11 Şubat 2008 Pazartesi

MAHALLE BASKISI !

Abdullah GÜL cumhurbaşkanı seçildi. Yasaları, atamaları veto edecek kimse kalmadı. Şimdi sıra anayasayı değiştirmeye geldi. Böylece istediklerini gerçekleştirmeleri için anayasa ve yasalardaki engellerde kalkacak. Bence bu kadar acele etmeyip, biraz daha bekleseler, “MAHALLE BASKISI” ile insanlar susturulduktan sonra istedikleri değişiklikleri çok daha kolay yaparlar. İrtica geleceğine, laikliğin tehlikede olduğuna inanmayan ve seçimlerde AKP yi destekleyen birçok kişi ve kuruluş şimdi kaygı ve korkuya kapılacak, anayasa değişikliğine karşı çıkacaklar.
“MAHALLE BASKISI” nedir?
1-AKP MKYK üyesi Ayşe BÖHÜRLER, "Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını gerilim konusu yapmadan çözme alternatifleri bulunabilir mi?" demiş. İslamcı kesimin erkekleri sürtük' demişler.
2-AKP milletvekiline soruyorlar. “Son dönemde, devletten iş alacak müteahhitlerin eşlerinin örtünmeye başladığı, hükümetin bu tür uygulamalarında da söz edilen iddialar var bunlara ne diyorsunuz? Tabi ki bunlar olabilir. Elbette iş alacaksa, kendine çeki düzen verecektir insan. Bu yönetimin durumuna göre şekillenecektir.” Diyor.
3- Ankara’da İki katlı dükkanı olan kebapçı revaçta, çok kalabalık, yemekleri lezzetli. Üst katı içkili yapacak. Ancak sık, sık bazı bakanların da yer aldığı AKP’ li guruplar geliyor, her seferinde, “namaz kılmak için mescit nerede” diye soruyorlar. Lokanta sahibi sonunda içkili yapacağı ikinci katı, mescide dönüşüyor. Şimdi AKP’ li guruplar, sofradan kalkıyor, önce erkekler, arkadan kadınlar, lokantanın mescidinde gurup ve sıra halinde namaz kılıyor. Yemek yerken namaza gitmek, daha önce böyle bir adet var mı, sırf gösteri.
4-Şehirler arası otobüs. Bazı yolcular namaz saatinde otobüsün tarife dışı olarak bir cami önünde durmasına istiyor. Bazı yolcular itiraz edince "dinsiz değilse otobüsün cami önünde duracak" deyince yolcular itiraz edemiyor, şoförler durmaya mecbur kalıyormuş.
5-FAS’ da bir orta öğrenim kurumunda Fransızca öğretmeni olan SUKAYNA anlatıyor. (Tesadüf bu ya... Orada da Adalet ve Kalkınma Partisi var. Üstelik partinin amblemi gaz lambası, Kuruluş tarihi de 1967) ’Ülkemi artık tanıyamıyorum. 20 yıl önce okulda göreve başladığımda, sadece bir öğretmen başını örtüyordu. Bugün ise tam tersi: Benim dışında tüm kadın öğretmenler ve tüm kız öğrenciler kapalı. Hiçbir zaman dincilerin doğrudan saldırısına hedef olmamış. Kısa kollu, dudakları rujlu ve sadece ayak bileklerini gösteren etekle okula gittiğinde, örtülü meslektaşlarının dokundurmaları, ’Güne haram şeylerle başlanması ne kadar kötü’ gibi sözlerine muhatap olmuş. . Ya da dolabına üç kez pembe türban bırakılmış.
6-Rabat Üniversitesi’nde son sınıfta okumakta olan bir kız öğrenci; ’Ben fakülteye girdiğimde sadece 2 türbanlı öğrenci vardı. Bir ay sonra 4’e çıktı. Onu izleyen ay 8’e... Herkes birine çengel atmakla görevliydi. Sonra çengel atan da başka birine... Bugün görüyorsunuz; okulun dörtte üçü kapalı.’"
7-Prof. BEYZA BİLGİN, 1988’de Ankara İlahiyat Fakültesi dekan yardımcısıydım. O dönem başörtüsü yasağı taraftarı değildim. Başörtüsü çağdaş kıyafettir dendi, olay tersine döndü. Yanlış, yön değiştirdi. Bu sefer bir tek kız kalmadı başı açık. Okumak için saçlarını açıp örgü yapan, toka takan kızlara, erkekler koridorlarda ’Manken oldunuz, niye örtünmüyorsunuz’ diye laf atmaya başladılar. Kızlar şikáyetçi olmadılar. ’Biz kendi rızamızla örtüyoruz’ dediler. Zaten şikáyet de olamaz. Ağabeyler, ablalar vardır. Eskiden olduğu kadar, başörtüsü serbest bırakılsın diyemiyorum, endişeliyim. Çünkü bu sefer öbür taraf eziliyor. "Malezya üniversitelerini gezdiğini anlatan Bilgin, "İslam üniversitelerinin dershaneleri mükemmeldi. Hukuk dersini bile uygulamalı veriyorlardı. Ama orada okumak için iki şart vardı. Birincisi İslam i kıyafet, ikincisi Arapça ve İslam dersi zorunluluğu. Amerikalı hocaların bile başları örtülüyordu" diye anlattı.
Beş yıl sonra; Üniversitede bırakın kız öğrencileri bayan tüm Prof, öğretim üyesi ve çalışanların başı kapalı olabilir. Devlet dairelerinde de ayni. Lise hatta ilk öğretimde de ayni olabilir. İster zengin ol, ister fukara kadınların kocası olmadan dışarı çıkması, araç kullanması yasak olabilir. Oruç tutmayan sokağa çıkamaz. Namaz zamanı sokakta hiç kimseyi göremezsiniz. Mesai saatleri namaz saatlerine göre ayarlanıp, tatiller Cuma günü olabilir. İçki hiçbir yerde satılmaz ve içilemez olabilir. Tıpkı Suudi Arabistan zenginleri gibi ülkemiz zenginleri içki içmek, denize girmek ve eğlenmek için yurt dışına çıkmak zorunda kalabilirler.
Bunlar olur mu? Bilemem? Başka ülkelerde örnekleri var. Siz kesinlikle olmaz diyebiliyor musunuz? 2007

Hiç yorum yok: