26 Ocak 2008 Cumartesi

İŞSİZLİK VE KALKINMA

İşsizliği önlemek, kalkınmak için sanayileşmeye, bunun için de gelişmiş teknolojiye ihtiyaç var. Bu yetmez. Ürettiğin malı satmalısın. Sadece ülke içinde satmak için bu kadar yatırım yapılmaz. Zaten çok kişinin alım gücü yani parası yoktur. Hem kendin kazanmak, hem döviz getirerek ülkeyi zenginleştirmek için ürettiğin malı dışarıya da satacaksın.

Ancak Dünya pazarları paylaşılmış. Rekabet için ucuza satmalısın. Bunun için ucuza mal edeceksin. Maliyeti azaltmak için, ham madde yani tütün, pamuk gibi her türlü tarımsal ürünler, madenler gibi girdiler ucuza alınmalı, ücretler düşük olmalı.

Yeni Dünya Düzenini, Küreselleşmeyi savunanlar diyor ki; Gelişmekte olan bir ülke pahalı olan gelişmiş teknolojiyi getiremez, ürettiği malı dünya pazarında satamaz. Muhakkak "uluslar arası yabancı sermaye" gelmeli. Yabancı sermaye de çok ürkektir. Her istenen yere gelmez. Bedava yer vereceksin. Çalışanların ücreti düşük olacak, grev yasağı ve tahkim yasası olacak. Ham maddeyi, örneğin tütünü, pamuğu, kömürü, madeni bizden almak zorunda olmayacak, kendi ülkesinden getirebilecek. Yerli yatırımcılara yabancı ortak bul denecek. Vergi, sigorta primi ve kredi kolaylıkları sağlanacak.

Böylece yabancı sermaye ülkeye gelip yatırım yapacak. Fabrikalar kuracak, bu fabrikalarda işsizler iş bulacak. Üretilen mallar dünya pazarlarına satılacak. Ülkeye döviz girecek. Ülke zenginleşecek. İşsizlik önlenecek. Ülke kalkınacak. Sanayi ülkesi olacak.

Ancak her geçen gün yeni istekleri olacak. Vermezsen "GİDERİM HA" diyecek.

Biraz zaman geçince bir bakılacak ki, ülkede tarım, hayvancılık bitmiş, madenler, bütün yer altı ve yer üstü kaynakları atıl kalmış, işletilemez duruma gelmiş, Devlet elindeki fabrikalar ya satılmış ya kapanmış, Yerli sanayici ve küçük işletmeler uluslar arası güçlü yabancı sermaye ile baş edemediğinden kapanmış, Ülke ekonomisi üretim araçları, ham madde ve sermaye yönünden tamamen dışa bağımlı olmuş.

Doğa kirlenmiş, yaşanmaz hale gelmiş, gelir düzeyi artmamış, dış borç daha da çoğalmış. Uluslar arası sermaye ile işbirliği yapan bir avuç kişi zenginleşirken çalışanlar daha da yoksullaşmış. Her geçen gün yabancı sermaye ülkeye daha az yatırım yapmaya başlamış.

Ülkede sosyal patlamalar baş göstermeye başlamış. Siyasi istikrarsızlık, toplumsal olaylar çoğalmış Bir bakmışsın artık demode olmuş makinaları bile almadan yabancı sermaye ülkemizi terk edip başka bir ülkeye kaçıvermiş. (2002)

Hiç yorum yok: