12 Nisan 2008 Cumartesi

OVACIK ALTIN MADENİ VE HUKUK SAVAŞI - 10

SİVİL HALK DİRENİŞİ
"Takı okulu Normandy Şirketi'nin Bergama'da Altın Rafinerisi ve Takı İşleme Atölyesi yatırımına girişilmesi halinde yol göstermeye ve teknik yardımda bulunmaya hazır olduğunu da belirten Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güçkan, "Bir ton altının takı haline getirilmesi halinde 1000 (bin) kişinin istihdamı söz konusudur. Böyle bir girişim yöreye büyük katkı sağlar" dedi. Güçkan, Gürültü, toz, Hidrojen siyanür gazı, proses suyundaki siyanür ve ağır metaller konusunda devlete verilen taahütlerin istenilen ölçülerden daha da iyi biçimde yerine getirildiğini de vurguladı, tüm bu değerlerin madene gelen yerli ve yabancı bilim adamları tarafından "Mükemmel" olarak nitelendirildiğini de sözlerine ekledi. 18.03.2002
BERGAMA'DA GERİLİM TIRMANIYOR
Normandy şirketine ait Ovacık altın madeninin kapatılması bekleniyor. Şirket kapatmanın önüne geçmek için kamuoyu oluşturmaya çabası içinde Salı günü miting düzenliyor.
Bilindiği gibi Danıştay kararına rağmen, Başbakanlığın, TÜBİTAK'a yaptırdığı incelemeye dayanarak ilgili bakanlara gönderdiği bir genelge ile madenin açılmasını istemişti. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı madene, bir yıllık deneme üretimi izni vermiş ve maden altın üretmeye başlamıştı. İzmir 3. İdare Mahkeme 10.01.2002 tarihinde verdiği kararla madenin kapatılmasına yeniden karar verdi. Bir aylık süre içinde madenin kapatılması beklenirken, şirket işçileri madende eylem yaparak, madenin kapatılmamasını istediler ve 10 kişilik bir heyeti Ankara'da ilgililerle görüşmeye gönderdiler.
Fakat 22 Mart Cuma günü ise Bergama, Sağlık Bakanlığı'nın madenin kapatılması talimatını İzmir Valiliği'ne gönderdiği haberi ile çalkalandı. Kapatma kararının kısa bir süre içinde madene tebliğ edeceği bildiriliyor.
Bunun üzerine Normandy şirketi Bergama içinde bir bildiri dağıtıp afişleme yaparak, madenin Bergama ve Türkiye ekonomisine yaptığı katkıyı ve çevre ve insan sağlığına zararlı olmadığını ileri sürdü. Şirket ayrıca Pazartesi günü Bergama Cumhuriyet Meydanı'nda miting yapmak için girişimlerde bulundu. Pazartesi günü Bergama'nın pazarı olması ve köylülerin de kent merkezi gelecek olması yüzünden olaylar çıkabileceğini düşünen Bergama emniyeti Pazartesi günü miting yapılmasına izin vermedi. Bunun üzerine şirket madende çalışanların eşleri ve çocukları ile birlikte 26 Mart Salı günü miting yapma kararı verdi ve emniyetten izin aldı.
Bu gelişmeler sürerken altın madeni karşıtı çevreciler de maden yöresi köyleri dolaşarak ikazlarda bulunup provakasyonlara gelinmemesi istediler. Madenin kamuoyu oluşturmasını engellemek için de köylüler miting sonrası gövde gösterisini yapmak için hazırlıklara başlamış durumdalar. 25.03.2002
GÜNDEM - Bergama'da gerilim
Bergama'nın gündeminde yaklaşık on yıldır yer alan Ovacık Altın Madeni sona doğru yaklaşıyor. Eğer hükümet yasal değişiklikler yapmazsa maden yargı kararı gereğince bir daha açılmamak üzere kapatılacak. "Maden kapanmaz" diyen, mahkeme kararının verildiği gün bile işçi sınavı yapan Normandy Şirketi ise madenin kapatılacağına inanmış durumda. Bu yüzden kamuoyu oluşturmak için, madenin kapatılması engellemek için işçi ve aileleri ile bir dizi eylem yapma kararı aldılar. Madende çalışanlar ise haklı olarak, ekmek kapılarının kapanması korkusu içindeler ve gün geçtikçe bu korku daha da artıyor. Kuzey Ege Gazetesi olarak herkesin yaşama ve çalışma hakkına saygılıyız. Bu anlamda maden çalışanlarının da maden karşıtlarının da, yasal sınırlar içinde yaptıkları eylemleri saygı duyuyoruz. Fakat eylemler yasal sınırları aşar ve iş şiddete dönüşürse hiç kimse bu işten karlı çıkamaz. Bu anlamda tüm Bergama halkını şiddete karşı çıkmaya çağırıyoruz. Saygılarımızla...25.03.2002 - Kuzey Ege
"İŞ EKMEK YOKSA BARIŞ DA YOK!"
Normandy Şirketi çalışanları ve çalışanların aileleri ile birlikte bir miting yaparak madenin kapatılmamasını istedi.
Yaklaşık 700 maden işçisi ve yakının katıldığı miting olaysız bir şekilde sona erdi.
26 mart Salı günü saat 9.45 de maden çalışanlarının eşleri ve çocukları Cumhuriyet meydanında toplanırken maden çalışanları maden elbiseleri, kaskları ve kask lambaları yanar şekilde Endrüstri meslek lisesi önünde toplanmaya başladı.
Saat 10.00'da yürüyüşe geçen işçilerin ellerinde, "İş Ekmek Yoksa Barış da Yok", "işimize aşımıza dokunmayın", "Susma sustukça sıra sana gelecek", "Madenin kapanması istemiyoruz" gibi pankartlar vardı.
Emniyet güçlerinin İzmir Emniyet Müdürlüğü'nden de destek alarak geniş önlem aldığı ve mitingin yapıldığı ana caddeyi araç trafiğine kapattığı gözlendi. Saat 10.00 sıralarında yürüyüşe geçen madenci kortejine İzmir Garajı önünde toplanmış halk tarafından tepki gösterildi. "Siz Bergamalı değilsiniz. Hepiniz satılmışsınız" türünden tepkiye maden çalışanları karşılık vermedi. 15 dakikalık yürüyüş sonrası miting alanına gelen gurup aileleri tarafından alkışlarla karşılandı.
İlk konuşmayı Maden İş Soma Şube Başkan Yardımcısı Mehmet Saç yaptı. Sendika olarak insan ve çevre sağlığına herkesten daha duyarlı olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Saç, "Türkiye tüm yer altı kaynakları gibi altın rezervlerini de yer üstüne çıkarıp ekonomiye kazandırmak zorundadır. Bergama Ovacık Altın Madeni üretimini sürdürmek zorundadır" dedi. "Çevre ve insan sağlığına zarar verecek olursa buna ilk sendikamız karşı çıkacaktır" diyen Saç, Bugüne kadar mücadele edenlere, madenin modern bir teknoloji ulaştırması açısından saygı duyduklarını söyledi.
"Bugün Ovacık Altın Madeni duyarlı teknolojilerle üretim yapmaktadır. Şehir merkezlerinde insanları zehirleyen, çevreyi yok eden fabrikaları görmeyenlerin, çevre ve insan sağlığını en üst düzeyde koruyacak teknoloji kullanan işletmeye karşı kampanya başlatmalarını anlamak mümkün değildir. İster istemez belirli çıkar guruplarının çevre ve insan sağlığı ile ilgili duyguları, istismar ettikleri şüpheleri arttırıyor.
Ovacık Altın Madeni işletmesinin 700 insana iş, ekmek ve olanak sağladığı ama bu işletmenin mahkeme kararı ile işsizlik riski ile karşı karşıya dırlar. Üyemiz işçiler işletmenin üretimin devamı için on binlerce imza toplamışlardır. Birileri ülkemiz insanın işsiz kalsın ve en değerli yer altı zenginliğimiz olan altının yer üstüne çıkmasına ve ekonomiye kazandırılmasını mı istemiyor? Türkiye borç için uluslar arası finans kuruluşlarına el avuç açıyor. İşletmenin çevreye duyarlı teknoloji ile üretim yapmasını nasıl görmezlikten geliriz. Bu ülkenin çevreye ihtiyacı var. Eğer, Bergama altın madeni mevcut durumda bu işlevlerini yerine getiriyorsa, biz sendika olarak üyelerimizin, halkımızın çıkarları için, bu işletmenin devamını istiyoruz" dedi. Sözlerine madenin 8 aylık deneme üretimi boyunca Bergama ve ülke ekonomisine yaptığı katkıya değinen Saç, "Bizler bu işletmede çalışan Bergamalılar olarak altın üretmeye devam edip, devletimize katkıda bulunmak istiyoruz" dedi. Saç konuşmasını şöyle tamamladı: "Bergama'nın çok yakınında olan Soma halkı da toprağın binlerce metre derinliğinden çıkan kömürle doyuyor ve şükrediyor. Simsiyah kömürün yaşamımızı nasıl aydınlattığını bilen Bergamalılar ışıl, ışıl parlayan altının kıymetini bileceğini arzuluyoruz" dedi.
Mehmet Saç' ın konuşmasından sonra, Bergama Çevre Yürütme Kurulu sözcüsü Oktay Konyar'ın köylülerle, İstanbul Boğaz Köprüsünde eylem yaptığını ve köprünün trafiğe kapatıldığı anons edildi. Kalabalık Oktay Konyar'ı yuhalayarak tepki gösterdi.
Daha sonra söz alan bir maden işçisi, "Maden 8 aydır çalışıyor, kimseye zarar vermiyor kuşlar ölmüyor, maden kapanmasın" dedi. Bir başka işçi de "Çoluk Çocuğuma ekmek götürmek için eylem yapıyoruz. Oktay Konyar Boğaz Köprüsüne değil, uzaya bile gitse bizi yolumuzdan döndüremezler. Biz ekmeği alın terimizle kazanmak istiyoruz. Hükümet bir an önce karar alıp madenin kapatılmasını engellemelidir" dedi. Miting 10. yıl marşı söylenerek olaysız bir şekilde sona erdi. 25.03.2002
OVACIK ALTIN MADENİ KAPANIYOR, BERGAMA'DA ÇEVRECİLER KAZANDI!
Maden 2 Nisan Salı günü mühürlenecek. Kapatma kararı madene 29 Mart Cuma günü tebliğ edildi. Madende kazı çalışmaları sona erdi. Tesis kapanma hazırlıkları içinde. İdare mahkemesinin verdiği kapatma kararı 29 mart Cuma günü madene tebliğ edildi ve kapatma hazırlıkları için 2 nisan Salı gününe kadar süre tanındı. Bunun üzerine maden kazı çalışmalarına son vererek tesisi kapatma hazırlıklarına başladı.
Sağlık Bakanlığı'nın 28.03.2002 tarih ve 4875 sayılı İzmir Valiliği (İl Sağlık Müdürlüğü'ne) gönderdiği kapatma kararı 29.03.2002 tarihinde Bergama Kaymakamlığı'na (Grup Sağlık Başkanlığı) ulaştırıldı. Bergama Kaymakamlığı kapatma kararını eline geçer geçmez madene tebliği ederek Salı gününe kadar süre tanıdı.
Sağlık Bakanı adına Genel Müdür Dr. İsmail Toprak imzalı İzmir Valiliği'ne gönderilen kapatma yazısının son kısmında, "... Kararın ve makam onayının bir sureti yazımız ekinde gönderilmekte olup, söz konusu karara Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğince 11.03.2002 tarih ve 9271/866 sayılı yazı ile itiraz yoluna gidilmiştir. Ancak, kararın 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanunun 28. maddesi gereğince en geç 30 gün içerisinde uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle söz konusu tesiste çevre ve toplum sağlığı açısından gerekli tedbirleri aldırtarak mezkur yürütmenin durdurulması kararının ile deneme izninin ve işletmenin faaliyetinin durdurulması için kararın en geç 03.04.2002 tarihine kadar Valiliğinizce tesis yetkililerine tebliğ edilmesi ve alınacak tebellüğ belgesinin bir suretinin Bakanlığımıza gönderilmesi..." denilmektedir.
Sağlık Grup Başkanlığı yetkililerin yarın öğleden sonra madene giderek madeni mühürleyecek. Bu arada çevreciler madenin kapanma hazırlıkları sırasında kapalı devre arıtma sistemli kullanılan siyanürlü atıkların maden kapandığı için atık havuzuna akıtılmasından korkuyor. Bu konuda yetkililerin konuya özen gösterilmesi isteniyor. 01.04.2002
MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU BERGAMA'YA GELDİ
TBMM Maden Kaynaklarını Araştırma İnceleme Komisyonunun 13 üyesi, Bergama'ya gelerek altın madeninde Normandy Şirketi yetkilileri ve maden karşıtı köylülerle görüştü.
Mermercilik Fuarına katılmak üzere İzmir'e gelen Komisyon Üyeleri Bergama'ya da gelerek incelemelerde bulundular. Normandy Şirketi yetkilileri tarafından davet edildiği tahmin edilen heyetin Bergama'ya geleceğinin duyulması üzerine, maden karşıtı, çevreci köylüler de Çam köyde toplandılar. Yaklaşık 400-500 kişilik gurup Çam köyden madene doğru yürüyüşe geçtiler. Tel örgülere 100 metre kala jandarma tarafından durduruldular. Bergama ilçe Kaymakamı Ali Şanlıer ve İzmir Jardarma Alay Komutanı Albay Orhan Toköz ile görüşen Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar, İzmir Çanakkale Karayoluna doğru yürüdüklerini, vatandaş olarak buna haklarının olduğunu söyledi. Uzun pazarlıklardan sonra jandarma köylülerin, İzmir-Çanakkale Karayolunu kapatmamak şartıyla yürüyüşlerine izin verdi. Bir süre yürüyen gurup daha sonra ani dönüş yaparak tekrar madene doğru yürüyüşe geçti. Madenin tel örgülerine 100 metre kala jandarma tarafından tekrar durduruldular. Kalabalık orada beklemeye başladı.
Komisyon üyeleri ise saat 15.30-16.00 sıralarında madene geldi. Komisyon üyelerine madenin Genel Müdürü Sabri Karahan tarafından karşılandı. Oktay Konyar jandarma ile görüşerek, kendi aralarından seçecekleri beş kişinin de komisyon üyeleri ile görüşmek istediklerini belirtti. Komisyon üyeleri brifing almak için madene girdikten 5 dakika sonra, köylülerden 3 kişilik bir gurubun da brifinge katılması istendi. Oktay Konyar, Narlıca Köyü'nden Yusuf Kuran, Çam köyden Fatma Dağ madene girerek toplantıya katıldı. Basın mensuplarının alınmadığı brifing yaklaşık yarım saat sürdü.
Toplantıdan sonra Meclis Komisyon Başkanı M. Zeki Sezer köylülerin yanına geldi. Köylülerin tepkisi üzerine Oktay Konyar araya girerek, tepkilerin komisyona olmadığını hükümet olduğunu söyleyerek ortamı yatıştırmaya çalıştı. Sezer, incelemeleri sonunda edindikleri izlenimleri rapor halinde TBMM Başkanlığı'na vereceklerini, madencilikle ilgili geniş raporun dört aya kadar teslim edileceğini, altın madeni konusunda alınmış bir kararın olmadığını açıkladı.
Görüşmeler sürürken Bergama Sağlık Gurup Başkanlığı yetkililerin resmi araçla gelip, maden müdürü İsmet Sivrioğlu ile görüştüğü ve Sivrioğlu'na bir zarf verdiği belirlendi. Bunun kapatma kararının tebliği olduğu tahmin ediliyor.
Öte yandan, Meclis Komisyonu üyelerine üst düzey bir jandarma komutanın, "Madende tehlikeli bir durum yok. Bu işin arkasında Alman Vakıfların parmağı var" dediği öğrenildi.
Komisyon üyeleri daha sonra Bergama'ya geçerek resmi görüşmelerde bulundular. 01.04.2002
TMMOB ÇEVRE, JEOLOJİ, KİMYA VE METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODALARI'NIN ORTAK AÇIKLAMASININ TAM METNİ:
TÜBİTAK Raporu Gerçeği Yansıtmıyor
Bergama, Ovacık'ta yargı kararları çiğnenerek ısrarla sürdürülen çalışılan altın işletmeciliğini haklı göstermek için Başbakanlığın TÜBİTAK'a hazırlattığı bir Rapor çok tartışma yarattı. Yüksek yargı, bu işletmenin çevre ve insan sağlığına karşı giderilemez risklerinden ötürü sürdürülmesinde kamu yararı olmadığı gerekçesi ile izinlerinin kaldırılmasına karar vermişti. Başbakanlık ise, yargı kararını uygulamak yerine, Şirketin isteğine uydu ve TÜBİTAK ve Bakanlık temsilcileri tarafından seçilerek kurulan "Uzmanlar Kuruluna durumu inceletme yolunu seçti. Bu Kurul ise, hazırladığı Raporda bu işletmenin çağdaş teknolojinin gereklerini yerine getirdiğini, dünyanın en gelişmiş tesisi olduğunu ve çevre ve insan sağlığı açısından kayda değer bir risk taşımayıp ulusal ekonomi açısından gerekli olduğunu savunuyordu.
Şimdi, odalarımız uzmanlarının incelemeleri sonunda bir kez daha ortaya çıkan gerçek kısaca özetlenebilir : "TÜBİTAK Raporu Gerçeği Yansıtmıyor". TÜBİTAK Raporu, Kurulun iki yöneticisinin bir Ana Raporu ve değişik konuları irdeleyen 11 uzmanın ek raporlarından oluşuyor. Ana Rapor her şeyden önce, ekteki uzman raporlarının ciddi uyarılarını dikkate almamış, saptırmış ya da göz ardı etmiş. Bunun gibi, bu konuda ABD'nde yapılan toplantılarda dile getirilen görüş ve uyarılar da yok sayılmış. Rapor, kullandığı kaynaklardan, ifadelerine, işlevini aşan isteklere ve içindeki tekrarlara kadar hep işletmeci şirketin çıkarlarını koruma çabasında. Bu konularda uzmanlığı ve Bergama üstüne çalışmış olduğu bilinen bilim insanları ile bir ilişki kurulmamış; tartışılmamış bile. Raporu hazırlayanlar arasında halk sağlığı uzmanı yok.
Bu konu, bir hukukçu tarafından tartışılmış. Ekindeki uzman raporları hazırlanırken yalnız Şirketin sağladığı metin ve veriler kullanılmış ve durumu değerlendirmeye yönelik bir ek araştırma yapılmamış. Bu ek raporların çoğunda en küçük bir eleştirici yaklaşım yok ve yalnızca Şirketin verdiği veriler sıralanıp sergilenmiş. Evet bu yüzden de, "TÜBİTAK Raporu Gerçeği Yansıtmıyor".
Oysa, odalarımız uzmanlarının incelemeleri sonunda derleyip hazırladıkları "Eleştiri Raporunda da ayrıntılı biçimde açıklandığı gibi Bergama-Ovacık altın işleme tesislerinde çevre ve insan sağlığına yönelik riskler dün de vardı, bugün de var. Bu riskler yüksek ve çoğunun giderilmesi olanaksız görülüyor. Bu risklerin bazıları yeterince araştırılmamış. Ciddi bir araştırma eksiği var. Bu risklerin giderilebilir görünenleri konusunda da dünden bugüne kayda değer bir şey yapılmamış. Şirketin ve TÜBİTAK Raporunun çok övündüğü bazı yapı ve tesislerin ciddi zaafları var ve dünyadaki hemen, hemen aynı özellikte tesislerde de çok ciddi sorunlar yaşanmış. Dünyada aynı üslupla savunulan birçok tesiste son 20 yıl içinde büyük kazalar yaşanmış, çevre sorunları ortaya çıkmış. Son iki yılda Romanya'da, Kırgızistan'da, Gana'da, Çin'de ölümlere de neden olan kaza ve felaketler yaşandı.
Bütün bunlara karşın, "TÜBİTAK Raporu Gerçeği Yansıtmıyor". Gerçek ne? Gerçekte,
Önde gelen risk, deprem riski. Tesis önemli bir deprem riski altında. Ancak, buna karşı önlemler pekiştirilecek yerde, konu geçiştirilmeye çalışılmış.
Deprem riski yalnızca atık barajı için tartışılırken tesisin öteki birimleri için göz ardı edilmiş. 17 Ağustos 1999 Depremi sırasında TÜPRAŞ' ta yıkılan kulenin çevredeki tankların yanışına neden olması ya da Yalova AKASA' da hasarlanan tanklardan çevreye akrilonitril yayılması gibi, burada da hasar görecek herhangi bir yapıdan başta siyanür olmak üzere zehirli kimyasalların saçılması riski sürüyor.
Atık barajı tesisin en riskli yapısı. Bu yapıda depolanacak atığın yalnızca sıvı fazı arıtılmış ve katı fazında tonlarca ağır metal ve siyanür bileşikleri bulunacak. Bu büyük bir risk kaynağı. Barajda bekletildiği sürece bu iki faz arasında ortaya çıkacak tepkimeler, bu çamurun bir nedenle çevreye yayılması durumunda çok zararlı kimyasalların ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Deprem riski ile birlikte, atık barajının herhangi bir nedenle yıkılması durumunda çevredeki yer altı suyunun nasıl bir risk altında kalacağı yeterince irdelenmemiş.
Barajın ana seddesinin duyarlı kalacağı kuşkulu. Yapılan bir değerlendirme ile beklenen deprem yükleri altında seddenin güvenlik katsayısı 1'den az çıkmıştır.
Üstelik, 30 m yükseklikli kaya dolgunun, taşıtılacağı kalın ve zayıf alüvyonda ortaya çıkaracağı oturmalar da seddenin hasar görme riskini arttırıyor.
Daha kötüsü, barajın gerisindeki vadide yaşanabilecek bir sellenmeye ilişkin olarak kullanılan veriler çelişkilidir ve ne yazık ki memba seddesi ve çevirme kanallarının boyutlandırılmasında küçük debiler dikkate alınmıştır. Barajın böyle bir sellenme durumunda taşarak yıkılması riski yüksektir.
Tesiste yalnızca atık su arıtılmaktadır. Bu su ile birlikte barajda depolanacak olan katı atıklar ağır metalleri, siyanür bileşikleri ile birlikte orada sürekli kalacaktır. Bu zehirli atıkların duraylılaştırılması için hiçbir şey yapılmamıştır. Baraj bir nedenle göçer ya da kaçırırsa çevreye denetimsiz bir kirlilik yayılacaktır. * Barajdaki bu su+katı atık su karışımı siyanürlerin hidrojen siyanür gazına dönüşmemesi için yüksek pH'ta tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak, gerek alınan önlemlerin yetersizliği, gerek barajdaki çamur karıştırılamayacağı ve gerekse taşkın riski nedeni ile bunun güvencesi yoktur. * Açık ve yeraltı maden ocağından çekilmesi gerekecek olan yeraltısuyu miktarı da yanlış ve eksik hesaplanmıştır; bu su baraja boşaltılacak ve barajın kapasitesi bu suyu alamayacağı için, barajın duraysızlaşma riski yükselmektedir.
Ocaktan çok miktarda su çekileceği için çevredeki yer altı suyu akiferi tükenecek, yer altı suyu düzeyi düşecek ve kullanıla gelen kuyular kuruyacaktır.
İşletmeden salınacak olan azot bileşiklerinin nitrik asite dönüşmesi ve doğada duraylı olan yöredeki arsenopiriti çözmesi sonucu arsenik kirlenmesi ve kanser yayılması riski vardır. Bunun ölümcül örnekleri dünyanın bir çok yeri ile birlikte ülkemizde de yaşanmıştır. Kütahya'da siyanürle gümüş işletilirken, bu süreç sonunda 800 yıllık bir komşu köyde kanser ölümleri sonucu yalnızca 6 kişi kaldı. *Açık ocakta şev duraysızlaşması riski, patlayıcı uygulamalarında uçan taş riski, işletmeden kaynaklanacak gürültülerin izin verilen düzeyi aşma riski, zararlı kimyasal ve maddelerin kamu ulaşım yollarında taşınması riski, açık ocaktan çıkacak pasanın hiçbir önlem alınmadan atık barajı seddesinde depolanmasından kaynaklanacak riskler, siyanürle işlemden kaynaklanan kaza ve sızma riski, kullanılacak öteki 10 çeşit kimyasal maddeden kaynaklanan riskler, atık barajı seddesinde kullanılacak pasadan asit maden drenajı oluşma riski, tesisten çıkacak tozların ince ve silisli oluşu nedeni ile yörede akciğer kanseri yayılması riski, su arıtma sisteminin işletmesindeki olası yanlışlar sonunda çevreye HCN, disiyan ve kükürtdioksit yayılması riski de kayda değer öteki risklerdir.
Bu riskler bütün ağırlığı ile süregelmektedir ve giderilmesi için önlemler alınmadığı, pek çoğunun da giderilemeyeceği açıktır! Oysa tesis, çevre ve insan sağlığına yönelik risklerin önemini arttıracak kadar özel ve çok duyarlı bir yörededir.
Bunlar TÜBİTAK Raporu'nda ya hiç ele alınmamış; ya üstünkörü geçiştirilmiş; ya da ek raporlarda değinilmiş olmasına karşın Raporun ana bölümünde dikkate alınmamıştır. Bu durumda, bilimin ve mühendislik ilkelerinin ışığında, daha fazla beklenmeden yargı kararlarının uygulanması gerektiği ortaya çıkıyor. 01.04.2002
YABANCI ŞİRKETLERİN DEĞİL, TÜRKİYE'NİN ÇIKARI
Dev .- Maden-Sen Genel Başkan Vekili Tayfun Görgün, Bergama'da siyanürlü altın üretimini ve Normandy Şirketi işçilerinin mitingini değerlendirdi: "Sendikalar, yabancı şirketlerin değil, Türkiye'nin çıkarı ve bilimin doğrultusunda mücadele etmelidir."
BİA (Ankara) - Maden-Sen Genel Başkan Vekili Tayfun Görgün, uluslar arası tekel olan Normandy'nin sözcülüğüne soyunmuş provokatörlerin; yöre halkı ile ekmek kaygısında olan işçilerin karşı karşıya gelmesini zevkle seyrettiklerini vurguladı. Görgün, Türkiye'de altın rafinerisi bulunmadığını hatırlatarak, çıkarılan madenin "ışıl, ışıl altın" olarak ihraç edilemeyeceğini, çünkü ihraç edilecek ürünün son ürün değil, cevher olacağını da söyledi. Dev-Maden-Sen Genel Başkan Vekili Tayfun Görgün, Bergama'da siyanürlü altın işletmeciliği yapılması ve Normandy Şirketi çalışanlarının mitingiyle ilgili açıklamasında şu noktaları vurguladı: "Sendika ve sivil toplum örgütleri yabancı şirketlerin değil, Türkiye'nin çıkarı ve bilimin doğrultusunda mücadele etmelidir." Dev-Maden-Sen Genel Başkan Vekili Tayfun Görgün'ün açıklaması şöyle:
Bergama'da altın madenciliğiyle ilgili bugüne kadar mahkeme kararlarının uygulanmaması ve bölgede yaşayan insanların iradelerine saygı gösterilmemesi ancak monarşi ya da diktatörlüklerde rastlanabilir bir yaklaşımdır. Provokatörler işbaşında
Yargı kararlarına rağmen siyasilerin, Normandy şirketinin deneme üretimine izin vermesi, çalışan işçilerin haklı çalışma isteklerinin propaganda amacıyla sendikalaştırılması ve işsizlik baskısı altındaki çaresiz yurttaşlarımızın acılarının istismarı ayrı ve yeni bir ayıptır. Uluslar arası tekel olan Normandy'nin sözcülüğüne soyunmuş provokatörler; yöre halkı ile ekmek kaygısında olan işçilerin karşı karşıya gelmesini zevkle seyretmeye devam ediyorlar.
Ekonomik kriz sürerken, mevcut kaynakların değerlendirilmesinden daha doğal bir şey olamaz. Ancak bunu bütün yönleriyle, getirisi ve götürüsüyle değerlendirmek gerekir.
Bütün bunları yapmadan siyanürle çıkarılan altının ülkemiz için servet olduğunu söylemek; Normandy gibi ulus ötesi bir şirketin asılsız iddialarına bakıp bizim ülkemizi bizden daha çok sevdiğini sanmak, bazı sendikacıların üyelerinin hak ve mücadelesine sahip çıktığını düşünmek saflık olacaktır. Tarım, hayvancılık, turizmi unutmayın
Elimizdeki bilgiler, deprem kuşağında bulunan Bergama'nın tarım, hayvancılık, arkeolojik ve turizm olanakları zengin kaynaklara sahip olduğunu gösteriyor. Siyanürlü liç yöntemiyle yapılacak altın madenciliğinin bu kaynaklarla kıyaslandığında ekonomik yararının bulunmadığı ise açık.
Altın değil, cevher ihraç edilebilir
Üstelik Türkiye'de altın rafinerisi bulunmadığından, çıkarılan madenin ihracı "ışıl, ışıl altın ihracı" yani son ürün değil, cevher ihracı durumunda olacaktır.
Açıklanan mevcut rezerv ile yaklaşık 8 yıl sürecek olan işletmecilik esnasında istihdama yapılacak 200 katkı ile onlarca yıl tarım, orman, hayvancılık ve turizmden koparılacak istihdamın mukayesesi de lehte değildir.
40-50 yıl özenle saklanması gereken tonlarca metreküp zehirli atık, ekolojik denge ve diğer kaza risklerinin maliyeti ele alındığında ortaya vahim bir tablo çıkıyor.
Altın Bergama topraklarında bekleyebilir Bu tablo karşısında, ileriki yıllarda ülkemizde altın rafinerisinin kurulması ve siyanür licinden başka teknolojilerin devreye girmesi gibi olasılıkların gerçekleşmesine dek altın, Bergama topraklarında şimdilik bekleyebilir. Normandy'nin değil şirketin çıkarları
Ülkemizin yararına olacak bu durum, eski ismi Eurogold yeni ismi Normandy olan tekelin şimdilik yararına olmayacaktır. Bizleri de bazı şirketlerin ve kişilerin özel çıkarları değil; ülkemiz, ekonomimiz ve insanlarımız ilgilendirmektedir. 01.04.2002
"ARAMA KONFERANSINDA PROTESTO"
Bergama’nın turizm sorunlarının tartışılacağı toplantıda altın madeni gündeme alınmak istendi. Toplantıyı bazı kuruluş temsilcileri protesto ederek terk etti.
"Nasıl bir kentte yaşıyoruz?, Kentimizin kimliği nedir?, Bergama bir turizm kenti midir?, Eğer öyle ise; Bergama turizminin gelişmesi için ne yapıyoruz? Ne yapacağımızı biliyor muyuz ve bunu nasıl gerçekleştirebiliriz?" Başlıkları altında Bergama Turizminin tartışılacağı 'Arama Konferansı' 30 Mart Cumartesi günü Berksoy Oteli tesislerinde başladı.
Ege Turizm Derneği, Bergama Belediyesi ve Ticaret Odası tarafından ortaklaşa düzenlenen konferansın açılışında bir konuşma yapan Bergama Belediye Başkanı Akif Ersezgin, Bergama'nın çok ciddi kaynakları olduğunu ancak bu kaynakların harekete geçirilemediği için ekonomisinin her geçen gün kötüye gittiğine dikkat çekerek, "Bergama turizm sektöründen hak ettiği payı alsa, bugün ilçemizin hiçbir sorunu kalmazdı. Geçen yıllarda ne yazık ki bu başarılamamış. Ancak şimdi tarih ve kültür turizmi için hazırladığımız projelerle Bergama'yı hak ettiği noktaya getirmeye kararlıyız. Ege Turizm Derneği ve sayın Valimiz Alaattin Yüksel'e, Bergama'da böyle bir çalışma yapılmasını sağladıkları için çok teşekkür ederim" dedi.
Açış konuşmasının arkasından 24 katılımcının olduğu konferansta üç çalışma gurubu oluşturuldu. Bunlar;
1.Gurup Bergama'nın altyapı ve çevre sorunları
2.Gurup Bergama ve Konaklama hizmetleri
3.Gurup Bergama ve Kültür Sanat, Tanıtım ve Pazarlama etkinlikleri
Her gurup ayrı salonlarda toplanarak konuları üzerinde tartışma açtılar. Toplantı sonunda her üç gurup da ayrı, ayrı sonuç bildirgesi hazırladılar.
1.Gurup: Altın madeni gündeme getirerek, madenin çevreye ve insan sağlığına zararlı olmadığı, Bergama için sorun olmadığı belirtilerek tersine madenin sorunları çözeceği belirtildi.
2. Gurup: Bergama'da konaklama hizmetlerinin yetersiz olduğu ve ücretlerin yüksek olduğu belirtilerek bu sektör çalışanlarının eğitiminin gerekliliği dile getirildi.
3. Gurup: Tanıtım ve Pazarlamanın yetersiz olduğu kentteki eski binaların dokusu bozulmadan turizme kazandırılması gerektiği belirtildi.
1. Gurubun sonuç bildirgesine 2. ve 3. guruptakiler itiraz etti. Toplantının turizm amaçlı olduğu, altın madeninin turizme ilgisi olmadığı gerekirse bir başka toplantıda madenin görüşülebileceği itirazları yapıldı.
Fakat itirazcılara söz hakkı verilmedi. Bunun üzerine, içlerinde Kuzey Ege Gazetesi adına toplantıya katılan Necati Karaçoban da olmak üzere bazı kurum temsilcileri toplantıyı terk ederek Pazar günü yapılacak oturuma katılmama kararı aldılar. Pazar günü oturuma protestocular katılmadı. Katılanlar madenin bu toplantıda tartışılmaması gerektiği üzerinde direnmesi üzerine altın madeni gündemden çıkarıldı. Bergama'nın acil olarak bir termal otele gereksinim duyulduğu belirtilen Pazar günkü oturumda, Pazarlama ve Tanıtım çalışmaları için bir koordinasyon kurulu oluşturulmasına karar verildi. 01.04.2002

Hiç yorum yok: