AB Demokratikleşmemiz için Anayasa ve yasalarımızda bir çok değişiklik istiyor. TBMM de bu değişiklikleri yapmak için gece gündüz çalışıyor.
Ama ülkemizde siyasi partiler ve seçim yasası da demokratik değil Seçim yasamızla yönetimde istikrar diye bir siyasi partinin % 25 oyla TBMM de % 65 temsilini sağladık ama, neredeyse ülke seçmeninin yarısının oyunun TBMM de temsil edilmemesine neden olarak temsilde adaleti ayaklar altına almadık mı?
Siyasi partiler yasası ile bütün siyasi partilerde lider sultası yaratmadık mı? Milletvekilleri milletin değil liderin vekili olmadı mı? Neden AB bunlar içinde demokratikleştirme istemiyor? Çalışma hayatını düzenleyen sendika ve toplu sözleşme yasası da anti demokratik değil mi? Sendikalı oldu diye işçiler işten atılmıyor mu? Çalışanları büyük çoğunluğu sigortasız değil mi? Kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme hakkı var mı? Bırakın sendikayı, toplu sözleşmeyi çalışanların bir çoğu sigortasız ve sosyal güvencesiz değil mi? Peki AB bu yasaların değiştirilmesini neden istemiyor? Genel kurmay başkanının milli savunma bakanına bağlanmasını, Milli güvenlik kurulunun yetkilerinin kısıtlanmasını istiyor da, Hukuk sisteminin demokratikleşmesini neden istemiyor? Yüksek yargının bağımsız olmasını, Hakim ve savcılar kurulundan Adalet bakanı ve müsteşarının çıkarılmasını neden istemiyor? Eğer AB, bunların ve emekçinin, dar gelirlinin daha bir çok sorununa çözüm olacak yasalarda da demokratikleşme için çözüm istiyorlarsa siyasi iktidar neden bu konularda Anayasa ve yasalarda değişiklik yapılması için hiçbir şey yapmıyor?
Benim inancım odur ki; Ne derlerse desinler AB Hıristiyan ülkeler topluluğu olduğu için, LAİKDE OLSA Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkeyi AB ye ALMAZLAR. Anayasa ve yasalarımızda ne kadar değişiklik yapsak da, kafalarımızda demokratikleşemediğimiz ve uygulamada değişen hiçbir şey olmadığından, ülkemizde işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk artarak devam ettiğinden bizi AB ye kaç yıl sonra olursa olsun ALMAZLAR, ALMAYACAKLAR. Yine inamcım odur ki; iktidarı da, muhalefeti de, bu işleri bilen herkes de bizi AB ye almayacaklarını biliyor. AB ülkeleri sizi alabiliriz derken siyasi, ekonomik, toplumsal kendi çıkarlarına olan ama bize DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, EKONOMİK diye sunulan bir çok şeyi bizden istiyor. Siyasi iktidar da Normal bir zamanda Anayasa ve yasa hükümleri haline getiremeyeceği bazı şeyleri, AB ye uyum diye Anayasa ve yasalarda değişiklikler yaparken gerçekleştiriyor. Muhalefet ise bu tehlikeyi görse de, bazı yasa değişiklerine karşı çıksa da “bak AB ye girmemize karşı çıkıyorlar” diyeceklerinden çekinerek ses çıkaramıyor.
Necmettin ERBAKAN “Milli Görüş muhakkak iktidara gelecek ama kanlı mı olacak kansız mı?” demişti. O değil ama onun yetiştirdiği talebeleri, demokrasi bizim için amaç değil araçtır diyenler kansız ve seçimle iktidar oldu. Hem de tüm seçmenin % 25 oyu ile TBMM de 2 / 3 çoğunluğu oluşturarak. Bundan da kimse gocunmadı. Ama 3,5 yıldan sonra şimdi halk, Atatürk’ ün kurduğu Demokratik, Laik Cumhuriyet düzeni yerine, din kurallarını egemen kılan, ŞERİAT düzeninin getirilmek istendiğini düşünmeye başladı. Yakın zamana kadar bu heveste olanların başarılı olacağına kimse ihtimal vermiyordu. Ama şimdi ülkemizde büyük bir çoğunluk bu kaygıyı taşıyor.
10 yıl veya daha sonra da olsa bizi AB ye ALMAYACAKLAR. Anayasa ve yasalarımızda istedikleri değişiklikleri ülkemizde DEMOKRATİK, LAİK, HUKUK DEVLETİNİ egemen kılmak için değil kendi ekonomik, toplumsal çıkarları için istediklerini artık birçok kişi görüyor ve söylüyor. 2006
30 Ocak 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder