Adamın biri çok fakirmiş. Evine ekmeği bile zorla götürüyor. Bir gün zengin biri düğün yapıyormuş. Bunu davete çağırmışlar. Giderken oğlunu da götürmüş. Masaya oturmuşlar ki masada ne istersen var. Yemeğe başlayınca adam oğlunun kulağına eğilmiş "oğlum yarın, öbür gün, daha öbür günkü yemeklerini de ye" demiş. Çocuk ağzı tıka basa dolu babasının kulağına "dur baba, dünkünü, evvelki günkünü, ondan önceki günkünü yiyeyim, ondan sonra sıra senin dediklerine de gelecek" demiş.
Yolsuzlukla mücadele için dokunulmazlıkların kaldırılması için verilen sözlerin tutulması istenince, "bizim zamanımızda yolsuzluğa izin vermeyeceğiz. Eğer bizim zamanımızda yolsuzluk olur da gereğini yapmazsak o zaman bizden hesap sorun" diyorlar.
Önce bu güne kadar yapılan yolsuzlukların hesabı sorulsun ki, bundan sonra yolsuzluk yapanlardan da hesap sorulacağına inanalım. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılmıyorsa kimden hesap sorabilirsin ki?
Hangi yolsuzluğu araştırılırsa hep ucu siyasetçiye dokunmuyor mu?
Hani meclis koltukları alımında yolsuzluk yapılmıştı? Peki suçluları nerede?
Bankalar battı, içleri boşaltıldı denildi. Birçok bankaya el konuldu. Bir çok kişi hakkında soruşturmalar, tutuklamalar oldu. Milyonlarca kişi bu yüzden işsiz kaldı. Yetkililerin açıkladığına göre ülkede 11 milyon kişi yoksulluk sınırında. Memura, işçiye, çiftçiye, emekliye, esnafa verilmeyen 30 milyar dolar batık bankalar için harcandı.
Peki kim bunun suçlusu?
AB uyumu için ihale yasası çıkarıldı. 2003 yılı başında yürürlüğe girecekti. Şimdi bir yıl ertelenecek deniliyor. Peki neden? En büyük yolsuzlukların ihalelerde olduğu söylenmiyor muydu? Parası olmadan temeli atılan yıllardır bitmeyen, ölü yatırımlara "örneğin Bergama devlet hastanesi" trilyonların gömüldüğü hep söylenmiyor mu?
Eğer bir yeri sel basmışsa bir daha olmasın diye korunmak için tedbir alınır. Hiç tedbir almamışsan bir daha sel basınca nasıl korunacaksın?
Yolsuzluk ve rüşveti önlemek için de, önleyici tedbirler almak gerekmez mi?
Hukuki düzenlemeler yapıp yolsuzluk yapanı ve rüşvet alanı en ağır şekilde cezalandıracaksın ki engelleyebilesin.
Son 20 yılda yapılan yolsuzluklar nedeniyle siyasi partiler halkın gözünde güven kaybetmediler mi? Yolsuzluk ve yoksulluğa çözüm bulamadıkları için halk partileri sandığa gömmedi mi?
Her parti, her siyasetçi önce "ben dürüstüm, verilmeyecek hesabın yok" diye söze başlamıyor mu?
Nasrettin hoca 2 kilo ciğer alıp ece göndermiş. Karısı pişirirken komşusu ile lafa dalmış ve ciğer yanmış. Hoca eve gelince yemekte ciğeri görememiş. Karısına "ciğer ne oldu? Diye sormuş. Karısı "ciğeri kedi kaptı deyince eline kantarı almış ve kediyi tartmış. Kedi 2 kilo gelmiş. Karısına "eğer bu ciğerse kedi nerede, yok kedi ise ciğer nerede?" demiş.
Peki herkes dürüst, herkesin verilmeyecek hesabı yok da bu yolsuzlukları kim yapıyor?
Bu yoksulluk neden önlenemiyor? (2002)
26 Ocak 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder