12 Nisan 2008 Cumartesi

OVACIK ALTIN MADENİ VE HUKUK SAVAŞI - 12

SİVİL HALK DİRENİŞİ
NORMANDY'DE GERİLİM SÜRÜYOR
Altın madeninde çalışma barışı bozuldu. İşçiler madende çalışan yabancılar tarafından hakarete uğradıklarını ileri sürüyor. İş güvenliği ve hakarete karşı işçiler DİSK'e geçmek istiyor.
Madende üretilen altın miktarını denetleyen yok. Gerçeklerle rakamlar birbirini tutmuyor.
Danıştay kapatılma kararına rağmen Bakanlar kurulu “prensip Kararı” ile
çalışmasına devam eden madende işler sarpa sarıyor. Bir yandan maden içinde Türk müdürlerin tasfiye edilmesi girişimi ve işten çıkarılma tehditleri sürerken diğer yandan, Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ve ilgili bakanların, mahkeme kararlarını uygulamayarak, madenin çalışmasına izin verdikleri gerekçesiyle, Bergama köylülerine tazminat ödemeye mahkum edilmeleri, madenin kapatılmasını yeniden gündeme getirdi.
Çalışma Barışı
Madende işçi -işveren arasında büyük bir gerginlik yaşanıyor. Özellikle yabancılar Türk personele hakaretlerde bulunuyor. Maden çalışanları, "Burası ırkçı Afrika'yı koşullarından bile beter" diyorlar. Soma'daki Maden-İş Sendikasının sarı sendika olduğunu belirten işçiler, "sendika yetkilileri geliyor, bizimle görüşeceği yerde işverenle görüşüp gidiyor. Sendika toplantısı işverenin odasında (İsmet Sivrioğlu'nun) yapılıyor" Özellikle köylerdeki direnişi kırmak için madene gereğinden fazla işçi alımı yüzünden şirket giderleri şişiyor. Direnişin kırıldığını düşünen şirket yetkilileri, işçi çıkarma yoluna gidiyor. Yönetici düzeyindeki 5 Türk uzmanın görevine son veriliyor. Fakat yetkililerin hiç beklemediği işçi direnişi yüzünden işten atılmalar şimdilik durduruluyor. Uzmanlar Ovacık Altın Madeninin 150-160 işçinin çalışabileceği kapasitede bir maden olduğunu belirtirken madende şu an üçyüzün üzerinde kişi çalışıyor. Madenin amacı bu sayıyı yarıya indirmek. İşçiler de bunu bildikleri için, hakaretten kurtulmak için, çoğu sağ görüşlü olmalarına karşılık DİSK'e geçmek istiyor. Fakat işveren, "işten atarım", "DİSK madeni tanısın" gibi tehdit ve kandırmacalarla girişimin önünü kesmeye çalışıyor. Üretim müdürlerinin tamamının yabancıların eline geçmesi de işçilerin huzurunu kaçırıyor.
Üretilen altın miktarı
Maden, mahkeme kararına karşın Bakanlar Kurulu "Prensip Kararı" ile çalıştığı için her an kapatılabileceğini düşünerek en kısa sürede en fazla altını elde etme derdinde. Bu yüzden en zengin damarları işliyor. Ortalama bir maden tonda 5 gram altın ve 5 gram gümüş üretimi yaparken (bu rakam duruma göre tonda 1.5 grama kadar düşebiliyor) Ovacık altın Madeninde tonda 30-40 gram altın ve o kadar da gümüş elde ediliyor. Zengin olmayan damarlar ise beklemeye alınıyor. En çok altını alabilmek için maden %135 verimle çalıştırılıyor. Maden yetkilileri tonda 9-10 gram altın ve o kadar da gümüş elde ettiklerini söylüyorlar. Altın dökümü ise haftada bir kez dökülüyor. Uzmanlar haftada 400-500 kilo altın ve o kadar da gümüş döküldüğünü söylüyorlar. Maden şirketi ise şimdiye kadar 3.5-4 ton altın çıkardıklarını açıklıyor. Haftada dökülen altın ile şirketin rakamları arasında ise büyük bir fark bulunuyor.
Şirket ayrıca üretimde görev yapan Türk mühendislerinin işlerine son vererek yereni yabancıların atanması, üretilen altının Türk personelinin gözetiminden çıkarılması olarak değerlendiriliyor. Türkiye7de altın madenciliği teknolojisi bilinmediği için devlet altın madenini nasıl kontrol edebileceğini bilemiyor. Bu yüzden altın dökümü sırasında bir devlet yetkilisi bulunmuyor. Orada çalışanlar isterlerse "ceplerine altın doldurup" gidebilirler. Aynı şekilde istediği kadarını yurt dışına kaçırabilirler. 28.10.2002
ALTIN MADENİ RUHSATLI MI?
Altın madeni tesislerinin ruhsatsız, madenin Gayri Sıhhi Müesseseler Ruhsatı da yok.
Birinci Sınıf Gayri Sıhhi Müessese kapsamındaki İşletme kendi kendini denetlemektedir. Kendisi numune almakta! Kendisi analiz yapmakta! Kendisi rapor hazırlamaktadır!
Ovacık Altın madeni bildiğimiz gibi Ovacık, Çam köy ve Narlıca köyleri arasında yer almaktadır. Maden İşletmesi Tesislerinin bulunduğu alana ait Nazım İmar Planı ve Mevzi İmar Planı Eski İzmir Valimiz sayın Nehrozoğlu zamanında Valilik Oluru ve İl İdare Kurulu Kararı ile iptal edilmişti.
Şirket Tesis ve İdari binalarının inşaat ruhsatları da hem süresinin sona ermesi hem de Valiliğin İmar planlarını iptal etmesi üzerine geçersiz kılınmıştı. Usulsüz olarak inşaatları tamamlanan bina ve tesis birimlerinin İnşaat Ruhsatları yoktur. Yapı kullanma İzinleri yoktur. Kısaca İmar planı iptal olan bir alan kullanılamaz. Bayındırlık Bakanlığının İl İmar Müdürlüklerine ve Belediyelere gönderdikleri emir gereği, İmar Planı, İnşaat Ruhsatı ve Yapı Kullanma Belgesi bulunmayan Tesislere - İnşaatlara Elektrik, Su, Telefon gibi alt yapıların bağlantısı kesinlikle izin verilmiyor. Söz konusu alt yapıların tamamlanabilmesi için Tesis Sahipleri ilgili Kamu kuruluşuna yukarıda belirtilen ruhsatların kopyalarını verme zorunluluğu vardır.
Ovacık Altın Madeni gibi Birinci Sınıf Gayri Sıhhi Müessese kapsamına alınmış bir İşletme için ise Yapı Kullanma Belgesi dışında Sağlık Bakanlığından Alınmış Açılma Ruhsatının (Gayri Sıhhi Müesseseler Ruhsatı) da TEDAŞ, TELEKOM, KAYMAKAMLIK, BELEDİYE gibi Kamu kuruluşlarına elektrik, telefon ve su gibi alt yapıların izin işlemlerinde verilmesi gereklidir.
Ovacık Altın Madeninin deneme izni süreci bitmiştir. İşletme Sağlık Bakanlığı'na gereken ruhsatların temini için Deneme İzni süreci bittikten sonra başvurmuş; Sağlık Bakanlığı Firmanın Çalışma İzinleriyle ilgili Yargı Kararları bulunduğundan İzmir Valiliğine Mahkeme Kararları sonuçlanıncaya kadar İzin ve Ruhsat işlemleriyle ilgili herhangi bir işlem yapılmamasını talimatlandırmıştır.
İzmir Valiliği Mahkeme kararlarına saygı duymuş ve Tesisin Mühürlenmesine (Kapatılmasına) karar vermiştir. Bergama Kaymakamlığı Sağlık Gurup Başkanlığı aracılığıyla Ovacık Altın Madeni İşletmesini Mühürleyerek üretim faaliyetlerini durdurmuştur.
Bu ara İşletmenin baskısıyla, bazı Bakan ve Milletvekillerinin gayretleriyle! (Bir sonraki sayımızda bu konuda gerekli açıklamalar yapılacak) Cumhurbaşkanımızın İmzası bulunmayan bir Prensip Kararıyla, Madenin Çalışmasında Ülke Ekonomisine faydaları olacaktır açıklamalarıyla bir görüş çıkartılmıştır. Bu görüş Bilgi ve gereği için Valiliğe, oradan da Bergama Kaymakamlığına apar topar hiçbir resmi prosedüre uyulmadan ulaştırılmıştır. Sağlık Bakanlığının Bilgisi dışında yorumlanarak Bergama yerel idarecileri de Tesis tekrar üretime başlamıştır.
Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği bir Ülkede yaşıyoruz. Yargı kararları her zaman Bakanlıkların ve Prensip Kararlarının üzerindedir. Ayrıca Hukuk Danıştay Kararlarına Uymadığı için o dönemin Başbakanı ve Bakanlarını Bergama Köylülerine Tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
Mahkeme başka bir deyişle Ovacık Altın İşletmesinin Çalışmasının Hukuk dışı olduğunu ve yetkililerin İşletme faaliyetlerini durdurmasını işaret etmektedir.
Ovacık Altın Madeni İşletmesi Çalışma İzinleri ve Ruhsatları tamamlanmadan, Mahkeme Kararlarını dinlemeden çalışmaktadır. İşletmenin Elektriği kaçaktır çünkü TEDAŞ İmar Planı ve İşletme İzni olmayan bir işletmeye elektrik vermektedir. Mahkeme Kararıyla kapatılan bir İşletme hangi yoruma dayanılarak tekrar İşletmeye açılmıştır. Yerel idarecilere bu konuda kim yetki vermiştir? Bakanlar Kurulu Prensip Kararı hiçbir ruhsatı ve izni vermeden madeni çalıştırın mı demektedir? Neden gerekli izinler ve ruhsatlar olmadan İşletme çalışmaktadır?
Kısaca Hukuk çiğnenmiştir. Tüm Kamu Kuruluşu Yetkilileri Şirketin çalışmalarına göz yumarak bu konuda istemeseler de yapılan yanlışlıkları devam ettirerek hukuka aykırı bir uygulama içindedirler.
MADENİN DENETİMİ
Madenin çalışması Hukuk İlkeleri dışında, Ruhsatsız olarak sürdürülmekte ve denetimi de tam buna paralel kendi kendine yapılmaktadır. Her gün madeni denetleyen, atık barajı ve tesisisin arıtma çıkışından analiz yapmak üzere atık su numunesi alan Bargama Kaymakamlığı Sağlık Gurup Başkanlığı bu görevi Madene bırakmıştır. Koskoca Birinci Sınıf Gayri Sıhhi Müessese kapsamındaki İşletme kendi kendini denetlemektedir. Kendisi numune almakta! Kendisi analiz yapmakta! Kendisi rapor hazırlamaktadır! (Sadece ayda bir defa Sağlık Bakanlığı yetkilileri numune almaktadırlar)
Seyyar köfteciden bile çalışma izni isteyen Yetkilileri göreve davet ediyoruz. Ovacık Altın Madeni sahasında Atık Barajı vardır. Bu barajda siyanürlü atıklar depolanmaktadır. Maden sahasında Yapı Kullanma Belgesi olmayan binalarda tonlarca siyanür depolanmaktadır. Yapı Kullanma Belgesi olmayan Patlayıcı Madde Deposunda tonlarca patlayıcı madde depolanmaktadır. İmar izni olmayan maden sahasında her gün tonlarca patlayıcı madde kullanılmakta, Ovacık Köyünde evlere zarar verilmektedir. Devletin Elektriği, suyu ve telefonu Ruhsatsız tesise nasıl veriliyor?
İzinsiz ve denetimsiz çalışan bir işletmede herhangi bir olay meydana gelirse sorumlular kimlerdir? Vatandaş derdini kime anlatacak? Arıtma tesisi sürekli çalışmadığı, barajdaki siyanür miktarının yükseldiği söylenmektedir. Atıklardaki toplam siyanür miktarı atık çamurunun ve baraj suyunun içinde bulunan siyanür miktarının toplamıdır. Ovacıktaki İşletmede ise sadece barajın süzülmüş suyundaki siyanürü analiz etmektedir! Kısacası atık çamurlarındaki yüksek miktardaki siyanür arıtılmadan depolanarak Çevre ve Toplum sağlığı açısından potansiyel risk oluşturmaktadır. 04.11.2002 .
Bergama'da "Legal Bir Casusluk Olayı"
Eski DGM Savcısı Yüksel'in "casusluk"la suçladığı Alman vakıflarının yetkilileri ve ilişkili kişiler hakkındaki davanın ilk duruşması Aralık'ta. İddianamede, "Vakıflar, Alman dış politikasının en etkili ve en güvenilir maşalarıdır" ifadesi yer alıyor.
BİA (Ankara) - Eski Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Nuh Mete Yüksel'in "casusluk"la suçladığı Alman vakıflarının yöneticileri, Bergama köylülerinin temsilcileri ve eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman hakkında açtığı davanın ilk duruşması Aralık ayında.
Ankara 1 No'lu DGM, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na atanan, eski Ankara DGM savcısı Nuh Mete Yüksel'in açtığı davanın tensip tutanağını hazırladı. Sanıklar hakkında, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. "Yerli partnerlerle casusluk faaliyeti yürütmek"
Topraklarından siyanürle altın çıkarılmasını istemeyen Bergama köylülerine mücadelelerinde destek veren kuruluşların yetkilileri, davada, "Türkiye'nin bütünlüğü aleyhine yerli partnerleriyle casusluk faaliyeti yürütmek"le suçlanıyor. "Legal bir casusluk olayı" İddianamede Alman vakıfların Türkiye faaliyetleri incelendiğinde, "konunun legal bir casusluk olayı olduğuna ilişkin ciddi belirtiler görüleceği" savunuluyor.
"Vakıflar, Alman dış politikasının en etkili ve en güvenilir maşalarıdır" ifadesinin yer aldığı iddianamede, Frederich Naumann, Konrad Adenauer, Frederich Ebert ve Heinrich Böll vakıflarının ve Orient Enstitute'ün yöneticilerinin yanı sıra, İstanbul Barosu Eski Başkanı Yücel Sayman, Bergama Köylülerinin temsilcisi Oktay Konyar, eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi yargılanıyor. Bu kişiler hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun "devletin emniyetine karşı gizli anlaşma" başlığını taşıyan 171. maddesine göre 8 yıldan 15 yıla kadar ağır hapis isteniyor 11.11.2002
Dağıtımcı dövüldü
Madenin eski halkla İlişkiler Uzmanı Nurettin Turgut'un açıklamalarının bulunduğu Evrensel Gazetesini dağıtan emekli öğretmen Gani Oğuz, 12 Kasım akşamı bulvar kahvesinde gazete dağıtıp, haberle ilgili konuşma yapmak isteyince madende çalışanlar tarafından saldırıya uğradı. Bergama Devlet Hastanesi'nden 5 gün iş göremez raporu alan Oğuz'un saldırganlardan şikayetçi olduğu belirtildi. 18.11.2002
"BERGAMALI CASUSLARA" AVUKAT ORDUSU
Eski Ankara DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel'in giderayak hazırladığı iddianamede casusluk yapmakla suçlanan Bergama hareketinin önderleri, savunmalarını hazırlamaya başladı.
Ankara 1 nolu DGM'de 26 Aralık'ta görülecek davada sanıkları İzmir Barosuna kayıtlı 50'inin üzerinde avukat savunacak. Sanık olarak yargılanan Sefa Taşkın, Oktay Konyar, Senih Özay, kendilerini bin sayfadan oluşan dosya ile savunulacaklar. Mücadeleyi örgütleyen kişi olarak ileri sürülen Birsel Lemke yaptığı açıklamada "doğa ve insanlık adına verilen bu mücadeleyi duruşmalarda anlatma fırsatı bulacağımız için Yüksel'e neredeyse teşekkür edeceğim" dedi. 18.11.2002
Nurettin Turgut'tan yalanlama
Altın madenin eski halkla ilişkiler uzmanı Nurettin Turgut, Bakır çay
Gazetesinde yer alan açıklamaların kendisi ile ilgili olmadığını, öyle bir açıklamada bulunmadığını belirterek gazetemize aşağıdaki açıklamayı yaptı. Ulusal basından EVRENSEL'e, yerel basından Kuzey Ege'ye yaptığım açıklamalar doğrudur. Normandy Firmasında çalıştığım zamanda firmadan ayrıldıktan sonra da şerefim ve namusumla dürüst bir şekilde mücadele etmekteydim. Evrensel'e ve Kuzey Ege yaptığım açıklamalar tamamen doğrudur; Bakırçay ve Gözlem gazetelerini protesto ediyorum. Bakırçay'da, Gözlem'de Normandy firmasının satın aldığı, paralı haber yaptırdığı gazetelerdir.
Bu Amerikan sermayeli altın tekeli; hangi tehdidi savurursa savursun; hatta bu tehditleri günbegün yaşama geçirsin; şu gerçekleri kabullenmek durumunda: Para sadece satılanı alır, baskı sadece korkanı yıldırır! Gerçekleri hiçbir tehdide kulak asmadan yazacak Evrensel, Kuzey Ege, Radikal gibi gazetelerde olacaktır. 18.11.2002
NORMANDİ ŞİMDİ DE SINDIRGAYA EL ATTI
Başbakanlık yaptığı dönemde yargı kararlarını uygulamayan Mesut Yılmaz ve dönemin bakanlarının para cezasına çarptırılmasının ardından meydana gelen gelişmelerle kapanması tekrar gündeme Gelen Normandi Madencilik A.Ş'nin, Balıkesir-Sındırgı'da altın arayacağı belirtildi. Uluslararası şirkete bağlı bir ekip, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Orman Bakanlığı'ndan aldıkları izin doğrultusunda, ilçede arazi etüt çalışmalarında bulundu. Belediye Başkanı Fikret Çiğdem, konuyla ilgili şunları söyledi: "İlçemizin ekonomik durumu ortada. Artık eskisi gibi tütün ekilemiyor. Salçalık biberimiz de ortada kaldı. Bu nedenle, şirkete Belediye olarak her türlü desteği vermeye hazırız." 18.11.2002
EL ELE HAREKETİ'NDEN AÇIKLAMA
İzmir Barosu, TMMOB'a bağlı odalar, siyasi partiler, sendikalar ve derneklerden oluşan İzmir Bergama-Eşme-Sivrihisar El Ele Hareketi'nin yaptığı yazılı açıklamada yasadışı bir şekilde çalışan Normandy Altın Madeni'nin derhal kapatılması gerektiği belirtildi.
Devlet yetkililerine "Bergama'da yargı kararlarını hangi ülkenin kamu görevlileri uygulayacak?" sorusunun sorulduğu açıklamada "Bilim, toplum ve hukuk kararları hemen uygulanmalı, yasadışı maden kapatılmalı, yöredeki tarım toprakları ülke topraklarına kazandırılmalıdır" denildi. Açıklamanın devamında Bergama'da Evrensel Dağıtıcı emekli öğretmen Gani Oğuz'a yapılan saldırı anımsatılarak yurttaşlık görevini yerine getirenlere ve bu sürecin kararlı takipçisi olan duyarlı basın emekçilerine yönelik saldırıları düzenleyenler hakkında her türlü hukuki işlemin yapılması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, kimyasal zehir yüklü tesislerin yıllardır yarattığı riskler nedeni ile ülkemizin ve dünyanın hiçbir yöresinde bu tür madenlere izin verilmemesi gerektiği vurgulanarak, yörede yaşayan ve madende çalışanların hayatlarının tehlikede olduğuna dikkat çekildi. Tesisin faaliyeti son bulduğunda yörede yarattığı çevresel tahribatın ve siyanürlü çamur depolarının sonsuza kadar ortadan kaldırılamayacağı vurgulanan açıklamada, "Ülke ekonomisine ve çevreye vereceği zararlara rağmen kamuoyuna yanlış ve kirli yollarla bilgilendirilmesinde sorumluluğu olan ve bu evrensel suçu işleyen tüm çevreler yargılanmalıdır" denildi. 25.11.2002
NORMADY’DEN SINDIRGIDA İLK ADIM
Bergama Kaymakamlığının Ovacık Altın Madenine gönderdiği tebligat sonucu kapanması tekrar gündeme gelen Normandi Madencilik A.Ş, Bergama'dan sonra Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde, Sındırgı Simav Karayolunun 11'inci kilometresi yakınlarında da altın arama çalışması başlattı.
Normandi Madencilik Sındırgı Proje Sorumlusu Jeoloji Mühendisi Muzaffer Bozada, 12 istasyonda sondaj yapacaklarını açıkladı. Köylülerin ekonomik açıdan bakması gerektiğini vurgulayan Bozada "Tütün, ekin, para etmiyor. Ekonomik kriz çiftçiyi öldürdü. Altın çıkarsa, biraz tarımdan, biraz da şirketten gelirimiz olur, geçiniriz" Çevreciler ise sadece Bergama'da ya da Türkiye'de değil tüm dünyada siyanürlü altın çıkarma işlemine karşı olduklarını vurguladı. Kentimizde olduğu gibi demokratik kitle örgütleri ve meslek örgütleri Sındırgı'da altın çıkarılmasına karşı çıkarken şirket yetkilileri aramalarda sağlığa zararlı siyanür maddesinin kullanılmadığını açıkladı. 25.11.2002
OVACIK ALTIN MADENİ KAPATILIYOR
KAYMAKAMLIK, SAĞLIK GURUP BAŞKANLIĞI MADENİ ÇALIŞMAMASI İÇİN BİR YAZI İLE UYARDI VE CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞI'NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Ovacık, Çamköy ve Narlıca Köyleri arası Ruhsatsız, İzinsiz çalışmalarını sürdüren Normady Madencilik A.Ş. Ovacık Altın Madeni İdari Mahkeme Kararı ile kapatılmış, mühürlenmiş; bir gün sonra Bakanlar Kurulu Prensip Kararı ile tekrar mühürler sökülerek çalışmaya başlatılmıştı. Bergama Kaymakamlığı Prensip Kararının sadece bir tavsiye kararı olduğu şeklinde değerlendirmiş ve Altın Madeni İşletmesine düzenlenen mühür sökülme ile ilgili işlemin iptal edildiğini tebliğ etmiş ve ayni anda Cumhuriyet Savcılığına işletmeye yapılan tebligatı bildirmişti.
Kısaca Madenin faaliyetleri durdurulmuştu. Altın Madeni İşletmesi tüm yasal sorumluluğu üstüne alarak ruhsatsız, izinsiz, kaçak elektrik ve su ile kaçak altın üretimine devam etmektedir.
Gazetemizde yayınlanan "Ovacık Altın Madeni Ruhsatsız" başlıklı haberi değerlendiren mahalli makamlar Kaymakamlık Sağlık gurup Başkanlığınca Madene gidilerek Ruhsat Tespit İşlemini gerçekleştirmişlerdir. Yapılan İdari Tespit İşlemi sonucu Ovacık Altın Madeni İşletmesinin Mevzi ve Nazım İmar Planlarının, İnşaat Ruhsatlarının ve Yapı Kullanma Belgelerinin, Emisyon İzninin, Gayri Sıhhi Müesseseler - Açılma Ruhsatı gibi yasal çalışmasını sağlayacak izin ve belgelerinin bulunmadığını tespit etmişlerdir.
8 Kasım 2002 Cuma günü Maden İşletmesine yapılan tebligatı imzalamaktan imtina eden maden yetkililerine tebligat posta ile yasal olarak gönderilmiştir. Bergama Kaymakamlığı, daha önce Madenin Çalışmamasını bildiren uyarılarının dikkate alınmadığını, İşletmenin Kaymakamlıkça istenen ruhsatları gösterememesinden ve, bu ruhsatların işletmede mevcut olmamasından dolayı, İşletmenin faaliyetlerini söz konusu Ruhsatları bulundurmadan sürdüremeyeceğini Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği ilgili maddelerince İşletme Müdürlüğüne yasal olarak bildirmiştir. Kaymakamlık ayrıca Cumhuriyet Baş savcılığına İşletmenin İzinsiz, Ruhsatsız Çalıştığını, Yasalara yapılan Tebligatlara uymadığını konusunda suç duyurusunda da bulunmuştur.
Normandy Altın Madeni İşletmesinin faaliyetlerini durdurmaması halinde, Gayri Sıhhi İşetmeler Yönetmenliği kapsamında Kaymakamlıkça İşletmenin bu hafta içinde tekrar mühürlenmesi beklenmektedir.
Gazetemizde geçen hafta yayınlanan "Tesis Ruhsatsız" haberi tüm sivil toplum kuruluşlarınca değerlendirilmiş ve ilgili makamlara madenin ruhsatsız çalışmasıyla ilgili suç duyurusunda bulunulmuştur.
7 Kasım 2002 Evrensel Gazetesinde yayınlanan habere göre Bakanlar Kurulu Prensip Kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kanalıyla ele geçirildiği, Prensip Kararının Bakanlar Kurulunca imzalanan sayfasını ve içeriğini yayınlamıştır. Prensip kararı Normandy Firmasının Reklamı niteliğinde! Tavsiye kararı şeklinde yorumlanmış ve İmzaların Bakanların kendi imzaları olmadığı, Bazı Bakanların diğer Bakanların yerine imza attıkları, hatta bazı Bakanların imzalarının bulunmadığı iddia edilmiştir. Söz konusu Prensip Karaından Cumhur Başkanımızın bile haberi yoktur. Söz konusu Bakanlar Kurulu Prensip kararı altın madenciliğinin Ülke ekonomisine fayda getireceği konusunda bir prensip kararı olduğu, ilgili kuruluşlara bilgi açısından gönderildiği, herhangi bir emir niteliğinde işlem tahsis etmediği, şeklinde yorumlanmaktadır. Ruhsatsız çalışan Madenle ilgili Bergama Kaymakamlığı gereken Yasal İşlemleri başlatmıştır. Önümüzdeki günler Normandy İşletmesinin Kaymakamlık veya Bergama Cumhuriyet Savcılığınca kapatılıp mühürlenmesi beklenmektedir.
KAÇAK ELEKTRİK
İşletmenin çalışmasını yasallaştıran hiçbir ruhsatın bulunmaması üzerine TEDAŞ tarafından nasıl elektrik verildiği düşündürücüdür. İnşaat Ruhsatı, Yapı Kullanma Belgesi olmayan inşaatlara kesinlikle Belediyeler elektrik vermiyorlar. Ovacık Altın Madeni gibi A gurubu Gayri Sıhhi Müesseseye ise bu belgeler dışında Sağlık Bakanlığından alınan Açılma Ruhsatı gerekmektedir. Bergama TEDAŞ Müdürlüğü usulsüz olarak İşletmeye kaçak elektrik vermektedir. Çalışma izni olmayan ufak bir esnafa bile elektrik vermeyen TEDAŞ'ın Madene elektrik vermesi ise düşündürücüdür!
Bakanlar Kurulu Prensip Kararı adı üzerinde bir tavsiye kararıdır. İşletmelerin usulsüz, yönetmelikler, yasalar dışında keyfi bir şekilde çalışmasını emretmemektedir. Bergama TEDAŞ'ın İşletmenin TEDAŞ Müdürlüğüne elektrik bağlanması konusunda başvuru dosyasını gözden geçirmesini - ilgili belgelerin bulunup bulunmadığı tespit etmesi gerekmektedir. İşletmenin Açılma Ruhsatı (Gayri Sıhhi Müesseseler Ruhsatı) ve Yapı Kullanma Belgeleri olmadığından Elektriğinin acilen kesilmesi, İşletme yetkilileri ve elektriği İşletmeye mevcut yasalar dışında bir keyfi yönetimle veren TEDAŞ yetkilileri hakkında hukuki işlem yapılması gereklidir. Maden civarı yaşayan köylüler adına İrfan Keskin usulsüz elektrik sağlayan TEDAŞ ve usulsüz elektriği kullanan Maden İşletmesi yetkilileri hakkında Cumhuriyet Baş savcılığına 8 Kasım Cuma günü suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Baş savcılığımızın gerekli tahkikatı yapıp, usulsüz bir şekilde, yönetmeliklere uyulmadan, gerekli belgeleri (Yapı Kullanma Belgeleri, Gayri Sıhhi Müesseseler Açılma Ruhsatı) almadan Maden İşletmesine elektrik sağlayan Yetkililer hakkında ve İzinsiz kaçak elektrik kullanan Maden İşletmesi yetkilileri hakkında gerekli işlemleri başlatacağını ve İzinsiz kullanılmakta olan elektriğin TEDAŞ yetkililerince gecikmeden kesilmesini bekliyoruz.
Ülkemiz bir Hukuk Devletidir. Herhangi bir vatandaşa işyeri açması, elektrik bağlatması için gerekli işlemler ve prosedür Ovacık Altın Madeni içinde geçerlidir. Yabancı sermeyenin, işletmenin bunu iyice bilmesi gereklidir. Türkiye bir Hukuk Devletidir. Kanunlar ve Yönetmelikler karşısında herkes eşittir.
DENETİMSİZ ÇALIŞMA DEVAM EDİYOR
Ovacık Altın Madeni Ruhsatsız olarak, hiçbir yasa ve yönetmeliği dinlemeden, Kaymakamlık, Savcılık, Mahkeme Kararları gibi olguları dikkate almadan, Afrika'da, Avustralya' da çöl ortasında yaşam birimlerinden uzak bir Maden gibi, kontrolsüz ve denetimsiz Altın çıkartmaya devam ediyor. Altınlar nereye, nasıl gidiyor? Denetimi kim yapıyor? Tonlarca siyanürün kullanımını kim kontrol ediyor? Atık Barajında biriken atık çamuru siyanür ve ağır metal deposudur!
Analizleri neden yapılmıyor! Madende çalışan yabancıların sayısı nedir? Çalışma müsaadeleri var mı? Hukuk Devleti nerede? Kim bu sorulara cevap verecek?
OVACIK ALTIN MADENİN'DE ENERJİ ve TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞINDAN ALINAN İŞETME RUHSATI DENETİMDEN UZAK - İŞLETME RAPORLARI GERÇEKLERİ YANSITMIYOR. ALTIN BU DEVLETİN ALTINI DEĞİLMİ! İŞLETME GERÇEKLERİ DEVLETTEN NEDEN SAKLIYOR! HUKUK DEVLETİ NERDE?
Ovacık Altın Madeni Maden İşletme Projesi Maden İşetme Ruhsatı ve Maden İşletme İzni alınırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına verilmiştir. İR3529 Ruhsat nolu saha Ovacık Köyünün hemen üstünde yer almaktadır. İşletme Ruhsatı izinleri alınırken müracaat sırasında işetilmesi düşünülen Maden Açık İşletme ve Maden Yer altı (Kapalı İşletme) sınırları Ovacık Köyü Parsel Sınırlarından 50-60 metre uzak kalacak şekilde plan ve haritalarda gösterilmiştir.
Açık Ocak ve Yer altı İşletme sınırları İşletmenin Mevzi ve Nazım İmar Planlarında Maden ile Köy arasında Sağlık Koruma Bandı Olarak bırakılan 50 metrelik tampon bölgenin gerisinde gösterilmiştir. Başka bir değişle Maden Kanununda İşletme sınırı ile köy parselleri arasında istenilen 60 metre sınırına uyulmaya çalışılmıştır.
Sağlık Koruma Bandı Atık Barajı ve diğer tesisler ve yapılar için de geçerlidir. İşletmenin faaliyete başlamasıyla ortaya çıkan fiili yapılaşma-çalışma durumuna bakacak olursak;
1- Açık İşletme ve Kapalı İşletme sınırları Sağlık Koruma Bandının içine girmiştir. Kapalı İşletme çalışmaları sağlık koruma bandını, Köy ile İşletme arasında bulunan tel örgüyü de geçip Köy Camisi altına kadar ilerlemiştir. Açık İşletme Ocak sınırı Köy evlerine çok yaklaşmış; Hem Sağlık Koruma Bandını hem de Maden Kanununda belirtilen mesafelerini ihlal etmiştir.
2- Atık Barajı Memba Dolgusu (Barajın Çamköy Yolu Tarafındaki Toprak Seddesi) Sağlık Koruma Bandında gösterilen 50 metreye uymamaktadır. Çamköy Yoluna doğru 15-20 metre kadar yaklaşmıştır (İşletme Giriş Kapısının hemen ilerisindeki Baraj Dolgusu eteği). İşletmenin faaliye geçmesiyle devam eden İzin-Ruhsat gibi Hukuksal şartlara bakarsak;
1- İşletmenin İşletme İzinleri sırasında elde ettiği Nazım İmar ve Mevzi İmar Planları, Danıştayın kesinleşen kararından hemen sonra İzmir Valisi Sayın Nehrozoğlu'nu onayı ve İzmir İl İdare Kurulu kararıyla İptal edilmiştir. Maden İşletme Sahasında tüm Yapılaşma ve Çalışmalar yasal değildir. Yapıların ve Çalışmaların Ruhsatları yoktur. Binaların, Tesislerin Yapı Kullanmaları yoktur. Plansız, projesiz ve izinsiz keyfi ilave tesis binaları yapılmıştır.
2- İptal edilen İmar Planlarında gösterilen Sağlık Koruma Bandına bile uyulmamıştır. Açık İşletme Sınırı, Yer altı İşletme sınırı, Atık Barajı sınırı Sağlık Koruma Bandını ihlal etmiştir.
3- Açık İşletme ve Kapalı İşletme Maden kanununda belirtilen mesafelere uymamış; Ovacık Köyüne yer yer 15-20 metre yaklaşmıştır. Ruhsatsız ve İzinsiz olarak çalışmalarını sürdüren Normandy Madencilik A.Ş Ovacık Altın Madeninde her gün yasalara, yönetmeliklere uymadan tonlarca patlayıcı madde kullanılmakta; Ovacık Köyüne Çevre ve İnsan sağlığı açısından ağır tahribatlar verilmektedir.
Gece çalışmaları sırasında Köyün altında Kapalı Ocak Galerilerinin (Kapalı Ocak Nakliye Yollarının) açılması sırasında kullanılan patlayıcı maddeler Köy Halkını uykuda tedirgin etmekte ve evlerde ciddi sarsıntılar, çatlak ve yarıklar meydana getirmektedir. Geceleri Patlayıcı Madde nasıl kullanılmaktadır? Yetkililer Patlayıcı Deposundan Patlayıcı Madde Çıkışına nasıl izin veriyorlar? Yetkililer denetimde bulunuyor mu? Patlayıcı Madde Deposu Jandarma Kontrolünde Açılmalı, Kullanılan Patlayıcılar tutanakla tespit edilmeli ve Jandarma nezaretinde uygulama yapılmalıdır (Bu konudaki Yasal Mevzuat).
Maden İşletme Projesinde Enerji Bakanlığına verilen Projeler ve Bilgiler tamamen değişmiştir. Yapılan değişiklikler, Rezerv tenör ve miktarları Bakanlığa bildirilmemiştir. Enerji Bakanlığı tarafından yeterli kontrol yapılamamaktadır. Maden istihracı Maden Kanunun da belirtildiği gibi günlük tutulup, fişlerle belirlenmemektedir. İşletmenin ne kadar cevher çıkardığı, cevherin tenörünün (Bir Ton Kayada Kaç Gram Altın ve Gümüş Olduğunun) ne olduğu bilinmemektedir. Kısaca çıkarılan altın şirketin beyanına göredir. Açık İşletmede yapılan tonlarca kazıya, Kapalı Ocakta yapılan üretime uymamaktadır.
Yetkililerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesinin madeni hemen kontrol etmesi gerekmektedir. Madenin fiili durumu, yukarıda belirtilen hatalı ve tehlikeli çalışmalar tespit edilip raporlanmalı ve Keyfi bir şekilde gerekli Çalışma İzni, Ruhsatları olmadan yönetmelikleri ve kanunları hiçe sayan, Maden dairesine verilen yıllık üretim planlarına uymayan İşletmenin İR-3529 sayılı İşletme Ruhsatının İptal edilmesi, İşletme Yetkilileri hakkında usulsüz çalışmadan dolayı gerekli suç duyurusunda bulunulması gereklidir.
YÖNETMELİK, DENETİM, HUKUK, DEVLET?
İşletme Bakanlar Kurulu tavsiye mektubu ile çalıştığından bu yaptırımların belirlenip kontrol edilebilmesine imkan yoktur. Yani şirket şu an insan sağlığına ve çevre sağlığına zarar vermesi durumundadır ve bunu denetleme imkanı yoktur. Bunlar ancak söz konusu yönetmeliklerin sahip olduğu Bakanlıklarca denetlenebilir. Fakat gereken izinler iptal olduğundan ve ortada Danıştayın kesinleşmiş kararı ve Madenin kapatılmasına yönelik Mahkeme kararları olduğundan bu Bakanlıklar madeni kanunen denetleyemezler. Verilmiş bir izin olmadığından Bakanlıklar hangi izin şartlarına göre madeni denetleyeceklerdir? Bakanlar kurulu tavsiye mektubuna göre bu maden çalıştırılamaz. Çünkü bakanlar kurulu tavsiye mektubu alınması gereken çevre ve insan sağlığı yaptırımlarını belirtmemekte zaten belirtemezde; dolayısıyla ortada Hukuğa rağmen sadece tavsiye mektubuna dayanarak çalışan fakat izinleri iptal olduğu için hukuksal olarak denetlenemeyen bir maden bulunmaktadır. Şu an madende olabilecek yönetmelik dışı insan ve çevre sağlığına verilecek zararları kim denetleyecek? Hangi yönetmelikçe verilmiş izinlere göre denetlenecek? Böyle bir izin bulunmamaktadır. Geriye sadece şirket tarafından hazırlanmış toz pembe aylık raporlar bulunmaktadır. Diyelim ki baraja kazara yüksek siyanür verildi. Şirket bunu rapor edecek midir? Şu an tek denetleme sistemi şirketin kendi yayınladığı raporlardır. Yani bir kaza durumunda şirket kusura bakmayın ben yüksek miktarda çevreye siyanür kaçırdım gelin beni kapatın ya da cezalandırın diyecek! Türk müdürleri ve personelleri işinden atılarak yerlerine Avustralya'dan çalışma izinleri olmayan yabancılar getirilmekte siyanür işlemleri ve altın sevkiyatları bu yabancıların kontrolüne verilmektedir.
Yani bakanlıkların kanunen denetleyemeyecekleri aksi takdirde suç işleyecekleri bir maden denetlenemeden çalışmaktadır. O halde yapılacak tek şey madenin hemen kapatılması. Hukuksal işlemlerin önce çözülmesi sonra gayri sıhhi, emisyon, ÇED, imar izinleri yaptırımları gözden geçirilip bu izinler alınmalı ondan sonra Devlet Mahkemelerinin vermiş olduğu Kararlar, Danıştay Kararları gözden geçirilmeli; eğer maden bu yaptırımları yerine getirmişse, Yasalar müsaade ediyorsa işletme ruhsatı verilmeli.
Madenin Danıştay kararı ile iptal edilmiş izin şartlarını da yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
· Çevre Bakanlığı Tehlikeli Atıklar Yönetmeliğine göre Ovacik'ta oluşan siyanürlü atıkların tehlikesiz atık sayılabilmesi için siyanür miktarının 0,01 mg/L den az olması gerekmektedir. Halbuki şirket raporlarına göre bu değer 0,5 mg/L dir. Yani Tehlikeli atıklar yönetmeliğinde tehlikesiz atıklar için belirlenen değerin 50 kat üzerindedir. Dolayısıyla bu atıklar yönetmeliğe göre tehlikeli atık olarak sayılmakta ve bu atıkların yine aynı yönetmeliğe göre depolama alanları yerleşim birimlerine 3 km den yakın olamaz. Halbuki Çamköy gibi birçok civar köyler atık barajına bu mesafenin altında bulunmaktadır. Yine aynı yönetmeliğe göre Ovacık atık barajı sızdırmaz tabakası bu tür atıklar için şart koşulan sızdırmaz tabakalar yaptırımlarına uymamaktadır. Baraj'da Tehlikeli atıklar Yönetmeliğine gore çift kat jeomembran (PVC Yer Sergisi) bulunması gereklidir. Ovacık Altın Madeninde ise tek kat yer sergisi bulunmaktadır. Bu yönetmeliğe göre Çevre bakanlığı atık barajına siyanürlü atık atımını hemen durdurmalı aksi takdirde kendi yönetmeliğine karşı suç işlemektedir.
Bu tür tesislerin çevresinde Gayri sıhhi müesseseler yönetmeliğine göre sağlık koruma bandı bırakılmaktadır. İzinler iptal edildiği için böyle bir bantın uygulanması imkansızdır. Bu bant mevzi imar planına işlenir fakat mevzi imar planı iptal edildiği için böyle bir bant şu an uygulanmamaktadır. Dolayısıyla şu an gayrisıhhi müesseler şartları madende yoktur ve Sağlık Bakanlığı bu madeninin çalışmasını hemen durdurmalıdır aksi takdirde suç işlemektedir.
Şirket madenin kapatılması durumunda tahkime gideceğini ve zararlarını tanzim edeceğini söylemektedir. Halbuki alınan haberlere göre rüşvet söylentileri vardır. İzin incelemeleri için geçmişte gelen Bakanlık yetkililerinin İzmir'de 5 yıldızlı otellerde ağırlandığı ve mahkeme'de bu belgelerin sunulacağı bazı maden eski çalışanları tarafından belirtilmektedir. Eğer geçmişte alınan izinler ile ilgili bu tür yolsuzluklar olmuşsa ve bunlar ispatlanırsa şirket tahkime gidebilir mi?
Bundan çıkan sonuç şudur maden kanun dışı ve denetlenmeden çalışmaktadır. İlgili bakanlıkların ortada verilmiş bir izin olmadığı için denetlemeleri de mümkün değildir. Hangi izin yaptırımlarına göre denetleyebileceklerdir? Bu nedenle madenin hemen durdurulması gerekmekte, aksi takdirde buna göz yuman ilgililer suç işlemektedir. 11.11.2002

Hiç yorum yok: