SİVİL HALK DİRENİŞİ
HUKUKTA BERGAMA ÜSTÜNLÜĞÜ
Ankara, İstanbul ve İzmir Baro Başkanları, ülkede hukukun üstünlüğünü hakim kılmak için ortak mücadele kararlarını Bergama köylerinden başlattılar. Hukukçular köylülerin siyanürlü altına karşı hukuk dışına çıkmadan verdikleri mücadeleyi örnek alıyor.
Emine Gözen BİA- Ankara, İstanbul ve İzmir Baroları, hukuk dışı uygulamalara karşı mücadeleyi, 12 yıldır siyanürlü altına karşı savaş veren Bergama'da başlattı. Üç baronun başkanı; "Yargının bağımsızlığını istemeyen, sürekli olarak yargıya müdahale eden ve yargıyı zayıflatan hukuk devleti düşmanları ile mücadele edeceğiz" dedi.
Köylüler büyük bir örnek Bergama'nın Narlıca Köyü'nde bir araya gelen İstanbul Baro Başkanı Yücel Sayman, Ankara Baro Başkanı Sadık Erdoğan, İzmir Baro Başkanı Noyan Özkan, mücadeleyi başlatmak için bu bölgeyi seçmelerinin nedeninin hukuk kurallarını uygulamayan hükümete karşı hukuk dışına çıkmadan karşı duran köylüler olduğunu ifade etti. Hukuk ya da çadır devleti Baro üyeleri adına konuşan Sadık Erdoğan; "Türkiye'de politikacılar, kamu yöneticileri, iş adamları, sendikacılar ve yurttaşlar 'hukuk devleti' ile 'çadır devleti' arasında tercih yapacaklardır. Son dönemde hukuk dışı uygulamalar artarak yaygınlık kazanmıştır. Buna karşı savaşı buradan başlattık. İstanbul ve Ankara'da da sürdüreceğiz" diye konuştu.
Dünya Baroları Bergama'ya geliyor Bergama'da yargı kararlarını uygulatmak ve köylülere yapılan eziyeti sona erdirmek amacıyla ulusal ve uluslararası girişimlerde bulunacaklarını kaydeden Yücel Sayman ise, köylülerden Narlıca'da Paris, Bonn, Londra, Roma barolarının buluşacağı bir konferans düzenlemek için izin istedi. Sayman, ayrıca köylülerden İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi'ne gelerek, stajyer avukatlara mücadelelerini anlatmalarını talep etti.
"Dayak yemek istemiyoruz" Mücadeleyi bugüne kadar kavgasız götürdüklerini ancak bir ay önce güvenlik görevlilerinden dayak yediklerini söyleyen Bergama Çevre Yürütme Kurulu Başkanı Oktay Konyar ise, "Siyanürcülerin önünde dayak yemek çok ağrımıza gitti. Jandarma bizim için özel karakol timi oluşturdu. Üzerimizdeki baskılar artıyor. Bu konuda siz baro başkanlarından yardım istiyoruz" diye konuştu. "Hukuk dışına çıkmayın!" Bütün şikayetlerle tek tek ilgilenecekleri sözünü veren Noyan Özkan, bu konuda İzmir Valiliği ve Jandarma Alay Komutanlığı'na başvurduklarını, gelen cevapta suçlamaları reddedildiğini belirtti. Üç Başkan, köylülerden şiddete başvurmamalarını, hukuk dışına çıkmamalarını istedi. Köylüler, ise jandarma ve Eurogold'un güvenlik görevlilerinden şikayet etti. Siyasiler yargıdan elini çeksin
Fazilet Partisi'nin kapatılması davasıyla ilgili Başbakan Bülent Ecevit'in açıklamalarını eleştiren Sadık Erdoğan, "Siyasilerin yargıdan elini çekmesi için mücadele edeceğiz" dedi. Sayman da sözlerini "Bu topraklar Eurogold'un değil bizim topraklarımız, sonuna kadar savaşacağız" diyerek noktaladı.(NA) 25.06.2001
BARO BAŞKANI'NA "SİYANÜR" CEZASI
Emine GÖZEN.BİA- Eşme'de bir kahvede siyanürün zararları konusunda konuşma yaptığı gerekçesiyle Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Hüseyin Yıldıran'a verilen hapis cezasını eleştirdiği için İzmir Baro Başkanı Noyan Özkan "Basın Kanuna Muhalefet" suçundan 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceza, sanığın kişiliği ve suçun niteliği göz önüne alarak 91 milyon 260 bin lira para cezasına çevrilerek , ertelendi. Siyanürün zararlarını anlatmıştı
Uşak' ın Eşme İlçesi'nde 1999 yılının Aralık ayında bir kahvede siyanürün zararlarına ilişkin konuşma yapan Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, Eşme Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı, "izinsiz il dışına çıktığı" için de kınama cezası aldı. Milliyet Gazetesi Ege İlavesi'nde "Kent ve çevre" başlığı altında yazı yazan İzmir Baro Başkanı Noyan Özkan, geçen yıl Haziran ayında konuyla ilgili bir yazı hazırladı.
Yazısında mahkeme kararını eleştiren Özkan, "Haksız ve yanlış olan mahkeme kararlarının tartışılmasında yarar olduğu kanısındayız, insanların düşüncelerini serbestçe ifade etme, yayma, birbirlerine iletme özgürlüğü Anayasanın 26'ıncı maddesi ile düzenlenmiştir. Yargıtay, toplantıların kamu düzenini bozmaması, şiddet içermemesi, suç işlemeye tahrik etmemesi koşulu ile serbest olduğu yolunda yüzlerce karar vermiştir. Bu bakımdan bu haksız ve yanlış karar bir olasılıkla temyizde bozulup Eşme'ye dönecektir" demişti.
Beraatini istedi
İzmir 2'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın son duruşmasına katılan Noyan Özkan, suçlamaları reddederek şöyle dedi: "Aslında gazetecilik yapmıyorum. O dönemde köşe yazarlığı yaptım. Beraatimi talep ediyorum. Mahkemenin aksi bir kanaate varması durumunda indirim maddelerinin uygulanmasını istiyorum."
Mahkeme, Güvener ve Özkan'ı birer ay hapis ve 91'er milyon lira para cezasına çarptırdı. Özkan'ın cezası suçun niteliği ve kişiliği göz önüne alınarak 91 milyon 260 bin lira para cezasına çevrilip ertelendi. Erener'e verilen ceza ise para cezasına çevrildi ancak ertelenmedi. 02.07.2001
DÜN YUNANLILARDI BUGÜN ALMANLAR!
Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, 5 sene önce kendisinin ve arkadaşlarının Yunanistan'la işbirliği yapmakla suçlandığını belirterek, şimdi de Almanya'nın Bergamalıları desteklediğinin söylenmesinin "geleneksel emperyalist taktikler" olduğunu ifade etti.
Taşkın, yaptığı açıklamada, Eurogold'un ilk üç ortağından birinin Almanya'nın en büyük sanayii kuruluşlarından Metallgesellshaft (MG) olmasının da siyanürcü lobinin tezlerini çürüttüğünü ifade etti. Özer Akdemir -Evrensel
Bergama Belediye Başkanı olan Sefa Taşkın'ın gazetemize anlattıkları,
1989-1999 yılları arasında Bergama Belediye Başkanı olan Sefa Taşkın'ın gazetemize anlattıkları, uluslararası sermayenin bir kolu olan Eurogold'un, kendisine karşı çıkan Bergamalılara bugüne kadar birçok suçlamada bulunduğunu gösteriyor. Taşkın, kendisinin ve arkadaşlarının bundan 5 sene önce Yunanlılarla işbirliği yapmakla suçlandığına dikkat çekiyor.
Bu suçlamanın gerekçesi ise, Yunanistan'da özellikle Selanik ve Gümülcine yakınlarındaki altın madenlerine karşı çıkan halkla, ortak sorunları olan Bergama halkının dayanışma içinde olmasıydı. Yine Bergama'ya sadece 20 kilometre uzaklıktaki Midilli halkı da altın madenine karşı Bergamalılarla birlikte hareket ediyorlardı. İki komşu halk arasında ortak sorun olan siyanürlü madenlere karşı mücadele, her iki ülkedeki siyanür lobilerince "karşı tarafın işbirlikçilerince desteklenen faaliyetler olarak karalanmak isteniyordu.
Taşkın, her iki halkında siyanürlü maden istemediğini, bu nedenle karşılıklı görüştüklerini ifade ederek, şöyle devam etti: "Ama Eurogold öyle bir propaganda yapıyordu ki... Türkiye'de 'Yunanlılar bizim zenginleşmemizi istemedikleri için altın madenine karşı çıkıyorlar' deniliyordu. Karşı tarafta da 'Türkler Yunanlıların zenginleşmesini istemedikleri için madene karşı Yunanlılarla dayanışıyorlar' türü propagandalar yaratıyorlardı."
Sefa Taşkın, siyanür lobilerince son günlerde başlatılan kampanyaları "geleneksel emperyalist taktikler" olarak niteledi. Taşkın, Amerika'da kendileriyle birlikte dayanışma içinde olan, Birleşmiş Milletlerin Danışmanı Mineral Poliacy Center adlı çevre örgütünün bu davranışı, "Amerikalıların madenin çalışmaması için Bergamalılara yardımı" olarak yorumlanamayacağı gibi, Alman FIAN Vakfı'nca yapılan dayanışmaların da bu şekilde değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Taşkın, "Ona bakarsanız Eurogold'un en büyük destekçilerinden birisi de Amerikalı Chase Manhattan Bank'tır. Elbette onlar bankalarla, uluslararası sermayeyle ilişki içinde olacaklar, bizler de çevreci kuruluşlarla" dedi. FIAN Vakfı'nın, siyanürcü lobi tarafından öne çıkarılmasını Taşkın, "Söylenmesi kolay olduğu için FIAN Vakfı'nı öne çıkardılar" şeklinde yorumladı.
Halbuki "Başbakanın önündeki raporda" adı sıkça geçen FIAN Vakfı'nın Bergamalılara destekleri birinci mahkeme kararının uygulanmamasından sonra Başbakanlık ve ilgili bakanlıklara birer mektup yazma ile 1992 yılında iki otobüsle Almanya'ya gidip, Eurogold'a kredi veren Dresdnerbank önünde yapılan protesto gösterilere katılmaktan öteye pek geçmiyor.
Öte yandan Bergamalıların dayanışma içinde oldukları örgütler arasında İngiliz Minewach adlı kuruluş ve Alman Yeşiller Partisi de var. Hatta şu an iktidarda olan Alman Yeşiller Partisi'nin Bergama'yla ilgili bir masası da bulunuyor. Yine Avustralya'dan çeşitli sivil inisiyatifler Bergama köylülerinin mücadelesini çeşitli biçimlerde destekliyor.
Siyanürü Almanya sermayesi getirdi Sefa Taşkın, Eurogold'un kimliği, uluslararası ilişkileri ve bağlantıları incelendiğinde, siyanürcü lobi tarafından sürdürülen kampanyanın en önemli argümanlarından olan; "Almanlar Türkiye'de altın çıkarılmasını istemiyorlar, çünkü Türkiye'ye her yıl önemli miktarda altın ihraç ediyorlar" tezinin de kendiliğinden çürüdüğü ifade etti. Taşkın, Eurogold'un arkasındaki Almanya sermayesini şöyle anlattı: "Türkçe açılımı 'Avrupa altını' olan Eurogold 1989 yılında kurulurken üç ortaklı bir şirketti. Birincisi Avustralyalı Normany Posiedon Şirketi, ikinci ortak Fransa'nın devlet kuruluşu olan BRGM ve üçüncü ortak da Almanya'nın en büyük sanayii kuruluşlarından Metallgesellshaft (MG). MG Şirketi'nin ortakları arasında da yine tanıdık büyük tekelleri Siemens ve Daimler Benz'i görüyoruz. Lenin'in 'MG tekelci kapitalizmin ürettiği bir canavardır' sözleriyle adlandırdığı Metallgesellshaft, Eurogold'la olan ortaklığında kendi yüzünü göstermeyerek, Kanadalı Metall Mining adlı paravan bir şirketi kullandı. Eurogold'un madeni işletmek için Avrupa'da kredi aldığı bankalara bakıldığında ilk göze çarpanlar Dresdnerbank ve Deuchebank gibi büyük Alman bankaları olacaktır. Bir başka nokta ise; altın madenini işletmek için gerekli olan siyanür de, dünyada ABD'li Deupon (Sabancıların ortağı olan şirket)'dan sonra siyanür üreten en önemli kuruluş olan Alman Degussa şirketince sağlanacaktır. Ki bu Degussa şirketi, İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında öldürülen Yahudilerin, altın dişlerini söküp pazarlamaktan sabıkalı bir şirkettir aynı zamanda." Tüm bunlardan sonra, Metallgesellshaft, Dresdnerbank ve Degussa şirketlerinin Eurogold'la olan direkt ya da dolaylı ilişkilerinin, Türkiye'deki altın madenciliğinin arkasındaki en büyük gücün Almanya olduğunu kanıtlamaya yettiğini söyleyen Taşkın, siyanürcü lobinin "Bergamalıları Almanlar kandırıyor" safsatalarının aksine, Bergama'ya siyanürü Alman sermayesinin getirdiği vurguladı.
Bergamalıların 12 yıla yayılan mücadeleleri sırasında Eurogold'un yapısında da birçok değişiklikler meydana geldiğini söyleyen Taşkın, yapılan uluslararası protestolar ve kampanyaların da etkileri nedeniyle, ortaklıktan en önce Alman Dresdnerbank çekilerek Eurogold'a kredi açmadığını kaydetti. Daha sonra Fransız BRGM ve en son olarak da yine Alman Metallgesellshaft ortaklıktan çekilince tüm hisselerin Avustralyalı Normandy Posiedon Şirketi'ne geçmiş olduğunu belirten Taşkın, bunun üzerine "Eurogold" adının Normandy olarak değiştirildiğini anlattı. 09.07.2001
KONYAR: ALÇAKÇA BİR SALDIRI
Milliyette yayımlanan "Alman kışkırtması" haberlerini "alçakça bir saldırı" olarak niteleyen, Bergama direnişi sözcülerinden Oktay Konyar soruyor: "Acaba, yüksek yargıçlarımız da mı Almanların adamı? "
BİA- Bergama Köylülerinin sözcülerinden Oktay Konyar , 30 Haziran ve 1 Temmuz tarihli Milliyet gazetesinde yer alan "Altın müjdesi" ve "Altını olup da çıkartmayan var mı?" haberlerini eleştirdi. Fakirleş ama onursuzlaşma "Asteriks" lakaplı Konyar, Milliyet'te iki DSP milletvekiline atfen yayınlanan "köylüleri Almanlar kışkırtıyor" iddiaları için şöyle konuştu:"Bir ülke fakirleşebilir. Ama fakirlikten kurtulmak için onursuzlaşamaz. Bakın bu iftira sahiplerin akılları başlarından gitmiş. Bizim mücadelemiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin mahkemeleri, yüksek mahkemelerinde onaylandı. Kesinleşmiş yargı kararları var. Acaba yargıçlarımız, yüksek yargıçlarımız da mı Almanların adamı oldular ? Burada Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk kez insanlar topraklarını savunuyorlar. Saygı duysunlar bize... Bu iftiraları atanlar tarih önünde şimdiden mahkum olmuşlardır. Yarın onların çocukları torunları büyük babalarıyla utanç duyacaklardır."Konyar, "Alman FİAN Vakfı ile bir bağlantınız var mı?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Tanımıyorum, bilmiyorum, görmedim... Bununla ilgili dava açıyorum. Bu alçakça bir saldırıdır!"(NA/NU) 09.07.2001
SİYANÜRLÜ YALANLAR VE İFTİRALAR
Çevre Mühendisleri Odasi (ÇMH) Milliyet Gazetesi'nde çıkan "Altın Müjdesi" haberlerine tepki gösterdi. Açıklamada " Bunlar altın lobisinin güdümünde gerçekle ve bilimle ilgisi olmayan haberlerdir" deniyor.
BİA- Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başbakan Bülent Ecevit'in Milliyette çıkan "Altın müjdesi" demecini eleştirdi. Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Dündar, yaptığı açıklamada haberi yapan Milliyet gazetesini de altın lobisinin oyunlarına alet olmakla suçladı. ÇMO' dan yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: "30 Haziran 2001 ve 1 temmuz 2001 tarihli Milliyet gazetesinde "Özel Haber" logolu yayınlar dışı, etik dışı ve hukuk dışı bir çok unsuru içermektedir.
Yaklaşık 11 yıldır Türkiye'nin gündeminde olan Bergama Ovacık altın madeni projesi her yönü ile tartışılmıştır. Bilim çevreleri Türkiye Mimar mühendis Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı odalar, yöre halkı bu yatırımın riskler taşıdığını ortaya koymuşlardır.
Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri bu tesisin çalışma iznini iptal eden kararlar vermişlerdir. Hal böyle iken Milliyet gazetesi hiçbir bilimsel dayanağı olamayan haberler yayınlayarak, altın lobisine alet olmaktadır. 09.07.2001
12 Nisan 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder