük ücret ve zor çalışma koşulları altında yıllarca çalıştılar. İşverenin insafa gelmesini beklediler. Siyasi iktidarların haklarını korumasını beklediler. Ancak her geçen gün durumları daha da kötüleşti. Ücretleri daha da düştü. Yoksullukları daha da arttı.

Birleşmeye kalktılar, işverenin paralı adamları toplantılarını bastı, öncülük yapanları dövdü. İş bıraktılar, işverenlerin paralı adamları kalabalığı silahlarla taradı, birçok işçi öldü, yaralandı. Hak aramaya kalktılar, ülkede onlarının hakkını savunacak yasalar yoktu, bu nedenle haksız çıktılar. Hapislere atıldılar. Kaybedecek bir şeyleri yoktu. Ellerindeki tek sermayeleri emekleriydi. Satacak başka bir şeyleri yoktu. Birlik olmaktan başka çare göremediler. Dayanışma içine girdiler. Buldukları her şeyi paylaştılar. Her gün biraz daha birbirlerine kenetlendiler. Gün geçtikçe sayıları arttı. Zaten çoktular.
Bütün her şeyi onlar yapıyordu. Onlar olmasa trenler yürümez, elektrikler yanmaz, ekmek çıkmazdı. Onlar olmasa, yol, hastane, ev ve fabrikalar yapılamazdı.

Her geçen gün güçlerinin biraz daha farkına vardılar. Bir olmanın, birlik olmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın ne demek olduğunu anladılar. Alanlarda dalga, dalga büyüdüler. Önlerinde kimse duramadı. İsteklerinin bir çoğunu kabul ettirdiler. Sendikalarını kabul ettirdiler. Bu haklarını anayasa ve yasaların baş köşesine yazdırdılar.

Sermaye sahipleri çaresiz olarak kabul etti. Ama verdikleri bu hakları geri almak için her zaman fırsat kolladılar. Kendi adamlarına sendika kurdurup, işçilerin bu sendikaya üye olmaları için işçileri zorladılar. Sendika yöneticilerini satın aldılar. Bu sarı sendikalarla işçilerin aleyhine yaptıkları toplu sözleşmeleri işçilere dayattılar.

Ama işçiler bu oyunlara gelmedi. Güçlerinin farkına varmışlardı. Bütün bu oyunları bozdular. "EMEĞİN EN YÜCE DEĞER OLDUĞUNU KABUL ETTİRDİLER." Bütün dünya işçileri dayanışma içine girdiler. Nerede sömürü varsa karşı çıktılar. 1 MAYISI, DÜNYA İŞÇİLERİNİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜ İLAN EDİLMESİNİ SAĞLADILAR.

İşçiler aldıkları ücretin az bir kısmını her ay sendika ödentisi olarak sendikaya verdiler. Sendikalar üyesi işçileri adına işverenle, insanca yaşayabileceği bir ücret, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sosyal haklar için toplu sözleşme yaptı. İşveren istenen hakları kabul etmezse iş bıraktılar, grev yaptılar. İşçiler grevde olduğu sürece geçimini sağlamak için sendika tarafından belli bir ücret ödendi. Bu para işçilerin sendikaya her ay ödedikleri ödentilerden karşılandı. Ayrıca grevdeki işçilere diğer sendikalar tarafından yardımlar yağdırıldı. Böylece çalışmadığı için ücret alamayan işçiler mağdur olmadı.

Bu gün sendikalı olan işçiler bu mirası kullanıyor. Ama emanet aldıkları bu mirası çocuklarına, torunlarına tam olarak bırakamıyorlar. Sendikalı işçi sayısı her geçen gün azalmakta. Ne toplu sözleşmeler ne hak için grev yapılamamakta. Dünya işçi emekçilerinin birlik ve dayanışma günü 1 mayısta işçiler alanlara inmemekte. Yeni yasalarla hakları kısıtlanırken sessiz kalmaktalar. Ülke ekonomisinin IMF ye eslim olması, özelleştirme, taşeronlaşma, işsizliğin arması, sendikaya üyeliğinin zorlaşması hatta engellenmesi işçileri, sendikaları artık ilgilendirmiyor. Demokrasi, insan hakları artık onları ilgilendirmiyor.

Bu gün ülkemizde sorunlar varsa, siyasi partilerin hiç biri işçi ve emekçi haklarını savunmuyorsa, yolsuzluk, suistimal, yoksulluk, işsizlik varsa işçilerin, sendikaların, meslek odalarının toplumsal olaylara karşı duyarsız olmasındandır. Sendika ve meslek odalarında demokrasi ve katılım olmamasındandır. Siyasi partiler gibi onlarda da kirlilik olmasındandır.

Eğer bizler katılımcı olmazsak, sendikamıza, meslek örgütümüze sahip çıkmazsak, şahsi çıkarlarımızı unutup toplumsal çıkarlar için mücadele etmezsek, bu güne kadar olduğu gibi acısını yine en fazla bizler çekeceğiz. (2004)

Hiç yorum yok: