30 Ocak 2008 Çarşamba

ÇOCUK YETİŞTİRMEK

50 yaşın üzerindeki bizlerin anne ve babalarının çoğu cahil veya en fazla ilk okul mezunuydu. O yıllarda Ortaokul, özellikle lise mezunu parmakla gösterilirdi. Memurların bile çok azı lise mezunuydu.

Anne ve babalarımız bizi canlarından çok sevdiklerini bilirdik. Okumamızı isterlerdi. Meslek öğrenmemizi isterlerdi.

Fakat yazın tarlada, babamızın işyeri varsa onun yanında veya bir esnafın yanında çırak olarak çalışırdık çoğumuz. Çalışmayanlar ailesinin durumu çok iyi olanlarla bazı memur çocuklarıydı. O zamanlar memurların durumu şimdikinden kat be kat iyiydi.

Okul zamanı geldiğinde de okula giderdik. Babamızdan, annemizden, öğretmenlerimiz ve ustalarımızdan dayak yerdiğimiz olurdu. Ama bu dayaklar acımasızca, dövülmeler değildi. Gerçi enderde olsa acımasız öğretmen ve ustalar olurdu. Babamızdan, annemizden, aile büyüklerinden, ustamızdan, öğretmenlerimizden korkar ama onlara saygıda kusur etmezdik. Onların yanında konuşamazdık. Babamızdan bir şey isteyemezdik. Onlar alırsa giyer, ne alırsa yerdik. Zorunlu olarak bir istediğimiz olursa annemize söylerdik. Öğretmenlerimizden, ustamızdan en küçük bir sızlanmamızda “kim bilir ne yaramazlık yapmışındır” derlerdi.


Ama bizler çocuklarımız çok el üstünde tuttuk, tutuyoruz. (Dövelim demiyorum ki ben çocuklarımı dövmedim). Her istediklerini yapıyor veya yapmaya çalışıyoruz. Onlar üzülmesin, yorulmasın, memnun olsun diye elimizden gelen her çabayı gösteriyoruz. Buluyoruz, buluşturuyoruz arkadaşlarından eksiği kalmasın diye her ihtiyacını yapmaya çalışıyoruz. Onlardan bir şey istemiyoruz, bir iş yaptırmıyoruz. Arkadaşları ile gezip tozmalarına karışmıyor, harçlığını veriyoruz. Bizden daha iyi sigaraları içiyor, bizim hiç girmediğimiz, girmeye cesaret edemediğimiz Cafe, bar veya diskoya gidiyorlar. Yazın biz işyerinde, tarlada çalışırken onlar arkadaşları ile kamplara gidiyorlar. Markalı giyiniyorlar.

Biz bütün bunlara karşı çıkmadığımız gibi onlar okuyor diye gurur duyuyoruz.

Acaba bizi yetiştiren baba ve annelerimiz mi doğru yapmış?

Yoksa biz mi doğru yapıyoruz.

ABD de HAUSTON kentinde her eve polis tarafından dağıtılan şu bildiriye baktığımızda biraz daha gerçekçi olabiliriz.


- Daha Küçükken Çocuğa İstediği Her şeyi Vermeğe Başlayın, Bu Şekilde O, Herkesin Onun Geçimini Sağlamak Zorunda Olduğuna İnanacaktır.
- Kötü Sözler Söylediği Zaman Gülünki, Böylece O Kendisinin Akıllı Olduğuna İnanacaktır.
- Ona Düşünmeyi Ve Beynini Kullanmayı Hiç Öğretmeyin. 21 Yaşına Gelince Kendi Kararlarını Kendisi Versin Diye Bekleyin.
- Yerde Bıraktığı Her şeyi Kaldırın. Kitaplarını, Ayakkabılarını, Kıyafetlerini, Onun İçin Her şeyi siz Yapın Ki, O Bütün Sorumluluklarını Başkalarına Yüklemeğe Alışsın.
- Ona İstediği Kadar Harçlık Verin Ki, Hiçbir Zaman Kendi Parasını Kazanmanın Ne Olduğunu Öğrenemesin.
- Yiyecek, Giyecek Konforla İlgili Bütün Arzularını Yerine Getirin Ki, İstediklerine Ulaşmak İçin Çalışmak Gerektiğini Öğrenmesin.
- Bütün Bunları Ve Benzerlerini Yaparak Yetiştirdiğiniz Çocuğunuz Bir Gün Kendisinden Özür Dileyin. Ama; Onu Felaket Dolu Bir Hayata Hazırladığınız İçin Kendinize De Teşekkür Etmeyi Unutmayın. (2005)

Hiç yorum yok: