1999 belediye başkanlığı seçimlerinde, Bergama Genç İş adamları derneği (BEGİAD) Belediye Başkan adaylarını çağırmış, seçildikleri taktirde neler yapacaklarını anlatmalarını istemiş, onları sorgulamışlardı.
Halbuki esnafın, Lokantacılar, pazarcılar, berberler, şoförler, demirciler odası - birçok konuda her zaman Belediye ile sorunları vardı bunu neden yapmadı veya yapamadı? Bu odaların her birinin üye sayısı BEGİAD üyelerinin kaç katı?
Esnaf isteyerek yararına inanarak değil yasa gereği zorunlu olarak odaya kayıt olur. Odasını hak ve hukukunu savunacak kendi örgütü olarak düşünmez. Toplantısına, kongresine gitmez.
Ama BEGIAD, gibi örgütlerin üyeleri ortak amaç için kendiliklerinden bir araya gelmişlerdir. Bu örgütlerin içinde demokrasi vardır. O nedenle milyonları temsil eden odalar ve bir çok örgüt yerel veya ülke çapında siyasette etkili olamazlar ama, üyesi çok daha az olan iş adamlarının örgütleri bir çok taleplerinin yerine getirilmesini sağlarlar.
Şimdilerde büyük iş adamları liderleri konuşmacı olarak çağırıyor, dinliyor ve sorguluyorlar. En fazla daveti D. BAYKAL ve R. T. ERDOĞAN alıyormuş. Onlarda koşarak gidiyorlar. Diğer liderlere de böyle davetler gelse onlarda hiç tereddütsüz gidecekler.
Peki DİSK, TÜRK İŞ, HAK İŞ, KESK, Ziraat Odaları, BAROLAR, TMMOB, TESK ve birçok emekçiyi, çiftçiyi, esnafı temsil eden örgütler bunu neden yapmıyor veya yapamıyor?
Anlamı yok, gereksiz diyorlarsa çok yanlış.
Çünkü, lideri, adayı getirip, sorguluyorsan, bir gücün olduğunu, kabullenmiş anlamına gelmez mi?
Çağırmazsan örgütünüzden isteklerinizden, haberi bile olmaz. Birkaç bin kişiyi temsil eden iş adamlarının ayağına gittiği halde, yüz binleri temsil sizin davetinize gelmezse, örgütünüzde birlik ve beraberlik olmadığına, yönetimin tabanda ağırlığının olamadığına inandığı için değil midir?
Bütün siyasi partilere, liderlere ve siyasetçilere kızıyoruz.
Eğer milyonlarca isek, örgütlü değilsek veya örgütlü olduğumuz halde yönetim ve taban birlik ve dayanışma içinde değilse, ne istediğimizi veya isteyeceğimizi bilmiyorsak kendimizi kabul ettirip saydıramıyorsak suç kimde?
"Oy vermeyeceğim, boş oy atacağım." Bunların hiçbir anlamı yok. "Fare dağa küsmüş, dağın haberi olmamış."
Eğer seçimlere katılan 18 partinin hiç birini beğenmiyorsan esas suçu kendinde araman gerekmez mi?
Eğer sandığa gitmeyenlerin veya geçersiz oyların oranı % 50 yi bulmuyorsa senin sandığa gitmemen veya boş oy atman sadece bir partinin büyük bir çoğunlukla iktidara gelmesine yarayacaktır.
Çünkü bu partinin seçmenleri yatalak hastalarını bile sandığa götürecektir.
Partilere, liderlere, siyasetçilere kızmaya hiç hakkımız yok. Siyaset sadece siyasi partilerin içinde yapılmaz. Demokrasilerde vaz geçilmeyen örgütlerden biri siyasi partiler ise, diğeri sivil toplum örgütleridir.
İktidar veya muhalefet neyi yapıp neyi yapmayacaklarına sivil toplum örgütlerinin gücüne göre karar verirler. Bu nedenle önemli olan kendimizi saydırmaktır. Bunun içinde örgütlü olmak, örgütüne sahip çıkmak ne istediğini ve isteyeceğini bilmek ve birlikte hareket etmek şart değil midir? (2002)
26 Ocak 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder