SİVİL HALK DİRENİŞİ
NEWMONT OVACIK ALTIN İŞLETMESİNDEN HALKIN İÇİN SADECE BİR RİCA!!!
Haziran 2001 ve kasım 2002 tarihleri arasında ovacık altın madeninde işten yılmaz inşaat bünyesi altında jeofizik müh. Ve şantiye şefi olarak görev yaptım. Mevcut siyanür atık barajının kot yükseltilmesinde bulundum. Şimdi, çalışması için destek verdiğim ve her zaman destek vereceğim ovacık altın madeni işletme genel müdürü sayın SİMON BOOTH ve halkla ilişkiler genel müdürü İSMET SİVRİOĞLU'ndan bir ricam var. Her zaman önce çevre ve insan sağlığı dediğiniz ve şirket politikası olarak benimsediğiniz bu etkenler neticesinde, benim göstereceğim yerlerde, jeolog arkadaşlarınızın da bu testlerde bulunmasından memnuniyet duyarım. Her ne kadar D.S.İ kontrolün de onay verilmiş olsa da, ben sadece içimde ki bu kuşkuyu atmak istiyorum. Birkaç yerde hata yapılmış mıdır şüphesiyle yaşamak bana sıkıntı veriyor. Eminim ki baraj hakkında şüphesi olduğunu bildiğiniz birini aydınlatmaktan memnuniyet duyacaksınız!
Cevabınızı 25/07/2003 tarihine kadar bekliyorum. Saygılarımla 21.07.2003
KENAN SERDAROĞLU Jeofizik müh. YUNANİSTAN ALTIN MADENİ KAPATILDI
Yunanistan'ın Chalki kentinin Olimpia yöresinde, TVX Hella Madenler ve Altın Endüstrisi AŞ'ye ilgili bakanlıklarca verilen altın üretme izni, "Devletin sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevreyi korumakla yükümlü olduğu" gerekçesiyle iptal edildi. . 28.07.2003
Yılmaz ve 3 bakandan Bergama'ya tazminat
Siyanürlü altın çıkarılmasına karşı mücadele veren Bergamalı köylülerin eski Başbakan Mesut Yılmaz ve üç bakanı hakkında açtıkları ve mahkemenin tazminata hükmettiği dava Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce onaylandı. Böylece Yılmaz ve eski bakanlar toplam 47 milyar tazminat ödeyecek.
Bergamalılar'ın 1997'de dönemin Başbakanı Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy, Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar Topçu'ya açtıkları reddedilince temyize gittiler. Dosyayı tekrar inceleyen Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak Yılmaz ve bakanların davacı 68 kişiye her biri için 500'er milyon lira olmak üzere toplam 34 milyar lira tazminat ödemesine karar verdi. İcra takibi başlatıldı Kararın ardından köylülerin avukatları siyasetçilerden tazminatlarını alabilmek için icra takibi başlattı. İzmir 5. İcra Müdürlüğü yasal faiz, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretleriyle birlikte toplam 47 milyar liranın ödenmediği gerekçesiyle Yılmaz ve eski üç bakanın emekli maaşlarına haciz konulmasını kararlaştırdı. Yılmaz, kendi ve bakanları adına avukatı aracılığıyla Tekstilbank'tan 47 milyar liralık teminat mektubu verdi, icra takibi durduruldu. Milliyet 28.07.2003
ALTIN MADENİ KAPANDI!
Danıştay kararıyla madenin faaliyetinin durdurulması kararının ardından İzmir Valiliği Bergama Kaymakamlığı’na altın madeni işletme faaliyetlerinin durdurulması konusunda talimat verdi.
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, İçişleri Bakanlığı'nın "gereğinin yapılması" isteği sonucu Bergama Kaymakamlığı'na madende faaliyetlerin durdurulması için talimat verdiği bildirildi.
İzmir Valiliği'nden yapılan açıklamada, "Açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanmaması durumunda telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına neden olabileceğinden yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararının uygulanmasına karar verilmiştir." denildi. Danıştay Altıncı Dairesi, 23 Haziran'da aldığı kararla, madenin Çevre Etki Değerlendirmesi'nin olumlu bulunduğuna ilişkin raporun mahkemece iptal edilmesine karşın, Bakanlar Kurulu onayıyla işletilmesine izin verilmesini hukuka aykırı bulmuştu.
Altıncı Daire, telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına neden olabileceği gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasını da istemişti. Danıştay kararının ardından madendeki çalışmaların en geç 30 gün inde durdurulması gerekiyordu. İzmir Valiliği'nden yapılan açıklama "Konu hakkında başbakanlık ve ilgili bakanlıklara yapılacak işlem sorulmuştur. İçişleri Bakanlığının 18.08.204 tarihli yazıları ile 'gereğinin yapılması' emredilmiştir. Bunun üzerine, Bergama Kaymakamlığı'na 'altın madeni işletme faaliyetlerinin durdurulması' konusunda aynı gün talimat verilmiştir." denildi.
Açıklamada, " Danıştay 6. dairesi'nin kararına göre Bergama Ovacık Çamköy'de bulunan altın madeninin işletmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması durumunda telafisi güç ve imkansız zararlar doğmasına neden olabileceğinden dava konusu bakanlar kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin 23 Haziran tarihli kararın uygulanması konusunda Bergama Kaymakamlığı talimatlandırılmıştır" denildi. 31.08.2004
EYLEM SIRASI MADENCİLERDE
İzmir Valiliği'nin Danıştay'ın "yürütmeyi Durdurma" kararı üzerine Bergama Ovacık'taki altın madenini kapatmasına maden çalışanları tepki gösterdi. Madende çalışan 150 işçi, İzmir valiliği önünde, sessiz eylem yaptı.
Bakanlar Kurulu kararıyla çalışma izni verilen Ovacık Altın Madeni'nin üretimi geçtiğimiz hafta ikinci kez durduruldu. Danıştay'ın Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesinin ardından İzmir Valiliği, madenin kapatılması için Bergama Kaymakamlığına talimat vermiş ve Ovacık Altın Madeni kapatılmıştı. Bergamalı maden karşıtları çevreciler, madenin kapatılmasını "hukukun zaferi" olarak nitelerken, bazı çevreci vatandaşlar gerekirse mühürün başında nöbet tutarız yorumlarını yaparken Ovacık Altın Madeni çalışanlaı, İzmir Valiliği önünde eylem yaptı.
Yaklaşık 150 maden çalışanı, otobüslerle öğle saatlerinde Konak Meydanı'na geldi. Valilik önüne kadar yürüyen çalışanlardan bir grup daha sonra Valilik'e çıktı. İmza ve dilekçelerinin bulunduğu dosyayı Vali Yardımcısı Halis Peker'e veren işçi temsilcisi Hüseyin Batmaz, madenin biran önce açılmasını istediklerini söyledi. Bir süre Valilik önünde bekleyen işçiler, daha sonra Bergama'ya döndü. 31.08.2004
Bergama'da Yine Mahkeme Kararları Aşılmaya Çalışılıyor...
Son günlerde Ovacık Altın Madeni çalışanları tarafından yapılan eylemler yaygın basınımızda yer alırken Altın Madenine karşı verilen halk mücadelesinin kahramanı BAyram Kuzu’nun torunu olan Günay Candan tarafından yapılan açıklamalar Ovacık Köylülerinin Avukatı Arif Ali Cangı tarafından sert bir dille eleştirildi. Cangı “Bayram Kuzu'nun torunu olduğunu söyleyen Günay Candan, dedesinin anısına saygısızlık yapıyor. Madenci şirketin çıkarları için kullanılıyor.Yazık” dedi. Bu iddiaların daha fazlası "Casusluk Davası" olarak bilinen davada söylendi. Sonuç, iddiaların hepsinin asılsız olduğu ortaya çıktı ve Anara1.Numaralı DGM tarafından beraat kararı verildi. Bu haberde İzmir Valisi yardımcısının sözleri dikkat çekici.
Anlaşılan yeni bir ÇED süreci başlatılmış. Yakında yeni bir ÇED olumlu belgesiyle madeni çalıştırmaya kalkacaklar gibi gözüküyor. Burada daha önce iptal edilen ÇED olumlu belgesine ilişkin mahkeme kararı unutuluyor.
Anımsatalım; Çevre Bakanlığının, Eurogold firmasına siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki ÇED olumlu görüşünün iptali amacıyla Bergamalı 652 yurttaş tarafından, 1994 yılında İzmir İdare Mahkemelerinde davalar açıldı. Uzun zamana yayılan yargılama süreci sonunda, davacı yöre yurttaşlarının istemleri, Danıştay 6. Dairesi'nin 13 Mayıs 1997 tarih ve 1996/5477 E. - 1997/2312 K. sayılı bozma kararı doğrultusunda, İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin 15 Ekim 19997 Tarih ve 1997/636-877 sayılı kararı ile kabul edildi. Karar, Danıştay'ın denetiminden de geçerek kesinleşti.
Sözkonusu mahkeme kararı, "sağlıklı çevrede yaşama hakkı"nı değerlendiren örnek bir karardır. "Yaşam hakkı"nı düzenleyen Anayasa'nın 17. maddesi ile "sağlıklı çevrede yaşama hakkı"nı düzenleyen 56. maddesine dayanılarak verilen kararda özetle; "…Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve bilirkişi raporlarında da öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır…" denilmekteydi.
Görüldüğü gibi çevre ve insan sağlığı için risk oluşturan "siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletmesi"dir. Bu mahkeme kararı varken, aynı yöntemle çalışacak işletmeye ÇED olumlu belgesi düzenlenmesi olası değildir. Bu mahkeme kararını görmezden gelerek, işlem tesis eden kamu görevlileri, en basit anlamıyla görevlerini kötüye kullanmış olurlar. Konusu suç teşkil eden emir de uygulanmaz, emir verilmiş olması, uygulayanı sorumluluktan kurtarmaz. 31.08.2004 Av.Arif Ali Cangı
MADENCİLERDEN SEBZELİ EYLEM
Ovacık altın madeninin kapatılmasıyla işsiz kalan maden işçileri ve aileleri maden sahası etrafındaki tarımsal alanlardan topladıkları pamuk, sebze ve meyvelerden oluşan ürünleri kavanozlara doldurarak kargoyla Oktay Konyar'a göndererek eylem yaptılar.
Ovacık Altın Madeni karşıtlarının sözcüsü Oktay Konyar'a çevreciliklerini kanıtlamaya çalışan maden işçileri tesis çevresinde ki tarım alanlarında üretilen ürünleri kavanozlara koyarak Konyar'ın Dikili'de ki evine kargoyla gönderdiler. Kargo önünde sabah saat 9'da toplanan Maden İşçileri ve aileleri adına basın açıklaması yapan Maden İş Sendikası İş yeri temsilcisi Mehmet Ergit, yaptığı basın açıklamasında Oktay Konyar'ın iddialarına karşı şunları söyledi. " İşletmemizin kapatılmasının üstünden 44 gün geçti. 350 arkadaşımız işlerine geri dönecekleri müjdeli haberi beklemekte. Bu 44 günde ülke ekonomisi 9 milyar dolar kayba uğradı. Nedenimi? Karşıt grupların öncülerinden Birsen Lemke ve Avukat Senih Özay'ın açtığı davalardır. Sayın Birsen Lemke'nin neden bu konuya ilgi gösterip para harcadığı, Senih Özay'ında neden avukatlığına devam ettiği açıklığa kavuşmuş değildir. Biz Matrix işçiler olarak çevre duyarlılığı gösteren komşularımızı, köylülerimizi, anlayışla karşılıyoruz Çünkü madenin dışında köylülerimiz tarım ve hayvancılıktan geçinmektedir. Bu günkü eylemimizin sebebi ise bir kez daha sularımız kirlendi, sebze, meyve pamuk olmuyor, zeytin ağaçları kuruyor olan ürünlerde hastalıklı gibi gerçek olamayan iddiaların, gerçekle bağdaşmadığını sayın basın mensuplarının önünde kamuoyuna göstermektedir. Tepkimiz köylümüze bir takım gerçek olmayan iddialar öne süren, analizler sunan kişi ve kuruluşlaradır. Sayın Oktay Konyar, ve bir gurup taraftarı geçtiğimiz günlerde İstanbul'da gerçekleştirdikleri eylemde gerçekle bağdaşmayan birtakım iddialarda bulundular. Yörede ürün yetişmediği, olanlarında hastalıklı olduğu iddiaları tamamen gerçekten uzak ifadelerdir. Bugün bunu ispat etmek üzere kavanozlara, madenimize en yakın tarımsal alanlar ile birlikte maden sahası içindeki ağaçlardan toplanan Pamuk, Zeytin, Mısır, Buğday, Zeytinyağı, gibi ürünlerden koyduk.bunun anlamı şudur; Ovacık altın madeni çalıştığı 3 sene süre zarfında dünyanın en iyi çevresel önlem ve performansıyla tarımla iç içe bir üretim gerçekleştirmiştir. Kaldı ki Oktay Konyar, da madene yakın Sağancı köyünde ki zeytinliklerinden gelen yağı kullanmakta ve satmaktadır. Amacımız Türk halkına gerçekleri anlatmaktır" dedi. 04.10.2004
MAHKEME KARARLARI AŞILIYOR
Danıştay kararıyla mühürlenen Ovacık altın madeninin yeniden açılması için çalışmalara devam ediliyor. Enerji Bakanlığı'nın "gerekli tedbirlere uyulursa madenin çalışmasında sakınca yok" yazısı sayesinde Ovacık altın madeni yeniden açılabilecek.
Ovacık Altın Madenin Kaymakamlık tarafından mühürlenmesinin ardından, mahkeme kararlarına uyularak madenle ilgili tüm işlemlerin sona erdirilmesini bekleyen hukukçular Enerji Bakanlığı'nın yazısı ile hiç beklemedikleri bir yanıt aldılar. Hukukçuların dilekçesine verilen Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü 16 Eylül 2004 tarih ve B.15.0.MGM.0.01.02.05-2045-800 sayılı yanıtta, "… söz konusu ruhsata (Normandy A.Ş.nin 06.12.2011 yılına kadar uzatılan YR:3549 sayılı ruhsatı) ilişkin olarak Bakanlıklarına sunulan Çevresel Durum Değerlendirme Raporunun 26 Ağustos 2004 tarihinde inceleme ve değerlendirme toplantısının yapılarak nihai şeklinin verildiği ve Bakanlıklarınca faaliyetle ilgili nihai raporda belirtilen tedbirlere uyulması kaydıyla bir sakınca olmadığı kararının verildiğinin belirtildiği..." yer aldı.
İzmir Barosu ve Bergamalı köylülerinin avukatlarından Arif Ali Cangı Bakanlığın yazısını "Yine mahkeme kararları hiçe sayılarak, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Bergama Ovacık Altın Madeni İşletmesine sakınca yoktur kararı verilmiştir. Yani altın madeni her an işletmeye açılabilir" sözleriyle değerlendirdi.
Av. Arif Ali Cangı açıklamasında " Mahkeme kararının uygulanmasını istediğimiz dilekçemize Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdüdürlüğü'nden 16 Eylül 2004 tarih ve B.15.0.MGM.0.01.02.05-2045-800 sayılı yanıt geldi.
Yazıda; "...Danıştay 6. Dairesinin 2002/2618 sayılı kararı gereğince işlemlerin yürütüldüğü, bu çerçevede yapılan çalışmalar kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan alınan 27.08.2004 tarih ve 6524-46062 sayılı yazıda; söz konusu ruhsata (Normandy A.Ş.nin 06.12.2011 yılına kadar uzatılan İR:3549 sayılı ruhsatı) ilişkin olarak Bakanlıklarına sunulan Çevresel Durum Değerlendirme Raporunun 26.08.2004 tarihinde inceleme ve değerlendirme toplantısının yapılarak nihai şeklinin verildiği ve Bakanlıklarınca faaliyetle ilgili nihai raporda belirtilen tedbirlere uyulması kaydıyla bir sakınca olmadığı kararının verildiğinin belirtildiği..."nden söz edilmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla, yine mahkeme kararları hiçe sayılarak, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Bergama Ovacık Altın Madeni İşletmesine sakınca yoktur kararı verilmiştir. Yani altın madeni her an işletmeye açılabilir. Bir kez daha yineliyoruz; söz konusu altın madeni işletme faaliyetine izin veren idari işlemler, yargı denetiminden geçmiştir. Yargılama sonunda, iptal edilmiş ve iptal edilmektedir.
Bu işletmeye ilişkin ÇED olumlu belgesi yargı denetiminden geçmiş ve kesinleşmiştir. Danıştayın da denetiminden geçerek "kesin hüküm" halini alan İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin 15.10.1997 gün ve 1997/636-877 sayılı kararında özet olarak; "…Anayasanın 17. maddesine göre; Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir, Anayasanın 56. maddesine göre de; Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir (...) Canlı yaşamının en önemlisi olan insan yaşamının sağlıklı, dengeli, bozulmamış bir çevrede sürdürülmesi esastır. İnsan yaşamının korunması bir öncelik olduğuna göre, insanın doğal yaşam temellerinin korunması ve geliştirilmesi gerekmekte ve çevrenin korunması insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olmaktadır.
Bu durumda yukarıdaki saptamalardan hareketle dava konusu altın madeni işletme yönteminin yarattığı sakıncaların doğrudan ve dolaylı olarak insan yaşamı ile ilgili olması karşısında, belirtilen Anayasa ve yasa hükümleri de dikkate alınarak dava konusu idari işlemin yargısal denetimin de öncelikle kamu yararı ve bu kavramdaki önceliklerin irdelenmesi gerekmektedir (…) İşletmecinin iyi niyeti, önlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara bağlı kalınarak, yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin,doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi doğaldır. Siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye ve yapılacak olan denetime duyulan güvene bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek mümkün değildir (…) Bu belirlemeler karşısında, insanın yaşama hakkını ve devletin de çevre sağlığını koruma, çevre kirlenmesini önleme, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini sağlama ödevlerini dikkate aldığımızda, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve bilirkişi raporlarında da öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır (…)" denilmektedir. Görüldüğü gibi; Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmesinde; çevre ve insan sağlığı için risk oluşturan "siyanür liç yöntemi" ile altın madeni işletmesidir.
Bu mahkeme kararı varken, aynı yöntemle çalışacak işletmeye ÇED olumlu belgesi düzenlenmez. Bu mahkeme kararını görmezden gelerek, işlem tesis eden kamu görevlileri, en basit anlamıyla görevlerini kötüye kullanmış olurlar. Konusu suç teşkil eden emir de uygulanmaz, emir verilmiş olması, uygulayanı da sorumluluktan kurtarmaz. Bergama ile birlikte Hukuk Devleti de kirletiliyor... Herkes bir şeyler yapmalı...” dedi. 04.10.2004
'BERGAMALILAR "YAŞAM HAKKI" İSTİYOR
Altın madeninin, yeni imar planı, ÇED Raporu hazırlayarak tekrar açılması gündeme gelirken, Bergamalılar da hukuki mücadele sürecini hızlandırıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AHİM) Bergamalı 10 köylünün açtığı davada 3 bin Euro tazminat kazanması, tüm maden köylülerini ve Bergama merkezdeki vatandaşları harekete geçirdi. 3 bin Euro tazminat almak isteyen binlerce köylüden sonra şimdi de Bergamalı vatandaşlar, pazartesi günü 1. notere giderek vekalet verecekler. ilindiği gibi dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz köylülere 40 milyar lira tazminat ödemişti.
Bergama da altın karşıtı vatandaşlar maden aleyhinde sayısız mahkeme kararları olmasına rağmen madenin tüm yargı kararlarına karşın çalışmaya devam etmek istemesi, maden karşıtlarını tekrar harekete geçirdi. Altın madeni, kaçak olan tüm binalarını ruhsatlandırmak için imar planı hazırlatması, yeni ÇED Raporu düzenleyerek Sağlık Bakanlığından çalışma ruhsat alma aşamasında olduğunun öğrenilmesi üzerine Maden Karşıtı Bergamalılar bir araya gelerek bu platformu oluşturdular.
Platform ilk olarak 06.12.2004 pazartesi günü saat 11:00'de toplu olarak 1. Notere giderek avukatlara vekalet verecek. Platform sözcüleri Eğitim-Sen BAştemsilcisi Cihat Balaban ve EMEP İlçe Başkanı Tülay Aslan bir açıklama yaparak, "Toprağı toprak gibi, suyu su gibi, havayı hava gibi bilen ve seven, torunlarını Bergama'da özgür- güvenli ve sağlıklı yetiştirmek isteyen tüm Bergamalıları Bergama Belediyesi'nin arkasındaki (Esnaf Kefalet Kooperatifi üstü) 1. Noter'e Pazartesi günü saat 11.00'de vekalet vermeye çağırıyoruz. Bizler orada olacağız." Dediler.
Platformun açıklaması ise şöyle
"Değerli Bergamalılar, Bilindiği gibi 10 yılı aşkın süredir ilçemizde "siyanür" belası kol geziyor. Çok uluslu şirketler sanayimize, kamu kuruluşlarımıza (Petkim, Telekom, SSK hastaneleri, Eğitim Kurumları), madenlerimize musallat oldular. Bu güne kadar iş başına gelen Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri çeşitli uluslararası antlaşmalar ile (GATS, MAİ, MİGA vb.) ülkemizin zenginliklerinin talan edilmesinin yolunu açtılar.
Defalarca isim değiştiren, bugünkü ismi Newmont olan "siyanürcü şirket" de bunlardan biridir. Haklarında doğayı zehirlediklerine, yasal olmayan biçimde çalıştıklarına dair onlarca yargı kararı olmasına karşın bugüne kadar ki hükümetlerce olduğu gibi bu hükümet döneminde de yasadışı çalışmasına göz yumularak topraklarımıza tonlarca siyanür zehiri bırakmışlardır. Tüm iç yargı yollarına rağmen hükümetlerce yasadışı çalışmasına göz yumulan siyanürcü şirkete karşı yöre köylüleri YAŞAM HAKKI için AİHM' ye başvurmuşlar ve bu yasadışı uygulamayı sürdüren hükümetler yöre köylülerine 3'er bin euro tazminat ödemeye mahkum edilmişlerdir.
Değerli Bergamalılar,
Siyanür zehirdir. Tonlarcası çok daha büyük zehirdir. Suyumuza, havamıza, toprağımıza yasadışı yollarla karıştırılmıştır. Kilometrelerce uzaktan Midilli deki insanların bile Yaşam Hakkı için şikayetçi oldukları bu durumdan bizler olmayacak mıyız? Bizler çocuklarımızı Bergama'da büyütmeyecek miyiz? Bergama'da evler almadık mı? Torunlarımızın düğünlerini burada yapmayacak mıyız? Yer altı suyumuzun nerelerden geldiğini biliyor musunuz? Biz Bergamalılar her sokak başı çeşmesinden yüzyıllardır elimizle su içmiyor muyuz? Plastik bidonlarda sular, siyanürlü domatesler kaderimiz mi? Değerli Bergama Esnafı,
Siyanürcü şirket aylardır gazetelere ilanlar veriyor, gördünüz mü? İlanlarında; " Çevreye duyarlı üretim yapıyoruz diyorlar. Mahkemeler, profesörler yıllardır tersini kanıtlıyorlar. "15 ton altın ürettik diyorlar
15 ton altın için topraklarımıza kaç ton siyanür bırakacaklar? " 166 milyon $ ihracat gelirini elde ettik diyorlar, Bu gelirden kaç esnafımız yararlandı? Siz bu geliri gördünüz mü? Vergi dairesinin haberi var mı? "İlçemizde 500 büyük sanayi kuruluşundan biri varmış, haberiniz var mı? "Ülkemiz kalkınıyor, halkımız çok mutla oluyormuş Dünyanın en zengin madenleri Afrika Kıtasında, açlıktan ölüm oranı, AİDS, iç savaşlar nerede biliyor muyuz? - Siyanürlü su, domates, topraktan mutlu bir halk dünyanın neresinde olmuş? Biz saf mıyız? " Devlete bağlılıktan söz ediliyor.
YASALARA UYUN!
"Türkiye'nin acılan yeni zenginlik kapısı deniyor. Halk zenginleşmiyor, esnafın haberi olmuyor, kim- kimler zenginleşiyor? Bizler inanmıyoruz. Inanmadığımız için Bergamalılar olarak 06.12.2004 PAZARTESİ günü saat 11.00 'da 1. Noter'e gidip, "YAŞAM HAKKKI"mızın korunabilmesi için vekalet vereceğiz.
Toprağı toprak gibi, suyu su gibi, havayı hava gibi bilen ve seven, torunlarını Bergama'da özgür- güvenli ve sağlıklı yetiştirmek isteyen tüm Bergamalıları Bergama Belediyesi'nin arkasındaki (Esnaf Kefalet Kooperatifi üstü) 1. Noter'e Pazartesi günü saat 11.00'de vekalet vermeye çağırıyoruz. Bizler orada olacağız." 03.11.2004
ALTIN MADENİNE YENİ DAVALAR
Geçtiğimiz günlerde Ovacık Altın Madeni'ni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava eden 10 Bergamalı köylünün 3 bin euro tazminat alması üzerine çevre köylerde oturan 6 bin kadar köylü dava açmak için girişimlerini başlattı.
AİHM'nin kararıyla 3 bin euro tazminat almaya hak kazanan Çamköylü Tahsin Sezer Altın Madeni Orhan Güçkan'a seslenerek: "Orhan Bey gelin sizde vekalet verin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak sizin de hakkınızı arayalım birgün bu adalet bu altın madenine karşı size de gerekli olacak" dedi.
Kamuoyunda tartışmalı maden olarak bilinen ve faaliyetlerine başladığı ilk günlerden beri çevre köylülerin sert protestolarıyla karşılaşan Ovacık Altın Madeni'nin mahkeme kararlarına karşı çalıştırdığı gerekçesiyle 6 bin kadar Bergamalı köylü devlet hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açmak için harekete geçti.
Aralarında temsilciler seçen köylüler temsilciler aracıyla notere başvurarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde görüşülen davaya müdahil olmak isterken köylülerin vekaletini almak için noterin köylere gelmesini istedi. Bergama'dan 340 kişi davaya müdahil olmak için başvururken dün mesaiden sonra Narlıca Köyü'ne giden Noter çalışanları 334 kişinin başvurusunu aldı. AİHM kararıyla 3 bin euro tazminat almaya hak kazanan Çamköylü Tasin Sezer Danıştay kararıyla kapatılan Ovacık Altın Madeni'nin tekrar faaliyete geçmek için yaptığı eylemlere atıfta bulunarak: "450 kişi çalışanı bulunan Ovacık Altın Madeni tekrar altın madeninin tekrar açılması için 375 imza toplamış. İmzalarını kendilerinin atıp atmadığı şaibeli olduğu bu kampanyaya karşı biz ilk günde 650 vekalet başvurusu yaptık. Her vekalet biz altın madenini istemiyoruz anlamı taşıyor" dedi. Sırayla noterin talepler üzerine çevre köylerin hepsini gezeceklerini belirten Sezen "Yarın Narlıca'dayız, Cumartesi Tepeköy'de her gün bir köy gezmeyi düşünüyorduk ama bugün buraya noterci arkadaşların getirdiği evraklar yetmedi olsaydı da zaman yetmeyecekti köyleri ikinci defa bir daha gezmemiz gerekecek" dedi. Vekalet vermek için izdiham yaşanan köyde altın madeninde çalışan köylülerde davaya müdahil olmak için başvuruda bulunurken Bergamlı Köylülerin avukatlığını üstlenen Seniy Özay Ovacık Altın Madeni'nin gerçekleştirdiği etkinliklere dikkat çekerek: "Geçtiğimiz haftalarda 10-15 kadar maden çalışanı gelip benim köylülerin avukatı sıfatını kullanmamı istedi.Gazetelerden öğrendiğim kadarıyla da madenin açılması için 375 imza toplamışlar. Sadece bugün 650 kadar Bergamalı köylü Avrupa İnsan Hakları Davası'nda onları temsil etmem için bana noter aracılığıyla vekalet verdi" dedi. 03.11.2004
Bergama köylüsü yine kazandı
10 yıldır Siyanürlü Altına karşı mücadele veren Bergama köylüleri AİHM’de de haklı bulundu.
Siyanürle altın çıkarılmasına karşı 10 yıldır mücadele veren Bergamalı köylüleri AİHM haklı buldu. Devlet, 10 köylüye para cezası ödeyecek Bergama'da siyanürle altın aranması nedeniyle önce Eurogold sonra da Normandy firmaları ile Bergamalı köylüler arasında süren davada son noktayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) koydu. AİHM, köylüleri haklı bulurken, Türkiye'nin sembolik para cezası ödemesine de karar verdi.
YAŞAMA SAYGI İHLALİ
Yargı kararlarına uyulmayarak idare tarafından Bergama Ovacık'taki altın madeni çalıştırıldığı için Bergamalı çevreci 10 köylü, avukatları aracılığıyla Kasım 1998'de AİHM'e başvurdu.
Köylüler, 'Adil yargılama hakkının ihlal edildiği', 'Özel yaşama ve aile yaşamına saygı', 'Yaşam hakkı' ve 'Hukuksal sürecin yerine getirilmesi hakkı'nı gerekçe gösterip, bu haklarının ihlal edildiğini belirterek Türkiye'yi AİHM'e şikayet ettiler. AİHM, şikayeti değerlendirmeye aldı. 3 Haziran 2004'te Strasbourg'da yapılan mahkemenin sonucu dün açıklandı. Buna göre, AİHM yargıçları, Bergamalı köylülerin taleplerini yerinde buldu. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi olan 'Adil yargılama hakkı' ve 'Özel yaşam ve aile yaşamına saygıyı' içeren 8. maddesinin Türk devleti tarafından ihlal edildiğine oybirliği ile karar verdi. Türkiye'nin hukuk devleti olmanın gereklerine uymadığını vurgulayan AİHM kararında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, sembolik bir para cezası ödemesine karar verdi. Dava açan 10 köylüye, 3 biner Euro ödenecek. Bergamalı köylülerin itiraz ettiği tüm maddelerin kabul edildiği karara göre, madeni yeniden işletmeye açan Başbakanlık Genelgesi ve Bakanlar Kurulu kararları da hukuk dışı. 08.11.2004
SİYANÜRLÜ MADENE YENİ DAVA
Geçtiğimiz aylarda mahkeme tarafından kapatılan Bergama'daki altın madeninin yeniden açılması için izin veren Çevre Bakanlığı'nın bu kararına karşı binlerce Bergamalı köylünün yanı sıra, 11 örgüt ve 26 hukukçu dava açtı.
Danıştay 6. Dairesi tarafından "…altın madeninin işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır…" gerekçesiyle madenin çalışmasına dayanak yapılan Bakanlar Kurulu Prensip Kararının iptal edilmesinden sonra kapatılan madenin yeniden açılması yönündeki girişimler hukukçular tarafından "Bir kez daha yargı kararları hiçe sayılarak, hukuk çiğneniyor" şeklinde değerlendirilmişti.
Bakanlıktan madene izin Danıştay’ın, madenin izinlerinin iptaline dönük kararındaki bir cümleden yola çıkarak yeni bir Çevresel Durum Değerlendirme Raporu hazırlayıp bunu Çevre Bakanlığı'na veren madenci şirketin bu girişimi sonrasında bakanlık madenin çalışması için gerekli izni verdi. Çevre Bakanlığı'nın bu kararına karşı dava açan İzmir Barosu avukatlarından Murat Fatih Ülkü ve Cem Nemutlu, bakanlığın bu işleminin bir kez daha yargı kararını etkisiz hale getirmeye dönük olduğunu dile getirdiler. Dün İzmir Adliyesi'ne Çevre Bakanlığı'nın verdiği iznin iptali için başvuruda bulunan avukatlar, iki cilt halinde topladıkları yüzlerce sayfalık başvuru dilekçelerinde, Bergama altın madeninin çalışmasının çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı riskleri ve bununla ilgili bilimsel verilere dayanan kesinleşmiş yargı kararlarını mahkemeye sundular. 15 yıllık mücadelenin önüne geçilemez Çevre Bakanlığı'nın 27.08.2004 günü verdiği "…Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu ve eklerinde belirtilen hususlara uyulmak kaydıyla…" madenin çalışmasında sakınca olmadığına dair kararın birkaç günde hazırlanan bir raporun sonucu verildiğini belirten Av. Murat Fatih Ülkü, bu işlemin 15 yıldır madene karşı verilen mücadelenin önüne geçemeyeceğini dile getirdi. Ülkü, "Çevre Bakanlığı bu kararıyla Bergama halkının bütün mücadelesini, bu topraklar yağmalanamaz, zehirlenemez haykırışlarını. Bu ülkede hukuk kuralları var. İnsan yaşamı paradan ve altından daha değerlidir diyen hukukçuların mücadelesini tam anlamıyla sıfırlamaya kalkmıştır. Üstelik bunu yaparken yeni bir ÇED raporuna gerek görmemiş, yöre halkının görüşleri hiç dikkate alınmamış, sadece şirketin hazırladığı Çevresel Durum Değerlendirme Raporu'nu dayanak alarak izni vermiştir. Bu hukukun açık bir şekilde etkisiz kılınması çabasından başka bir şey değildir" dedi.
Geçtiğimiz günlerde İzmir 1. İdare Mahkemesi'ne iki kişi tarafından açılan bir davanın ardından bu sefer 1342 köylü, 11 örgüt ve 26 hukukçunun aynı işlemle ilgili dava açtığını belirten Ülkü, "Bu dava da son değildir. Sırada Çevre ve Orman Bakanlığı bürokratları hakkında, kararın altına imza atan tüm bürokrat ve bakanlar hakkında suç duyuruları ve tazminat talepleri var" diye konuştu.
Aynı yönde bir davanın da aralarında DİSK ve KESK'e bağlı sendikaların, TMMOB'ye üye meslek odalarının ve çeşitli derneklerin bulunduğu 26 örgüt tarafından Ankara da açıldığı öğrenildi.
Newmont kendi ülkesinde de hedefte Öte yandan, Amerika da yayınlanan Denver Post gazetesinde çıkan bir haberde şirketin Amerikalı Müdürü Simon Booth, madenin çalışması için Sağlık Bakanlığı'nın iznine gerek olmadığını iddia etti. 12 Aralık günkü gazetede "Altının yüksek bedeli" başlığıyla çıkan haberde Denver kökenli dev madencilik şirketi Newmont'un sicilinin çevresel felaketler sonrasında lekelendiği dile getiriliyor. Newmont'un Türkiye, Peru ve Endonezya'daki altın madenlerinde yaşanan çevre sorunları ve bunlar karşısındaki şirket poliktikaları konusunun geniş bir şekilde incelendiği Michael Riley ve Greg Griffin imzalı haberde, gazetemize de çarpıcı açıklamalarda bulunan Bergama'daki madenin eski Kamu İlişkileri Müdürü Hasan Gökvardar'la yapılan söyleşi de yer alıyor. Özer Akdemir 17.12.2004
NEWMONT'TAN BASIN AÇIKLAMASI
Ovacık Altın Madeni son günlerde gündeme gelen konular hakkında bir basın açıklaması yaptı.
Kamuoyunca da bilindiği gibi, madendeki üretim faaliyetlerimiz Başbakanlık makamının talimatları ile İzmir Valiliği tarafından 19 Ağustos 2004 tarihinde durdurulmuştur. Başbakanlığın talimatı yargı kararlarının gerçeğidir. Danıştay 6. ve 8. Dairelerinin müştereken vermiş oldukları 23.06.2004 tarihli bu yargı kararında "daha önce maden hakkındaki ÇED raporu olumlu görüşünün 1997 tarihli yargı kararlarıyla iptal edilmiş olmasına rağmen, yeni bir ÇED raporu hazırlanmamış olduğu ve böyle bir ÇED raporu olmaksızın madende işletme faaliyeti yapılmayacağı" belirtilmiştir. Şirketimizde her zamanki gibi bu yargı kararının gereğini gözeterek, madenle ilgili yeni bir ÇED raporu hazırlatmış ve Bakanlığa sunmuştur. Bakanlık, şirketimizin madende almış olduğu çevre güvenlik tedbirleri sayesinde, yürütülecek faaliyetin çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağını belirleyerek, faaliyet hakkında olumlu görüş bildirmiştir.
Diğer taraftan Bergama'da yerleşik bazı yurttaşlarımızın, maden faaliyetine izin veren T.C Devleti Aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM)'ne yapmış oldukları başvuru da henüz 10.11.2004 tarihinde sonuçlanmıştır. AİHM yapmış olduğu inceleme sonucunda T.C Devletinin Danıştay'ın 1997 tarihli kararı sonrasında iptal edilen ÇED olumlu görüşü yerine yeni bir ÇED raporu hazırlatmayarak, bu yargı kararının gereğini yerine getirmediğini tespit etmiştir. AİHM, bu tespiti neticesinde de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İhlal edilmiş olduğunu belirterek, başvuruda bulunanlar için T.C Devletinin tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkeme, bu kapsamda siyanür liç yöntemi ile altın ve gümüş işlemeciliği faaliyetinin mümkün olduğunu ancak böyle bir faaliyete izin verebilmesi için bu işletme yönetimine bağlı çevresel riskleri gideren çevre tedbirlerinin alınması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, bu tür çevre güvenlik tedbirlerinin alınmış olduğunun ise ancak yasal prosedür içinde gerçekleştirilecek ÇED raporunda yer alan bilimsel ve teknik belirlemeler ile tespit edileceği sonucuna ulaşmıştır.
SİYANÜRLÜ LİÇ YÖNETEMİ YASAKLANMADI.
Kamuoyunun önemle dikkatine arz etmek isteriz ki, hem Danıştay 6. ve 8. Dairesi hem de AİHM, daha önceki 1997 tarihli yargı kararlarıyla "siyanür liç yöntemi ile altın ve gümüş işletmeciliği faaliyetlerinin yasaklanmadığı" nın altını çizmişlerdir. Her biri son karar mercii konumundaki her iki Yüksek Yargı Organı da, altın madeni işletme faaliyetinin, -siyanür liç yönteminin yasak olmasından dolayı değil- faaliyet hakkında yeni bir ÇED Raporu hazırlanmamış olmasından dolayı hukuka uygun olmadığını ifade etmişlerdir. Bir başka deyişle, her iki Yüksek Yargı Organı da, faaliyet hakkında hazırlanacak yeni bir ÇED Raporunda, gerekli çevre güvenliği tedbirlerinin alınmış olduğunun tespiti halinde faaliyetin hukuken mümkün olduğunu belirtmişlerdir. Söz konusu yargı kararlarının gerekçeleri son derce açıktır ve herkesin bu kararın gereklerini yerine getirmesi ve bu kararlara saygı göstermesi zorunludur. Kamuoyunu çok uzun bir süredir meşgul eden ve bazı yurttaşlarımızın "siyanür kullanarak altın işlemeciliği ülkemizde yasaklanmıştır, buna rağmen şirketin faaliyetlerine izin verilmektedir" şeklinde ortaya atılan iddiaların da gerçek dışı ve yersiz olduğu bu son Yüksek Yargı kararıyla açık biçimde ortaya çıkmıştır.
Kamuoyunun bilmesi gerekir ki, şirketimiz de, altın madeni işletmeciliğini ülkemizde ilk uygulayan yatırımcı olarak bu iddialar nedeniyle yaratılan ve adeta birer yargısız infaz niteliğindeki ithamlar dolayısıyla hem çok yıpranmış ve çok yorgun düşmüştür. Hem de çok önemli mağduriyetlere uğramıştır. Ama, Yargıya ve Hukuka olan güvenini de hiç kaybetmemiştir. Nitekim, bu güveni de boşa çıkmamıştır.
ALTIN ÜRTİMİNİN ÖNÜ AÇILDI
Bu gün her iki Yüksek Yargı Organının bu son kararları uyarınca, sadece Bergama'daki değil ülkemizdeki altın ve gümüş madeni işletmeciliğinin önü bir daha kapanmamak üzere açılmıştır. Bu durum ülkemizin altın ve gümüş madeni rezervlerinin değerlendirilmesi bakımından çok önemli bir gelişmedir. Ovacık'ta yılda 15 ton altın ürettik. 165 milyon dolar ihracat geliri elde ettik. Ülkemizin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 272. Sırayı aldık. Ancak, her faaliyetin taşıdığı riskler gibi, ülkemizde altın madeni işletmeciliğinde zorunlu olarak kullanılacak olan siyanür liç yönteminin taşıdığı çevresel risklerin giderilmesi mutlak bir zorunluluktur. İddia ediyoruz ki, şirketimiz yatırımı bu konuda dünya standartlarının da üzerinde üstün bir çevre güvenliği sistemi uygulamıştır ve gelecekteki diğer altın madeni işletmeleri açısından da örnek alınması gereken bir yatırımdır. Son olarak belirtelim ki, işletme sırasında her türlü çevresel riski, devletin gerçekleştireceği denetimlerden dahi daha sıkı olarak gözetmeyi bu ülkenin bir parçası olarak taahhüt ettik ve üretime başladığımız andan itibaren uyguluyoruz. Saygılarımızla. 17.12.2004 - Orhan Güçkan Normandy A.Ş Yönetim Kurulu Görevli Üyesi
12 Nisan 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder