Ülkemizde 1976 yılına kadar, 1 MAYIS İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN BİRLİK VE DAYANIŞMA GÜNÜ kutlamaları yasaktı. İşçiler gizli yerlerde, kırlarda toplanır, kutlardı. Peki neden? İnsanlar hep “BİR BENLE NE OLUR?” mazeretine sığınırlar. Ama mitinglere, 1 mayıslara katılırlarsa TEK BAŞLARINA OLMADIKLARINI GÖRECEKLER. İşte yıllarca yasak bunun için konuldu. Alın teri ile geçinen, sermaye olarak emeğinden başka bir şeyi olmayan, hakkını almayan, insanca yaşayamayan insanlar 1 mayıs da alanlara çıktıklarında bir bakacaklar ki tek başlarına değiller. Kendilerine güvenleri gelecek. Birbirleri ile konuşacaklar, dertleşecekler. Ortak sorunlarını birbirlerine anlatacaklar. Ne yapılması gerektiğini tartışacaklar. Birbirleri ile yardımlaşma ve dayanışma içinde olmaya söz verecekler. İşte egemen güçler, işçi ve emekçileri çok ucuza ve kötü koşullarda çalıştırıp çok kar eden patronların bu işine gelmez. Sendika, 1 mayıs onların can düşmanıdır. İşçilerin birlik ve dayanışması onları korkutur. İşçi ve emekçilerin başka ülkelerdeki işçi ve emekçilerle buluşması, dayanışma içinde olması ENTERNASYONALİZM, 1MAYIS kutlamalarına işte yıllarca yasak bunun için konuldu.
İlk defa 1976 yılında DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (DİSK) 1 mayıs işçi bayramını alanlarda kutlamaya karar verdi. 1976 1 mayıs günü İstanbul TAKSİM meydanında 100 binler vardı. İşçiler çok güçlü olduklarını gördüler, kendilerine daha fazla güvendiler. Patronlar bunu görünce korktular. Zaten, DİSK ve bağlı sendikalar, sendikasız işçileri sendikaya üye yapıyor ve işvereni toplu sözleşmeye çağırıyor, kabul etmezse grev yapıyordu. Yaptığı toplu sözleşmelerde işçilerin hak ettiği ücreti genelde alıyordu. TÜRK İŞ e bağlı sarı sendikalardan DİSK’ e bağlı sendikalara her geçen gün daha fazla işçi geliyor, DİSK gün geçtikçe güçleniyordu. Toplu sözleşmede anlaşmayan işyerlerinde grev yapan işçilere sendikaları tarafından her ay kendilerinden kesilen paralardan belli bir miktar veriliyordu. Ayrıca diğer sendikalardan yardım yapılıyordu. İşveren DİSK yetki almasın diye en küçük bahane ile işçi önderlerini işten atıyor, grevleri provake ettiriyor, para ile tuttuğu adamları grevdeki işçilere saldırıyor, İşçiler işsiz kalıyor, dövülüyor, yaralanıyor, hapislere düşüyor ama hak aramaktan vaz geçmiyordu. Bunun için işçilerin birlik ve dayanışması, engellenmeliydi. 1977 1 mayısında İstanbul TAKSİM alanında 500 bin kişi vardı. DİSK başkanı KEMAL TÜRKLER kürsüde konuşurken alana kurşun yağdırıldı. Eşleri ve çocukları ile gelmiş insanların paniği sırasında alana panzerler girdi. Kimi kurşunlarla kimi panzerler ve kargaşa sırasında ezilerek 39 kişi öldü. Yapanlar asla bulunamadı.
Egemen güçler bu günden sonra BÖL VE YÖNET taktiğini uyguladı. Bundan sonraki 1 mayıslarda emekçiler eski birliği sağlayamadı. 1977 deki olayları bahane edip 1978 de 1 mayıs mitingine iznin vermek istemediler. İşçi ve emekçi güçler, tek bir yerde güç birliği içinde 1 mayıs kutlaması yerine sözde güç gösterisi için 40 yerde ve cılız kalabalıklarla kutladılar Güçler bölündü, etkisizleşti ve sonuçta 12 eylül 1980 de askeri darbeden sonra sendikal haklar tamamen kısıtlandı. Yine yıllarca 1 mayıslarda alanlara çıkılması yasaklandı. İşte o zamandan bu yana işçiler sigortasız ve sendikasız çalıştırılıyor. İşte o zamandan bu yana işçi ve emekçiler daha yoksul. Gelecekleri patronun iki dudağı arasında.
Bu gün 1 mayıs. Ülkemizde hemen her ilde alanlarda kutlanacak işçi ve emekçilerin birlik ve dayanışma günü. Ama alanlarda çok az işçi olacak son yıllarda olduğu gibi. Daha önce toplu sözleşmelerinde 1 mayısı tatil kabul ettiren sendikalar şimdi alanlara işçilerini getiremiyor. Alanlara gelen her gurup kendi sloganlarını atacak. Her gurup koca, koca pankartlara kendi sloganlarını yazıp, haykırarak en kalabalık, en güçlü kendilerinin olduğunu kanıtlamaya çalışacak. Bu yüzden işçi kardeşiyle gerekirse kavga edecek. Bütün bunlar tamda egemen güçlerin istediği şeyler. Sen parçalan, güçsüz ol üstelik egemen güçlerle değil birbirinle kavga et ki sömürü devam etsin. Sendikal haklar için mücadele edilmesin. İnsanlar işsizlik, yoksulluk, yolsuzlukla mücadele için bir araya gelemesin. En yüksek okulları bitirip iş bulamayanlar nereden zengin olduğu bilinmeyen şımarık patronlara boyun eğip “NE ÜCRETE OLURSA ÇALIŞIRIM, SİGORTA BİLE İSTEMEM” desin.
Bu gün işçilerin çoğu sigortasız, sosyal güvencesiz çalışıyorsa, sendikalı işçi sayısı her geçen gün azalıyor ve sendikacılar işçinin güvenini yitiriyorsa, ücret artışı isteyene ülkeyi yönetenler bile milyonlarca işsizi gösterip “DAHA DÜŞÜK ÜCRETE ÇALIŞACAK ÇOK, SEN İŞ BULMUŞSUN ŞÜKRET, DAHA NE İSTİYORSUN” denilebiliyorsa, GENÇ KARDEŞİM, İŞÇİ KARDEŞİM ve “BİR BENLE NE OLUR” DİYEN KARDEŞİM kusura bakma ama SUÇUN BİZRAZI DA BİZDE DEĞİL Mİ? 2006
30 Ocak 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder