12 Nisan 2008 Cumartesi

OVACIK ALTIN MADENİ VE HUKUK SAVAŞI - 16

SİVİL HALK DİRENİŞİ
Newmont'tan Açıklama
03.12.2004 tarih ve 870 sayılı gazetemizde, "Bergamalılar Yaşam Hakkı İstiyor" Başlıklı haberimiz ile ilgili olarak Newmont'tan, Basın kanunun 19. maddesi uyarınca bize bir düzeltme yazısı geldi.
Kuzey Ege Gazetesi olarak biz bu yazıyı yasal zorunluluk olarak değil karşı tarafın söz hakkı olarak yayınlıyoruz.
Newmont'tan Açıklama
03/12/2004 günü Kuzey Ege Gazetesi'nin 1. sahifelerinde manşetten "BERGAMALILAR YAŞAM HAKKI İSTİYOR" başlığı altında doğrudan madenimizi ilgilendiren bir haber yayınlamıştır.
Kamu yararı bulunan gerçek ve güncel haber yayımlanırken ÖZLE, BİÇİM arasında bir denge kurulması kuraldır. Haberin verilişi biçiminde seçilen üslup ve sözcükler abartılı ve gerçek dışı olmamalıdır. Oysa haberinizde bu dengelere uyulmamış asılsız bilgi ve yorumlarla şirketimizin haklarına açıkça saldırılmış olması nedeniyle 3984 sayılı Basın Kanununun 19. maddesi uyarınca iş bu Düzeltme ve Açıklama Yazımızın 1. sahifede aynı büyüklükte yayınlanmasını talep zorunda kalınmıştır. Gazetenizin 03/12/2005 tarihli sayısında 1. sahifeden "Maden aleyhine sayısız mahkeme kararı olmasına rağmen, madenin tüm yargı kararlarına karşın çalışmaya devam etmek istemesi maden karşıtlarını tekrar harekete geçirdi" şeklindeki açıklamanız ve devamında Maden Karşıtı Bergamalılar bir araya gelerek bu platformu oluşturdu şeklindeki açıklamalardan sonra platform açıklaması şeklinde "Haklarında doğayı zehirlediklerine, yasal olmayan bir biçimde çalıştıklarına dair onlarca yargı kararı olmasına karşın önceki hükümetlerde olduğu gibi bu hükümet döneminde de YASADIŞI ÇALIŞMASINA GÖZ YUMULARAK topraklarımıza tonlarca siyanür zehiri bırakmışlardır" şeklinde açıklamaları yayınlamış olduğunuzu belirledik.
Özgür basının amacı "kamu yararı bulunan haberleri toplayarak topluma ulaştırmak böylece o konu ile ilgili kamuoyunda düşünce ve kanaatin serbestçe dolaşmasını sağlamaktır. Bir yayın doğru ve gerçeğe uygun olduğu, ölçülü, dengeli, uygun bir amaç araç ilişkisi içinde kaldığı, meşru bir amaca yönelik bulunduğu takdirde denetim, eleştri, uyarma gibi basın özgürlüğü çerçevesinde kabul edilir" 03/12/2004 günkü gazetenizdeki haberlerin basın özgürlüğünün amacıyla örtüşmediği Anayasamızın 23/11-26. maddelerine aykırı kullanıldığı kanısındayız. Öncelikle, çalışmalar Devletin ilgili tüm kurumlarından Maden Yasası uyarınca alınan izinler çerçevesinde yapılmaktadır. Yasadışı herhangi bir çalışma olmadığı gibi buna göz yumulması da söz konusu değildir, aksine çalışmalar devletin belirlediği kuruluşların gözetim ve denetiminde yapılmaktadır. Çevreyi kirletmiyoruz, taahhütnamemiz yanında ayrıca Çevre Performansımız vardır, çalışmalarımız devlet kontrolünde yöre halkının ve çalışmalarımızın görgüsü ve bilgisi dahilinde herkese açık yapılmaktadır. Çalışmalarımızı engelleyen kesinleşmiş mahkeme kararı yoktur. 2003 takvim yılında 1.419.725.800.000. TL.'sı vergi tahakkuk etmiştir. Şirketimiz ülkemizdeki 500 üyük sanayi kuruluşu arasında 272. sırayı almıştır. Ovacık'da 3 yılda 15 ton altın ürettik. 165 milyon dolar ihracat geliri elde ettik. Şirketlerimizin Ovacık Altın Madeni dünya standartlarının da üzerinde üstün bir çevre güvenliği sistemi uygulanmıştır ve gelecekteki diğer altın madeni işletmeleri açısından da örnek alınması gereken bir yatırımdır. 03.01.2005
Normnady Madencilik A.Ş. İsmet Sivrioğlu
Toplum ve Kamu İlişkileri Genel Müdürü Simon Andrew Booth İşletme Genel Müdürü
Elele hareketi Efemçukuru'nda ÇED toplantısı istemiyor
"İzmir-Bergama, Eşme Sivrihisar, Havran-Küçükdere ''Elele Hareketi'' üyeleri, Menderes İlçesi'ne bağlı Efemçukuru Köyü'ndeki altın ve gümüş madeni işletme ruhsatını mahkemenin iptal ettiğini, bu nedenle köylülerle gerçekleştirilecek ÇED toplantısının yapılmaması gerektiğini bildirdiler.
"Elele Hareketi'' üyeleri, düzenledikleri basın toplantısında, son gelişmeleri değerlendirdiler. Basın bildirisini okuyan İzmir Tabip Odası Başkanı Zeki Gül, Efemçukuru Köyü'ndeki altın ve gümüş madenin yörede doğal yapıyı bozacağını ve su kaynaklarının kirlenmesine yol açacağını söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün 20 Nisan 1999'da maden işletme ruhsatı verdiğini, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin de bu faaliyete karşı çıkarak dava açtığını hatırlatan Gül, İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin, 16 Haziran 2004'te ''yürütmeyi durdurma'' kararı verdiğini belirtti. Mahkemenin, 3 Aralık 2004'te dava konusu edilen altın-gümüş madeninin, işletilmesi halinde yapımı planlanan Çamlı Barajı'na, bitki örtüsü ve tarım alanlarına zararlı olabileceği sonucuna vardığını bildiren Zeki Gül, şunları kaydetti: "Bu mahkeme kararı, su havzalarının korunması konusunda örnek bir karardır. Şimdi yapılması gereken, mahkeme kararının zaman geçirilmeden uygulanması, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili diğer kamu idareleri tarafından iptal edilen ruhsata dayanılarak verilen tüm izinlerin geri alınması ya da iptal edilmesidir.'' Davacı ve Davacılar Vekili Avukat Arif Ali Cangı ise bugün köyde maden ruhsatı alan şirketin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çerçevesinde köylülerle bir toplantı yapacağını, bu toplantının iptali için İzmir Valiliği'ne ve Menderes Kaymakamlığı'na müracaat ettiklerini söyledi. aa 24.02.2005
BAKAN PEPE’YE SUÇ DUYURUSU
Çevre Bakanlığı, Newmont-Normandy'ye ait Bergama'daki madenle ilgili yasalara aykırı ÇED raporunun iptal edilmesini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif edilerek aktarıldığı söyleniyor. Dilekçe sahipleri Bakan Pepe hakkında suç duyurusunda bulundu.
Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB), Bergama Ovacık'taki Newmont-Normandy Madencilik'e ait tesisin çalışmasına devam etmesine yol açan kararın iptalini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif etmekle suçlanıyor. Yöre köylülerinin Normandy şirketinin Ovacık'ta altın çıkarma ve "siyanür liç" yöntemiyle işlemek için kurduğu tesislerin çevre ve insan sağlığına zararlı olduğu ve tarım arazilerini de olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle başlattıkları direnişler, Danıştay kararlarıyla da doğrulanmış ve tesislerin işletilmesi durdurulmuştu. Bakanlığın, işletmenin yeniden çalışmasına izin vermesinden sonra hukuksal süreç yeniden tartışma konusu oldu. Bilgi Edinme Yasası ve Çevre Kanunu çerçevesinde Bakanlık'tan bilgi isteyen Özhan Özgül ve İbrahim Özgül, dilekçelerine verilen yanıt üzerine Bakan Osman Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında Pazartesi günü suç duyurusunda bulundular. Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürü Osman Tüzün, bakan adına imzaladığı yanıtta Danıştay 6. Dairesi'nin Haziran 2004'te verdiği karardaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesini "işletilmesinin devamına..." şeklinde değiştirerek alıntıladı. Müdürlük, bu kararın madenin işlemeye devam etmesine yasal dayanak sağladığını söyledi.
Yanıtta, varolan raporların aksine, "uzmanların da madenin çevreye zarar vermediğini söylediği" de belirtildi. Vatandaşlar başvuruda bulunabiliyor Özhan Özgün ve İbrahim Özgül, 9 Aralık 2004'te Çevre ve Orman Bakanlığı'na bir dilekçe yazarak, Ağustos ayında verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun ve "belirtilen hususlara uyulması halinde madenin işletilmesinde sakınca yoktur" şeklindeki kararın iptal edilmesini istedi. ÇED sürecinin uluslararası sözleşmeler, anayasa, mahkeme kararları ve çevre mevzuatına aykırı biçimde başlatıldığını söyleyen Özgül ve Özgün, dilekçelerine acil olarak cevap verilmesini talep etti. Çevre Kanunu'nun 30. maddesi çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan gerçek ve tüzelkişilerin idari makamlara başvurarak bu faaliyetin durdurulmasını isteyebileceklerini belirtiyor.
Danıştay kararı tersyüz edildi! 31 Aralık'ta, ÇOB Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürlüğü'nden dilekçeye yanıt geldi ve Özgül ve Özgün'ün talebi "yapılan işlem yasaldır; zaten madenin çevreye zararı yok" denilerek reddedildi. Bakan Osman Pepe adına Genel Müdür Osman Tüzün tarafından imzalanan yanıtta Danıştay'ın kararındaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesi "işletilmesinin devamına" şeklinde değiştirilerek aktarıldı.
Yanıtta, "yasal olarak verilmiş" bu karar uyarınca ÇED sürecinin başlatıldığı; ayrıca, konu ile ilgili uzmanların madenin çevreye zararı olmadığını söylediği; literatürde bu madenin "örnek maden" olarak gösterildiği söylendi.
Suç duyurusu
Bu yanıt üzerine, Özgün ve Özgül, avukatları Mehmet Horuş aracılığıyla Pazartesi günü Bakan Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında " görevi kötüye kullanma ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'na muhalefet" iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Bakanlığın tarafsız olması gereken bir konuda açıkça tarafgir yorumlar yaptığı; mahkeme kararının tahrif edildiği; yasal bir hak olan bilgi edinme hakkının ihlal edildiği söylenerek Pepe ve Tüzün hakkında kamu davası açılması talep edildi. Madene karşı mücadele yürüten Bergama köylülerinin de davaya müdahil olacaklar.(EÜ/YS) Bia 24.02.2005
BAKAN PEPE’YE SUÇ DUYURUSU
Çevre Bakanlığı, Newmont-Normandy'ye ait Bergama'daki madenle ilgili yasalara aykırı ÇED raporunun iptal edilmesini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif edilerek aktarıldığı söyleniyor. Dilekçe sahipleri Bakan Pepe hakkında suç duyurusunda bulundu.
Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB), Bergama Ovacık'taki Newmont-Normandy Madencilik'e ait tesisin çalışmasına devam etmesine yol açan kararın iptalini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif etmekle suçlanıyor. Yöre köylülerinin Normandy şirketinin Ovacık'ta altın çıkarma ve "siyanür liç" yöntemiyle işlemek için kurduğu tesislerin çevre ve insan sağlığına zararlı olduğu ve tarım arazilerini de olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle başlattıkları direnişler, Danıştay kararlarıyla da doğrulanmış ve tesislerin işletilmesi durdurulmuştu. Bakanlığın, işletmenin yeniden çalışmasına izin vermesinden sonra hukuksal süreç yeniden tartışma konusu oldu. Bilgi Edinme Yasası ve Çevre Kanunu çerçevesinde Bakanlık'tan bilgi isteyen Özhan Özgül ve İbrahim Özgül, dilekçelerine verilen yanıt üzerine Bakan Osman Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında Pazartesi günü suç duyurusunda bulundular. Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürü Osman Tüzün, bakan adına imzaladığı yanıtta Danıştay 6. Dairesi'nin Haziran 2004'te verdiği karardaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesini "işletilmesinin devamına..." şeklinde değiştirerek alıntıladı. Müdürlük, bu kararın madenin işlemeye devam etmesine yasal dayanak sağladığını söyledi. Yanıtta, varolan raporların aksine, "uzmanların da madenin çevreye zarar vermediğini söylediği" de belirtildi. Vatandaşlar başvuruda bulunabiliyor Özhan Özgün ve İbrahim Özgül, 9 Aralık 2004'te Çevre ve Orman Bakanlığı'na bir dilekçe yazarak, Ağustos ayında verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun ve "belirtilen hususlara uyulması halinde madenin işletilmesinde sakınca yoktur" şeklindeki kararın iptal edilmesini istedi.
ÇED sürecinin uluslararası sözleşmeler, anayasa, mahkeme kararları ve çevre mevzuatına aykırı biçimde başlatıldığını söyleyen Özgül ve Özgün, dilekçelerine acil olarak cevap verilmesini talep etti.
Çevre Kanunu'nun 30. maddesi çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan gerçek ve tüzelkişilerin idari makamlara başvurarak bu faaliyetin durdurulmasını isteyebileceklerini belirtiyor.
Danıştay kararı tersyüz edildi! 31 Aralık'ta, ÇOB Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürlüğü'nden dilekçeye yanıt geldi ve Özgül ve Özgün'ün talebi "yapılan işlem yasaldır; zaten madenin çevreye zararı yok" denilerek reddedildi. Bakan Osman Pepe adına Genel Müdür Osman Tüzün tarafından imzalanan yanıtta Danıştay'ın kararındaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesi "işletilmesinin devamına" şeklinde değiştirilerek aktarıldı. Yanıtta, "yasal olarak verilmiş" bu karar uyarınca ÇED sürecinin başlatıldığı; ayrıca, konu ile ilgili uzmanların madenin çevreye zararı olmadığını söylediği; literatürde bu madenin "örnek maden" olarak gösterildiği söylendi. Suç duyurusu
Bu yanıt üzerine, Özgün ve Özgül, avukatları Mehmet Horuş aracılığıyla Pazartesi günü Bakan Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında " görevi kötüye kullanma ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'na muhalefet" iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Bakanlığın tarafsız olması gereken bir konuda açıkça tarafgir yorumlar yaptığı; mahkeme kararının tahrif edildiği; yasal bir hak olan bilgi edinme hakkının ihlal edildiği söylenerek Pepe ve Tüzün hakkında kamu davası açılması talep edildi. Madene karşı mücadele yürüten Bergama köylülerinin de davaya müdahil olacaklar.(EÜ/YS) 24.02.2005 - Bia
BAKAN PEPE’YE SUÇ DUYURUSU
Çevre Bakanlığı, Newmont-Normandy'ye ait Bergama'daki madenle ilgili yasalara aykırı ÇED raporunun iptal edilmesini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif edilerek aktarıldığı söyleniyor. Dilekçe sahipleri Bakan Pepe hakkında suç duyurusunda bulundu.
Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB), Bergama Ovacık'taki Newmont-Normandy Madencilik'e ait tesisin çalışmasına devam etmesine yol açan kararın iptalini isteyen dilekçeye verdiği yanıtta Danıştay kararını tahrif etmekle suçlanıyor. Yöre köylülerinin Normandy şirketinin Ovacık'ta altın çıkarma ve "siyanür liç" yöntemiyle işlemek için kurduğu tesislerin çevre ve insan sağlığına zararlı olduğu ve tarım arazilerini de olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle başlattıkları direnişler, Danıştay kararlarıyla da doğrulanmış ve tesislerin işletilmesi durdurulmuştu. Bakanlığın, işletmenin yeniden çalışmasına izin vermesinden sonra hukuksal süreç yeniden tartışma konusu oldu. Bilgi Edinme Yasası ve Çevre Kanunu çerçevesinde Bakanlık'tan bilgi isteyen Özhan Özgül ve İbrahim Özgül, dilekçelerine verilen yanıt üzerine Bakan Osman Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında Pazartesi günü suç duyurusunda bulundular. Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürü Osman Tüzün, bakan adına imzaladığı yanıtta Danıştay 6. Dairesi'nin Haziran 2004'te verdiği karardaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesini "işletilmesinin devamına..." şeklinde değiştirerek alıntıladı. Müdürlük, bu kararın madenin işlemeye devam etmesine yasal dayanak sağladığını söyledi. Yanıtta, varolan raporların aksine, "uzmanların da madenin çevreye zarar vermediğini söylediği" de belirtildi. Vatandaşlar başvuruda bulunabiliyor
Özhan Özgün ve İbrahim Özgül, 9 Aralık 2004'te Çevre ve Orman Bakanlığı'na bir dilekçe yazarak, Ağustos ayında verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun ve "belirtilen hususlara uyulması halinde madenin işletilmesinde sakınca yoktur" şeklindeki kararın iptal edilmesini istedi.
ÇED sürecinin uluslararası sözleşmeler, anayasa, mahkeme kararları ve çevre mevzuatına aykırı biçimde başlatıldığını söyleyen Özgül ve Özgün, dilekçelerine acil olarak cevap verilmesini talep etti.
Çevre Kanunu'nun 30. maddesi çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan gerçek ve tüzelkişilerin idari makamlara başvurarak bu faaliyetin durdurulmasını isteyebileceklerini belirtiyor.
Danıştay kararı tersyüz edildi! 31 Aralık'ta, ÇOB Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Müdürlüğü'nden dilekçeye yanıt geldi ve Özgül ve Özgün'ün talebi "yapılan işlem yasaldır; zaten madenin çevreye zararı yok" denilerek reddedildi. Bakan Osman Pepe adına Genel Müdür Osman Tüzün tarafından imzalanan yanıtta Danıştay'ın kararındaki "işletilmesinin devamına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır" cümlesi "işletilmesinin devamına" şeklinde değiştirilerek aktarıldı. Yanıtta, "yasal olarak verilmiş" bu karar uyarınca ÇED sürecinin başlatıldığı; ayrıca, konu ile ilgili uzmanların madenin çevreye zararı olmadığını söylediği; literatürde bu madenin "örnek maden" olarak gösterildiği söylendi. Suç duyurusu
Bu yanıt üzerine, Özgün ve Özgül, avukatları Mehmet Horuş aracılığıyla Pazartesi günü Bakan Pepe ve Genel Müdür Tüzün hakkında " görevi kötüye kullanma ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'na muhalefet" iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Bakanlığın tarafsız olması gereken bir konuda açıkça tarafgir yorumlar yaptığı; mahkeme kararının tahrif edildiği; yasal bir hak olan bilgi edinme hakkının ihlal edildiği söylenerek Pepe ve Tüzün hakkında kamu davası açılması talep edildi. Madene karşı mücadele yürüten Bergama köylülerinin de davaya müdahil olacaklar.(EÜ/YS) Bia 24.02.2005
27 AĞUSTOS’TA ALINAN ÇED MECLİSTE
ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın, "ABD bunu istiyor, takip ediyor" diye tehditkâr bir tavırla Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na yazdığı mektup ve mektuba da atıfta bulunularak, İzmir Valiliği'ne verilen Normandy şirketinin işlerinin kolaylaştırılması talimatı konusu CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, tarafından Meclis'e taşındı.
Konuyla ilgili Başbakan Erdoğan'ın, bu hukuksuzluğu açıklaması istemiyle 27 Ağustos 2004 tarihinde alındığı ifade edilen yeni ÇED raporunun içeriğinin sorulduğu önergede, "yargı kararları aşamasındaki ÇED raporlarının içeriğine rağmen, 27 Ağustos'ta alınan ÇED raporunun hangi teknik ve bilimsel gerekçe ile hazırlanabildiği, raporu hangi idari birimlerin hazırladığının" yanıtlanması istendi.
Evrensel Gazetesinin, "Emir büyük yerden!" manşeti ile 27 Ocak günü duyurduğu Normandy skandalı Meclis'e taşındı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Kart, Bergama'daki altın madeni işletilmesi iznine dair işlemlerin, çeşitli idari yargı kararları ile ve kamu yararı gerekçesiyle iptal edildiğini, ancak mahkeme kararlarının ya savsaklandığını ya da hiçe sayıldığını hatırlattı. Son olarak Danıştay 6 ve 8'inci dairelerinin Ağustos 2004'teki kararlarının ardından Normandy şirketinin çalışmalarına son vermek durumunda kaldığını kaydeden Kart, ancak yargı kararlarına rağmen yeni ve özel bir Çevresel Durum Değerlendirilmesi raporu hazırlandığını, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, bu rapor doğrultusunda, madenin kapanmasından sadece 8 gün sonra "madenin işletilmesinde sakınca olmadığı" kararı verdiğinin altını çizdi.
Neden yeni bir rapor?
Kart'ın verdiği önergede, Normandy Madencilik Şirketi'nin işlettiği Bergama Ovacık Altın Madeni'nin hukuksal durumunda gelinen son aşama ile son iki yıl içindeki yargı kararları süreci ve bunların uygulanmasına ilişkin gelişmeler soruldu. Yargı kararlarına esas olan ve dayanak alınan önceki ÇED raporu ile 27 Ağustos 2004 tarihinde alındığı ifade edilen yeni ÇED raporunun içeriğinin sorulduğu önergede, "yargı kararları aşamasındaki ÇED raporlarının içeriğine rağmen, 27 Ağustos'ta alınan ÇED raporunun hangi teknik ve bilimsel gerekçe ile hazırlanabildiği, raporu hangi idari birimlerin hazırladığının" yanıtlanması istendi.
Önergede, aynı idari birimin, aynı konuda mutlak anlamda farklı raporlar hazırlamasının gerekçesi ve açıklaması istendi. "Böyle bir seyir içinde, diğer hukuka aykırılıklar bir tarafa, görevin kötüye kullanılması durumu doğmuş olmaz mı?" denilerek, idarecilerin görevi kötüye kullandıklarına işaret edilen önergede, bu konuda yapılmış herhangi bir idari tahkikat olup olmadığı da soruldu. Bölgeyle ilgili, Toprak Kullanım Alanı Planı'nın ne zaman değiştirildiğinin de sorulduğu önergede, "Bu değişiklikten yöre sakinlerinin neden haberi olmamıştır" denildi. Yanıt bekleyen sorular " ABD Büyükelçiliği'nin dilekçesi, Bayındırlık Bakanlığı tarafından hangi yasal gerekçeyle, İzmir Valiliği'ne aynen intikal ettirilmiştir ve işleme konulmuştur?
" Ortada yargı kararları bulunduğuna göre, bu kararları etkisiz hale getirmeye ve sürüncemede bırakmaya yönelik olduğu açıkça anlaşılan bu girişimlere ve gelişmelere neden seyirci kalınmıştır?
" Yapılan hukuka aykırı uygulamalar, idari birimlere 'baskı yapılması' anlamına gelmez mi?
" İzmir Valiliği-Bayındırlık İl Müdürlüğü, ABD büyükelçiliği'nin yeniden işlem tesisi talebi hakkında hangi tarihte karar vermiştir. Bu kararın içeriği ve gerekçesi nedir? Bu karardan hemen sonra 27 Ekim 2004'te toplanan İl İdare Kurulu'nun, istenilen imar izinlerini onayladığı doğru mudur?
" İl İdare Kurulu'nun bu toplantısından kısa bir süre önce, madene yeni imar izni verilmesinin daha önce verilmiş ve kesinleşmiş olan mahkeme kararlarına aykırılık taşıyacağı gerekçesiyle izne onay vermeyen Bayındırlık İl Müdürlüğü- İl Müdür Yardımcısı Levent Ekiz'in daha pasif göreve atandığı ve ardından istifa ettiği yolundaki bilgiler doğru mudur? Normandy hisseleri satın alınıyor
Koza Davetiye Mağaza İşletmeleri ve İhracat A.Ş.'nin sermayesine yüzde 99,04 oranında iştirak ettiği ATP İnşaat, Normandy Madencilik'in yüzde 100 hissesini almak üzere öngörüşmelere başladı. Koza Davetiye'den Borsa'ya gönderilen açıklamada, sermayesine yüzde 99.04 oranında iştirak ettiği ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş. firmasının Bergama'da kurulu altın üretimi yapan Normandy Madencilik A.Ş.'nin yüzde 100 hissesini satın almak üzere öngörüşmelere başladığı bildirildi. 24.02.2005
***
BERGAMADAKİ HUKUKSUZLUK SONA ERMELİDİR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yüksek Kurulu, Mahkemenin daha önce, "siyanürlü altın madeniyle" ilgili olarak Bergamalılar lehine verdiği karara itiraz eden Türk Hükümetinin başvurusunu, 30.03.2005 günü ret etti.
Bilindiği gibi, Türk Danıştayı ve İzmir İdari Mahkemelerinin; "Bergama ve çevresinde siyanürlü altın madeni işletilmesinin insan ve çevre sağlığına aykırı olduğu yönündeki" kararlarına rağmen; bu madeninin işletilmesi, mahkeme kararlarına uyulmaması; iç hukuk ve hak arama yollarının tıkanması üzerine Bergama Belediyesi önceki dönem Başkanlarından SEFA TAŞKIN ve dokuz köylü arkadaşının AİHM'ne yaptığı başvuru üzerine Mahkeme 10.11.2004 günü verdiği 504 no'lu kararla davacıları haklı bulmuştu.
AİHM'si , Altın Madeninin kapatılmasına ilişkin mahkeme kararlarının uygulanmadığını, mahkeme kararlarının uygulanmasının hükümetlerin zorunlu görevi olduğunu, bu nedenle davacıların zarar uğradığını kararlaştırmış, Türk Hukümetini davacılara 3000'er Euro tazminat ödemeye mahkum etmişti.
Bu kararda, "Türkiye Hükümeti'nin, Avrupa Konvansiyonunun 8.Maddesinde yer alan "Özel ve aile yaşamının korunması hakkı"na ve 1. ve 6.Maddelerinde yer alan "adil yargılanma hakkına" aykırı davrandığını" belirlemişti. AİHM'nin bu kararına Türk Hükümetinin itiraz etmesi üzerine, beş yargıçtan oluşan AİHM Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz 30.03.2005 günü ret edildi. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz SEFA TAŞKIN şunları söyledi: "Siyanürlü altın bir kez daha mahkum oldu! Zehirli madenin çevreye ve insanlara zarar verdiği, hukuk dışı bir biçimde çalıştırıldığı bir kez daha tescil edildi!
Türk Mahkemelerinin ardından Avrupa mahkemeleri de, siyanürlü altın madeninin insan ve çevreye verdiği zararlara karşı yıllardan beri mücadele eden, çevre duyarlığı açısından dünyaya ve Türkiye'ye örnek olan Bergamalıları bir kez daha haklı buldu.
Şimdi, Türk Hükümeti, Bergama'daki siyanürlü altın madeninin bir daha çalıştırlamayacağını, tüm mahkeme kararlarına uyacağını resmen açıklamalıdır. Bergama daki hukuksuzluk sona ermelidir.
Türk yetkiklilerinin hukuk tanımaz tavrı sürdükçe, yörede yaşayan insanlar AİHM'ne tazminat davaları açılmaya devam edecektir. Bugün, önce 120 kişi ardından da 1374 kişi dava açmaya hazırlanmaktadır.
Yaklaşık 4.5 milyon Avro tutabilecek tazminatları, Türk Devletine ödetmeye mecbur bırakacak siyasi ve idari yetklililer; Başbakan da olsalar, Bakan da olsalar, Genel Müdür de olsalar; bu tutarın bir gün kendilerine "rucu edeceğini", "kendilerine geri döneceğini" hiç bir zaman unutmamalıdırlar!" 22.04.2005
YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ KALDIRILMASI, BERGAMA - OVACIK ALTIN MADENİNİN "AÇILMASINA İZİN VERİLDİĞİ" ANLAMINA GELMEZ
Bergama Ovacık Altın Madeni ile ilgili olarak, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 27.08.2004 tarih ve 6524-46062 sayılı kararının iptali davasında İzmir 1.İdare Mahkemesi'nin 2004/1677 E. ve 14.03.2005 tarihli kararıyla YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı verilmişti. Bu karara karşı yapılan itiraz zerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi; 14.04.2005 tarih ve 2005/455 itiraz nolu kararı ile "…itirazın kabulü ile yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasına…" karar verilmiştir. Bu karar üzerine, H.Akın İpek (Yönetim Kurulu Başkanı) imzası ile NORMANDY MADENCİLİK A.Ş. tarafından yapılan Basın Açıklamasında; "…İzmir Bölge İdare mahkemesi, Bergama Altın Madeninde faaliyete devam edilmesi için karar verdi.." açıklaması yapılmıştır.
Bu açıklama kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir açıklamadır. İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy-Narlıca Köyleri yakınlarında bulunan, siyanür liçi yöntemiyle altın ve gümüş madeni işletmeciliğine izin veren idari işlemlere ilişkin olarak, on yılı aşan süredir görülen davalarda pek çok karar verilmiştir. Bu davalarda, işin esasına girilen tüm davalarda, söz konusu işletmenin insan ve çevre sağlığı için risk oluşturacağından kamu yararına aykırı olduğuna karar verilmiştir. İlk Olarak; Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmesi ile ilgili olarak Çevre Bakanlığınca verilen ilk izin; Danıştay 6.Dairesinin kararı doğrultusunda, İzmir 1. İdare Mahkemesinin 15.10.1997 tarihli kararıyla; "…raporlarda öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlemde kamu yararı olmadığı…" gerekçesiyle iptal edilmişti.
Madenin faaliyetinin durdurulmasından önce de;
"Mahkeme kararlarını aşmak amacıyla, çıkartılan 29.03.2002 gün ve P 2002/4 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hakkında da; Danıştay 6. ve 8.Dairelerinin ortaklaşa oluşturduğu heyet tarafından 23.06.2004 gün ve 2002/2618 Esas sayılı karar ile "…Bakanlar Kurulu'nca ÇED olumlu görüşü işlemi iptal edilen İzmir,Bergama,Ovacık-Çamköy Mevkiinde bulunan altın madeninin işletilmesinin devamına izin verilmesinde, hukuka uyarlılık bulunmadığı, açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması durumunda telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına neden olabileceğinden dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının yürütmesinin durdurulmasına…" karar verilmişti. · Sağlık Bakanlığı'nın deneme izni hakkında da, İzmir 3.İdare Mahkemesi'nin 27.05.2004 tarihli 2003/1151 E. 2004/750 K.sayılı kararı ile "yargı kararının uygulamada değiştirilmesi sonucunu doğuran işlem söz konusu olduğundan, bu tür işlemlerin yapılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı…" gerekçesiyle iptal kararı verilmişti. Bu mahkeme kararları üzerine, İzmir Valiliği tarafından 19.08.2004 tarihinde "…yargı kararları doğrultusunda, söz konusu madenin faaliyetinin durdurulması yönünde işlem yapıldığı…" açıklanmıştı. Bu son mahkeme kararlarının ardından, Bergama-Ovacık Altın Madeni ile ilgili tartışmanın artık bitmesi ve söz konusu işletmenin temelli kapatılması gerekirken, yine mahkeme kararları yok sayılmak suretiyle işlemler yapılmıştı.
Şimdi sözü edilen karar, bu işlemlerden Çevre ve Orman Bakanlığı'nın işlemi hakkında verilmiştir.
Bölge İdare mahkemesi'nin kararı, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın işleminin iptali davasını sonuçlandıran bir karar değildir. Bölge İdare Mahkemesi kararı ile madenin açılması mümkün değildir. Madenin açılması için Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği gereğince açılma ruhsatı alması gerekmektedir.
Söz konusu işletme, belediye sınırları dışında, Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği'ne göre birinci sınıf bir gayri sıhhi müessesedir. 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci maddesiyle, gıda ile ilgili olanlar dâhil, birinci sınıf Gayrisıhhî müesseseleri ruhsatlandırmak ve denetlemek Büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında sayılmıştır. 07.12.2004 tarihli ve 5272 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesiyle, gayri sıhhî müesseseleri ruhsatlandırmak ve denetlemek görevi belediyelere ait bulunmaktadır. Ancak bunlardan birinci sınıf olanların ruhsatlandırılması ve denetlenmesi görevi Büyükşehir ve il merkez belediyeleri dışındaki yerlerde il özel idarelerine verilmiştir.
İçişleri Bakanlığı - Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün 2005/9 sayılı Genelgesi ile de yasal düzenlemeler anımsatılarak, "…Belediye sınırları dışında; 1 inci, 2 nci ve 3 üncü sınıf gayri sıhhi müesseselerin il özel idarelerince ruhsatlandırılıp denetleneceği, Gayri sıhhi müesseselerin ruhsatlandırılmasında, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 268-275 maddelerine istinaden düzenlenen ve 26.09.1995 tarihli ve 22416 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği hükümleri uygulanacağı…" vurgulanmıştır.
Bu durumda, Bergama-Ovacık Altın Madenine "açılma ruhsatı verilip verilmeyeceği" konusunda İzmir Valiliği İl Özel İdaresi yetkili ve görevlidir. Bergama-Ovacık Altın Madenine açılma ruhsatı verilemez. Çünkü;
1. Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmesi ile ilgili olarak Çevre Bakanlığınca verilen ilk izni iptal eden Danıştay 6.Dairesinin kararı ve bu karar doğrultusunda, İzmir 1. İdare Mahkemesinin 15.10.1997 tarihli kararından sonra yapılan işlemlere ilişkin olarak verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarının hemen hemen hepsinde; "yargı kararının uygulamada değiştirilmesi sonucunu doğuran işlem söz konusu olduğundan, bu tür işlemlerin yapılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı" gerekçesine dayanılmıştır. Anayasanın 138/son maddesinde; "…yasama ve yürütme organları ile İdarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği…" kuralı yer almaktadır. Ayrıca, mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "adil yargılanma hakkı"nı düzenleyen 6. maddesi de ağır bir şekilde ihlalidir. Mahkeme kararlarında görüldüğü gibi Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmesinde; çevre ve insan sağlığı için risk oluşturan "siyanür liçi yöntemi" ile altın madeni işletmeciliğidir. Şimdi aynı yöntemle çalışacak işletmeye yeniden izin verilmesi, mahkeme kararlarını yok sayılması, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı kuralını koyan Anayasanın 138/son maddesinin ağır bir şekilde ihlali anlamına gelecektir.
2. AİHM 3.Dairesinin 10/11/2004 gün ve 46117/99 sayılı kararı ile de Bergama-Ovacık Madeninde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkını koruyan 6/1. maddesi ile yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Özel ve Aile Yaşamına Saygı Hakkını koruyan 8. maddesi ihlal edildiğine karar verilmiştir. AİHM kararının gerekçeleri arasında, ''anılan Danıştay 6.Dairesi ve İzmir 1.İdare Mahkemelerinin kararlarının Başbakanlık tarafından yapılan müdahalelerle uygulanamaz hale getirildiği, kanuna karşı hile yapıldığı ve hukuk devletinin işleyişinin ihlal edildiği" özellikle belirtilmiştir. Bu karar kesinleşmiştir.
AİHM kararları; Türkiye'nin 1950 de katıldığı Roma -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1, 19 ve 46.maddeleri; Viyana Antlaşmalar Sözleşmesinin 27.maddesi, Anayasanın 90.maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Devletini (yasama-yürütme-yargı) bağlamaktadır. AİHM kararının uygulanıp uygulanmadığı konusu, Avrupa Konseyi, Bakanlar Komitesi aracılığı ile düzenli raporlama ve tavsiye kararları ile denetlenecektir. İşletmeye açılma ruhsatı verilmesi AİHM kararının uygulanmadığı anlamına gelecektir. Kararın uygulamaması, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin çıkarılmasına kadar varabilecek bir takım siyasi sonuçlar da doğurabilecektir 3. Yukarıda belirtildiği gibi; Gayri Sıhhi Müesseseler (GSM) Yönetmeliği'nin 11. maddesine göre söz konusun işleteme için Sağlık Bakanlığı tarafından verilen deneme izni de mahkeme kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Deneme izni mahkemece hukuka aykırı bulunduğuna göre, bundan sonraki aşama olan açılma ruhsatının da hukuka aykırı olacağı açıktır. Bu nedenle de açılma ruhsatı verilmesi olanağı yoktur. Sonuç olarak; Bergama Ovacık Altın Madeni işletmesine; bu aşamada açılma ruhsatı verilemez. Kamuoyunun ilgisine ve bilgisine sunulur. 22.04.2005
Davacı/Davacılar Vekili Av.Arif Ali Cangı
MADEN KARŞITLARI ÇAMKÖY’DE BULUŞTU
Ankara'dan Beyaz Adımlar Platformu ve İzmir-Bergama-Eşme Elele Platformu üyesi yüze yakın akademisyen, mühendis ve öğrenci Bergama Ovacık'ta siyanürlü altın çıkarılmasına karşı kamuoyu oluşturmak amacıyla bölge halkıyla buluştu.
Bergamalılar, kendi aralarında yaratılmaya çalışılan bölme çalışmalarına
kanmayacaklarını belirtirken, kendilerine ilgi göstermeyen AKP hükümetine de tepki gösterdi.
Köylülerle buluşuldu Koza Altın Şirketi'nin, İzmir Bergama'da siyanürlü altın çıkarma faaliyetlerini yeniden başlatacağı haberleri üzerine, Bergamalı halk ve çeşitli platformlar yeniden harekete geçti. ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği, TMMOB'a bağlı odalar ve sendikaların yöneticileri ile üniversite öğrencileri, Beyaz Adımlar Platformu öncülüğünde önceki akşam Bergama'ya doğru yola çıktı. Yaklaşık elli kişilik grubu, dün sabah Elele Platformu üyeleri karşıladı. Öğle saatlerinde altın şirketinin bulunduğu Çamköy'e ulaşan ekibe, köylüler yoğun ilgi gösterdi. Köy kahvesinde yapılan toplantıda konuşan metalurji mühendisi Kaya Özeren, Bergama köylülerinin verdiği mücadelenin dünyaya örnek olduğunu belirterek, "Bu mücadele bitmeyecek" dedi. Şehir Plancıları Odası'ndan Tuncay Karaçorlu ise mücadelenin sadece toprağın kirlenmesine karşı değil, aynı zamanda çevre felaketlerine karşı verilen toplumsal bir mücadele olduğunu anlattı.
Prof. Dr. İnci Gökmen de bu mücadele sırasında sosyal olarak da insanların bölünmeye çalışıldığına dikkat çekerek, "Köylüler göç ediyor, köy yok oluyor. Birlikteliği yeniden yakalamalıyız" dedi.
Hükümete tepki
Köylülerden Sabiha Gökçeoğlu "Bizim elimizde de mahkeme kararı var. Binlerce kişi sokaklara döküldük. Kanser, ani ölüm, depresyon yaşadık" derken; Şahsenem Dikmenoğlu hükümete tepki göstererek şunları söyledi: "Başbakan nerede? Gelsin burada ona siyanürlü taş yedirelim. Ben bu yaşımdan sonra neyle geçinirim, nerede yaşarım." Ayşe Yüksel adlı genç ise, şirketin parayla köylüleri bölmeye çalıştığını söyledi.
Köylülerin avukatı Senih Özay, madenin İl Özel İdaresi'den yakın bir zamanda yeniden açılma izni almayı planladığını ifade etti. Tabip Odası ile Çevre, Jeoloji ve Kimya Mühendisleri Odaları temsilcilerinin de birer konuşma yaptığı etkinlikte Çanakkale Troya İda Platformu adına konuşan Murat Narin, madeni Koza Şirketi'ne devrederek kaçmaya çalışan Normandy'nin yakasının bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın da mücadeleyi devam ettireceklerini dile getirdi.
Konuşmaların ardından "Siyanürcü şirket Bergamayı terket" sloganları ile madene kadar yürüyüş yapıldı. Bir süre madenin önünde devam eden eylem sloganlarla sona erdirildi. 09.05.2005

Hiç yorum yok: