12 Nisan 2008 Cumartesi

OVACIK ALTIN MADENİ VE HUKUK SAVAŞI - 19

SİVİL HALK DİRENİŞİ
"Bergama İçin Hukuk Sistemi Yerle Bir Edildi"
Bergama Ovacık Altın Madeni imar planlarını iptaline karar aradan geçen 75 güne rağmen uygulanmadı. Diğer yandan Koza Madencilik Şirketi yeni bir ruhsat aldı. Av. Cangı: Bergama Ovacık Altın Madeni için yine hukuk devleti yok sayıldı.
BİA (İstanbul) - Ege Çevre Kültür Platformu (EGEÇEP) Dönem sözcüsü avukat Arif Ali Cangı "Bir Bergama klasiği: Bergama Ovacık Altın Madeni için yine hukuk devleti yok sayıldı" diyor.
Bergama Ovacık Altın Madeni imar planlarını iptaline ilişkin İzmir 4.İdare Mahkemesi'nin kararı aradan geçen 75 güne rağmen uygulanmadı. "Anayasa ile kurulmuş hukuk sistemi yerle bir ediliyor" Cangı yaptığı yazılı açıklamayla imar planlarının iptaline ilişkin kararla ilgili yapılan yürütmeyi durdurma istemli temyiz başvurusunda, Danıştay 6.Dairesi mahkeme kararının yürütülmesinin durdurulması istemini reddettiğini yani Danıştay'ın ilk incelemesinde İzmir 4.İdare Mahkemesi'nin kararını yerinde ve hukuka uygun bulduğunu aktardı. İzmir Barosu'ndan avukat Noyan Özkan ile İzmir Valisiyle yaptıkları görüşmede valinin Danıştay'ın bu yönde karar vermesi halinde, konuyu yeniden değerlendireceğini belirtttiğini hatırlatan Cangı İzmir 2. İdare Mahkemesi'nde açılan ikinci davanın da sonuçlandığını ifade ediyor. "Mahkeme imar planlarının İzmir 4. İdare mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle, karar verilmesine yer olmadığına karar verdi. Yani İzmir 4. İdare Mahkemesi kararını onayladı" diyen Cangı bir başka gelişmeye dikkat çekiyor: "Biz mahkeme kararını uygulatmaya çalışırken,
Koza Madencilik Şirketi İzmir İl Özel İdaresi'ne yeniden başvurarak, yeni bir ruhsat almış. Mahkeme kararlarının uygulanması ve iptal edilen imar planlarına dayanılarak verilen 20 Mayıs 2005 tarihli Açılma Ruhsatının geri alınması istemlerimizin sürdüğü sırada, Maden ve Kimya İşletmesi için 18.05.2006 tarihli 10 numaralı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verildiğini öğrendik."
Cangı açıkça mahkeme kararına rest çekildiğini ve mahkeme kararının arkasından dolanıldığını söyleyerek "Anayasa ile kurulmuş hukuk sistemi yerle bir ediliyor, hukuk güvenliği yok ediliyor" diyor.
Bu gelişmeler üzerine, Bergama davalarında davacı olan TMMOB Odalarına vekaleten İzmir Valiliğine dilekçe verildiğini söyleyen Cangı ayrıca bugün İzmir-Bergama, Eşme, Sivrihisar,Havran, Küçük dere Hareketinin İzmir Valisi ile görüşüp dilekçe vereceği bilgisini verdi. 08.08.2006
'Siyanür-Altın-Çevre' paneline saldırıldı. Altın madeni çalışanları Dikili'de yapılan altın madeni paneline saldırdı. Saldırganlar "geldikleri gibi gittiler"
Dikili Belediyesi tarafından düzenlenen "Dikili Barış Demokrasi ve Emek Şenlikleri" kapsamında düzenlenen "Siyanür-Altın-Çevre Paneli" Ovacık Altın Madeni çalışanlarının da aralarında bulunduğu bir grubun saldırısına uğradı. Saldırının, maden işletmecisi şirket tarafından örgütlendiği ileri sürülüyor. Olaylar sırasında Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven de saldırgan şirket görevlileri tarafından tartaklandı. Bilindiği üzere, Danıştay Sekizinci Dairesi, Normandy Madencilik Şirketi'ne verilen "işletme izninin iptali" yönündeki kararı onayarak son noktayı koymuştu... 18.08.2006
Yasadışı Koza Maden İşletmesi Mühürlensin
Dikili Belediyesi'nin "Siyanür Altın ve Çevre" Paneline yapılan saldırıya tepkiler artıyor. Belediye Başkanı Özgüven yasadışı işleyen madenin saldırısının da şaşırtıcı olmadığını, derhal yargı kararının uygulanarak madenin kapatılması gerektiğini söyledi.
BİA (İstanbul) - Dikili Belediyesinin "Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri" kapsamında düzenlediği "Siyanür, Altın ve Çevre" başlıklı panele Koza Altın Madencilik taraftarlarınca yapılan saldırıya tepkiler artıyor. Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'in dün (21 Ağustos) düzenlediği ve pek çok demokratik kitle örgütünün de katıldığı basın toplantısında "Hukukun olmadığı yerde zorbalık vardır. Hukuk dışılığa olanak tanınır ise hukuksuzluğun sınırları genişler" denildi. Toplantıda Bergama-Ovacık altın madeninde yargı kararlarının derhal uygulanması ve maden işletmesinin mühürlenmesi talep edildi. Koza Altın Maden İşletmesi ise şirket çalışanların saldırıya uğradığını ileri sürdü.
Özgüven: Saldırıdan önce tehdit aldık
Saldırıdan bir gün önce tehdit nitelikli telefon ve faks iletileriyle uyarıldıklarını söyleyen Dikili Belediye Başkanı Özgüven, "Söz konusu altın madeni şu anda hukuk açısından 'yasa dışı bir konumdadır' yani saldırı yasa dışına düşmüş bir madeni çalıştıran şirketin organize ettiği bir olaydır" dedi. Özgüven "Yasa dışılığa olanak tanır ve desteklerseniz nerede duracağını kestiremezsiniz" diyerek bu bağlamda saldırının şaşırtıcı olmadığını söyledi. Saldırganlar özel eğitimli
"Sayıları 200'e yakın olan bir kalabalığın ellerinde özel hazırlanmış sopalara sarılı bayrak ve flamalarla solana gelmek, haneye tecavüzden başka ne anlama gelmektedir?" diye soran Özgüven "40 derece sıcaklıkta, siyah takım elbiseli silahlı adamlar, molotof kokteyli neyi ifade ediyor? Bu kişiler özel eğitimli" dedi.
Emek örgütleri olaya seyirci kalmamalı
Özgüven emekçileri karşı karşıya getirmeyi de amaçlayan bu örgütlü saldırıyı kınadıklarını, tüm emek örgütlerini olaya seyirci kalmamaya, içlerinde üyeleri varsa, onların bu tür saldırıların içinde olmamaları için çaba göstermeye davet ettiklerini açıkladı. "Bilfiil saldırıyı yöneten, saldırıda bulunan ve esas olarak saldırıyı planlayanlar en kısa sürede yargı önüne çıkarılmalı, Dikili esnafının uğradığı maddi zararlar sorumlularından tazmin edilmeli, mahkeme kararlarına rağmen çalışmalarını sürdürebilenlerin nasıl cesaretlendirildiği artık görülmeli ve yargı kararları uygulanmalıdır."
Toplantıya katılanlar şöyle:
Ege Çevre Ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, İzmir-Bergama,Eşme, Sivrihisar, Havran/Küçükdere Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Av. Esin Kaya, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Suat Kaptaner, Tük Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Dr. Mustafa Vatansever, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Prof. Dr. Kamil Oktay Sındır, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Azad Fazla, Sosyal Demokrasi Derneği, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İzmir İl Başkanlığı, Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Başkanlığı, İnsan Hakları Derneği (İHD), Ege 78'liler Dayanışma ve Demokrasi Derneği, Ege Barış ve İletişim Derneği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, Türkiye İşçi Sendikaları (Türk İş) Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol İş) Aliağa Şubesi. 05.09.2006
Koza Altın, Gazeteden 250 bin YTL İstiyor
Koza Altın İşletmeleri, Cumhuriyet gazetesinde çıkan "Dikili'de zorbalık'' başlıklı haberden gazete imtiyaz sahibi İlhan Selçuk, gazetenin İzmir Temsilcisi Serdar Kızık, muhabir Ozan Yayman ve gazete aleyhine 250 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı.
BİA (İzmir) - Koza Altın İşletmeleri, "Cumhuriyet" gazetesinde "Dikili'de zorbalık'' başlığıyla yayımlanan bir haber nedeniyle Cumhuriyet Vakfı adına İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, gazetenin İzmir Temsilcisi Serdar Kızık, haberi yapan muhabir Ozan Yayman ve gazete aleyhine 250 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı. Koza Altın İşletmeleri AŞ ile şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek'in, avukatları aracılığıyla Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, ticari itibarlarının zedelendiğini ileri sürdü. İddia: Kişilik haklarına saldırı Şikayetle, gazetenin 20 Ağustos 2006 tarihli sayısında manşetten yayımlanan haber ile gazetenin 8. sayfasında yayımlanan ''Koza'nın Siyah Elbiseli Adamları'' başlıklı devamında, "kişilik haklarına haksız saldırı" yapıldığı ileri sürüldü.
Mahkemeye sunulan dilekçede, davacı şirketin Türkiye'de altın madenlerini aramak ve işletmek üzere yüzde 100 Türk sermayesi ile kurulmuş ilk ve tek şirket olduğu ifade edildi. Ozan Yayman imzalı haberle Serdar Kızık imzalı yazının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek dava konusu ifadelerin müvekkillerinin ticari itibarını zedeleyici nitelikte oldukları savunuldu.
Şirkete bağlı kişiler panel basmıştı Dikili Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri kapsamında düzenlenen ''Siyanür-Altın Çevre Paneli'', Koza Altın Şirketi'ne bağlı kişilerce basılmıştı.
Saldırganlar, halkın üzerine molotofkokteyli atmış, ancak yanıcı maddenin ateşlenmemesi sayesinde felaketin eşiğinden dönülmüştü 19.09.2006
Altın Madeni Bilgilerinin Gizlenmesi AİHM'de
Maliye Bakanlığı'nın Bergama'daki altın madeniyle ilgili bilgi edinme hakkı sorularına bir türlü yanıt vermemesi üzerine, avukatlar Cangı, Erlat ve Noyan AİHM'ye başvurdu. Bakanlık ilgili kamu görevlilerinin soruşturulmasına da izin vermemişti. BİA (İzmir) - İzmir Barosu avukatları Arif Ali Cangı, Ömer Erlat, Noyan Özkan Bergama Madeni'yle ilgili Maliye Bakanlığı'na sordukları sorulara yanıt verilmemesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu. Avukatlar, 11 Şubat 2005'te, Maliye Bakanlığı'na, Bergama Ovacık'taki daha önce uluslararası şirket Newmont/Normandy, bugün de Koza Altın AŞ tarafından işletilen altın madeniyle ilgili 14 başlıkta bilgi istemişti. Ancak, Maliye Bakanlığı, Bilgi Edinme Hakkı kapsamındaki başvuruda sorulan bilgileri, "vergi mahremiyeti"ni gerekçe göstererek vermemişti. Bunun üzerine avukatlar Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na itirazda bulunmuş, Kurul istenen bilgilerin verilmesine karar vermiş, ancak Bakanlık yine de bu bilgileri vermemişti. İlgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu, ama Maliye Bakanlığı bu kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izni de vermedi.
Avukatlar, bu konuyla ilgili Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu, ama bu itiraz da reddedildi. Bunun üzerine iç hukuk yollarının tükendiğini bildiren avukatlar, "gerek Bergama Madeni'yle ilgili gizliliğin kaldırılması, gerekse bilgi edinme hakkının yerleşmesi için", adil yargılanma hakkının ve etkin hukuksal başvuru yollarına erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla AİHM'ye başvurdular. Maliye'nin bir türlü yanıtlamadığı sorular Bakanlığın bir türlü yanıt vermediği sorular şunlar:
* Madenin işletildiği 1997 yılından bugüne kadar 5177 sayılı yasa değişikliğinden önce her yıl için bildirilen işletme yıllık brüt karının ne olduğu,
* İşletme yıllık brüt kan üzerinden yıllar itibariyle ne miktar devlet hakkı tahakkuk ettiğini, fiilen ödenen miktarın ne olduğunu,
* Madenin işletildiği 1997 yılından bu güne kadar 5177 sayılı yasa değişikliğinden Önce madencilik fon iştiraki olarak ne miktar fon alacağı tahakkuk ettiği, fona fiilen ödenen miktarın ne olduğu,
* 5177 sayılı yasa değişikliğinden sonra ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatının ne olduğu,
* Beyan edilen ocak başı satış fiyatlarında Bakanlıkça bir eksiklik olup olmadığı yönünde denetim yapılıp yapılmadığı, eksik beyanların tamamlatılıp tamamlatılamadığı,
* Beyan edilen ya da tamamlatılan ocak başı satış fiyatları üzerinden 5177 sayıh yasa değişikliği sonrası ne miktar devlet hakkı tahakkuk ettirildiği, fiilen tahsil edilen devlet hakkının ne kadar olduğu,
* İşletmecinin 1997 yılından bugüne kadar her vergilendirme dönemi için Bakanlığa ne miktar kurum kazancı beyan ettiği, Bakanlıkça ne miktar vergi alacağının tahakkuk ettirildiği, bu alacağın ne kadarının, fiilen tahsil edildiği, tahakkuk eden ancak tahsil edilmemiş vergi alacağı olup olmadığı,
* Vergi borçlarının ne miktarının ihracatta vergi iadesi yoluyla mahsup suretiyle ödendiği,
* Maden Kanununun 14 üncü maddesi gereğince devlet hakkının denetlenmesi amacıyla Maden Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmeliğin 32 nci maddesi gereğince 1997 yılından bugüne hazırlanarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına verilmesi gereken bilançolar ile Bakanlıklarına sunulan bilançoların uygunluk içinde olup olmadığının denetlenip denetlenmediği, denetlenmiş ise bilançolar arasında uygunsuzluk bulunup bulunmadığı,
* Ruhsat sahiplerinden 3213 sayılı Yasanın 13 üncü maddesi uyarınca alınan teminatların nevi ve nakdi miktarının ne olduğu,
*.1997 yılından bugüne kadar Maden Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20. maddesi gereğince kontrol ve denetim amacıyla ne miktar paranın madencilik fonundan ödendiği, bu paranın ne miktarının madenci teminatından karşılandığı,
* Adı geçen şirketlerden Bakanlığın vergi, idari para cezası, harç v.b adı altında tahsil edilememiş alacağının olup olmadığı, varsa bu alacakların tahsili yönünde eylemli bir çalışma olup olmadığı,
*. AİHM kararı gereğince Hazine tarafından ödenecek tazminatların buna sebep olan kamu görevlilerinden rucuen tahsili için Devlet Memurları Kanununun 12 ve 13 üncü maddeleri ile 4748 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi gereğince Bakanlıkça bir hazırlık çalışmasının yapılıp yapılmadığı, devlet hazinesinden ödenecek tazminatların yasa dışı maden işletmesi yapan şirketlerden tahsili yolunda bir çalışma olup olmadığı,
* AİHM kararı sonrası ödenecek tazminatların sorumlu kamu görevlilerinden rucuen tahsili yönünde bir çalışma başlatılmasının düşünülüp düşünülmediği. 17.10.2006
Altın Madenini Durdurmayan Valiye Suç Duyurusu
Elele Hareketi, Bergama Ovacık Altın İşletmesinin mahkeme kararlarını hiçe sayarak faaliyet göstermesi nedeniyle İzmir Valisi hakkında suç duyurusunda bulundu. Elele Hareketi "Yine uygulanmayan yargı kararı ve yine hukuksuz bir işlem. Alışmayacağız" dedi.
BİA - Elele Hareketi, Bergama Ovacık Altın Madeni'yle ilgili mahkeme
kararını uygulamayan ve işletmenin faaliyetini durdurmayan kamu görevlileri ve İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal hakkında suç duyurunda bulundu. Bergama, Ovacık, Çamköy ve Narlıca da faaliyet gösteren altın madeni ve kimya tesisi birçok yargı kararına rağmen faaliyetine devam ediyor.
Valiye suç duyurusu
Elele Hareketi kararın aylardır uygulanmaması karşısında İzmir Valisi ve diğer yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Elele Hareketi Dönem Sözcüsü, Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi adına avukat Berrin Esin Kaya maden için "Yıllardır bilim insanlarının vermiş olduğu olumsuz raporlara, bu raporlara dayanılarak verilen mahkeme kararlarına, mücadele veren pek çok meslek odası, sivil toplum kuruluşu, yurttaş ve bölge insanına rağmen, çevre ve toplum sağlığını, ülkenin geleceğini ve tarımsal ekonomik değerlerini tehdit eden söz konusu işletme, çeşitli adlarla varlığını ve faaliyetini sürdürebiliyor" diyor.
Yargıya rağmen altın madeni işliyor
İzmir 4. İdare Mahkemesi, tesise ilişkin İmar Planlarının iptaline karar vermiş ve İzmir Valiliği'nin temyizi sonucunda karar 5 Temmuz 2006 tarihli Danıştay 6. dairesi tarafından "mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması" istemi reddedilmişti. Bu karar doğrultusunda işletmeye verilmiş olan 20 Mayıs 2005 tarihli açılma ruhsatının İzmir Valiliği'nce geri alınıp işletmenin faaliyetine son verilmesi gerekiyordu. Ancak yasal sürenin geçmiş olmasına karşın herhangi bir işlem yapılmadığı gibi, iptal edilen imar planları yerine yeni imar planı yapılmadan inşaat ruhsatları ve yapı kullanma izinleri geri alınan yapıların olduğu altın madeni ve kimya tesisine 18 Mayıs 2006 tarihli 10 numaralı işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmişti. Elele Hareketi İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin kararının uygulanması için Valiliğe yazılı olarak başvurup kararın uygulanmasını istedi. Hareket, ayrıca, mahkeme tarafından iptal edilen İmar Planı'na dayanılarak verilmiş olan 18 Mayıs 2006 tarihli "10 numaralı işyeri açma ve çalışma ruhsatı"na ilişkin olarak da, yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali için İzmir İdare Mahkemesi'nde de dava açmıştı. 14.11.2006
"Kaz Dağları'nın Oksijenini Altın Kesmesin"
MTA Kaz Dağları'nda altın madeni tespit ettikten sonra sondaj çalışmalarına başlayacağını açıkladı. Troya İda Platform sözcüsü Narin: "Altının ekonomik getirisi vereceği zarardan az. Kaz Dağları yok olacak. İşletmelerin ruhsatları iptal edilsin."
BİA (İstanbul) - Maden Tedkik Arama (MTA) Müdürlüğü, Çanakkale'de Kaz Dağları'nda altın madeni ve uranyum yataklarına rastladığını ve sondaj çalışmalarının yakında başlayacağını açıkladı. Ancak Troya İda Platformu kurucularından Mehmet Narin "Koruma altındaki alanlar listesinde olan Kaz Dağları maden arama çalışmalarıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşı karşıya" dedi. Narin'e göre madencilik faaliyetleri, Kaz Dağları ormanlarının, sadece yöreye özgü endemik bitkilerin, çevresinde yaşayan insanların siyanür solumasına, su kaynaklarının zehirlenmesine, sonuçta da hayvancılık ve tarımın yok edilmesine neden olacak. Yasal mücadeleyi sürdüren platform, maden işletmelerinin ruhsatlarının kaldırılmasını ve Maden Yasası'nın değiştirilmesini istiyor. Alpler'den sonra en çok oksijeni Kaz Dağları üretiyor Narin, Kaz Dağları'nın Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu'nun (UNESCO) koruma altında olan alanları arasında ilan edildiğini hatırlattı. Narin, "Kaz Dağları milli park. Yarattığı fauna ile bölgede özel ekolojik öneme sahip. Kültürel miras. Bir çok endemik türe ev sahipliği yapıyor" dedi. Kaz Dağları'nın maden arama çalışmalarıyla yok olma tehdidi altında olduğunu söyleyen Narin sadece ekolojik ve kültürel bir kaybın değil, zeytincilik gibi yerel ekonomi kaynaklarının da yok olma riskiyle karşı karşıya kaldığını aktardı. Narin "Şu anda Kaz Dağları'nı en çok etkileyen termik santraller, bunların neden olduğu, asit yağmurları, dağın en duyarlı ormanlık alanlarında, 400 ayrı noktada Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu olmaksızın sürdürülen altın arama faaliyetleri. Bu faaliyetler çok kısa bir süre sonra işletmeye dönüşecek" dedi. "Alplerden sonra dünyanın en çok oksijen üreten dağları Kaz Dağları" diyen Narin Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmayı kaynak göstererek Kaz Dağları'nın yılda 230 ton oksijen ürettiği, 420 milyon ton karbondioksit tükettiği bilgisini verdi.
"Medya altın madeni propagandası yapıyor"
Narin geçen hafta basında MTA'nın Kaz Dağları'nda altın bulduğuna yer veren haberleriyse "İki büyük altın şirketi Kaz Dağları'nın güneyinde ve kuzeyinde ruhsata sahipken yayınlanan bu haberler, sadece altın şirketlerinin lehine kamuoyu oluşturmak ve propaganda yapmak amacını taşıyor" diyerek eleştirdi. Narin Bergama ve Eşme'de yaşananları hatırlattı: "Aslında Bergama ve Eşme'de yaşanan süreç göz önüne alınmalı, Kaz Dağları'nın milli park olduğu düşünülüp çok daha farklı bir uygulama söz konusu olmalıydı."
"Koruma altındaki bölgede maden aranamaz"
Narin Madencilik Yasası'nı da eleştirdi. "Anayasa Mahkemesi'ndeki Madencilik Yasası'na göre her yerde maden aranabiliyor. Artık Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporunu bile ortadan kaldırdılar. 2004 Haziran'ında çıkan 5177 sayılı Maden Kanunu'nun koruma alanlarına getirdiği müdahale hakkıyla Kaz Dağları çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya."
Troya İda Platformu'na göre başta altın olmak üzere bölgede yapılacak her türlü madenciliğin vereceği zarar, ekonomik getirisinden daha çok. Çünkü bölge doğal ve kültürel zenginliklerinin yanında, turizm açısından da önemli bir değere sahip.
Yenice'den ders alınmalı Bu konuda Yenice İlçesi Kaklım Bölgesinde yaşananları örnek gösteren Platform'un verdiği bilgiye göre, Kaklım Karaydın köyü sınırları içerisinde bir şirket kurşun madeni üretiyor. Bu kuruluş kurşunu ayrıştırmak için Yenice Gönen Barajı'nın su havzasında dev bir atık barajı oluşturarak halk sağlığını birebir etkiliyor.
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, 6 Mayıs 2005 tarihli, 4553 sayılı raporunda, atık barajının Yenice-Gönen içme ve kullanma suyu barajının koruma alanı içerisinde kaldığı ve bu nedenle Su Kirliliği Yönetmeliği'ne aykırı olduğunu saptadı.
Ancak kuruluş atık baraj faaliyetini sürdürüyor. Platform "Günde 800 ton su kullanarak yapılacak ayrıştırma işlemleri sırasında kullanılan toksik kimyasal ilaçlar, bölgedeki yer altı sularını etkileyecek; altında kalan havzadaki 3 ana dereyi de zehirleyecek" diyor. Troya İda Platformu tüm kamuoyunu Kaz Dağları için mücadeleye çağırıyor. 21.11.2006
Koza'nın Birgün'e Açtığı Dava da Reddedildi
İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, Normandy Madencilik Şirketi'nin iki haberden Birgün gazetesi, Sorumlu Müdür İbrahim Çeşmecioğlu, haberci Elçin Yağız ve Pergamon Derneği başkanı Sefa Taşkın hakkında açtığı tazminat davalarını reddetti.
BİA (İzmir) - Mahkeme, Koza Madencilik Şirketi'nin, "Asitli Yol" ve "Ovacık Altın Madeni İçin İptal Davası" başlıklı haberlere yer veren "Birgün" gazetesi, Sorumlu Müdür İbrahim Çeşmecioğlu ve haberci Elçin Yağız hakkında açtığı iki davayı reddetti. İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı Muharrem Ünal, gerekçesi daha sonra açıklanmak üzere davaların reddine karar verdi. Davalarda, "Asitli Yol" başlıklı haberin kaynağını oluşturan basın bülteninin yayıncısı Pergamon Derneği Başkanı Sefa Taşkın ile ilgili şikayet de düştü. Koza Altın Anonim Şirketi'nin "Günlük Evrensel" gazetesinde yayımlanan "Altının Laneti" ve "Siyanürlü Yol" başlıklı manşetler ile "Bergama Yine Mahkemelik" başlıklı yazılara açtığı dava da reddedilmişti.
Şirket 10 bin 175 YTL 88 yeni kuruş tazminat istedi
Bergama Ovacık Altın Madeni ile ilgili 5 Mayıs 2005 tarihinde yayımlanan "Bergama'da siyanürlü altından sonra şimdi de asitli yol kabusu" ve 26 Mayıs 2005 tarihinde çıkan "Ovacık Altın Madeni için iptal davası" başlıklı haberlerden 10 bin YTL manevi ve 175 bin 88 YTL maddi olmak üzere toplam 10 bin 175 YTL 88 yeni kuruş tazminat talep edilmişti. Davacı Koza Altın İşletmeleri A.Ş. avukatı Dina Bekişoğlu, "haberlerin halkın bilgilendirmesi amacı dışına çıkarak, davacı şirketin şeref ve haysiyeti ile ticari itibarına dokunacak dereceye varan gerçek dışı haber olduğunu" ileri sürmüştü.
"Gazete aleyhinde beş dava açıldı"
Gazete ve sanık gazetecilerin avukatları Arif Ali Cangı ve Suat Çelebi ise "Davaya konu haberlerde 15 yıldan beri süren ve pek çok mahkeme kararı ve AİHM kararında, işletilmesinin 'kamu yararına aykırı' olduğuna karar verilmesine karşın söz konusu madene açılma ruhsatı verilmesi, üstelik bu açılma ruhsatından önce imar planı düzenlemesine ilişkin ABD Büyükelçisi'nin istekte bulunması eleştirilmiştir" dediler. Avukatlar, eleştirilerde kamu yararı bulunduğunu savunarak, "Bu durumda, davacı tarafın kişilik hakları zedelenmiş olsa dahi hukuksal korumdan yararlanamaz, aynı dönemde yalnızca Birgün gazetesi aleyhinde toplam beş dava açıldığını, bu davaların altında yatan asıl amacın basının görevini yapmasının önüne geçmek, onu susturmaktır" diyerek müvekkillerini savundular. 21.11.2006
KOZA’DAN ÇED TOPLANTISI
Koza Altın'ın yeni işletme ruhsatı aldığı, Dikili Çağlayan Köyü Kızılca Yaylası Mevki, Bergama yerli tahtacı köyü mevki ve Kozak Bölgesi'nde Altın Madeni yatakları işletme sahasına ilişkin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporuna ilişkin toplantının ilki 28 Kasım 2006 Salı Günü Dikili'nin Çağlayan Köyünde yapıldı. Jandarmanın geniş önlem aldığı toplantıya orman ve çevre ile madenclikten sorumlu bakanlık yetkilileri, çevre denetim komisyonu, Koza Altın'dan çevre mühendisi ÇiğdemTaluş ve Jeoloji Mühendisi Metin Baştürk, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven ve Dikili Sivil Toplum Örgüt temsilcileri, İzmir -Bergama -Eşme Elele Hareketi Başkanı Aykut Barka ve Hareket Temsilcileri, Körfez Belediye Başkanlarıyla sayıları azda olsa bir grup köylü vatandaş katıldı. İlk önce madenle ilgili proje tanıtımını sinevizyon gösterisiyle Koza Altın Madeni Yetkilisi Çevre Mühendisi Çiğdem Taluş yaptı.Çiğdem Taluş Çağlayan Köyü'nün Kızılca Yaylası Mevkisindeki İşletme sahasının 1280 hektarlık bir alanı kapladığını, açık ocak sistemiyle çalışacaklarını, yerleşim birimi olarak Bergama'ya 18 km. Çağlayan'a 1850 m. Mesafede olduğunu ,ortalama 45-50 Kişiye istihdam sağlayacaklarını çalışmalarının tümünü ağaç kesme, dinamit patlatma trafik vs hepsini yasal düzenleme içinde yapacaklarını söyledi.
Çiğdem Taluş insan başta olmak üzere her türlü canlının hayatı kendileri açısından önemli olduğunu bu nedenle özellikle, patlatmalardan önce çevreyi uyaracaklarını bunu sirenler ve alarmlarla yapacaklarını dinamitlerinin jandarma kontrolünde alınıp patlatmalarının yapılacağını, her yıl 70.000 metre küp toprak işleyeceklerini çıkarılan toprağın karayoluyla taşınarak Bergama Ovacık'ta işleyeceklerini, Havran yerli tahtacı ve Kozak Bölgelerinde aynı yönetimle Ovacık 'ta işleneceğini söyledi. Karşı görüşten ilk konuşmayı , Dikili Belediye Başkanı Osman özgüven yaptı. Özgüven Dikili ve köylerini zengin edeceklerini söylüyorlar Bergama ve köylerini zengin etmişler mi? diye sordu.
Özgüven, "Jeotermalimiz, kaplıcalarımız, seralarız ve deniz turizimimiz Dikili ve köylerinin zenginlikleridir. Fıstık çamlarımız, zeytin ve meşe ağaçlarımız, ovamızda yetişen her türlü ürünlerimiz Dikili ve köylerinin zenginlikleridir" diyerek, " bunlar emperyalist çok uluslu şirketlerle beraber onların rantı için bu zenginliklerimizi yok edecekler, güzelim denizimizi bir zehir gölü yapıp girilmez hale getirecekler" dedi. İzmir çevre platformu avukatlarından Arif Ali Cangı sözaldı. Cangı konunun hukuksal boyutunu ele alıp uzunca bir konuşma yaparak bunların çevre katliamıyla beraber hukuk katliamı da yaptıklarını vurguladı. Daha sonra İzmir-Eşme -Sivrihisar -Bergama elele hareketi sözcüsü Ertuğrul Barka söz aldı.
Barka uzun süren konuşmasında özetle madenin çevremize ve ülkemize zenginlik getireceğini söylüyorlar, maden köylerinde trilyoner insan yok. Sadece ortalama 40-50 kişiyi ya asgari ücretten ya da asgari ücretin biraz üstünde maaşla çalışıyorlar dedi. Barka en zengin altın madenlerin bulunduğu ülkelerin Afrika ve Güney Amerika olduğunu ama hepsinin sefil, geri kalmış üçüncü dünya ülkeleri olduğunu hepsin de darbeler ve iç savaşlar yaşandığını Türkiye'yi de böyle yapmaya çalıştıklarını söyledi. Daha sonra gazetemi yazarı İrfan Keskin söz aldı. Keskin konuya bilimsel değil yaşamsal yaklaşmak istediğini söyleyerek 1992 yılında Ovacık Altın Madeni ÇED raporu tartışılırken Bergama Halk Eğitim Merkezi salonunun tıklım tıklım dolu olduğunu maden ve bakanlık yetkililerinin gösterilen tepki sonucu arka kapıdan kaçmak zorunda kaldıklarını sanırım bunu bildikleri için yangından mal kaçırır gibi toplantıyı Dikili yerine gizlice ve Dikili'nin Pazar günü olan Salı gününe getirerek Çağlan Köyünde yaptıklarını söyledi.
Keskin Ovacık için hazırlanan ÇED raporunda Bakırçay ovasının çorak 6. derecede tarım arazisi, maden sahasının kısa boylu, bodur ağaçlarının oluşturduğunu, makilik alan olarak gösterildiğini, ayrıca bu tür tehlikeli madenlerin yerleşim alanlarına en az 15 km uzaklıkta olması gerektiğini, madenin etrafında ise, Ovacık, Çamköy, Narlıca, Sağancı, Aşağıkırıklar, Tepeköy ve Alacalar köylerinin yok sayıldığını, sadece Bergama'nın baz alındığını belirtti. Bu raporunda Danıştay tarafından iptal edildiğini vurguladı. Keskin, "maden çevresindeki köylülerin sağlık sigortası yapacaklarını, her yıl köylülerin akciğer ve beyin tomografisini çektireceklerini söylemişlerdi. Ama şimdi bırakın köylüleri kendi çalışanlarının bile sağlıklarına sahip çıkmıyorlar" dedi. Keskin ayrıca, "Zeus Gülü" adıyla altın rafinerisi kurup binlerce kişiye iş vereceklerini, Bergama'yı bir imaj yapacaklarını söylemişlerdi. Hepsi boş çıktı. Dedi.
Ziraat Mühendisi Behzat Kocavardar, proje raporunda ne kadar ağaç kesileceğinin belli olmadığına dikkat çekerek, "1200 metrekarelik bir alanın etkileneceği söyleniyor. Yüz metrekarede 1 ağaç kesilse bu 1 milyon 200 bin ağacın kesileceği anlamına gelir. Bu ise bölgedeki yetişkin tüm ağaçların kesilmesi demektir" diye konuştu. Hatice Demir adlı dinleyici maden sahası içindeki arkeolojik eserlerin ne olacağını sorarken, Geyikli memba suyunun da kirleneceğine dikkat çekti. Eski bir Ovacık Altın Madeni çalışanı olduğunu söyleyen Samanlı köylülerinden Salim Bal ve İsmail Çetin ise madenci şirketin yöre insanlarını işe almamasından yakındılar. Maden Mühendisi Hasan Gökvardar, madenlerin denetlenmesindeki eksikliklere dikkat çekerek, Ovacık Altın Madeni'nde kurallara uyularak yapılacak bir denetlemede atık havuzundaki siyanürün ne derece yüksek olduğunun görüleceğini söyledi.
29 kasım 2006 Çarşamba günü saat 10.30 da Yerliler, saat 14.30 da da Kozak Yukarıbey köylerinde bölgelerindeki altın madeni ile ilgili CED raporu tartışması yapılacak. 28.11.2006
KOZA altını değil çam kozalağı
KOZA Altın şirketinin Bergama'ya bağlı Yerli Tahtacı ve Kozak köylerinde açmak istediği altın madeni ile ilgili halk bilgilendirme toplantıları yapıldı Her iki köyün kahvesinde gerçekleştirilen toplantıda da köylüler, toplantıları organize eden İzmir Valiliği bünyesindeki devlet yetkililerine ve altıncı şirket görevlilerine net bir mesaj verdiler, "Bizim altınımız dünyaca ünlü çam kozalağımız. KOZA'nın altınını istemiyoruz"…
'Başınıza bela geldi'
Yerli Tahtacı köyü kahvesinde önceki gün sabah saat 11'de başlayan toplantıda köylülerin yarısı salonun küçük olması nedeniyle içeriye giremedi. ÇED belgesini hazırlayan şirketin sunumuna köylüler "hiçbir şey anlamıyoruz. Bizim anlayacağımız dilden anlatın" diye sık sık itiraz ettiler. Şirket sunumunun ardından söz verilen köylülerin hemen hepsi altın madenine karşı olduklarını söylediler. Köy Muhtarı Veli Karka, köylerinin "gariban" bir köy olduğuna dikkat çekerek, madencilikten zarar görmek istemediklerini söyledi. Köylülerden Murat Can'ın, madenin ormanlarla çevrili doğayı katledeceğini belirterek, "Biz bunlara Çanakkale'yi geçirmedik, buraları da geçirmeyeceğiz" sözleri büyük alkış aldı. Eski muhtar Muharrem Ardıç madencilerin verdiği sözleri tutmadıklarını Ovacık'ta gördüklerini söyleyerek, madenin çalışmasına karşı olduğunu belirtti. Köylülerden Turgut Menteş, dinamit patlatmalarının sularını yok edeceği kaygısını dile getirirken, Cennet Şeytan adlı ihtiyar köylü de "Ovacık Altın Madeni'ndeki gibi buralarda da kanserle olacaksa, madene karşıyım" diye konuştu.
Toplantıya katılan Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, İzmir Valiliği'nin düzenlediği toplantıyı tiyatroya benzetti. Toplantıda sadece köylülerin fikrinin sorulduğunu belirten Taşkın, "Oysa Bergen Anlaşması'na göre madenin açılması için köylünün onayı gerekli" dedi. Taşkın, "Başınıza bela geldi. Bunu bilin. Eğer engellenmezse bu köyü terk edip gitmekten başka şansınız yok" dedi.
"Burası Kozak, yollar tuzak"
Aynı gün öğleden sonra Kozak Yukarıbey köyü kahvesinde yapılan toplantıya da köylülerin katılımı yoğun oldu. Toplantı öncesinde çam kozalağını KOZA Halkla İlişkiler Müdürü Hayri Öğüt'e gösteren Sezer Güneri adlı köylü, "Bizim altınımız bu. Bunu yok etmeyin. Gidin buradan" diye tepki gösterdi. Tepkisini toplantı başladıktan sonra da devam ettiren Güneri, "Altın dursun yerinde, ilerde zararsız bir teknoloji gelir çıkarırız. Ama kozalaksız olmuyor. "Burası Kozak, yolları tuzak. Biz yörüküz, yeniden Kozak efelerini meydana çıkarmayın" dedi.
İsmail Samur (Kozak Yukarı bey köyü): Buradaki ağaçların kesileceğini söylüyorsunuz. Siz Çevre İl Müdürüsünüz, nasıl ağaçların kesilmesine izin verirsiniz. Adam kessen daha iyi. KOZA Altın şirketinin verdiği vergiyi bizim müstahsil makbuzları ile her yıl veriyoruz.
Mehmet Oral (Kozak Yukarı bey köyü): Benim burada kendimi asacak bir fidan çam ağacım bile yok. Buranın yeşili, havası için, Ankara'dan İstanbul'dan geliyorlar.
Mustafa Giray (Kozak Yukarıbey köyü): Ben 74 yaşındayım, ömrüm geldi gidiyor. Bizi bu işe bulaştırmayın. Ovacık madeni zaten zarar veriyor. Kozak altınını bozmayın. Veli Mantar (Yerli Tahtacı köyü): Ben Çernobil kazası sırasında Karadeniz de görev yaptım. Emekli olunca sakinliği için buraya geldim. Şimdi kızımın her öksürüğü, kuşkuya yol açıyor. Devlet önce insan mı, ekonomi mi sorusuna cevap versin. 05.12.2006 Özer Akdemir
Koza’nın hesabı tutmaz!
Uluslararası şirketlerin çevre katliamlarına karşı yıllardır Ege köylüsüne öncülük etmiş olan Oktay Konyar, CHP'nin başlattığı ve Yeni Asır gazetesinin sözcülüğünü yaptığı bir saldırı kampanyasıyla karşı karşıya. Şirketlerin çıkarlarını savunanlar, bu kez Ege ile Doğu'yu düşman ederek halk tepkisini bölmeye çalışıyor.
Çevre katili çok uluslu şirketlerin siyanürlü altın arama girişimlerine karşı, Bergama köylülerinin yürüttüğü mücadeleye öncülük etmesiyle tanınan aktivist Oktay Konyar, CHP'nin başlattığı ve Yeni Asır gazetesinin sözcülüğünü yaptığı bir saldırı ile karşı karşıya. Yıllardır Ege köylüsünün haklarını savunan ve eylemlerine öncülük eden, son olarak Manisa'ya bağlı Develi köyü sakinlerinin eylemlerinde gördüğümüz Yurtsever Cephe üyesi Konyar, Kürt sorunu üzerine aylar önce yaptığı açıklamalar ve eylemlerle yargılanmaya çalışılıyor.
Konyar ise, "Halklar birbirinden koparsa, emperyalizmin kucağına oturur" diyor.
Startı CHP verdi
Oktay Konyar'a karşı düzenlenen kampanyanın ilk ayağı, Konyar'ın yalnızca kağıt üstünde üyeliğinin bulunduğu CHP'den geldi.
Oktay Konyar'la ilgili basında çıkmış haberleri derleyerek geçtiğimiz Eylül ayında CHP İzmir İl Başkanlığı'na ileten CHP Bergama İlçe Başkanı İdris Yavuzyılmaz, Konyar'ın ihracını istedi. İhraç istemi için hazırladığı dilekçede "Üyemiz Oktay Konyar, parti tüzüğünün 70'inci maddesinin d bendine göre, parti suçu işlemiştir. Cezalandırılmasını talep ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Bunun üzerine toplanan CHP İl Yönetim Kurulu ise, Konyar'ı "kesin ihraç" istemiyle Disiplin Kurulu'na sevk etti. CHP Disiplin Kurulu kararı henüz açıklanmazken, kararın "ihraç" yönünde olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Oktay Konyar'ın ciddi bir parti suçu işlediğini söyleyen CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan, Konyar'ın "parti ilkelerinin dışına çıktığını" söyledi. Ancak gerek CHP yöneticilerinin, gerekse de yöre halkının bildiği gibi, Konyar'ın CHP üyeliği uzun süredir yalnızca kağıt üstünde sürüyor. Bu durum, Konyar'a karşı başlatılan saldırının bir kampanya niteliği taşıdığı iddialarını haklı çıkarıyor. Ovacık Altın Madeni; Bir doğa felaketi
Ciner'in Yeni Asır'ından kampanya
Ege Bölgesi'nin en çok satan gazeteleri arasında yer alan ve Sabah gazetesi ile birlikte medya patronu Dinç Bilgin'den Turgay Ciner'e geçen Yeni Asır, 9 Aralık günü olayı manşetten "Asteriks, CHP'den atılıyor" şeklinde verdi. Konyar'ın kamuoyu tarafından Asteriks lakabıyla bilinmesine göndermede bulunan gazete, Konyar'ın açıklamalarını açıkça çarpıtarak yayınladı. Gazete, manşetten verdiği haberde Konyar'ın "Kongra-Gel'in açıklamalarını benimsiyorum", "Kürt halkına karşı kıyım var", vb. açıklamalarda bulunduğunu iddia etti.
Gazetenin bu sayısının 5.000 nüshası, Koza Madencilik adlı şirketin de destek verdiği bir kampanya ile, yöre halkına dağıtıldı. Fethullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen ve Türkiye'nin tek yerli altın madeni şirketi olan Koza Madencilik'in bu faaliyeti, şirketin "bölgede altın arama faaliyetlerine yönelik tepkiyi kırmaya çalıştığı" iddialarını doğruluyor.
Gazetenin 10 Aralık gününden çıkan sayısı ise, birgün önce yapılan dağıtım sırasında halkın verdiği sözde tepkilere dayandırıldı. Haber, "Asteriks köyümüze giremez" başlığı ile verildi. Gazetelerde yer alan ve halkla yapıldığı iddia edilen röportajlarda, "O yıllarca bize kendini 'çevreciyim' diye tanıttı. Ancak, altında başka şeyler yatıyormuş" teması hakimdi.
Konyar'dan açıklama
Oktay Konyar ise, "Emperyalizmin halkın yumuşak karnını vurduğunu ve böylece halk tepkisini bölmeye çalıştığını söyledi". Kendisi hakkında daha önce de sayısız iddianın ortaya atıldığını söyleyen Konyar, "Emperyalizmin bu ülkeyi terk etmesini istiyoruz" açıklamasında bulundu.
Oktay Konyar: "Emperyalizm alçaktır, şerefsizdir" CHP'nin başlattığı, Yeni Asır gazetesi ve Koza Madencilik tarafından desteklenen kampanyanın hedefi olan Oktay Konyar, Kürt sorunu üzerine düşünceleri üzerinden koparılan fırtınanın, Ege'de yürütülen mücadele ile yakından ilgili olduğunu düşünüyor.
Hakkınızda yazılanlar nedir? Bir de sizden dinleyelim Oktay Konyar: Benim hakkımda yıllardır çok şeyler yazılıp çiziliyor. Ancak bu dönem farklı bir politika izleniyor. Onlara göre ben bu bölgede bu toplumun bir önderiyim. Yurttaşları sürece katan, topraklarını ve geleceklerini korumak konusunda örgütleyen, itiraz eden bir insan konumundayım. Bizim gibi gelişmemiş ülkelerde yurttaşlar sürece pek katılmıyorlar. Hukuksuz bir sürü işlemler devam ediyor, yargı kararları uygulanmıyor ve tepkisiz bir toplumdan da çok çabuk geçiyor. Yani, yurttaşlık bilincinin gelişmemesi bu şirketlerin, bu hukuksuzların işine geliyor. Oktay Konyar, Bergama’da köylülerle beraber belki son yılların en farklı işlerini yaptı. Sivil itaatsizlik dediğimiz, kendi gelecekleriyle ilgili kararlara katılan, söz sahibi olmak isteyen ve şiddetsiz saldırısız bunu başarmaya çalışan bir halk oluşturduk. Bir üniversite yarattık, bu üniversite sokak üniversitesi oldu.
Hukuksuzlar, bu ülkeyi talan etmeye çalışanlar, emperyalizm ve onun işbirlikçisi uşaklar yasalardan korkmazlar. Hükümetler onları hiç ilgilendirmiyor çünkü her hükümetle politikaları devam ediyor, onları korkutan acıtan halktır.
Kitlesel anlamda sokağa dökülen hak arayan halk onlara çok şeyleri yaptırıyor; Bergama’da olduğu gibi. Şimdi, Bergamalılar destan yazdılar. 15 sene yalınayak, çıplak, kendilerine özgü kıyafet ve yaşam tarzlarıyla ahlaklı protestolar yaptılar. Onların önderi ben oldum, ben onların arasında bir çakıl taşıyım, ağabeyleriyim. Biz birbirimizden çok şey öğrendik, birbirimize son derece saygı duyuyoruz. Ben onlardan daha ahlaklı olmayı, daha saygılı olmayı, daha doğru işler yapmayı öğrendim. Onlar da benden suç işlememeyi öğrendiler, şiddetten korunmayı öğrendiler, hukuk öğrendiler, bilim öğrendiler, kendimize yetecek kadar itiraz etmeyi öğrendiler. Tabii ki şirketler, altıncılar, rantçılar, nükleer santralciler, termik santralciler, milli parkları doğayı yok edenler, insanlık onurunu hiçe sayarak ahlaksızca davrananlar, bize ait olanı bizden istedikleri şekilde almayı düşünen ve alanlar, emperyalizm bizden hoşlanır mı? Biz onların tekerine çomak batırmıyor muyuz? Hangilerinden hoşlandılar? Onca genç doktor, bilim adamı, öğretim üyesi olacak gençler, belki küresel sermaye içerisinde yükselecek olan gençlerimiz, gelir dağılımının bizi tercih ettiler, halkı tercih ettiler. Bizim için öldüler, asıldılar, cezaevlerinde çürüdüler, onlar bir şey söylemediler, ama bir şeyi yürüyerek gösterdiler: Emperyalizm alçaktır, şerefsizdir, hiçbir koşulda insanlık onuru tanımaz, yok eder.
Ve onlar kayboldu gitti anılarıyla yaşıyoruz ve bugün sıra bize geldi, korkak kaypak bir toplum olduk. Bize dokunmayan yılan bin sene yaşasın, itiraz etmeyen hatta zaman zaman itiraz eden olursa da, "Sen devletine, milletine, bayrağına, toprağına karşı mısın, niye bağırıyorsun" diyen aydınlar da demokratlar da var.Böyle bir kaygan toplumda birileri itiraz etme sürecini hızlandırdığı zaman kafalar oraya çevriliyor.Tepkisiz toplumda da itiraz az geliyor, o zaman bakıyorsunuz yoksul bir halk yalınayak bir mücadele veriyor. İşte bu mücadele sermayenin korkulu rüyası oldu. 12.12.2006 -Sol Günlük Gazete

Hiç yorum yok: