Göreve yeni alınacak YARGIÇ ve SAVCILAR hakkında yasada değişiklik yapılıyor.
Savcı ve yargıç olmak için sınava girenler, yazılı sınavda kaç puan alırsa alsın, Adalet Bakanlığı bürokratlarının yapacağı mülakat (yani hiçbir yazılı görüntülü kaydı olmayan, sözlü sınav) sonucu kimlerin yargıç ve savcı olacağına karar verilecek.
AKP bu yasayı savunurken, yıllarca böyleydi. Sonra değişti. Şimdi biz eski haline getiriyoruz diyor. Karşı çıkanlar da, biz o zamanda bunun demokratik ve hukuka uygun olmadığını söylüyorduk.
Siz AB uyum yasaları, daha fazla demokrasiyi savunmuyor musunuz? Neden sınavı hakimler ve savcılar yüksek kurulunun (HCYK) veya tarafsız kişilerin yapmasına karşısınız?
Yasanın değişikliği TBMM ne hükümet tasarısı olarak değil bir AKP milletvekilinin teklifi olarak geldi. Tasarı olarak gelmedi çünkü o zaman yüksek yargı, Barolar, üniversitelerden görüş alınacaktı. TBMM de hükümet tasarısı veya teklif olarak yüzlercesi sırada beklerken ilk sıraya bu teklif alındı komisyondan acilen geçti, Büyük olasılıkla kabul edilecek.
AKP dışında, bütün partiler hatta bağımsız milletvekilleri TBMM de kürsüye gelip neden karşı çıktıklarını anlatıyorlar. Ne yazık ki her zaman olduğu gibi, Milletvekillerinin bir çoğu salonda bile değil. Olanlarında bir kısmı konuşmaları dinlemiyor bile. Ama oylama zamanı geldiğinde sesleniyorlar koşturarak salona giriyor kabul oyu veriyorlar.
Vatandaşın da çoğu bu gibi para pul getirmeyen şeylere “LUZUMSUZ!!!” ilgisiz.
Halbuki bu gün yoksulluk, işsizlik ve yolsuzluk varsa bunun en büyük nedeni tam bir demokratik bir hukuk devleti olamadığımızdan ve başbakan, bakan ve milletvekillerinin sınırsız dokunulmazlığı olmasındandır. Seçimden önce bir AKP milletvekili “vatandaşın bizden dokunulmazlığı kaldırın” diye bir talebi yok diyor.
Maalesef bu doğru. Vatandaşa; “dokunulmazlığı kaldırırsak hiç suçumuz olmasa bile bizi tutuklar hapse atarlar, bizi siyaset yapmamızı engellerler” diyorlar. Halbuki bu söz külliyen yalan. Çünkü sadece ve sadece “HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK, SAHTEKARLIK, SAHTE FATURA VERMEK, DEVLETİ VE İNSANLARI DOLANDIRMAK, KAÇAKÇILIK GİBİ YÜZ KIZARTICI BİR ŞUÇU MİLLETVEKİLİ OLMADAN ÖNCE VEYA SONRA İŞLEMİŞLERSE, tutuklanmayacaklar ama yargılanabilecekler, dokunulmazlıkları olmayacak. Ama yargılanmaları devam ettiği sürece milletvekilliğine devam edecekler.
Buna da “Hayır” diyorlar yargıçlara güvenmiyorlar, onlar taraflı davranır diyorlar. Ama şimdi de bundan sonra atanacak yargıç ve savcılar siyasetçilerin vesayetinde olmasın diye yasal düzenleme yapacaklarına tamamen tersini yapıyorlar. Yargıç ve savcıların atanmasının tarafsız kişilerce değil, kimin yargıç veya savcı olacağına iktidar yanlısı kişilerin karar vereceğini getiren bir yasa çıkarıyorlar. Bu gün iktidarda AKP var kendi yanlısı kişileri, yarın iktidara başka parti gelince o da kendi yanlısı kişileri yargıç ve savcı yaparsa tarafsız ve adil bir yargıdan, hukuk devletinden nasıl söz edilebilir? Yargı bağımsızlığını savunurken da adalet bakanı ve müsteşarı olmamalı bu konuda yasal değişiklik yapılsın diye çaba harcanırken şimdi yargı daha çok siyasi iktidara bağlı olmayacak mı?
Anayasamızın 159. Maddesi “hakimler ve savcılar yüksek kurulu (HCYK) mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar, Adalet Bakanı Kurulun Başkanı, Bakanlık Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir demektedir.
Eğer gerçekten niyet bağımsız bir yargı, hukuk devleti ise; HSYK tamamen bağımsız olması gerekmez mi? Kurulunu üyeleri Anayasa mahkemesi, Yargıtay, Sayıştay, Danıştay ve yerel mahkeme yargıç ve savcıları tarafından seçilse, kimin yargıç ve savcı olacağına, kimin nerede, nasıl ve ne kadar görev yapacağına bu kurul karar verse, Yargıç ve savcıların sicillerini bu kurul tutsa, yükselmelerine bu kurul karar verse, Kurul üyelerinin görev süreleri (örneğin) 6 yıl olup 2 yılda bir 1/3 ü yenilense daha demokratik olmaz mı?
Yargıç ve savcıların denetlenmesi, haklarındaki şikayet soruşturmaları yine bu kurul tarafından yapılsa, parasal olarak da yargı siyasal iktidara bağlı olmaması için yargıç, savcı, tüm çalışanların maaş ve özlük hakları dahil tüm masrafları için her yıl bütçenin belli bir miktarı (% 5 – 10 gibi) bir miktarı yargıya tahsis edilmesi yasal düzenleme ile sağlansa ve harcama yetkisi HSYK da olsa yargı daha bağımsız ve tarafsız olmaz mı? Ama yargının tam olarak tarafsız olması için Kurul üyeleri hakkında da şikayetler “örneğin Anayasa mahkemesi, Danıştay, Sayıştay ve Yargıtay üyelerinden seçimle oluşacak bir kurul tarafından” soruşturularak karara bağlanamaz mı?
Tabi ki olur: Ama niyet gerçekten bağımsız, tarafsız, hızlı işleyen bir yargı ise yani amaç üzüm yemekse bal gibi olur. Ama amaç üzüm yemek değil de bağcıyı dövmekse yani yanlı bir yargı oluşturmaksa yani iktidara bağımlı yargı yaratmaksa bağımsız, tarafsız bir yargı, hukukun üstünlüğü gerçekleşebilir mi? (galiba bir parti iktidarda gelince devamlı kalacakmış gibi yasaları hep iktidar olanların çıkarına göre yaptıklarından hiçbir zaman demokratik bir hukuk devleti olamıyoruz)
Yalçın DOĞAN bu yasa değişikliği hakkında bakın ne diyor? (Hürriyet – 30.11.2007)
...BADEM bıyıklı mısın, geeeel. Sakalsız mısın, git. Gümüş yüzüklü müsün, geeeel. Düzgün konuşuyor musun, git. Tespih çekiyor musun, geeel. Bu olayın dış görünüş faslı.
Namaz kılıyor musun, geeel. Oruç tutmaz mısın, git. Tarikatçı mısın, geeel. Hacca gitmedin mi, git. Cumaya gider misin, geeel. Bu olayın genel davranış ve tepki faslı.
Necip Fazıl’ı okudun mu, geeel. Nazım Hikmet’i okudun mu, git. Bu olayın kültür faslı.
Ne bunlar? Yargıç ve savcı olmanın yeni ölçüleri. Sözlü sınavda karşılaşılabilecek sorular. YARGIYI ELE GEÇİRMEK Yargının AKP emrine girmesinin, AKP’ nin yargıyı ele geçirmesinin en çarpıcı örneği.
NEDEN BU TELAŞ?
1-Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin önemli bölümü şu anda yurtdışında. Onlardan tepki gelmesin diye.
2-Dört bin yargıç ve savcı kadrosu boş, dört bin. Bunları bir an önce doldurmak için.
Hiç abartmadan, şu gerçeğin altını çizmek gerek: Yargı, Cumhuriyet tarihinin en ağır siyasal saldırılarından biriyle karşı karşıya. AKP kadrolaşmak için, her şeyi göze alıyor..... 2007
2 Şubat 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder