Zengin olmayı kim istemez? Yediğin önünde, yemediğin ardında. Çalışmak yok. Harca, harca para bitmez. İstediğin yere istediğin zaman gidersin. İstediğini istediğin zaman alısın.
Fakat nasıl zengin olunur? Günümüzde zenginliğin ölçüsü nedir? Ne kadar paran varsa zengin sayılırsın?
Bir zamanlar "her mahallede bir milyoner" sloganı ile oy toplanmıştı. Şimdi milyonların kıymeti yok. Artık 5 - 10 milyarı olanlar bile zengin sayılmıyor. Piyangoda en büyük ikramiye yakında bir trilyon olacak. Sayısal loto da verilen ikramiyeler bazen birkaç trilyon oluyor. Verilen ikramiye ne kadar çok olursa bilet alan veya loto oynayan o kadar çok oluyor.
Artık alın teri ile para kazanmak modası geçti. "Çocuklarımın boğazından haram lokma geçmedi" sözü unutuldu. Bankaların içi boşaltılıyor. Müteahhitlerin yaptığı evler yıkılıyor, binlerce kişi ölüyor, vicdan azabı duyulmadığı gibi suçu kimse sahiplemiyor. Çiftçinin ürün parası ya hiç ödenmiyor, yada geç ödeniyor. Bankalardan usulsüz krediler alınıyor, çoğu geri ödenmiyor. Vergiler zamanında ödenmiyor. İşçilerden kesilen sigorta primleri, vergiler ödenmiyor. Yolsuzluklar önlenemiyor. "KÖŞEYİ DÖNDE NASIL DÖNERSEN DÖN" felsefesi ile köşe dönmek için her yol mubah sayılıyor. "Benim memurum işini bilir" sözü üzerine başlayan rüşvet ve yolsuzluklar önlenemiyor. Kısa sürede zengin olanların nasıl zengin olduğu bilinse bile ayıplanıp, kınanacağına "BRAVO, İŞİNİ BİLİYOR. KISA SÜREDE KÖŞEYİ DÖNDÜ" diye hayranlık duyuluyor. Herkes gemisini kurtarmağa bakıyor. Başkalarına ne olduğunu düşünmüyor, umursamıyor. TV de sanatçı denilen kişilerin çamur banyoları, aşk hayatları, evleri, çılgınlıkları hayranlıkla izlenip onlara özeniliyor. Bu paraları nereden buluyorlar? sorusu aklına gelmiyor. Gençlerin birçoğu bol para var diye okumak yerine "YA TOPÇU, YA POÇU" olmağa özeniyor. Üstelik ailelerin bir çoğu çocuklarını buna yönlendiriyor.
Diyelim ki piyangodan, lotodan büyük para kazandık veya bir yakınımızdan miras kaldı. Yaptığımız işten yüklüce bir para geçti elimize. Çalışmak, bu parayı üretime yatırmak aklımıza bile gelmiyor. Parayı yüksek faize, repoya, borsaya, devlet tahviline, dövize, altına yatırıp sırt üstü yatmak, hiç çalışmadan paramızla para kazanmak, gününü gün etmek, kazancı zevk ve sefada harcamak hayali kuruluyor.
Eğer bu şekilde zengin olmak ve bu şekilde yaşamak hayalleri kuruyorsak, böyle zengin olmaya, böyle yaşamağa karşı çıkmıyorsak, Bu düzenden, enflasyondan, hayat pahalılığından, işsizlikten, yolsuzluktan, iç borçtan, dış borçtan, kısaca hiçbir şeyden yakınmağa hakkımız yok. (2000)
25 Ocak 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder