Bu yıl 1 MAYISDA alanlarda on binler vardı. Belki de 1980 lerden sonra en çok katılım oldu. Üstelik çok sayıda ilde kutlamalar olduğu halde.
Ne yazık ki medya meydanlardaki on binleri halka göstermedi.
İstanbul'da alanda belki 100 bin kişi bayram havasında kutlama yaparken taksim meydanında 50 - 60 kişinin polisle çatışmasını verdi TV ler ilk haber olarak. İzmir'de alan tamamen dolu olduğu ve binaların üzerinden çekim yapıldığı halde alanın tamamı gösterilmedi hiçbir TV de. Renkli basında da farklı değildi
1 MAYIS haberlerine. İlk sayfada kısaca yer verilip ancak 12. sayfada yer bulabiliyor. Ne yazık ki hep böyle oluyor.
Eğer çatışma yoksa, kavga yoksa, alanlarda on binlerde olsa, en yakıcı sorunlar dile getiriliyor olsa da medyada yer almıyor artık.
Ama kapkaç, adliye önünde tarafların kavgası, trafik kazaları, cinayet haberleri, mafya ile ilgili hesaplaşmalar dakikalarca yer buluyor TV de. Büyük puntlarla, kocaman fotoğraflarla yer buluyor yazılı basında.
Özel TV ler ilk açıldığında siyaset meydanı, paneller, tartışma programları yapılmaya başlandı. Halk saatlerce, sabahlara kadar bu programları izledi. Yıllarca yaşadığı sorunları, dertlerini anlatacak fırsatı bulabilmişti. Halk doluydu, tepkiliydi. TV ye çıkıyor saatlerce bekliyor, yine en fazla siyasetçiler, her zaman konuşma olanağı bulabilen bilim insanları, aydın ve sanatçılar konuşuyordu ama, birkaç dakikada olsa içini dökebiliyordu.
Ancak bir süre sonra durum değişti. Şimdi böyle programlar yapılmıyor. Çünkü medya tekelleşti. Medya patronları ayni zamanda iş adamı. TV ve gazetelerin üst yöneticileri milyarlarca maaş alıyorlar. Bir çoğu başka işlerde yapıyor. Bu düzenden, bu sistemden şikayetleri yok. Siyasi iktidarlarla iyi geçinmeleri gerek.
Artık TV lerde TELEVOLELER, MAGAZİN PROGRAMLARI, SANATÇILARIN(!) aşkları var.
Bütün TV dizilerinde aşk var. Hep zenginlerin rahat yaşayanların, geçim derdi olmayanların aşk, hırs ve para sorunları var.
Mafya dizileri var.
Gelin - kaynana muhabbetleri var.
Kayıp kişileri aramak var.
Sır kapıları, sırlar dünyası var.
Geçim derdi çeken, evine ekmek götürmek için iş arayan, çöplükten yiyecek toplayan insanlarla ilgili bir şey yok. Varoşlardaki insanlar yok.
Ne ekeceğini şaşıran, ürününü satamayan, her yıl toprağı eksilen, daha da fakirleşen çiftçinin, köylünün sorunları yok.
Sendikaya üye olduğu için işten atılanların, özelleştirilen, kapanan fabrika ve iş yerlerinden çıkarılan, işsiz kalan evine ekmek götüremeyen insanlarla ilgili hiçbir şey yok.
Perihan abla, mahallenin muhtarları, süper baba gibi diziler yok.
Gazetelerde hep işverenlerin haberleri var. Borsa var. İş adamlarının istekleri, talepleri var.
Artık bir çok aydın ve sanatçının da tuzu kuru.
Onlarda halkın arasında değil.
Onlarda yaptıkları film ve diziler de halkın sorunlarını yansıtmıyor.
Yapılan komedilerin konuları hep suya sabuna dokunmaz şeyler.
Belgesel programlarda ülkemizin doğal ve tarihi güzellikleri gösteriliyor, her köşenin cennet olduğu söyleniyor da, bu cennet vatanda insanların nasıl geçim sıkıntısı çektiği gösterilmiyor. Yetiştirilen her türlü ürün gösteriliyor da, bunları satabiliyor musunuz? Diye sorulmuyor.
Sanki her gidilen yerlerde insanlar refah içerisinde, hep bolluk, rahatlık, içinde. Sorununuz var mı? diye sorulmuyor.
Yabancı sermaye gelsin diye fabrikalar, madenler, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, hatta araziler yabancılara satılıyor.
Halk bunun çözüm olmadığını, ülkesine sahip çıkması gerektiğini anladı.
Bu yıl 1 MAYISDA işçiler, emekçiler sadece iş, aş ve özgürlük talepleri ile birlikte bu taleplerini de haykırdı on binler. ÜLKEMİ SEVİYORUM, FABRİKAMI SEVİYORUM, EVİME EKMEK GÖTÜRMEYİ SEVİYORUM diye haykırdılar. Bu ülkenin sahipsiz olmadığını gösterdiler. Birlik ve dayanışmalarını gösterdiler. Bunun için mücadeleden vaz geçmeyeceklerini haykırdılar.
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ. TV da, yazılı basında yer verilmese de işsizlik, yoksulluk, her geçen gün artan geçim sıkıntısı var ve devam etmekte.
Bir yanda Karunlar kadar zengin, villalarda oturan, çocuklarını Kolejlerde, ABD ve Avrupa ülkelerinde okutanlar, bir yanda asgari ücretin bile altında sigortasız çalışanlar, evine ekmek bile götüremeyen, dar gelirliler ve işsizler.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün artıyor. Özelleşen, kapanan her fabrikadan sonra İşsiz kalanların sayısı artıyor. Bıçak kemiğe dayandı. İşte bunun için bu yıl 1 MAYISDA alanlar doldu.
Eğer böyle giderse alanlar hiç boş kalmayacak. (2005)
30 Ocak 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder