OVACIK ALTIN MADENİ VE HUKUK SAVAŞI - 6
SİVİL HALK DİRENİŞİ
MUSA, BERGAMA KÖYLÜLERİNİN "ŞAFAK EYLEMİ"NDE
(Musa Ağacık) "Eurogold" yeni adıyla Normandy şirketinin madende siyanür yöntemiyle deneme altın üretimine başlaması üzerine köylülerin "şafak vakti" madene el koyacakları haberini alınca gece uçakla İzmir'e, oradan da Çanakkale otobüsüne binip Bergama yol ayrımında indim. Ürkütücü ve heyecan veren zifiri karanlıkta bir hayli yürüdükten sonra çalılıklar arasına gizlenmiş bir taksiyle Bergama'ya gittim. Biraz sonra taksi şoförü "Köylülerin harekete geçtiğini" bildirdi. Birlikte Çam köye gittik, jandarma bırakmadı. Bu kez zeytinlikler arasında yürüyerek tepeye tırmandım. Şafak vakti tepeye vardığımda Bergama Köylüsünün, yargı kararlarını hiçe sayan hükümeti, gaflet uykusundan uyandırmak için harekete geçtiğine tanık oldum. "Kuvai Milliye Ruhuna” yeniden ihtiyaç duyan bir kısım sevgili okurlar: (Eyleme giderken)
-Taksi şoförü olarak altın madenine sözünüz nedir?
-Altın madenine karşıyım. Çünkü altının çıkartılmasında kullanılan siyanür bölgemizin ölüm fermanıdır. Doğanın yaşamından yana olduğumuz için siyanürlü üretimin karşısındayız.
-Bergamalı köylülerin, madende çalışmak için kuyruğa girdikleri savı peki?
-Hepsi yalan. Eurogoldçular 80 kişilik bir ihtiyaç için 11 bin başvuru formu dağıttılar ki , Ankara'dakilerin gözlerini boyasınlar. Ve boyamayı da başardılar.
-İftar yemeği peki?
-İftar yemeğinin Bergamalı Köylülerle bir ilgisi yok. O iftar yemekleri kuyruğuna Bergamalılar girdi maalesef. Aslında o kuyruğa girenler kendi şereflerini de sattılar bir bakıma.
(Eylem anında)
-Siz arkadaş?
Çam köyden Mehmet Öner;
-.Altın üretimine karşı çıkarak Türkiye'nin kalkınmasına engel olduğunuz, söyleniyor ne dersiniz?
-Yalan. Bu siyanürcü şirketin duyduğumuz kadarıyla Afrika'da da maden işletmeciliği var. Eğer maden işletmeciliği iddia edildiği gibi ülkenin kalkınmasına yararı olsaydı, öncelikle zengin altın, elmas, platin madenlerine sahip olan Afrika'ya yararı olurdu!
Siz Baba? Çam köyden Mustafa Ertuğrul, yaş 74.
- Baba saat kaçtan beri buradasınız?
-Saat sabahın beşinden beri buradan altın madenine geleni, gideni gözetliyoruz.
-Eurogold'un adını değiştirmesine sözünüz?
-Adı "Ordi" de olsa "Nordi"de olsa ben de "kordi" olacağım. Benzin alacağıdım, alamadım. Benzin aydan aya zam geliyor. Urgan aldım. Onunla kendimi asacağım!
- Neden?
Siyanürle ölmektense çeke, çeke. Yok doktora git, çoluk-çocuk hastalandı para yok.. Emekliliğim yok, sigortam yok.. Dedem ve amcam Çanakkale'de şehit oldular. Babam tek kolunu kaybetti ve 8 nüfus besledi. Dedemler Çanakkale'de şehit oluyorlar gavur kovacağım diye. Şimdi bizimkiler gavuru yerleştirdiler buraya. Bak asker köylüyü geçirmiyor yoldan!
Peki Çam köyden siyanürcülere tarla satanlar ne oluyor?
-Bilmiyorduk. Siyanürün ne olduğunu kimse bilmiyordu ki! Sonradan öğrenildi.
-Binbaşı Murat Öztürk: Arkadaşlar, yaptığınız toplantı 2911 sayılı gösteri yürüyüşleri yasasına aykırıdır. Dağılmazsanız zor kullanmak zorunda kalacağız!
Bergama Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü:
- Oktay Konyar: Arkadaşlar, bizi dağıtmak için silah kullanacaklar, kullansınlar mı?
Bir teğmen:
-Arkadaşlar, siz bizim vatandaşlarımızsınız. Size vurmak istemiyoruz.
Köylüler: -Siz de bizim askerlerimizsiniz. Peki bizi niye dağıtıyorsunuz?
-Teğmen: Biz aldığımız emri uyguluyoruz. Ve buna da mecburuz...
-Köylüler: Peki niye bizi dövüyorsunuz?
-Teğmen: Bu hükümetin işi. Bize emir veriyorlar.
-Köylüler: Siyanürcü Eurogold'un yanında yer almanız onurunuza dokunmuyor mu?
-Teğmen: Bu siyasi bir konu, hükümeti ilgilendirir. Biz sadece aldığımız emirleri uygularız.
-Köylüler: Yüzbaşı Şahsenem Ana'ya küfretti...
-Gözü yaşlı teğmen: Arkadaşlar, ben de siyanüre karşıyım!. (Köylüler sakinleşiyor)
-Binbaşı Marat Öztürk: Arkadaşlar sizi son kez uyarıyorum, dağılmazsanız zor kullanacağım! (Tam o arada Bergama Belediyesi'nin itfaiye aracı köylülere tazyikli su sıkınca yuh sesleri arasında taş yağmuru başladı)
-Oktay Konyar: Taş atmayın, şiddet yok...
- Jandarmalar: Arkadaşlar, biz de farklı insanlar değiliz. Bu toplumun çocuklarıyız.
-Köylüler: Öyleyse neden bize silah çekip, coplayıp su sıkıyorsunuz?
- Ana adınız nedir?
-Adımı netcen? 71'de Başbakan Demirel 68'li üç gencin kanına girmeseydi bu işler başımıza gelmezdi!
- Neden ana?
-Vatanımız o gün satıldı da ondan evladım! Bak jandarma elime cop vurdu, elimi kanattı.
- Jandarma: Siz de benim belime taş attınız...
-Eurogold'un safında yer alırsan beline daha çok taş yersin!
- Köylüler, Musa Bey, aslında biz yanlış yaptık!
- Nasıl?
- Bize su sıkan Bergama Belediyesi'nin itfaiye aracını yakacaktık!...
-Oktay Konyar ile yaşlılar: Arkadaşlar halkın malına zarar vermek doğru değil. Biz eylemimizi bugüne kadar yasal sınırlar içinde yaptık. Bundan sonra da yasalara bağlı kalacağız.
- Köylüler: Peki DSP' li Bergama Belediyesi'nin halkın parasıyla alınan aracı halka karşı kullanması doğru mu?
-Konyar: Her şeyin bir zamanı var. Yasal sınırlar içerisinde ve demokratik halklarımızı kullanarak Bergama Belediyesi'nin de hakkından geleceğiz, merak etmeyin.
-İRFAN KESKİN
-İrfan Bey, eylemin şiddete dönüşmemesi için çok çaba harcadınız. Şimdi kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
-Amaç orada gerek askerlere , gerek halka canı yanmadan, kan dökülmeden eylemin yasal çerçevede bitirilmesiydi. Sanırım bunu da büyük oranda başardık. (Eylemden sonra)
-Oktay Konyar, eylemden sonra Bergama köylerini tek ,tek gezerek, köylülere gösterdikleri kararlılıktan dolayı teşekkür etti. 04.06.2001
BERGAMA'DA ANAYASA SİYANÜRLE DELİNİYOR
İzmir Barosu, siyanürlü altın için açıklama yaptı: Bergama'da hukuksal süreç tamamlanmıştır. Mahkeme kararları kesindir. Siyanürle altın çıkartmak Anayasaya aykırıdır. Mahkeme kararlarını uygulamayan kamu görevlileri suç işliyorlar.
BİA- İzmir Barosu Başkanı Avukat Noyan Özkan, Bergama'da siyanürle altın çıkartılmasına engel olan mahkeme kararlarının uygulanmasını istedi. Özkan, bir çok bilimsel kuruluşun "rikslidir" raporuna karşın bu bölgede maden çıkartılmasının insan haklarına aykırı olduğunu söyledi.
Üç ayrı dava açıldı
İzmir Barosu Yönetim Kurulu adına Başkan Noyan Özkan'ın yaptığı açıklamanın tam metni şöyle:
"Geçtiğimiz hafta sonunda Bergamalı köylülerle, güvenlik güçlerini karşı karşıya getiren olaylar hepimizi üzmüştür. Bilindiği gibi Çevre Bakanlığı tarafından, Eurogold firmasına, İzmir ili, Bergama ilçesi, Çam köy-Ovacık-Narlıca mevkiinde verilen ''siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki idari işlem''in iptali amacıyla Bergamalı 652 yurttaş, İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde 8/11/1994 günü üç adet dava açmışlardır. Uzun zamana yayılan yargılama süreci sonunda davacı yöre yurttaşlarının istemleri, İzmir 1.İdare Mahkemesi'nce kabul edilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin 15.10.1997 tarih ve E.1997/635 K.1997/876 sayılı kararı, Danıştay'ın onayı ile kesinleşmiştir.
Başbakanlık mahkeme kararını hiçe saydı Kesinleşmiş mahkeme kararından sonra madenci şirketin orman arazisinden çıkarak karara uyması gerekirken; Başbakanlık Müsteşarlığı tarafından 05/04/2000 gün ve B.02.O.MÜS.0.13.00.00-263 No'lu yazı ile İçişleri, Sağlık, Bayındırlık, Enerji Tabi Kaynaklar, Orman ve Çevre Bakanlıklarından "Bergama Çam köy Ovacık Mevkii'nde bulunan altın madeni işletmesi ile ilgili olarak TÜBİTAK'ın düzenlediği rapora göre mahkeme kararında belirtilen risk faktörlerinin ortadan kalktığı ve bu nedenle ilgili bakanlıkların konuyu yeniden değerlendirmek suretiyle işlem tekemmül ettirmeleri'' istenmiştir.
Başbakanlığın bu genelgesi üzerine ilgili bakanlıklar, yeniden işlem tesis etmeye başlamışlardır. Son olarak Sağlık Bakanlığı tarafından altın madeni işletmesine bir yıllık deneme üretimi izni verilmiş ve maden sahasında çalışmalar başlamıştır.
Devlet Anayasayı çiğnedi Oysa; kesinleşmiş mahkeme kararının gerekçesinde, özetle;
"...Anayasanın 17'nci maddesine göre; "...'Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir...", Anayasanın 56. maddesine göre de; "... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi arttırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler...'',
- Canlı yaşamının en önemlisi olan insan yaşamının sağlıklı,
dengeli, bozulmamış bir çevrede sürdürülmesi esastır. İnsan yaşamının korunması bir öncelik olduğuna göre, insanın doğal yaşam temellerinin korunması ve geliştirilmesi gerekmekte ve çevrenin korunması insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olmaktadır. Bu durumda yukarıdaki saptamalardan hareketle dava konusu altın madeni işletme yönteminin yarattığı sakıncaların doğrudan ve dolaylı olarak insan yaşamı ile ilgili olması karşısında, belirtilen Anayasa ve yasa hükümleri de dikkate alınarak dava konusu idari işlemin yargısal denetimin de öncelikle kamu yararı ve bu kavramdaki önceliklerin irdelenmesi gerekmektedir.
- İşletmecinin iyi niyeti, önlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara bağlı kalınarak, yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin,doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi doğaldır. Siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye ve yapılacak olan denetime duyulan güvene bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek mümkün değildir. Kamu yararı bulunmuyor
- Yukarıdaki teknik ve hukuki belirlemeler karşısında, insanın yaşama hakkını ve devletin de çevre sağlığını koruma, çevre kirlenmesini önleme, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini sağlama ödevlerini dikkate aldığımızda, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve bilirkişi raporlarında da öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır.'' denilmektedir.
Bilindiği gibi; Anayasanın 2.maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olduğu vurgulanmaktadır. Anayasanın 138. maddesinde; "Yasama ve Yürütme Organları ile İdarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların mahkeme kararlarını "Hiç bir surette değiştirilemeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktirilemeyeceği" kuralı konmuştur. Yine Anayasanın 11. maddesine göre; "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır".
Yargı kararı bağlayıcıdır Hukuk Devleti olmanın "olmazsa olmaz" koşulu, idarenin yapmış olduğu işlem ve eylem yargı tarafından denetlenmesi ve bu denetim sonunda, verilen mahkeme kararlarının bağlayıcı olmasıdır. Anayasasının Başlangıç Bölümünde kendisini "HUKUK DEVLETİ" olarak tanımlayan, Anayasasının diğer hükümlerinde ve yasalarında mahkeme kararlarının gecikmeksizin ve eksiksiz uygulanması kuralını koyan devletin; kendi idari kurumlarının ve kamu görevlilerinin kesinleşmiş mahkeme kararını zaman geçirmeksizin ve eksiksiz uygulaması gerekmektedir.
12 Mayıs 2001 günü Diyarbakır'da toplanan ve yaklaşık 45.000 Avukatı temsil eden Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu; "Bergama'da yargı kararının derhal yerine getirilmesini" kararlaştırmıştır. Bergama'da yasal süre bitti Bergama'daki altın madeni ile ilgili hukuksal süreç tamamlanmıştır. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmaktadır. Kesinleşmiş mahkeme kararını yeniden tartışmaya açarak "yerindelik" incelemesi yapmaya kalkışmak çok açık bir biçimde, "yargı kararına karşı apaçık bir direnme" ve sonuçta "Anayasayı ihlâl" niteliğindedir.
Tüm ilgili bakanları, yetkili bürokratları ve İzmir ilindeki idarecileri uyarıyoruz; Anayasanın 137/2 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 11/3 maddesine göre; "Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz." Kesinlikle siyanürle altın çıkartılamaz
Kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmaması yörede yaşayan yurttaşların hukuk devletine olan güveni ortadan kaldırmaktadır. Mahkeme kararının uygulanması yönündeki yöre insanının haklı istemlerinin, kamu düzenini bozucu
eylemler olarak değerlendirilerek, güvenlik güçleri ile karşı karşıya getirilmelerinin hiç kimseye bir yararı olmayacak, hukuk devletinden uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Yaklaşık 10 yıldır topraklarını koruma mücadelesini onurlu ve ilkeli bir şekilde sürdüren Bergamalı köylülere daha fazla eziyet etmeyelim. Hukuk devletinden, sağlıklı çevrede yaşama hakkından, gelecek kuşaklara sağlıklı ve dengeli çevre bırakılmasından yana olan herkesi konuya duyarlı olmaya, mahkeme kararlarına ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya çağırıyoruz. (NA) 04.06.2001
TEPEKÖY'E YENİ MUHTAR
Eurogold yanlısı olduğu için köylülerin imza kampanyası açarak düşürdüğü eski muhtar Halil Battal'ın yerine Pazar günü seçimler yapılarak yeni muhtar seçildi. Muhtarlık seçimlerine, Zeynel Akbulut ve Sinan Başkurt aday olarak katıldı. Eurogold karşıtı olarak bilinen iki adaydan Zeynel Akbulut, 600 seçmenden 383'ünün oyunu alarak muhtar oldu. Diğer aday Sinan Başkurt ise 209 oyda kaldı. 04.06.2001
MUHTARLARDAN KINAMA
Maden karşıtı köylülerin 27 Mayıs tarihinde İzmir-Çanakkale Karayolunda yaptıkları eylem sırasında Jandarmaya tavırları, Bergama'nın madenden uzak 17 köy muhtarı tarafından kınandı.
Eurogold ile ilgili olarak, madenin açılıp açılmaması konusunda bir yorumda bulunulmayan açıklamada; "Demokrasi ile yönetilen ülkemizde her türlü faaliyetlerin hukuk kuralları çerçevesinde icra edilmesi hepimizin temennisidir" denilen açıklamada, köylülerin jandarmaya karşı taş atması, küfür etmesi ve jandarmayı yakma girişimleri kınandı. Yapılan eylemdeki görüntülerin Bergama imajının kötülediğinin belirtildiği açıklama:
KUZEY EGE GAZETESİ BERGAMA
NORMANDY (EUROGOLD) Altın madeninin siyanürle altın arama faaliyetlerine tepki mahiyetindeki yürüyüş eylemi girişimlerinde OVACIK, NARLICA, ÇAMKÖY ve PINARKÖY köylülerinin eylemlerini yakın en takip etmekteyiz. Ancak bu son 27.05.2001 günü Çanakkale yolu üzerindeki eylemlerinde faaliyetlerinin amacı dışına çıkarak demokrasi ve Cumhuriyetin yılmaz bekçisi, halkın yardımcısı ve her daim yanında bulunan ASKER' e, JANDARMA' ya aleni olarak yapılan saldırı, adabı aşan küfür ile hareket dolu sözleri sarf etmeleri ve kendi evlatlarımız olan askerlere taş atmaları, üzerlerine benzin dökerek yakma girişim ve teşebbüslerini esefle takip edip, bu sabır sınırlarını zorlayıcı hareketlerini şiddetle kınıyoruz.
Üstelik basında ve kamuoyunda bu tür adaba aykırı faaliyetlerinin BERGAMA Köylülerine mal edilmesi bizleri ikinci kez üzmekte ve kamuoyuna kötü bir imajla BERGAMA' nın adını rencide edici şekilde lanse edilmesi bizleri çok üzmektedir. Demokrasi ile yönetilen ülkemizde her türlü faaliyetlerin hukuk kuralları çerçevesinde icra edilmesi temennimizdir. Güvenlik kuvvetlerimiz demokrasi ile hukukun en önemli bir parçası ve temsilcisi olduğunu bilinen bir gerçektir. İnsan haklarına karşı saygının nasıl olduğunu bu son olayda da bir kez daha gösteren JANDARMA, kamuoyundan sağduyulu bu davranışından ötürü takdirlerini toplamıştır.
Bizlerde bu sağduyulu davranışlarını takdirlerimizle karşılamaktayız. Bizler Türk milleti olarak askeri çok sevip 20 yaşına gelmiş oğullarımızı, kardeşlerimizi davullarla, zurnalarla, halaylarla askere göndermekteyiz. Onlar askerliklerini bitirdikten sonra yine davullarla, zurnalarla, halaylarla karşılamak isteriz. Onlara böyle taşlarla saldırıp, benzin döküp yakma, adabı aşan küfür dolu sözlerin sarf edildiği bu tür bir eylemin biz BERGAMA halkına mal edilmesini istemiyoruz. 300-400 kişi 50-60 bin nüfuslu BERGAMA' yı temsil edemez.
Bizler BERGAMA halkı vatandaşı olarak o 300-400 kişiyi eylemlerinden ötürü kınıyoruz. Saygılarımızla. 11.06.2001
M. Ali Gezeli Göçbeyli Beldesi , Fevzi Paşa Mah. Muh., M. Emin Eker Bölcek Beldesi, Oğuzlar Mah. Muh. .Osman Deveci Sarıcılar Köyü Muhtarı, Mehmet Karagöz Alibeyli Köyü Muhtarı, H.Hüseyin Akkaya Çamoba Köyü Muhtarı, Hasan Zebil Yalnızdam Köyü Muhtarı, Mehmet Özçelik Göçbeyli Beldesi Atatürk Mah. Muh. Adnan Yılmaz Kadıköy Köyü Muhtarı, Rahmi Biber Y. Ilgındere Köyü Muhtarı, Mevlut Karabıyık Durmuşlar Köyü Muhtarı, Ali Topal Yeniler Köyü Muhtarı, Ş. Ali Bayram Kozluca Köyü Muhtarı, Erol Çelik Bölcek Beldesi Selçuklar Mah. Muh., Erdi Akkul Zagnos Köyü Muhtarı, Hüseyin Derici A.Ilgındere Köyü Muhtarı, Hasan Gönül Kaplan Köyü Muhtarı, Erdoğan Doğan Muratlar Köyü Muhtarı, Hüseyin Türen Alhatlı Köyü Muhtarı
"PERGAMON DERNEĞİ" NDEN AÇIKLAMA
BERGAMA'DA DEPREM -SİYANÜRCÜLERE UYARI
Deprem Bergama'yı durmadan sallıyor. Kandilli Rasathanesinden verilen bilgiye göre 4 Haziran 2001 gecesi Bergama'da 12 adet deprem yaşandı. Şiddetleri 2.0 ile 3.6 arasında olan sarsıntılar kentte ve çevrede büyük korku yarattı.
İTÜ tarafından hazırlanan "Türkiye Büyük Depremleri Makro Sisimik Rehberi"nde belirtildiği gibi Bergama ve çevresi Batı Anadolu Fay hattı üzerinde bulunuyor. Yörede 22 Eylül 1939 gecesi yaşanan "9 MS" şiddetindeki korkunç depremde Bergama ile Dikili kenti arasında, toprakta kırıklar ve çatlaklar oluşmuş Dikili'de 627 ev yıkılmış 41 kişi ölmüş 55 kişi yaralanmıştı. Bugün hemen dibinde "siyanürlü altın madeni" işletilmek istenen Ovacık, bu deprem sonucunda harabeye dönüşmüş, bu nedenle yeri değiştirilmişti.
Bergama'da "siyanürlü altın madeni" işletmek isteyen, son zamanlarda adını NORMANDY olarak değiştiren EUROGOLD şirketi, madeni çalıştırma sırasında çıkacak 2 milyon m3 zehirli atığı 15 hektar büyüklüğündeki "atık barajında depolamak istiyor. Bergamalılar yıllardan beri yaptıkları uyarılarda "bu kadar çok zehirli atığın, depremler sırasında çatlayabilecek zeminden yer altı sularına geçebileceğini, bununda korkunç bir çevre felaketine yol açabileceğini" belirttiler.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Bergama ile ilgili hazırladığı Rapor'da "yamaç molozu ve alüvyal zemin üzerindeki atık barajında deprem anında oturmalar ve çatlamaların olacağını" saptadı. İnşaat Mühendisleri Odası Şubesi de, atık barajı zemininin, üzerine tonlarca zehir konulmasıyla " düşey deformasyonlara ve deprem etkisiyle kırılmalara maruz kalacağını" bildirdi.
Konuyla ilgili olarak Bergama'da kurulu ve "Pergamon Derneği" olarak anılan Çevre Koruma ve Kültür Derneği Başkanı Sefa Taşkın şunları söylüyor:
"Bergama'da siyanürlü altın madeni işletilmesine izin verenleri deprem uyarıyor. Bergama durmadan sallanıyor. Toprakta çatlaklar oluşuyor. Bu kadar sık deprem olan yere binlerce ton zehir depolamak, bu madeni çalıştırmak cinayettir. Bu durumu saptayan Yüksek Mahkeme Danıştay ve İzmir 1. İdare Mahkemesi Bergama'da "siyanürlü maden işletilmesini Anayasanın "herkesin yaşama hakkı olduğunu" belirleyen 17. maddesine ve "herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olduğunu" ifade eden 56. Maddesine aykırı olduğunu, "işletilmesinde hiçbir kamu yararı olmadığını" kesin hükme bağlamıştır. Şimdi, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve Sağlık Bakanlığının himayesiyle EUROGOLD' un siyanürlü madeni işlettiği açıklanmaktadır. Bu yasa dışı tutuma derhal son verilmeli, mahkeme karaları uygulanmalı, maden kapatılmalı, ilgililer yetkililer hakkında yasal işlem yapılmalıdır." 11.06.2001
MUNZUR-BERGAMA DAYANIŞMASI
Tuncelililer Derneği, Munzur Vadisinde yapılması planlanan sekiz hidroelektrik santral projesinin iptal edilmesi için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e faks çekti. Tuncelililerin eylemine Bergamalılar da katıldı.
BİA- İstanbul Tuncelililer Derneği yöneticileri, 5 Haziran
Beyoğlu'nda bulunan Galatasaray Postanesi önünde yaptıkları basın açıklamasında Munzur Vadisi'nde inşa edilmek istenen sekiz baraj ve hidroelektrik santralin Munzur'un doğasını yok edeceğini söylediler. Tunceliler, eyleme destek vermek için gelen Bergamalılarla birlikte, santral projelerinin iptal edilmesi için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e faks çektiler. Tunceliler, ellerinde "Munzur Vadisinde barajlara hayır", "Munzur Vadisi sular altında kalmasın" yazılı dövizler taşıdılar. "Munzur zaten tahrip edildi"
İstanbul Tunceliler Derneği Başkanı Nimet Tanrıkulu , yaptığı açıklamada, "Munzur Vadisi, yaşanan savaşta tahrip olmuştur. Bin bir çeşit ağaç türlerine sahip ormanları, yemyeşil vadileri, geyikleri, keklikleri, alabalıkları ile masallara konu olacak Tunceli bugün artık köyleri yakılmış, arazileri mayınlanmış, doğası tahrip edilmiş bir şehir olarak kurtarılmayı bekliyor" dedi. Savaş sırasında ağır tahribat gören Munzur Vadisi'nin şimdi de barajların tehdidi altında olduğunu söyleyen Tanrıkulu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Savaşın sonucunda tahrip edilen doğamız, bugün başka bir planlı yok etme politikasıyla karşı karşıya. Munzur Vadisi'nde yapılması planlanan barajlarla 42 bin hektarlık alan sular altında kalacak, köylerimiz boşalacak, doğamız yok edilecek, kültürel zenginliğimiz talan edilecek."
Bergamalılar da oradaydı. Bergama'da yıllardır siyanürlü altına karşı mücadele eden Bergama Köylülerin sözcüsü Oktay Konyar da bir konuşma yaparak, her yurttaşın doğasına ve çevresine sahip çıkmasının zorunluluğuna değindi: "Bu ülkenin gerçek sahibiyiz. Bunun gerektirdiği görevler ve bedeller vardır. Sadece Munzur, sadece Bergama yetmez. Çoğalmalıyız. Bu ülkenin topraklarına ve bağımsızlığına sahip çıkmalıyız."
İnsan Hakları Derneği temsilcisi Şaban Dayanan da açıklamada söz alarak, "Temiz bir çevrede yaşamak bir insanın hakkıdır. Biz insan hakları savunucuları olarak temiz bir çevre için mücadelenin, insan hakları mücadelesinin bir parçası olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Tuncelililer ve Bergamalılar, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenecek "Her yer Bergama, hepimiz Bergamalıyız" şenliğinde de beraber olacaklar.(YV/NA) 11.06.2001
SİYANÜRLÜ ALTINA İPTAL
İzmir 1. İdare Mahkemesi altın madenine verilen yeni ruhsatı da iptal etti. İzmir 1. İdare Mahkemesi kararında, Danıştay'ın verdiği iptal kararının uygulamada değiştirilmek istendiğini belirtti. Mahkeme kararını 22 Haziran Cuma günü öğrenen altın yöresi köylüleri kararı şenliklerle kutladı.
Danıştay kararında sözü edilen risk faktörlerinin ortadan kaldırıldığı veya kabul edilebilir noktaya çekildiği belirtilen TUBİTAK raporundan sonra yeniden tesis çalışma izni alan ve altın üretimine başladığını açıklayan Normandy (Eurogold) şirketine karşılık, İzmir 1. İdare Mahkemesi, ne kadar değişiklik yapılsa da madende siyanür liçi kullanılacağı için Danıştay kararından değişik bir olmadığı ve hukukun uygulama ile değiştirilmek istendiği kararına vararak ruhsatı iptal etti.
Konu ile ilgili olarak Normandy şirketi herhangi bir açıklama yapmadı. Şirket çalışanları kararı hukukçularının incelediğini inceleme sonucu açıklama yapacağını belirtmekle yetindiler.
BİA Emine GÖZEN Davullu Zurnalı Kutlama İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin "Yargıtay kararı uygulansın" yolundaki yeni kararı siyanürlü altına karşı mücadele eden Bergama köylerinde bayram havası yarattı. Köylüler mahkemenin kararını davul zurnalı şenlikle kutladılar. İzmir 1. İdare mahkemesinin Bergama Ovacık-Çam köy Mevkii'nde siyanürlü linç yöntemiyle altın çıkarılmasına olanak tanıyan Başbakanlığın iznini iptal etmesi üzerine Bergama köylüleri bayram yaptı.
İlk kez rahat uyku Kararı Cuma günü öğrenen 18 köyün halkı, bütün gece tenekeler çalıp Harmandalı oynadı. "10 yıldır ilk kez rahat bir uyku uyuduk" diyen köylüler, Cumartesi günü de Narlıca Köyü meydanında bir araya geldi. Halay çektiler 650 köylü adına yıllardır hukuk mücadelesi veren, "Tavşanların avukatı" diye anılan Avukat Senih Özay' ın kendilerine kararı getirmesini davulla zurnayla, halay çekerek kutlayan Bergamalılar, misafirlerine lokma döktü, peynir dağıttı.
Anfi tiyatro istiyorlar Kararını uygulanması için gereken 30 günlük yasal sürede sessiz kalacaklarını ve provakasyona kapılmayacaklarını söyleyen köylüler, kararı, "Bu iş bitti, çekilsinler artık toprağımızdan" diye yorumladı. Köylüler, madenden boşalacak alanı tekrar yeşillendirmek ve oraya bir anfi tiyatro yapmak istediklerini belirtti.
Vekillikten çekildi Uluslararası çevre örgütü Greenpeace üyeleri de destek için Köye gelirken Avukat Senih Özay, karardan sonra sağlık nedeniyle köylülerin avukatlığından çekildiğini açıkladı. Özay, mahkemenin kendisine verilmesini karar verdiği 54 milyon liralık avukatlık ücretini alıp çerçeveleteceğini, başka bir şey istemediğini sözlerine ekledi.
Çifte kavrulmuş yargı kararı Özay, "Artık Türkiye'de mahkeme kararları uygulanmalı, hukuk devleti ilkesine gölge düşürmekten vazgeçilmeli, maden çalıştırılmamalı, kapatılmalıdır. Artık katmerleşen, çifte kavrulmuş bu yargı kararına karşı çıkacak bir Başbakan, Bakanlar Kurulu, Vali hatta Parlamento düşünemiyoruz. Suça boğulurlar. Jandarma bundan sonra şirketi değil köylüleri korumalıdır" dedi. Köylüleri bir ay içinde "Yaramazlık yapmayın" diye uyaran Senih Özay, karara imza atan mahkeme heyeti Kudret Ulutürk, Esin Tan ve Hasan Demir' e de teşekkür etti.
"En büyük tehlike rehavet" Mücadele en büyük tehlikenin rehavet olduğuna dikkat çeken Bergama Çevre Yürütme Kurulu Başkanı Oktay Konyar ise, Eurogold ülkeyi terk etmeden mücadeleyi bitirmeyeceklerini söyledi. Tahrikler konusunda köylüleri uyaran Konyar, "Buraya kadar kimseyle kavga ederek gelmedik. Mücadelenin en son, en keskin noktasındayız. Hata yapar, oyuna gelirsek sıfırdan başlarız. Oyuna gelmezsek bir ay sonra tak sepeti koluna herkes kendi yoluna" diye konuştu. 25.06.2001
MAHKEME KARARI
T.C. 1.İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2000/896
KARAR NO: 2001/485
DAVACILAR :
1-Fevzi Erişti 2-Demirali Umaç 3-Mehmet Ayman 4-Mehmet İrgit 5 - Osman Altıparmak 6-Yılmaz Acar 7-Yaşar Karaağaç 8-Halit Yılmaz 9-Tarkan Gürbüz 10-Nurittin Ünal 11-Mustafa Palaz 12-Mehmet Kurunaz 13-Sefa Taşkın 14-Özcan Durmaz 15-Ömer Turan 16-Mustafa Döğer 17-Ahmet Karagöz 18-Mustafa Demircan
VEKİLLERİ : Av. Senih Özay Ve 24 avukat arkadaşı DAVALI T.C. Başbakanlık-ANKARA
DAVACILAR YANINDA DAVAYA KATILANLAR
1-Türk Tabibler Birliği VEKİLİ Av. Mustafa Güler 2-İzmir Tabib Odası VEKİLİ Av. Zeynep Şişli
DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILAN: Eurogold Madencilik A.Ş. VEKİLİ: Av. Dr. Metin Günday- Av. Selçuk Ömerbaş- Av. Günay Özgökçen
DAVANIN ÖZETİ :
İzmir İli, Bergama İlçesi, Çam köy-Ovacık mevkiinde bulunan ve Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından yapılacak altın madeni işletmeciliği ile ilgili olarak TUBİTAK'tan alınan rapora göre, (işletmeye verilen izinlerin iptaline ilişkin) yargı kararında belirtilen risk faktörlerinin anılan proje ile ilgili olarak alınmış olan ilave tedbirlerle ortadan kalktığı ve bu nedenle ilgili Bakanlıkların (İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Enerji ve tabii Kaynaklar Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı) konuyu yeniden değerlendirmek suretiyle işlem teemmül ettirmeleri gerektiği yolundaki 5.4.2000 günlü ve B.02.0.MÜS.0.13.00.00.263 sayılı işlemin; sözü edilen altın madeni işletmesine Çevre Bakanlığı'nca verilen iznin iptaline ilişkin yargı kararının kesinleştiği, kesinleşen yargı kararının son derece net olan gerekçesi karşısında idarece madenin ivedilikle kapatılması gerekirken, hukuken kabul edilmesi mümkün olmayan hukuka karşı yöntemler ile dava konusu işlemin tesis edildiği, yargı kararı ile iptal edilen izin ve ruhsatların hukuken hükmü kalmamış iken ve Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununun açık hükümlerine rağmen tesis edilen işlemin "Hukuk Devleti" ilkesine ve Anayasaya aykırı, sadece madeni işleten firmanın çıkarlarına yönelik bir işlem olduğu iddiaları ile iptali istemidir.
Savunma özeti:
İptali istenen işlemin kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğinde olmayıp, sadece altın madeni işletmesi hakkında TÜBUTAK tarafından düzenlenen rapordaki hususların ve Çevre Bakanlığı'nın görüşünün ilgili ve yetkili makamlara sunulmasına yönelik bir iç yazışma olduğu, davanın bu nedenle reddi gerektiği gibi, Çevre Bakanlığı'nın madene izin vermesine ilişkin işlemin iptali yolundaki yargı kararının derhal ve tamamen uygulandığı, davacıların yargı kararını her ne şart altında olursa olsun madende faaliyette bulunulmayacağı şeklinde yorumladıkları, ancak yargı kararında sözü geçen olası risk faktörlerinin iptal edilen işlemin tesis edildiği tarihteki risk faktörleri olduğu, karardan Türkiye'de "Siyanür Liçi" ile altın madeni işletmeciliği yapılamayacağı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, önceki davalara konu edilen işlemin tesis edildiği tarihteki önlemlerin olası risk faktörlerini ortadan kaldırmayacağının tespit edilmiş olmasının, daha sonra getirilen fenni tedbirlerle faaliyetin yaratacağı etkilerin yada risklerin kabul edilebilir sınırların altında olduğuna dair bir tespitin değerlendirmeye alınmasına engel oluşturmayacağı, yargı kararlarının, faaliyetin o günkü koşulları ile bağımlı olup, kararı salt faaliyetle bağımlı görmenin Çevre Kanunu'na aykırı olduğu, diğer yer altı kaynakları gibi altın madenlerinin işletilmesinin de ülkemiz ekonomisi ve kamu yararı açısından büyük önem arz ettiği, konunun Türkiye'deki tüm altın madenlerini ve uygulanacak yöntemi de ilgilendirmesi dikkate alınarak TÜBİTAK tarafından uzmanlar heyetine yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen raporda işletmedeki risklerin tümüyle giderildiği, yada kabul edilebilir limitlerin çok altına çekildiğinin ve tesisin uygulanmakta olan en uygun teknolojiyi yansıttığının belirtildiği, bu durumun Çevre Bakanlığı'nca da teyit edildiği ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca da rapordaki görüşlere katıldığı, oluşan yeni koşulların ve olayların değerlendirmeye alınmayacağı iddiasına dayanılarak açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğu ileri sürülerek usulden ve esastan da reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVACILAR YANINDA DAVAYA KATILAN TÜRK TABİBLER BİRLİĞİNİN BEYANININ ÖZETİ:
Dava konusu işlem ile Bergama-Ovacık' da siyanür ile altın çıkarılmasına izin verilmesine ilişkin işlemin iptaline ilişkin yargı kararının bertaraf edilmesine ilişkin girişimlerin ve yeni işlemlerin önünün açıldığı, konunun halk sağlığı boyutunu değerlendirmek üzere uzman hekimlere hazırlattıkları raporda; "siyanür liç" yönteminde kullanılan siyanürün çevre ve insan sağlığı için ileri derecede toksit olduğunun cevherde bulunan diğer ağır metallerin insan sağlığını doğrudan tehdit edebileceğinin, TÜBİTAK tarafından hazırlanan raporun herhangi bir uygulamaya dayanmadığı, bir çok çelişki içerdiği ve üslup açısından da bilimsel bir çevreye oturmadığının belirtildiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACILAR YANINDA DAVAYA KATILAN İZMİR TABİP ODASININ BEYANININ ÖZETİ:
Bergama'da siyanür liç yöntemiyle işletilmek istenen altın madenciliğinin çevre ve insan sağlığına zarar verici olduğu, bu konudaki kesinleşmiş yargı kararına rağmen, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleri gözetilmeksizin bu konuda .... sağlığına, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILAN EUROGOLD MADENCİLİK A.Ş. BEYANININ ÖZETİ:
Ortada iptal davasına konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığı, dava konusu edilen Başbakanlık yazısının doğrudan uygulanabilme ve üçüncü kişiler üzerinde etkilerini yaratabilir gücü bulunmadığı, bu yazı çerçevesinde ilgili bakanlıklarca izin ve ruhsat verilmesi halinde bu işlemlerin dava konusu edilebileceği; işletmelerine verilen izinin iptali yolundaki yargı kararından sonra 3 yılı aşkın süredir üretime yönelik hiçbir faaliyette bulunmadıkları, yargı kararının tüm sonuçlarıyla uygulandığı, kesinleşen iptal kararının daha tesis kurulmadan önce hazırlanan CED raporunda belirtilen olası risklere dayandığı tamamlanmış olan alınmış olan ilan tedbirleri yada yapılan ilave yatırımlarla olası risklerin tanıtımın giderildiği, bu durumun TÜBİTAK'ın denetim ve gözelimizde yapılan inceleme ve bunun sonucundan düzenlenen raporda da sabit olduğu davanın reddi gerekliği yolundadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir İdare Mahkemesi'nce işin gereği görüşüldü
Dava İzmir İli Bergama İlçesi Çam köy, Ovacık mevkiinde bulunan ve Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından yapılacak altın madeni işletmeciliği ile ilgili olarak TÜBİTAK'tan alınan rapora göre; (işletmeye verilen izinlerin iptaline ilişkin) yargı kararında belirtilen risk faktörlerinin anılan proje ile ilgili olarak alınmış olan ilave tedbirlerle ortadan kalktığı ve nedenle ilgili Bakanlıkların (İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı) konuyu yeniden değerlendirmek suretiyle işlem tekemmül ettirmeleri gerektiği yolundaki 5.4.2000 günlü ve B.02.0 MÜS.0.13.00.00.263 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu işlemi tesis eden Başbakanlığın, tüm Bakanlıklar arasında koordinasyon sağlama görevi ve gereğinin yapılması için İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Orman Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'na dağıtımı yapılan dava konusu yazının içeriği ve son cümlesinde yer alan "...... söz konusu madenle ilgili olarak Bakanlığınızı ilgilendiren hususlarda gereken işlemlerin tekemmülü ve sonucun tarafımıza bildirilmesini rica ederim." İfadesi de dikkate alındığında, ilgili Bakanlıklara, uyuşmazlık konusu altın madeninin faaliyete geçmesi için izin, ruhsat ve bu gibi işlemleri tesis etmeleri yolunda talimat verme niteliğinde olan dava ............ yürütülmesi gereken bir idari işlem olduğu sonucuna varıldığından, aksi yönde davalı idarece ve davaya katılan Eurogold Madencilik A.Ş.' nce ileri sürülen iddialar yerinde görülmeyerek işin esnasına geçildi.
Anayasanın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında Yaşama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." Hükmü yer almıştır.
Dava ve Mahkememizin E: 1997/636 sayılı dava dosyalarının birlikte incelenmesinden, İzmir Bergama Ovacık ve Çam köy Köyleri çevresinde Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından yapılacak altın madeni işletmeciliğine; taahhütname koşullarının yerine getirilmesi, işletme öncesinde, işletme sırasında ve işletme kapandıktan sonra firmanın sorumluluğunun son ermesine kadar geçecek süre içersinde İzmir Valiliği'nin başkanlığında ve koordinatörlüğünde oluşturulacak İzleme Denetleme Komisyonunca faaliyetin taahhütname çerçevesinde izlemesi ve denetlenmesi, çevre mevzuatına uyulması, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yürürlükteki mevzuat uyarınca diğer önlemlerin alınması kaydıydı izin verilmesine ilişkin Çevre Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesi'nin 13.5.1997 gün ve E. 1996/5477, K: 1997/2312 sayılı bozma kararına uyularak Mahkememizin 15.10.1997 günlü ve E:1997/636, K: 1997/877 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu kararımızın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 1.4.1998 günlü, E:1998/511, K: 1998/1829 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, daha sonra Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından 12.10.1998 tarihinde Çevre Bakanlığı'na yapılan başvuruda, ruhsat alındığı tarihte taahhütte bulundukları her türlü çevre tedbiri ve yatırımı gerçekleştirdiklerinden faaliyet.........yürürlükteki mevzuata .....uygun çevre tedbirleri alıp almadıklarının tespiti isteminde bulundukları ve 28.1.1999 tarihinde de aynı Bakanlığa, tesiste yaptıkları ilave ve ek önlemleri ve risk faktörlerinin tamamını ortadan kaldırdıklarını anlatan "Ovacık Altın Madeni İnsan Sağlığı ve Çevre Yatırımları Tam Güvenilirlik Raporu" adı altında düzenledikleri raporu sunarak gereğinin yapılması isteminde bulundukları, diğer yandan 3.3.1999 tarihinde Başbakanlığa yazdıkları yazıda "Aralık-1997 itibariyle, Çevre Bakanlığı'na 1994 yılında verilmiş bulunan tüm taahhütlere sadık kalınmakla birlikte ayrıca çeşitli ilave çevre tedbirleri de alınarak tamamlanan altın madeni üretim tesislerinin uluslar arası çevre standartlarının çok ötesinde üstün bir çevre teknolojisi ile işletme faaliyetine hazır durumda olduğu belirtilerek, risk faktörlerinin belirlenmesi için tesisin incelettirilmesi ve bu konudaki değerlendirmelere göre ilgili kuruluşlara talimat verilmesi isteminde bulunmaları üzerine, Başbakanlıkça TÜBİTAK'tan madende risk faktörü olup olmadığının, aralarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre bakanlığı temsilcilerinin de bulunduğu bir komisyonca incelenmesinin istendiği TÜBİTAK tarafından inceleme sonucu düzenlenen raporda sonuç olarak özetle;
1-İlgili Danıştay kararında insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği öne sürülen risklerin tümüyle giderildiği yada kabul edilebilir limitlerin çok altına çekildiği.
2-Tesisin mevcut özellikleri ile, gerek üretim teknolojisi gerekse sağlanmış olan çevresel koşullar açısından dünyada altın madenciliği için öngörülüp uygulanmakta olan en uygun teknoloji düzeyini yada daha iyisini yansıttığı.
3-Bu şekilde inceleme konusu olan tesisin ve aynı koşullarda benzerlerinin, çevre uyumlu ve duyarlı birer iktisadi faaliyet olarak işletmeye geçirilmelerinin sürdürülebilir kalkınma kavramı çerçevesinde ........ açısından uygun ve yararlı olacağı kanısına varıldığının belirtilmesi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı'nca da raporda belirtilen görüşlere katılması üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu altın madeni işletmeciliğine Çevre Bakanlığı'nca verilen izinin iptali istemiyle açılan davada, gerek Danıştay Altıncı Dairesi'nin bozma kararında gerekse buna karara uyularak Mahkememizce verilen ve Danıştay'ca onanarak kesinleşmenin 15.10.1997 gün ve E: 1997/636, K:1997/877 sayılı kararımızda, Çevresel Etki Değerlendirme Raporu ve sözü edilen davada Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu, özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu, dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürle altın madeni işletilmesindeki risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehdidi altında kaldığının anlaşıldığı belirtilerek, bu raporda da öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlemde kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, verilen iznin iptaline karar verilmiştir.
Sözü edilen kararımızın gerekçesini oluşturan ve Çevresel Etki Değerlendirme ve bilirkişi raporlarında da öngörülen "risk faktörlerinin işletmede görülen, tesise özgü teknik eksikliklerden ve alınan önlemlerin yetersizliğinden değil, sözü edilen raporlarda da belirtildiği üzere, bölgenin 1. derece deprem kuşağında bulunması, yer altı suyunun yağıştan ve yüzeysel akıştan süzülme ile oluşması proje sahasında yağışların taşkınlara sebep olması, bölge topraklarının erozyon potansiyeli gibi yörenin coğrafi ve iklim koşullarının etkilenebilirliği ve siyanürün PH değerinin yağışlardan etkilenmesi, PH değerinin düşmesi durumunda siyanürün en tehlikeli olan HCN gazına dönüşeceği, HCN'nin düşük kaynama noktasına sahip olduğu için (25,7) atmosfere karışma riskinin yüksek olması, siyanürün büyük toprak katmanları tarafından çok miktarda uzaklaştırılsa da zaman içinde hidroliz gibi ...... maddelerin yer altı suyu üzerinde olası etkisinin 20-50 yıl sürebileceği gibi altın madenciliğinde altının elde edilmesi için kullanılan siyanür liçi yönteminden kaynaklanan risk faktörleri olduğu açıktır.
Olayda ise Eurogold Madencilik Şirketince, kesinleşen yargı kararı ve bu karar uyarınca, işletme izinlerinin iptaline rağmen tesise yeni ilaveler yapılarak, ek önlemler alındığından söz edilip, iptal kararında belirtilen olası risklerin tamamen ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle Başbakanlığa başvurulmuş ve Başbakanlıkça TÜBİTAK'a hazırlattırılan raporda da tesiste alınan önlemlerle risk faktörlerinin ortadan kaldırıldığı belirtilmiş ise de; tesiste kullanılacak yöntemin eskisi gibi siyanür liçi yöntemi olduğu açıktır.
Yargı kararlarında olayın incelenip tartışılması sonucu ifade edilen "risk ve tehdit" unsurlarının altın madeni işletmesinde kullanılan siyanür liçi yönteminden kaynaklandığı belirtilirken, bu risklerin Çevresel Etki Değerlendirme ve bilirkişi raporlarında da öngörüldüğü ifadesinin, anılan yöntemden kaynaklanan risk ve tehditlerin varlığının sözü edilen raporlarla da desteklendiği anlamını taşıdığı açık olup; kararlardan bu risklerin alınacak ek önlemlerle giderileceği yolunda bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Kaldı ki, siyanür liçi yöntemle işletilen madenin işletme süresinin bitimi sonucu kapatılmasından sonra da atık barajında biriken siyanür ve diğer ağır metallerin etkisinin 20-50 yıl sürebilecek olmasının bölgede yaşayan insanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını tehdit eden insan yaşamı için çok uzun bir süre olan 20-50 yıl gibi bir sürede insanları huzursuz ve tedirgin bir yaşam sürme zorunda bırakması gibi kabul edilebilir olmayan bir risk unsuru olduğu açıktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Bergama, Ovacık ve Çam köy köyleri civarında bulunan altın madeninin doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemle işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlem kamu yararına aykırı bulunarak kesinleşmiş yargı kararı ile iptal edilmiş iken, işletici şirketin tesiste bazı ilave yatırımlar yaparak ek önlemler aldığından bahisle, "siyanürle altın arama yöntemi" ni yeniden tartışmaya açarak davalı idareye başvurması üzerine konunun yeniden gündeme getirilerek ve TÜBİTAK tarafından firmaca alınan önlemlerle risklerin ihmal edilebilir boyutlara indirildiği yolunda düzenlenen rapor da esas alınarak, siyanür liçi yöntemle işletilecek olan altın madenine izin verilmesi gerektiği yolundaki dava konusu işlem kesinleşmiş yargı kararının uygulamada değiştirilmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır ki, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda gösterilen 29.160.000 TL yargılama giderinin ve 54.000.000 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine kullanılmayan 3.390.000 TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacılara geri verilmesine davaya katılanlar tarafından yatırılan posta ücretlerinden artan kısımların istemleri halinde davaya katılanlara geri verilmesine 1.6.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12 Nisan 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder