2002 seçimlerini AKP neden kazandı? 5 yıllık iktidarında yoksulluk, yolsuzluk ve işsizliği önleyemeyen, milyonlarca kişinin cumhuriyet mitingleri ile alanlara çıkıp “laik, demokratik cumhuriyet tehlikede” diye haykırdığı, çiftçi, köylü, esnaf, kamu çalışanın her gün protesto ettiği AKP 22 temmuz 2007 seçimlerinde nasıl % 47 oy aldı?
AB, ABD, kömür ve yiyecek yardımları, bize dindar cumhurbaşkanı seçtirmediler mazeretleri ne kadar etkili ise biraz da kabahat diğer siyasi partilerde ve bizde değil mi?
DSP; MHP; ANAP iktidarında ve seçimlere daha 2 yıldan fazla varken 2001 yılında bakın ne demişim.
SİL BAŞTAN
Yapılacak en doğru şey, SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM YASASINI DEĞİŞTİRİP, İktidarı ve muhalefeti ile 20 yıl içinde kısa veya uzun süreli, tek başına ve koalisyon olarak iktidar olan tüm politikacıların "biz beceremedik” diyerek politikadan çekilmeleri ve erken seçim kararı almaları. Ekonomiyi yöneten tüm üst görevli bürokratların istifa etmeleri.
"Yerimize kim gelecek" diye düşünmelerine gerek yok. Bu güne kadar önlerini tıkadıkları ne cevherler çıkar ve çok da başarılı olurlar.
Ancak hiç biri bunu yapmaz.
İktidar partileri hala kendilerine güvenilmesini, ekonominin rayına gireceğini savunuyorlar.
Muhalefet ise hükümetin istifa etmesini seçime gidilmesini, ekonomiyi ancak kendilerinin düzelteceğini söylüyorlar.
Bu güne kadar iktidarlarında ne yaptılar, neyi düzelttiler ki bundan sonra düzeltecekler?
Bu güne kadar görüldü ki, hangi parti iktidara gelse değişen bir şey olmuyor.
NEDEN DÜZELTEMİYORLAR ?
Vatandaş kendi temsilcilerini kendi seçmediği, seçtiklerini denetleyemediği zaman değişen bir şey olmuyor.
Adil bir hukuk sistemi sağlanmadan, kim olursa olsun suç işleyen cezalandırılamazsa değişen bir şey olmaz.
Milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmadan, yolsuzlukların ardındaki siyasetçiler açığa çıkarılıp yargılanmadan değişen bir şey olmaz.
Bunlar yapılmazsa yolsuzluklar önlenemez, işsizlik, yoksulluk önlenemez. Enflasyon ve hayat pahalılığı düşürülemez.
Demokrasinin tam ve sağlıklı işleyebilmesi için toplumun örgütlü olması gerekir. Toplumun her kesimi sesini bu örgütleri ile siyasal iktidara duyurur.
Seçimlerde siyasi partilerle anlaşarak temsilcilerinin parlamentoya girmesi, taleplerinin programa alınması sağlanır. Böylece parlamentoda değişik partilerde de olsa toplumun her kesiminden temsilciler bulunur. Temsil ettikleri toplum kesimlerinin haklarını savunurlar.
Ancak ülkemizde böyle mi? Siyasi partilerin hangisi bunu yaptı?
Hangi demokratik örgüt temsilcilerinin aday gösterilmesini sağlayabildi?
Aslında siyasi partilerin liderleri ve yöneticileri kadar sendika, meslek odası lider ve yöneticileri de başarılı değil.
Onlarda, kolay, kolay değiştirilemiyor.
Örgütler etkisiz ve tabanlarının güvenini kaybetmişler.
PEKİ NEDEN BÖYLE?
Eğer biz her gün kızdığımız apartman yöneticimizi denetleyemiyor, seçim sırasında toplantıya gidip oy kullanmıyorsak, onu değiştiremiyorsak,
Eğer biz üyesi olduğumuz kooperatifin yöneticilerini beğenmiyor, üstelik yolsuzluk yaptığından yakındığımız halde seçimlere gitmiyor veya gitsek bile yine ona oy veriyorsak,
Eğer biz üyesi olduğumuz meslek örgütü yöneticilerini beğenmiyor, haklarımızı korumuyor diye yakındığımız halde, toplantılarına gitmiyor, seçimlerine gitmiyorsak,
Eğer biz hangi seçim olursa olsun, dürüstlüğüne, doğruluğuna, başarısına göre değil de "BİZDEN, BİZDEN DEĞİL" diye düşünerek oy veriyorsak,
Eğer haklarımızı savunduğu halde demokratik örgütlerin toplantılarına, yasal eylemlerine bile katılmıyorsak,
SUÇLU ARARKEN ÖNCE AYNAYA BAKMAMIZ GEREKMEZ Mİ? 2007
2 Şubat 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder