SİVİL HALK DİRENİŞİ
KOZA "Bugün" Gazetesini Satın Aldı
Bergama Ovacık Altın Madeni satın alan Koza- İpek Holding Ciner grubuna ait Bugün Gazetesi'ni satın aldı.
Koza Altın şirketinin Bugün gazetesini satın alması çevrecilerin tepkisini çekerken Koza yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, Bugün'ün hisselerinin yüzde 100'nü aldıklarını belirtirken fiyat hakkında bilgi vermedi. Uzun süredir medyaya girmek için fırsat beklediklerini belirten İpek, "Medyadan çok uzak bir sektörde değiliz. Bizimde hayatımız kağıt, mürekkep içinde geçti. Önümüze bu fırsat çıkınca da değerlendirdik. Medyada rakibimiz değil meslektaşlarımız olacak" dedi.
Ticari çıkar İzmir-Bergama, Eşme, Sivrihisar Elele Hareketi üyesi avukat Arif Ali Cangı ise şunları söyledi: "Normandy'nin adı Koza Altın İşletmeleri A.Ş. oldu. Çok uluslu şirketler ve yabancı sermaye ile yapılamayan altın madenciliği yerli sermaye görüntüsü altında yapılmaya çalışılıyor. İnsan ve çevre sağlığı için risk oluşturan firmanın yabancı ya da yerli olması önemli değil. 5 Haziran'da Bergama Çamköy'de yaşanan olaylarla ilgili çıkan haberler Koza- Altın İşletmeleri A.Ş tarafından engellenmeye çalışıldı. Gazeteciler aleyhine tazminat davası ve tekzip istemi ve suç duyurusu yapıldı. Şirket tarafından bir gazete satın alınmasını, bizde kendi ticari çıkarları doğrultusunda habercilik yapılacağı kaygısı yaratıyor." 3 yılda 3 patron Avukat Senih Özay ise, "Bergama'da on yıldır süren mücadele devam edecektir. Şirketin adının sürekli değişmesi şimdi de Türk adı taşıması önemli değil. Bergama- Ovacık, Havran- Küçükdere, Sivrihisar - Kaymaz, Gümüşhane- Mescitli madenlerini de satın aldılar. Bundan böyle apoletli işçileri temiz madenleri ile kravatlı olarak basın açıklamaları yapabilirler. Onları kollayan gazetelerin yanına bir tane daha satın aldılar" dedi. 17 Ocak 2003 tarihinde Ilıcaklar'ın Dünden Bugüne Tercüman adıyla piyasa çıkardıkları gazete Ocak 2005'te Ciner Grubu tarafından satın alınmıştı. 6 Eylül'den bu yana Bugün ismiyle çıkan gazete böylece son 3 yılda 3 kez patron değiştirmiş oldu.
Uşak CHP'nin siyanür açıklaması CHP Uşak İl Başkanı Fuat Yılmaz, partili bir heyetin Uşak Eşme Kışladağ'da bulunan altın madenini gezdikten sonra basında çıkan haberlerle ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Başkan Fuat Yılmaz, şu görüşlere yer verdi: "28 Ekim 2005 cuma günü bazı basın organlarında yayınlanan söz konusu açıklamada CHP'nin altın ya da başka bir madenin çıkarılarak değerlendirilmesine karşı çıkmasının söz konusu olamayacağını ancak siyanürlü yığın liçi yöntemiyle elde edilecek altın madeninin gerek işletme sırasında gerek maden sahasının terk edilip gidildikten sonra doğaya, çevreye ve dolayısıyla insanlara verebileceği zararların olacağını ifade ettim. Tüprag kamu ve halkla ilişkiler müdürü Mehmet Yılmaz'ın açıklamalarının bir madenci yaklaşımı olduğunu ancak bilimsel şüphecilik temelinde karşı görüşü savunan bilim insanlarını da dinleyebileceğimizi anlattım.
Bu açıklamalardan sonra İzmir'de basımı yapılan Haber Ekspres Gazetesi'nin 3 Kasım 2005 tarihli nüshasının 9. sayfasında "İl Başkanı Yılmaz siyanürlü yöntemle altın çıkarılmasına karşı olmadıklarını söyledi" biçiminde bir başlık yer almıştır. Başlığın altında ise "Bizim karşı olduğumuz konu altının siyanürlü yöntemle çıkarılmasıdır" ifadesi yer almakta olup başlıktaki görüşle bu görüş taban tabaka çelişmektedir. CHP olarak düşüncemiz altın madeninin siyanürlü yöntemle çıkarılmasının çevreye ve doğaya zarar verdiği biçiminde olup açıkta yapılan yığın liçi yönteminin ise daha da zararlı olduğudur. Bu konuda aşağıda açıklanan endişelerimiz bulunmaktadır:
1-Altın alındıktan sonra geriye kalan siyanürlü çamurun içinde aynı zamanda arsenik, kadmiyum, antimuan, kurşun ve bunun gibi ağır metaller bulunur. Ağır metallerin her biri zehir ve kanserojen maddedir.
2-Atık barajı ve havuzunda aşırı yağış ve deprem sonrası taşkın, çatlama ve sızma meydana gelebilir buda dünyada pek çok yerde olduğu gibi çevre felaketine neden olur.
3-İçinde işlenmeye değer yeterli altın bulunmayan pasa (fazlalık toprak) yığınları gerilimsizlik tedbirleri alınmadan açık araziye yığılmaktadır. Böylece bu yığınlarda asit, kaya drenajı oluşmakta ve buna bağlı olarak ağır metal kirliliği ortaya çıkmaktadır.
4-İşletme sırasında oluşacak 1 km çapında 450 metre derinliğinde göle 250 metre su dolması beklenmektedir. Göldeki şevlerin içerdiği sülfitli tabakalar nedeniyle asit kaya drenajı oluşmamasının ve ağır metal çözeltisinin yeraltı suyu ve çevre için ciddi tehlike oluşturacağı bilinmektedir. Sonuç olarak canlı yaşamının en önemlisi olan insan yaşamının sağlıklı, dengeli, bozulmamış bir çevrede sürdürülmesi esastır. CHP olarak insanımıza zarar veren hiçbir faaliyete olumlu bakmamız söz konusu değildir." 22.11.2005
“ALTIN MADENİ KAPATILMALI”
"Bergama Ovacık Altın Madeninin Açılma ruhsatı Hemen Geri Alınmalı!" Bilirkişi raporu, Bergama Ovacık'taki altın madeninin imar planının şehircilik esaslarına ve kamu yararına uyun olmadığını belirtti.
Çevre, Jeoloji, Metalurji, Ziraat ve Kimya Mühendisleri Odaları'nın başkanlıkları ve Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (DEV.MADEN-SEN), açılma ruhsatının iptali ve işletmenin durdurulması için İzmir Valiliği'ne başvurdu. Bergama Ovacık'taki Newmont Normandy Madencilik A.Ş.'ye ait olan imar planının iptali için açılan davada, bilirkişi raporu, planın "planlama ilkelerine, şehircilik esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı kanısına varıldığı"nı belirtti. İzmir 4. İdare Mahkemesi'ndeki dava için verilen bilirkişi raporu, "Birinci sınıf gayri sıhhi müessese olduğu açık olan bir işletmenin bütün çevresel etkilerini fiziksel olarak düzenleyecek bir planın, söz konusu işletmenin alanı ve/veya mülkiyeti ile sınırlı tutulamayacağını" gerekçe gösterdi.
Ruhsat iptal edilsin: Çevre, Jeoloji, Metalürji, Ziraat ve Kimya Mühendisleri Odaları'nın başkanlıkları ve Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (DEV.MADEN-SEN), bu rapordan yola çıkarak, İzmir Valiliği'nin Mayıs 2005'te madene verdiği açılma ruhsatının iptali ve işletme faaliyetinin durdurulması için valiliğe başvurdu. Açılma ruhsatının iptali valiliğe başvuranların vekili Avukat Arif Ali Cangı, bilirkişi raporunun, "Bergama-Ovacık Altın Madeni İşletmesi için düzenlenen imar planlarının hukuka aykırı olduğu" anlamına geldiğini söyledi.
"Gerek, işletmeye açılma ruhsatının verildiği tarihte yürürlükte olan Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği, gerekse 10 Ağustos 2005 tarihinde yürürlüğe giren İşyeri Açma Ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre, imar planı onaylanmamış işletmelere açılma ruhsatı verilmesi mümkün değildir. Bu durumda, söz konusu işletmeye ilişkin verilen 20 Mayıs.2005 tarih ve 02 sayılı Açılma Ruhsatı'nın hukuksal dayanağı kalmamıştır. "Olası riskler de göz önüne alınarak, açılma Ruhsatının hemen geri alınması ve maden işletme faaliyetinin durdurulması gerekmektedir."
Av. Senih Özay "Türkiye'de insana ve doğaya yakın bilim insanları vardır" Bergamalı Köylülerin Avukatı Senih Özay da Alsancak'taki bürosunda Bergamalı köylülerle birlikte basın açıklaması yaparak bilirkişinin hazırladığı raporu değerlendirdi. Avukat Özay, yaptığı basın açıklamasında " Bu rapor demektir ki; "Türkiye'de insana ve doğaya yakın bilim insanları vardır. Önümüzdeki günlerde mahkemenin, yürütmenin durdurulması ve iptal kararı vermesi ve madenin kapatılması beklenmektedir" dedi. 03.01.2006
BERGAMA -OVACIK ALTIN MADENİ İŞLETMESİ İÇİN DÜZENLENEN İMAR PLANLARININ YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA KARAR VERİLDİ.
Bu konuya ilişkin bu gün saat 11.00'da İzmir Tabip Odası Toplantı Salonunda basın toplantısı yapıldı.
Bilindiği gibi; “İzmir İli Bergama İlçesi, Çamköy, Newmont – Normandy Madencilik A.Ş.ye ait olan 495, 496, 497, 520, 521, 522, 523, 850, 966, 1001, 1002 nolu parseller ve Ormana ait olan bir kısım araziyi kapsayan alanda Maden İşletme Tesisi amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli mevzi imar planı”, İzmir Valiliği İl İdare Kurulu’nun 27.10.2004 gün ve 2004/229 sayılı kararı ile uygun bulunmuş, İzmir Valiliği’nin 01.11.2004 tarih ve 12982 sayılı oluru ile 02.11.2004 tarihinde askıya çıkartılarak kesinleşmişti. Bu imar planlarının iptali için İzmir İdare Mahkemelerinde iki ayrı dava sürmektedir.
Bu dosyalardan İzmir 4. İdare Mahkemesi’nin 2005/5 E. sayılı dava dosyasında (Av.Senih Özay tarafından yürütülen) mahallinde keşif yapılmış ve bilirkişi raporu düzenlenmişti.Birkişi raporu üzerine İzmir 4.İdare Mahkemesi, ekte sunulan 06.01.2006 gün ve 2005/5 Esas sayılı kararı ile “…üst ölçekli makro bir plana dayanmayan ve birinci sınıf gayrisıhhi müessese olan işletmenin, çevresel etkilerinin fiziksel olarak işletme alanı ve mülkiyet ile sınırlı tutularak yapılan bir planda düzenlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, dava konusu nazım imar planı ve mevzi imar planında planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararına uyarlılık bulunmadığından ve uygulanması haline telafisi güç zararların doğumuna neden olabileceğinden İMAR PLANLARININ YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA…” karar verilmiştir.
BU KARARIN ANLAMI NEDİR?
1.) Açılma Ruhsatı Geri Alınmalıdır;
Bu hukuka aykırı işleme dayanılarak, maden işletmesine, “İzmir Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından 20.05.2005 tarih ve 02 sayılı BİRİNCİ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERE AİT AÇILMA RUHSATI” verilmişti. Gerek işletmeye Açılma Ruhsatının verildiği tarihte yürürlükte olan Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği, gerekse 10 Ağustos 2005 tarihinde yürürlüğe giren İşyeri Açma Ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre; imar planı onaylanmamış işletmelere açılma ruhsatı verilmesi mümkün değildir. Bu durumda, söz konusu işletmeye ilişkin verilen 20.05.2005 tarih ve 02 sayılı Açılma Ruhsatının hukuksal dayanağı kalmamıştır. Olası riskler de göz önüne alınarak, açılma Ruhsatının hemen geri alınması ve maden işletme faaliyetinin durdurulması gerekmektedir.
2.)Yapılar ruhsatsız hale gelmiştir, yıkılmasına karar verilmelidir; yürütmeyi durdurma kararı ile maden işletmesi sahasındaki yapılar, imar planlarının tesis edildiği tarihten önceki hukuki duruma dönmüştür yani yapıların tamamı ruhsatsız hale gelmiştir. Bu nedenle işletme sahası içindeki yapıların için, İmar Yasası’nın 32. Maddesine göre mühürlenmesi ve yıkım kararı verilmelidir.
3.) İmar Kirliliği Suçu oluşmaması için işletme mühürlenmelidir; 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası’nın 184/3. maddesine göre “…Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…” Bergama –Ovacık Altın Madeni, aynı zamanda bir kimya tesisidir. Ceza Yasası’nın 184/3. maddesindeki suçun oluşmaması için, İzmir Valiliği tarafından maden işletmesindeki faaliyetin hemen durdurulması gerekmektedir.
Bu amaçla, İzmir Valisi Sayın Oğuz Kağan KÖKSAL'a dün dilekçe ile başvurulmuştur.
Bilginize sunulur. 24.01.2006 - Av.Arif Ali Cangı - Tel/Faks: 232-4256688 - Cep: 0 532 3634398
KOZA'DAN AÇIKLAMA
Bergama Ovacıkta işletilmekte olan Koza Altın Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, tesisin yenden kapatılması konusunda çıkan dedikodulara açıklık getirmek üzere bir açıklamada bulundu.
Akın İpek açıklamasında Koza Altın İşletmeleri Ovacık Altın Madeni T.C İzmir il özel idaresinden 20.05.2005 tarihinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı (Gayrı Sıhhi Müessese)almış olup bu ruhsata dayanarak çalışmalarına devam etmektedir. Birsel Lemke'nin avukatı Senih Özay her zaman olduğu gibi bu seferde de gerçekleri saptırarak halka yanlış bilgi vermeye devam etmektedir. Madenin çalışmasına olanak sağlayan imar planları değil GSM ruhsatıdır. İzmir 4 .İdare mahkemesi Koza altın işletmeleri A.Ş nin imar planı için yürütmeyi durdurma ara kararı vermiştir. Bu karar GSM açılma ruhsatının iptali demek değildir.Yürütmeyi durdurma kararı sebebi ile imar planlarımız üzerinde yeni yapılaşmalara gitmemiz bu aşamada mümkün görülmemekle beraber eski yapılarımızla ilgili inşaat ve yapı kullanma izinleri yürürlüktedir.
İmar planlarının iptali için açılan davanın konusu verilen imar izninin yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığı ile ilgilidir. İlgili yasa 3194 ün 8. maddesidir ve bu konuda izin veren idarenin insiyatif olarak kullanacağı başka bir yasa yoktur. İmar iznini onaylayan idare bu yasaya göre ve eksiksiz olarak işlem yapmıştır. Bu yasaya göre düzenlenen imar izinleri Hukuk devletinde meşrudur. Asıl düşündürücü olan " planların yasaya uygun olup meşru olmadığı "görüşüdür" dedi.
Akın İpek Ovacık Altın Madeni dünyanın en yüksek çevre standartı ve performansına sahip altın madenidir. Çalıştığı süre içinde ilgili bakanlıklar ile İzmir valiliği tarafından oluşturulan izleme ve denetleme komisyonu tarafından kesintisiz denetlenip sonuçlar raporlanmıştır. Bu nedenle çevresel performansımız yoruma açık olmayacak kesin sonuçlarla ortadadır.
Her zaman hukuk kararlarına saygılı şirketimiz üretimine yasal mani olmaksızın tam kapasite devem etmektedir. İzmir 4ncu idare mahkemesinin verdiği ara karar imar planını iptal eden nihai bir karar değildir. Bu karara karşı itiraz etme hakkımız olup yasal süre içerisinde itirazımız yapılacaktır 24.01.2006
Altın Madeninde Zeytinyağı Üretildi
Koza altın şirketi Ovacık altın madeni sağlığı ile tarımsal faaliyetlerde herhangi bir olumsuzluğa neden olmadığını belirlemek üzere, Bergama 2. noterliği elemanları nezaretinde altın madeni sahası içindeki açık ocağa yaklaşık 100 metre uzaklıktaki zeytin ağaçlarındaki zeytinleri toplattırdı.
Maden Genel Müdürü İsmet Sivrioğlu, bir elinde 999,9 ayarlık külçe altın, diğer elinde ise ürettikleri zeytinyağını göstererek, altın madenciliği ile zeytinciliğin en iyi koşullarda bir arada yürütülebildiğini belirtti.
Daha sonra toplanan 500 kilogramlık zeytin Narlıca köyündeki Kural Zeytinyağı işletmesine götürerek zeytinlerin yağı çıkarıldı. 500 kilogramlık zeytinde 1.1 asit oranı ile 108 kilogramlık kaliteli zeytinyağı elde ettiler. Bu zeytinyağlarını 108 adet özel şişeleme yaptılar. Genel müdür İsmet Sivrioğlu "Altın Madenciliği ile zeytinciliğin en iyi koşullarda bir arada yürütülebildiğini, insan ve çevre sağlığı ile tarımsal faaliyetlerde herhangi bir olumsuzluğa neden olmadığını, maden sahası ve baraj çevresinde yetiştirdiğimiz zeytin ağaçlarının meyvelerini zeytin yağına dönüştürerek ispat ettik. Ovacık Altın Madeni Avrupa Birliği Komisyonu maden atıklarının yönetimine ilişkin "Mevcut En İyi Teknikler (BAT)" adlı referans kitabında, Ovacık Altın Madeni'ni AB madencilerine örnek olarak göstermektedir. Dedi İnsan sağlığına ve çevreye duyarlılığı ile dünyaya örnek altın madeni olarak gösterilen Koza Altın işletmeleri Ovacık altın madeni üretimde olduğu süredeki tüm denetimlerle tescillenen, dünyanın en iyi çevre teknolojisine sahip olduklarını bir kez daha kanıtladıklarını belirten Genel Müdür İsmet Sivrioğlu "Altın Madenciliği ile zeytinciliğin en iyi koşullarda bir arada yürütülebildiğini, insan ve çevre sağlığı ile tarımsal faaliyetlerde herhangi bir olumsuzluğa neden olmadığını, maden sahası ve baraj çevresinde yetiştirdiğimiz zeytin ağaçlarının meyvelerini geçtiğimiz günlerde noter huzurunda toplatarak Narlıca Köyü Kural Zeytin ve Zeytin Yağı İmalathanesinde yağ çıkarma işlemi ile kanıtladık. İşlem sonunda 500 kg zeytinde 1.1 asit oranı ile 108 kg kaliteli zeytin yağı elde ettik." dedi.
Ovacık altın madeni sürdürülebilir kalkınma prensiplerini, sanayi politikalarıyla bütünleştirip, bölgeye sağladığı ekonomik ve sosyal kalkınmayı çevresel koruma ile birleştirdiklerini belirten Koza Altın işletmeleri A.Ş. Ovacık Altın Madeni Genel Müdürü İsmet Sivrioğlu "Koza Altın İşletmeleri Ovacık Altın Madeni'nde sürdürülebilir kalkınmanın ilkeleri olan, ekonomik kalkınma, sosyal fayda, çevre koruması ve şeffaf yönetim uygulanmaktadır. Ovacık Altın Madeni, madencilikte ülkenin belirlediği sürdürebilir ekonomik kalkınmanın motorudur. Yöre halkının beklediği istihdam, altyapı, ekonomik ve sosyal fayda sağlamış, riskler bertaraf edilmiş, mevcut en yüksek çevre teknolojisi kullanılmış, çalışma biten her alanda yeşillendirme ve ağaçlandırma başlamıştır. Maden çalışanlarının beklentisi olan emniyetli ve sağlıklı çalışma koşulları ile daha iyi bir yaşantı sağlanmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının beklentisi olan temel haklarda saygı ve destek ile dünyanın en iyi çevre performansı sağlanmıştır. Yukarıda saydıklarımın modern madencilikte tarafların beklentileridir. Bu uygulamanın dünyada en iyi örneklerinden biri Ovacık Altın Madeni'dir. Avrupa Birliği Komisyonu maden atıklarının yönetimine ilişkin "Mevcut En İyi Teknikler (BAT)" adlı referans kitabında, Ovacık Altın Madeni'ni AB madencilerine örnek olarak göstermektedir. dedi. 07.02.2006
Siyanürlü altına tartışmalı izin...
Bergama Ovacık Altın Madeni için düzenlenen imar planları hakkında İzmir 4.İdare Mahkemesi'nin vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararının İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırılması, yıllardır siyanürlü altına karşı mücadele verenlerin tepkisine neden oldu.
Oy çokluğu ile verilen karar, 5177 sayılı yasanın 7. maddesi gereğince Bakanlar Kurulu tarafından düzenlenen Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin 77. maddesinin son fıkrasına dayandırılırken, karara tepki gösteren Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Genel Sekreteri Avukat Arif Ali Cangı şunları söyledi: "Kararın dayandırıldığı maddede şu ifadeler yer alıyor: 'Belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan ve imar planları bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilen veya bunların kapsamı dışında olan faaliyetlere, il özel idareleri tarafından başka bir belge aranmadan izin verilir…" Yani; buna göre belediye sınırları dışında imar planına hiç gerek yok, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ÇED Olumlu Belgesi düzenlenmesi yetecek.
Burada asıl üzerinde durulması gereken, kararın dayanağını oluşturan yönetmelik düzenlemesi ve bu yönetmeliğin dayanağını oluşturan yasal düzenleme. Önce, 2004 yılının Dünya Çevre Günü'nde, yani 5 Haziran 2004'de "5177 Sayılı, Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" yürürlüğe girdi. Maden Yasası ve madencileri ve madencilik faaliyetini ilgilendirebilecek pek çok yasada değişiklik yapıldı, artık her yerde, hiçbir sınırlama olmadan madencilik yapılabilecekti. "Her yerde" yapılacak madencilik faaliyetlerinin nasıl yapılacağı, Bakanlar Kurulu'nun çıkartacağı yönetmelikle düzenlenecekti. Yasa değişikliğinden sonra pek çok yönetmelikte değişiklik yapıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı "Su Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği"ni değiştirdi; içme suyu havzalarında mutlak koruma alanı 300 metreden, 100 metreye düşürüldü, orta mesafe koruma alnından itibaren su havzaları madencilik faaliyetlerine açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından "Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik" değiştirildi; sulu ve kuru tarım alanları madencilik faaliyetlerine açıldı."
'Yönetmelik yasa gibi kullanılıyor' Bakanlar Kurulu'nun 'Madencilik Faaliyetleri İzini Yönetmeliği' ve ''İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik' başlıklarıyla iki tane yönetmelik çıkardığını ve bu iki yönetmeliğin pek çok ortak yanı olduğunu dile getiren Cangı, söz konusu yönetmeliklerin adlarının yönetmelik olmasına rağmen tüzükmüş, hatta yasaymış gibi kurallar getirdiğini belirterek, "Oysa, yasa ise Yasama Organı tarafından çıkartılması, tüzük ise öncelikle Danıştay'ın incelemesinden geçmesi gerekirdi. Bu iki yönetmeliğin diğer ortak yanı 'doğal dengenin korunması, çevre kirlenmesinin önlenmesi, dolayısıyla insan ve diğer canlıların sağlıklı yaşamlarının sağlanması' kaygılarını taşımamaları" diye konuştu. Arif Ali Cangı, yasa değişikliği için açılan iptal davasının Anayasa Mahkemesi'nde, yasanın ardı sıra çıkan beş adet yönetmeliğin iptal davasının ise Danıştay'da devam ettiğini sözlerine ekledi.
Avukat Senih Özay ise verilen karar için söyleyecek söz bulamadığını belirterek 'Kendi adıma ben davanın Manisa Bölge İdare Mahkemesi'ne taşınması için başvurmayı düşünüyorum. Ortada yürütmenin durdurulması kararına neden olan bilimsel verilere rağmen, bilim adamlarının yerine geçmek suretiyle verilen bir karar var" diye konuştu. -sesonline- 28.02.2006
İnaylılardan Kefenli "Siyanüre Hayır" Eylemi
Kışladağ'da siyanürlü altın madeni işletmek isteyen TÜPRAG, satın aldığı tarlada ve yolda, su yolu inşaatına Jandarma korumasında başladı. Madene karşı çıkan İnay köylüleri, eylem yaptı. İzin sorulan Jandarma amiri, "Göstermek zorunda değilim" dedi.
BİA (Uşak) - İnay köylüleri, Bakanlar Kurulu'nun kamulaştırma kararıyla, Uşak, Eşme, Kışladağ mevkiinde siyanürlü ayrıştırma yöntemiyle altın üretimi yapmaya çalışan TÜPRAG madencilik şirketinin, topraklarında su yolu inşaatına başlamasını protesto etti.
Avukat Tahsin Köse kanunsuz eylem yapmadıklarını, hukuki sınırlar içinde haklarını aradıklarını, köylülerin yasalara, hukuka saygılı olduğunu, şirketin ve hükümetinde hukuka saygılı olması gerektiğini belirterek yolun özel şirkete verilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu söyledi.
"Bizim gibi şirket ve hükümet de yasalara uysun" Köse, şirketin altını çıkardıktan sonra Kanada'ya döneceğini ama köylülerin bu ülkenin insanı olduğunu, bu topraklarda yaşayacağını, hükümetin köylülerin yurttaş olduğunu unutmaması gerektiğini, hukuki mücadelelerinin devam edeceğini söyledi.
TÜPRAG şirketi, geçen günlerde, Ulubey ilçesinde iki kuyudan çıkaracağı suyu madene götürmek amacıyla, Almanya'da yaşayan Fadime Usta'dan İnay köyündeki tarlasını satın almıştı.
Jandarma: İzni göstermek zorunda değilim Ancak su boru hattının tamamlanması için 50 metrelik köy yolundan geçmesi gerekiyor. Şirkete ait iş makineleri pazartesi günü (6 Mart) sabah saatlerinde jandarma barikatı ve korumasında yolu kazmaya başladı.
Köy muhtarı Ali Öztürk, köylüler ve köylülerin avukatları Köse ve Bülent Çekinmez, kazı yerine gidip yolun kazılması konusunda TÜPRAG şirketine verilmiş bir izin olup olmadığını jandarma amirine sordular. Jandarmanın iznin verildiğini, ancak kimseye göstermek zorunda olmadığını söylemesi üzerine, çevreciler Ulubey Kaymakamlığı'na ve Uşak Valiliği'ne izinsiz yapılan kazının durdurulması için dilekçe verdi. Dün 200 kadar köylü, üzerinde "Siyanürlü altına hayır", "Siyanüre geçit yok" yazılı kefenleri giyerek kazı yapılan yere gitti. Şirket yolda yaptığı kazıyı durdururken, satın aldığı tarlada kazı işlerine devam etti. Jandarma iş makinelerinin etrafında geniş güvenlik önlemi aldı. Köylüler çan ve teneke çalarak tarla yolunda "Siyanürlü şirket memleketi terk et", "Siyanürcü şirket hesap verecek" sloganları atarak yürüyüş düzenlediler. 09/03/2006 17.03.2006
YİNE KÖYLÜLER KAZANDI
Strasbourg - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Bergamalıların açtığı davada Türkiye'nin toplam 945 bin avro tazminat ödemesine karar verdi. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özel ve aile hayatına saygıyla ilgili 8. maddesi ve adil yargılama hakkıyla ilgili 6. maddesinin ihlal edildiği görüşüne vardı.
Koza Altın Şirketi: AİHM kararının bizimle ilgisi yok İzmir'in Bergama ilçesindeki Ovacık Altın Madeni'nin işleticisi olan Koza Altın Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, AİHM'de alınan kararın, 2004 yılında yapılan başvuru sonrası verilen tazminat kararının devamı niteliğinde olduğunu ileri sürdü. Koza Altın Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, yaptığı açıklamada, AİHM'in, Bergama ve çevre köylerinde yaşayan 315 kişinin açtığı dava ile ilgili olarak, Türkiye'nin 945 bin avro tazminat ödemesini kararlaştırdığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Hatırlanacağı üzere Normandy Madencilik A.Ş. döneminde Ovacık Altın Madeni bir süre Bakanlar Kurulu'nun aldığı prensip kararıyla çalışmalarına devam etmiş, AİHM'ye dava açılmıştı. Mahkeme de oluşmuş bir zarardan değil, Bakanlar Kurulu'nun aldığı prensip kararında ÇED raporu yerine TÜBİTAK raporunu baz alması nedeniyle idari işlemdeki usul hatasından dolayı, davacılara 3'er bin avro tazminat ödenmesine karar vermişti. Yeni alınan karar da bu davanın devamı niteliğindedir.”
İpek, Ovacık Altın Madeni'nin Koza Altın İşletmeleri A.Ş tarafından satın alınmasından sonra belirlenen eksiklerin, ÇED raporu da dahil olmak üzere giderildiğini, tüm gerekenlerin yerine getirilerek, GSM işyeri açma ruhsatının alındığını bildirdi. Akın İpek, “Bu nedenle AİHM'in aldığı karar, eski döneme ait bir karar olup, Koza Altın İşletmeleri Ovacık Altın Madeni'nin çalışması ve yeni aldığı izinlerle alakalı değildir. Üretim sorunsuz ve kesintisiz devam etmektedir” dedi. A.A 28.03.2006
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ, KÖYLÜLERİ HAKLI BULDU
315 Bergamalı daha 3'er bin euro kazandı Türkiye, toplam 945 bin euro tazminat ödemeye mahkum edilirken, 120 bin kişinin dava açmak için sırasını bekliyor
HALKA TESELLİ
Bergamalı köylüler, AİHM'in tazminat ödenmesi kararıyla teselli buldu. Paranın, uğradıkları zararı karşılamadığını, ancak haklı olduklarının tescili anlamında çok büyük önem taşıdığını vurgulayan vatandaşlar, "Adalet yerini buldu" dediler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Bergamalıların açtığı davayı sonuçlandırdı. AİHM, Türkiye'yi toplam 945 bin euro tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özel ve aile hayatına saygı, 8. maddesi ile adil yargılama hakkıyla ilgili 6. maddesinin ihlal edildiği görüşüne vardı. AİHM'nin kararının duyurulduğu basın açıklamasında, başvuru sahibi 315 kişinin her birine 3 bin euro olmak üzere toplam 945 bin euro, ayrıca davacılara mahkeme masrafı için toplam 5 bin euro ödenmesine karar verildiği bildirildi.
8 yıllık dava Bergamalı davacıların, şirketin altın çıkarmada siyanür kullanmasının yerel ekosistemi tahrip ettiğini ve sağlık açısından tehlike oluşturduğunu belirttiğine yer verilen açıklamada, Türkiye'deki dava süreci anlatıldı; 1998 yılında AİHM'ye başvuru yapıldığı belirtildi. Davaya bakan 7 kişilik yargıç ekibinde Rıza Türmen'in yanı sıra Jean-Paul Costa (Fransız-mahkeme başkanı), Andras Baka (Macar), Ireneu Cabral Barreto (Portekiz), Volodymyr Butkeviç (Ukraynalı), Danute Jociene (Litvanya), Dragoljub Popoviç (Sırbistan-Karadağ) yer aldı.
AİHM, daha önce de benzer bir davayı ele almış, 10 Kasım 2004 tarihinde, "Bergama-Ovacık Madeni'nde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını koruyan 6/1. maddesi ile yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özel ve aile yaşamına saygı hakkını koruyan 8. maddesinin ihlal edildiğine" karar vermişti.
6 kişiyle başladı Bergama Belediyesi eski Başkanı ve Bergama Çevre Hareketi Önderi Sefa Taşkın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne tazminat için başvuracak 120 bin kişinin daha sırada olduğunu kaydetti. Taşkın, 2004 yılında 6 kişi olarak AİHM'ye başvurduklarını ve bunun sonucu olarak 3 bin euro tazminat almaya hak kazandıklarını, bunun ardından 315 çevrecinin daha AİHM'ye başvurduğunu ve bugün onların da 945 bin euro tazminat kazandığını anlattı. Taşkın, sıra müracaatını yapmış 1500 kişinin de tazminat için mahkemeye başvurduğunu ve bu kişilerin de tazminat davasının kazanacaklarının belli olduğunu vurguladı. 120 bin olan Bergama nüfusunun tamamının tazminattan yararlanma hakkı bulunduğunu kaydeden Taşkın, "Bizim için bu tazminatlar önemli değil. Önemli olan, çevreye zarar veren bu madeninin bir an önce kapatılması ve bu kararları uygulamayarak devleti zarara uğratan yetkililer hakkında yasal işlemin yapılmasıdır. Bizlere ödenen tazminatlar mahkeme kararlarını uygulamayanlara rücu edilmelidir" diye konuştu.
Bu ikinci grupta tazminat almaya hak kazanan 315 kişiden biri olan Ahmet Unaleroğlu, "Haklılığımız bir kez daha onaylandı. Yüce Türk Mahkemeleri 'Bu madenin işletilmesinde kamu yararı yoktur, kapatılmalıdır' kararına rağmen kapatmayanlardan hesap sormalı. Maden en kısa zamanda kapatılmalıdır" dedi. Yahya Altınbaş, "Yıllarca koştuk, mücadele ettik. Bu para bize ilaç gibi geldi. Alacağımız parayı yine eylemlerde kullanacağız" diye konuştu. Hüseyin Doğan adlı köylü ise "Paramız yeterse, bu diyarı terkedeceğiz" yorumunda bulundu.
İpek: Üretim sürüyor Bergama'daki Ovacık Altın Madeni'nin işletmecisi Koza Altın Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, AİHM'de alınan kararı değerlendirdi: "Normandy Madencilik A.Ş. döneminde Ovacık Altın Madeni bir süre Bakanlar Kurulu'nun aldığı prensip kararıyla çalışmalarına devam etmiş, AİHM'ye dava açılmıştı. Mahkeme de, oluşmuş bir zarardan değil, Bakanlar Kurulu'nun aldığı prensip kararında ÇED raporu yerine TÜBİTAK raporunu baz alması nedeniyle idari işlemdeki usul hatasından dolayı, davacılara 3'er bin euro tazminat ödenmesine karar vermişti. Yeni alınan karar, bu davanın devamı niteliğindedir. Ovacık Altın Madeni'nin Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından satın alınmasından sonra belirlenen eksikler, ÇED raporu da dahil olmak üzere giderildi. Bu nedenle AİHM'in aldığı karar, eski döneme ait bir karardır. Karar, Koza Altın İşletmeleri Ovacık Altın Madeni'nin çalışması ve yeni aldığı izinlerle alakalı değildir. Üretim sorunsuz ve kesintisiz devam etmektedir." ERDAL ÇARBOĞA 04.04.2006
"AİHM'den Para Almayı İlkeli Görmüyorum"
Oktay Konyar: " AİHM'den Para Almayı İlkeli Görmüyorum" "Yıllardır Bergama köylülerinin yanında yer alarak onlara eylemlerde öncülük yaptığım halde AİHM'e para dilenmek için başvurmadım"
"Yıllardır Bergama köylülerinin yanında yer alarak onlara eylemlerde öncülük yaptığım halde AİHM'e para dilenmek için başvurmadım" diyen Asterix lakaplı Oktay Konyar, eylemeler de yer almadan para alan çevrecilerle yolunu ayırdı.Asterix Oktay Konyar, AİHM'e dava açarak binlerce EURO devletten para almaya hak kazanan köylülerin alacakları paraları bir havuzda toplayarak önemli projede değerlendirmelerini istedi. Kendi ofisinde konuyla ilgili olarak basın açıklaması yapan Oktay Konyar, "Bergama'da çevre adına onlarca yıl mücadele ettim. Ama ben kalkıp ta AİHM'e dava açıp para almayı kendime ilkeli yaklaşım olarak görmedim. Çünkü böyle bir hareket çevrecilik ahlakına aykırıydı.
Biz bu işi para için yapmadık. Oysa hiç eyleme katılmayan mücadele etmeyenler AİHM'e dava açmayı rant olarak görebildiler. Oysaki yapılması gereken rant değil doğru bir duruş biçimidir.
Bunların en başında gelen beraber hareket ettiğimiz ve gönüllük esası ile bu işi yaptığını düşündüğümüz arkadaşlarımızın bazıları gelişmeleri avukat müvekkil ilişkisi yerine mücadeleyi öne çıkararak ve bunu evrenselleştirerek değerlendirmeyi gözden geçirmelidirler.
Hukuk, bilim, halk hareketinin doğrusu budur. Bu doğru için biz üzerimize düşeni yapacağız. Devleti cezalandırma adına haksız zenginlik taleplerinin ne çevre ne insan hakları nede bizim mücadelemizle örtüşen yanı yoktur. Biz Bergama'da tarihe ışık tutacak eylemler yaptık. Dünyada çizgili pijamalarımız ile Asteriks ve Hoptediks lakapları edindik. Şimdi bu daha da büyümeli. Bizi farklı yorumlayan, kendimizi ifade edemediğimiz ve de karanlıkta kalan bir çok soruya ışık tutacaktır."dedi.
Asteriks lakaplı Oktay Konyar, " herkesin sıraya girip para beklediği Bergama sürecinin para ile değil bıraktıkları yapıtlarıyla tarihleşmesi dileğimdir. Köylüler dün doğruyu nasıl yapmışlarsa bu günde aynını yapmalıdırlar. Gün para beklentisi değil gün mücadelenin devam günüdür" dedi.. 11.04.2006
"Bergama Tazminatını Sorumlular Ödesin"
Bergama köylülerinin avukatı Özay, Başbakanlığa, Maliye ve Dışişleri bakanlıklarına başvurarak, AİHM kararıyla köylülere ödenen 30 bin avronun, başta dönemin Başbakanı Ecevit olmak üzere kamuyu zarara uğratan tüm sorumlularından tahsil edilmesini istedi.
BİA (İzmir) - Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı doğrultusunda köylülere ödenen 30 bin avronun, 1998 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin başbakanı, bakanları ve diğer sorumlularından tahsil edilmesi için Başbakanlığa, Maliye ve Dışişleri bakanlıklarına başvuruda bulundu.
Avukat Özay, yaptığı açıklamada, 30 bin avronun, hükümet adına, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından kendilerine ödendiğini belirtti. Özay, ödenen bedelin geriye doğru, AİHM'ye başvurdukları 1998 yılından bu yana görev yapan başbakanlar, bakanlar, çevre, orman, imar ve sağlık bakanlık müsteşarları, yardımcılarıyla diğer sorumlulardan alınması gerektiğini kaydetti.
"Sorumlular devleti zarara uğrattı"
Başbakanlığa, Maliye Bakanlığı'na ve Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği dilekçede "Sorumluların yaptıkları hatalar nedeniyle devlet zarara uğratılmaktadır" diyen Özay, şöyle devam etti: "Bu nedenle, başta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit olmak üzere görevli tüm bakan, müsteşar, müdür ve sorumlularına rücuen ödetilmesini ve bu yolda tarafımıza idari icrai yanıt verilmesini talep ediyoruz." 25.04.2006 Madenin İmar izinleri iptal edildi
Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay, İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin, altın madeninin imar izinlerini iptal kararı verdiğini bildirdi. Özay, mahkemenin kararında, altın madeni gibi çok boyutlu ve çok geniş alanda etkileri olabilecek bir etkinliğin imar izni için bölgenin tarım ve tarih açısından önemi de gözetilerek makro ölçekte bir plan gerektiği bilgisinin yer aldığını söyledi. Kararda, makro bir plan olmadan sadece altın madeninin bulunduğu tek parselde, imar prosedürüne göre verilen izinlerin, hukuka aykırı olduğunun belirtildiğini dile getiren Özay, mahkemenin bu kararının kendilerine ve valiliğe tebliğ edilmesinden sonra 30 gün içinde madenin kapatılmasının gündeme geleceğini vurguladı. Avukat Özay, ayrıca Danıştay 6. Daire Başkanlığı'nın TÜBİTAK raporuna dayalı olarak ilgili bakanlıklara, ''altın madenine gerekli izinlerin verilmesi'' yönündeki Başbakanlık işleminin iptaline ilişkin kararı onadığını kaydetti. Koza Altın: ''Faaliyetlerimize mani hiçbir yargı kararı yok'' Koza Altın Şirketi'nden, Bergama'daki altın madeninin imar izinlerinin iptaline ilişkin olarak yapılan açıklamada, ''Faaliyetlerimize mani olan hiçbir yargı kararı yoktur'' denildi. Açıklamada, Danıştay'ın imar izinlerini iptal kararının yeni bir husus olmadığı belirtilerek, konunun madenin mevcut izinlerinin iptalini gerektirecek bir karar gibi gösterilmesinin doğru olmadığı ifade edildi. Danıştay'ın son kararının, esas itibarıyla şirketin lehine bir karar olduğu savunulan açıklamada, gerekçeli kararda, Bakanlar Kurulu'nun prensip kararının iptal nedeninin çevresel faktörlerle veya maden işleme tekniği ile hiçbir ilgisinin olmadığının, tamamen yetki kullanımı açısından bir usul hatası olduğunun son derece açık olarak ortaya konulduğu belirtildi. 09.05.2006
Maden İmar Planı Olmasa da Çalışır
Bilindiği gibi İzmir 4. İdare Mahkemesi Ovacık Altın Madeninin imar izinlerinin yürütmesini durdurmuş; üst mahkeme tarafından da bu kararda hukuki isabet görülmeyerek bozulmuştu.
Üst mahkemenin kanuni madde sıralayarak İzmir 4. idare mahkemesini uyarmasına rağmen aynı yerel mahkeme bu seferde Ovacık maden işletmemizin imar planlarını iptal etmişti.
Bergama Ovacık da ki Koza altın Madeni Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, Madenin İmar planları hiç olmasa dahi işletmemizin faaliyetlerine mani bir durum yoktur açıklamasında bulundu.
Akın İpek Yaptığı yazılı açıklamasında "Yasa: "Çevresel etki değerlendirme olumlu raporu olması halinde Belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan ve imar planları bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz demektedir . Bu anlamda ÇED olumlu görüşü olan maden işletmemizin 1.sınıf gayrı sıhhi müessese çalışma ruhsatı alması ve faaliyet göstermesi için imar planı yaptırmasına gerek dahi yokken işletmemiz 1/1000 lik ve 1/5000 lik imar planı yaptırmış olup imar planlarımızın imar mevzuatına uygun olarak yapıldığı da bilirkişiler tarafından teyid edilmiştir.Yasal durum aynen böyle iken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da periyodik olarak yapılan kontrol ve denetimlerinde kanun hükümlerine aykırı bir faaliyet tesbit edilmediğini, hiçbir çevre riski olmadığını yazılı olarak bildirmiş olmasına rağmen,İzmir 4.İdare Mahkemesinin hangi hikmete binaen ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre hangi usulsüzlüğe dayanarak çalışan tek Türk Altın madeninin imar planlarını iptal ettiğini yatırımcılarımız ile birlikte zaman içerisinde öğreneceğiz. Yasal süre içinde Yüksek yargıya itirazımız yapılacak olup gelişmeler sürekli, doğru olarak yatırımcılarımıza ve kamuoyuna bildirilecektir" dedi. 09.05.2006
"Bergama Altın Madeni Kararı Uygulanmalı"
Bergama-Ovacık Altın Madeninin imar planlarını iptal eden mahkeme kararı İzmir Valilisi Köksal'a tebliğ edildi. EGEÇEP bu kararın en geç 30 gün içinde uygulanması yasal zorunluluk olduğunu hatırlatıyor.
BİA (İstanbul) - Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Bergama-Ovacık Altın Madeniyle ilgili verilen mahkeme kararını uygulanmasını talep eden dilekçeleri bu konuda duyarlı kamuoyuna da çağrıda bulanarak, İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal'a gönderiyor. EGEÇEP dönem sözcüsü avukat Ali Arif Cangı kararın uygulanması zorunluluğuna yönelik "Sağlıklı çevrede yaşama hakkı, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkelerinin ve değerlerinin gereği budur" diyor.
"Karar uygulanmalı"
İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi, Bergama Ovacık'taki altın madeninin imar planlarını iptal etmiş ve 16 Mayıs 2006 tarihinde karar İzmir valiliğine tebliğ edilmişti.
Bergama-Ovacık Altın Madeninin imar planlarını iptal eden mahkeme kararı, İzmir Valiliği'ne tebliğ edildi. EGEÇEP bu kararın en geç 30 gün içinde uygulanması yasal zorunluluk olduğunu hatırlatıyor. "Mahkeme kararının yerine getirilmemesi halinde, başta İzmir Valisi olmak üzere ilgili tüm kamu görevlileri, kendilerine tanınmış olan Anayasal ve Yasal yetkilerini kötüye kullanmış olacaklardır" diyen EGEÇEP, kararın uygulanmaması halinde, Elele Hareketi olarak, ilgili kamu görevlileri hakkında gereken her türlü yasal ve meşru yola başvuracaklar.
"Bilgi Edinme Yasası uyarınca cevap verilmeli"
EGEÇEP'in Köksal'a gönderdiği dilekçedeki talepleri şöyle: * İzmir 4.İdare Mahkemesi'nin 21.04.06 tarihli 2005/5 E ve 2006/636 K.sayılı kararın hemen uygulanmalı, *Bergama Ovacık Altın Madeni işletmesi sahası içindeki yapılar için İmar Yasası'nın 32. maddesine göre mühürleme ve yıkım kararı verilmeli, * Yasal dayanağı kalmayan, "İzmir İli Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy-Narlıca Köyleri sınırları içinde, 22 - 28 pafta, 1001 parseldeki Altın ve Gümüş Madeni işletmesi için Normandy Madencilik A.Ş.'ye İzmir Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından verilen 20.05.2005 tarih ve 02 sayılı Birinci Sınıf Gayri Sıhhi Müesseselere Ait Açılma Ruhsatı"nın geri alınmasına karar verilmesini ve işletmenin faaliyetinin durdurulması için mühürleme işlemi yapılmalı,
* Dilekçede Anayasanın 74 ve 3071 sayılı yasanın 7.maddesi ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 11.maddesi uyarınca yanıt verilmeli. 06.06.2006
Madeni Kapatmayan İzmir Valisine Suç Duyurusu
Bergamalı köylüler mahkeme kararına ve yasal sürenin dolmasına karşın Ovacık'taki altın madenini kapatmayan İzmir Valisi Köksal hakkında suç duyurusunda bulundu. Avukat Özay: Vali Anayasa'yı ihlal etti; görevi kötüye kullandı; çevreye karşı suç işledi.
BİA (İzmir) - Bergamalılar, Ovacık'taki Koza Altın İşletmeleri A.Ş.'nin işettiği altın madenini, İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin imar planlarını iptal eden kararını hâlâ uygulamayan ve madeni kapatmayan İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal hakkında suç duyurusunda bulundu. Bergama köylüleri adına avukatlar Senih Özay, Murat Fatih Ülkü ve Cem Nemutlu'nun imzalarının bulunduğu suç duyurusu dilekçesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmek üzere bugün İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na verildi. Avukatlar, Vali'nin Anayasa'yı ihlal ettiğini, görevini kötüye kullandığını ve çevreye karşı suç işlediğini söylüyor.
Nemutlu: Kararın 30 gün içinde uygulanması gerekiyordu, Danıştay da yürütmeyi durdurmadı
bianet'in görüştüğü Nemutlu, 4. İdare Mahkemesi'nin 21 Nisan tarihli kararının 30 gün içinde ilin en yüksek mülki amiri, yani Vali Köksal tarafından uygulanması ve madenin kapatılması gerektiğini, ancak bunun hâlâ yapılmadığını söyledi. Madenci şirketin 4. İdare Mahkemesi'nin kararının yürütmesini durdurma istemiyle Danıştay'a başvurduğunu, ancak Danıştay'ın da böyle bir karar vermediğini açıklayan Nemutlu, Vali'nin mahkeme kararlarını uyulamayarak suç işlemiş olduğunu belirtti.
Özay: Vali Anayasal suç işledi" Avukatlar, suç duyurusunda şöyle dedi: "Ayrıştırma işlemi yapıldığından, Bergama Ovacık Altın Madeni aynı zamanda bir kimya tesisidir. Bu mahkeme kararından sonra 30 gün içinde madenin kapatılmaması yasada yazılı suçun oluşmasına yol açmıştır." Anayasa'nın 138. maddesi "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" diyor. bianet'in görüştüğü Avukat Özay, dilekçede Vali'nin şu suçları işlediğini iddia ettiklerini söyledi. Anayasa'yı ihlal etmek: Avukatlar Vali'nin Anayasa'nın 138. maddesine uymayarak yeni Ceza Kanunu'nun (TCK) 309. maddesindeki Anayasa'yı İhlal suçunu işlediğini söylüyor. Görevi kötüye kullanmak: TCK'nin 257. maddesine göre, "görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Çevreye karşı suç: TCK'nin 184. maddesine göre, "yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Nemutlu: İçişleri izin vermezse AİHM'ye gidebiliriz
Avukat Nemutlu, Vali'yle ilgili yargı sürecinin başlayabilmesi için İçişleri Bakanlığı'nın izin vermesi gerektiğini, izin verilmesi halinde savcılığın dava açabileceğini söyledi ve ekledi.
"İzin vermezse, buna da itiraz olanağı var. Ama bu süreç tıkanırsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidebiliriz. Zaten Bergamalı köylüler, daha önce de yargı kararının uygulanmaması nedeniyle AİHM'de dava kazanmışlardı." 08.07.2006
12 Nisan 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder