Bu gün ülkemizde köylü, işçi, kamu görevlisi, küçük esnaf halinden memnun değil. Ama halinden memnun olanlarda var. İş adamları. TÜSİAD, TOBB. Halinden memnun. Borsadaki yabancılar, dolara yüksek faiz alan yabancılar memnun. Zenginin daha zengin olduğu, özelleştirmeler nedeniyle devletin dev tesislerini ucuza kapanlar memnun. AB bütün isteklerini yaptırabildiği, ABD ise orta doğuda petrol kaynaklarına el koyarken planlarına destek olduğu, en azından karşı çıkmadığı için memnun.
Gazeteleri okuyoruz. TV leri dinliyoruz ülke ekonomisi iyiye gidiyor. Milli gelir artıyor. Yabancı sermaye geliyor. Döviz stoku artıyor. Hayret ediyoruz. Madem ülkemizin durumu bu kadar iyi peki bizim durumumuz neden kötü? Biz aptal, beceriksiz olduğumuzdan mı? Hayır kabahat bizde değil. Çünkü bize doğruları söylemiyorlar. Biz her şeyi medyadan (TV ve gazetelerden) öğreniyoruz. Peki basın tarafsız mı? Yani bizler TV, radyo ve gazetelerden doğru haberler alabiliyor muyuz? Ülkemizde Medya kimin kontrolünde?
Ülkemizde 2 büyük medya gurubu var. Sabah ve doğan gurubu. Sabah gurubu devletin kontrolüne geçti. Sabah gazetesinde yönetici ve İktidar yanlısı olan Fatih ALTAYLI bile bu gazeteden ayrılmak zorunda kaldı. Çünkü bu medya gurubuna el koyan TMSF gazetenin yayınlarına müdahale ettiği için. Doğan gurubu ise en azından siyasi iktidara muhalefet etmiyor. Çünkü bu medya gurubunun patronu ayni zamanda iş adamı olması. İktidarla takışmak istememesi.
Medya sadece ülkemizde değil dünyada da tarafsız değil. Basın tekellerinin kontrolünde. Dünyadaki bütün medya ABD tekelinde. Dünyada olan bütün olaylar ABD ye bağlı haber ajansları tarafından dünyaya dağıtılıyor. Bu haber tekelleri istedikleri haberleri dağıtıyor, istediklerini dağıtmıyor. Bazı haberleri ise çarpıtarak dağıtıyor. Çünkü bu haber kanalları emperyalist, küresel sermayenin temsilcisi ülke ve şirketlerin kontrolündedir. Irak savaşında bu çok açık görüldü. ABD belli basın kuruluşlarının Irak da serbestçe çalışmasına izin verdi. Bunlara iliştirilmiş gazeteciler denildi. Bu basın kuruluşları Irak da ne olursa olsun bütün haberleri ABN nin istediği şekilde verdi. Bir El Cezire TV çıktı insanlar gerçeği öğrendi. Irak da gerçeğin hiç de ABD nin yansıttığı gibi olmadığını gösteren tarafsız bir habercilik yapmaya başladı. ABD nin yalanları açığa çıktı. Bütün dünya ABD basın kuruluşlarının haberlerine değil El Cezire TV haberlerine inanmaya başladı. ABD den gelen haberlerden öğreniyoruz ki ABD vatandaşları Irak da neler olduğunu doğru ve tam olarak bilmiyor.
Doğruları öğrenmek, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar verebilmek için basının her olayı yalansız, gerçekçi bir şekilde bize ulaştırması lazım. Eğer bize dorular söylenmiyorsa, en azından gerçek olaylar bizden gizleniyorsa biz haksız olanlara destek verir, gerçekten haklı olanlara kızarız. Bu nedenle tarafsız bir basın şarttır. İşte bunun için basın özgürlüğü şarttır. İşte bunun için tarafsız bir basın yoksa demokrasi de yoktur. Güney Amerika yakın zamana kadar ABD nin arka bahçesi idi. Bu kıtadaki bütün ülke yönetimleri ABD yanlısı idi. Eğer iktidara ABD nin istemediği kişi veya partiler gelirse ABD destekli askeri darbeler yapılırdı. Bu kıtada bir çok ülke yıllarca faşist askeri diktatörlüklerle yönetildi. Son yıllarda bu ülkelerin çoğu sol, sosyalist kişileri ve partileri iktidara getirdi. Bütün bu ülkelerde olanları biz hep ABD haber ajanslarını kanalıyla öğreniriz. Tabi bu haberler hep ABD yanlısıdır. Venezuella devlet Başkanı Cavez "bağımsız haber ajansımızı kuracağız" bu şekilde dünya gerçekleri öğrenecek diyor. Evet doğru karar verebilmek için olaylar hakkında doğru bilgiye sahip olmakla mümkündür.
Ülkemizde medya patronları ayni zamanda iş adamı olduğundan iktidarla aralarının açılmasını istemezler. Eğer iktidarı kızdırırlarsa vergi denetimleri yapılır. Devlet ihalelerine giremezler. Bu nedenle iktidar yanlısı olmasalar bile etliye sütlüye karışmazlar. TV lar da magazin programları, kadın programları yaparlar. Şarkıcı, türkücü seçerler. Gelin kaynana geçimsizliği programları yaparlar. Kayıpları bulurlar. Gazetelerinde trafik kazaları, kapkaç, kayıp, hırsızlık haberleri yer alır. İşçinin, köylünün, kamu emekçisinin, dar gelirlinin derdi ile hiç ilgilenmezler. TBMM de, mitinglerde, işçi, köylü, memur hak ararken kavga dövüş varsa gösterirler.
Geriye gitmeye gerek yok. Son günlerde yer yerinden oynuyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi, erken seçim, bir milyondan fazla kişinin katıldığı TANDOĞAN mitingi. Kaç TV verdi? Tepkiler gelince, baktılar ki bu milyonlar bilinçli insanlar, vermeyen TV leri boykot edebilirler, reytingleri ve bun yüzden reklam gelirleri düşer mecburen Çağlayan mitingini "ama iktidarı da darılmayacak şekilde" verdiler.
Siz medyanı hepsine, her yazdığına güvenmeyin. Yaşadıklarınız, düşündüklerinizle medyanın yazdıkları, söyledikleri farklı olabilir. Ama gerçekler sizin yaşadıklarınızdır. Etrafınıza bakın. Gerçekler arkadaşlarınızın, komşularınızın yaşadıkları düşündükleridir. Siz bu iktidardan şikayetçi iseniz medya ülkenin çok iyi durumda olduğunu söyleyebilir. Sen yaşadıklarına, gördüklerine, çevrene bak. Sen medyanın kötü veya iyi dediğine değil gerçek yaşamına inan. 2007
2 Şubat 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder