Avrupa Birliğine (AB) kim girmek istemez. AB ülkeleri; anayasası, yasaları demokratik. Toplumun bütün kesimleri örgütlü, sendikalı. İnsan haklarına dayalı bir hukuk sistemi ile yönetiliyor. Kalkınmış, sanayileşmiş, kültür seviyesi yükselmiş gelişmiş ülkeler topluluğu arasına gireceğiz. Ülkemizdeki işsizler istediği ülkeye gidip çalışacak, eşit haklardan yaralanacak. Dahası Anayasa ve yasalarımızda anti demokratik hükümler değiştirilecek, AB standartları gelecek. Adil bir hukuk sistemi gelecek. Dokunulmazlıklar kalkacak. Kim olursa olsun suç işleyen yargıdan kaçamayacak, yargılanıp suçlu ise cezalandırılacak. İhale yasası değişip yolsuzluklar önlenecek. Suistimaller, yolsuzluklar sona erecek. Siyasi partiler ve seçim yasası değişecek, demokratik hale gelecek. Artık siyasi partilerde her şey liderin istediği gibi olmayacak. Milletvekillerinin, belediye başkanlarının hatta il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin kim olacağına liderler değil parti üyeleri karar verecek. Seçim yasasındaki yüksek barajlar kalkacak. Parlamento partilerin aldıkları oy oranına göre demokratik olarak oluşacak.
İşte bunun için başlangıçta ülkenin büyük çoğunluğu AB ye girilmesine destek verdi. Görüşmelerin başlaması için siyasi iktidarın arkasında durdu. “AB ye karşıyız diyen, bunun ardında tuzaklar var” diyenlere kulak tıkanı,.onlara kızıldı.
Ancak daha anlaşma imzalanmadan şartlar açığa çıktıkça AB ye karşı olanların haklı olduğu anlaşıldı. Fakat bu arada AB ülkede, medyada ve iş adamlarından kendine büyük destekler bulmuştu. Sadece bunlarla da kalmamış, bir çok işçi sendikaları, meslek örgütleri, sivil toplum örgütlerine AB fonlarından milyarlarca para dağıtılmış böylece en azından ülkede AB karşıtlığı önlenmeye başlamıştı. Medya da AB yandaşları toplumu etkiliyor, AB ye girmenin yararları masal gibi anlatılarak bitirilemiyordu.
Ama güneş balçıkla sıvanamadığı gibi gerçeklerde uzun süre saklanamıyor. AB, Kıbrıs’ da anlaşma sağlanamadan Kıbrıs Rum hükümetini tüm Kıbrıs’ı temsil ettiğini kabul ederek Kıbrıs’ı AB ye aldı ve bize de bunu kabul et diyordu. Dahası Kıbrıs hükümeti olarak Rumların gemilerine limanlarını, uçaklarına hava alanlarını aç diyorlar. Tarıma destek verme, yabancılara nerede isterlerse orada toprak sat diyorlar. Hep ver ama bizden bir şey isteme diyorlar. Askerin yetkilerini kısıtla, sivil otoriteye bağla, yani orduyu siyasetçilere bırak diyorlar. Siyasi iktidar da parlamentodaki çoğunluğu ile bunların çoğunu yaptı, yapmaya çalışıyor.
Bütün bunları yaparsanız bile sizi AB ye almamız için 25 AB üyesi ülkenin her biri ayrı, ayrı kimi referandum yapıp halkına sorarak “Türkiye AB ye girsin” derse o zaman AB üyesi olursunuz, yani AB ye girmeniz garanti değil diyorlar.
Bütün bunlar açığa çıkınca ülkede büyük bir AB karşıtlığı meydana geldi. Gerçekleri yansıtan birkaç TV ve gazeteleri insanlar daha fazla okumaya başladı. AB karşıtı aydın ve siyasetçilere daha fazla kulak vermeye başladı. AB yandaşlarının hangi uyduruk projeler için kaç milyar aldığını merak etmeye ve öğrenmeye başladı.
Şimdi halkımızın büyük çoğunluğu, AB ye girmek için istenenleri yaparsak ülkemizin parçalanacağına, topraklarımızın yabancıların eline geçeceğine inanıyor. AB nin her istediğini yapsak bile bizi AB ye almayacaklarına inanıyor. 13.03.2007
2 Şubat 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder