SİVİL HALK DİRENİŞİ
BERGAMALI KÖYLÜ KAZANDI
Yargıtay, 'siyanürlü altın' davasında dönemin başbakanı ve bazı bakanların, Bergamalı köylülere tazminat ödemelerine karar verdi. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin tazminat istemlerini reddettiği davacı köylülerin, bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, dosyayı inceleyerek, davanın, bazı davalılar aleyhine bozulmasını kararlaştırdı.
Eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın ile 69 köylü, Danıştay 6. Dairesinin ``siyanür liçi yöntemiyle altın aranmasına izin verilmesinde kamu yararı bulunmadığına`` ilişkin kararını uygulamadıkları iddiasıyla dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Çevre Bakanı İmren Aykut, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy, Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar Topçu ile dönemin İzmir Valisi Çakır hakkında, toplam 70 milyar lira manevi tazminat davası açmıştı.
Davayı görüşen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, ``istenilen manevi tazminatın şartları oluşmadığı`` gerekçesiyle davayı reddetmişti. Davacı köylülerin, bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, dosyayı inceleyerek, davanın, bazı davalılar aleyhine bozulmasına karar verdi.
Bozma gerekçesinde, dosyadaki delillere göre, İmren Aykut hakkında temyiz isteminin reddine karar verildiği belirtildi.Gerekçede, dosyadaki bilgi ve belgelerden, Danıştay 6. Dairesinin, Bergama`da ki Ovacık ve Çam köy köyleri çevresinde Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından ``siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılmasında kamu yararı bulunmadığına`` karar verdiği ifade edilerek, bu kararın, gereği için Çevre Bakanlığına gönderildiği kaydedildi. Çevre Bakanlığının, ``siyanürle altın çıkarılmasını engelleme yetkisi bulunmadığı`` anlatılan bozma gerekçesinde, Çevre Bakanlığının, kararı, Başbakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İzmir Valiliği`ne gönderdiği bildirildi.
Gerekçede, dönemin Başbakanı Yılmaz ve bakanlar Ersümer, Özsoy, Topçu ile İzmir Valisi Çakır`ın, ``öngörülen süre içerisinde siyanür liçi yöntemiyle altın madeni çıkartılmasını önleyici eylemde bulunmadıkları, işlem yapmadıkları`` belirtilerek, bu davalıların, böylece yargı kararlarını uygulamadıklarının anlaşıldığı kaydedildi. Bozma gerekçesinde, şöyle devam edildi:
“Anayasa`nın 112. maddesinde; Başbakanın, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlayacağı, her bakanın, başbakana karşı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumlu olduğu, Başbakanın, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü bulunduğu; yine Anayasanın 138/son maddesinde; yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kuralı bulunmaktadır.
Gerekçede, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 28. maddesine göre, Danıştay`ın, bölge idare mahkemelerinin, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarına karşı idarenin, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorunda bulunduğu belirtilerek, mahkeme kararlarını 30 gün içinde yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında tazminat davası açılacağının da aynı yasada hükme bağlandığı kaydedildi.
Ceza hukuku yönünden de yargı kararlarının gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin eylemlerinin, Türk Ceza Kanununun 228. maddesi kapsamında suç sayıldığına işaret edilen gerekçede, şu görüşlere yer verildi: Uygulamada yargı kararlarını yerine getirmeyenlerin suç işledikleri, tazminatla da sorumlu tutulacakları kabul edilmektedir. Yargı kararını uygulamak durumunda bulunanların, kararın eksikliğini veya yanlışlığını tartışma yetkileri bulunmadığı gibi, bu kararları eksik uygulamaları, uygulamış gibi davranarak işlem yapar gibi görüntü vermeleri de kararın uygulandığı sonucunu doğurmaz.
Kararın 30 gün içinde uygulanmamış olması, kişisel sorumluluk için yeter sayılmaktadır. Bu durumda, açıklanan yasal düzenlemeler ve somut olaydaki olgular birlikte değerlendirildiğinde, yargı kararının gereğinin yerine getirilmemesi biçimde gerçekleşen davalıların haksız eylemi sonucunda,davacıların kişilik haklarının zarar gördüğü benimsenmelidir. Yerel mahkemece, İmren Aykut dışındaki davalıların sorumluluğu yönünde hüküm kurmak gerekirken, dosyadaki olgulara yanlış anlam verilerek, istemin tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir. Yargıtay’ın bu kararının ardından tazminat davası, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeniden görüşülecek. 10.12.2001
MADEN OCAĞINDA ALEVİLİK TARTIŞMASI
Bergama Ovacık altın madeninde çalışan bazı işçilerin Alevi’lere yönelik hakaret ettikleri ileri sürülüyor. Yer altı çalışanlarından; Murat Aydeniz, Ali Bilgin, Kader Girgin, Ersoy Beyazkuş (servis), Özgür Ceylan, Yaşar Korkmaz, Yalçın Yoldaş, Erdinç Aydeniz, Normandy Madencilik Müdürlüğüne yazdıkları ortak dilekçede, amir konumundaki işçilerin kendilerine alevi olduğu için hakaret ettiklerini belirterek gereğinin yapılmasını istiyorlar. Normandy Şirketi tarafından alınmayarak iade edilen dilekçede kendilerine, "mum söndü oynuyorlar", "pis geziyorlar işler ters gidiyor" gibi sözlerle hakaret ettikleri belirtiliyor.
Konuyla ilgili Normandy Madencilik Şirketi Yetkilileri, olayın tamamen gerçek dışı olduğunu, disiplinsiz davranışları yüzünden işten çıkarılan Özgür Ceylan' ın tekrar işe geri dönmek için komplo çevirdiğini söylediler. Şirket yetkilileri olayı araştırdıkları ortak dilekçede ismi olan Ali Bilgin ’in, "ben olaya kendim tanık olmadım. Arkadaşların sözleri üzerine dilekçeye imza attım. İfadeleri geri alıyorum" dediğini, dilekçede ismi bulunan kadar Girgin’ in ise, "Özgür Ceylan, kendisi işten çıkarılmaması için benden imza istedi.
Boş bir kağıda imza attım. Dilekçede yer alan olaylarla bir ilgisi yok" dediğini söylediler. Şirket yetkilikleri her ne kadar olay işten çıkarılan bir işçinin komplosu olarak değerlendirilse de maden bir huzursuzluğun varlığını kanıtlıyor. 07.01.2002
BERGAMA HALKINA HAKARET EDİLİYOR
Cem ÖZDEMİR, Bergama'da altın madenine karşı çıkanların dışarıdan yönlendirildiği iddiasını komik ve Bergama halkına büyük bir hakarettir. 1988 yılında Yeşiller partisi sosyal demokratlarla koalisyon hükümeti kurdu. Cem ÖZDEMİR Yeşiller partisi milletvekili. Partideki görevi dış politika sorumlusu. Hükümetteki görevi iç işleri bakan sözcüsü.
Almanya’da 22 eylül 2002 genel seçimler yapılacak. BİA heyeti ile görüşen Cem ÖZDEMİR Alman Vakıflarının çalışmaları ve Bergama ile ilişkileri tartışıldı. Necip Hablemitoğlu'nun, "Alman Vakıfları Bergama Dosyası" kitabında ileri sürülen, Alman Vakıflarının, Türkiye'deki her türlü dini, etnik ve kültürel farklılıkları körükleyerek Türkiye'yi parçalamaya çalıştıkları ve Bergama Ovacık altın madenine karşı çıkanları örgütleyip finanse ettikleri iddialarına karşı Cem ÖZDEMİR şunları söyledi:
"Olayı duyunca Alman Dışişleri Bakanlığı'ndan bilgi istedik. Bakanlık Hamlemitoğlu'nun ciddi bir kişi olmadığını ciddiye almamamız gerektiği yolunda görüş belirtti. Bu olayı Türkiye'deki Avrupa düşmanı bir takım çevrelerin işi diye düşünüyorum. Yani Avrupa’ya yakınlaşmayı bir tehlike olarak gören çevrelerin bir ayak oyunu. Bir de kitapta Türkiye'deki insanları aşağılayan bir üslup var. Çünkü Türkiye'de ne kadar sivil toplum örgütü varsa hepsi Avrupa'ya bağlanıyor. Avrupa desteği olmazsa sanki Türkiye'de hiçbir şey olamazmış gibi. Bergama'daki çevre hareketi Avrupa'dan yönlendiriliyormuş. Türkiye'de Avrupa'dan yönlendirilmeyen bir şey yok mu? Devlet dışında yapılan her hareket başka bir yerden geliyor. Türk insanı geri zekalı yerine konuluyor, kendi başına bir şey yapılamaz deniliyor.
Kitapta batı bizi bölmek istiyor, batı şunu yapmak istiyor deniliyor. Yani Almanya bütün sorunlarını çözdü, bitirdi de bundan sonra Türkiye'yi nasıl bölebilirim mi diye düşünüyor? O kadar saçma ki, Umarım bunu Türkiye'de kimse ciddiye almaz, eğer ciddiye alınırsa Türkiye ile işimiz zor."
Bergama'ya gittim. ÖZDEMİR kendisinin Bergama'ya geldiğini, altın bölgesini gezdiğini Bergama halkı ve Sefa Taşkın ile görüştüğünü belirterek, "Hiç dışarıdan yönlendirilmiş ya da kolayca dışarıdan yönlendirilebilecek bir halka benzemiyorlar. Son derece gururlu ve işini çok iyi bilen, bilinçli hareket eden insanlarla karşılaştım. Ankara'da bunu bilmeyenleri Bergama'ya gitmeye davet ediyorum" dedi. Sorunun Ankara ile Bergama arasında olduğunu bu işe Avrupa'nın karıştırılmaması gerektiğini söyleyen ÖZDEMİR, "Şunu söyleyebilirim. Ben çevreciyim. Çevreciler uluslar arası çalışırlar. Yani çevrecilerin bir milleti bir sınırı yoktur. Çevre harekete uluslar arası bir harekettir. Türkiye kendini buna alıştırmalı. Örneğin Yeşil Barış hareketi. Yeşil Barış Türkiye'de olduğu gibi Almanya'da da bir dizi eylem yaptı. Biz bunu hoşgörü ile karşıladık. Zenginlik olarak gördük. Bize hatalarımızı gösterdiler.
Vakıfların politikaları farklı. Almanya'daki vakıfların tek görüşü, politikası olamayacağını belirten ÖZDEMİR, "Vakıflar farklı partilerin vakıfları. Partiler birbirleriyle yarışıyor, farklı görüşleri savunuyor. Hıristiyan Demokratların vakfı ile bizim vakfımızı çok farklı görüşleri savunuyor. Onlar örneği Güney Afrika yönetimini savunmuşlar biz de onları çok yoğun olarak eleştirmiştik" dedi.
Bir Türk düşüncesi, bir ABD düşüncesi bir Almanya düşüncesi olmadığını söyleyen, bunun soğuk savaş ideolojisi olduğunu belirterek, "Çağdaş dünya Türk endeksli, ABD endeksli, Almanya endeksli görüş diye bir şey yok. Türkiye'de nasıl farklı görüşler varsa Almanya'da da öyle farklı görüşler var, ABD'de de var. Bunu görmek istemeyenler eski dünyada yaşıyorlar" dedi. Her vakfın kendi düşüncesini dünyaya yamaya çalıştığını söyleyen ÖZDEMİR, "Keşke bütün Avrupa'da yeşiller iktidarda olsa" dedi. Vakıfların Türkiye'de de kendi görüşlerine yakın partilerle ilişkileri olduğunu dile getiren ÖZDEMİR, Hıristiyan Demokratların vakfının ANAP ile yakın ilişkide olduğunu kendilerinin ise ÖDP' ye ve CHP içindeki bazı kesimlere yakın olduğunu söyledi. 04.03.2002
ALTIN ÜRETME İZNİNE DURDURMA KARARI
İzmir Üçüncü İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı'nın "bir yıl süreyle deneme üretimi" iznine yürütmeyi durdurma kararı verdi. İzmir Baro Başkanı Noyan Özkan da, İzmir Valiliği'ne başvurarak kararın uygulanmasını istedi.
NTV-Mahkeme kararında şirkete verilen bir yıllık sürecin sonunda madenin kapatılmasının ardından atık barajında biriken siyanür ve diğer ağır metallerin etkisinin 20 ile 50 yıl arasında süreceğine dikkat çekildi.
İzmir Baro Başkanlığı'nın Bergama Ovacık' da Sağlık Bakanlığı'nın "bir yıl deneme üretimi" izniyle altın üretimine başlayan şirketle ilgili açtığı dava sonuçlandı. Mahkeme kararında şirkete verilen bir yıllık sürecin sonunda madenin kapatılmasının ardından atık barajında biriken siyanür ve diğer ağır metallerin etkisinin 20 ile 50 yıl arasında süreceğine dikkat çekildi. Mahkeme kararında, alınacak ek önlemlerle riskin giderileceği sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığı da vurgulandı.
HUKUK DEVLETİ İLKESİ İLE BAĞDAŞMAZ :
Kararda, "siyanür liçi yöntemle işletilecek olan altın madenine bir yıl süreli deneme izni verilmesi yolundaki dava konusu işlem, kesinleşmiş yargı kararının uygulamada değiştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır ki, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
GİDERİLMESİ GÜÇ ZARARLAR DOĞABİLİR
Açıklanan nedenlerle hukuka aykırı bulunan ve uygulanması halinde giderilmesi güç zararların doğmasına sebebiyet verecek nitelikte olan dava konusu işlemin, teminat aranmaksızın dava sonuçlanıncaya kadar yürütülmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildi" denildi.
İZMİR VALİLİĞİ'NE BAŞVURU: Kararın ellerine ulaşmasının ardından İzmir Barosu Başkanı Noyan Özkan, İzmir Valiliği'ne başvurdu. Özkan başvurusunda, "Davalı Sağlık Bakanlığı'nın İzmir ilindeki temsilcisi ve Mülki İdari Amiri olarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesi uyarınca en geç otuz gün içinde uygulanmasını, madendeki çalışmaların durdurulmasını, başvurumuz üzerine yapılan işlemlerin tarafımıza bildirilmesini dileriz" denildi. 04.03.2002
İZMİR BAROSU: MADEN'DEKİ ÇALIŞMA DURDURULSUN
İzmir İdare Mahkemesi'nin "dava sonuçlanıncaya kadar" dava konusu işlemin durdurulmasına karar verdiğini hatırlatan İzmir Barosu; Sağlık Bakanlığı'ndan Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş.' nin Bergama madenindeki çalışmasının durdurulmasını istedi.
BİA (İzmir) - İzmir Barosu, Bergama'da bir yıllık deneme üretimi yapmasına izni verilen Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş.' nin madendeki çalışmasının durdurulmasını, istedi.
İzmir Barosunun Sağlık Bakanlığı'na yaptığı başvuruda şu hatırlatmalar yer alıyor: Sağlık Bakanlığı'nın "bir yıllık deneme izni" verilmesine, ilişkin işleminin iptali için İzmir Barosunun dava açtığı, Bu davayı yürüten İzmir İdare Mahkemesi'nin 10.01.2002 tarihinde "dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu işlemin durdurulmasına karar verdiği,
Anayasaya göre; idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, mahkeme kararının hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği ve geciktirilemeyeceği,
İdarenin, kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde işlem tesis etmek ve eylemde bulunmak zorunda bulunduğu,
Tam metin : İzmir Barosu Başkanı Avukat Noyan Özkan'ın imzasını taşıyan ve Sağlık Bakanlığı'na yapılan başvurunun tam metni şöyle:
Konusu : "İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çam köy Mevkiinde Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkartılması amacıyla kurulan işletmeye Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği'nin 11. maddesi uyarınca bir yıllık deneme izni verilmesine ilişkin 22.12.2000 gün ve 18847 sayılı Sağlık Bakanlığı işlemi" hakkındaki yürütmeyi durdurma kararının uygulanması hakkında. Bilindiği gibi; "İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacı-Çam köy Mevkiinde Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkartılması amacıyla kurulan işletmeye Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği'nin 11. maddesi uyarınca bir yıllık deneme izni verilmesine ilişkin 22.12.2000 gün ve 18847 sayılı Sağlık Bakanlığı işlemi"nin iptali için Baromuz tarafından dava açılmıştır.
Davayı gören İzmir 3.İdare Mahkemesi; 2001/401 Esas sayılı dava dosyasından; 10.01.2002 tarihinde verilen karar ile "...dava konusu işlemin teminat aranmaksızın dava sonuçlanıncaya kadar yürütülmesinin durdurulmasına..." karar verilmiştir.
Anayasanın 138/son maddesinde; "...yasama ve yürütme organları ile İdarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştirilemeyeceği ve bunların yerine getirilmesinin geciktirilemeyeceği..." kuralı bulunmaktadır. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesinde de; "...Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde işlem tesis etmek ve eylemde bulunmak zorunda bulunduğu..." hükme bağlanmıştır.
Ekli kararın; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesi uyarınca en geç otuz gün içinde uygulanmasını, madendeki çalışmanın durdurulmasını, başvurumuz üzerine yapılan işlemlerin tarafımıza bildirilmesini dileriz. 04.03.2002
NORMADY MADENCİLİK A.Ş YÖNETİM KURULU GÖREVLİ ÜYESİ ORHAN GÜÇKAN TARAFINDAN YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI
İzmir 3.İdare Mahkemesinin verdiği Yürütmenin Durdurulması kararına saygılıyız. Sayın mahkeme 16 Ağustos 2001 tarihinde yürütmeyi durdurmaya gerek olmadığına karar vermiş ve bu karar Bölge İdare Mahkemesince 10 Ekim 2001 tarihinde onay görmüştür. Yeni kararla ilgili hukuki süreç devam etmektedir.
Bugüne kadar, İzmir Bölge İdare Mahkemesi ve İdare Mahkemelerinde Ovacık Altın Madenindeki çalışmaların durdurulması ve verilen izinlerin iptali yönünde açılmıştır bir çok dava reddedilmiş ve bu kararlara karşı yapılan itirazlar da kabul edilmiştir.
İzmir 1. İdare Mahkemesinin Başbakanlık işleminin iptali yolunda vermiş olduğu karar hakkında Danıştay 6.Dairesi tarafından yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.
Madenimizin bu kararlara ve Devletin yetkili makamlarının izin ve kararlarına dayalı olarak deneme üretim faaliyetini tamamlamak aşamasına gelmiştir, halen Danıştay 6.Dairesi'nin bu kararına istinaden deneme üretimine devam etmektedir.
Deneme üretimi faaliyeti boyunca yapılan tüm teknik ve bilimsel inceleme ve denetimler sonunda, tesiste yürütülen faaliyetin çevre ve insan sağlığı bakımından olumsuz hiçbir risk faktörü taşımadığı somut biçimde ortaya çıkmıştır. Mahkeme verilen kararda bu hususlara ne kadar değinildiği, tarafımızdan bu aşamada bilinmediğinden bilahare karar tarafımıza tebliğ edildiğinde gerekli hukuki haklarımızı kullanacağız. Konuyla ilgili süreç ve deneme üretimimiz devam etmektedir. 04.03.2002
ALTIN MADENİ İLE İLGİLİ OLARAK İZMİR 3. İDARE MAHKEMESİNİN KARARININ TAM METNİ
MAHKEME KARARI
T.C İZMİR 3. İRARE MAHKEMESİ
ESAS NO:2001-401
YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI İSTEYEN (DAVACI)
İzmir Barosu Başkanlığı VEKİLİ: Av. Arif Ali Cangı 858 Sok. No:9 Paykoç İşhanı K:7/79 Konak İzmir
KARŞI TARAF (DAVALI): Sağlık Bakanlığı-ANKARA
DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILAN: Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş.
VEKİLİ:Av.Metin Günday, Av. Selçuk Ömerbaş, Av. Günay Özgökçen Büyükelçilik Sok. No:20/5 Kavaklıdere/ANKARA
İSTEĞİN ÖZETİ: İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy Mevkiinde Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkartılması amacıyla kurulan işletmeye Gayri Sıhhı Müesseseler Yönetmeliğinin 11. maddesi uyarınca bir yıllık deneme izni verilmesine ilişkin 22.12.2000 gün ve 18847 sayılı Sağlık Bakanlığı işlemenin iptali istemiyle açılan davada 2. kez yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA : Hüküm veren İzmir 3. İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü: Dava, İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çam köy Mevkiinde Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkartılması amacıyla kurulan işletmeye Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğinin 11. maddesi uyarınca bir yıllık deneme izni verilmesine ilişkin 22.12.2000 gün ve 18847 sayılı Sağlık Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yaşama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" hükmüne yer verilmiştir. Bakılan davada, İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çam köy mevkiinde Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş. tarafından kurulan ve işletilmesi planlanan Altın ve Gümüş Madeni Çıkarma ve Zenginleştirme Tesisine, Çevre ve toplum sağlığının korunmasına yönelik gerekli tüm tedbirlerin alınması şartıyla Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğinin 11. maddesi uyarınca 1 (Bir) yıl sürüyle izni verilmesine ilişkin dava konusu işlemenin tesis edildiği davacı tarafın söz konusu altın madeninde siyanür liçi yöntemiyle altın işletmeciliği işi ve işe olanak sağlayan idari işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları ve Danıştay Altıncı Dairesinin kararı bulunduğu, bu kararlar yokmuş gibi yeniden işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu işlemin iptalinin, istenildiği, davalı idarece sunulan savunmada ise faaliyet sahibinin müracaatın üzerine TÜBİTAK tarafından hazırlanan raporda Danıştay Altıncı Dairesinin kararının da belirtilen riskin tamamen ortadan kalktığı yada kabul edilebilir limitlerin altına çekildiğinin belirtildiği bir gün bunun üzerine İzmir Valiliğinin uygun görüşü de alınarak bir yıl süreli deneme izni verildiği faaliyet esnasında istenilen parametrelerin sağlanamaması ve çevreye olası olumsuz etkilerin ilmi ve teknik olarak tespitin halinde deneme izninin iptal edileceği ve nihai olarak ta tesisin ruhsatlandırmayacağının belirtildiği görülmüştür.
Dava dosyasının ve uyuşmazlık konusu ile ilgili olan İzmir 1. İdare Mahkemesinin E: 1997/636 sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden; İzmir-Bergama Ovacık madeni işletmeciğine, taahhütname koşulların yerine getirilmesi işletme öncesinde, işletme sırasında ve işletme kapandıktan sonra firmanın sorumluluğunun sona ermesine kadar geçecek sürü içerisinde İzmir Valiliğinin Başkanlığında ve koordinatörlüğünde oluşturacak İzleme Denetleme Komisyonunca faaliyetinin taahhütname çerçevesinde izlenmesi ve denetlenmesi, çevre mevzuatına uyulması, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yürürlükteki mevzuat uyarınca diğer önlemlerin alınması kaydıyla izin verilmesi ilişkin Çevre Bakanlığı işlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 6.
Dairesinin 13.5.1997 gün E: 1996/5477, K: 1997/2312 sayılı bozma kararına uyularak İzmir 1. İdare Mahkemesinin 15.10.1997 günlü ve E: 1997/636 K:1997/877 sayılı kararıyla dava konusu işlemenin iptaline karar verildiği, bu kararın Danıştay 6. Dairesinin 1.4.1998 günlü, E:1998/1829 sayılı kararı ile onararak kesinleştiği, daha sonra Eurogold Madencilik A.Ş. tarafından 12.10.1998 tarihinde Çevre Bakanlığı'na yapılan başvuruda, ruhsat alındığı tarihte taahhütle bulundukları her türlü çevre tedbiri ve yatırımı gerçekleştirdiklerinden, faaliyete hazır durumdaki tesislerinin yürürlükteki mevzuata ve hukuka uygun çevre tedbirlerini alıp almadıklarının tespiti isteminde bulundukları ve 28.1.1999 tarihinde de aynı Bakanlığa, tesiste yaptıkları ilave ve ek önlemleri ve risk faktörlerinin tamamını ortadan kaldırdıklarını anlatan "Ovacık Altın Madeni İnsan Sağlığı ve Çevre Yatırımları Tam Güvenilirlik Raporu" adı altında düzenledikleri raporu sunarak gereğinin yapılması isteminde bulundukları, diğer yandan 3.3.1999 tarihinde Başbakanlığa yazdıkları yazıda "Aralık-1997 itibariyle, Çevre Bakanlığa 1994 yılında verilmiş bulunan tüm taahhütlere sadık kalınmakla birlikte ayrıca çeşitli ilave çevre tedbirleri de alınarak tamamlanan altın madeni üretim tesislerinin uluslar arası çevre tedbirleri de alınarak tamamlanan altın madeni üretim tesislerinin uluslar arası çevre standartlarının çok ötesinde üstün bir çevre teknolojisi ile işletme faaliyetine hazır durumda olduğu belirtilerek, risk faktörlerinin belirlenmesi için tesisin incelettirilmesi ve bu konudaki değerlendirmelere göre ilgili kuruluşlara talimat verilmesi isteminde bulunmaları üzerine, Başbakanlıkça TÜBİTAK "tanımada risk faktörü olup olmadığının, aralarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı temsilcilerinin de bulunduğu bir komisyonca incelenmesinin istenildiği ve TÜBİTAK tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen Ekim-1999 tarihli raporda sonuç olarak özetle;
1. İlgili Danıştay kararında insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği öne sürülen risklerin tümüyle giderildiği yada kabul edilebilir limitlerin çok altına çekildiği,
2. Tesisin mevcut özellikleri ile, gerek üretim teknolojisi gerekse sağlanmış olan çevresel koşullar açısından dünyada altın madenciliği için öngörülüp uygulanmakta olan en uygun teknoloji düzeyini yada iyisini yansıttığı,
3. Bu şekilde inceleme konusu olan tesisin ve aynı koşullarda benzerlerinin, çevre uyumlu ve duyarlı birer iktisadi faaliyet olarak, işletmeye geçirilmelerinin sürdürülebilir kalkınma kavramı çerçevesinde ülkemiz menfaatleri açısından uygun ve yararlı olacağı" kanısına varıldığının belirtilmesi üzerine İzmir Valiliğinin de olumlu görüşü alınarak GSM Yönetmeliğinin 11. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle deneme izni verilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu altın madeni işletmeciliğine Çevre Bakanlığı'nca verilen iznin iptali istemiyle açılan davada, gerek Danıştay Altıncı Dairesi'nin bozma kararında gerekse buna karara uyularak İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay'ca da onanarak kesinleşen 15.10.1997 gün ve E:1997/636 K:1997/877 sayılı kararda, Çevresel Etki Değerlendirme Raporu ve sözü edilen davada Mahkemesince yaptırılan bilirkişi inceleme sonucu düzenlenen rapordan, altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu, özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu, dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürle altın madeni işletilmesindeki risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehdidi altında kaldığının anlaşıldığı belirtilerek, bu raporda da öngörülen olası risk faktörleriyle ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlemde kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle verilen iznin iptaline karar verilmiştir. Sözü edilen kararın gerekçesini oluşturan ve Çevresel Etki Değerlendirme ve bilirkişi raporlarında da öngörülen "risk faktörlerinin işletmede görülen, tesise özgü teknik eksiklerden ve alınan önlemlerin yetersizliğinden değil, sözü edilen raporlarda belirtildiği üzere, bölgenin 1. derece deprem kuşağında bulunması, yer altı suyunun yağıştan ve yüzeysel akıştan süzülme ile oluşması, proje sahasında yağışların taşkınlara sebep olması, bölge topraklarının erozyon potansiyeli gibi yörenin coğrafi ve iklim koşullarının etkilenebilirliği ve siyanürün PH değerinin yağışlardan etkilenmesi, PH değerinin düşmesi durumunda siyanürün en tehlikeli olan HCN gazına dönüşeceği, HCN' nin düşük olması, siyanürün büyük toprak katmanları tarafından çok miktarda uzaklaştırılsa da zaman içinde hidroliz gibi nedenlerle yeniden su ortamına salıverildiği, atık barajında bulunan maddelerin yer altı suyu üzerinde olası etkisinin 20-50 yıl sürebileceği gibi altın madenciliğinde altının elde edilmesi için kullanılan siyanür liçi yönteminden kaynaklanan risk faktörleri olduğu açıktır.
Olayda ise Normandy (Eurogold) Madencilik Şirketince, kesinleşen yargı kararı ve bu karar uyarınca, işletme izinlerinin iptaline rağmen tesise yeni ilaveler yapılarak, ek önlemler alındığından söz edilip, iptal kararında belirtilen olası risklerin tamamen ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle Başbakanlığa başvurulmuş ve Başbakanlıkça TÜBİTAK'a hazırlattırılan raporda de tesiste alınan önlemlerle risk faktörlerinin ortadan kaldırıldığı belirtilmiş ise de, tesiste kullanılacak yöntemin eskisi gibi siyanür liçi yöntemi olduğu açıktır. Yargı kararlarında, olayın incelenip tartışılması sonucu ifade edilen "risk ve tehdit" unsurlarının altın madeni işletmesinde kullanılan siyanür liçi yönteminden kaynaklandığı belirtilirken, bu risklerin Çevresel Etki Değerlendirme ve bilirkişi raporlarında da öngörüldüğü ifadesinin, alınan yöntemden kaynaklanan risk ve tehditlerin varlığının sözü edilen raporlarla da desteklendiği anlamını taşıdığı açık olup, kararlardan bu risklerin alınacak ek önlemlerle giderileceği yolunda bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Kaldı ki, siyanür liçi yöntemle işletilen madenin, işletme süresinin bitimi sonucu kapatılmasından sonra da, atık barajında biriken siyanür ve diğer ağır metallerin etkisinin 20-50 yıl sürebilecek olmasının bölgede yaşayan insanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını tehdit eden insan yaşamı için çok uzun bir süre olan 20-50 yıl gibi bir sürede insanları huzursuz ve tedirgin bir yaşam sürme zorunda bırakması gibi kabul edilebilir olmayan bir risk unsuru olduğu açıktır.
Öte yandan, davacı vekilinin 2. kez yürütmenin durdurulması talebini içeren 14.12.2001 günlü dilekçesi ekinde sunulmuş olan, Başbakanlık Müsteşarlığının talebi üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünün 16 öğretim üyesi tarafından hazırlanmış Ekim-2000 tarihli raporda, uyuşmazlık konusu altın madeni işletme tesislerinde alınan ilave tedbirlerle ilgili hazırlanan "Ekim-1999" tarihli TÜBİTAK-YDABÇAG Değerlendirme Raporunun, incelendiği söz konusu raporda özetle, ilgili tesisin yöneticilerinin genel anlamda Türkiye'de mevcut olan kamu ve özel kesimin sahip olduğu işletmelerin pek çoğundan belki biraz daha duyarlı bir çevre bilincine sahip olabilecekleri ancak "alınan ilave tedbirlerle riskler ortadan kaldırılmıştır." İfadesini gerektirecek bir çalışmanın söz konusu olmadığının belirtildiği görülmüştür.
Yukarıda açıklandığı üzere, Bergama Ovacık ve Çam köyleri civarında bulunan altın madeninin doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemle işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlem kamu yararına aykırı bulunarak kesinleşmiş yargı kararı ile iptal edilmiş iken, işletici şirketin tesiste bazı ilave yatırımlar yaparak ek önlemler alındığından bahisle "siyanürle altın arama yöntemi"ni yeniden tartışmaya açarak davalı idareye başvurması üzerine konunun yeniden gündeme getirilerek ve TÜBİTAK tarafından firmaca alınan önlemlerle risklerin ihmal edilebilir boyutlara indirildiği yolunda düzenlenen rapor da esas alınarak, siyanür liçi yöntemle işletilecek olan altın madenine 1 yıl süreli deneme izni verilmesi yolundaki dava konusu işlem kesinleşmiş yargı kararının uygulamada değiştirilmesi sonucu ortaya çıkarmıştır ki, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır.Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle hukuka aykırı bulunan ve uygulanması halinde giderilmesi güç zararların doğumuna sebebiyet verecek nitelikte olan dava konusu işlemin teminat aranmaksızın dava sonuçlanıncaya kadar yürütülmesinin durdurulmasına 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesi uyarınca 10.01.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi. 04.03.2002
"EKMEK KAPIMIZI KAPATMAYIN"
Danıştay’ın madeni kapatma kararından sonra İzmir 3. İdare Mahkemesinin verdiği kapatma kararının uygulama aşamasında olması yüzünden madende çalışan işçiler bir eylem yaparak madenin kapatılmamasını istediler. –Erdal ÇARBOĞA
Bergama Ovacık altın madeninde çalışan 360 işçi Çarşamba günü sabah aileleri ile birlikte maden – İş sendikasının desteğini de alarak madenin çalışmalarını durdurmak için faaliyet gösteren kesimlerin ekmeklerinden ve işlerinden ellerini çekip üretime devam edebilmeleri için eylem yaptılar.
"Madenimizi Kapattırmayız" "Ekmeğimizden Elinizi Çekin" sloganı ile yola çıkarak maden sahasında pankartlı bir eylem yapan işçiler 2 hafta boyunca seslerini devlete ve halka duyurmak için yola çıktıklarını belirterek Eylem ve toplantılarını sürdüreceklerini söylediler.
Sabah saatlerinde Maden altın ve gümüş cevherinin ayrıştırma yapılan tanklarının önünde Aileleri ile birlikte toplanan işçiler 10.yıl marşını birlikte söyledikten sonra yaptıkları eylemin sebeplerini anlatmak üzere aralarından konuşmacı olarak seçtikleri İşçi Hüseyin Batmaz 'ı Maden-iş sendikası Şube başkan yardımcısı ile bir iş makinesinın üzerine çıkardılar. Sendikacı Mehmet Saç "Türkiye'nin ilk altın madeninin kapatılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu işçilerin haklı mücadelesini omuz omuza sürdüreceğiz. Bu işçi aş istiyor, ekmek istiyor. Çalışmak istiyorlar. Bu nedenle bu çalışmayı başlattılar. Bizde destekliyoruz" dedi. İşçi Hüseyin Batmaz' da "devletimize ve halkımıza sesimizi duyurmak için 2 hafta sürecek eylem ve toplantılar yapacağız. Madenimizi çevreye ve doğaya zarar verdiği için kapatma girişimde bulunuyorlar. Oysa biz 10 ayda 2 ton altın ürettik. Ülke ekonomisine katkıda bulunduk. Ne doğa kirlendi. ne de zehirledi. Bu nedenle gururluyuz. Onurluyuz. Biz burada çalışıp, üretip çoluk çocuğumuza ekmek götürdük ve devlete kazandırdık. Hükümetin bizim ekmeğimizi engellemeyici karar verene kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz. Devlet ve hükümetimize tamamen güveniyoruz. Kanunsuz bir iş yapmak istemiyoruz" diyerek, Senih Özay, Noyan Özkan ve Alman Fian vakfının Türkiye temsilcisi olduğu iddia edilen ve Orman davasını açan Birsen Lemke ve Oktay Konyar'a seslenerek elinde bulunan ekmeği göstererek "Ekmeğimizden elimizi çekin" uyarısında bulundu. Hükümete ve devlete de seslenerek "Size güveniyoruz. Bu dosyada on binlerce insanın Ovacık altın madenine destek verdiğine dair dilekçe ve imzaları var. Hükümetimiz ve devletimiz bu sesimize kulak vermelidir" dedi. daha sonra 10 yıl marşını işçiler ve aileler hep birlikte söyleyerek eylemlerini tamamladılar. 18.03.2002
MADENE KARŞI ALTERNATİF EYLEM
Bergama köylüleri yargı kararlarını hiçe sayarak siyanürle altın çıkarmaya devam eden Normandy'nin topraklarını terk etmesi konusunda ısrarlı.
Normandy Şirketi, "Mahkeme kararlarıyla yaşamaya alışacağız" derken, bugüne kadar hiçbir yargı kararına uymayan şirket son günlerde basına verdiği ilanlar ve bu ilanlar karşılığında yaptırdığı haberlerle madende çalışan işçileri köylülerin karşısına dikerek kendine meşru zemin yaratmaya çalışıyor. Çokuluslu şirket Normandy'nin topraklarını terk etmesini isteyen Bergama köylüleri dün yine bir araya geldi. Çam köy, Narlıca, Ovacık, Pınar köy ve Tepe köy köylerinden gelerek sabah 10.00'dan itibaren Çam köyde toplanan köylüler, eylemlerini burada başlattılar. Bergama Çevre Hareketi Sözcüsü Oktay Konyar, mahkeme kararlarının ardından Normandy'nin çeşitli basın yayın kuruluşlarına ve Avustralya'da bir televizyon kanalına verdiği, "Madene karşı çıkanların çevresinde sadece 3-5 kişi var" türündeki demeçlere tepki göstererek şunları söyledi, "3-5 kişi olmadığımızı, satılmadığımızı ve bu madeni burada istemediğimizi göstermek için toplandık. Konyar'ın konuşmasının ardından Çam köy meydanında toplanan 5 yaşından 80 yaşına kadar yaklaşık 1500 kişi tek sıra halinde madene doğru yürüyüşe geçti. Madenin önüne gelen köylüler, "Türkiye Afrika olmayacak", "Siyanürcü şirket, Türkiye'yi terk et" sloganlarını atarak madeni topraklarında istemediklerini söylediler. Madenin önünden ayrılan köylüler yine tek sıra halinde Ovacık köyü çıkışından yürüyerek Çanakkale-İzmir karayoluna vardılar. 'Kararlar uygulansın' Daha sonra tekrar madenin önüne gelen köylülere yeniden bir konuşma yapan Oktay Konyar, "12 yıllık mücadelenin sonuna geldik. Verdiğimiz hukuksal mücadeleyi 5 kez kazandık. Yargı kararları her zaman lehimize sonuçlandı. Hükümet artık yargı kararlarını uygulamak zorundadır. Şirket gidene kadar nöbeti burada bırakmayacağız" dedi.
Madende çalışan işçilerin madenin kapatılmaması yönünde yaptığı eyleme de değinen Konyar şunları söyledi, "Madende çalışan işçilere saygı duyuyoruz. Kendi tercihlerini yapmışlar. Ama biz de kendi yaşama hakkımızı savunmak için her türlü mücadeleyi vereceğiz." Buradan eylemin başladığı Çam köy meydanına dönen köylüler daha sonra dağıldı.
Eylemi şirketin anavatanı Avustralya'dan gelen muhabirler de izledi. 18.03.2002 EVRENSEL
NORMANDY'NİN DENEME ÜRETİMİ: 2 TON ALTIN
Normandy A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güçkan, 10 aylık deneme üretiminin sonuçlarını açıkladı: "9 milyon 437 bin dolar gelir sağladık. 2 ton 415 kilogram da gümüş elde ettik." İzmir geçen hafta Barosu, madende üretimin durması gerektiğini duyurmuştu.
BİA - Bergama'ya bağlı Ovacık köyündeki altın madeninde geçen Mayıs ayında deneme üretimine başlayan Normandy A.Ş. 10 ayda 2 ton 113 kilo altın ürettiğini açıkladı.
İlginçtir ki, daha geçen hafta İzmir Barosu, Ovacık köyündeki altın madenindeki çalışmanın derhal durdurulması gerektiğini kamuoyu gündemine taşımıştı. Bu, bir "talep" olmanın da ötesinde, Baronun peşini kovaladığı bir dizi "yasal işlemin gereğiydi.”
İzmir Barosunun geçen hafta gündeme getirdiği "yasal zorunluluklar" ile ilgili gelişmeler özetle şöyleydi: İzmir Barosu, Normandy (Eurogold) Madencilik A.Ş.' ne bir yıllık deneme üretimi için verilen izinle ilgili iptal davası açmış, davayı yürüten İdare Mahkemesi de, 10.01.2002 tarihinde "dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu işlemin durdurulmasına karar vermişti. Bu çerçevede İzmir Barosu geçen hafta, Sağlık Bakanlığı'na başvurarak madendeki çalışmanın derhal durdurulmasını istedi. Bu talebini yaparken İzmir Barosu şu gerekçeyi gündeme getiriyordu: "Anayasaya göre; İdare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Mahkeme kararı hiçbir şekilde değiştirilemez ve geciktirilemez. "Şecaat arz ederken... Bütün bunlar hiç söz konusu değilmiş gibi Normandy A.Ş Hilton Oteli'nde basını bilgilendirmek amacıyla toplantı düzenledi. Normandy A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güçkan, "Üretimimizden toplam 19 milyon 437 bin dolar gelir sağladık. Bunun Türk Lirası karşılığı da yaklaşık 26.5 trilyon. Ayrıca 2 ton 415 kilogram da gümüş elde ettik" dedi. Sürekli üretim için başvurular
TÜBİTAK raporunu dayanak yaparak gerçekleştirdiği deneme üretimi için süresi Mayıs ayında biten ve sürekli üretim izni için başvurularını bakanlıklara yapan Normandy A.Ş. yöneticileri, İzmir Hilton Oteli'nde basına bilgi verdi. 1989 yılından başlayarak 11 bakanlıktan 711 imza alınarak üretime geçebildiklerini belirten Güçkan, 10 aylık sürede 12 denetçinin gözetiminde çalıştıklarını ve düzenli olarak bakanlıklardaki 53 ayrı birim olmak üzere 1456 birime elde edilen çevreye ilişkin rapor sonuçlarını gönderdiklerini söyledi.
Bergama ve Gümüşhane'deki iki ayrı maden için bugüne kadar 50 milyon dolar tutarında arama yatırımı yapıldığını da söyleyen Güçkan, Bergama altın madeninden yılda 3 ton altın, 3 ton gümüş çıkarılabileceğini vurguladı. Güçkan, Mayıs ayında 1 yıllık deneme üretim sürecinin, sürekli izne dönüşmesi için gerekli olan "Emisyon İzni" raporlarının bakanlığa gönderildiğini, "Devamlı Çalışma İzni" için ise hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti, "Bu hazırlığımızı da bitirmek üzereyiz. Bakanlığa göndereceğiz" diye konuştu. Köylüler ile uzlaşma Türkiye'de altın Aranmasına bazı yabancı ülkelerin engel olmak istediğini belirten Orhan Güçkan, yörede yaşayanlarla da barışın sağlandığını ileri sürdü. Ovacık Altın Madeni Genel Müdürü İsmet Sivrioğlu da Cumhuriyet tarihinin ilk altın madenini işletmekten gurur duyduklarını ifade ederek, şöyle konuştu: "Köylülerle hiçbir sorun yok. Yüzde 90'ın üzerinde desteğe sahip bulunmaktayız. Ancak ideolojik düşüncelerle karşı olan küçük bir grup da var. Yörede, köylülerle konsensus sağlanmıştır. Narlıca ve (Hopdediks) lakaplı rahmetli Bayram Kuzu'nun köyü Pınarköy'den 8 işçi olmak üzere bize karşı eylem yapan yakın köylerden 27 işçimiz var. Pınarköy'e hergün personel servisimiz gidip geliyor. Bunların çoğu eylemlere katılanlardandı. Her gün de 15-20 köylü iş başvurusunda bulunuyor. Maden olarak 350 kişinin sebze ve meyve ihtiyacını Narlıca'dan karşılıyoruz. Bu köylerden 150 kişi bizimle iş yapmak veya işe girmek için başvurdu. Bergama'ya da ekonomik olarak büyük katkımız var.
"Takı okulu Normandy Şirketi'nin Bergama'da Altın Rafinerisi ve Takı İşleme Atölyesi yatırımına girişilmesi halinde yol göstermeye ve teknik yardımda bulunmaya hazır olduğunu da belirten Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Güçkan, "Bir ton altının takı haline getirilmesi halinde 1000 (bin) kişinin istihdamı söz konusudur. Böyle bir girişim yöreye büyük katkı sağlar" dedi. Güçkan, Gürültü, toz, Hidrojen siyanür gazı, proses suyundaki siyanür ve ağır metaller konusunda devlete verilen taahütlerin istenilen ölçülerden daha da iyi biçimde yerine getirildiğini de vurguladı, tüm bu değerlerin madene gelen yerli ve yabancı bilim adamları tarafından "Mükemmel" olarak nitelendirildiğini de sözlerine ekledi. 18.03.2002
12 Nisan 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder