BASINDAN YORUMSUZ
Samsun’un Terme ilçesinden binen yolcular “NAMAZ KILACAĞIZ” diye otobüsün cami önünde durmasını istemiş. Bir kısım yolcular itiraz etmiş ama şoföre "dinsiz değilsen otobüsü cami önüne çekersin" deyince şoför mecbur kalmış. Firmanın yetkilileri ve Türkiye Otobüsçüler Federasyonu Başkanı son zamanlarda "Namaz molası” taleplerinin sektörün baş ağrısı haline geldiğini" belirterek "Şoför kabul etmezse ciddi tartışmalar çıkıyor. Dinsizlikle suçlanan şoförün siniri bozuluyor" demiş.
Ne var bunda? denebilir. FAS’ da, da “ne var bunda demişler. Peki ne olmuş?
18.05.2007 tarihli Le Monde gazetesi FAS’ da ne olduğunu yazmış.
1 - FAS da, da adı Adalet ve Kalkınma Partisi Olan bir İslamcı parti varmış. (amblemi gaz lambası imiş,) FAS’ da, Fransızca öğretmeni olan Sukayna, ’Ülkemi artık tanıyamıyorum. 20 yıl önce okulda göreve başladığımda, sadece bir öğretmen başını örtüyordu. Bugün ise tam tersi: benim dışımda tüm kadın öğretmenler ve tüm kız öğrencilerin başı kapalı” demiş. Sonunda Sukayna’nın sinirleri boşalmış ve depresyona girip, görevi bırakmış. Bütün bu süreç yaşanırken 20 yıl boyunca hiçbir zaman dincilerin doğrudan saldırısına hedef olmamış. Kısa kollu, dudakları rujlu ve sadece ayak bileklerini gösteren etekle okula gittiğinde, örtülü meslektaşlarının dokundurmaları, ’Güne haram şeylerle başlanması ne kadar kötü’ gibi, ya da dolabına üç kez pembe türban bırakılması gibi. Şeyler olmuş.
2 - FAS, Rabat Üniversitesi’nde son sınıfta okumakta olan bir kız öğrenci; ’Ben fakülteye girdiğimde sadece 2 türbanlı öğrenci vardı. Bir ay sonra 4’e çıktı. Onu izleyen ay 8’e... Herkes birine çengel atmakla görevliydi. Sonra çengel atan da başka birine... Bugün görüyorsunuz; okulun dörtte üçü kapalı.
3 - Ankara’daki iki katlı kebapçı, ikinci katı içki servisli yapmak istiyor. Kebapçı revaçta, çok kalabalık, yemekleri lezzetli olduğu için, buraya sık, sık bazı bakanların da yer aldığı AKP’li guruplar geliyor. O bakanların da yer aldığı guruplar, her sefer, "lokantada mescit nerede" diye soruyor. Yemeğe geliyorlar, namaz kılmak için mescit soruyorlar. Lokanta sahibi bakıyor ki, olmuyor, içkili hale getirmek istediği ikinci katı mescide dönüşüyor. Gelen AKP ’li guruplar, sofradan kalkıyor, önce erkekler, arkadan kadınlar, lokantanın mescidinde gurup ve sıra halinde namaz kılıyor. Yemek yerken namaza gitmek, daha önce böyle bir adet var mı? Sırf gösteri.
4 - Ankara’nın en büyük camii, Koca tepe. O camiye açılan en büyük cadde, Tunalı Hilmi Caddesi. Cami bir kaç yüz metre ilerde, yine de, Tunalı Hilmi’nin kavşağına mescit yapılıyor. Cuma günleri Tunalı’da ki mescitte namaz kılınıyor. Her cuma olduğu gibi, namaz kaldırımlara taşıyor, insanlar yürüyecek yol bulamıyor. Oysa, cami işte hemen şurada.
5 - Kızılay Metrosu. Aynı zamanda alış veriş merkezi. Metroda mescit var. Cuma günü Kızılay metrosundaki mescitte cuma namazı kılanlar, metroya taşıyor, insanlar metroya binmek için, birbirinin üstüne çıkıyor. Daha da tatsızı, namaz kılanlar, yoldan geçen ve namaz kılmayanlara yan gözle bakıyor.
SONUÇ: Lokanta, metro, hastane, pastane, postane, hava alanı fark etmiyor, her yer mescitle doluyor.
En sık söylenen söz, en başta türban dahil, "herkes istediği gibi giyinir, istediği gibi yaşar, neden insanlar birbirine karışıyor?" gibi, sözüm ona, özgürlük, sözüm, ona demokrasi.
Demokrasi, arkasına sığınılan kutsal kavram. Elbette demokrasi. Ama, bunların demokrasiyle, özgürlükle ilgisi yok. Gerçekte ülkede günlük yaşam biçimi, Siyasal rejim, Anayasa ve yasalarda hiçbir değişiklik yapmadan değişiyor. Dini motiflerin ağır bastığı sisteme kayıyor. Kimse de farkına varmıyor. İçinde kurbağa olan kaptaki suyun yavaş, yavaş ısıtılması gibi. 2007
14 Şubat 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder