10 Şubat 2008 Pazar

LİNÇ

Yıllar önce bir film seyretmiştim. Küçük bir kasabada bir cinayet işleniyor. Yabancı biri cinayet zanlısı olarak göz altına alınıyor. Halk zanlıyı linç etmek istiyor. Emniyet görevlileri dirense de yangın çıkarılıyor. Zanlı kaçıyor ama bina yandığı için onun da yandığını düşünüyorlar. Bu olaylar olduğu sırada kasabada film çeken ekip bütün olayları görüntülüyor. Bu görüntüler delil kabul edilip linç girişimine katılanların hepsi yargılanıyor. Kışkırtıcılar en ağır ceza alırken, katılanların da hepsi az veya çok cezalandırılıyor.

Sivas olayları da linç değil miydi?

Orada bulunanların görüntülerini TV de izlemedik mi?

Kaç kişiyi cezalandırdık?

Bazı kişiler basın toplantısı yaparken saldıranların hangisi yakalanıp yargıya götürüldü? Bazı kişiler adliye önünde bile zanlıları linç etmek, dövmek için saldırdığında hangisi güvenlik güçlerince yakalanıp, yargıya taşındı?

Üstelik saldırı sırasında kameralar çalışıyor ve akşam biz TV de izliyoruz. Şimdi nasıl kameralardan fotoğrafı tespit edilip katil yakalandıysa linç girişiminde bulunanlar tespit edilip yakalanamaz mı? Ama bu yapılmadığı gibi “ polis linç etmek isteyen halkın elinden kurtardı” deniyor. Bir kişinin suçlu olup olmadığına, eğer suçlu ise ne ceza alacağına ancak yargı karar verir.

Emniyet güçleri diyor ki; yasalar yetkilerimizi kısıtladı. Suçluları yakalayamıyoruz.

Ülkemiz TV ler de hep ABD filmleri gösteriliyor. Onun içindir.

Avrupa ülkelerinde öyle olmuyor.

Kesin kuşku olsa bile hakkında kesin kanıt olmayan hiçbir kimse göz altına bile alınamıyor, mahkemeye çıkarılamıyor.

O ülkelerde emniyet güçleri yetki azlığından hiç şikayetçi olmuyor.

Ama o ülkelerde kesin kanıtlarla mahkemeye çıkarılanların yargılanmaları hiçbir zaman yıllarca sürmüyor.

Savcı 30 yıl ceza isteyip mahkemece 1 – 2 yıl ceza verilmiyor, hatta beraat etmiyor.

Ceza yasaları defalarca değiştirilmiyor. Hiçbir zaman af çıkarılmıyor.

Linç her zaman kalabalıklarla yapılmaz. Bazen bazı kişilerin, basının, ınternetin kışkırtması sonucu dolduruşa gelen cahil, bilgisiz ve şartlanmış kişilerde topluluk adına linçi gerçekleştirebilir.

Gümüşhane baro başkanı, Danıştay saldırısı yapanı kim kışkırttı? Bu kişiler Danıştay hakkında suçlayıcı yazılar yazan gazeteye ne oldu? HIRANK DİNK hakkında bir yazısında Türklüğe hakaret ettiği nedeniyle dava açılmıştı. Yargılanırken linç etmeğe hazır topluluklar adliye kapısında bekleyip fırsat bulsa parçalayacaklardı. Basında neler yazıldı hep okuduk. Gelen mektup ve elektronik posta ile gelen tehditlerden şimdi haberimiz oldu. Bunların bir kısmını da yetkililere ulaştırdığı anlaşıldı. Yargılanma sürecinde sadece ülkemizde değil bütün dünyada bu davanın izlendiği de biliniyordu.

Buna rağmen koruma verilmediği de açığa çıktı. “bizden koruma istemedi” gerekçesini ileri sürenler acaba şimdi hiç olmazsa vicdanlarında suçluluk duyuyorlar mı?

Şimdi bazı kişiler HIRANK DİNK’ in onu koruyamadıklarından çok ABD, AB ne diyecek diye üzülmüyorlar mı?

HIRAN DİNK ‘ in son yazısını okudum. Gerçekten bunları yazan bir kişinin birlikte yaşadığı insanlara yani Türk ve Türklüğe hakaret edemeyeceğine inandım.

Ama onu düşman gibi gösteren, basın, medya, kişi ve kurumlar, onu korumakla sorumlu olan yetkililerin onun öldürülmesinde az veya çok payı yok mu?

Bundan sonra yapılacak iş nerede neden olursa olsun, gerçekten suçlu bile olsa herhangi bir kişi ve topluluğa linç girişiminde bulunanlara, öldürülmesi, cezalandırılması için teşvik, destek, telkinde bulunanlara en ağır cezaların verilebilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu yasalar istisnasız herkese uygulanmalıdır.

Bütün tetikçilerin 18 yaşından küçük çocukların, bu cinayetleri kendi kişisel fikir ve düşüncesi ile yapmayacağı açık değil mi? HIRANT DİNK’ i öldüren tetikçi, 17 yaşında bir genç gazetelerde yazanlardan, TV de söylenenlerden, internette okuduklarından etkilenecek, Trabzon’dan İstanbul’a gelecek, gazeteyi bulacak HIRAN DİNK’ i vuracak. Buna kim inanır?

Emniyet güçleri rüşvet var diye resmi kurumlara, uyuşturucu satılıyor diye belli işyeri ve sokaklara gizli kamere koyuyor. 3 – 5 ay bazen daha uzun süre izliyor ve sonunda suçluları yakalıyor. Solcu örgütlerin içine ajan sokuluyor. Bir çok kişinin telefonları dinleniyor.

Peki bu cinayetleri işleyen kişilerin, yaşadıkları çevreler, görüştükleri kişiler, gittikleri yerler neden gözetlenmiyor? Neden o gurupların arasına ajan sokulmuyor* Eğer bunlar yapılabilse belki (muhakkak) onu bu işlere azmettirenler tespit edilip yakalanacak, daha başka cinayetler önlenecek. Ama bunlar yapılmıyor. Umarım bundan sonra kimse, fikir, görüş ve düşünceden dolayı cinayete kurban gitmez.

Hiç kimse kimseyi linç girişiminde bulunmaz. Deneyenler mahkemeye çıkarılıp cezalandırılır.

HIRAN DİNK’ in ailesine ve sevenlerine baş sağlığı dilerim. 23.01.2007

Hiç yorum yok: